58. DERS HEYKEL, RESİM VE FOTOĞRAFLA İLGİLİ HÜKÜMLER.. 2

Ayetlerin Lafzı Tahlili 2

Ayetlerin İcmali Manaları: 2

Bu Ayetferin, Önceki Ayetlerle Münasebeti 2

Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler 3

Ayetlerdeki Şer'ı Hükümler 4

Birinci Hüküm: Süleyman Aleyhlssetamın Şeriatında Heykel Yapmak Mubah Mıydt?. 4

İkinci Hüküm: İslâm Şeriatında Heykel Ve Suretlerin Hükmü Nedir?. 4

Resim Ve Heykelin Haramlık İlleti 5

Suretlerin Çeşitleri 6

Resim Ve Heykellerden Hangileri Haramdır?. 6

Mubah Olan Resim Ve Heykeller 7

Alimlerin Resim Hakkındaki Görüşleri 7

Fotoğrafın  Hükmü  Nedir?. 8

Suretlerin Haramlığı Hakkında Varid Olan Şüpheler 8

Âyetlerden Alınacak Dersler 10

Âyetlerdeki Teşri'î Hikmetler 10


58. DERS HEYKEL, RESİM VE FOTOĞRAFLA İLGİLİ HÜKÜMLER

 

10  — Andolsım ki biz Davuda bizden bir İmtiyaz verdik. «Ey dağlar, onunla birlikte teşbih edin» (dedik), kuşlara da (bunu emrettik). Ona de­miri de (mum gibi) yumuşattık.

11  — «(Bütün bedeni örtecek) uzun zırhlar yap, (onları)   dokumada İntizamı gözet» diye (buyurduk). «(Ey Davud hanedanı) îyi amel (ve hare-ketferjde bulunun. Çünkü hakikat ben, ne yaparsanız tastamam görenim.»

12  — Süleymana da rüzgarı (musohhor kıldık) ki sabahı bir ay(lık yol), akşamı bir oy(lık yol)du. Erimiş bakır madenini ona sel gibi akıttık, ö-nünde, Robbinln izniyle iş gören bazı cinler de vardı. İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıp saparsa ona çılgın azobtan tattınrdık.

13  — O kol'alardan, heykellerden, büyük havuzlar gibi çanaklardan, sabit sabit kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlardı. Ey Davud hane­danı, siz (Allaha) şükür İçin çalışın. Kullarımdan (hakkıyla) şükreden ar­dır.

14  — Sonra biz ona ölüm hükmünü infaz edince (dayandığı) asasını yemekte olan ağaç kurdundan başka blrşey bunun ölümünü onlara gös­termedi. Bu suretle yere kapanıp yıkıldığı zaman besbelli oldu ki eğer cinler gaybı bilmiş olsalardı öyle horlayıcı bir ozab İçinde kalıp durmazlar­dı.

 

Ayetlerin Lafzı Tahlili

 

(Fadlen): PadI, büyük bir İmtiyaz demektir. Bundan maksat peygamberlik ve Zebur'dur.

(Evvibîmeahü): Onunla teşbih ©din.

(Sabigâtin): Sabig, çok geniş, herhangi birşeyl Örtükten sonra artan anlamına gelfr. Buradaki anlamı geniş zırhtır.

(Ve kaddir flsserdi):  Serd, zırhı dokumak, kaddlr, takdir etmek.

(Ayn el kıtr): Kıtr'dan maksat bakırdır. Yani bakın su gibi eritmek demektir.

(Yezig): Dönmek demektir.

(Mehâribe): Büyük köşkler, yüksek kaleler.

(Ve temasîle):  Temasil, timsal'in çoğuludur. Timsal, suret, yani bir canlının taş. bakır, alçı vb.den aynısının yapılması. Heykel, kabartma.

(Ve cffanin): Clfan, cifn'in çoğuludur. Büyük çanaklar demektir.

(Kelcevabl): Cevob, cabiye'nin çoğuludur. Cabiye, büyük havuz demektir.

(Râslyât): Sabit şeyler.            

(Dâbbetül ard): Ağaç kurdu.

(Minsatehu): Burada asa demektir. (Harre): Yere yüzüstü düşmek.

 

Ayetlerin İcmali Manaları:

 

Allahu taala kulu ve elçisi olan Davud aleyhisseiama vermiş olduğu büyük imtiyaz ve mevkiiden haber vermektedir. Allahu toalo ona peygam­berlikle birlikte hükümdarlık, sayı ve teçhizat bakımından büyük ordular vermiştir. Ona öyle kuvvetli bir ses vermişti ki, o teşbih ettiği zoman büyük dağlar da onunla birlikte teşbih ederlerdi. Zebur'u okuduğu zaman da uçan kuşlar durur, onunla teşbih ederlerdi. Allahu toafa ona demiri öyle yumuşatmış 11 ki, onu sanki bir hamurmuş gibi istediği şekle sokar ve bü­yük zırhlar örerdi. Savaşlarda kendilerini bu zırhlarla korurlardı. Nitekim Allahu taala, «Bte ono sizin İçin, sizin muharebenizin şiddetinden korunmak için giyecek (zırh) sanatını öğrettik. Şimdi siz (bundan dolayı) şükredenler misiniz?» (Enbiya: 80) buyurmuştur.

Allahu taala, Davud aleyhisseiama nasıl eşsiz nimetler vermişse o-nun oğlu Süleyman aleyhisseiama da rüzgarı ve cinleri musahhar kıldı, kuşların dilini öğretti, ona bakın öyle sıvılaştırdı -ki, bokır Allah (cc)'ın kudretiyle sel gibi akıyordu. Rüzgar vasıtasıyla gfdiş dönüşü iki ay süren şehirlere bir günde gidip geliyordu. Ona cinleri öyle ram etmişti ki, onun emir ve iradesiyle insanların yapamayacağı yüksek saraylar, acalb hey­keller ve havuz büyüklüğünde sabit çanaklar yapıyorlardı. Allahu taala bu nimetler karşısında ona kendisine şükretmesini emretmiştir.

Allahu taala Süleyman aleyhisselamın Ölüm keyfiyetinden haber ve­rerek cinlerin gaibten haberdar olmadıklarını bildirmektedir. Çünkü cinler kör edilerek onun ölümünü görmeleri engellendi. Cinler de çalıştıkları çe­tin İşe devam ettiler. Süleyman aleyhlsseiam, asasına dayalı olarak bir sene ayakta kaldt. Bir ağaç kurdu dayandığı asayı içten kemirerek oyduğu, asa kırılıp yere düştüğü zaman cinler onun öldüğünü anladılar. Şayet cin­ler gaybı buseydiler Süleyman aleyhfâselamın koşmuş olduğu çetin İşler­de bir sene çalışmazlardı.

 

Bu Ayetferin, Önceki Ayetlerle Münasebeti

 

Davud aleyhisselam ile oğlu Süleyman aleyhisselamın kıssaları İle ön­ceki âyetler arasındaki bağlantı şudur: Kafirler ölümden sonra dirilmeyi, hesap vermeyi muhal görüyorlardı. Allahu taala İnkârı mümkün olmayan, adet dışı harikaların vukuunu haber vererek bunun mümkün olduğunu gös­termektedir. Bu harikalar, dağların ve kuşların Davud aleyhisselam He be­raber teşbih etmesi, çok sert bir maden olan demirin hamur gibi yumuşa­tılması, Süleyman aleyhisselama rüzgarın ram edilerek bir binek haline getirilmesi, bakırın su gibi akıtılması, beşerin gücünü aşan şeylerin cin­lere yaptırılmasıdır. Sayılan şeylerin hepsi Allah (cc)'ın kudretinin eser­leridir. O zaman hiç şüphe yoktur ıkf, Aİlah (cc) herşeye kadirdir. Hiçbir beşerin yapamayacağı bu harikaların adıgeçen peygamberler Vasıtasıy­la gözler Önüne serilmesi, Allah (cc)'ın kudretinin sonsuzluğunu göster­mektedir. Bu sonsuz kudretin sahibi el betteki ölümden sonra insanları di­riltmeye, hesaba çekmeye de kadirdir.

 

Ayetlerin Tefsirindeki İncelikler

 

Birinci incelik: Allahu taala, peygamberi Davud aleyh Issela ma diğer peygamberlerine vermediği bazı hususiyetler vermiştir. Mesela; dağlan ve kuşları ona musahhar kılarak onunla beraber teşbih ettirmiştir Demiri hamur gibi yumuşatmış, ona nübüvvet ve hükümdarlığı îjjrttkte vermiştir. Ondan sonra da oğlu olan Süleyman aleyhisselama ylrie peygamberlik ve hükümdarlık vermiştir. İşte bunlar Allahu taalanın al-i Davud'a verdiği im­tiyazlardır*.

İbni Abbas (ra)'tan şöyle nakledilir: «Davud aleyhisselam teşbih edin­ce kuşlar da onunla birlikte teşbih ediyorlardı. O Zebur'u okuyunca da bütün canlılar onun okuyuşunu dinliyordu. O ağlayınca da bütün canlılar onunla birlikte ağlıyorlardı.»

Vehb bin Münebbih de şöyle den «Davud aleyhisselam, dağlara, «teş­bih edin», kuşlara da «bana icabet edin» derdi. Sonra da o güzel ve kuv­vetli sesiyle Zebur'u okumaya başlardı. Halk, bundan daha güzel bir man­zara görmemiş ve işitmemlşti.i

İkinci incelik: Âyetteki «fadlen» kelimesinin neklre olarak zikredil­mesi, onun diğer peygamberler arasında sayılan hususiyetlerle İmtiyazlı kılındığını göstermektedir. Âyetteki «minna» (bizden) ifadesi de bu imti­yazların peygamberi Davud aleyhisselamı şereflendirmek için bizzat Allah (cc) tarafından verildiğini göstermektedir. Nitekim Allahu taala, ismi sa­rih olarak zikredilmeyen salîh bir kulu hakkında da «Derken kullarımızdan (öyle) Ur kut buldular ki biz ona tarafımızdan bir rahmet vermiş, kendfsi-n« nezdlmizdert (has) bir İlim öğretmiştik.» (Kehf: 65) buyurmuştur.

Üçüncü İncelik: Kur'an-ı kerimde Süleyman aleyhisselamın ismi on-altı yerde zikredilmiştir. Bu kadar çok zikredilmesi onun 'kıssasını tamam­lamak için değil, Allah (cc)'ın ona vermiş olduğu nimetleri saymak İçin­dir. Bu nimetler içinde zeka ve hüküm verme hususundaki basiret de var­dır. Bunu Allahu taala, «Dovud ve Süleymanı do (hatırla). Hani onlar ekin (yahut bağ meselesi) hakkında hüküm veriyorlardı. Hani kavmin davan fgecsleytn çobansiz olarak ekinin yahut bağın) İçinde yayılmış (zarar yap-mis)tı. Onlann (verdikleri) hükmün biz şahidlerl İdik. Bb onu(n fetvatınt) hemen Süleymana anlatmıştık. (Zaten) biz, her birine hüküm [1] ire İlim vermiştik.» (Enbiya: 78-79) âyetlerinde İfade buyurmaktadır. Bu nimetler­den biri de, Allahu taalanın Süleyman aleyhisselama kuş dilini öğretme-sidir. Bu husus da «Süleyman Davud'a mirasçı oldu. Dedi kh «Ey insanlar, bize kuşların dil) öğretildi. Size herseyden (bshre) verildi. Şüphftsiî ki bu, apaçık bir üstünlüğün ta kendisidir.» (Nemi: 16) âyetinde beyan buyurulmuştur. Süleyman aleyhisselama verilen nimetlerden biri de mevzumuz âyetin mealinde verildiği gibi rüzgarın ona musahhar kılınarak İki aylık yola bir günde askeriyle birlikte gidip gelmesidir. Bir başka nimet de, o-nun zamanında bakırın erimiş su halinde akmastdır.

Demirin Davud aleyhisselama yumuşatılması, bakırın Süleyman aleyhissetama su gibi akıtılması ve bu hadiselerin Kur'an-ı kerimde geçişi en sert madenlerin bile eritebileceğine işaret eder. Süleyman aleyhissefama verilen bir başka nimet de fâhu taalomn cinleri ona musahhar kılarak onlara beşerin yapamayacağı işleri yaptırmasıdır. Bu husus mevzumuz âyetten başka, «Şeytanları (onlardan) her bina ustasını, her dalgıcı, (yine onlardan) bukağılarla bağlanmış olan diğerlerini de (emrine ram ettik).» (Sad: 37-38) âyetlerinde de ifade edilmiştir. Allahu taala ona verdiği nimeti ve mevkiyi ondan sonra kimseye vermemiştir. Bu yü2den Süleyman aley-hisselam «Dedi ki: «Ey Rabblm bent yarlığa. Bana öyle bir mülk (ve sal­tanat) ver ki o, benden başka hiçbir kimseye layık olmasın.» duasında bu­lunmuştur. işte yukarıda sayılanların hepsi, Allahu taalanın al-l Davuda hasseten vermiş olduğu İmtiyazlardır.

Dördüncü İncelik: Allame Ebussuud, «Ey dağlar, onunla birlikte tes-blh edin (dedik), kuşlara do (bunu emrettik).» âyetinin tefsirinde şöyle der: «Allahu taala dağlan ve kuşları akıllı, Allah (cc)'ın emrine muti ve hükmü­nü kabul eden muhatablar yerine koymuştur. Bu, canlı ve cansız bütün varlıkların Atlah (cc)'t zikrettiğini, Allah (cc)'ın emir ve iradelerini aynen yerine getirdiğini göstermektedir.» [2]

Beşinci incelik: «Önünde Rabbİntn İzniyle iş gören bazı cinler d» vardı.» âyetindedir. Cinlerle karışmakta insanlar için zararlar gardır. Zira Altahu taala, «Ve de ki: «Rabblm şeytanların dürtüştürmelerinden (ves­veselerinden) sana sığınırım. Rabbim onların huzurumda bulunmalarından

sona sığınırım.» (Mümİnun: 97-98) buyurmuştur. Bu âyet açıkça gösteri­yor kf, cinlerle birarada bulunmakta insanlar İçin zarar vardır. Öyleyse nasıl olurda bunlar Süleyman aleyhisselama musahhar kılınabillr, denile­bilir. Bu karışma ve musahhar kılınma Allah (cc)'ın emri ve izni iledir. Âyetteki «Rabbinln İzniyle» ifadesi bunu bildirmektedir. Böyle olunca on­lardan bir kötülük gelmez. Ayrıca onlarla biraraya gelmekte Süleyman aleyhisselam için maslahat vardır. Âyetteki «Rab» kelimesi cinlerin Allah (cc) tarafından terbiye edildiğini bildirmektedir. Süleyman aleyhisselam ve kavmi de Allah (cc) tarafından korunmaktadır. Bu yüzden cinlerin Hz. Süleyman'a ve kavmine bir zarar vermesi mümkün değildir.

Altıncı İncelik: «İçlerinden kim bizim emrimizden ayrılıp saparsa ona çılgın azabtan tattinrdik.it âyetinde Süleyman aleyhisselama musahhar kılınan cinlerin müslüman olmadıklarına işaret edilmektedir. Onlar kafir olan cinlerdendir. Zira Süleyman aleyhisselam müminlere ne bir azab ve­rir, ne de azab tattırırdt. Çünkü her resul kendisine uyanlar için son derece şefkatli ve merhametlidir. Bu âyette de işaret edildiği gibi, «öyle norlayıcı bîr azab içinde katıp durmazlardı.» âyeti de bu manaya delalet etmektedir. Müminler peygamberlerin 'kendi zamanlarında horlayıcı bir azab içinde olmazlar. [3]

Yedinci incelik: «Kullarımdan (hakkıyla) şükreden azdır.» âyetinde­dir. Kamil bir şükür kalb, dil ve diğer azalarla yapılır. Bu da mümkün de­ğildir. Çünkü şükre muvaffak olmak yine Allah (cc)'ın bir nimetidir. Bu da '.aşka bir şükrü gerektirir. Bu, böyle sonsuza kadar sürüp gider. Bunun İçindir ki Allah (cc)'a hakkıyla şükreden kimse, Allah (cc)'a hakkıyla şük-redemeyeceğini bilen kimsedir. Allah (cc)'ın nimetlerine karşı layık olan şükrü yerine getirmek mümkün değildir. Buna hiçkimse güc yetlremez. Bu­nunla birlikte nimetlere karşı gücü yettiğince şükredenler de azdır. Bu­na karşılık Allah {cc)'ın nimetlerine karşı küfran-t nimet olanlar sayılama­yacak kadar çoktur.

 

Ayetlerdeki Şer'ı Hükümler

 

Birinci Hüküm: Süleyman Aleyhlssetamın Şeriatında Heykel Yapmak Mubah Mıydt?

 

«O karalardan, heykellerden, büyük havuzlar gibi çanaklardan, soblt sabit kazanlardan ne dilerse kendisine yaparlardı.» âyetinin zahiri, Süley­man aleyhisselamın şeriatında helkelln mubah olduğuna ve heykel yap­manın helal olduğuna delalet eder. Allahu taalanın Kur'anda saydığı Sü­leyman aleyhisselama verilen imtiyazlar —ki cinleri ona musahhar kıl­ması, cinlerin ona karalardan, heykellerden, büyük çanaklardan, sabit ka­zanlardan ne dilerse yapması— heykellerin yapılmasına sarahaten dela­let eder, bunların yapılması hususunda Allahu taalanm İzni olduğunu gös­terir. Bu âyeti kerimenin ihtiva ettiği hükümler hususunda alimlerin görüş­lerini aşağıya alıyoruz:

1- Kur'an-t Kerimin İşaret ettiği heykeller Süleyman aleyhisselamm şeriatında mubah İse de bu hüküm İsf6m şeriatmda neshedilmiştir. Bilinen bir hakikattir ki bizden evvelki şeriatların şeriatımız tarafından neshedil-meyen hükümleri bizim için de geçerlidir. Fakat heykellerin yapılması hu­susunda neshedicl ve haram kılıcı âyetler mevcuttur.

2- Süleyman aleyhisselom zamanındaki heykeller hayvan, kuş ve insan gibi canlıların* heykelleri değildir. Tabiat manzaralarının, bir orma­nın, bir ağacın kabartma siydi. Şöyle olunca da Süleyman ateyhlsselamm şeriatı bizim şeriatımıza muvafrk olmaktadır. Allah İzin verirse bu hususu İleride açıklayacağız.

 

İkinci Hüküm: İslâm Şeriatında Heykel Ve Suretlerin Hükmü Nedir?

 

Kur'an-ı kerim, heykel ve suretleri ölüm işareti sayarak onlara ibadet edenleri, «O zaman o, babasına ve kavmine: «Sizin tapmakta olduğunuz bu heykeller nedir?» demişti. Onlar: «Bfa atalarımızı bunların tapıcılan ö-tarak bulduk.» dediler. (İbrahim) dedi: «Andolsun siz de atalarınız da apa­çık bir sapıklık temdesiniz.» (Enbiya: 52-54) âyetlerlyle takbih etmiştir. On­ları tanrı edinenleri tenflr etm&k için de, «(İbrahim) dedi ki: Kendi (elinizle) yontmakta olduğunuz şeylere mi tapıyorsunuz? Halbuki sizi de (elinizle) yapageldiğiniz şeyleri de Allah yaratmıştır.» (Saffat: 95-96) buyurmuştur.

İbrahim aleyhisselamm putları kırdığı, devirdiği herkesçe bilinen bir gerçektir. Resufullah (sav) da Mekke'nin fethinde Kabe'nin içindeki, çev­resindeki ve Safa ile Merve tepeleri üzerindeki putları, heykelleri bizzat devirip kırmıştır. Bu da bilinen tarihî bir gerçektir. İslâm tevhid dinidir ve şirkin düşmanıdır. İslâmda şirkten daha büyük günah da yoktur. Bunun için en şiddetli hamleleri putperestliğe yapmıştır. Heykelciliği de putpe­restliğe yolaçtığı İçin yasaklanmıştır. Sünnet de resim ve heykel yapmayı yasak etmiştir. Buna göre İslâm kesin surette heykel ve resmi yasakla­mış bulunmaktadır. Resim ve heykelin haram olduğuna dair tevatür de­recesine ulaşacak kadar çok hadis vardır. Aşağıya tou hadislerden ba­zılarını alıyoruz:

1- Buharı ve Müslim Hz. Ayşe'den, o da Resulullah (sav).tan şöyle rivayet etmişlerdir: «Kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacaklar dün­yada Allanın yarattıklarına benzer şeyler yapanlardır.»

2- Buharı, Müslim ve diğer sünen kitaplarında Resulullah (sav)'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: «Kıyamet günü bu suretleri yapanlara azab edilecek ve yarattıklarınıza can veriniz denecektir.»   

3- Buharı, Müslim ve Ahmed bin Hanbe! (ra) Ebu Hüreyre'den Re-rusullah (sav)'ın şöyle dediğini rivayet ederler: «Allahu taafa şöyle buyur­du: Yarattıklarım gibi yaratmaya kalkışanlardan daha zalim kim vardır? Eğer onlar yaratıcı İseler bir zerre, bir dane (veya bir arpa tanesi) yarat­sınlar.»

4- Buharı, Müslim ve Nesaî İbni Abbas (ra)'tan şöyle rivayet ederler: «Birisi ibni Abbas (ro)"a, «Ben şu suretleri yapıyorum. Bana bu hususta fetva ver.» dedi, İbni Abbas (ra) 'adama, «Yanıma gel.» dedi. Adam yanına gelince elini başının üzerine koyarak, «Ben sana Resulullah (sav)'tan duy­duğumu haber vereceğim. Resulullah (sav)  «Her suret yapan ateştedir. Yaptığı her suret ve heykelin karşılığında kıyamet günü Allahu taala ona bir suret ekleyerek cehenneme atar.» buyurdu.» İbni Abbas (ra) adama. «Eğer mutlaka suret yapacaksan ağaçların ve canlı olmayan şeylerin su­retini yap.» demiştir.»

Diğer bir rivayete göre ise İbni Abbas (ra), «Resulullah (sav)'tan, «Her kim bir suret yaparsa Allahu taala kıyamet günü onun yapmış olduğu su­ret ve heykeli karşısına getirecek ve o ona can verene kadar azab ve­recektir. Onun ona can vermesi de ebediyyen mümkün değildir.» dediğini duydum. Eğer sen file suret yapacoksan ağaçların ve canlı olmayan şey­lerin suretini yap.» demiştir.

5- Buharı ve Müslim ve diğer sünen kitapları Hz. Ayşe'den   şöyle rivayet etmişlerdir: «Üzerine suret yapılmış küçük bir yastık almıştım. Re­sulullah (sav) o yastığı görünce içeri girmeyerek kapıda durdu. Resulul­lah (sav)'m yüzünden ikrah edici birşeyle karşılaştığını anladım. «Benim günahım nedir, tövbe edeyim.» dedim. «Şu yastığın hali  nedir?»    dedi. «Üzerinde oturmanız ve yatarken başını koymanız İçjn satın aldım.» dedim. •Şu suretlerin sahipleri kıyamet günü en şiddetli azabla azablanacaklar-dır. Onlara o azab içindeyken yaptıklarınıza can verin denilecektir. İçinde suret ve heykel bulunan eve melekler girmez,» buyurdu.»

6- Müslim, Ebu Heyyac et-Esedi'den şöyle rivayet etmiştir:   «Hz. Ali bana, «Ben seni Resulullah (sav)'ın beni gönderdiği gibi gönderiyorum. N<»rde bir suret görürsen yok et. Nerde tapınak haline gelmiş bir kabir görürsen onu da düzelt.» dedi.»

7- Kütüb-i sitte Hz. Ayşe'den şöyle rivayet eder: «Resulullah (sav) bir savaşa gittiğinde bir döşek yüzü alarafc kapıma astım. Döşek yüzünde suret vardı. Resulullah (sav) savaştan dönünce döşek yüzünü gördü. Yü­zünde ikrah belirtileri görüldü. Kapıdaki perdeyi alarak yere attı ve «Allahu taala bize taşı ve toprağı örtmemizi emretmemiştlr.i buyurdu. O ör* tüyü parçalayıp İçine hurma lifi doldurarak (ki yastık yaptım. Resulullah (sav) buna ses çıkarmadı.»

8- Buharı, Müslim ve Mesaî Hz. Ayşe'den şöyle rivayet etmişlerdir: «Resulullah (sav)'tn hastalığında zevcelerinden bazıları Marlyete isminde bir kiliseden söz ettiler. Zevcelerinden Ümmü Seleme (r.anha) ve Ümmö Habibe (r.anha) hicret dolayısıyla Bobeşlstan'a gitmişler ve kiliseyi orada görmüşlerdi. Kilisenin güzelliğini, İçindeki suretleri anlattılar. Bunun üze­rine Resulullah (sav) başını kaldırarak «Onlardan salih bir kişi öldüğü zaman onun yanıbaşında bir tapmak yaparlar ve İçine de ölen kişinin su­ret ve heykellerini koyarlar. Kıyamet günü onlar Allah (cc)'ın yarattıkları­nın en şerlisldirler.» buyurdu.»

Naklettiğfmiz hadisler ve emsali suretin kat'î olarak haram olduğuna delalet eder. İslâmı okuyan herkes Resululloh (sav)'ın suret ve heykel yapmayı, satmayı ve saklamayı haram kıldığını ilmel yokln olarak bilir. Resulullah (sav), her gördüğü yerde onları yok ederdi. Suret yapanlar hakkında da şedid vaidlerl vardır.

Mezhep imamları resim ve heykelin horamlığı hususunda ittifak et­mişlerdir. Bu hususte kimse de onlara muhalefet etmemiştir. Ancak ule­madan bazıları suretlerden bazılarını istisna kabul etmişlerdir. Bunların görüşlerini ileride açıklayacağız.

Şimdi resim ve heykelin haramlrk illetini açıklamaya çalışalım. Daha sonra da alimlerin fotoğraf hakkındaki görüşlerini nakledeceğiz.

 

Resim Ve Heykelin Haramlık İlleti

 

Gecen hadis naslarındon anlaşıldığına göre resim ve heykelin haram olmasındaki İllet, Allah (cc)'ın yarattığı canlı varlıklara benzetmektir.

1- «Kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacaklar dünyada Allah ^cc)'ın yarattıklarına benzer şeyler yapanlardır.»

2- «Kıyamet günü bu suretleri yapanlara azob edilecek ve yarat­tıklarınıza can veriniz denilecektir.»

3- «Allahu taala şöyle buyurdu: Yarattıklarım gibi yaratmaya kal­kışanlardan daha zalim kim vardır? Eğer onlar yaratıcı İseler bir zerre, bir dane (veya bîr arpa danesl) yaratsınlar.»■w\6y. ü^.mhöo tmdi

Bu hadislere göre resim ve heykelin horam kilınmosındaki İllet Allah (cc)'ın yarattıklarına benzetmektir. Resim ve heykelin haram kılınmasında-kl hikmet İse insanları putperestlikten uzaklaştırmak, Itlkadt şirkten ve putatapıcılıktan korumaktır. Zira bütün putperest milletlere putperestlik resim ve heykel yoluyla girmiştir. Buna Ümmü Seleme (r.anha) ve Ümmö Habibe (r.anha) hadisi -delalet eder ki o hadiste Resulullah (sav), «Kıya­met günü onlar Allah (cc)'ın yarattıklarının en şerlisldirler.» buyurmuştur.

Nuh 'kavminin ibadet ettiği Ved, Suvâ, Yeğûs, Ye'uk ve Nesr İsmindeki putlar —bunlar Kur'ando zikredilmektedir— Nuh kavminden salih kişile­rin İsimleriydi, öldükleri zaman kavimleri onları ve yaptıklarım hatırlamak ,tçin birer heykellerini diktiler. Aradan zaman geçince de onlara tapınmaya başladılar.

So'lebl, «Sakın taptıklarınızı bırakmayın. Hele t Ved» den, ıSuvâ»dan, fYeğû8»tan ve «Nesndsn zinhar vazgeçmeyin» dediler.» (Nuh: 23) âyeti­nin tefsirinde Ibnl Abbas (ra)'tan şöyle nakleder: «Bunlar Nuh kavminin solih kişilerinin isimleriydi, öldükten sonra şeytan onların kavmine, dünya­da İken onların oturdukları yerlere birer heykellerinin yapılmasını ve o hey­kellere isimlerinin verilmesini tavsiye ederek, «Siz onların yaptıklarını bu heykeller vasıtasıyla hatırlayarak yaparsınız.» dedi. Onları yapan insanlar hayatta İken kimse onlara ibadet etmedi. Fakat onları yapanlar öldüğü ve ilim ortadan kalktığı zaman onlara ibadet edilmeye başlandı.» [4]

İbnü'l-Arabi de şöyle der: «Bizim şeriatımızda heykelin yasaklanma­sına —Allah (cc) doğrusunu bilir ama— Arapların puta ve taşa tapma­ları sebeb olmuştur. Cürvkü onlar putlar yapar ve onlara taparlardı. Al­lahu taala da heykel yapmayı yasaklayarak putperestlik kapısını tamamen kapattı.»

İbnü'l-Arabî sözlerine şöyle devam eder: «Ben İskenderiye civarında müşahede ettim. Birisi öldüğü zaman ağaçtan güzel bir heykelini yapıp evine koyuyorlar. Eğer ölen erkekse, en güzel erkek elbiseleri, kadın ise en güzel kadın elbiseleri giydiriyorlar. Kapısını da kapatıyorlar. Daha sonra üzücü bir hadise İle karşılaştıkları veya (kinci bir cenazeleri olduğu zaman heykelin bulunduğu evin kapısını açıp yanına oturarak ağlamaya ve onun adını onmaya başlıyorlar. Ağlaya ağlaya kederlerinden kurtulup ferahlanıncoya kadar bunu sürdürüyorlar. Sonra odadan çıkarak kapısını yeniden kapatıyorlar. Aradan zaman geçtikçe diğer putlar gibi ona da tap­maya başlıyorlar.» [5]                                                                             

 

Suretlerin Çeşitleri          

 

1- Gölgeli suret. Alçı, bakır, taş, ağaç vb. den yapılan heykeller.  

2- Gölgesiz suret. Duvar üzerine yapılan kabartma, kağıt, halr, ki­lim veya benzeri bir eşya üzerine çizilen resimler. Buna göre gölgeli surete ' heykeı, gölgesiz surete resim denilmektedir.                                                             

Llsan'ül Arap suret ile timsalin aynı olduğunu yazmaktadır; [6]         

Kurtubîde şöyle der. «Âyetteki «temaslı» (heykeller) kelimesi «timsali^ kelimesinin çoğuludur. Timsal, cam, alçı, taş vb.den bir canlı veya can-' sızın benzerinin yapılmışıdır.» [7]                                                                                 

 

Resim Ve Heykellerden Hangileri Haramdır?

 

Resim ve heykellerin haram olan şekillerini aşağıya alıyoruz:              

1- Ağaç, bakır, alçı ve benzeri şeylerden yapılan insan ve hayvan heykelleri ümmetin icmaı ile haramdır. Zira Resulullah (sov), «Köpek, re­sim, heykel ve cünüp kimse bulunan yere melekler girmez.» buyurmuş­tur.[8]

2- Elle çizilen veya dokunan canlı resimleri ittifakla haramdır. Zira Resulullah (sav), «Kıyamet günü bu suretleri yapanlara azab edilecek ve yarattıklarınıza can veriniz denilecektir.» buyurmuştur.

3- Yapılan resmin bütün azaları tamam İse bütün alimlerin ittifakı ile haramdır.  Zira Resulullah (sav),  «Her kim bir suret yaparsa Allahu taala kıyamet günü onun yapmış olduğu sureti karşısına getirecek ve o ona can verene kadar ozab verecektir. Onun ona can vermesi de ebediyyen mümkün değildir.» buyurmuştur.

Hz. Ayşe'den de şöyle rivayet edilmiştir: «Üzerimde, üstünde suret bulunan bir örtü vardı. Resulullah (sav) yanıma geldi, örtüyü görünce rengi değişti, örtüyü alarak parçaladı. Sonra da «Kıyamet günü en şiddet­li azaba uğrayacaklar dünyada Allah (cc)'ın yarattıklarına benzer şeyler yapanlardır.» buyurdu, örtünür* parçalarından İki yastık yptım. Resulul­lah (sav) bu yastıkları dirseğinin altına alırlardı.» Bu hadisi Müslim rivayet etmiştir.[9]

Resulullah (sav)'m o örtüyü yırtması suretin haram olduğuna delalet eder. Hz. Ayşe'nin örtünün parçalarından yastık yapması, azaları parça­lanan suretin kamil bir suret sayılmadığı ve kullanılmasının mubah oldu­ğuna delalet eder. Alimler bu hadise dayanarak, parçalanmış suretlerin kullanılmasının haram olmadığı sonucuna varmışlardır.

4- Tazim edilen ve herkesin görebileceği yüksek bir yere asılan suretin haram olduğu üzerinde ittifak edilmiştir. Çünkü Hz. Ayşe, «Odam­da üzerinde kuş resmi olan bir örtü vardı. İçeriye girenin hemen karşısına gelecek şekilde asılıydı. Resuiullah (sav) odaya girince, «Onu benden çe­vir. Onu her görüşte dünyayı hatırlıyorum.» buyurdu.» demiştir.[10]

Ebu Tolha'nın Hz. Ayşe'den rivayet ettiği. «Resululloh, (sav) bir savaşa gittiğinde bir döşek yüzü alarak kapıma astım. Döşek yüzünde suret var­dı. Resulullah (sav) savaştan dönünce döşek yüzünü gördü. Yüzünde İk­rah belirtileri görüldü. Kapıdaki perdeyi alarak yere attı ve «Allahu taala bize taşı ve toprağı örtmemizi emıetmemlştlr.» buyurdu. O örtüyü parça­layıp İçine hurma lifi doldurarak iki yastfk yaptım. Resulullah (sav) buna ses çıkarmadı.» hadisi de buna delalet etmektedir,  [11]

 

Mubah Olan Resim Ve Heykeller

 

1- Ağaç, çiçek ve tabii manzaraların* resmini yapmak rraram de­ğildir. Yukarıda İbni Abbas'ton nakledilen, hadiste îbni: Abbas {raj'ın res­sama, «Eğer mutlaka resim yapacoksan ağaçların ve canlı olmayan şey­lerin suretini yap» demesi, bunun mubah ofduğuna delalet eder.

2- Parçalanmış uzuvların tek tek resmini yapmak —eL göz. ayafc gibi— harom değildir. Zira Hz. Ayşe, yukarıda geçen hadiste «Ben o örtüyü parçalayıp İçine hurma lifi doldurarak İki yasttk yaptım. Resulullah (sov) buna ses çıkarmadı.» demiştir. [12]

3- Kız çocukların oynaması için yapılan oyuncak bebekler de ha­ram değildir. Hz. Ayşe Resululloh (sav) İle evlendiğinde yedi. Resulullah (sav)'m evine geldiğinde de dokuz yaşında idi. Beraberinde oyuncak be­beklerini de getirmişti. Resulullah (sav) beko yurduna göçtüğü zaman İse yaşı onsekizdi.

Hz. Ayşe'den şöyle rivayet edilmiştir: «Resulullah (sav)'m yanında İken oyuncak bebeklerimle oynardım. Benimle birlikte oyun oynayan birçok arkadaşım vardı. Resulullah eve gelince arkadaşlarım utanarak saklanır­dı. Resulullah (sav) benimle oynamaları İçin onları tekrar bana gönderir­di.» [13]

Alimler, çocukların oynamaları İçin yapılan bebekleri, zaruretten dola­yı mubah kabul etmişlerdir. Çünkü kız çocukları gelecekteki çocuk bakım ve terbiyesini bebeklerle oynayarak öğrenmektedirler. Ayrıca bu oyuncak­lar kısa sürede bozulurlar. Bunun gibi hamurdan ve tatlıdan yapılan hey­keller de haram değildir. Çünkü bunlar yenilmek İçin yapılmaktadır.

 

Alimlerin Resim Hakkındaki Görüşleri

 

İbnü'l-Arabi: «Hadisler resmin yasak olduğuna delalet etmektedir. Ancak elbiselik kumaşlar üzerine nakış şeklinde çizilen resimler yasak olan resimlerden sayılmamıştır. Ancak Resulullah (sav) üzerinde resim bulunan bir örtü hakkında Hz. Ayşe'ye, «Onu benden çevir. Çünkü onu her görüşte dünyayı hatırlıyorum.» buyurmuştur. Bu hadis bunların da mek­ruh olduğunu İfade etmektedir.

«Resulullah (sav)'ın parçaladığı bir örtüyü Hz. Ayşe'nin İki yastık yapması ve Resulullah (sav)'ın buna ses çıkarmaması suretlerin parça­lanmasından dolayıdır. Bu sebeble parçalanmış suretlerin kullanılması mubahtır. Çünkü onlar resim hüviyetini kaybetmiştir. Eğer parçolanmış kumaş, suretin azaları bir araya gelecek şekilde birleş t İril İrse yine onu kullanmak haram olur. Zira yukarıda Hz. Ayşe'den rivayet edilen hadiste, Resulullah (sav)'ın yastık üzerindeki suretleri kerih görmesi ve bu suretler hakkındaki sözleri bunun yasak olduğuna delalet etmektedir. Bu yasak­lamanın da en azından kerahet İfade ettiği bilinmektedir.» [14]

Ebu Hayyan : «Bizim şeriatımızda resim yapmak haramdır. Çünkü re­sim yapanlar hakkında çok şiddetli valdler varkJ olmuştur. Sehl bin Ha-nlf'ten rivayet edilen, «Allahu taala resim yapanları lanetler.» hadisi de bunlardan birisidir. Herne kadar bazı alimlerden kumaşlar üzerine nakış gibi çizilen resimler hususunda cevaz nakledilmişse de İbnl Atlyye bu nakil hususunda, «Ben buna cevaz veren bir alim. hatırlamıyorum.» de­miştir.» [15]

Alusi: «Süleyman aleyhisselamın şeriatında hayvanların resmini yapmak haram değildir. Bizim şeriatta İse kesinlikle haramdır. Bize göre heykel ve kabartma ile kağıt veya duvar gibi bir zemin üzerine çizilen re­simler arasında bir fark yoktur. Çünkü şeriatımızda resim ve heykel yapan­lar hakkında çok şiddetli valdler mevcuttur. Bu sebeble başka bir şeriata itibar edilemez. Şu halde Süleyman aleyhisselamın İmtiyazlarını bildiren âyetin akışında cinlerin ona heykel yaptıklarının bildirilmesini onun mubah-lığına delil almak sahih değildir. Çünkü ö bizim şeriatımız değildir.» [16]

Kurtubî: «Buharı, Müslim ve diğer sünen kitaplarında rivayet edilen hadiste Resulullah (sav), «Kıyamet günü bu suretleri yapanlara azob edi­lecek ve yarattıklarınıza can veriniz denilecektir.» buyurmuştur. Resulul­lah (sav), resim ve heykel yapanları lanetlerken de bunlardan hiçbirisini İstisna etmemiştir. Tirmtzî, Ebu Hüreyre (ra)'den, o da Resulullah (sav)'tan şöyle rivayet eder: «Kıyamet günü ateşten bir baş yükselecek. Onun gö­ren gözleri, işiten kulakları ve konuşan ağzı olacak. Şöyle diyecek: Ben üç sınıf insana azab vermek için vekil tayin edildim. Zulümde İnad eden­lere, Allah (cc)'tan başka bir tanrıya davet edenlere, resim ve heykel ya­panlara.» [17] Buhari'nin rivayet ettiği, «Kıyamet günü en şiddetli azaba uğrayacak olanlar dünyada Allah (cc)'ın yarattıklarına benzer şeyler ya­panlardır.» hadisi de resim ve heykelin haram olduğuna delalet eder.» [18]

İmam Nevevî: «Resim ancok yerde çiğnenen Veya kullanılfâta İhti­mam gösterilmeyen bir eşya üzerinde olursa caizdir.»

İbni Hocer el-Askalani, Buharî şerhinde, «Heykel İcmaen haramdır. Elbise ve kumaşlar üzerine yapılmış resimler hakkında İse dört görüş var­dır :

1- «Üzerinde resim olan kumaşla İlgili hadise dayanarak caiz ol­duğunu kabul eden görüş.

2- «Hadislerin umumi manalarına dayanarak resmin kesin olarak haram olduğu görüşü.

3- «Resim eğer elbise ve eşya üzerinde tam olarak görülüyorsa ha­ramdır. Şayet parçalar halinde veya baş kesilmiş halde bulunuyorsa caiz­dir diyen görüş. En sahih olan görüş budur.

4- «Kullanışta ehemmiyet verilmeyen sergi gibi .şeyler üzerine çizi *ten resimler mubahtır. Eğer resme karşı bir saygı gösteriliyorsa haramdır diyen görüş.» [19]

Kız çocukların oyuncak bebekleri resim ve heykele ait hükümlerden /istisna edilmiştir.

 

Fotoğrafın  Hükmü  Nedir?

 

r Son dönem fakihlerine göre fotoğraf, haram oian resimlerin hükmü irçine girmemektedir. Zira fotoğraf, resim konusunda Resuiullah (sav)'tan varid olan  naslann  kapsamına girmemektedir. Çünkü fotoğrafta Allah î.itccj'.tn yarattığı canlılara toenzetme düşüncesi yoktur. Bu sebeble fotoğ­rafın hü-kmü, hadisin nassıyla istisna edilen 'kumaş üzerine nakşedilen re­simlerin hükmü grbidir. [20]

Şeyh Saİs : «Fotoğrafın hükmü, kumaşlar üzerine nakşedilen resimle­rin hükmü gibidir. Bu resimlerin istisna olduğuna hadis delalet etmektedir. Kaidi ki fotoğrafa suret değildir de denilebilir. Çünkü o aynada görülen in­san .suretine benzer. Aynada görülen suretin yapılmış bir resim olduğunu kimse İddia edemez. Yalnız şu do var ki, fotoğraf aynadaki haytfle hiç de benzemez. Çünkü fotoğrafın gölgesi vardır, aynadaki suretin ise gölgesi yoktur. Aynca fotoğrafı çoğaltmak imkanı da vardır. Halbuki fotoğraf ger­çekte bir suret değildir. Belki, mevcut suretleri tesbit ederek kaybolmak­tan korumaktır. Fotoğrafın helalliğine hükmeden fa-kihler. «Şüphesiz her-şeyin bir sureti vardır. Bu suret güneş veya ışık vasıtasıyla da başka bir yere alınabilmektedir. Madem ki hadiste kumaş üzerine nakşedilen resim­ler istisna edilmiştir, fotoğrafın caiz olması da gerekir. Çünkü bu zaman­da halkın fotoğrafa ihtiyacı vardır.» demektedirler.» [21]

Bana göre fotoğraf resmin bir çeşididir. Çünkü aletle yapılan resme de suret denilmektedir. Bu işi kendisine meslek edinen kimseye de gerek örfen, gerek lügaten «suret yapıcı» denilmektedir. Herne kadar hadisler elle çizilen resimler hakkında varid olmuşsa da görünüm itibariyle resimle fotoğraf arasında hiçbir fark yoktur, öyleyse fotoğrafa ancak zaruret hal­lerinde helal denilebilir.

Bununla birlikte fotoğrafın çok büyük zararları bulunmaktadır. Çün­kü zamanımızda gazete ve mecmualarda renk renk, boy boy elbiseli veya çıplak fotoğraflar sergilenmektedir. Bunlar ise gençliği zehirlemektedirler. Bu resimler insanları tahrik etmekte, din ve ahlak üzerinde bozucu bir tesir yapmaktadır. Fitne uyandıracak çıplak bir resim veya şekil hakkında hiçbir akıllı insan helaldir diyemez, haramlığından şüphe edemez. Bu fo­toğrafların zararı, elle çizilen resimlerin zararından daha çok olmaktadır çünkü.

Suretlerin haramlık illetleri yalnız Allah (cc)'ın yarattıklarına benzet­mek değildir. Resim ve heykelin yasak edilmesinde bilinmesi gereken ana nokta, milletlere putperestliğin resim ve heykel yoluyla girmiş olmasıdır. O milletler büyük bir adam öldüğü zaman onun resim ve heykelini yapar-Jardı. Bundan maksatları da onu hatırlamak ve sonra gelen insanların on­ların yolundan gitmesini sağlamaktı. Fakat zamanla onlara tapmaya baş­larlardı.

Bugün halkın duvarlara astığı boy boy resimlere, sırf hatırlamak İçin de olsa. elle çizilmemiş de olsa, şeriat müsade etmez. Çünkü ona gelecek­te tazim ve ibadet edilebilir. Fotoğrafa, elle yapılmış bir suret değildir, o kağıt üzerindeki bir gölgedir demek aklı selimin kabul edemeyeceği bir id­diadır. Yalnız zaruri hallerde kimlik Isbatı için çekilen fotoğraflar mubah­tır. Bunun dışında hatıra içinde çekilse haramdır.

 

Suretlerin Haramlığı Hakkında Varid Olan Şüpheler

 

BatıküMürü ve ilmi almış bazı kimseler, resmin yüksek ve zevkli bir sanat dalı olduğunu ve Batı medeniyetine yaklaşmak İçin resmin önem­li bir vasıta olduğunu İddia etmektedirler. Bazı kimseler de birtakım mev­kilere ulaşmak ve Batı kültürü içinde yaşayan İnsanlara hoş görünmek için bu iddiada bulunmaktadırlar. Bu vesile İle de resim ve heykelin ha-ramlığı hususunda bazı şüpheler ileri sürmektedirler. Bu şüpheleri özetle­yerek reddetmeye çalışacağız.

1. Şüphe: Bu Iddiocılor, resim ve heykel hakkındaki varkl olan nas-ların, İslam davetine mani olmamast ve putperesetliğln ortadan kaldırıl­ması İçin geçici bir yasaklama getirdiğini zannetmektedirler! Buna göre artık putlara tapma korkusu kalmadığına göre resim ve heykel yapmanın haramltk hükmü de ortadan kalkmıştır. Bu şüphenin reddi için Şeyh Ahmed Şaklr'İn İmam Hanbel (ra)'in Müsnedindekİ 7166 nolu hadise yazdığı, tahlili nakletmekle iktifa ediyoruz:

cSuretlertn (resim, heykel, fotoğraf) horam olmadığını iddia edenlerin delilleri, yalnızca, nasları şeriatta anılmayan illetlerle tevil etmektir. Kaldı ki bu İlletlerde de suretlerin haram olmadığına delalet eden blrşey yoktur. Bunlara göre İslâmın başlangıcında suretlerin haram edilmesinin sebebi putperestlik korkusudur. Halk putperestliğe çok yakın olduğu ve yalnız Allah (cc)'a İbadet etmelerini temin etmek İçin İslâm suretleri yasakla­mıştır. Günümüzde böyle bir korku, puta tapma İhtimali olmadığına göre, -suret yapmanın haramlığı da ortadan kalkmıştır. Çünkü halkın tekrar put­perestliğe dönme ihtimali yoktur.

«Bunlar şu anda gerçek bir putperestliğin mevcut olduğunu unutmak­tadırlar. Mesela; günümüzde kabirlere ve kabirlerde yatanlara öyle bir hürmet vardır ki, putperestlikten pek de farklı değildir. Kabirlere tapar­casına bir saygı gösterilmekte, bir sıkıntısı olan bir kabirde yatandan sıkıntısının giderilmesi hususunda yardım İstemektedir. 8u şekilde put­perestlik, insanlar farkına bile varmadan kalbferlne yerleşmektedir. İşte bu cahilane fetvanın bir sonucu olarak memleketimiz putperestlik eser­leriyle dolmuştur. Resim ve heykel öylesine yaygınlaşmış klr her taraf bunlarla tıklım tıklım doludur. Bunların niçin yapıldığı sorulunca onların unutulmaması ve saygı gösterilmesi İçin cevabı veriliyor. Üstelik bunun İslâmî -bir tavır olduğunu zannetmektedirler. Yapılan resim ve heykellerin teşhiri için galeriler açılmaktadır. Buralara gidenler, uzanmış, oturmuş ve­ya ayakta durur vaziyette çıplak ve sanki canliymış hissini veren heykel­lerle karşılaşmaktadır. Bunlar güzel sanat eseri diye iftiharla sergilenmek­tedir.»

2. Şüphe: Suretin helal olduğunu İddia edenler, suretlerin haram of-duğuna delalet eden hadislerin ahodî hadis olduğunu, bunların da kesin horamlık İfade edemeyeceğini söylemektedirler. Kesin bir nas olmadıkça herhangi bir sanat dalını haram kabul etmek mümkün değildir demekte­dirler.

Bu şüphenin reddi hususunda şöyle deriz: Bu iddia İslâm şerlatini bil­meyen bazı kimselerin açık cehaletlerini ortaya koymaktadır. Çünkü bütün İsiâm alimleri, İster mütevatir. ister ohadî olsun Resulullah (sav)'tan riva­yet edilen bütün kavli, fiilî ve ameli hadislerle amel etmemizin vacip ol­duğunda ittifak etmişlerdir, Şu bilinmektedir ki fıkhın birçok hükümleri ahadî hadislerle tesbit edilmiştir. Eğer onların zannettikleri gibi ahadî ha­disler kafiyet ifade etmeseydi birçok şer'î hüküm olmazdı. Bu İddia faklh bir alimden sadır olamaz. Ancak şer'î hükümlerin istinbat yollarını ve şe­riatın usulünü bilmeyenler böyle bir İddiada bulunabilirler. İşin hayret e-dilecek yanı şudur ki, bu gibi iddialarda bulunanlar, kendi görüşlerini is-bat için senetleri çok zayıf, hatta hiçbir muhaddis tarafından hadis kabul edilmeyen hadis ve sözleri delil getirmektedirler. Onların arzu ve görüş­lerine uyduğu takdirde hadisin sıhhati hiçbir önem taşımamaktadır.

Başta İmam Şafii (ra) olmak üzere fıkıh usulü alimleri bu şüpheyi do­yurucu bir şekilde reddetmektedirler. Şöyle ki, ahadî bir hadis tesbit edil­diği zaman onunla amel edileceğini açık şekilde ortaya koymuşlardır. İs­lâm alimleri günümüze gelene kadar ahadî hadislerle amel ederek onun kesin bir delil olduğunu kabul etmişlerdir. Zin senetleri tesbit edilen aha­dî bir hadisi reddetmek, şeriatın birçok hükmünü reddetmektir.

Bu şüphenin reddi hususunda şöyle de denilebilir: Suretlerin haram olduğuna delalet eden naslar tevatür derecesine ulaşmıştır, islam alimleri de onları kuşaktan kuşağa aktarmıştır. Bu hususta şüpheye düşenler için açık bir kapı da yoktur. Ayrıca şunu da kesin olarak biliyoruz ki, İslâm ül­kelerinde resim, kabartma ve heykel yapılmamıştır. İslâm sanatkarları con-lılıların resim ve heykellerini yapmaktan vazgeçerek sanatlarını hendesî şekiller çizerek, bitki ve manzara resimleri çizerek icra etmişlerdir. Sanat­karların bu yolu tutmaları da canlı varakların resim ve heykellerini yap­manın haram olduğunu bilmelerindendlr. Eğer resim ve heykel yapmak haram olmasaydı sanatkarlar bunları terketmezlerdi.

3. Şüphe: Resim ve heykelin haram olmadığını iddia edenler, ahkam âyeti olmayan birtakım âyetlerle iddialarını İsbat etmeye çalışmaktadırlar. Bunların İstidlal ettikleri âyetlerdeki heykellerin yapımı ise bizim şeriatı­mızdan değildir. O, İslâm şeriatı ife hükümleri neshedilen geçmiş şeriat^ ların hükümleridir. Bunların delil kabul ettiği âyetlerden biri de tefsir et­tiğimiz âyettir ki Allahu taala bu âyette şöyle buyurmaktadır: «O kafalar­dan, heykellerden, büyük havuzlar gibi çanaklardan, sabit sabit kazanlar­dan ne dilerse kendisine yaparlardı. Ey Davud hanedanı, siz (Allaha) şü­kür için çalışın.» Bu âyette resim ve heykelin helal olduğuna delalet ede­cek hiçbir şey yoktur. Çünkü bu âyet cinlerin Süleyman aleyhlsselama yaptıkları hizmetleri haber vermektedir. Âyette yapılan  heykellerin canlı varlıkların heykelleri olduğuna dair de hiçbir işaret yoktur. Bununla bera­ber bu âyet geçmiş bir şeriattan söz etmektedir. Herkesin bildiği bir haki­kattir ki, dizden evvelki peygamberlerin şeriat ve hükümleri bizim için de geçerlidir. Ancak eğer anları neshedecek bir nas yoksa. Halbuki İslâm şeriatında resim ve heykeli haram kılan naslar mevcuttur. Bu, İstâm alim­leri arasında ittifak edilen bir kuraldır. Mesela; Yusuf aleyhisselamın şe­riatında saygı kasdiyla bir adama secde etmek caizdi. İslâm ise Allah (cc)'-tan başka bir varlığa secde etmeyi haram kılmıştır. Kur'an-ı kerimde Yusuf aleyhisselama kardeşlerinin secde etmesinin zikredilmesi Ailah (cc)'tan başkasına secde etmenin mubah olduğuna delalet etmez. Dolayısıyla bu âyeti böyle delil almak sahih değildir. Günkü bizim şeriqtımız önceki şe­riatları neshetmiştlr.

 

Âyetlerden Alınacak Dersler

 

1- Allahu taala  hasseten  Davud  aieyhisselama  büyük  imtiyazlar vermiştir.

2- Dağların ve kuşların Davud aieyhisseiam ile birlikte teşbih etmesi, Davud aleyhisselamın mucizelerinden biridir.

3- Herhangi bir sanatı bilmek ve icra etmek peygamberlerin dereceslni düsürmez. Davud aleyhlsselama Allahu taala zırh yapmayı öğret­ti mistir.

4- Allahu taala Süleyman aleyhlsselama rüzgarı ram etmişti. Rüzgar onun   emriyle eserdi.

5- Allah (cc)'ın emri ile cinler Süleyman aleyhisselama insanların yapamayacağı şeyler yapıyorlardı.

6- Süleyman aleyhisselamın şeriatında heykel yapmak mubahtı. Fa­kat bu hüküm bizim şeriatımız tarafından neshedilmiştlr.

7- Peygamberlik mevkii,  hükümdarlık mevkiinden daha yüksektir. Allahu teala bu iki yüksek mevkiyi Süleyman aleyhisselama  bir arada vermişti.

8- Allah  (cc)'ın kullarına  fazlı  çoktur.  Bilhassa da  peygamberle­rine. Kullarına ve peygamberlerine düşen vazife İse, verdiği nimetlere kar­şılık Allahu taaiaya şükretmektir.

9- Cinler gaybı bilmezler. Eğer bilmiş olsalardı, Süleyman aleyhis­selamın vefatım bilerek zorla çalıştırıldıkları işe devam etmezlerdi.

 

Âyetlerdeki Teşri'î Hikmetler     

 

İslâm şeriatı halkın putperestlik içinde boğulduğu bir zamanda gel­miştir. Halk, bütün ahlakî ve insanî meziyetlerinden uzaklaşmış, puta tap­ma derekesine düşmüştü, öyie ki, Kobe-i muazzamanın İçine ve çevre­sine senenin günleri sayısınca put dikilmişti. Bunların her biri tanrı kabul edilerek tapılıyordu. Resulullah (sav) Mekke'yi fethedince o putlprı bizzat kendi eliyle devirmiş, onlardan hiçbir eser bırakmamıştı. Putları devirirken de, «De ki: Hak geldi batıl zeval buldu. Şüphesiz ki batıt daim zeval bulu­cudur.» (İsra: 81) âyetini okumuştu.

Putperestlik Araplara Hıristiyanlık, Yahudilik, heykel ve suretler vası­tasıyla girmiştir. Kısa zamanda da ateşin kuru bir orman içinde yayılması gibi hızla yayılmıştı. Arap yarımadası putperestliğin beşiği ve merkezi du­rumuna gelmişti. İslâm gelişiyle beraber, uzaktan ve yakından putperest­liğe götürücü herşeyi, resim veheykeli yasak etti ve putperestliği kökün­den kazıdı.

İslâm, putperestliği, islâm itikadını ve ümmeti putperestlik ve şirkten korumak için kökünden kazıdı. Arap yarımadasını putperestlik ve şirkten tamamen temizledi. Bugün insanlığın fikren tekamül ettiği ve putperestli­ğin çok gerilerde kaldığı, puta tapacak kimsenin kalmadığı, dolayısıyla heykel ve resmin haram kılınması da manasını yitirdiği söylenebilir. Fa­kat insan aklı her zaman gerilemeye maruz kalmaktadır. Bu yüzden cad­delere dikilen heykellerin, evleri dolduran resimlerin gelecekte puta tap­maya vesile olmayacağını kim söyjeyebillr? Çünkü bizden evvelki ümmet­lerde de putperestlik böyle başlamıştı. Onlardan salih bir adam öldüğü zaman onu hatırlamak ve yaptıklarını unutmamak ipin heykellerini diker­ler, aradan zaman geçince de onlara tapmaya başlarlardı. Günümüzde insanın aklını uçuracak kadar büyük değişmeler olmuştur. Rezlletler fa­ziletleri yok etmiştir. Ahlâk anlayışı Ve değerler değişmiştir. Açılıp saçıl­mak medeniyetin gereği gibi kabul edilmeye başlanmıştır. Ahlaktan bu ka­dar uzaklaşan, yoksullaşan bir millet elbette gelecekte puta da tapabilir. Elektronik çağ olarak adlandırılan günümüzde bile sığıra tapan, onun dış­kısını mübarek kabul eden topluluklar olduğunu unutmamalıyız. Dolayısıy­la insanın yeniden puta tapmayacağından nasıl emin olabiliriz? Zira sığıra tapanlar, puta da tapabilirler. İşte bunun İçin İslâm resim ve heykeli ha­ram kılmıştır. Allah (cc)'tan bu teşrii sistemin insan aklının üzerinde yer ederek İnsanlığın kurtulmasına vesile olmasını niyaz ederiz.

 



[1] Beyzavî'nin nakline göre Davud aleynisselam. davarın değeri verilen zarara eşit olduğu İçin sürünün tazminat olarak tarla fveya bağ) sahibine verilme­sine hükmetmişti. Henüz onbir yaşında bulunan Süleyman aleyhisselam ise .$%  tarlanın   (veya  bağın)   davar  sahibine  verilip  eskf   haline  gelinceye  kadar ,■ > ona bakmasını, buna karşılık davarın da tarla sahibine teslim edilip tarlası eski haline gelinceye kadar davarın sütünden, yavrularından, yününden fay­dalanmasını  daha uygun bulmuştu. Babası onun bu içtihadını çok beğen­mişti- (Çev.)

[2] Ebussuud, Tefsir, C. 7. S. 8. (Razi tefsirinin kenarında). 340

[3] Razı. age. C. 7. S. 12.

[4] Kurtubl. age. C. 4. S. 308.

[5] İbnü'l-Arabi. age. C. 3.

[6] İbni Munztr. Lisanü'l-Arab..

[7] Kurtubi, sge, C. 14, S. 272. 8

[8] Kurtubt, age, C. 14, S. »fc

[9] Bttbart

[10] Kurtubt. ibnül-Arabi, Müslim.

[11] Kûtûb-i Sitte

[12] Müslim.

[13] Müslim.

[14] İbnül-Arabl. aga, C. 3.

[15] Ebu Hayyan. Bahr-i Muhld. C. 7. S. 285.

[16] Alusl, Ruhu'l-Meani, C. 22, S. 119.

[17] Tirmizl,

[18] Kurtubt. age, C. 14, S. 274.

[19] Ibni Hacer el-Askalani, Buharl Şerhi.

[20] Müellifin nakletmediği bu hadis, Buharl'nin rivayetine göre özetle şöyledir:

Zeyd ibni Halid   (ra)  Ebu Talha'dan,  «Resulullah  (sav), -içinde suret bulunan bir eve melekler girmez.*  buyurdu •  hadisini nakleder. Bir süre sonra Zeyd  (ra) hastalanır. Büsr bin Said (ra). Zeyd Ira)'in ziyaretine gider. Orada üzerinde suret bulunan  bir perde görür.  Orada bulunan Ubeyd   'ra)e. Suretin menhi hakkındaki hadisi bize Zeyd nakletmişti. Şimdi evinde su­ret görüyoruz., der. Ubeyd (ra), -Zeyd bin Halid (ra) bu hadisi Ebu Talha (raî'dan rivayet ederken sonunda. -Elbisedeki nakış ve resim müstesnadır.» dediğini duymadın mı?- cevabını verir. Bkz. Kastalanî, Buhari Şerhi, C. 5, S. 274. IÇev.)

[21] Şeyh Sais. Ayatü'l-Ahkam, C. t, S. sı.