ÞAFÝÝ el-UMM

USÜL

 

ÝHTÝLAF KONUSU

 

Bize Rebi', Ýmam Þafii'nin þöyle dediðini haber verdi: Birisi bana þöyle dedi: Ben, daha önce olduðu gibi þimdi de ilim ehlinin bazý konularda ihtilaf ettiklerini görüyorum. Bu, onlar için caiz midir?

Ona þöyle dedim: Ýhtilaf iki çeþittir. Birisi haramdýr. Ýkincisi için böyle bir þey söyleyemeyiz.

"Haram olan ihtilaf nedir?" dedi.

Þöyle dedim: Allah'ýn Kitabý'nda veya Peygamberinin lisanýyla açýkça bildirdiði bütün hususlar hakkýnda onlan bu þekilde bilenler için ihtilafa düþmek caiz deðildir.

Te'vil edilmesi mümkün olan ve kýyas yoluyla idrak edilen hükümlerde, yorumcu veya kýyasçýnýn, haber ya da kýyasýn delalet edebileceði bir manayý ileri sürdüðü ve baþkasýnýn da ona muhalefet ettikleridir. Bunlar, hakkýnda nas bulunan bir konuda ihtilafa düþme gibi deðildir.

Dedi ki: Burada iki ihtilafý birbirinden ayýrmayý açýklayan bir delil var mýdýr?

Þöyle dedim: Allah, tefrikaya düþmenin kötülüðüyle ilgili þöyle buyurmuþtur:

"Kendilerine kitap verilenler ancak o açýk delil (peygamber) kendilerine geldikten sonra ayrýlýða düþtüler." [Beyyine, 98/4]

Yine Allah (c.c) þöyle buyurmuþtur: "Kendilerine apaçýk deliller geldikten sonra parçalanýp ayrýlýða düþenler gibi olmayýn." [Al-i Ýmran, 3/105]

Yüce Allah, mÜIDinlerin kendilerine deliller gelmiþ olan konularda ihtilafa düþmelerini kýnamýþtýr.

Ama Müslümanlarýn ictihad yapmakla yükümlü kýlýndýklarý hususlar için sana kýblenin tayini, þahadet ve diðer konularda örnekler vermiþtim.

Dedi ki: Yorumu mümkün olan nassa baðlý ilahý hükümlerden selefin ihtilaf ettiði bazý örnekler ver. Ayrýca bunlarda doðruya bir delalet var mýdýr?

Dedim ki: Alimlerin, ihtilaf ettikleri bir kýsým meselede biz, kendimize, Kitap ve sünnetten yahut bunlarýn her ikisine veya birine kýyas yoluyla bir delalet bulduk.

"Bunlardan bir örnek verir misin?" dedi. Þöyle dedim: Allah (c.c) þöyle buyurmuþtur:

"Boþanmýþ kadýnlar, kendi baþlarýna (evlenmeden) üç ay hali (hayýz veya temizlik müddeti) beklerler ... " [Bakara, 2/228]

Hz. Aiþe þöyle dedi: "Ay hali temizlik süresidir." Zeyd b. Sabit, Abdullah b. Ömer ve baþkalarý da bu kelimenin ayný manaya geldiðini söylemiþlerdir. Sahabllerden birkaçý da "el-Akrau/ay hali" anlamýna geldiðini söylemiþlerdir. Bunlara göre boþanmýþ kadýnlar, üçüncü ay halinden temizleninceye kadar baþkasýyla evlenmesi caiz deðildir.

Dedi ki: Peki, bunlar hangi delile dayanarak böyle ayrý görüþleri benimsemiþtir?

Þöyle dedim: "Kuru" kelimesi "vakit" demektir. Burada vakit, boþanmýþ kadýnlarýn baþkasýyla evlenebilmek için beklemesi gereken süreyi ifade eder. Onlar, bu süreyi tamamlamadýkça evlenemezler.

'''Kuru' kelimesi, ay hali demektir." diyenlere göre, belli süreler, sýnýrlý vakitlerdir: Vakitler; kýsa olan süreye göre tayin edilir, bir þeyin sýnýrýnýn tayininde kýsa olanýn tercih edildiði gibidir. Ay hali süresi, kadýnýn temiz olma zamanýndan daha azdýr. Sözlükte iddet beklemek için bir süre olma bakýmýndan ay hali daha uygundur. Nitekim hilal de iki ayýn arasýný belirleyen bir süreyi ifade eder.

Sanýrým bu görüþte olanlar, Hz. Peygamber (s.a.v)'in Evtas esirlerinden elde edilen cariyelerle, bir ay hali görerek rahimlerinin istibra etmeden (temizlenmeden) cinsý iliþkide bulunmamasýný emrettiðini ileri sürerek, iddetin istibra olduðunu, istibranýn da ay hali görmekten ibaret bulunduðunu söylemiþlerdir. Hz. Peygamber (s.a.v), cariyenin istibrasý ile hür kadýnýn istibrasýný birbirinden ayýrmýþtýr. Hür kadýn tam üç ay hali ile rahmini istibra eder ve böylece temize çýkar. Cariye de tam bir ay hali ile istibra edip taharete kavuþur.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Adam, "Bu bir görüþtür. Sen, ayetin iki anlama da gelme ihtimalini kabul ettiðine göre, diðer görüþü nasýl tercih ettin?" dedi.

 

Ýmam Þafil (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Ona þöyle dedim: Allah, vakti gösteren hilalleri, aylar için alamet olarak yaratmýþtýr. Hilalin gösterdiði vakit, gece ve gündüzün ifade ettiði vakitten farklýdýr. Yani hilal, otuz veya yirmi dokuz günlük bir döneme iþaret eder. Nitekim otuz ve yirmiden sonra sayýlar tekrarlanýr. Burada onun baþka anlamý yoktur. "Kuru," gece ve gündüzün sayýsýný gösteren bir vakittir. Ay hali ve temiz olma ise, iddetle ilgili gece ve gündüzde olur. Böylece vakit, sýnýrlara benzetilmiþtir. Sýnýrlar ise, sýnýrladýklan þeylere dahil de olabilir, onlarýn dýþýnda da olabilir; yani sýnýr ile sýnýrlanan þeyarasýnda tam bir açýklýk olmayabilir. Neticede "kuru," vakit anlamýna gelir.

"Bu ne demektir?" dedi.

Þöyle dedim: Ay hali, rahmin, kaný gözle görülecek þekilde akýtmasýdýr. Temizlik hali ise rahmin kaný alýkoymasýdýr ki, bu durumda kan görülmez. Temizlik ve kuru, kanýn akýtýlmasý deðil, alýkonulmasýdýr. Dolayýsýyla temizlik, bir süreyi ifade ettiðine göre, dilde kuru anlamýna kullanýlýrsa daha uygun olur; çünkü bu, kaný alýkoyma demektir.

 

Ýmam Þafil (Allah rahmet etsin) þöyle devam etti: Resulullah (s.a.v), Ömer b. Hattab (r.a.)'a, Abdullah b. Ömer, kansýný ay halindeyken boþadýðýnda, öyle yapmamasýný ve temizleninceye kadar onu alýkoymasýný emretmiþtir. Sonra da onunla cinsi iliþkide bulunmaksýzýn onu temizken boþamasýný söylemiþtir. Hz. Peygamber (s.a.v) þöyle buyurmuþtur:

"Ýþte kadýnlarýn boþanmalarýyla ilgili olarak Allah 'ýn em rettiði iddet budur. " Tahric: Muvatta, Talak 2/576 no: 53; Buhari, Talak 9/258 no: 5251; Müslim, Talak 2/1053.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Yani, Allah en doðrusunu bilir, Allah'ýn þu sözüne iþaret vardýr: " ... Kadýnlarý boþayacaðýnýzda, onlarý iddetlerini gözeterek boþayýn ... " [Talak, 65/1]

Hz. Peygamber (s.a.v) de Allah'ýn emirine dayanarak, iddetin ay hali deðil, ay halinden temizlenme olduðunu bildirmiþtir.

Allah (c.c) þöyle buyurdu: "üç kuru" [Bakara, 2/228] dolayýsýyla boþanmýþ bir kadýnýn üç kuru geçirmesi gerekir. Eðer üçüncüsü bir süre gecikirse ay hali görünceye kadar baþkasýyla evlenemez. Ay halinden kesilmesi veya ay halinden kesilmiþ olmasýndan endiþe edilmesi halinde, üç ay iddet beklemesi gerekir. Kadýnýn temizlenince gusletmesiyle nikahlanmasýnýn bir ilgisi yoktur; çünkü gusül -üçün dýþýnda- dördüncü bir husustur. "Gusül etmiþ olmasý da gerekir." görüþünü ileri süren kimsenin, bir yýl ve daha fazla gusül yapmayan böyle bir kadýnýn nikahý caiz olmaz, demesi de gerekir ki öyle bir þey söz konusunu deðildir.

Buna göre "Kuru, temizlik (tulýr) anlamýna gelmektedir." diyenlerin görüþleri, Kur'an'daki manaya daha fazla benzemektedir. Dildeki beyan da bu manalara delalet bakýmýndan açýktýr. Allah en doðrusunu bilir.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Cariyenin bir ay hali ile rahim temizliði olacaðýna dair Hz. Peygamber (s.a.v)'in emri zahire göredir. Çünkü temizlik eðer ay halinden önce olup cariye tam bir ay hali görürse, temizlik süresinde hamilelikten temizlenmiþ olur. Cariye yine kanama görürse de bu, geçerli sayýlmaz; çünkü ilk ay halini tamamlamakla geçerli bir ay hali görmüþtür. Tam bir ay halinden önceki herhangi bir temizlik hali, zahirde onun beri olmasý aklanmasý demektir .

 

Imam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Iddet bekleyen kadýn, iddeti iki sebeble bekler: Birisi istibradýr, diðeri de istibranýn dýþýnda bir þeydir. Kadýn, iki ay hali görür ve üç temizlik süresi geçirir. Bunlarla sýrf istibra kastedilseydi, iki kere istibra edilmiþ olurdu; fakat bunlarla istibranýn yanýnda bir de kulluk (taabbüd) kastedilmiþtir.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle,dedi: Dedi ki: Buna benzer ihtilafkonusu olan baþka bir örnek verebilir misin?

"Evet" dedim. Belki daha açýklayýcý bir örnek bulabilirim. Bunlarýn bazýsýný sünnet konusundaki rivayet farklýlýklarýndan söz ederken açýklamýþtým. Orada senin sorduðun þeylere ve benzerlerine iþaret vardý -inþaallah-o

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Allah (c.c) þöyle buyurdu: "Boþanmýþ kadýnlar, kendi baþlarýna (evlenmeden) üç ay hali (hayýz veya temizlik müddeti) beklerler ... " [Bakara, 2/228]

"Kadýnlarýnýz içinden adetten kesilmiþ olanlarla, adet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onlarýn bekleme süresi üç aydýr. Gebe olanlarýn bekleme süresi ise yüklerini býrakmalarý (doðum yapmalarý)dýr." [Talak, 65/4]

"Sizden ölenlerin, geride býraktýklarý eþleri, kendi baþlarýna (evlenmeden) dört ay on gün beklerler ... " [Bakara, 2/234]

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Hz. Peygamber (s.a.v)'in sahabilerinden bazýsý þöyle demiþtir: Allah, boþanmýþ hamile kadýnlarýn iddetlerinin doðumlarýna kadar olduðunu zikretmiþ, kocasý ölen kadýnlarýn iddetlerinin de dört ay on gün olduðunu bildirmiþtir. Buna göre kocasý ölen hamile kadýnlarýn da dört ay on gün ve doðumlarýna kadar iddet beklemeleri gerekir. Böylece iki iddeti birden beklemiþ olurlar; çünkü sýrf doðuma kadar iddet beklemeleriyle ilgili nas, sadece boþanma hakkýndadýr.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Sanki doðuma kadar iddet beklenmesi rahmin temizlenmesi içindir; dört ay on gün ise kulluk (taabbüd) içindir. Kocasý ölen kadýn da zifafa girmemiþse sadece dört ay on gün iddet bekler. Bununla kocasý ölen kadýna bir þey, iki yönden vacip olmaktadýr: Biri diðeriyle ortadan kalkmaz. Týpký bir kadýnýn iki kiþiye borçlu olmasý gibi ... Bunlardan birine olan borcunu ödemesi, ötekisinin hakkýný ortadan kaldýrmaz. Mesela, iddeti bitmeden birisiyle evlenip zifafa giren kadýn, hem birinci kocasý için iddetini tamamlayacak, hem de ikinci kocasýndan dolayý iddet bekleyecektir.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Diðer bir kýsým sahabilere göre de kadýn, doðum yaptýktan sonra evlenebilir, isterse kocasý henüz yataðýndan kaldýrýlmamýþ olsun.

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Ayet iki manayý birden barýndýrabilir. Makul, zahire göre olan mana, doðumla iddetin sona ermiþ olmasýdýr.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Resulullah (s.a.v)'in sünneti de iddetin, boþanmada olduðu gibi ölümde de doðumla biteceðine delalet etmektedir.

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Bize Süfyan b. Uyeyne, ezZühri'den, Ubeydullah b. Abdullah'tan, o da babasý Utbe'den þöyle haber verdi: "Sübey'a binti el-Haris el-Eslemiyye, kocasýnýn ölümünden birkaç gece sonra doðum yaptý. Ebu es-Senabil b. Ba'kek ona uðrayýp "Sen kocalar için zor bir durum oluþturdun." dedi. Sübey'a da bunu Hz. Peygamber (s.a.v)'e anlattý. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v) þöyle buyurdu:

"Ebu es-Senabil yalan söylemiþtir. Yahut gerçek, Ebu es-Senabil 'in dediði gibi deðildir. Sen temizlendin, artýk evleneNlirsin. " Tahric: Muvatta, Talak 2/590 no: 85; Buhari, Talak 3/417; Müslim, Talak 2/1122 no: 56/1484.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Muhatabým dedi ki: Bir konuda sünnet olunca, görüþü sünnete muhalif olan kimse asla haklý görülmez. Sen, bana nas ve istinbat yoluyla Kur'an'ýn veya kýyasýn delalet ettiði þeylerden, hakkýnda sünnet nassý bulunmayan ihtilaflara örnek verebilir misin?

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin), "Ona þöyle dedim." dedi: AHah (c.c) þöyle buyurmuþtur:

"Eþlerine yaklaþmamaya yemin edenler için dört ay bekleme süresi vardýr. Eðer (bu süre içinde) dönerlerse, þüphesiz Allah çok baðýþlayandýr, çok merhamet edendir. Eðer (yemin edenler yeminlerinden dönmeyip kadýnlarýný) boþamaya karar verirlerse (ayrýlýrlar). Biliniz ki Allah hakkýyla iþitendir, hakkýyla bilendir." [Bakara,2/226-227]

Bizim yanýmýzda, Hz. Peygamber (s.a.v)'in sahabilerinden rivayette bulunanlarýn çoðu, "Dört ay geçince bu þekilde yemin eden koca, ya yemininden döner ya da karýsýný boþar." demiþtir. Hz. Peygamber (s.av)'in diðer sahabilerinden de dört ayýn sona ermesi halinde boþamaya karar verilmiþ olduðunu göstereceði rivayet edilmiþtir.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Bu konuyla ilgili -Anambabam ona feda olsun- Hz. Peygamber (s.a.v)'den herhangi bir þey nakl edildiðini bilmiyoruz.

Dedi ki: Peki, sen bu iki görüþten hangisini benimsiyorsun?

Þöyle dedim: ÝHi yapan kimsenin karýsýný boþamasý gerekmez. Karýsý ondan hakkýný isterse, dört ay geçinceye kadar bir þey yapmam. Dört ay geçince kocasýna, "Ya yemininden dön ya da boþa!" derim. Yeminden dönme de cinsi iliþkiyle olur.

Dedi ki: Bu görüþü, diðerine nasýl tercih ettin?

"Kur'an'ýn ruhuna daha uygun ve akla daha yatkýn bulduðum için."

dedim.

"Kur 'an' da buna delalet eden þey nedir?" dedi. Ona þöyle dedim: Allah (c.c) þöyle buyurmuþtur:

" ... Kadýnlarýna yaklaþmamaya yemin edenler dört ay beklerler ... " [Bakara, Z/226I

Bu ayetin zahirine göre Allah, bir kimseye dört ay süre vermiþse, bu dört ay geçinceye kadar onu bir þey hususunda zorlamak doðru deðildir.

O þöyle dedi: Allah, kocaya yemininden vazgeçebilmek için dört aylýk bir süre vermiþ olabilir. Senin birine, "Bu evi yapman için sana dört ay daha süre tanýyorum, onu bu süre içinde bitir." demene benzemez mi?

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Ona þöyle dedim: Bu söze muhatap olan kimse, konuþmadan þart koþulmadýkça böyle bir manayý çýkartmaz. Eðer, "Sana dört ay daha süre tanýyorum." derse, ona dört aylýk bir mühlet daha verildiðini anlar. Bu dört ay geçmedikçe o kimse evi bitirmedi diye mal sahibinin bir þey yapma hakký yoktur. Dört aydan bir kýsmý kaldýðý sürece o kimseye iþi bitirmedi, sözünde durmadý, denilemez. Dört aydan hiçbir gün kalmazsa, o zaman o þahsýn sözünde durmadýðý söylenebilir. Evin dört ayda tamamlanacaðý inþaatýn durumundan anlaþýlabilir. Bazen de kalan süre içinde inþaatýn bitirilemeyeceði kesin olarak belli olur. Yeminden dönmeye gelince; dört ayýn tamamý geçmedikçe artýk dönmeyeceðine dair bir iþaret olmaz. Çünkü cinsi iliþki, bir anhk bir meseledir. Bir kimse, belirttiðim gibi, dört ay geçinceye kadar kansýndan uzak durursa, sonra böyle durmaya devam ederse hukuki bir durum doðmuþ olur. Bu da ya yemininden dönmesi ya da kansýný boþamasýdýr.

Ayetin sonunda benimsemiþ olduðum görüþü gösteren ve aksini gösteren bir þey bulunmayýnca görüþümüz en doðrusu olmaktadýr. Çünkü açýkladýðýmýz ve ayetin zahiri aynýdýr. Kur' an, zahirine göre uygulanýr; ta ki batýni bir anlamýna göre hareket edileceðine dair Kur'an'da bir iþaret veya sünnet ya da icma bulunursa o zaman ayetin zahiri terk edilebilir.

Dedi ki: Ayetin siyakýnda söylediðin hususa iþaret eden þey nedir? Dedim ki: Yüce Allah, ila yapan kimsenin dört ay bekleme hakký olduðunu bildirmiþ, sonra da "Eðer (bu müddet içinde) kadýnlarýna dönerlerse, þüphesiz Allah çokça baðýþlayan ve esirgeyendir. Eðer (müddeti içinde dönmeyip kadýnlarýný) boþamaya karar verirlerse (aynhrlar). Biliniz ki Allah iþitir ve bilir." [Bakara, 2/226-227] buyurmuþtur. Allah, burada her ikihükmü, aralarýnda fasýla vermeden beraber zikretmiþtir. Bu da hükmün, dört ay sonra gerçekleþeceðidir; çünkü o, ya yemininden dönecek ya da boþanacaktýr. Allah onu, ayný anda bu iki iþlemden birisini yapmakta muhayyer býrakmýþtýr. Bunlardan birisi, ötekisinin önüne geçmez; çünkü ikisi de ayný anda zikredilmiþtir.

Týpký rehin konusunda birine, fasýlasýz bir þekilde, "Onu borcuna say veya satýn alacaðýma mahsup edeceðim." demek gibi ... Muhayyerlik ifade eden her þeyde, ayný anda, "Ya böyle yap ya da baþka türlü yap." denilir.

 

Ýmam Þafii (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: Fasýlasýz bir þekilde zikredilip dört ay içinde yeminden dönülmesi, bu dört ayýn bitiminde de boþanmaya karar verilmesi doðru olmaz. Çünkü bu durumda iki hüküm birlikte zikredildiði halde, birinde geniþlik, ötekinde de zorluk gösterilmiþ olur.

Dedi ki: Sana göre, dört ay bitmeden yemininden dönerse geçerli olur mu?

Ben de þöyle dedim: Evet, bana göre öyledir. Sen, üzerindeki bir alacaðý vadesi gelmeden önce ödersen, borçtan kurtulduðun gibi, onu vaktinden önce verdiðin için de iyilikte bulunmuþ olursun, bu da böyledir.

Ona þöyle sordum: Sana göre, her gün yemininden dönmeye kararlý olduðu halde, dört ay geçmesine raðmen cinsý iliþkide bulunmamasý halinde günah iþlemiþ sayýlýr mý?

Dedi ki: Yeminden dönmeye karar vermek, dönmedikten sonra bir þey ifade etmez; yeminden dönmek de gücü yetiyorsa cinsý iliþki ile olur.

Dedim ki: Yeminden dönmenin manasý cinsý iliþkide bulunmak olduðuna göre, dönmeye niyet etmeden cinsý iliþkide bulunsa ila talakýndan kurtulmuþ olur mu?

"Evet" dedi.

Dedim ki: Eðen! yemininden dönmemekte kararlýysa ve dönmemek için her gün yemin etse, sonra da dört ay geçmeden önce ( dört ayýn bitmesine az kala) cinsý iliþkide bulunsa ila talakýndan kurtulmuþ olur mu? Ve cinsý iliþkide bulunmasý, yemininden dönmek için olmasa bile, onunla ila talakýndan kurtulmuþ olur mu?

"Evet" dedi.

Þöyle dedim: Yemininden dönmeme karadýðý bir þey ifade etmez mi?

Dönmek amacýna yönelik olmayan þehvetle yaptýðý cinsý iliþki, sizin ve bizim yanýmýzda onun ila talakýndan kurtulmasýný engeýýemez mi?

Dedi ki: Bu, söylediðin gibidir. Cinsý iliþkide bulunmasý hangi manada olursa olsun, onu ila talakýndan kurtanr.

Dedim ki: Peki, her gün yemininden dönmeye kararlý olmasýna, ama dört ay geçmesine raðmen karar vermediði ve aðzýna almadýðý halde nasýl talak gerekir? Bu görüþü kim doðru ve akla yatkýn bulur?

Dedi ki: Bunda akla yatkýn olmayan þey nedir?

Dedim ki: Bir kimsenin, sence kansýna, "Vaýýahi sana ebedý olarak yaklaþmayacaðým." demesi: Bu söz, "Sen dört ay kadar boþsun." demiþ gibi olur mu? dedim.

"Evet, dersem ne olur?" dedi.

Ben de "Dört ay geçmeden onunla cinsý iliþkide bulunursa ne olur?" dedim.

Dedi ki: Hayýr, bu, "Sen dört aya kadar boþsun." demiþ gibi deðildir. Dedim ki: ila yapan kimsenin bu sözü kullanmasý talak deðildir. Bu, sadece yemindir. Üzerinden belli bir sürenin geçmesi neticesinde onu talaka çevirmiþtir. O zaman ne söylediðinin farkýnda olan bir kimsenin kesin bir habere dayanmaksýzýn, böyle bir görüþ ileri sürmesi mümkün müdür?

 

imam Þafij (Allah rahmet etsin) þöyle dedi: O þöyle dedi: Böyle bir itiraz, senin aleyhinedir. Dedim ki: Nasýl?

Dedi ki: Sana göre, dört ay geçince ya yemininden döner ya da boþamaya zorlanýr.

Þöyle dedim: Bu, ilanýn talak oluþundan deðildir. ila sadece yemin olup Allah, bunun için bir süre belirtmiþ ve ila yapmak suretiyle kocamn kansýna zarar vermesini önlenmiþtir. Allah, ila yapan kimsenin ya yeminden dönmesi ya da kansýný boþamasý hükmünü getirmiþtir. Bu hüküm, ila ile ilgili olmayýp dört ayýn geçmesiyle ortaya çýkmaktadýr. Yani bu yeni bir hüküm olup ila yapan kimse, iki þeyden birini gerçekleþtirmek zorundadýr. Bunlar da ya yeminden dönmek ya da talaktýr. Bunlardan ikisini de gerçekleþtirmekten kaçýnýrsa, yapýlmasý mümkün olam yerine getirmek için zorlanýr. Bu da talakýna hükmetmekle olur. Çünkü onun yerine cinsý iliþkide bulunmak caiz deðildir! !

 

Sonraki için týkla:

 

MÝRASLA ÝLGÝLÝ ÝHTÝLAFLAR

⚠ Hata Bildir