Müsned-i

HARİS

ZEKAT

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Dilencilik

 

301- Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Veda haccına katılan İbn Cünade'nin rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Fakir olmadığı halde dilenen kimse, ancak (midesine) kor koyar."

 

 

302- Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir'e şöyle buyurdu: "Ey Ebu Bekir! Şu üç şeyin gerçek olduğunu bil: Bir kimse haksızlığa uğrar da, Aziz ve Celil olan Allah'ın rızası için bunu bağışlarsa, Allah mutlaka onu izzet sahibi kılar. Bir kimse, zengin olmak için kendisine dilencilik kapısını açtığı zaman, Aziz ve Celil olan Allah mutlaka onun fakirliğini arttırır. Bir kimse, daha fazla mal sahibi olmak için sadaka kapısını açarsa, Allah onu daha da muhtaç kılar."

 

 

303- Kabısa bin Muharik el-Hilalı'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: ''Bir anlaşmazlıkta ortalığı yatıştırmak üzere kefil olmuştum da, bu konuyu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sormak için gelmiştim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Kabısa, bekle de bize zekat gelsin, onun sana verilmesini emredelim" buyurdu. Ardından şöyle buyurdu:

 

"Dilenmek ane ak şu üç kişiden birine helal olur: Kefalet altına giren kişinin, o miktarı elde edinceye kadar dilenmesi helaldir. Sonra bundan vazgeçer. Malını yok eden bir felakete maruz kalan kişinin, geçimini temin edinceye -veya durumunu düzeltinceye- kadar dilenmesi helaldir. Sonra bundan vazgeçer. Bir diğeri ise, kavminden aklı başında  üç kişinin, "Falan gerçekten fakir düştü" dedikleri kimsedir. Onun da, geçimini temin edinceye veya durumunu düzeltinceye kadar dilenmesi helaldir. Bunların dışındaki dilenmeler haramdır. Ey Kabısa, bunların dışındaki dilenmeler haramdır. Dilenen, haram yemiş olur."

 

 

304- Enes bin Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ensar'dan bir adam ve ailesi sıkıntı içindeydi. Ailesinin yanına girdiğinde, onların sıkıntıdan ve açlıktan yere yıkılmış olduğunu gördü. "Ne oldu size?" diye sorduğunda: "Açlık! Bizim için bir şeyler iste" dediler. Ensarlı adam, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gitti ve: "Ey Allah'ın Peygamberi! Sana öyle bir ailenin yanından geldim ki, ben geri dönünceye kadar hepsi ya da içlerinden biri açlıktan ölebilir" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

 

"Yanında bir şey yok mu?" diye sordu. Adam: "Hiçbir şeyim yok" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Git ve sahip olduğun (satabileceğin) bir şey getir" buyurdu. Adam evine döndü, bir çul ve bir bardak dışında bir şey bulamadı. Onları Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) getirerek:

 

"Ey Allah'ın Peygamberi! Sahip olduğumuz her şey bu çul ve bardak" dedi. Çulu, evdekilerin bazıları altlarına sererken, bazıları da onu giyiyordu. Bardaktan ise su içiyorlardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu çul ve bardağı kim satın alır?" diye sordu. Bir adam: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben onları bir dirheme alırım" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim bunlara bir dirhemden fazla verir?" diye sordu. Enes dedi ki: "Orada bulunanlar sustu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) tekrar: "Kim bunlara bir dirhemden fazla verir?" diye sorunca, başka bir adam: "Ey Allah'ın Peygamberi! Ben onları iki dirheme alırım" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O halde onlar senindir" buyurdu. Adam iki dirhemi getirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dirhemleri alıp Ensarlı adama verdi ve:

 

"Git ve bir dirheme yiyecek satın al, ailenin açlığını gider. Bir dirheme de, bir kazma al ve yanıma gel" buyurdu. Adam, kazma ile gelince Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu eline aldı ve: "Bu kazmaya takabileceğin bir sap var mı?" diye sordu. Adam: "Hayır. Vallahi, bende öyle bir şey yok" deyince, orada bulunan bir adam: "Ey Allah'ın Peygamberi! Bende bir sap var, belki buna uyar" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Git ve onu getir" buyurdu. Adam gidip sapı getirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kazmayı aldı ve onu sapa yerleştirdi. Sonra onu Ensarlı olan adama verdi ve:

 

"Bu kazmayı al ve bulduğun her pamuk, diken ya da odunu kes. Sonra onları bir demet yap ve pazara götür. Onu sat ve Allah'ın senin için takdir ettiğini aL. On beş gün kadar da gözüme gözükme" buyurdu. Adam her gün sabah erkenden çıkıyor, topladığı odunları pazara getirip dirhemin üçte biri fiyatına satıyordu. Nihayet on beş gün sonra Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldiğinde, elinde on dirhem vardı. Allah'ın Peygamberi'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi ve: "Ey Allah'ın Peygamberi! Bana emrettiğin şeyde Allah Teala bana bereket ihsan etti. On beş günde on dirhem kazandım. Beş dirheme, çoluk-çocuk için yiyecek aldım. Beş dirheme, onlar için giyecek satın aldım" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

 

"Bu, senin için kıyamet gününde yüzünde dilencilik lekesi ile gelmenden daha hayırlıdır. Dilencilik, ancak şu üç kişi için caiz olabilir ki, bunlar: Can yakıcı kan diyetini ödemeyi yüklenen kimse, çok ağır bir borç altında bulunan kimse ve şiddetli fakirlik çeken kimsedir."

 

 

305- Aynı hadisi el-Ahdar bin Aclan şu ilave ile rivayet etmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o adama: "Şu vadiye git, diken, odun ne bulursan kes" buyurdu.

İstemeden Kendisine İyilikIMal Gelen Kimse

 

 

306- Zeyd bin Halid el-Cühenı'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Kime kardeşinden istemeden ve tenezzül etmeden bir mal gelirse, bunu kabul etsin ve reddetmesin. Çünkü bu, Allah'ın kendisine gönderdiği bir rızıktır."

 

 

307- Halid bin Adiyy el-Cühenı'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kime kardeşinden istemeden ve tenezzül etmeden bir mal gelirse, bunu kabul etsin. Çünkü bu, Allah'ın kendisine gönderdiği bir rızıktır."

 

 

308- Aiz bin Amr'ın rivayet ettiğine göre Ebu'l-Eşheb, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu nakletti: "Kime şu rızıktan istemeden ve tenezzül etmeden verilirse, onunla rızkım genişletsin. Eğer bu rızka ihtiyacı yoksa onu kendisinden daha muhtaç olana versin."

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Dilenmeyen ve Durumu Bilinmediği İçin Sadaka Verilmeyen Kimse

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir