|
Müsned-i HARİS |
CİHAD |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
İslam'a Davet
630- Şureyh bin Ubeyd'in
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ordusunu veya seriyyesini gönderdiğinde, onlara şöyle buyururdu: "İnsanlara
sıcak davranın, hemen üzerlerine saldırmayın, onları İslam'a davet etmeden
üzerlerine akın etmeyin. Muhammed'in canı elinde olan Allah'a yemin olsun ki,
şehirli olsun, bedevi olsun yeryüzünde ne kadar insan varsa onları huzuruma
müslüman olarak getirmeniz, erkeklerini öldürüp bana kadınlarını ve çocuklarını
getirmenizden daha sevimlidir. "
631- Übeyy bin Ka'b'ın
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), Lat ve Uzza'nın bulunduğu yere bir askeri birlik gönderdi. Askeri
birlik bir mahalleye akın edip savaşanları ve çoluk-çocuğu esir aldı. Bunun
üzerine Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın Rasulü,
sizin birliğiniz bizi İslam'a davet etmeden saldırdı" diye şikayet
ettiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), birlikte bulunanlara bunu
sorunca, onlar da bu haberi doğruladılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Onları yerlerine geri götürün, sonra İslam'a davet
edin" buyurdu.
632- Abdullah bin
Şeddad'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem), Bizans kralı Hirakl'e şu mektubu gönderdi: "Allah'ın Rasulü
Muhammed'den Rumların sahibi Hirakl'e ... Seni İslam'a davet ediyorum. Eğer
müslüman olursan müslümanların lehindeki ve aleyhindeki şeylere sen de sahip
olursun. Eğer İslam'a girmezsen, cizye verirsin. Çünkü Aziz ve Celil olan
Allah: "Kendilerine kitap verilenlerden Allah'a ve ahiret gününe iman
etmeyen, Allah'ın ve Resulünün haram kıldığını haram saymayan ve hak din
İslam'ı din edinmeyen kimselerle, küçülerek (boyun eğerek) kendi elleriyle
cizyeyi verinceye kadar savaşın." (9rrevbe, 29) buyuruyor. Eğer bunu kabul
etmezsen İslam'a girmeleri ya da cizye vermeleri hususunda fellahlar ile İslam
arasına sakın girme!"
633- Bekr bin Abdullah'ın
rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim bu
mektubu Kayser'e gönderirse ona cennet vardır" buyurdu. Bir adam:
"Öldürülmese de
mi?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet
öldürülmese de" diye cevap verdi. Bunun üzerine adam mektubu alarak gitti.
Kayser mektubu okuduktan sonra şöyle dedi: "Peygamberinizin yanına git.
Ona de ki, ben onunla birlikteyim.
Ancak hükümranlığımı
bırakmak istemiyorum." Sonra o adamla birlikte Resulullah'a (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) hediye dinarlar gönderdi. Adam, Resulullah'ın (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yanına gelip olanları haber verince, Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Yalan söyledi!" buyurdu ve Kayser'in gönderdiği
dinarları paylaştırdı."
634- Rebia bin İbad'ın
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Zu'l-Mecaz denilen yerde Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanları İslam'a davet ettiğini gördüm.
Arkasında şaşı bir adam vardı. O da: "Bu adam sizi dininizden ve
atalarınızın dininden sakın geri çevirmesin" diyordu. Ben henÜz çocuk
idim. Babama: "Onun arkasından yürÜyen bu şaşı adam da kim?" diye
sorduğumda: "O, amcası Ebu Leheb'dir" dedi.
635- Enes'in rivayet
ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Neccaroğullarından bir
adama: "MÜslüman ol!" buyurdu. Adam: "İçimden gelmiyor"
deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İçinden gelmese de
müslÜman ol!" buyurdu.
636- el-Carud,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) el-Ala' bin el-Hadrami"yi
Bahreyn'e gönderdiğinde kendisine yazdığı mektubun bir nüshasını ele
geçirdiğini ve içerisinde şunların yazılı olduğunu rivayet etmiştir:
"Bismillahirrahmanirrahi'm. Bu mektup Allah'ın Resulü ve O'nun bütün
yaratıklara gönderdiği peygamberi Kureyşli ve Haşimı Muhammed bin Abdullah'tan
el-Ala' bin el-Hadramı ve beraberinde olan müslümanlara bir fermandır.
Ey Müslümanlar!
Allah'tan hakkıyla sakının, size el-Ala' bin el-Hadrami'yi gönderdim ve ona,
yalnız olan ve ortağı bulunmayan Allah'tan sakınmasını emrettim. Aynı şekilde
size karşı iyi davranmasını, hak ve adaletle aranızda idarecilik yapmasını,
aranızda Allah Teala'nın Kur'an-ı Kerim' de indirdiği adaletle hükmetmesini
emrettim. Size de dediklerimi yapması, adaletle hükmetmesi ve merhametle
muamele etme si durumunda kendisine itaat etmenizi emrediyorum. Ona kulak
verin, söylediklerine itaat edin ve ona en güzel şekilde destek ve yardımcı
olun.
Benim sizin üzerinizde
büyük bir itaat hakkım vardır ki, onu hakkıyla yerine getirmeniz mümkün
değildir. Çünkü Allah'ın ve Resulü'nün hakkını tam anlamıyla yerine
getiremezsiniz. Allah'ın ve O'nun Rasulü'nün genelde bütün insanlar, özelde
sizin üzerinizde itaat konusunda ve ahdinel kendisine verilen sözü yerine
getirme konusunda farz bir hakkı olduğu gibi, müslümanların kendi idarecileri
üzerinde bu konuda farz bir hakları vardır.
Allah itaate hakkıyla
riayet eden kuldan razı olacak, onu yerine getiren ve ona sahip çıkanların
ecrini büyük tutacaktır. Bilesiniz ki, itaatle, arzulanan her hayrı ve bereketi
açan bir yol vardır, sakınılması gereken her şeyden de bir kurtuluş vardır.
Ben, Allah Teala'yı şahit tutarak ifade etmek isterim ki, küçük olsun büyük
olsun müslümanlara ait bir hususta kendisini idareci tayin etiğim kişi şayet
onlar arasında adil davranmazsa ona itaat yoktur. O, kendisine tevdi edilen
görevden o an azledilmiştir, beraberinde olan müslümanların ona itaat
sorumlulukları ortadan kalkmıştır. Bu durumda Allah Teala'dan hayırlı birisini
göndermesini dilemelerini ve içlerinde en selahiyetli ve ehil olanı idareci
tayin etmelerini tavsiye ederim.
Şayet el-Ala bin
el-Hadramı'nin başına bir musibet gelirse Allah'ın kılıcı Halid bin el-Velld
onun halefidir. Hak üzere olduğuna tanıklık ettiğiniz sürece onu dinleyin ve
ona itaat edin. Hak'tan sapıp başka bir yola sapması durumunda ona itaat
etmeniz gerekmez. Allah'ın bereketi, yardımı, zaferi, hidayeti, afiyeti ve
tevf'iki ile yolunuza devam edin. Karşılaştığınız insanları Allah'ın Kitabına,
O'nun çizdiği yola, Rasulü'nün sünnetine davet edin. Allah Teala'nın Kitabında
helal kıldığı şeyi onlara helal, haram kıldığı şeyi de onlara haram kılın.
Putları hayatınızdan çıkarmanızı, şirk ve küfürden uzak durmanızı, Lat ve Uzza
gibi putlara kulluk etmeyi inkar etmenizi, Meryem oğlu İsa ve Harve oğlu
Üzeyr'e kulluktan vazgeçmenizi, meleklere, Güneş'e, Ay'a, ateşe tapmaktan uzak
durmanızı, Allah'tan başka edinilen her türlü puta yanaşmamanızı, Allah ve
RasUlünü dost edinip Allah ve RasUlünden uzak duranlardan uzak durmanızı
tavsiye ederim.
Bunların yaptıklarını
benimsedikleri an Allah'ın dostluğunu kabul etmiş olurlar. Siz de bu durumda
onlara, kendisine davet ettiğiniz Kitab'ı açıklayın. Onun Cebrail vasıtasıyla
Allah katından, yaratıkların özü Allah'ın elçisi, peygamberi ve sevgilisi olan
Muhammed bin Abdullah'a indirilen bir kitap olduğunu, Allah Teala'nın onu bütün
insanlığa; siyahına-beyazına, insine-cinnine, bütün alemlere rahmet olarak
gönderdiğini, sizden önceki milletlere ve sizden sonra geleceklere ait her şeyi
içeren bir kitap olduğunu, Allah Teala'nın tüm insanların arasını onunla
bulacağını, daha önce gönderilen bütün kitaplardan üstün ve Tevrat, İncil,
Zebur gibi kitapları tasdik ettiğini, kendilerine rasUl ve peygamber gönderilen
atalarınızın anlamadığı birçok hususu bu kitapta size naklettiğini,
atalarınızın peygamberlerine tepkilerinin ne olduğunu, onları nasıl tasdik
ettiklerini ve nasıl yalanladıklarını haber veren bir kitaptır.
Allah Teala, Kitab'ında
sizlere onlar hakkında çok şeyler anlattı.
Günahları sebebiyle
helak olanlardan haber verdi ki, o günahlardan uzak durun ve onların
yaptıklarını yapmayın; Allah'ın gazabına duçar olmayın. Allah'ın emirlerini
hafife almaları ve yaptıkları kötülüklerden dolayı helak olmaları durumuna siz
de düşmeyin. Aynı şekilde sizden önce Allah'ın azabından kurtulanların
haberlerini de size nakletti ki, onları örnek alın ve siz de kurtuluşa erin.
Bütün bunları katından bir rahmet ve size acıması sebebiyle bildirdi.
Size gönderdiği kitap
sapkınlıktan doğruluğa götüren bir kitaptıL Aynı zamanda cehaletten aydınlığa,
sürçmekten kurtuluşa, fitneden selamete, karanlıktan aydınlığa götüren bir
kitaptır. O hastalık anında şifadır. Helak olmaktan kurtaran, eğriden doğruya
ileten, kapalı hususları açıklığa kavuşturan kitaptır. Dünya ile ahiret
çizgilerini birbirinden ayıran ve dininizin tüm unsurlarını kendisinde
barındıran bir kitaptır.
Bu hususları arz
ettikten sonra onları benimserlerse, o zaman Allah'ın dostluğunu tam anlamıyla
elde etmiş olurlar. Bu durumda onlara İslam'ı arz edin. İslam ise beş vakit
namazdan, zekat vermekten, Allah'ın evini haccetmekten, Ramazan orucunu
tutmaktan, cünüplükten yıkanmaktan, her namaz öncesinde temizlenmekten,
anne-babaya karşı iyi davranmaktan, müslüman akrabayla ilişkiyi kesmemekten,
müşrik olsalar da anne-babaya iyi davranmaktan ibarettir.
Bunları yaptıkları
takdirde müslüman olmuşlardır. Onları imana davet edin ve şeriatın hükümlerini
ve ana prensiplerini onlara öğretin. İman, Allah'tan başka ilah olmadığına ve
O'nun hiçbir suretten ortağı bulunmadığına, Muhammed'in O'nun kulu ve Rasulü
olduğuna, Muhammed'in getirdiği şeylerin hak olduğuna, onun dışında kalan
şeylerin batıl olduğuna, Allah' a, meleklerine, kitaplarına, peygamberlerine ve
ahiret gününe iman etmek olduğuna, Kur'an'dan önce gelen Tevrat, İncil ve Zebur
gibi kitaplara inanmaya, öldükten sonra dirilmeye, hesaba, cennete, cehenneme,
ölüme, (ikinci) hayata iman etmeye, Allah' a, peygamberlerine ve bütün
müminlere inanmaya denir.
Şayet bunları yapar ve
bu hususları ikrar ederlerse onlar müslümandır, mümindir. Bundan sonra onlara
ihsanı öğretin. İhsan; emaneti eda etme konusunda Allah ile kendi aralarını iyi
düzenlemeleri ve Allah'ın peygamberlerden, peygamberlerin kullardan ve
müminlerin idarecilerinden aldığı söze riayet etmeleridir. Teslim olmak (İslam)
ise, müslümanların her türlü el ve dil yarasından salim olmaları ve kendi
nefisleri için arzuladıklarını diğer müslümanlar için arzulamaları, Allah
Teala'nın vaad ettiği hususları tasdik etmeleri, O'nunla buluşulacağına ve
huzuruna çıkılacağına inanmaları, her an dünyadan ayrılabileceklerini, her
günün bitiminde nefislerini hesaba çekmeleri, gece ve gündüzü ahiret azığı için
değerlendirmeleri, gizli-açık olsun Allah Teala'nın farzlarını yerine getirme
de birbirlerine yardımcı olmalarıdır.
Eğer bunları yerine getirirlerse
o zaman onlar müslüman, mümin ve muhsin kimseler olmuşlardır. Bundan sonra
onlara kafirlerin niteliklerini anlatın ve onları büyük günahlara düşüp, hel ak
olmaktan kurtarın. Büyük günahlar insanları helak eden şeylerdir ki, bunların
başında Allah'a ortak koşmak gelir. Nitekim, "Allah Teala kendisine ortak
koşanları affetmez" (Nisa, 48) buyurmuştur. Ayrıca sihir yapmak ki, sihir
yapanın ahirette hiçbir nasibi olmayacaktır. Akraba ve yakınlarla ilişkiyi
kesme ve cihaddan kaçmanın da büyük günah olduğunu söyleyin. Bunları
işleyenlerin Allah'ın gazabına uğrayacağını ve kıyamet günü kendilerinden
hiçbir amelin kabul edilmeyeceğini ifade edin. "Hiçbir peygamberin emanete
hıyanet etmesi düşünülemez." (Al-i İmran, 161)
Yine mümin kişiyi
öldürenin yerinin cehennem olduğunu, iffetli kadınlara iftirada bulunmanın
dünya ve ahirette laneti gerektirdiğini söyleyin. "Kim bir mü mini kasten
öldürürse, cezası, içinde ebedi kalacağı cehennemdir." (Nisa, 93)
"Namuslu, kötülüklerden habersiz mümin kadınlara zina isnadında
bulunanlar, dünya ve ahirette lanetlenmişlerdir." (Nur, 23) Yetimin malını
yemenin (yetimin malını yiyenler karınlarında ateş yerler ve cehennemi
boylarlar), faiz yemenin de (faiz yiyenler Allah ve Resulüne savaş açmıştır)
büyük günahlardan olduğunu hatırlatın. "Yetimlerin mallarını haksız yere
yiyenler, ancak ve ancak karınlarını doldurasıya ateş yemiş olurlar ve zaten
onlar çılgın bir ateşe (cehenneme) gireceklerdir." (Nisa, 10)
"Eğer böyle
yapmazsanız, Allah ve RasUlüyle savaşa girdiğinizi bilin." (Bakara, 279)
Şayet bu büyük günahlardan uzak dururlarsa o zaman onlar mÜslÜman, mümin,
muhsin ve muttakı kullar olup dinlerini tamamlamışlardır. Bundan sonra onları
ibadete davet edin.
İbadet ise oruç tutmak,
kıyam, huşu, niyaz, rüku halinde olmak, secde etmek, tevbe etmek, yakın
mertebesinde iman etmek, ihsan, Allah'ı tekbir ve tesbih etmek, O'na hamd
etmek, O'nu herşeyden ÜstÜn tutmak, zekatın dışında sadaka vermek, tevazu
sahibi olmak, zararsız kul olmak, insanlara karşı iyi davranmak, niyaz, dua,
mülkÜn Allah'a ait olduğunu ikrar etmek ve salih am el işlemektir.
Eğer bunları yerine
getirirlerse o zaman onlar mÜslÜman, mÜmin, muhsin, muttakı, abid kullar olup
kulluklarını hakkıyla eda etmiş olurlar. Bunun akabinde onları cihada davet
edin ve cihadın ne olduğunu onlara izah edin. Allah Teala'nın, cihadın fazileti
ve Allah nezdindeki sevabı konusunda teşvik ettiği hususları onlara arz edin.
Bu hususları yerine
getirirlerse onlarla biat edin. Allah'ın ve Rasulünün sÜnnetine uymaları
konusunda onlardan söz alın. Allah'ın sözÜne ve himayesine riayet edin.
Biatınızın gereğini yerine getirin ve mÜslÜman idarecilerden herhangi birinin
emrine isyan etmeyin. Bu hususları kabul ettikleri zaman onlarla biat edin ve
onlar için Allah'tan af dileyin.
Allah rızası için ve
O'nun dinine yardım etmek gayesiyle cihada çıkarlarsa, karşılaştıkları
insanları Allah'ın Kitabına davet etsinler. Sonra insanları İslam' a, imana,
ihsana, takvaya, kulluğa ve cihada davet etsinler. Kim onlara tabi olur ve
söylediklerine icabet ederse artık o mÜslÜman, mÜmin, muhsin, muttakı, abid ve
mÜcahiddir. Sizin sahip olduğunuz hakların aynısına sahiptir.
Kim de imana ve İslam'a
yanaşmazsa, Allah'ın emrini kabul edinceye ve dinini benimseyinceye kadar
onlarla savaşın. Kiminle sözleşme yapar ve onları Allah'ın himayesine
alırsanız, sözÜnÜzÜn gereğini yerine getirin. Kim de müslüman olur ve sizin
safınıza katılırsa o sizden birisidir. Kim de bu konuda anlaşma yaptıktan sonra
sizinle savaşırsa, siz de ona karşı savaşın. Size hile ve tuzak kuranlara siz
de mukabelede bulunun. Kim size karşı ittifak yaparsa siz de ona karşı ittifak
yapın. Kim sizi pusuya düşürmek isterse ve sizi aldatmak yoluna giderse, size
karşı hile ve düzen kurarsa siz de aşırıya kaçmadan mukabelede bulunun. Çünkü
haksızlığa uğradıktan sonra yardım isteyenler için herhangi bir günah söz
konusu değildir.
İyi biliniz ki, Allah
her zaman sizinle beraberdir ve yaptıklarınızı görmektedir, yaptığınız amelleri
tümüyle izlemektedir, dolayısıyla O'ndan sakının ve daima teyakkuz halinde
olun. Bu, Allah Teala'nın bana tevdi ettiği bir emanettir ve bir mazeretiniz
kalmasın diye onu size tebliğ ediyorum. Aynı zamanda bu, Kur'an'ın kendisine
ulaştığı herkes aleyhinde bana verilmiş bir hüccettir.
Kim içindekilerle am el
ederse kurtuluşa erer, kim içindekilere ittiba ederse doğru yolu bulur. Kim
onunla hasmını yenmeye çalışırsa başanlı olur. Onunla savaşan muzaffer olur.
Kim de onu terkederse dalalete düşer. Onun için içindekilerle amel edin,
devamlı onu dinleyin, içinizi onunla doldurun, kalbinizde ona yer ayırın.
Çünkü o gözlerin nuru,
kalplerin bahan, gönüllerin ilacıdır. Emreden ve öğüt veren, nehyeden ve
Allah'a ve RasUlüne çağıran bir kitap olarak o yeterlidir. Bu mektubu
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), el-Ala bin el-Hadrami'ye ve onun
halefi Allah'ın kılıcı Halid bin el-Velid'e emanet etmiştir. Yanındaki
müslümanların bu mektubun içindeki hükümlere davet etme konusunda en ufak bir
mazeret ileri sürmelerini kabul etmemiştir. Mektubun içinde yer alan herhangi
bir hususun zayi olmasını da mazeret kabul etmemiştir. Bu mektup kime ulaşırsa
içerisindeki hükümlere uymalan için hiçbir mazeret geçerli değildir."
Bu mektup, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) hicretinden dört yıl geçmesine iki ay kala
Zilkade ayının üçünde kaleme alınmıştır. İbn Ebu Süfyan kaleme almış, Osman bin
Affan ona dikte ettirmiş, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) orada hazır
bulunmuş, el-Muhtar bin Kays el-Kureşı, Ebu Zerr el-Gıfarı, Huzeyfe bin
el-Yeman el-Absı, Kusay bin Ebu Amr el-Himyerı, Şuayb bin Ebu Mersed
el-Gassanı, el-Müseyyib ibn Ebu Sa'sa'a el-Huzai, Avane bin Şemmah el-Cühenı,
Sa'd bin Malik el-Ensarı, Sa'd bin Ubade eL .. Ensarı, Zeyd bin Amr ve daha
başka kabile mensupları, Kureyş'ten bir adam, Cüheyne'den bir adam, Ensar'dan da
dört kişi bulunmuş ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mektubu
el-Ala' bin el-Hadramı ve Halid bin el-Velid'e teslim ettiğine tanıklık
etmişlerdir.
***************
İslam'dan Uzak Kimseler
***************
637- Süleyman'ın rivayet
ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"İslam'dan en uzak olan kimseler, Bizanslı kölelerdir."
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan:
Haram Aylarda
Savaşmak - Öldürülmesi Yasaklananlar