Müsned-i

HARİS

MEGAZİ

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Medine'ye Hicret

 

671- Süraka bin Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kureyş, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ve Ebu Bekir'in başına kırk ukiyye altın koydu. (Ben otururken) bir adam yanıma geldi ve: "Kureyş'in başına ödül koyduğu iki kişi falan yerdedir" dedi. Ben hemen otlamakta olan atımı hazırlayıp onların peşine düştüm. Sonra mızrağımı aldım. Onu gizliyordum ki, Kureyşlilerden kimse ödülde bana ortak olmasın. Derken onlara yetiştim. Ebu Bekir: "Biri bizim peşimizde" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dönüp baktı ve:

 

"Allah'ım! Bizi dilediğin şekilde ondan koru!" diye dua etti. Bunun üzerine ben düzlük ve kuru bir arazide olmama rağmen atımın ayakları çamura battı. Ben de bir taşın üzerine düştüm. Bunun üzerine ben, atıma böyle yapan kimsenin başına kötü bir iş açacağıma söz verdim. Sonra kalktım ve atıma böyle yapan kimseye:

 

"Dua edin de bundan kurtulayım" dedim ve ona isyan etmemeye söz verdim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) da dua etti ve Süraka'nın atı kurtuldu. Ben, günün başlangıcında onu öldürmek için ararken, günün sonunda onun koruyucusu olmuştum. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Biz Medine'ye yerleştikten sonra eğer yanımıza gelmek istersen gel" dedi. Medine'ye geldiğimde, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Halid bin Velid komutasında bir orduyu kavmimin üzerine göndereceğini duydum. Hemen onun yanına geldim ve: "Nimeti veren aşkınal" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

 

"Ne oldu?" diye sorunca: "Senin, kavmim üzerine bir ordu göndereceğin haberi bana ulaştı. Ben ise senin onlarla barış yapmanı istiyorum. Senin kavmin (yani Kureyş) müslüman olursa onlar da müslüman olacaklar. İslam'a girecekler ama müslüman olmazsa senin kavminin kalpleri onlara karşı katılaşmayacak" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Halid bin Velid'in elini tutup, ona:

 

"Onun istediğini yap" buyurdu. Halid, Süraka ile birlikte gitti. Kureyşlilerin müslüman olması durumunda onların da müslüman olmaları, içlerinden sığınacakların olması durumunda da verdikleri söz üzerinde olacaklarına dair anlaşma yaptılar. Bunun üzerine Aziz ve Celil olan Allah: "Ancak kendileriyle aranızda antlaşma bulunan bir topluma sığınanlar yahut ne sizinle ne de kendi toplumlarıyla savaşmak (istemediklerin)den yürekleri sıkılarak size gelenler müstesna." (Nisa, 90) ayetini indirdi. Müşriklere sığınanlar, onlar hakkında verilen hükme tabi oldular."

 

 

672- Said bin el-Müseyyib'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Süheyb muhacir olarak Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gitmek üzere yola çıktı. Peşine bir grup Kureyşli takıldı. O da bineğinden inerek ok çantasındaki akları çıkarıp yere yaydı. Sonra şöyle seslendi: "Ey Kureyş topluluğu! İyi bilirsiniz ki, ben sizin en iyi ok atıcılarınızdan biriyim. Allah'a yemin ederim ki, çantamdaki bütün oklarımı atıp bitirmedikçe bana yaklaşamayacaksınız. Sonra da kılıcımı çekip onunla, elimde ondan bir parça kaldığı sürece çarpışacağım. Ondan sonra da ne isterseniz onu yapın. İsterseniz size Mekke'deki malımın ve dirhemlerimin yerini göstereyim, yolumdan çekilin."

 

Müşrikler: "Olur" dediler. O da dediğini yaptı. Süheyb, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına Medine'ye geldiğinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ebu Yahya, bu karlı bir alışveriş oldu! Ebu Yahya, bu karlı bir alışveriş oldu" buyurdu. Ardından: "İnsanlardan öylesi de vardır ki, Allah'ın rızasını kazanmak için kendini feda eder. Allah, kullarına çok şefkatlidir." (Bakara, 207) ayeti nazil oldu.

 

 

 

*******************

Hicretin Devam Etmesi

*******************

 

673- İbn es-Sa'di'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Kavmimle birikte heyet içinde Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldim. İçlerinde yaşı en küçük ben olduğum için beni yüklerinin ve bineklerinin yanında bıraktılar (ve onunla görüşmeye gittiler). Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "İçinizden yanıma gelmeyen var mı?" diye sorunca: "Evet. Yüklerimizin ve bineklerimizin yanında genç bir çocuk bıraktık" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu yanıma çağırın. Çünkü onun soracağı şey, sizin soracaklarınızdan daha önemli" buyurunca beni çağırdılar. Gelip yanına girdiğimde: "Neyi soracaksın?" buyurdu. Ben: "Bana hicretin bitip bitmediğini söylemeni istiyorum" dediğimde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kafirlerle savaşıldığı sürece hicret bitmiş değildir" buyurdu.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Fetihten Sonra Bir Beldede Kalmak

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir