Müsned-i

HARİS

MEGAZİ

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Hayber

 

687- Cabir bin Abdullah el-Ensari'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Yahudi Merhab, silahlarını kuşanıp kalelerinden çıktı ve şöyle dedi:

"Hayber bilir ki, ben Merhab'ım, Silahı keskin, denenmiş bir kahramanım. Arslanlar öfkeyle gelmeye başladığı zaman, Onları bazen süngüyü dürter, bazen de kılıçla vururum. Benim savunduğum yere kimse yaklaşamaz. "

 

Sonra: "Kim karşıma çıkar?" demeye başladı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Kim buna karşı çıkar?" deyince, Muhammed bin Mesleme: "Ben çıkarım, ey Allah'ın Rasulü! Ben vallahi, onlardan intikam alacak tek kişiyim. Çünkü dün kardeşimi öldürmüşlerdi" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Karşısına çık!" buyurup, "Allah'ım! Ona karşı (Muhammed bin Mesleme'ye) yardım et" diye dua etti.

 

Birbirlerine yaklaştıkları zaman, aralarına üzerinde zamk bulunan yaşlı bir ağaç girdi ve birbirlerine karşı onun arkasında korunmaya çalıştılar. Birbirlerine vurmaya çalışırken ağacın dallarını kesmeye başladılar. Sonra Merhab, Muhammed bin Mesleme'ye saldırıp vurdu, ancak Muhammed bin Mesleme onun vuruşunu deriden yapılmış kalkanıyla karşılayıp kendini koruyunca, Merhab'ın kılıcı kalkana saplanıp takıldı. Bunun üzerine Muhammed bin Mesleme ona vurup öldürdü."

 

 

688- Ata bin Ebu Mervan, babasının şöyle dediğini rivayet etti: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Hayber savaşına katılmış Ümmü'l-Muta el-Eslemi'nin şöyle dediğini işittim: "Eslemliler, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) içinde bulundukları sıkıntıdan dolayı şikayet ettiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanlara seslendi ve hep birlikte kalktılar. Kaleye ilk saldıranlardan biri de Eslem'di. O gün güneş batmadan Allah bize Hayber'in fethini nasip etti. Hayber, Sa'd bin Muaz'ın Netat'taki kalesiydi."

 

 

689- Seleme bin Amr bin el-Ekva'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Bekir bin Ebu Kuhafe es-Sıddık'ı kendi sancağı ile Hayber' deki bazı kalelerin üzerine gönderdi. Ebu Bekir savaştı ve döndü ancak fetih gerçekleşmedi. Bunda zorluklar da çekti. Ertesi gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ömer bin Hattab'ı gönderdi, o da savaştı ve döndü ancak fetih gerçekleşmedi. O da birtakım zorluklar çekti. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Bu sancağı öyle birisine vereceğim ki, o, Allah ve Resulü'nü sever.

 

Allah, Hayber'in fethini onun eliyle gerçekleştirecektir ve o savaştan kaçmaz" buyurdu. Seleme dedi ki: Sonra Ali'yi çağırdı. Ali'nin gözlerinde ağrı vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun gözlerine tükürüğünü sürdü, sonra da: "Bu sancağı al ve Allah sana fethi müyesser kılıncaya kadar ilerle" buyurdu.

 

Seleme dedi ki: Ali sancağı aldı ve çıktı. Öyle bir koşuyordu ki!

 

Ben de onun arkasından koşuyor, izini takip ediyordum. Sonra san cağını kalenin altında büyük bir taşa yerleştirdi. Kalenin başında duran bir yahudi onu gördü ve: "Sen kimsin?" dedi. Ali: "Ben, Ali bin Ebu Talib'im" dedi. Yahudi, arkadaşlarına: "Musa'ya inene yemin olsun ki sizler mağlup oldunuz!" dedi. Ali, Aziz ve Celil olan Allah, onun eliyle Hayber'in fethini ihsan edinceye kadar dönme di.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Mekke'nin Fethi

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir