Müsned-i

HARİS

EDEB

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Övülmek - Şiir - Mahlukat

 

*************

Övülmek

**************

 

845- Muaz bin Cebel'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir adam Resulullah'a gelip: "Ey Allah'ın RasUlü! Ben, övülmekten hoşlanan bir kişiyim" dedi. Sanki adam, kendi nefsinden korkuyordu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Herkes tarafından övülen bir hayat sürüp şehit olarak ölmeyi istemeni engelleyen nedir? Ben güzel ahlakın tümü ile size gönderildim."

 

 

 

**************

Şiir

**************

 

846- Abdullah bin Ömer'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden birinin içinin irin ile dolması, şiir ile dolmasından kendisi için daha hayırlıdır."

 

 

847- Ebu Ümame'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şarkıcı cariyelere, çalgı ve şarkı öğretmek helal değildir; onları alıp satmayın. Onların satılmasından elde edilen kazanç haramdır. Allah'ın Kitabı'ndaki şu ayet bunu doğrular: "İnsanlardan öylesi var ki, herhangi bir ilmı delile dayanmadan Allah yolundan saptırmak ve sonra da onunla alayetmek için boş lafı satın alır. İşte onlara rusvayedici bir azap vardır." (Lokman, 6) Canım elinde olan Allah'a yemin ederim ki, bir kimse şarkı söyleyerek sesini yükselttiğinde, iki şeytan ona biner ve susuncaya kadar onun sırtına ve göğsüne vururlar."

 

 

848- Huzeyl kabilesinden bir adamın, babasından rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şiir, Arap sözünün en güçlü ifadesidir. O, soru saranın cevabını aldığı, öfkenin kendisi sayesinde dindiği, topluluk içerisinde kişinin maksadına sayesinde ulaştığı bir ifade tarzıdır."

 

 

849- Hasan bin Ubeydullah'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Nabiğa el-Ca'di'yi dinleyen biri bana şunu anlattı: Nabiğa dedi ki: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldim ve ona şu şiiri okudum: "Biz öyle bir kavimiz ki düşmanla karşılaştığımızda yüz çevirip . kaçmaya atlarımızı alıştırmayız.

 

Korku günü atlarımızın renklerini yadırgarız. Onların yaralanıp (kanla) boyanmasını arzularız. Onları sağlam olarak geri çevirmek bizim için iyi değildir. Onların ayaklarını kesip boğazlamayı kabul etmemek olmaz. Bizim ve dedelerimizin şam göklere ulaştı. Yine de biz bundan üstün bir yere ulaşmak isteriz. "

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Nereye?" diye sordu, ben de: "Cennete!" dedim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet, inşallah" dedi. Bunun üzerine şu şiiri okudum: "Yumuşaklıkta hayır yoktur; eğer onu bulandıracak çirkin sözlerden korunmazsa. Cehalette hayır yoktur; eğer durum açığa çıktığında onun bir mahareti yoksa ...''

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu şiiri dinleyince: "Allah ağzını dağıtmasın!" diye ona dua etti. Nitekim onun bir dişi düştüğünde yerine yeni bir tanesi çıkardı. O, insanlar arasında güzel dişleriyle bilinirdi."

 

 

850- Hişam bin Urve, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: Aişe şöy-

le dedi: Lebıd şu beytiyle ne güzel söylemiştir: "Himayelerinde yaşanan kimseler göçüp gitti, Ben ise uyuz devenin derisi gibi (kaldım) geride."

 

Ravi der ki: Babam (Urve) şöyle derdi: "Allah, Aişe'ye rahmet eylesin, acaba şu içinde yaşadığımız zamanı görseydi ne derdi?!"

 

 

 

**************

Mahlukat

**************

 

851- Ata bin Yesar'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ka'b(u'l-Ahbar)'a dedim ki: "Bizim şu üzerinde bulunduğumuz yeryüzünü ne tutmaktadır?" "Allah'ın emri" diye cevap verdi. "Ben de biliyorum ki Allah'ın emri onu tutmaktadır. Ama Allah'ın o emri nedir?" dedim. "Bir meleğin elinde bulunan yeşil bir ağaçtır. Melek balığın sırtında durmakta; balık ise kıvranıp durmaktadır. Gökler Arş'ın altındadır" dedi.

 

"İkinci arzda oturan nedir?" diye sordum. Şöyle cevap verdi: "Kasıp kavuran rüzgardır. Allah, Ad kavmini helak etmek istediğinde bu yerin bekçilerine ondan bir kapı açmalarını vahyetti. Bekçiler: Ey Rabbimiz! Bir boğanın burun deliği gibi (mi?) diye sordular. O da: "O zaman bu içindekilerle beraber yeryüzünü savurur" buyurdu. Bunun üzerine bir yüzük yeri kadar açıldı."

 

"Üçüncü kat arzda oturan kimdir?" diye sordum. "Cehennem taşı" dedi. "Dördüncü kat arz da oturan kimdir?" diye sordum. "Cehennem kibritidir" dedi. "Cehennemin de kibriti mi vardır?" dedim. "Nefsim kudret elinde bulunana yemin ederim ki, elbette vardır" dedi. Bir keresinde ise: "Eğer dağlar oraya atılsa, ısısından paramparça olur" dedi.

 

"Beşinci kat arzda oturan kimdir?" diye sordum. "Cehennemin yılanlarıdır" dedi. Ben: "Cehennemin de yılanları mı vardır?" deyince: "Nefsim kudret elinde bulunana yemin ederim ki, hem de vadiler büyüklüğündedirler" dedi.

 

"Altıncı kat arz da oturan kimdir?" diye sordum. "Cepennemin akrepleridir" dedi. Ben: "Cehennemin de akrepleri mi var?" deyince: "Nefsim kudret elinde bulunana yemin ederim ki, hem de felekler gibidirler ve mızraklar gibi kuyrukları vardır. Onlardan biri kafirle karşılaşınca, onu öyle bir sokar ki kafirin tepeden tırnağa etleri paramparça olur" dedi. "Yedinci kat yerde oturan kimdir?" diye sordum. "Orası zindandır.

 

Oraya İblis bağlanmıştır. Melekler üzerine atılıp yakaladılar. Allah da onu oraya hapsetti. Bir el önünde, bir el arkasında, bir ayak önünde, bir ayak arkasında vardır. Askerleri ona haberleri taşır. Onun bir süresi vardır. O süre içinde serbest bırakılır" dedi.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

İyilik ve Akraba ile İlişkiler

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir