|
Müsned-i HARİS |
Peygamberlik Alametleri |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
Nebi (s.a.v.)
**********************
Elyasa ve Hızır (a.s.)
**********************
881- Enes bin Malik'in
rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Hızır denizde, Elyesa' ise karadadır. Bu ikisi her gece Zülkarneyn'in
Yecüc ve Mecüc ile insanlar arasına kurduğu büyük seddin yanında buluşurlar.
Her yıl haccedip umre yaparlar. Zemzemden bir kere içerler ve bu, gelecek yıla
kadar onlara yeter."
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Risaleti
**********************
882- Ebu Ümame'nin şöyle
dediği rivayet edilmiştir: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey
Allah'ın Rasulü, senin ilk yaratılışın nasıldı?" diye sorduğumda şöyle
buyurdu: "Ben, atam İbrahim'in duası ve İsa'nın (as) müjdesiyim. Annem,
(beni dünyaya getirirken) kendisinden Şam saraylarını aydınlatan bir ışığın
çıktığını gördü."
883- Aişe'nin şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hanımı Hatice ile birlikte bir ay itikafta kalmayı adamıştı. Bu, Ramazan ayına
denk gelmişti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dışarı çıktığında:
"es-Selamu aleykum' diye bir ses işitti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) şöyle buyurdu: "Bir cinin geldiğini zannettim. Hızlıca Hatice'nin
yanına geldim. O, beni bir elbise ile örttü. Ardından: "Ey Abdullah'ın
oğlu, ne oldu sana?" diye sordu. "es-Selamu aleykum" diye bir
ses işittim. Bir cinin geldiğini zannettim" dedim. Hatice: "Müjdeler
olsun ey Abdullah'ın oğlu! Kuşkusuz selam, hayırdır" dedi.
Sonra başka bir gün
çıktığımda, Cebrail'i güneşin üzerinde, bir kanadı doğuda ve bir kanadı batıda
iken gördüm. Ondan korktum ve hızlıca geri geldim; Sonra (Mekke'ye döndüğümde)
Cebrail'i (as), kapı ile aramda tekrar gördüm. Benimle konuştu, ona yakınlık
hissettim. Sonra bana belirli bir yerde buluşmak üzere söz verdi. Dediği yere
geldim. Cebrail beni alıkoydu."
Dönmek istediğinde
onunla birlikte ufku kaplamış olan Mikail'i (as) de gördüm. Cebrail yere indi
ancak Mikail, gökyüzü ile yeryüzü arasında kaldı. Cebrail beni aldı ve sırt
üstü yere yatırdı, karnımı yardı ve ondan Allah'ın dilediği şeyi çıkardı. Onu
altından bir leğende zemzem suyuyla yıkadı, sonra tekrar yerine koydu. Sonra
kabın kaldırıldığı gibi beni kaldırdı ve sırtıma bir mühür vurdu. O mührü(n
soğukluğunu) hissettim.
Ardından bana:
"Oku!" dedi. "Daha önce hiç okumadım (bilmem)" dedim. Ne
okuyacağımı bilmiyordum. Sonra tekrar: "Oku!" dedi. Ben:
"Ne okuyayım?"
diye sorunca: "Yaratan Rabbinin adıyla oku. O, insanı 'alak'tan yarattı.
Oku! Senin Rabbin en cömert olandır. O, kalemle yazmayı öğretendir, insana
bilmediğini öğretendir." (Alak, 1-5) ayetlerini vahyetti. İşte o andan
sonra hiçbirşeyi unutmadım. Sonra beni bir adamla tarttı, ondan ağır geldim.
Başkasıyla tarttı, ondan da ağır geldim. Sonra beni yüz kişiyle tarttı. Mikail,
gökyüzünde iken:
"Kabe'nin Rabbine
yemin olsun ki, (onu bir ümmet takip edecek)" dedi. (Sonra hızlıca eve
geldim.) Yanından geçtiğim her taş ve ağaç: "es-Selamu aleyke ya
Rasulallah!" diyordu. Nihayet Hatice'nin yanına girdim. O da:
"es-Selamu aleyke ya Rasulallah!" dedi."
**********************
Ehl-i Kitab'ın Bildiği
Nübüvvet Alametleri
**********************
884- Selman'ın şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "İlim öğrenmek için Şam'a doğru yola çıkmıştım.
Bana, bir rahibi gösterdiler. Onlara, Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) sorduğumda: "Bize, Tihame topraklarında bir peygamberin çıktığı
haberi ulaştı. O, (sadaka almaz) hediyeyi ise kabul eder" dediler. Hemen
Medine'ye gidip bir sepet hurma ile Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
yanına geldim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu hediye mi
yoksa sadaka mı?" diye sordu. "Sadaka" dedim. Elini çekti ve
ashabına yemelerini işaret etti. Sonra ona bir sepet hurma daha getirdim.
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu hediye mi yoksa sadaka
mı?" diye sordu. "Hediye" dedim. Elini uzatıp yedi ve ashabına
da yemelerini işaret etti. Başucunda durdum, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) ne yapmak istediğimi anladı. Ridasını sırtından atınca, sırtındaki
nübüvvet mührünü gördüm. Üzerine eğildim ve baktım. Resulullah'tan (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) mükatebe anlaşmam için yardım istedim. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bana bir parça altın verdi. Eğer onu Uhud ile tartsam, (benim
için) ondan daha ağır gelirdi."
885- İkrime bin Halid
el-Mahzumı'nin rivayet ettiğine göre, Kureyş'ten bir grup Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) risaletle gönderildiği sıralarda deniz
yolculuğuna çıktılar. Derken rüzgar onları denizdeki adalardan birine attı.
Orada bir adam vardı. Adam: "Kimlerdensiniz?" diye onlara sordu.
Onlar: "Bizler Kureyş'ten bir grubuz" dediler. Adam: "Kureyş ne
demektir?" diye sorunca, onlar: "Harem bölgesinin sakinleriyiz"
dediler. Adam onları tanıyınca: "Siz değil, biz oranın ehliyiz" dedi.
Sonradan o adamın Cürhüm kabilesinden olduğunu öğrendiler. Adam: "Neden
Ecyad diye isimlendirildiğini biliyor musunuz? Bizim atlarımız iyi atlardı; bu
yüzden o isim verildi" dedi. Kureyşliler: "Aramızda peygamber
olduğunu iddia eden bir adam çıktı" dediler ve Resulullah'ı (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) anlattılar. Adam: "Ona tabi olunuz! Eğer içinde
bulunduğum durum olmasaydı sizinle birlikte ben de ona katılırdım" dedi.
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Fazileti
**********************
886- Huzeyfe'nin rivayet
ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ben,
kıyamet günü insanların efendisiyim."
887- Abdullah bin
Galib'in rivayet ettiğine göre Huzeyfe şöyle dedi: "Muhammed (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), kıyamet günü insanların efendisidir."
888- Aişe'nin şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Ey Allah'ın Resulü, sen Arapların
efendisisin" dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Ben, ademoğullarının efendisiyim, övünmüyorum. Adem (as),
sancağım altındadır; övünmüyorum" buyurdu.
889- İbn Abbas'ın şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Allah, Muhammed'den (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) daha şerefli ve üstün birini yaratmamıştır. Yüce Allah'ın, Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) dışında başkasının ömrüne yemin ettiğini
işitmedim. Allah (onun hakkında) şöyle buyurur: "(Ey rasulüm!) Hayatına
yemin olsun ki onlar, sarhoş (sersem) halleriyle saçmalayıp duruyorlardı."
(Hicr, 72)
890- Bişr bin Şeğaf'ın
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Abdullah bin Selam'ın şöyle dediğini
işittim: "Allah katında insanlar arasında en değerli kimse Muhammed'dir
(Sallallahu aleyhi ve Sellem). Cennet göktedir; cehennem ise yeryüzündedir.
Kıyamet günü olunca Allah, bütün mahlukatı ümmet ümmet, peygamberiyle birlikte
diriltir. Nihayet en son Muhammed ümmetiyle birlikte diriltilir ve ümmet-i
Muhammed'in yeri bir merkez olarak alınır; sonra da cehennemin üzerinden bir
köprü kurulur. Ardından bir münadi: "Muhammed ve ümmeti nerededir?"
diye seslenir. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkar; ümmeti de
iyi-kötü hepsi kalkıp onu izler ve sıratın üzerinden geçerler."
891- Enes bin Malik'in
rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Ben bütün Arapların önünde olan kimseyim."
892- Rebi' bin Huseym'in
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hiç kimseyi Rabbimin dostu İbrahim'den
üstün tutmam. Kimseyi de, peygamberimiz Muhammed'den üstün tutmam."
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cesareti
**********************
893- Ali'nin şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Taraflar karşı karşıya gelip savaş kızıştığı
zaman Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sığınırdık. İçimizden düşmana
Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha yakın kimse olmazdı."
**********************
Allah'ın, Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Yardımı
**********************
894- Abdullah bin Ebu
Bekr'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebu Süfyan, Mescid'in bir
kenarında oturuyordu. Bu sırada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
elbisesine bürünerek evinden çıkil. Ebu Süfyan oturduğu yerden: "Acaba bu
ne ile beni mağlup etti?" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
Ebu Süfyan'ın yanına gelip eliyle onun sırtına vurdu ve: "Seni Allah ile
mağlup ettim!" dedi. Bunun üzerine Ebu Süfyan: "Senin Allah'ın RasUlü
olduğuna şahitlik ederim" dedi.
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cömertliği
**********************
895- Ebu Hureyre'nin
rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Uhud dağı benim için altın olsa, bir borcu vadesinde ödemek için yanımda
tutacağım miktarı hariç, üç gün içinde ondan geriye hiçbir şeyin kalmasını
istemezdim."
896- Abdullah bin
Mes'ud'un şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem), Bilal'in yanına girince yanında bir yığın hurma gördü ve: "Bu
nedir ey BiHil?" diye sordu. BiHil: "Senin ve misafirlerin için
hazırladım'' deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Bunlardan dolayı cehennem dumanına maruz kalmaktan korkmuyor musun ey
Bilal! Ey Bilal, bunları infak et ve Arş'ın sahibi varken kıtlıktan yana bir
korku duyma!"
**********************
Allah'ın, Resulullah'a
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Verdiği Değer ve Onu Üstün Kılması
**********************
897- Mücahid'in rivayet
ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ebu Zerr'e şöyle
buyurdu: "Bana, benden önce hiç kimseye verilmeyen beş şey verildi:
Her peygamber, kendi
ümmetine o ümmetin dili ile gönderilirken, ben ise kızıl-siyah tüm insanlara
gönderildim. Ben, korku vermekle desteklendim. Benden önce kimse bu şekilde
desteklenmedi. Öyle ki, benimle arasında bir aylık mesafe bulunan topluluklar
benden kaçar. Ganimetler bana helal kılındı. Benden önce hiç kimseye helal
kılınmamışu. Nerede olursam olayım, yeryüzü bana mescid ve temiz kılındı. Su
bulamadığımda, temiz toprak ile teyemmüm yapar ve namaz kılarım. Bunun nedeni,
yeryüzünün bana mescid ve temiz kılınmasıdır. Bu, benden önce hiç kimseye
verilmemişti."
898- Tavus'un şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
kırk kişinin (erkeğin) cinsel gücü kadar güç verilmiştir."
899- Mücahid'in şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
her biri cennet ehlinden olan kırk küsur kişinin cinsel gücü kadar güç
verilmiştir. "
900- Seleme bin Abdullah
bin Seleme bin Ebu Seleme, babasından o da dedesinden rivayet ettiğine göre,
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ümmü Seleme'ye dünürcü olduğunda:
"Oğluna, seni benimle evlendirmesini söyle" veya "Oğlunun, Ümmü
Seleme'yi evlendirmesini" söyledi. O sırada Ümmü Seleme'nin oğlu henüz
ergen olmamıştı.
**********************
Meleklerin,
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Arkasından Yürümeleri
**********************
901- Cabir bin Abdullah'ın
şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem),
ashabına: "Önümden yürüyün ve arkamı melekler için bırakın" buyurdu.
Cabir, İbn Mace'de geçen
hadiste şöyle der: "Bundan sonra Ashab, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) emri olmaksızın böyle yapmaya başladı."
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mucizeleri
**********************
902- Bera'nın şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
birlikte bir seferde idik. Yolda suyu az bir kuyuya geldik. Beş kişi su
çıkarmak için kuyuya indi. İnenlerin altıncısı bendim. Bize bir kova
sarkıtıldı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kuyunun yanı başında idi.
O kovayı yarısına veya üçte ikisine kadar su doldurduk. Kova Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına çekildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) elini içine daldırdı ve Allah'ın dilediğince bir şeyler söyledi (dua
etti). Sonra kova içindeki su ile tekrar bize gönderildi. Öyle ki, içimizden
sonuncumuz (kuyuda) boğulma korkusuyla giysisinden tutulup hemen dışarı
çıkarıldı."
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Bildirdiği Ğaybi Konular
**********************
903- Ebu Hureyre'nin şöyle
dediği rivayet edilmiştir: "Ben, Abdullah bin Amr ve Semure bin Cündüb,
Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) aramaya çıktık. Bize:
"Takva (Kuba)
Mescidi'ne doğru gitti" denilince, biz de oraya gittik. Onun dönmekte
olduğunu görünce, oturduk. Yaklaştığında ayağa kalktık ve ona selam verdik.
Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sağ eli Ebu Bekir'in omuzunda ve
sol eli de Ömer'in omuzunda idi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Ey Ebu Bekir, bunlar kim?" diye sorunca, Ebu Bekir: "Ey
Allah'ın RasUlü! Onlar Ebu Hureyre, Abdullah bin Amr ve Semure bin Cündüb"
dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onların
sonuncuları, ateşle ölecektir" buyurdu. Derim ki: "Semure, ateşte
kızdırılmış bir kazanın içine düştü de, orada vefat etti."
904- Enes bin Malik'in
şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
insanlara çok acıyan ve lütuf sahibi bir kimse idi. Sabah erkenden bir kölenin
veya cariyenin ya da çocuğun getirdiği suyla elini ve yüzünü yıkamaktan
kaçınmazdı. Kendisine bir ihtiyacı olan ve ondan bir istekte bulunan kimseye
kulak verir ve o yüzünü çevirmedikçe Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
ondan yüzünü çevirmezdi. Biri onunla tokalaşınca o kimse elini çekmeden
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) elini çekmezdi."
905- Harice bin Zeyd'in
rivayet ettiğine göre, bir grup insan, babası Zeyc bin Sabit'in yanına girip:
"Bize, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ahlakından bahse
dediler. Zeyd şöyle dedi: "Ben, onun komşusuydum. Ona vahiy geldiğinde
bana birini gönderir, ben de onun için vahyi yazardım. Biz dünyadan
konuştuğumuzda, o da bizimle birlikte dünyadan konuşurdu. Biz ahiretten
konuştuğumuzda, o da bizimle birlikte ahiretten konuşurdu.. Yemekten
bahsettiğimizde, o da bizimle birlikte yemekten bahsederdi Bütün bu
anlattıklarımı, size ondan naklediyorum."
906- Ali bin Huseyn'in
rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:
"Beni, hak ettiğimden daha fazla yüceltmeyin. Kuşkusuz Allah, beni
peygamber kılmadan önce bir kul kıldı."
907- Süfyan'ın şöyle
dediği rivayet edilmiştir: Bana ulaştığına göre Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hristiyanların, İsa bin Meryem'i yÜceltip
uçurdukları gibi beni de yüceltip uçurmayın. (Benim için sadece" 'Allah'ın
kulu ve Resulü' deyin."
**********************
Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hayatı ve Vefatı
**********************
908- Bekr bin Abdullah
el-Müzenı'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
şöyle buyurdu: "Hayatım sizin için hayırlıdır; benimle konuşuyorsunuz, ben
de sizinle konuşuyorum. Ölümüm de sizin için hayırlıdır; çünkü işlediğiniz
ameller bana ulaştırılır. İşlediğiniz iyilikler bana gelince Allah'a hamd ederim.
Kötülükleriniz için de Allah'tan bağışlanma dilerim."
909- Enes bin Malik'in
rivayet ettiğine göre Ümmü Eymen, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
vefat edince ağladı. Ona: "Ağlıyor musun?" diye sorulunca Ümmü Eymen
şöyle dedi: "Vallahi, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat
edeceğini biliyordum. Ancak ben, gökten gelen vahyin artık bizden kesilecek
olmasına ağlıyorum."
910- Ebu Bekir
es-Sıddık'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) vefat ettiğinde, ashabı ihtilaf etti. Kimileri, "Onu Baki
kabristanına defnedelim" derken, kimileri de: "Onu ashabının
kabirlerinin yanına defnedelim" dediler. Bunun üzerine Ebu Bekir
es-Sıddık: "Geri durun! Hayatta ya da vefat etmiş olsun, Resulullah'ın
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında sesinizi yükseltmeyin!" dedi. Ali:
"Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) defni konusunda kendisine
güvenilecek kimse Ebu Bekir' dir" deyince, Ebu Bekir şöyle dedi:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Ölen her peygamber,
ancak ruhunun alındığı yere defnedilmiştir" buyurdu."
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan: