Müsned-i

HARİS

Menkıbeler

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

Sahabe

 

*****************

Ebu Bekir es-Sıddik

*****************

 

911- Muaz bin Cebel'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şüphesiz Aziz ve Celil olan Allah, yerdeki Ebu Bekir es-Sıddık'a göktekilerin günah yazmasından hoşlanmaz."

 

 

912- Ebu Bekir es-Sıddık'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Resulullah'ın yanında seslerini kısarak konuşanların kalpş lerini Allah takva ile denemiştir" (Hucurat, 3) ayeti nazil olunca EbBekir es-Sıddık şöyle dedi: "Artık Resulullah'la (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sır kardeşiymiş gibi sessiz konuşacağıma yemin ettim."

 

 

913- İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bir adam savaştan dönmüştü. Onunla Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arasında hanımları tarafından bir akrabalık vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Aişe'nin evinde olduğu sırada o da içeri girdi ve selam verdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Galip gelen ve ganimet elde eden bir adam, hoş geldin! İhtiyacını söyle" buyurdu. Adam: "İnsanlar arasında en çok sevdiğin kimdir?" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Aişe'yi kastederek: "Şu arkamdakidir" buyurdu. Adam: "Ben kadınlardan değil erkeklerden en çok sevdiğini kastettim" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):

"Onun babasıdır" buyurdu.

 

 

 

*****************

Ebu Bekir (ra) ve Diğer Sahabelerin Fazileti

*****************

 

914- Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabı, birbirimize devamlı: "Bu ümmetin en faziletlileri; önce Ebu Bekir, sonra Ömer, sonra Osman'dır" der, sonra susardık (yani başka isim saymazdık)."

 

 

915- İbn Ömer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zamanında, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabının üstünlüklerinden bahseder ve: "Ebu Bekir, Ömer ve Osman (vefat edip) gittiğinde bütün ins"anlar eşit olur" derdik. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu işitir, bize cevap vermezdi."

 

 

916- Cabir bin Abdullah'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullalı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte, Sa'd bin er-Rebı'nin hanımının Avalı'deki evine doğru yola çıktık. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte oraya vardığımızda, Sa'd'ın hanımı: "Hoş geldin ey Allah'ın Resulü! Canım sana feda olsun" dedi Ardından tam olgunlaşmamış hurmalar getirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şimdi size, cennetliklerden biri gelecek" buyurdu. Bir süre bekledik. Derken yanımıza Ebu Bekir es-Sıddık geldi. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şimdi size, cennetliklerden biri gelecek" buyurdu. Bir süre bekledik, derken yanımıza Ömer bin el-Hattab geldi. Ardından Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şimdi size, cennetliklerden biri gelecek. Allah'ım, dilersen o da Ali olsun buyurdu. Bir süre bekledik, derken Ali bin Ebu Talib çıkageldi. Bunun üzerine Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beyaz ve kırmızı karışımı renkte olan yüzü aydınlandı. O sevindiğinde böyle olurdu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), bundan dolayı bizi tebrik etti.

 

 

917- Ebu Umame'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Rüyamda) cennete girdim. Ardından cennetin sekiz kapısından birinden çıktım. Mizana geldim. Kefenin birisine ben, diğerine ümmetim konuldu. Ümmetime ağır bastım ve yükseklere çıkarıldım. Derken Ebu Bekir getiridi ve mizanın bir kefesine konuldu. O da ümmetimden daha ağır bastı. Sonra Ebu Bekir yükseklere çıkarıldı. Ardından Ömer bin el-Hattab getirildi. O, mizanın bir kefesine konuldu, ümmetimden daha ağır bastı. Sonra ben bakarken, mizan kaldırıldı ve semaya çıktı."

 

 

918- Mücahid'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ömer, minberde iken "Sizi altından ırmaklar akan cennetlere, adn cennetleri içindeki güzel köşklere koyar." (Saf, 12) ayetini okudu ve şöyle dedi: "Adn cennetlerinin ne olduğunu bilir misiniz? Cennette öyle bir saray vardır ki, onun beş bin kapısı ve her kapısında yirmi beş bin huri vardır. Bu kapıdan sadece peygamber girer. -Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kabrine işaret ederek- Ey bu kabrin sahibi, o sana kutlu ve hayırlı olsun! Ya da oraya sadece sıddık girer. Sana kutlu ve hayırlı olsun ey Ebu Bekir! Veya buraya sadece şehitler girer. Ömer'e şehadet şerbetini içmek nasip olur mu ki?" Ardından şöyle devam etti: "Beni sıkı bir aileden çıkaran Allah, elbette ki onu şehitlikle rızıklandırma gücüne de sahiptir." .

 

 

919- Habib'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebu'l-Bahterı'nin yanında Ebu Bekir, Ömer ve Ali'den bahsettik. Ebu'l-Bahterı: "Ebu Bekir ve Ömer ne kadar da hoş insanlardır. Ancak ben, kalbimde Ali'ye karşı onlarda hissetmediğim şeyler hissediyorum" dedi.

 

 

920- Şeddad'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ebu Bekir, ümmetimin en şefkatlisi ve en merhametlisidir. Ömer bin Hattab, ümmetimin en hayırlı sı ve en adil alanıdır. Osman, ümmetimin en hayalı olanı ve ikramseveridir. Ali, ümmetimin en akıllısı ve en kahramanıdır. Abdullah bin Mes'ud, ümmetimin en iyisi ve en mükemmelidir. Ebu Zerr, ümmetimin en zahidi ve en doğrusudur. Ebu'd-Derda, ümmetimin en adaletli ve en muttaki alanıdır. Muaviye, ümmetimin er. yumuşak ve en cömert alanıdır,"

 

 

921- Kasım'ın rivayet ettiğine göre Aişe şöyle dedi: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ettiğinde, vallahi babamın başına gelen şey sağlam dağlara isabet etseydi, onu parçalardı. Medine'de nifak çoğaldı ve Araplar dinden irtidat etti. Vallahi, hangi noktada bir ayrılma olduysa babam üzerine gider ve onun İslam'dan ayrılmasını engellerdi." Sonra Aişe bu hadisle birlikte şöyle dedi: "Ömer bin el-Hattab'ı gören, onun İslam için yaratılmış iyi bir idareci ve eşsiz bir kimse olduğunu görürdü. O, işleri hep ehline teslim ederdi."

 

922- Aynı hadis başka bir kanalla Abdulvahid' den rivayet edilmiştir.

 

923- Aynı hadis başka bir kanalla Abdulaziz'den rivayet edilmiştir.

 

 

 

 

 

 

*****************

Ömer bin el-Hattab (ra)

*****************

 

924- Sabit bin el-Haccac, bir adamın şöyle dediğini rivayet etti: Ebu Süfyan gelip Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına oturdu ve: "Akrabalarına bakmaz mısın? Ömer biriyle evlenmek istiyor, ancak o kabul etmiyor!" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ömer'le evlenmekten o kadını alıkoyan nedir? Medine'de peygamberden başka Ömer'den daha faziletli kim var!" buyurdu. Ben bu hadisi rivayet edene: "O gün Ebu Bekir, Medine'de miydi?" diye sordum. "Bilmiyorum" dedi.

 

 

925- Enes'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Cennete girdiğimde altından bir saray gördüm. "Bu saray kimin?" diye sorduğumda: "Kureyş'ten bir delikanlının" dediler. Bu delikanlının kendim olduğunu sandım ve: "Kim o?" diye sordum. "Ömer bin Hattab'ın" dediler.

 

 

926- Muhammed'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ömer, bir adama develerini sordu. Adam, onların cılız ve yaralı olduğunu anlatınca Ömer: "Ama ben onların tavlı ve semiz olduklarını zannediyorum" dedi. Bu şekilde geçip gitti. Sonra Ömer ona, develerini şiir okuyarak sürerken rastladı: Allah'a yemin ederim ki, Ebu Hafs Ömer, Develerimde yara da yoktur bere de, Allahım, yapmışsa eğer bir kusur, onu bağışla.

 

Bunu duyan Ömer: "Bu nedir?" dedi. O da: "müminlerin emiri bana develerimin durumunu sordu ve kendisine onların ne halde olduklarını anlattım. Me-ğer onların tavlı ve semiz olduklarını zannedermiş. Onlar gördüğün gibidir" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Ben müminlerin emiri Ömer' im. Şu 'şu yerde bana gel" buyurdu. Adam gelince emir verili, develeri alındı. Onların yerine ona zekat develerinden verdi.

 

 

 

*****************

Osman (ra)

*****************

 

927- Ömer bin el-Hattab'ın kızı Hafsa'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Bir gün Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) giysisini bacak arasında toplamış evde öyle oturmuştu. Ebu Bekir gelip girmek için izin isteyince girmesine izin verdi, ancak oturuşunu değiştirmedi. Sonra Ömer geldi. Onu da aynı şekilde karşıladı. Sonra Ali, ardından da ashabından başkaları yanına geldiler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hiçbiri için oturuşunu düzeltmedi. Daha sonra Osman geldi ve girmek için izin istedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) girmesine izin

. verdi, ancak giysisiyle bacaklarını örttü. Sohbet ettikten sonra oradan ayrıldılar. Çıktıklarında: "Ey Allah'ın Rasulü! Ebu Bekir, Ömer, Ali ve ashabından diğerleri geldiğinde oturuşunu değiştirmedin. Ancak Osman gelince üzerini topladın" dediğimde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Meleklerin bile kendisinden haya ettiği bir adamdan ben haya etmeyeyim mi?" karşılığını verdi.

 

 

928- Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Osman, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girmek için izin istedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) da ona izin verdi. Osman içeri girdiğinde düğmeleri açıktı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bana yaklaş ey Osman!" buyurdu. O da yaklaştı. Sonra tekrar: "Bana yaklaş ey Osman!" dedi. Osman dizini Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dizine koyacak şekilde ona yaklaştı.

 

 

929- Nafi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Osman'ın evinin kuşatıldığı zamanda İbn Ömer iki kat zırh giyip Osman'ın yanına girdi ve şöyle dedi: "Ben, Resulullah'ın sohbetinde bulundum. Onun peygamberlik ve velayet hakkını bilip tanıdım. Sonra Ebu Bekir ile arkadaşlık yaptım. Onun velayet hakkını da bilip tanıdım. Sonra Ömer ile birlikte arkadaşlık yaptım. Onun da velayet ve babalık hakkını bilip tanıdım. Aynı şekilde senin de velayet hakkını bilip tanıyorum, emrine amadeyim" dedi. Osman: "Allah hayrını versin ey Ömer ailesi, emrim sana gelinceye kadar evinde otur" dedi.

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun düğmelerini kendi eliyle bağladı, sonra da şöyle buyurdu: "Ey Osman! Kıyamet günü sen damarlarından kanlar aktı ğı halde geleceksin. Ben: "Kim sana böyle yaptı?" dediğimde, sen de isimlerini söyleyip onları bana şikayet edersin. Sana tuzak kuran ve bunu emreden kimseleri bana söylersin. Sen bu halde iken gökten sana bir ses gelecek ve şöyle denilecek:

"Biliniz ki Osman bin Affan'ın düşmanları hakkında hüküm verildi.

İşte o zaman ey Osman halin nice olur?" Osman: "La havle vela kuvvete illa billahi'l-aliyyi'l-azim (Allah'tan başka kuvvet ve kudret sahibi hiç kimse yoktur)" dedi ve bunu üç defa tekrarladı."

 

 

930- Muhammed bin Abdulmelik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir:

"Muğire bin Şu'be, evi kuşatma altında iken Osman'ın yanına girdi ve şöyle dedi: "Başına malum şeyler geldi. Ben sana, şu üç şeyden birini seçmeni teklif ediyorum: İstersen sana, onların (yani isyancıların) dışarıda tuttukları kapıdan başka bir kapı açalım. Bineğine biner ve Mekke'ye gidersin. Sen orada iken onlar kanını dökemezler. Yada Şam'a git. Çünkü orada (seni koruyacak) Şamlılar ve Muaviye var. Veya dışarı çık; yanında yeterince asker var. Üstelik sen haklı iken onlar haksız." Bunun üzerine Osman ona şöyle dedi:

 

"Onların tuttukları kapıdan başka bir kapıdan çıkmam, bineğime binip Mekke'ye gitmem ve onların benim kanımı dökemeyecekleri konusunda söylediklerine gelince, ben, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Mekke' deki bir adam, tüm insanların çekeceği azabın yarısını çekecektir." Bu kişi de ben olmayacağım. Şam'agitmem konusundaki sözlerine gelince -ki o Şamlıların arasında Muaviye de vardır-, ben hicret ettiğim yurdu ve Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan komşuluğumu bırakmayacağım. Yeterince askerim olduğundan dolayı, beraberimde olanlarla birlikte dışarı çıkmam, benim haklı ve onların da haksız olduğu yönündeki sözlerine gelince, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sonra hacamat şişelerini haksız yere müslümanların kanlarıyla dolduracak ilk kişi de olmayacağım. "

 

 

931- Muhammed bin Abdulmelik'in rivayet ettiğine göre Muğire bin Şu'be, Osman'a bu sözleri söyledi. Ardından, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Mekke'de Kureyşli biri ilhada (zulüm ve fitneye) sebep olacak ki, tüm insanların çekeceği azabın yarısını o çekecektir" buyurduğunu rivayet etti.

 

 

932- Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben, Osman'ın yanında onunla birlikte evinde muhasara edildim. Bizden bir adama ok attılar; adam o okla öldü. Ben: "Ey müminlerin emiri! İşte şimdi savaşmak hak oldu. Bizden bir adamı öldürdüler" dedim. Osman: "Ey Ebu Hureyre! Sana kılıcını yere atmayı emrediyorum. Beni öldürmek istiyorlar. Ben müminleri kendi canımla koruyacağım" dedi. Ebu Hureyre:

"Bunun üzerine kılıcımı attım ve halen nerede olduğunu da bilmiyorum" dedi.

 

 

933- Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir fitneden bahesetti ve ondan sakındırdı. "Ey Allah'ın Rasulü! Bizden o fitne zamanına yetişen kimseye ne emredersin?" diye sorulunca, "Güvenilir olan kişi (Osman bin Affan) ile arkadaşlarından ayrılmayın" karşılığını verdi.

 

 

934- İbrahim bin Meskale'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Osman muhasara altında iken Abdullah bin Selam'a birisini gönderip yanına gelmesini söyledi. Abdullah bin Selam içeri girince Osman ona şöyle dedi: "Başını kaldır, şu küçük pencereyi görüyor musun? İşte, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu gece bu pencereden bana göründü ve: "Ey Osman! Seni muhasara mı ettiler?" dedi. Ben: "Evet, ey Allah'ın RasUlü" dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana bir kova su verdi ve o sudan içtim. Halen o suyun soğukluğunu ciğerlerimde hissediyorum." Sonra bana şöyle buyurdu: "Dilersen Allah'a dua edeyim, Allah seni onlara galip kılsın. Dilersen de yanımızda if tar edersin."

 

Abdullah bin Selam: "Hangisini seçtin?" diye sorunca, Osman: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında iftar etmeyi seçtim" dedi. Sonra Abdullah evine gitti, güneş yükselince oğluna: "Çık Osman'a ne olduğuna bir bak. Çünkü onun bu saate kadar yaşamaması gerekir" dedi. Oğlu dışarı çıktı ve Osman'ın öldürüldüğü haberini getirdi.

 

 

 

*****************

Ali bin Ebu Talib (ra)

*****************

 

935- Selman el-Farisı'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sizden havzımın başına ilk gelecek olan, ilk müslüman olan Ali bin Ebu Talib'dir."

 

 

936- Abdullah bin Amr bin Hind el-Cemeli'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Fatıma'nın Ali'ye verildiği gece Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yanınıza gelinceye kadar bir şey yapmayın!" dedi. Çok geçmeden Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onların peşinden gitti ve kapıyı vurup içeri girme izni istedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) içeri girdiğinde, Ali evin bir köşesinde oturuyordu.

 

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çok iyi biliyordum ki sen Allah'tan ve Rasulünden korkan birisin" buyurdu. Sonra su istedi ve o suyu ağzına alıp çalkaladı. Sonra suyu tekrar kaba koydu ve elini suya batırarak Ali'nin ve Fatıma'nın göğsüne serpti ve onlara hayır duada bulundu. Sonra yanlarından çıktı."

 

 

937- Zeyd bin Eslem veya Muhammed bin el-Münkedir'in -bu tereddüt Hammad'dandır- şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ali'ye hitaben: "Ey Ali! Bu kapıda bekle ve kimseyi yanıma sokma! Çünkü meleklerden bir grup beni ziyarete gelecekler, bu konuda Allah'tan izin istediler" buyurdu. Bunun üzerine Ali kapıda durdu. Ömer geldi içeri girmek istedi ve: "Ey Ali! Resulullah'ın yanına girmeme izin ver" dedi. Ali: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girmene izin yoktur" dedi. Ömer de geri döndü.

 

Sonra Ömer bunun Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kızgınlık ifadesi olduğunu zannetti ve tekrar gelerek: "Ey Ali! Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girmeme izin ver" dedi. Ali: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına girmeye izin yoktur" dedi. Ömer: "Niçin?" dedi. Ali: "Çünkü meleklerden bir grup Rablerinden izin isteyerek Resulullah'ı (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ziyarete geldiler" dedi. Ömer: "Sayıları ne kadardır?" diye sordu. Ali: "Üç yüz altmış melektir" dedi.

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kapının açılmasını emretti. Ömer bu durumdan bahsederek Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ın Rasulü! Meleklerden bir grubun seni ziyaret etmek için rablerinden - Tebareke ve Teala- izin istediklerini haber aldım ve sayılarının da üç yüz altmış melek olduğunu öğrendim" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ali'ye dönüp: "Sen mi ziyaretçileri ona haber verdin?" diye sordu. Ali: "Evet, ey Allah'ın Rasulü!" diye cevap verdi.

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onların sayılarını sen mi bildirdin?" dedi. Ali:

"Evet" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne kadardı?" diye sorunca, Ali: "Üç yüz altmış melekti" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Nasıl bildin?" diye sorunca, Ali: "Çünkü üç yüz altmış farklı ses işittim" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Ali'nin göğsüne vurarak: "Doğru ey Ali! Allah senin imanını ve ilmini arttırsın" buyurdu.

 

 

938- Sa'd'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Size ve bana ne oluyor!? Kim Ali'ye eziyet ederse bana eziyet etmiş olur."

 

 

939- Ebil İdrıs el-Evdı'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ali'ye şöyle buyurdu: "Kuşkusuz bu ümmet benden sonra sana verdiği sözde durmayacaktır. "

 

 

940- Fadale bin Ebu Fadale'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Babamla birlikte Yerbu'da ağır hasta olan Ali'yi ziyarete gittik. Ali, ağır hasta idi. Babam, ona: "Niçin burada kalıyorsun? Burada ölecek olsan, Cuheyne'li bedevilerden başka kimse senin cenaze ne katılmaz. Haydi toplan da Medine'ye gidelim. Eğer orada ölürsen, arkadaşların cenazeni kaldırıp, namazını kılarlar" dedi.

 

Ebu Fadale, Bedir savaşına katılanlardandı. Ali, ona: "Bu hastalık beni öldürmez. Çünkü Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana, halife olup da, şu sakalım kana bulanmadıkça ölmeyeceğimi bildirdi" dedi." Nitekim Ali ile birlikte Sıffin savaşına katılan Ebu Fadale, savaşta öldü.

 

 

 

*****************

Sa'd bin Ebi Vakkas

*****************

 

941- Aişe binti Sa'd'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sa'd'ın bedduasından sakının."

 

 

 

*****************

Abdurrahman bin Avf (ra)

*****************

 

942- Ümmü Seleme'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarına şöyle buyurduğunu işittim: "Benden sonra size ancak dürüst ve iyi olanlar şefkat gösterecektir. Allah'ım! Abdurrahman bin Avf'a cennet pınarlarından içir." (Ravi) İbrahim dedi ki: "Yakınlarımızdan, Abdurrahman bin Avf'ın çocuklarından bazılarının anlattığına göre, Abdurrahman -Beni Nadir savaşındaki payı olan- Keydeme'deki malını kırk bin dinara sattı ve bu parayı, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımlarına taksim etti."

 

 

943- Ebu Bekir es-Sıddık'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hiçbir peygamber, ümmetinden birini imam tayin etmedikçe ölmez,"

 

 

 

*****************

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kızı Fatıma ile Hasan ve Hüseyin

*****************

 

944- Ebu Said el-Hudrı'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Hasan ve Hüseyin, cennetteki gençlerin efendisidir. Meryem binti İmran dışında, Fatıma da cennetteki kadınların efendisidir."

 

 

945- Hişam bin Urve'nin, babasından rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Meryem, kendi aleminin kadınları içinde en hayırlısı; Fatıma da kendi aleminin kadınları içinde en hayırlısıdır."

 

 

946- Ali bin Hüseyin'in rivayet ettiğine göre Ali bin Ebu Talib, Ebu Cehil'in kızıyla evlenmek istedi. İnsanlar: "Şu işe bakın, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buna darılmaz mı?" dediler. Bazı kimseler de: "Ne olacak, o da kadınlardan bir kadın!" dedi. Bazıları da: "Hayır, buna mutlaka gücenir. Çünkü Ali, Allah Resulü'nün kızı üzerine Allah düşmanının kızıyla evlenecek" dediler.

 

Bu durum Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ulaşınca Allah'a hamd ve senada bulunduktan sonra şöyle dedi: "Bazı kimselere ne oluyor ki, Fatıma'nın üzerine başkasının geleceğine darılmayacağımı söylüyorlar. Hitıma benden bir parçadır ve kimse Allah Resulünün kızı üzerine Allah düşmanının kızı ile evlenemez" buyurdu.

 

 

947- Muhammed bin Ali'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hasan ve Hüseyin, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında güreşe tutuştular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Hadi Hasan!" demeye başladı. Fatıma: "Ey Allah'ın Resulü! Sanki sen Hasan'ı Hüseyin'den daha çok sever gibi onun yenmesini istiyorsun" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çünkü Cebrail, Hüseyin'e yardım ediyor. Ben de Hasan'a yardım etmeyi seviyorum" dedi.

 

 

948- Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bu gözlerim gördü ve bu kulaklarım işitti ki, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hasan'ın -veya Hüseyin'in (büyük ölçüde Hüseyin olduğunu zannediyorum)- elinden tuttu ve onun ayaklarını ayakları üstüne koydu."

 

 

949- Süfyan'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Bana ulaştığına göre bazı kimseler Hüseyin'in oğlu Ali'nin yanına gelip onu övdüler. O ise şöyle dedi: "Yazıklar olsun size! Ne kadar yalan söylüyorsunuz. Allah'a karşı ne kadar cüretiniz var! Bizler kavmimiz arasında salih kimseleriz. Bu, bize şeref olarak yeter."

 

 

 

*****************

Meryem ve Hatice (ra)

*****************

 

950- Abdullah bin Cafer'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kadınların en hayırlısı Meryem binti İmran ve Hatice'dir."

 

 

 

*****************

Aişe (ra)

*****************

 

951- Damra bin Habıb'in rivayet ettiğine göre Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanında Aişe'den sözedildi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Aişe'yi bırakın; çünkü o gündüzleri oruç tutar, hem dünyada, hem de ahirette benim hanımımdır" buyurdu.

 

 

952- Ebu Salih'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Aişe'nin, bu ümmetin diğer kadınlara olan üstünlüğü, tiridin diğer yemeklere olan üstünlüğü gibidir."

 

 

953- Urve bin Zübeyr'in rivayet ettiğine göre Aişe şöyle dedi: "Ümmü Mistah el-Ensarı ile (tuvalet) ihtiyacımız. için dışarı çıktığımızda, Ümmü Mistah'ın ayağı yün elbisesine dolanıp tökezledi. Bunun üzerine: "Kahrolası Mistah!" dedi. Aişe: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sevdiği bir kimse hakkında ne de kötü söyledin!" dedi. Ardından ravı, İfk olayını anlatan hadisi rivayet etti. .. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Aişe! Allah, semadan masumiyetini bildiren ayetler indirdi" buyurdu. Bunun üzerine annem ve babam beni kucaklamaya kalktılar. Ben onları göğüslerinden iterek: "Ben ne size, -Resulullah'ı kastederek- ne de arkadaşınıza hamd ederim. Yalnızca beni aklayıp temize çıkaran Allah'a hamd ederim. Siz su-i zanda bulundunuz ve kendiniz hakkında hüsn-ü zan beslemediniz" dedim. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dışarı çıktı ve Ensar'ın meclisine geldi. Ensar etrafına toplandığında:

"Mistah ve diğerleri, benden ve ev halkımdan ne istiyor?" buyurdu. Safvan, hicab ayeti nazil olmadan önce gelip giderdi. Ben ondan hoşa gitmeyecek bir şeyi asla görmedim. Bunun üzerine Ensar: "Bizden uzaklaştı. Onu -yani Mistah'ı- öldürelim" dediler. Evs ile Hazrec kabileleri arasındaki bağrışmalar artınca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onları susturdu. Ebu Bekir: "Vallahi, artık Mistah'a hiçbir şey infak etmeyeceğim" dedi. Mistah fakirdi ve Ebu Bekir ona infakta bulunurdu. Bunun üzerine: "İçinizden varlık ve servet sahibi kimseler yakınlarına, düşkünlere ve Allah yolunda hicret edenlere (kendi mallarından bir şey) vermeyeceklerine yemin etmesinler. Onlar affetsinler, vazgeçip iyi muamelede bulunsunlar. Allah'ın sizi bağışlamasını arzu etmez misiniz? Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir." (Nur, 22) ayeti nazil oldu. Ebu Bekir: "Evet, Rabbime yemin ederim ki Allah'ın beni bağışlamasını isterim" dedi. "Allah (gerektiğinde) yeminlerinizi bozmayı (ve kefaret ödemeyi) size meşru kılmıştır." (Tahrim, 2) ayeti gereğince de o, yeminini bozdu ve Mistah'a infakta bulunmaya devam etti."

 

 

954- Aişe'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Habeşli köleler oyun oynarken Resulullah da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beni boynuna yasladı ve: "Ey Aişe! Bak bu köleler nasıl oynuyodar" buyurdu.

 

 

 

*****************

Hafsa (ra)

*****************

 

955- Kays bin Zeyd'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hafsa'yı boşamıştı. Hafsa'nın dayılan Kudame ve Osman bin Maz'fın onun yanına geldiler. Hafsa ağlayarak şöyle dedi: "Allah'a yemin olsun ki Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana ihtiyaç duymadığından dolayı beni boşamadı." Bu arada Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldi, oturdu ve şöyle buyurdu: "Cebrail bana dedi ki: Hafsa'yı tekrar nikahına aL. Çünkü o, çok oruç tutan ve geceleri çok ibadet eden birisidir. Ayrıca o, cennette senin hanımındır."

 

956- Kays bin Zeyd veya Yezid, aynı hadisi başka bir yolla rivayet etmiştir.

 

 

957- Enes bin Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hafsa'yı boşadı. Bir süre sonra onu nikahma alması emredilince, tekrar onu nikahma aldı."

 

 

958- Enes bin Malik'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hafsa'yı boşadı. Bir süre sonra onu nikahma alması emredilince, tekrar onu nikahma aldı."

 

 

 

*****************

Ümmü Seleme (ra)

*****************

 

959- Ebu Bekir bin Abdurrahman bin Haris bin Hişam, Ümmü Seleme' den şunu rivayet etmiştir: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hanımı Ümmü Seleme Medine'ye geldiğinde, Ebu Ümeyye bin el-Muğire'nin kızı olduğunu söyledi, ancak Medineliler buna inanmadı ve: "Şu yabancılar ne kadar da yalancı oluyor!" dediler. Bir süre sonra hac için gitmek istediklerinde, ona: "Ailene bir şeyler yazacak mısın?" dediler. Ümmü Seleme de bir şeyler yazıp onlarla gönderdi. Hacılar Medine'ye geri döndüklerinde, doğru söylemiş olduğunu anladılar ve yanlarında değeri daha çok arttı.

 

Ümmü Seleme (Ebu Seleme'den olan) Zeyneb'i doğurduğunda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip eş olarak onu istedi. Ümmü Seleme: "Benim yaşımdakiler artık evlenmiyorlar, çocuk yapacak durumum da kalmadı. Üstelik kıskanç ve çocukları olan biriyim" dediğinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yaşça ben senden büyüğüm. Kıskançlığın varsa, Allah bu kıskançlığını giderir. Çocukları olan bir kadınım demene gelince, sorumlulukları Allah'a ve Rasulü'ne aittir" buyurdu.

 

Sonunda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onunla evlendi. Ancak gerdek için yanına gelince: "Zeynep nerede?" diye sorar, yanında olduğunu görünce de çekip giderdi. Sonunda bir gün Ammar bin Yasir geldi ve: "Bu kız, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gelmesine engeloluyor" diyerek Zeynep'i aldı. Zeynep de henüz annesinden süt emen bir bebekti. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine gelip: "Zeynep nerede?" diye sordu. Üm mü Seleme'nin yanında bulunan kızkardeşi: "Ammar bin Yasir onu aldı" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "O zaman bu gece buraya gelirim" buyurdu.

 

Bunun üzerine Ümmü Seleme, testide bulunan birazcık arpayı çıkardı, biraz da yağ katıp yemek yaptı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o gece Ümmü

 

Seleme'nin yanında kaldı. Sabah olunca da ona: "Yanımdaki değerin değişmiş değiL. İstersen yanında kalacağım günleri yediye tamamlayayım. Ama senin yanında yedi gün kalırsam, diğer hanımlarımla da yedi gün kalırım" buyurdu.

 

 

 

*****************

Safiyye (ra)

*****************

 

960- Enes'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Safiyye'yi (azat edip kendisine) aldığında hayız müddeti geçinceye kadar ona yaklaşmadı. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu müminlerin annesi olarak mı alıyorsun, yoksa diriye olarak mı?" diye sorulduğunda Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Müminlerin annesi olarak" buyurdu.

 

 

 

*****************

Abdullah bin Abbas ve Abdullah bin Cafer (ra)

*****************

 

961- İbn Abbas'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "(Teyzem) Meymune binti'l-Haris'in evinde idim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) için abdest suyu koyduğumda: "Bu suyu kim koydu?" diye sordu. Meymune: "Abdullah" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'ım! Onu dinde fakih (anlayış sahibi) kıl ve ona (Kur'an) te'vilini öğret!" diye dua etti.

 

 

962- Abdullah biri Cafer'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Biz çocukken Abbas'ın oğulları Kusem ve Ubeydullah ile nasıl oynadığımızı görmeliydin. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bineği üzerinde oradan geçerken (beni kastederek): "Şunu bana kaldırın" buyurdu. Beni alıp önüne bindirdi, Kusem için de: "Bunu da bana kaldırın" buyurdu. Onu da alıp arkasına bindirdi.

 

Abbas, Ubeydullah'ı Kusem'den daha çok severdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), amcasından çekinmedi ve Kusem'i bindirip Ubeydullah'ı bıraktı. Sonra başımı üç defa okşadı ve her okşamasında: "Allah'ım! Cafer'in çocuklarım, ondan sonra sen gözetl" diye dua etti.

 

Abdullah'a: "Kusem'e ne oldu?" diye sorduğumda: "Şehid oldu" dedi. "Allah ve Resulü, hayırlı olam herkesten daha iyi bilirler" dediğimde, Abdullah da: "Evet" dedi.

 

 

 

*****************

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Akrabaları

*****************

 

963- Abdullah bin Ömer veya Abdullah bin Amr'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Rabbimden, ümmetimden başkasıyla evlenmemeyi, ümmetimden başkasıyla kimseyi evlendirmemeyi ve evlilik yaptıklarımın cennette benimle olmasını istedim, bana bu isteğimi verdi."

 

 

964- Ebu Abdullah bin Merzuk veya İbn Rızk'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ehl-i beytime alıp evlendiklerimin ve kızlarımdan evlendirdiklerimin cennette benim dostlarım olması, Allah'ın bana verdiği bir sözdür."

 

 

 

*****************

Muhacirler

*****************

 

965- Ebu Musa, "İslam'ı ilk önce kabul eden muhadrler ve ensar ile iyilikle onlara uyanlar var ya, Allah onlardan razı olmuş; onlar da O'ndan razı olmuşlardır." (Tevbe, 100) ay eti hakkında şöyle dedi: "Bunlarla kastedilenler, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte her iki kıbleye dönüp namaz kılanlardır, "

 

 

 

*****************

İbn Mes'ud (ra)

*****************

 

966- Kays bin Mervan el-Cu'fi'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ömer bin Hattab'ın şöyle dediğini işittim: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kur'an'ı indiği günün tazeliğiyle okumaktan hoşlanan kişi, İbn Mes'ud'un kıraati üzere okusun,"

 

 

967- Amr bin Haris el-Huzai'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Kur'an'ı semadan indiği günün tazeliğiyle okumaktan hoşlanan kişi, onu İbn Ümmü Abd'ın (İbn Mes'ud'un) kıraati üzere okusun."

 

 

968- İbn Mes'ud'un şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yıkandığı zaman ona perde yapıyor, uyudu ğu zaman onu uyandırıyar ve yalnız olduğu zaman onunla birlikte yürüyordum."

 

 

969- Kasım bin Abdurrahman'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "İbn Mes'ud, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) nalınlarını giydirir, sonra asasını alır ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) önünde yürürdü. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meclisine geldiğinde, İbn Mes'ud onun nalınlarını ayağından çıkarır, koltuk altına koyar, asasını verirdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) meclisten kalktığında nalınlarını giydirir, ondan önce odasına (evine) girmek için önden yürürdü."

 

 

 

970- Ata'nın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe verirken, birden: "Oturun!" diye seslendi. İbn Mes'ud bunu işitince, hemen mescidin kapısındaki boşlukta veya güneşin altına oturdu. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Abdullah bin Mes'ud! Gel (yaklaş)!" buyurdu.

 

 

 

*****************

Ammar bin Yasir (ra)

*****************

 

971- Osman bin Affan'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile Batha' da karşılaştım. Elimi tuttu, beraber yürüdük. Ammar bin Yasir ve annesine işkence edilen yerden geçerken, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sabredin ey Yasir ailesi! Elbette varacağınız yer cennettir" buyurdu.

 

 

972- Ammar'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Seni isyankar bir topluluk öldürecek" buyurdu.

 

 

973- İbn Ebu'l-Huzeyl'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ammar güçlü biriydi, (Hendek savaşında) herkes bir taş taşırken o iki taş taşıyordu. Bu durum, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ulaşınca gidip onu karşıladı ve onu göğsünden itekledi. Ammar yere düştü. Kalkıp göğsündeki ve başındaki toprakları sildi. Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Vay haline ey İbn Sümeyye! Seni isyancı bir topluluk öldürecek" buyurdu.

 

 

 

*****************

Ebu Zerr el-Ğifari ve Ebu'd-Derda (ra)

*****************

 

974- Ebu'l-Müsenna el-Müleyki'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahabelerinin yanına çıktığında şöyle derdi: "Uveymir (Ebu'd-Derda) ümmetimin hikmet sahibi kişisi, Cündüb (Ebu Zerr) ümmetimin kovulanı ve sürgüne gönderilenidir. O yalnız yaşar ve yalnız ölür. Ona sadece Allah yeter."

 

 

975- Ebu Zerr'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben İslam'a girenlerin dördüncüsüyüm. Benden önce üç kişi İslam'a girdi, ben de dördüncüleriyim. Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldim ve ona: "Sana selam olsun ey Allah'ın Rasulü! Şahitlik ederim ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur, O tektir ve ortağı yoktur. Yine şahitlik ederim ki, Muhammed Allah'ın kulu ve rasUlüdür" dedim. Bunun üzerine geriye doğru çekildiğimde, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yüzünde sevinç belirtileri gördüm. Bana: "Sen kimsin?" diye sordu, ben de: "Ben, Cündüb'üm. Gıfar'dan bir adamım" dedim.

 

 

976- Ebu Zerr'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Ebu Zerr! Senin de aralarında bulunduğun kırk kişi ile tartıldığını ve hepinizden ağır geldiğin bana gösterildi" buyurdu. Bunun üzerine karısı Ebu Zerr' e: "Sanki bu durum seni kaygılandırdı" deyince, Ebu Zerr: "Sus, Allah ağzını toprakla doldursun" dedi.

 

 

 

*****************

Sa'd bin Muaz (ra)

*****************

 

977- Ebu Said el-Hudrı'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Sa'd bin Muaz'ın ölümünden dolayı Arş sarsıldı."

 

 

978- Cabir bin Abdullah veya Enes bin Malik'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ebu Talha'nın ordudaki sesi, bin kişiden daha hayırlıdır."

 

 

979- Enes'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ebu Talha, Berae (Tevbe) suresini okuyordu. "Hafif ve ağır olarak savaşa çıkın" (9!Tevbe, 41) ayetine gelince şöyle dedi: "Rabbim genç-ihtiyar savaşa çıkmamızı emrediyor. Beni hazırlayın!" Oğulları ona: "Sen Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte o vefat edinceye kadar savaştın, sonra Ebu Bekir vefat edinceye kadar onunla birlikte savaştın, sonra Ömer'le birlikte savaştın. Bu sana yeter! Artık senin yerine biz savaşırız" dediler. Fakat Ebu Talha: "Hayır, beni hazırlayın" dedi. Bunun üzerine onu donattılar ve savaş için deniz seferine çıktı. Nihayet gemide vefat etti. Ancak yedi günden sonra onu gömecekleri bir ada bulabildiler; bu arada cesedinde hiçbir değişme olmamıştı."

 

 

 

*****************

Harise bin Nu'man el-Ensari (ra)

*****************

 

980- Kasım'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Haris bin en-Nu'man elEnsarı, Cebrail ile fısıldaşmakta olan Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına geldi. Oturdu ve selam vermedi. Cebrail, Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Eğer bize selam verseydi ona karşılık verirdik" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Onu tanıyor musun?" dedi. Cebrail: "Evet. Bu, Huneyn günü seninle birlikte sabreden seksen kişiden biridir. Onların ve çocuklarının cennetteki rızıkları, yüce Allah'ın yükümlülüğündedir" dedi.

 

 

 

*****************

Ebu Eyyub el-Ensari (ra)

*****************

 

981- Umara bin Gaziyye'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Ebu Eyyub, (hilafeti sırasında) Muaviye'nin yanına girdi. Muaviye'nin yanında iki adam vardı ve Muaviye, onlara hediyeler verilmesini emretti. Onlara, Ebu Eyyub'dan daha fazla değer verdi. Onlar, hediyeleriyle birlikte çıkınca, Ebu Eyyub: "Bu da ne?" diye sordu. "Kureyşli iki kardeşin. Muaviye, hediyelerle onları senden üstün tuttu" dediler. Bunun üzerine Ebu Eyyub şöyle dedi:

 

"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru söylemiş! Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu işittim: "Ey Ensar topluluğu! Benden sonra bir takım adam' kayırmalar göreceksiniz. Bu durumda size düşen sabırdır." Ebu Eyyub'un bu sözleri Muaviye'ye ulaşınca: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru söyledi. Onu ilk tasdik eden benim" dedi. Ebu Eyyfib: "Onun sevabı, Allah'a ve RasUlü'ne aittir. Ben, Allah için onun meclisini terk ettim ve bir daha onunla konuşmam. Ben ve o, bir evin çatısı altında bir araya gelemeyiz" dedi.

 

Sonra hızlıca yaz mevsiminde hazırlık yapılan orduya yetişti. Ancak orada hastalandı. Ordunun kumandanı Yezid bin Muaviye, onu ziyarete geldi. Ona: "Herhangi bir ihtiyacın ya da bana vasiyet edeceğin bir şey var mı?" diye sordu. Ebu Eyyub: "Ne senden ve ne de babandan bir şey istemiyorum. Ancak dilersen, müslümanlara zorluk çıkarmadan kabrimi düşman topraklarının yakınına yapın" dedi.

 

Ebu Eyyub ölüp kefenlenmek için yıkandığında, sanki Yezid ondan korktu. Konstantiniyyeliler, ona: "Diri veya ölü iken bizimle savaşmak isteyen aranızdaki bir aziz için bunu yaptığınızı biliyoruz. Eğer siz bunu yaparsanız, onun mezarını kazıp talan eder, sonra onu çıkarıp yakar ve küllerini rüzgarda savururuz" dediler. Bunun üzerine Yezid:

"Canım elinde olan Allah'a yemin olsun ki, eğer bunu yaparsanız, buradan Şam'a kadar bütün kiliselerin yakılması için emrederim" dedi. Konstantiniyyeliler: "O halde ateşkes yapalım" deyince, Yezid: "Dilediğiniz gibi olsun" dedi.

 

 

 

*****************

Huzeyme bin Sabit (ra)

*****************

 

982- Nu'man bin Beşır'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir bedevıden bir at satın aldı. Ancak bedevı, atı sattığını inkar edince Huzeyme bin Sabit geldi ve: "Ey bedevı! Sen atı sattığını inkar mı ediyorsun? Ben şahidim ki sen bu atı Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sattın!" dedi. Bedevı: "Madem Huzeyme bin Sabit benim aleyhimde şahitlik yaptı, o halde parasını ver!" dedi.

 

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen bizi görmediğin halde nasıl şahitlik ettin?" diye sorunca Huzeyme: "Ey Allah'ın Resulü! Senin gökten getirdiğin haberleri tasdik ediyorum da, şu bedeviye söylediğin sözü mü tasdik etmeyeyim!?" dedi. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Huzeyme'nin şahitliğini iki kişınin şahitliği olarak saydı. İslam'da Huzeyme'den başka şahitliği iki kişinin şahitliğine bedelolan kimse olmamıştır."

 

 

 

*****************

Abdullah bin Selam (ra)

*****************

 

983- Hasan'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: Abdullah bin Selam, müslüman olmak isteyince Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) huzuruna girdi ve selam verdikten sonra: "Şehadet ederim ki, sen Allah'ın elçisisin. Allah seni hidayet ve hak din ile gönderdi. Yahudiler senin sıfatlarını yanlarındaki Tevrat'ta yazılı olarak bulmaktadırlar" dedi. Sonra şöyle ekledi:

 

"Yahudilerden -isimlerini zikrederek- falan ve falan kimselere birini gönder. Beni bir evde gizle. Sonra onlara beni ve babamı sor ki onlar sana söyleyeceklerdir. Sonra ben karşılarına çıkıp senin Allah'ın elçisi olduğuna ve Allah'ın seni hidayet ve hak din ile gönderdiğine şehadet edeceğim. Böylece belki müslüman olurlar."

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), onun dediği gibi yaptı. Onu evinde gizledi. Sonra Abdullah'ın isimlerini zikrettiği kişilere birini göndererek çağırdı. Onlara: "Sizin yanınızda Abdullah bin Selam'ın ve babasının konumu nedir?" diye sordu. "Efendimizdir, efendimizin oğludur. Alimimizdir, alimimizin oğludur" dediler.

Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne dersiniz, eğer o müslüman olursa siz de müslüman olur musunuz?" diye sordu. "O, müslüman olmaz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne dersiniz, eğer o müslüman olursa siz de müslüman olur musunuz?" diye tekrar sordu. Yine: "O, müslüman olmaz" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) üçüncü kez: "Ne dersiniz, eğer o müslüman olursa siz de müslüman olur musunuz?" diye sordu. Onlar yine: "O, asla müslüman olmaz" dediler. O zaman Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu çağırdı. Abdullah onların karşısına çıkarak: "Şehadet ederim ki, sen Allah'ın Resulüsün. Allah seni hidayet ve hak din ile gönderdi. Bunlar kesinlikle benim seni tanıdığım gibi seni tanıyorlar" dedi. Hemen Yahudiler: "Allah lanet etsin ona. Ey Abdullah, senden bunu hiç beklemezdik" dediler. Sonra Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanından çıktılar.

 

Onlar hakkında Aziz ve Celil olan Allah: "De ki: "Ne dersiniz, eğer bu Kur'an Allah tarafından ise ve siz de onu inkar etmişseniz, bununla birlikte İsrail oğullarından bir şahit de onun bir benzerini (Tevrat'ta görüp) inanmışken siz hala büyüklük taslarsanız (haksızlık etmiş olmaz mısınız)? Şüphesiz ki, Allah zalim bir topluluğu doğru yola iletmez" (Ahkaf, 10) ayetini indirdi.

 

 

 

*****************

Osman bin Ebu'l-As (ra)

*****************

 

984- Osman bin Ebu'ı-As'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Ben, ezberlediğim Kur'an'ı unuturdum. Bir defasında: "Ey Allah'ın Resulü, (ezberlediğim) Kur'an'ı unutuyorum" dedim. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) göğsüme vurdu, ardından: "Ey şeytan, Osman'ın göğsünden çık!" buyurdu. O andan sonra ezberlemek istediğim şeyi asla unutmadım."

 

 

 

*****************

Amr bin el-As ve Halid bin el- Velid'in (ra) Müslüman Oluşu

*****************

 

985- Amr bin As'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Hendek savaşı sonrası bana değer veren ve sözümü dinleyen Kureyşli birkaç adam topladım ve: "Siz de biliyorsunuz ki, Muhammed'in davası istemeyeceğimiz bir şekilde diğer tüm davalara üstün geliyor. Bu konuda da benim bir görüşüm var. Ne dersiniz?" dedim. Bana: "Görüşün nedir?" diye sorduklarında şöyle dedim: "N ecaşı'ye katılıp yanında durmayı düşünüyorum. Eğer Muhammed kavmimize galip gelirse Necaşı'nin yanında kalınz. Çünkü Necaşı'nin elinin altında olmak, bizim için Muhammed'in elinin altında olmaktan daha iyidir. Ancak kavmimiz Muhammed'e galip gelirse bizler tanınan kişileriz ve bu durumda kavmimizden yana bize hayırdan başkası gelecek değildir." Bu görüşüme: "Uygun bir görüştür" diyerek katıldıklarında, onlara: "O zaman Necaşı'ye vermek üzere hediye toplayın" dedim.

 

Necaşı, bölgemizden hediye olarak en çok deriyi severdi. Ona çok sayıda deri topladık ve yola düşüp yanına vardık. Vallahi henüz kapısında iken içeriye Amr bin Umeyye ed-Damrı girdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu Cafer ve diğer arkadaşları için elçi olarak göndermişti. Amr bin Umeyye, Necaşı'nin yanına girip çıktı. Arkadaşlarıma: "Bu, Amr bin Umeyye! Necaşı'nin yanına girip onu bana teslim etmesini isteyeyim. Bana teslim edilince boynunu vururum. Muhammed'in bu elçisini öldürerek de Kureyş için üzerime düşeni yapmış olurum" dedim.

 

Necaşı'nin yanına girdim ve daha önce yaptığımız gibi huzurunda secdeye kapandım. "Merhaba arkadaşım!" diyerek beni karşıladı ve: "Ülkenizden hediye olarak bana bir şey getirdin mi?" diye sordu. "Evet, ey kral! Sana hediye olarak çok sayıda deri getirdik" dedim. Sonra getirdiğimiz deriyi ona takdim ettim. Getirilen deriyi çok beğendi ve hoşuna gitti. Ona: "Ey kral! Düşmanımız olan birinin elçi olarak gönderdiği bir adamın, yanından çıktığını gördüm. Onu bana teslim et de öldüreyim. Çünkü eşrafımızdan ve ileri gelenlerimizden çok sayıda kişiyi öldürmüştür" dediğimde Necaşı çok kızdı ve eliyle burnuna vurdu. Öyle sert bir şekilde vurdu ki, burnunun kırıldığını düşündüm.

 

Bunu görünce korkumdan yer yarılsın içine gireyim istedim. Ona: "Ey kral! Bundan hoşlanmayacağını bilseydim onu senden istemezdim" dediğimde, Necaşı: "Musa'ya gelen Namus'un (Cebrail'in) kendisine geldiği adamın elçisini öldürmen için sana vermemi mi istiyorsun?" dedi. Ona: "Ey kral! O adam dediğin gibi mi?" diye sorduğumda, bana: "Yazık sana ey Amr! Sözümü dinle ve sen de ona tabi ol. Çünkü o, hak üzerindedir ve Musa'nın Firavun ile ordusuna galip gelmesi gibi kendisine karşı çıkanlara galip gelecektir" karşılığını verdi. "O zaman onun adına İslam üzere biatımı kabul et" dediğimde: "Olur" dedi ve elini uzattı. Ben de İslam üzere ona biat ettim. Sonrasında fikrim değişmiş bir şekilde arkadaşlarımın yanına çıktım. Müslüman olduğumu da onlardan gizledim.

 

Daha sonra müslüman olmak üzere Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) doğru yola çıktım. Mekke'nin fethinden önceydi. Yolda Halid bin el-Velid ile karşılaştım. O da Mekke'den çıkıp yola düşmüştü. Ona: "Ey Ebu Süleyman! Nereye gidiyorsun?" diye sorduğumda, Halid: "Vallahi doğru yol göründü. Bu adam gerçekten de peygamber! Ne zamana kadar böyle kalacağım? Müslüman olmaya gidiyorum" karşılığını verdi. Ben de:

"Vallahi benim de geliş sebebim, müslüman olmaktan başkası değil!" dedim.

Birlikte Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gittik. Önce Halid bin el-Velid yaklaşıp müslüman oldu ve biat etti. Sonra ben Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaklaştım ve: "Ey Allah'ın Rasulü! Daha sonra yapacaklarımı söylemiyorum ama daha önceki günahlarımı bağışlaman şartıyla sana biat ediyorum" dediğimde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Amr! Biat et! Çünkü İslam daha önce işlenen günahları temizler. Hicret de daha önce yapılanları temizler" buyurdu. Ben de Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) biat edip oradan ayrıldım.

 

İbn İshak dedi ki: "Güvenilir bulduğum birinin bana bildirdiğine göre Osman bin Talha bin Ebu Talha da onlarla birlikteydi ve o da onlarla birlikte müslüman oldu."

 

 

 

*****************

Cerir (ra)

*****************

 

986- Cerir bin Abdullah el-Beceli'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Medine'ye yaklaştığım zaman devemi çökerttim, sonra heybemi indirip kaftanımı giydim ve Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına gittim. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hutbe veriyordu. Ona ve müslümanlara selam verdim, ardından yanına oturduğum kişiye: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) benden bahsetti mi?" diye sordum. Adam: "Evet. Seni en güzel kelimelerle andı. Hutbe verirken: "Birazdan yanınıza bu kapıdan, Yemen'in en hayırlılarından biri girecektir. Yüzünde krallık nişanesi vardır" buyurdu." Cerir dedi ki: "Karşılaştığım bu durumdan dolayı Allah'a hamd ettim."

 

 

 

*****************

Humeme (r.a.)

*****************

 

987- Humeyd bin Abdurrahman el-Himyerı'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından, 'Humeme' adlı biri, Ömer'in hilafeti zamanında İsfehan'a cihada gitti. İsfehan, Ömer'in hilafeti zamanında fethedilince, Humeme şöyle dedi: "Allah'ım! Humeme, sana kavuşmak istediğini söylüyor. Eğer Humeme doğru söylüyorsa, o istemese de onu yanına aL. Eğer yalan söylüyorsa, hoşuna gitmese de onu yanına aL. Allah'ım! Humeme'yi bu yolculuğundan geri çevirme!" Derken Humeme İsfehan'da öldü. Ebu Musa kalkıp: "Ey insanlar! Yallahi, Peygamberimizden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) işittiğimiz ve bildiğimiz kadarıyla hiç şüphesiz Humeme şehittir" dedi.

 

 

 

*****************

Abdullah bin Büsr (ra)

*****************

 

988- İbrahim bin Muhammed bin Ziyad, babasından rivayet ettiğine göre, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), elini Abdullah bin Büsr'ün başı üzerine koydu ve: "Bu delikanlı yüz yıl yaşayacak" buyurdu. Abdullah, yüz yıl yaşadı. Yüzünde bir siğil vardı. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yüzündeki bu siğil gitmedikçe o ölmeyecek" buyurdu. Gerçekten de Abdullah, yüzündeki bu siğil yok olunca öldü."

 

 

 

*****************

Ensarm Fazileti

*****************

 

989- Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Eğer hicret olmasaydı, ben de Ensar' dan biri olurdum. İnsanlar bir vadiyi veya yolu, Ensar ise başka bir vadiyi veya yolu tutacak olsa, ben Ensar'ın tuttuğu vadiyi ve yolu tutardım."

 

 

 

*****************

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ashabının Fazileti

*****************

 

990- Ebu Zerr Humeyd el-Gıfarı, Ebil Hureyre'nin Medine'de şöyle dediğini rivayet etmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabına: "Sizler ekmek ve yağdan doyunca haliniz nice olur!" buyurdu. Onlar da bir süre tesbih ve tekbir getirip, sonra şöyle dediler: "Ey Allah'ın Rasulü! Ne zaman böyle olacak?" Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şehirler fethedildiği zaman" buyurdu.

 

Sonra: "Çeşitli insanlarla karşılaştığınızda, sabah bir elbise giyip akşam diğeriyle döndüğünüzde haliniz nice olur!" buyurdu. Ashab: "Ey Allah'ın Rasulü! Bu ne zaman?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Şehirler fethedildiği zaman. İran ve Bizans fethedildiği zaman" buyurdu. Ashab:

 

"Ey Allah'ın Rasulü, o halde oraları fethedenler bizden daha hayırlıdır. Çünkü fetihlere yetişiyorlar" dediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu:

"Hayır, siz onlardan daha hayırlısınız. Sizin çocuklarınız onların çocuklarından daha hayırlıdır. Sizin torunlarınız onların torunlarından daha hayırlıdır. Çünkü onlar nimetlere şükretmeyecekler. Çünkü onlar nimetlere şükretmeyecekler. Çünkü onlar nimetlere şükretmeyecekler."

 

 

 

*****************

Necaşi (ra) ve Yakınları

*****************

 

991- Said bin Cübeyr'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Necaşi, yakınlarından bir heyeti Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gönderdi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara Kur'an. okuyunca, onlar da kabul edip müslüman oldular. "İman edenlere düşmanlık etmede insanların en şiddetlisinin kesinlikle Yahudiler ile Allah'a ortak koşanlar olduğunu görürsün. Yine onların iman edenlere sevgi bakımından en yakınının da "Biz hıristiyanlarız" diyenler olduğunu mutlaka görürsün. Çünkü onların içinde keşişler ve rahipler vardır. Onlar büyüklük de taslamazlar." (Maide, 82) ayeti onlar hakkında inmiştir. Sonra onlar Necaşı'nin yanına döndüler, Necaşı de müslüman oldu. Necaşı'nin ölüm haberi Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) geldiğinde, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun cenaze namazını kıldı."

 

 

 

*****************

Hangi Asırda Yaşayanlar Daha Hayırlıdır?

*****************

 

992- Nu'man bin Beşır'in rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İnsanların en hayırlısı, benim çağımda yaşayanlardır. Sonra onların ardından gelen)er, sonra onların ardından gelenler ve sonra da onların ardından gelenlerdir. Sonra öyle bir topluluk gelecek ki, bunlar şahitlikleriyle yetinmeyip yemin edecek, yeminle de yetinmeyip şahitlik edeceklerdir."

 

 

 

*****************

Yemenlilerin Fazileti

*****************

 

993- Muhammed bin Cübeyr bin Mut'im, babasının şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Biz, bir yolculukta Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraberken: "Size, yeryüzünün en hayırlıları olan Yemen halkı, bulut (kümeleri) gibi gelecektir" buyurdu. Ensar'dan bir adam: "Biz hariç değil mi?" diye sordu.

 

Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) cevap vermedi. Adam: "Ey Allah'ın RasUlü, biz hariç değil mi?" diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yine sustu. Adam tekrar: "Ey Allah'ın RasUlü, biz hariç değil mi?" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kısık bir sesle: "Siz hariç" buyurdu.

 

 

 

*****************

Uman HaIkı

*****************

 

994- Ebu Lebıd'in şöyle dediği rivayet edilmiştir: Kendisine Beyrah bin Esed denilen bir adam, Dahiya'dan hicret ederek Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefatından birkaç gün sonra Medine'ye geldi. Ömer onu görüp yabancı olduğunu anladı ve: "Kimlerdensin?" diye sordu. Adam: "Uman halkındamm" dedi. Ömer: "Tamam" diyerek elinden tutup Ebu Bekir'in yanına götürdü ve şöyle dedi:

 

"Bu, Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) haklarında şöyle buyurduğunu duyduğum ülkenin halkındandır: "Bir tarafı denizle kaplı Uman diye bir yer biliyorum. İşte orada bir Arap kabilesi bulunmaktadır ki, elçim onlara gitse, kendisine ne bir ok ve ne de bir taş atarlar."

 

 

995- Ebu Hureyre'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bazı Arap kabileleri soruldu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o gün meşguldü ya da soranlar başka şeylerle meşguldü. Ancak daha sonra ona üç kabileyi sordular. Beni Amir hakkında sorduklarında şöyle buyurdu: "Güzel bir devedir. Ağaç yapraklarından yer." Sonra Gatafan'ı sordular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Güzel bir çiçektir, dibinden su kaynar" buyurdu. Sonra Bem Temim kabilesini sordular. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kırmızı bir tepedir, onlara düşman olanlar kendilerine zarar veremezler" buyurdu. İnsanlar:

 

"Beni Temim kimdir?" diye sorunca Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Allah, Beni Temim'e hayırdan başkasını dilemedi. Onlar, kafaları büyük, müsamahaları geniş, ahir zamanda hakkın yardımcıları, Deccal'e karşı şiddetle çarpışan ve ayakları sabit olan kimselerdir."

 

 

 

*****************

Farisoğulları (Farisıler)

*****************

 

996- Ebu Hureyre'nin rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "İlim, Süreyya yıldızında olsa bile, Faris oğullarından (Farisilerden) bazıları onu elde ederdi."

 

 

 

*****************

Şam ve Şamlıların Fazileti

*****************

 

997- Ebu İdris el-Havlani'nin şöyle dediği rivayet edilmiştir: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz, ordular kuracaksınız. Bir ordu Şam'da, bir ordu Irak'ta ve diğeri de Yemen'de olacak." Ashab: "Ey Allah'ın Rasulü! Bizim için birini seç!" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Şam'dakini seçin. Kim de bunu yapamazsa Yemen' dekine katılsın ve oranın derelerinden içsin. Çünkü Allah, bana Şam ve ahalisinin sorumluluğunu bıraktı."

 

 

998- Abdullah bin Amr'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "(Rüyamda) Ahımdan minderim çekildi; gözlerim o minderi izledi. Onun Şam'a doğru yönelen bir nura dönüştüğünü gördüm. Şunu iyi bilin ki, fitneler çıktığında iman Şam'da olacaktır."

 

 

 

*****************

Nehirlerin Üstünlüğü

*****************

 

999- Ka'b'ın şöyle dediği rivayet edilmiştir: "Nil nehri cennetteki bal nehridir. Dicle nehri cennetteki süt nehridir. Fırat ise cennetteki içki nehridir. Seyhan nehri de cennetteki su nehridir. Allah cennette oluşabilmeleri için onların nurunu söndürmüştüL"

 

 

 

*****************

Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ashabına Dil Uzatmak

*****************

 

1000- İbn Abbas'ın rivayet ettiğine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurdu: "Ahir zamanda Rafiziler adıyla bir topluluk çıkacaktır. Bunlar. hakikatte İslam'ı reddettikleri halde (görünürde) müslüman olduklarını söyleyeceklerdir. Onlarla savaşın. Çünkü onlar müşriktirler."

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

Zikirler

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir