MUÐNݒL-MUHTAC

CENAZE NAMAZI – ÞEHÝD

 

D. ÞEHÝD HAKKINDA YAPILACAK ÝÞLEMLER

 

A. ÞEHÝDÝN CENAZE NAMAZI KILINIR MI?

B. ÞEHÝD KÝMDÝR?

C. CÜNÜBÜN ÞEHÝT OLMASI

D. ÞEHÝDÝN KEFENLENMESÝ

 

A. ÞEHÝDÝN CENAZE NAMAZI KILINIR MI?

 

Þehit yýkanmaz ve cenaze namazý kýlýnmaz.

Þehid yýkanmaz ve cenaze namazý kýlýnmaz, yani bu ikisini yapmak haramdýr. Çünkü;

 

[*] - Kur'an'ýn açýk ifadesine göre þehid diridir.

 

Þehidin ölmemiþ olduðunu ve diri olduðunu ifade eden Kur'an ayetleri þunlardýr:

"Allah yolunda öldürülenlere 'ölüler' demeyin, aksine onlar diridirler, fakat siz hissedemezsiniz." [Bakara, 154]

"Allah yolunda öldürülenleri'ölüler sanmayýn, aksine onlar diridirler, rableri katýnda rýzýklandýrýlmaktadýrlar." [Al-i Ýmran, 169]

 

[*] - Ayrýca Buhari, Cabir' den þunu rivayet etmiþtir: Nebi (s.a.v.) Uhud'da þehid olanlarýn kanlarý ile defnedilmesini, yýkanmamasýný ve namazlarýnýn kýlýnmamasýný emretti. (Buhari, Cenaiz, 1347)

 

Ýmam Þafii (r.a.) þöyle demiþtir: Uhud'da þehid olan sahabýlerin cenaze namazlarýnýn kýlýnmadýðýna dair rivayetler mütevatir yollarla nakledilmiþtir.(Þafii, Müsned, 1616)

 

[*] - Þu hadise gelince; Nebi (s.a.v.), Uhud' da þehit olan sahabilerin onar onar cenaze namazlarýný kýldýrdý, Hz. Hamza her on kiþinin içinde yer alýyordu. Nebi (s.a.v.) toplam yetmiþ namaz kýldý. (Ýbn Mace, Cenaiz, 1513)

 

Bu hadis hem zayýf hem de yanlýþtýr. Ýmam Þafii (r.a.) "bunu rivayet eden kiþinin kendisi için haya etmesi [utanmasý] gerekir" demiþtir.

 

[*] - Buhari ve Müslim'de yer alan þu rivayete gelince; Nebi (s.a.v.) bir gün Uhud' da þehid olanlara ölülere kýldýðý namaz gibi namaz kýldý.

 

Buhari'de yer aldýðýna göre bu, Uhud savaþýndan sekiz yýl sonra, hayatta olanlarýn ölülere veda etmesi gibi bir namazdý. (Buhari, Meðazi, 4042; Müslim, Fedail, 5933)

 

Bu ifadelerde yer alan "salat' sözcüðü ile kastedilen þey [cenaze namazý kýlmak deðil] dua etmektir. Yani Nebi {s.a.v.} ölülere dua ettiði gibi Uhud þehitlerine de dua etmiþtir. Nitekim salat kelimesi "Onlar için dua et! Çünkü senin dua etmen onlar için bir sükun [huzur] kaynaðýdýr" [Tevbe, 103] ayetinde dua etmek anlamýnda kullanýlmýþtýr.

 

[*] - Ýcma da bunun böyle olduðunu [yani þehidlerin yýkanmaksýzýn ve namazlarý kýlýnmaksýzýn defnedileceðini] göstermektedir. Çünkü bize göre þehidlerin cenaze namazý kýlýnmaz. Karþý görüþ sahibi olan Ebu Hanife'ye göre ise bir kabrin yanýnda üç gün geçtikten sonra cenaze namazý kýlýnmaz.

 

Þehidlerin yýkanmamasý ve cenaze namazlarýnýn kýlýnmamasýnýn hikmeti onlar üzerinde þehidliðin izlerini býrakmak ve insanlarýn dua etmelerine muhtaç olmadýklarýný göstermek suretiyle onlarýn deðerini yüceltmektir.

 

[Soru]:  Nebiler ve resuller, þehitlerden daha faziletli olduklarý halde onlarýn namazý kýlýnmaktadýr. [Nasýlolur da daha düþük seviyede olan þehitlerin cenaze namazý kýlýnmaz?]

 

[Cevap]  Þehitlik, kiþinin kendi çabasý ile ulaþabileceði bir fazilet olduðundan [yukarýdaki hükmün benimsenmesiyle] insanlar þehitliðe teþvik edilmiþ olmaktadýr. Nebilik ve resullük ise insanýn kendi emeði ile ulaþabileceði bir þey deðildir.

 

 

B. ÞEHÝD KÝMDÝR?

 

ba. Kafirlerle yapýlan savaþta savaþ sebebiyle ölen kiþi Þehit, kafirlerle yapýlan savaþta bu savaþ sebebiyle ölen kiþidir.

 

Yýkanmasý ve cenaze namazý kýlýnmasý haram olan þehidi belirlemenin ölçüsü þudur: "Þehid, kafirlerle yapýlan savaþta savaþ sebebiyle ölen kiþidir."

 

[Bu tarifi þu þekilde açýklayabiliriz:]

 

[1. Ölen kiþi]

 

Ölen kiþi erkek, kadýn, hür, köle, büyük, küçük, akýllý veya deli olsun sonuç deðiþmez.

[Bunlarýn tümü þehid olur.]

 

[2. Kendisiyle savaþýlanlar]

 

Savaþýlanlarýn kafirler topluluðu veya bir kafir olmasý gerekir. Bu kafirlerin harp ülkesi vatandaþý, mürted veya biz müslümanlarýn yolunu kesmek isteyen Ýslam ülkesi vatandaþý olan zýmmiler olmasý arasýnda bir fark yoktur.

 

[3. Ölüm sebebi]

 

Ölümün savaþ sebebiyle olmasý gerekir.

[Þu durumlar, savaþ sebebiyle ölme kapsamýnda deðerlendirilir:]

 

> Kiþiyi bir kafirin öldürmesi,

> Bir müslümanýn silahýnýn yanlýþlýkla isabet etmesi sonucu ölmesý,

> [Düþmana hamle yapmak üzere saldýrdýðý kýlýç, mýzrak vb.] silahýn kendisine dönüp çarparak öldürmesi,

> Bir kuyu veya çukura düþerek ölmesi,

> Bineðinin kendisini atmasý sonucu ölmesi,

> Harp ehli kafirlere yardým eden bir müslüman tarafýndan öldürülmesi -nitekim kafirlere karþý yapýlan savaþ ifadesi bu kiþiyi de kapsar-,

 

> -Nevevi'nin ibaresinin kapsamýna girmese bile- ehli harbin tamamen yenilmiþ olmasýndan sonra kiþi onlarýn peþine düþtüðünde ehli harbin hücum etmesi sonucu onlardan birinin öldürmesi,

 

> Kiþinin ehli harbi tamamen yok etmek üzere onlarýn peþine düþtüðü sýrada onlar tarafýndan öldürülmesi,

> Kafirlerin bir müslümaný hedef olarak dikip ona atýþ yapmalarý sonucu öldürmeleri,

> Savaþ daðýldýktan sonra üzerinde kan izi bulunmasa bile kiþinin ölü bulunmasý ve hangi sebeplerle öldürüldüðünün bilinmemesi, çünkü -Rafii ve Nevevl'nin tek görüþ olarak belirttiði üzere- görünürdeki duruma göre o savaþ sebebiyle ölmüþtür.

 

[Soru]  Bu son meseledeki hükmün "aslolan durum" ve "yaygýn durum" dikkate alýnarak [tahric yoluyla] çýkarýlmasý gerekirdi. Çünkü aslolan kiþinin þehit olmamýþ olmasýdýr. Yaygýn durum ise þudur: Savaþ meydanýnda ölen kimseler konusunda yaygýn olan durum onlarýn savaþ sebebiyle ölmüþ olmalarýdýr.

 

[Cevap]  Bazen görünürdeki sebep dikkate alýnarak aslolan durumun terk edilmesi söz konusu olabilir. Nitekim [tabiatta bulunan] bir suda aslolan temizliktir. Bununla birlikte bir geyiðin suya iþediðini görsek ve suyun deðiþikliðe uðradýðýný görsek onun necis hale geldiðine hükmederiz.

 

bb. Savaþ bittikten sonra ölen kiþi

 

Bir kimse kafirlerle yapýlan savaþ bittikten sonra daha güçlü görüþe göre þehit deðildir.

 

Bir müslüman, kafirlerle yapýlan savaþta bir yara alsa ve henüz ölmemiþken bu yaradan ölmesine kesin gözüyle bakýlýyorsa, ölünce [þehid olur mu? Bu konuda Ýmam Þafil (r.a.)'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr]

 

[Birinci görüþ]

 

Daha güçlü görüþe göre þehit deðildir. Aradan geçen zaman uzun olsun, kýsa olsun fark etmez. Çünkü o, savaþ sona erdikten sonra bir süre yaþamýþ, adeta savaþ dýþýnda baþka bir sebeple ölen kiþiye benzemiþtir.

 

[Ýkinci görüþ]

 

Diðer görüþe göre ise bu kiþi "savaþ esnasýnda ölen" kimse gibi kabul edilir.

 

Savaþ sona erdikten sonra, savaþta yara alan kiþinin hareket etmesi boðazlanan hayvanýn çýrpýnýþý gibi bir hareket olursa o kiþinin þehid olduðu ittifakla benimsenmiþtir. Þayet bu yaralý kiþinin yaþamasý ümit edilebiliyorsa [ölmesi halinde] þehid hükmünde olmadýðý ittifakla kabul edilmiþtir.

 

bc. Ýsyankar müslümanlara karþý yapýlan savaþta ölen müslümanýn durumu

 

[Bir müslüman,] isyankar müslümanlara karþý yapýlan savaþta öldürülürse daha güçlü görüþe göre þehit deðildir.

 

[Ýsyankar müslümanlara karþý yapýlan savaþta öldürülen müslüman þehid midir? Bu konuda Ýmam Þafii (r.a.)'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr]

 

[Birinci görüþ]

 

Daha güçlü görüþe göre bu kiþi þehit deðildir; çünkü bir müslüman tarafýndan öldürülmüþtür. Bu kiþi, savaþ dýþýnda [bir müslüman tarafýndan] öldürülen bir þahsa benzemektedir.

 

[*] - Þu rivayet de bunu desteklemektedir: Hz. Ebu Bekir'in kýzý Esma, oðlu Abdullah b. Zübeyir [Emeviler tarafýndan iç savaþta öldürüldüðünde] onun cenazesini yýkadý. Hiç kimse ona tepki göstermedi.

 

Þayet isyankarlar yapýlan savaþta kafirlerle birlik halinde iseler ve onlara karþý savaþan müslümaný kafir öldürmüþse -Kaffal'in fetvalarýnda belirttiðine göre- öldürülen müslüman þehid olur.

 

[Ýkinci görüþ]

 

Subki'nin "doðru görüþ" olarak kabul ettiði görüþe göre isyankarlara karþý yapýlan savaþta öldürülen müslüman da þehittir; çünkü bu kiþi de kafirlere karþý yapýlan savaþta öldürülmüþ gibidir.

 

[*] - Þu rivayet de bunu desteklemektedir:

Hz. Ali (r.a.) kendisi ile birlikte karþý gruplara karþý yapýlan savaþlarda ölenleri yýkatmamýþtýr.

 

Þayet öldürülen kiþi isyankarlardan ise onun þehit olmadýðý kesindir, ittifakla benimsenmiþtir.

 

Nevevi'nin "daha güçlü görüþe göre" ifadesi hem bu hem de bir önceki meseleyle ilgilidir.

 

bd. Kafirlere karþý yapýlan savaþta savaþ dýþýnda bir sebeple ölen kiþi

 

Mezhepte kabul edilen görüþe göre kafirlerle yapýlan savaþta savaþ dýþýnda bir sebeple ölen kiþi de þehit deðildir.

 

[Kiþi kafirlere karþý yapýlan bir savaþta savaþ dýþýnda bir sebeple öldürülürse þehid olur mu? Bu konuda iki görüþ vardýr]

 

[Birinci görüþ]

 

Mezhepte genelolarak kabul edilen görüþe göre bu kiþi de þehit deðildir. Bu, savaþta hastalýk, [kriz vb. sebeplerle] ani ölüm veya bir müslüman tarafýndan kasten öldürme gibi bir yolla olabilir. Ýþte bu kiþi þehid deðildir. Çünkü aslolan, ölen kiþinin yýkanmasý ve namazýnýn kýlýnmasýdýr. Savaþ sebebiyle ölmüþ olan kiþi hakkýnda bu genel kuralý terketmemizin sebebi insanlarý þehitliðe teþvik etmek içindir. Bunun dýþýndaki durumlarda normal kural iþlemeye devam eder.

 

[Ýkinci görüþ]

 

Zayýf bir görüþe göre bu kiþi de þehittir; çünkü kafirlere karþý yapýlan savaþta öldürülmüþtür.

 

Not:  Nevevi'nin el-Mecmu'da belirttiði üzere þehitler üçtür:

 

1) Dünya ve ahiret þehidi: Bu kiþi yýkanmamasý ve cenaze namazýnýn kýlýnmamasý bakýmýndan dünya þehidi, kendisine özel bir sevap alacaðýndan ahiret þehididir. Bu da kafirlerle yapýlan savaþta savaþ sebebiyle ölen ve "Allah'ýn kelimesinin en üstün olmasý için" savaþan kiþidir.

 

Kiþiye "þehid" adýnýn verilmesinin birkaç sebebi vardýr:

 

> Allah ve Resulü onun cennete gideceðine þahitlik etmiþlerdir. O Mahþerde diriltildiðinde üzerinde Allah için öldürüldüðünü gösteren bir þahit yani kaný bulunacaktýr. Çünkü þehit, kýyamet gününde yarasýndan kan akarak diriltilecektir.

 

> Rahmet melekleri ona þahit olmakta ve ruhunu kabzetmektedirler.

 

2) Dünya þehidi: Bu kiþi yalnýzca dünya hükümleri bakýmýndan þehittir. Bu da kafirlerle yapýlan savaþta savaþ sebebiyle öldürülen ancak ya ganimetten çalmýþ, yahut savaþtan kaçarken öldürülmüþ, gösteriþ vb. amaçlarla savaþmýþtýr.

 

3) Ahiret þehidi: Bu kiþi savaþ dýþýnda haksýz bir sebeple öldürülen, karýn aðrýsýndan ölen, taun [vebal hastalýðýndan ölen, boðularak ölen, gurbette ölen, ilim tahsil etme peþinde koþarken ölen, aþkýndan ölen, doðum yaparken ölen, harp ülkesinde ölen kiþilerdir.

 

Bazýlarý ahiret þehidi olarak kabul edilenlerin kapsamýndan kimi þahýslarý þu þekilde istisna etmiþlerdir:

 

a) "Gurbette ölen ve þehit sayýlanlar" kapsamýndan "efendisinden kaçan köle" ve "kocasýna isyan ederek evini terk edip çýkan kadýn''ý,

 

b) "Boðularak ölenler" kapsamýndan; boðulma ihtimali olduðu halde veya boðulma ve kurtulma ihtimali eþit iken yolculuða çýkan veya þarap içmek için gemi ile denize açýlan vb. þekillerde günah bir þekilde denizde yolculuða çýkan kimseleri,

 

c) "Doðum yaparken ölen kadýnlar" kapsamýndan, zina sebebiyle hamile kalan kadýný istisna etmiþlerdir.

 

Güçlü olan görüþ -ZerkeþI'nin dediði üzere- yalnýzca sonuncusunun istisna edilmesidir. Sonuncu durumda da zikredilen durum [yani zina] kadýnýn þehit olmasýna engel deðildir.

 

Birisine aþký sebebiyle ölen kiþinin þehit sayýlmasýnýn þartý iffet ve namusunu korumasý ve durumunu kimseye anlatmamasýdýr. Çünkü konuyla ilgili rivayette þöyle denilmektedir: Aþýk olan, iffetini koruyan ve durumunu gizleyip de ölen kimse þehit olarak ölür. (Zebidi, ithafü's-sadeti'l-müttakin, 7, 440. Hadis sahih deðildir. Bkz. Ýbnü'l-Cevzi, el-Ýlelü'l-mütenahiye, 2, 285)

 

Daha doðru olan görüþe göre bu [Nebi {s.a.v.)'in bir hadisi deðil] Ýbn Abbas'ýn bir sözüdür.

 

Hocam Remli þöyle demiþtir: Burada, kralýn karýsýna aþýk olma örneðinde olduðu gibi diný açýdan kendisi ile evlenmesi mübah olan bir kimseye aþýk olup onunla evlenmesi imkansýz olan kiþinin kastedilmiþ olmasý zorunludur. Aksi takdirde mesela bir erkeðin, henüz sakalý çýkmamýþ genç bir erkeðe aþýk olmasý gibi bir þey tamamen günahtýr; bununla kiþi nasýl þehitlik derecesine ulaþabilir?

 

Ancak öyle görünüyor ki bu ikisi arasýnda fark yoktur; çünkü yukarýda belirttiðimiz gibi bunun þartý kiþinin namus ve iffetini korumasý ve gizlemesidir.

 

 

C. CÜNÜBÜN ÞEHÝT OLMASI

 

Cünüp bir kimse þehit olsa, daha güçlü görüþe göre yýkanmaz.

 

ca. Þehit olan cünübün yýkanmasý

 

Cünüp veya onun hükmünde olan -adetli kadýn vb.- kiþi þehit olsa [cenazesi yýkanýr mý? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

[Birinci görüþ]

 

Daha doðru olan görüþe göre -diðer þehitlerin cenazesi yýkanmadýðý gibi- cünüp olan þehidin de cenazesi yýkanmaz.

 

[*] - Çünkü Hanzala b. Rahib'in oðlu Uhud savaþýnda cünüp iken þehid oldu, Nebi (s.a.v.) onu yýkatmadý ve þöyle buyurdu: Meleklerin onu yýkadýðýn! gördüm. (Müstedrek, Ma'rifetü's-sahabe, 3, 195; Ýbn Hibban, Ýhbaruhu s.a.v. an menakibi's-sahabe, hadis no: 7025)

 

Þayet cünüp olan þehidi yýkamak farz olsaydý bu yükümlülük ancak biz insanlarýn yýkamasý ile ortadan kalkardý. Ayrýca gusül abdesti "hadesten taharet"tir, þehidin yýkanmasý gerekmediði gibi hadesten taharet yapma durumu da ortadan kalktýðýndan bunun yapýlmasý haram olur. Çünkü bu yýkamanýn "farz" veya "haram" olduðu görüþleri dýþýnda bir görüþ belirten söz konusu olmamýþtýr. Bu yüzden Nevevi el-Mecmu'da þöyle demiþtir: Cünüp olan þehidi yýkamak haramdýr; çünkü cünüplükten yýkanma hadesten taharettir. Cünüp olmayan þehidi yýkamak caiz olmadýðý gibi ona hadesten taharet yaptýrmak da caiz deðildir.

 

[Ýkinci görüþ]

 

Cünüp olan þehit yýkanýr; çünkü þehitlik yalnýzca ölümle gerekli olan yýkamayý ortadan kaldýrma konusunda etkilidir. Bu yýkama ise ölüm öncesinde gerekli olmuþtur.

 

Ýlk görüþ sahipleri buna þu þekilde cevap vermiþlerdir: Ölünün yýkanmasý ortadan kalktýðý gibi bu gusül de ortadan kalkmýþtýr.

 

cb. Þehit olan cünübün cenaze namazý kýlýnýr mý?

 

Yukarýdaki her iki görüþe göre de cünüp olan þehidin cenaze namazý kýlýnmaz.

 

 

D. ÞEHÝDÝN KEFENLENMESÝ

 

da. Þehidin üzerinde bulunan necasetlerin giderilmesi

 

Þehidin -kan dýþýnda- üzerinde bulunan necaset giderilir.

[Þehit olan kiþinin üzerinde necaset bulunuyorsa bunlar giderilir mi? Bu konuda mezhep içinde üç görüþ vardýr]

 

[Birinci görüþ]

 

Daha doðru olan görüþe göre þehidin -þehit olmasý sebebiyle üzerinde bulunan kan dýþýnda- üzerinde necaset varsa bu yýkanarak giderilir. Bu yýkama kanýn ortadan kalkmasýna sebep olsa bile yapýlýr; çünkü necaset þehitlik sebebiyle oluþmuþ deðildir. Necasetten ayrý bulunan kana gelince bunu gidermek haramdýr; çünkü þehidi yýkamamýz yasaklanmýþtýr. Ayrýca bu kan bir ibadet [yani cihad ibadeti] sonucu oluþmuþtur. Oruçlunun aðýz kokusu da bir ibadet sebebiyle oluþtuðu halde onu [misvaklayarak] gidermesi haram kýlýnmamýþtýr;

çünkü aðzýný misvaklayarak kokuyu gideren, oruçlunun kendisidir. Ö Þehidin kanýný yýkayarak gideren ise baþkasýdýr. Þayet oruçlunun aðýz kokusunu, onun izni olmaksýzýn baþka bir þahsýn misvaklayarak gidermesi söz konusu olursa bu da haram olur. Bu meseleye "abdest" konusunda iþaret etmiþtik.

 

[Ýkinci görüþ]

 

Þehidin üzerindeki necaset giderilmez; çünkü þehidin yýkanmasýný yasaklayan hadisteki ifade geneldir.

 

[Üçüncü görüþ]

 

Þayet necasetin yýkanmasý þehitliðin izinin gitmesine yol açýyorsa necaset yýkanmaz; aksi takdirde yýkanýr.

 

db. Þehidin kefentenmesi Þehit, kanlý elbisesi ile kefenlenir.

 

Þehidin kanlý elbisesi ile kefenlenmesi menduptur.

 

[*] - Çünkü Ebu Davud, hasen bir senetle Cabir'den þunu rivayet etmiþtir:

Biz Nebi (s.a.v.)'in yanýndayken bir adamýn göðsüne [veya boðazýna] ok isabet ederek öldü. Bulunduðu hal üzere elbisesine sarýldý. (Ebu Davud, Cenaiz, 3133)

 

Bununla "üzerinde kan bulunmasa bile öldüðü sýrada üzerinde bulunan ve giyinmeyi adet edindiði elbisesi" kastedilmiþtir. Ancak kanlý elbisesi ile defnedilmesi daha iyidir. Nevevi bunu el-Mecmu'da zikretmiþtir.

 

Nevevi'nin -týpký el-Muharrer'de olduðu gibi- "kana bulanmýþ" diye sýnýrlandýrma yapmasý "daha kamilolan davranýþ"ý beyan etmek içindir.

 

Bizim "menduptur" þeklindeki ifademiz -diðer ölülerde olduðu gibi- þehidin de bu elbise ile kefenlenmesinin farz olmadýðýný göstermektedir.

 

[Þehidin yýkanmasý haram olduðu halde üzerinde bulunan elbisesini çýkarmak haram deðildir. Üzerindeki elbiseyi çýkarýp kefenlemek] yýkama konusundan "þehitlik izini þehidin bedeninde býrakmak" gerekçesi ile ayrýlýr. Þehidin namazýnýn kýlýnmamasý konusundan da "þehide saygý göstermek ve onun duaya ihtiyacý bulunmadýðýný göstermek" bakýmýndan ayrýlýr.

 

Þayet elbisesi [kefen yerine geçecek ölçüde] bol deðilse tamamlanýr.

 

Þehidin üzerinde bulunan elbisesi bütün bedenini örtmüyorsa, [bedeninin tamamýný örtecek þekilde] eksik kalan kýsmýn tamamlanmasý farzdýr. Çünkü -daha önce birkaç kez geçtiði üzere- bu ölünün hakkýdýr.

 

Sonrakilerden bazýlarýnýn "eksik kalan kýsmýn tamamlanmasý menduptur; çünkü farz olan avret yerini örtmektir" görüþü geçerli deðildir.

 

Þehidin mirasçýlarý, onun üzerindeki elbisenin çýkarýlýp baþka bir elbise ile kefenlenmesini isterlerse -üzerinde þehitlik izi bulunsun ya da bulunmasýn bu caiz olur; çünkü þehidin üzerindeki elbise ile kefe nlenmesi -diðer ölülerde olduðu gibi- farz deðildir.

 

Mirasçýlardan bazýlarý þehidin üzerindeki elbiselerin çýkarýlmasýný istese, bir kýsmý ise buna karþý çýksa bu durumda ne yapýlmasý gerektiði konusunda karþýlýklý iki görüþ ileri sürmek mümkündür. Bu iki görüþten daha güçlü olanýna göre elbisenin çýkarýlmasýný istemeyenlerin dediði yapýlýr.

 

Þehidin üzerinde bulunan kalkan gibi savaþ aletlerinin, mest, deri, kürk, astarlý cübbe vb. gibi normalde giyilmesi adet olmayan elbiselerin çýkarýlmasý menduptur.

 

[*] - Ebu Davud'un rivayet ettiðine göre Uhud savaþýnda þehit olan sahabenin üzerindeki demir ve deri aletlerin çýkarýlarak kanlarý ve elbiseleri ile gömülmeleri emredilmiþtir. (Ebu Davud, Cenaiz, 3134)

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

KABRE ÝLÝÞKÝN HÜKÜMLER: GÝRÝÞ

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir