MUÐNݒL-MUHTAC

CEMAATLE NAMAZ

 

7. CEMAATE GÝTMEMEK ÝÇÝN MAZERET SAYILAN HALLER

 

Cemaatin sünnet olduðu görüþünü kabul etsek bile bir özür olmadýkça cemaatin terk edilmesi konusunda ruhsat söz konusu deðildir.

 

[Cemaat ancak þu durumlarda terk edilebilir]

 

1- Genel bir özrün söz konusu olmasý: Þiddetli yaðmur veya geceleyin fýrtma olmasý, doðru görüþe göre þiddetli çamur olmasý da cÖyledir.

 

2- Özel bir özrün söz konusu olmasý: Hastalýk, þiddetli soðuk ve sýcak olmasý, belirgin bir açlýk ve susuzluðu n olmasý, tuvaletinin gelr;;::; miþ olmasý, can ma veya malma bir zalimin zarar vereceðinden kork6 IT;:;k, borcunu ödeme imkaný olmayan kiþiyi alacakIýnýn takip edecek olmasý, birkaç gün cemaatten uzak kalýrsa terk edileceði ümit edilen bir cezanýn söz konusu olmasý, çýplaklýk, hareket eden yol arkadaþlarý ile birlikte bir yolculuða hazýrlanmak, kötü kokusu olan bir yiyecek yemek, ölümü yaklaþmýþ olan veya hasta olan bir yakýnýnýn kendisinden baþka bakacak kimsesinin olmamasý, yahut hastanýn kendisi ile ünsiyette bulunmasý.

 

A. ÖZÜR OLMAKSIZIN CEMAATÝ TERK ETMEK

B. CEMAATÝN TERKÝNÝ MUBAH KILAN GENEL ÖZÜRLER

C. CEMAATÝN TERKÝNÝ MÜBAH KILAN ÖZEL ÖZÜRLER

 

A. ÖZÜR OLMAKSIZIN CEMAATÝ TERK ETMEK

 

Cemaatin sünnet olduðu görüþünü kabul etsek bile, bir özür olmadýkça cemaatin terk edilmesi konusunda ruhsat söz konusu deðildir.

 

Cemaatin sünnet olduðu görüþünü kabul etsek bile özürsüz yere cemaatin terki konusunda bir ruhsat söz konusu deðildir; çünkü cemaat kuvvetli [müekked] bir sünnettir.

 

[*] - Bu konuda delil þu hadistir: Ezaný duyduðu halde namaza gelmeyen kimsenin -bir özrü olmadýkça- namazý yoktur [yani kamil deðildir]. (Ýbn Mace, Mesacid, 793; Ýbn Hibban, Salat, 2064; Müstedrek, Salat, I, 245. Ýbn Hibban ve Hakim bu hadisin Müslim'in þartlarýna göre sahýh olduðunu söylemiþlerdir)

 

[Soru]: Sünnetin özürsüz olarak terki caizdir.(Genel kural)

Þu halde cemaatý e namazýn sünnet olduðu görüþünü kabul ettiðimizde "bunu terk etme konusunda ruhsat yoktur" sözünü nasýl söyleyebiliriz?

 

[Cevap]: [Ortada bir özür olmadýðý sürece; farz bir þeyin terkini haram olmaktan çýkaracak, sünnet bir þeyin terkini mekruh olmaktan çýkaracak bir ruhsat söz konusu olamaz.]  (Metni anlamayý saðlayacak bu ifade Tuhfetü'l-muhtac'tan alýnarak eklenmiþtir)

 

Bu hüküm "cemaat konusundaki emrin ancak bir özür söz konusu olduðunda hafiflediðini" ifade etmek amacýyla söylenmiþtir.

 

"Cemaatin sünnet olmakla birlikte bir özür olmadýðý sürece terk edilemeyeceði" hükmünün þu sonuçlarý bulunmaktadýr:

 

> Mezhep içindeki bir görüþe göre "cemaat sünnettir; onu terk edenlere karþý savaþ açýlýr" hükmünü kabul ettiðimizde, ortada bir özür söz konusu olduðunda kesin olarak bu kiþilere savaþ açýlamaz.

 

> Bir özür sebebiyle cemaati sürekli terk eden kimsenin þahitliði reddedilmez; bir özür olmadýðý halde sürekli terk eden kimsenin þahitliði reddedilir.

 

> Devlet baþkaný insanlara cemaat yapmalarýný emrettiðinde -bir ruhsatýn bulunmasý durumu hariç- bunu yapmalarý gerekli olur. Özür bulunmasý halinde ona itaat etmeleri gerekmez.

 

"Ruhsat"("ruhusat" diyede okunabilir) sözlükte kolaylaþtýrma anlamýna gelir. Terim anlamý bir özür sebebiyle delilin aksine sabit olan hükümdür.

 

B. CEMAATÝN TERKÝNÝ MUBAH KILAN GENEL ÖZÜRLER

 

[Cemaat ancak þu durumlarda terk edilebilir]

 

Genel bir özrün söz konusu olmasý: Þiddetli yaðmur veya geceleyin fýrtýna olmasý, doðru görüþe göre þiddetli çamur olmasý da böyledir.

 

A. ÞÝDDETLÝ YAÐMUR YAÐMASI

 

Yaðmur ve kar gibi elbiseyi ýslatacak derecede gündüz veya gece þiddetli yaðmur yaðmasý, cemaatin terkini mubah kýlan genel özürlerdendir.

 

[*] - Ebu Davud, Nesai ve Ýbn Mace; Ýbn Ebi Melih aracýlýðýyla onun babasýndan þunu rivayet etmiþlerdir: Hudeybiye antlaþmasý zamanýnda Nebi (s.a.v.) ile birlikteydik. Üzerimize öyle bir yaðmur yaðdý ki ayaklarýmýzýn altý kurumadý. Bunun üzerine Nebi (s.a.v.)'in münadýsi þöyle duyuru yaptý: Olduðunuz yerlerde namaz kýlýn! (Ebu Davud, salat, 1062)

 

Rafii "hastalýk" ile ilgili bölümde yaðmurla birlikte dýþarý çýkmakta bir zorluðun bulunmasýný da þart koþmuþtur. Buna göre hafif yaðmur yaðmasý halinde veya þiddetli bile yaðsa kiþinin altýnda yürüyebileceði bir siper / örtü / sýðýnak bulunmasý halinde özür söz kOriusu olmaz.

 

Yaðmur çarþýlarýn tavanlarýndan aksa bu, hem Cuma hem de cemaate gitmeme konusunda bir özür kabul edilir; çünkü -el-Kifaye' de Kadý Hüseyin'den nakledildiðine göre- bu sular genellikle necis olur.

 

B. GECELEYÝN ÞÝDDETLÝ FIRTINA

 

Geceleyin þiddetli fýrtýna olmasý da cemaatin terkini mubah kýlan genel bir özürdür.

 

[*] - Rivayete göre Ýbn Ömer (r.a) soðuk ve rüzgarlý bir günde ezan okudu ve "Olduðunuz yerde namaz kýlýn" dedikten sonra sonra þunu söyledi: "Allah Resulü (s.a.v.), soðuk ve yaðmurlu günlerde müezzine olduðunuz yerde namaz kýlýn diye duyuruda bulunmasýný emrederdi".

 

Bunu Buhari ve Müslim rivayet etmiþtir.

 

[*] - Bir baþka rivayet þöyledir: Nebi (s.a.v.) yaðmurlu ve rüzgarlýsoðuk gecelerde müezzine olduðunuz yerde namaz kýlýn diye duyuruda bulunmasýný emrederdi.

 

Bunu Ýmam Þafii (r.a.) rivayet etmiþtir.

 

Bu durumda cemaatle kýlmakta zorluk bulunmaktadýr.

Yukarýdaki ifadelerden fýrtýna zamanýnda havanýn soðuk olmasý ile olmamasý arasýnda bir fark olmadýðý anlaþýlmaktadýr. EI-Mühezzeb'te ise "soðuk" olmasý belirtilmiþtir. Maverdý iki görüþü birleþtirmiþtir.

 

EI-Mühimmat'ta þöyle denilmiþtir: Zahir olan görüþ þudur: Geceleyin tek baþýna þiddetli fýrtýna bulunmasý cemaati terk etmeyi mübah kýlan bir özürdür. "Soðuk" ifadesini kullananlar, fýrtýnanýn çoðunlukla soðukta olmasýndan dolayý böyle söylemiþlerdir. Taberi et-Tenbih þerhinde bu görüþü tercih ettiðini þu þekilde açýklamýþtýr: "Tercih edilen görüþe göre soðuk ve þiddetli fýrtýna geceleyin cemaate gitmeme konusunda bir özürdür."

 

Zahir olan görüþ budur. Bu görüþ "geceleyin hafif rüzgarlý olan havayý" ve "gündüz þiddetli fýrtýna"yý dýþarýda býrakmaktadýr. Ýsnevl'nin dediði üzere yerinde olan görüþ sabahýn da gece gibi kabul edilmesidir; çünkü sabah namazýndaki zorluk akþam namazýndakinden daha çoktur.

 

C. ÞÝDDETLÝ ÇAMUR

 

[Þiddetli çamur, cemaati terk etmeyi mübah kýlan bir özür müdür? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ vardýr]

 

[Birinci görüþ]: Sahýh olan görüþe göre gerek gece, gerekse gündüz olsun, þiddetli çamur bir özürdür. Çünkü bu, yaðmurdan daha çok zorluk çýkaran bir durumdur. Hafif çamur ise böyle deðildir. Þiddetli çamur, el-Kifaye' de tek görüþ olarak belirtildiðine göre insanýn üzerine bulaþmasýndan emin olunmayan çamurdur. EI-Mecmu ve et-Tahkik adlý eserlerde çamur, "þiddetli" diye nitelenmemiþtir. Buna göre þiddetli çamurla hafif çamur arasýnda fark yoktur.

 

Ezrai þöyle demiþtir: Doðru olan bu ikisi arasýnda fark olmamasýdýr; çünkü hadisler bunu göstermektedir.

 

Ýbnü'l-Mukri er-Ravd adlý eserinde çamurun þiddetli olmasýný þart koþmuþtur, ki bu görüþün esas alýnmasý gerekir.

 

[Soru]: Ýbn Hibban'ýn yukarýda geçen hadisinde sahabenin ayaklarýnýn altýný ýslatacak þekilde bir yaðmur altýnda kaldýðý ve Allah Resulü (s.a.v.)'nün münadisinin namazý olduðunuz yerde kýlýn diye duyuruda bulunduðu geçmiþti.

 

[Cevap]: Hadiste belirtilen duyuru yaðmur sebebiyle olmuþtu.

Burada ise yaðmur söz konusu olmaksýzýn yalnýzca çamur olmasý durumu ele alýnmaktadýr.

 

C. CEMAATÝN TERKÝNÝ MÜBAH KILAN ÖZEL ÖZÜRLER

 

Özel bir özrün söz konusu olmasý: Hastalýk, þiddetli soðuk ve sýcak olmasý, belirgin bir açlýk ve susuzluðun olmasý, tuvaletinin gelmiþ olmasý, canýna veya malýna bir zalimin zarar vereceðinden korkmak, borcunu ödeme imkaný olmayan kiþiyi alacaklýnýn takip edecek olmasý, birkaç gün cemaatten uzak kalýrsa terk edileceði ümit edilen bir cezanýn söz konusu olmasý, çýplaklýk, kiþinin harekete geçen yol arkadaþlarý ile birlikte bir yolculuða hazýrlanmasý, kötü kokusu olan bir yiyecek yemek, ölümü yaklaþmýþ olan bir yakýnýnýn baþýnda bulunmasý, hasta olan ve bakacak kimsesi olmayan bir kimsenin yanýnda bulunmasý, yahut hastanýn kendisi ile ünsiyette bulunmasý.

 

A. HASTALIK

 

Yaðmurda yürümenin zorluðu gibi, kiþinin yürümesini zorlaþtýracak derecede bir hastalýðýnýn olmasý cemaate gitmemesini mübah kýlar.

 

Rafii'nin Cüveyni' den nakledip onayladýðýna, er-Ravda 'da da tek görüþ olarak zikredildiðine göre bu hastalýk "farz namazda ayakta durma yükümlülüðünü düþürecek dereceye ulaþmasa bile" hüküm böyledir.

 

[*] - Çünkü Nebi {s.a.v.} hastalandýðýnda günlerce insanlara namaz kýldýramadý.

Hafif diþ ve baþ aðrýsý, hafif sýtma vb. gibi hafif hastalýklar bir özür sayýlmaz.

 

B. ÞÝDDETLÝ SICAK / ÞÝDDETLÝ SOÐUK OLMASI

 

Þiddetli sýcak ve soðuk durumunda da cemaati terk etmek mübahtýr. Çünkü bu ikisindeki zorluk yaðmurdaki zorluk gibidir.

 

Týpký asýl metinde [el-Muharrer'de] olduðu gibi el-Minhac'da da bu ifadenin herhangi bir kayýt konulmaksýzýn zikredilmesi bu konuda gece ile gündüz arasýnda fark olmadýðýný göstermektedir. Ancak erRavda'da þiddetli sýcaðýn "öðle vakti" olmasý kaydý konmuþtur. er-Ravda'nýn asýl metninde de sözün baþýnda böyle denmiþtir. Ancak daha sonraki ifade bunun þart olmadýðýný göstermektedir ki zahir olan da budur.

 

Ezrai þöyle demiþtir: Bazýlarý bunu açýk olarak "gece veya gündüz" þekilde ifade etmiþlerdir.

 

Nevevi el-Minhac'da -týpký Rafil'nin el-Muharrer'de yaptýðý gibi- sýcak ve soðuðu özel özürler arasýnda zikrettiði halde er-Ravda'da -týpký Rafii'nin eþ-Þerhü'l-kebir'de yaptýðý gibi- genel özürler arasýnda zikretmiþtir. Bu iki ifade þu þekilde birleþtirilmiþtir:

 

Sýcak ve soðuðu bünyesi güçlü olan bir kiþi deðil de zayýf bünyeli bir kiþi hissediyorsa bu ikisi özel özürlerdendir. Bünyesi güçlü kiþilerin de hissedeceði seviyede olursa o zaman genel özürlerden olur. Çünkü bu durumda zayýf bünyeli kiþi haydi haydi hisseder.

 

Cemaati beklerken olsa bile þiddetli uyku bastýrmasý da özel özürlerden biridir.

 

Sýcak esen rüzgar [semum] ve deprem; gece olsun gündüz olsun genel özürlerdendir.

 

C. BELÝRGÝN BÝR AÇLIK VE SUSUZLUK

 

er-Ravda' da "yemek hazýr iken" denilmiþtir.

Ýbnü'r-Rif'a, Ýbn Yunus'a tabi olarak "yemek hazýr olmasa bile hazýrlanmasý yakýn ise ve caný yemek çekiyorsa" diye belirtmiþtir.

 

[*] - Buhari ve Müslim'de yer alan bir hadis þöyledir: Birinizin akþam yemeði sofraya konduðunda namaz ýçýn kamet getirilirse önce akþam yemeði ile baþlayýn. Kiþi yemeðini bitirinceye kadar acele etmesin. (Buhari, Ezan, 673; Müslim, Mesacid, 1244. )

 

el-Mühimmat'ta þöyle denilmiþtir: Kiþi aç ve susuz olmasa bile yemeðin hazýr olmasý halinde kiþinin caný yemek çekiyorsa zahir olan bunun da cemaate gitmeme konusunda özür teþkil etmesidir.

 

Hocamýz Zekeriya el-Ensari bununla ilgili þöyle demiþtir: Bu görüþ reddedilir; çünkü açlýk ve susuzluk olmadan kiþinin canýnýn yemek istemesi uzak bir durumdur. Kiþinin canýnýn yemek istemesi yemeði istemek deðil buna iþtiyak duymaktýr. Nefsin, bu sayýlanlar [açlýk ve susuzluk] olmadan yemeðe karþý istek duymasýna teuekan [iþtiyak] denmez, þiddetli açlýk ve susuzluk durumunda bundan bahsedilebilir.

 

D. TUVALETÝNÝN GELMÝÞ OLMASI [SIKIÞMAK]

 

Cemaatin terk edilmesini mübah kýlan durumlardan birinin de kiþinin büyük veya küçük tuvaletinin gelmiþ olmasý, yahut da gazýnýn (yellenmesinin) gelmiþ olmasýdýr.

 

[*] - Müslim' de þu hadis bulunmaktadýr: O Yemek hazýr olduðunda namaz yoktur, kiþi büyük ve küçük tuvaletine sýkýþtýðýnda da namaz yoktur. (Müslim, Mesacid, 1246)

 

Bu durumda kiþinin tuvaletini yapmak için cemaate gitmemesi menduptur.

 

Açlýk durumunda da açlýðýný giderecek birkaç lokma yemek suretiyle açlýðýný bastýrmasý menduptur. Ancak Müslim þerhinde ve diðer eserlerde doðru kabul edildiðine göre kiþi yeme konusunda ihtiyacýný tamamen giderene kadar yer. Orada Nevevi þöyle demiþtir:

 

Bazý alimlerimiz "kiþi açlýðmý bastýracak kadar birkaç lokma yer" diye yorum yapmýþlarsa da bu doðru deðildir.

 

Kiþi namazý erteledi ði nde vaktin çýkacaðýndan korkarsa tuvaleti de olsa, aç ve susuz da olsa namazýný önce kýlmasý farzdýr. Bu durumda vaktin hürmeti sebebiyle mekruhluk söz konusu olmaz.

 

E. ZALÝM BÝR ÞAHSIN, CANINA VE MALINA ZARAR VERECEÐÝNDEN KORKMAK

 

Cemaate gitmemeyi mübah kýlan özel özürlerden biri de can ve mal dokunulmazlýðý bulunan bir þahsýn kendisinin veya [yine bu durumda olan ve] hakkýný savunmak durumunda olduðu kimselerin canýna, organýna, organýnýn iþlevine veya malýna zalim birinin zarar vermesinden korkmasýdýr. Hatta kiþi fýrýndaki ekmeðine veya tencerede piþirdiði yemeðine bir zalimin zarar vereceðinden korksa ve namaza gittiðinde bunlarý kendisine emanet býrakacak biri de yoksa cemaate gitmeyebilir.

 

Zerkeþi þöyle demiþtir: Bu, kiþi bununla cemaatten kurtulmayý kastetmediðinde söz konusu olur, aksi takdirde bu bir özür teþkil etmez.

 

Bu durum Cuma günü meydana gelse, kiþinin cumadan geri kalmasý haram olur. Bu týpký Cuma namazý farzýný düþürmek için yolculuða çýkmak ve yolda da Cuma kýlmasýnýn mümkün olmamasý gibidir.

 

Kiþi bu amaçla kerahet vaktinde tahiyyetü'l-mescid kýlmak için camiye girse yine hüküm böyledir [haram olur].

 

Bir þahýs hakký olan bir þeyi almak için bir baþkasýný takip etse ve o kiþi de hakký vermeme konusunda zalim olsa, zalimlik edenin diðeo rinden korkmasý cemaatten geri kalmak için özür teþkil etmez. Aksine cemaate gelmesi ve hakký da ödemesi gerekir.

 

F. ÖDEME DARLlÐI ÝÇÝNDE BULUNAN KÝMSEYÝ ALACAKLININ TAKÝP EDECEÐi KORKUSU

 

Ödeme darlýðý içinde olan kimseyi alacaklýnýn takip edeceði veya hapsedeceði korkusu da cemaate gitmeme konusunda bir özürdür. (288)

 

Bu hüküm, kiþinin ödeme darlýðý içinde olduðunu ispat etmesinin zor olmasý halinde söz konusu olur. Aksi takdirde [kiþi ispat edebilecek durumdaysa] el-Basft'te belirtildiði üzere borçlu cemaate gitmeme konusunda mazur olamaz.

 

Hakim, þahitleri ancak borçluyu hapsettikten sonra dinliyorsa þahidin olmasýyla olmamasý eþittir. Bu, kiþinin ödeme darlýðý içinde olduðu konusunda sözünün kabul edilmemesi halindedir. Þayet kabul ediliyorsa, örneðin borç; karýsýnýn mehri vb. gibi bir mala karþýlýk deðilse bu durumda kiþi mazur görülmez.

 

Kiþi ödeme güçlüðü içinde olduðunu iddia etse ve davacý da onun ödeme güçlüðü içinde olduðunu bilse, hakim davacýdan "onun ödeme güçlüðü içinde olduðunu bilmiyorum" diye yemin etmesini istese, o yeminden kaçýnýp da davalýdan yemin etmesi istense -uygun olan görüþe göre- bunun bir özür teþkil etmesi gerekirY89)

 

G. KÝÞÝNÝN KENDÝSÝNE UYGULANACAK CEZANIN TERK EDÝLECEÐÝNÝ ÜMÝT ETMESÝ

 

Birkaç gün cemaatten uzak kalýrsa terk edileceði ümit edilen bir cezanýn söz konusu olmasý,

 

Allah veya kul hakký sebebiyle tazir cezasý, kýsas cezasý, affý mümkün olan kazif haddi cezasý gibi bir cezaya muhatap olan þahýs, birkaç gün cemaatten uzak kaldýðýnda hak sahibinin öfkesinin dineceðini ve cezanýn uygulanmayacaðýný ümit ediyorsa cemaate gitmeyebilir.

 

[Þu iki kiþi için özür söz konusu deðildir]

 

> Zina haddi vb. affýn söz konusu olmayacaðý bir had cezasýna muhatap olan þahýs,

> Af söz konusu olsa bile cemaate katýlmadýðýnda bu cezanýn terk edileceðini ümit etmeyen kiþinin cemaatten uzak durma konusunda bir özrü söz konusu deðildir. Çünkü "cezanýn uygulanmayacaðýný ümit ediyorsa" ifadesi bu þahsý dýþarýda býrakmýþtýr.

 

Cüveyni, kýsas cezasý uygulanmasý gereken kiþinin cemaatten uzak durmasýnýn caiz görülmesini problemli kabul etmiþtir. Çünkü kýsasý gerektiren suç [yani adam öldürme veya yaralama], hafifletmenin uygun olmayacaðý büyük bir günahtýr. Cüveyni bu probleme kendisi þu þekilde cevap vermiþtir: Af dinde teþvik edilmiþtir. Kiþinin cemaatten uzak durmasý ise buna yol açmaktadýr.

 

Ezrai "problem, ortaya konan cevaptan daha güçlüdür" demiþtir.

 

Not:  Rafi!'nin eþ-Þerhü'l-kebir ve eþ-Þerhü's-saðÝr adlý eserlerinde a.ffýn ümit edilmesi, ceza.yý ha.k eden kiþinin cema.atten birkaç gün uzak durmasýna baðla.nmýþtýr. Bundan anlaþýldýðýna. göre kýsa.s alacaklýsý bir çocuk olsa, suçlunun cemaatten uzak durmasý caiz olmaz. Çünkü çocuk ancak ergenlik çaðýna girince affedebilir. Þayet böyle bir durumda suçlunun cemaati terk etmesine izin verirsek bu, onun yýllar boyu Cuma namazý kýlma.masýna yol a.çar.

 

Ezrai þöyle demiþtir: "Birkaç gün" þeklindeki sýnýrlamayý Rafii ve Nevevi dýþýndakilerin sözlerinde göremedim. Ýmam Þafii (r.a.) ve mezhebimize baðlý alimler herhangi bir kayýt koymamýþlardýr. Bu þu þekilde sýnýrlanabilir: Kiþi affedilmeyi ümit ettiði sürece cemaate katýlmayabilir. Affedilmekten ümidini keserse veya affedilmeyeceðine kanaat getirirse cemaate katýlmamasý haram olur.

 

Zahir olan görüþ de budur. Bu yüzden Ýbnü'l-Mukri "birkaç gün" þeklindeki kaydý zikretmemiþtir.

 

H. ÇIPLAKLIK

 

Kiþi avret yerini örtecek bir þey bulsa bile [diðer yerlerinin çýplak olmasý] onun cemaate gitmemesi konusunda bir özür teþkil eder. Çünkü kiþinin kendisine uygun bir elbise giymeksizin dýþarý çýkmasý kendisine zor gelir. EI-Mecmu'da da gerekçe bu þekilde belirtilmiþtir.

 

Bundan þöyle bir anlam çýkmaktadýr: Yalnýzca avret yerini örterek toplum içine çýkmayý adet edinen kimse, avret yeri dýþýndaki yerleri örtecek bir elbise bulamasa bile bu durum onun cemaate gitmemesi için bir özür teþkil etmez. Bu, doðru bir çýkarýmdýr.

 

Yine kiþi kendisine uymayan bir elbise bulduðunda -örneðin bir fýkýh aliminin yenleri bol bir elbise bulmasý gibi- bu elbise yok hükmündedir.

 

EI-Muhimmat'ta belirtildiðine göre bazý alimler bunu açýk olarak ifade etmiþlerdir.

 

I. YOL ARKADAÞLARI ÝLE YOLA ÇIKMAK

 

Kiþi bir grup yol arkadaþý ile birlikte mübah bir yolculuða çýkmak istese, yol arkadaþlarý hareket etse ve kiþi cemaatle namaz kýlmak için beklediðinde onlardan geri kalmasý sebebiyle canýna veya malýna bir zarar gelmesinden veya sadece yalnýz kalmaktan korksa, onlardan geri kalmakta bu zorluklar olduðundan cemaate katýlmayabilir.

 

Ý. KÖTÜ KOKUSU OLAN BÝR ÞEY YEMEK

 

Kiþi; çið olan soðan, turp, sarýmsak, pýrasa yese cemaate gitmeyebilir.

 

[*] - Çünkü Nebi {s.a.v.} þöyle buyurmuþtur: Soðan, sarýmsak ueya pýrasa yiyen mescidimize yaklaþmasýn. (Buhari, Ezan, 854; Müslim, Mesacid, 1254)

 

[*] - Bir baþka rivayet þöyledir: Soðan, sarýmsak ueya pýrasa yiyen mescide yaklaþmasýn; çünkü melekler insanoðlunun rahatsýz olduðu þeylerden rahatsýz olur.

 

Bu fazlalýk Buhari'de bulunmaktadýr. CSbir "bunun yalnýzca çið yenmesi durumunda olduðunu düþünüyorum" demiþtir. Taberi'de "turp" kelimesi de yer almaktadýr.

 

Bu, aðzý yýkamak ve çalkalamakla yenilen þeyin kokusunun gitmesi zor olduðunda söz konusu olur. Þayet bu zor deðilse, bunlarý yemek mazeret teþkil etmez.

 

Þayet kiþi sayýlan yiyecekleri piþmiþ olarak yerse -el-Muharrer'de açýk olarak ifade edildiðine göre- bu durumda bunlarýn kokusu gittiðinden cemaate gitmemek için bir özür söz konusu olmaz.

 

Nevev! "kötü koku" ifadesini zikrettiðinden bunu açýklamaya gerek duymamýþ gibidir. Þayet zikretmiþ olsaydý daha açýk ve iyi olurdu. Çünkü sayýlan yiyecekler piþmiþ olsa bile kötü kokusu mutlaka bulunur, ancak az olduðundan affedilmiþtir.

 

Zikredilenlerden þöyle bir anlam çýkmaktadýr: Kiþinin aðzý ve koltuk altý devamlý kokuyarsa bu durum onun cemaate katýlmamasý için haydi haydi mazeret teþkil eder.

 

Bu, el-Mühimmat'ta ifade edilmiþtir. Söz konusu eserde cüzzamlý ve alacalý olan kimselerin durumu konusunda ise tevakkuf edilmiþtir [bir görüþ açýklanmamýþtýr). Zerkeþl'nin dediðine göre uygun olan bu iki durumda da kiþinin cemaate katýlmayabileceði görüþüdür. Çünkü bu iki durumda baþkalarý, soðan vb. yiyeceklerin yenmesinden daha fazla rahatsýzlýk duyarlar. Zerkeþi þöyle demiþtir:

 

Kadý Iyaz'ýn alimlerden nakletliðine göre cüzzam hastasý ve alaca hastasý olan kiþilerin mescide girmelerine, Cuma namazý kýlmalarýna, halk içine karýþmalarýna Ýzin verilmez.

 

er-Ravda'nýn namazýn þartlarý bölümünün sonunda belirtildiðine göre belirtilen kötü kokulu yiyecekleri yiyenlerin mescide girmesi me kruhtur. Ýbnü'l-Münzir açýk olarak, baþka kimi alimler ise iþaret yoluyla bunun haram olduðunu söylemiþlerdir. Ýbn Hibban, sahýh adlý eserinde tedavi amaçlý olarak kötü kokulu yiyecekleri yiyenlerin cemaate gelmelerinin mazur görüleceði ni söylemiþtir. Hadisin genel ifadesi ve alimlerin sözü ise bu konuda bitkileri yeme konusunda mazur olanla olmayan aynýdýr. "Kötü kokudan baþkalarýnýn rahatsýz olmasý" þeklindeki gerekçe de bunu göstermektedir ki zahir olan görüþ budur.

 

J. BÝR YAKINININ ÖLÜMÜNÜN YAKLAÞMASI

 

Kiþinin; karýsý, kölesi, arkadaþý, karýsýnýn ailesinden olan hýsýmlarý gibi bir yakýný ölüm döþeðinde olsa, bu þahýslarýn baþýnda bulunup ilgilenen birileri olsa bile kiþi cemaate gitmeyebilir.

 

[*) - Buharl'nin rivayet ettiðine göre Ýbn Ömer' e yakýný olan Said b. Zeyd'in ölüm döþeðinde olduðu bildirilince, Cuma namazýna gitmeyip onun baþýnda on kiþiden biri olarak beklemiþtir.

 

Ayrýca ölümü yaklaþan kiþi, malýnýn gitmesinden daha fazla yakýný olan þahsýn kendisinin baþýnda bulunmamasýndan acý duyar.

 

Muhib et-Tab erý, zikredilenlere "kiþinin hocasý"ný da dahil etmiþtir. Ýsnevl' de "azat edilen köle" ve "azat eden efendi"nin de bunlar arasýna konmasýnýn uygun olacaðýný söylemiþtir.

 

K. BAKACAK KÝMSESÝ OLMAYAN BÝR HASTANIN BAÞINDA BULUNMAK

 

Bakacak kimsesi olmayan bir hastanýn baþýnda olan kimse cemaate gitmeme konusunda mazurdur. Bu, hastanýn zayi olmamasý içindir. Hasta olan kiþi kendisinin yakýný olsun yahut da olmasýn, kiþi onun bakýmýný terk ettiðinde hastanýn ölme tehlikesi söz konusu ise cemaate gitmez.

Daha Doðru görüþe göre ölüm dýþýnda açýk bir zarara uðrama tehlikesi de böyledir.

 

L. HASTA ÝLE ARKADAÞLIK ETMEK

 

Þayet kiþinin yakýný vb. durumda olan hasta onunla ünsiyet kuruyor [arkadaþlýk edip teselli buluyor] ise o kiþi cemaate gitmeyebilir.

 

el-Minhac'ýn ifadesinden gerek yakýn gerekse uzak hasta ile arkadaþlýk etmenin cemaate gitmeme konusunda bir özür olarak görüldüðü anlaþýlmakta ise de el-Muharrer'de hastanýn kiþinin yakýný olmasý ifade edilmiþtir. Nevevi "bir yakýnýnýn ölmek üzere olmasý veya [hasta olan yakýnýnýn] kendisi ile arkadaþlýk etmesi veya bakýcýsý olmayan bir hastanýn yanýnda bulunmak" dese daha uygun olurdu.

 

Þarih Celaleddin el-Mahalli þöyle demiþtir: Nevevi'nin "veya hasta" ifadesi "ölümü yaklaþmýþ" ifadesine atfedilmiþtir. Bu durumda bakacak kimsesi olmayan yabancý hasta dýþarýda kalmýþ olmaktadýr. Oysa kiþi böyle bir hasta ile ilgilendiðinde de cemaate gitmeyebilir.

 

Hastanýn baþýnda onunla ilgilenen biri bulunmakla birlikte o kiþi ilaç satm almak vb. bir þeyle uðraþýyorsa o hasta, ilgilenen kiþisi olmayan bir hasta gibi kabul edilir.

 

Not:  Cemaate gitmemeyi mübah kýlan diðer bazý özürler

 

> Ýbn Hibbem'ýn Sahih'inde belirttiðine ve konu ile ilgili naklettiði habere göre aþýrý þiþmanlýk da cemaate gitmemeyi mübah kýlan özürlerdendir. Bunun özürlerden biri olduðu ez-Zehdir' de nakledilmiþtir.

 

> Ýleride "birden fazla kadýnla evli olanýn eþleri arasýnda adaletli olmasý" konusunda geleceði üzere, kiþi yeni evlenip zifafa girdiðinde gece namazlarýna cemaate gitmeyebilir.

 

> Cemaati beklemesi halinde uykunun bastýrýp uyuyabileceðini hisseden kiþi de cemaate gitmeyebilir.

> Kaybettiði bir þeyi bulmayý ümit eden kimsenin onu araþtýrmasý,

> Kendisinin veya baþkasýnýn gasp edilen malýný geri almak için uðraþan kiþi,

 

Ýsnevý þöyle demiþtir: Yukarýda sayýlanlarýn "cemaate gitmeme konusunda bir özür teþkil etmesi" evinde cemaat yapmasý mümkün olmayan kimseler hakkýndadýr. Þayet böyle bir imkaný varsa, cemaatin sünnet olduðu görüþünü kabul etse k bile erkeðin tek baþýna namaz kýlmasý kötü bir þeyolduðundan kiþinin bu imkaný araþtýrma sorumluluðu üzerinden kalkmaz.

 

Nevevi el-Mecmu'da þöyle demiþtir: Bunlarýn cemaate gitmeme konusunda bir özür olarak kabul edilmesi þu anlama gelir: "Namazýn cemaatle kýlýnmasýnýn farz olduðu görüþünü kabul ediyorsak bu özürlerden biri söz konusu olduðunda günah ortadan kalkar. Cemaatin sünnet olduðu görüþünü kabul ediyorsak bu özürlerden biri söz konusu olduðunda mekruhluk ortadan kalkar." Ancak kiþi bu özürler bulunduðunda tek baþýna kýldýðý namazdan cemaat faziletini alamaz.

 

Alimlerin çoðunluðunun Müslim'deki þu hadise verdikleri cevap da Nevevl'nin söylediðine uymaktadýr:

 

[*] - Kör bir adam Nebi (s.a.v.)'den, kendisini namaza götürecek bir kimsesi olmadýðý için evinde namaz kýlmaya izin vermesini istedi. Nebi (s.a.v.) de izin verdi. Adam dönüp giderken Nebi (s.a.v.) adama sordu: "Ezaný duyuyor musun?" Adam "evet" dedi.

 

Bunun üzerine Nebi (s.a.v.) "öyleyse ezana icabet et!" buyurdu.(Müslim, mesacid 1484)

 

Alimler bu hadisi þu þekilde yorumlamýþlardýr: Adam burada namazý evinde tek baþýna kýlmasý halinde cemaatle kýlanlarýn faziletini elde edip edemeyeceðini sordu, Nebi (s.a.v.) de bu fazileti elde edemeyeceðini söyledi.

 

Ruyani þunu tek görüþ olarak belirtmiþtir:

Kiþi cemaate gitmeyi istediði halde bir özür sebebiyle gidemese ve namazý tek baþýna kýlsa cemaat sevabýný alýr.

 

Bu görüþ, el-Kifaye'de aktarýlmýþ ve onaylanmýþtýr. EI-Bahr'da da Kaffa!' den nakledilip kabul edilmiþtir. Maverdi ve Gazall de bunu tek görüþ olarak nakletmiþtir. Ebu Musa'nýn rivayet ettiði þu hadis de bunu göstermektedir: Bir kul hastalandýðýnda veya yolculuða çýktýðýnda, saðlam ve mukim iken yaptýðý amellerin sevabý gibi sevap yazýhr.(Buhari, Cihad, 2996)

 

Ýsnevi þöyle demiþtir: EI-Mecmu'da yer alan "kiþi bu durumda cemaat sevabýný alamaz" þeklindeki görüþ, yukarýdaki nakillerden gafil olarak ifade edilmiþ bir görüþ olup hem nakil hem de istidlal bu görüþün reddedileceðini göstermektedir.

 

Bazýlarý bu iki görüþü þu þekilde birleþtirmiþtir: el-Mecmu'daki görüþü "kiþi soðan yemek vb. gibi cemaati gitmemeyi mübah kýlan özrü kendisi meydana getirmiþse" þeklinde yorumlamýþlardýr. Diðer alimlerin bahsettiði ise bunun dýþýnda kalan "yaðmur, hastalýk vb. özürler"le ilgilidir.

 

Tek baþýna namaz kýlanýn cemaate katýlan ile ayný sevabý almasý her bakýmdan deðildir; bu faziletin aslý bakýmýndandýr. Aksi takdirde bu, yukarýda nakledilen kör kimse ile ilgili hadisle çeliþir.

Bu, güzel bir birleþtirmedir.

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

ÝMAMLARIN NÝTELÝKLERÝ: 1. ÝMAM VE ÝMAMA UYAN ÞAHSIN ÝHTÝLAF ETMESÝ

⚠ Hata Bildir