|
VAKIF |
VAKFIN ÝDARESÝ VE
ÝÞLETÝLMESÝNE ÝLÝÞKÝN HÜKÜMLER
Bu bölümde vakfýn idare
edilmesi, idare eden kimsede bulunmasý gereken þartlar ve idare eden kimsenin
görevleri konusu ele alýnacaktýr.
A. VAKFIN ÝDARESÝ
B. VAKFIN ÝDARECÝSÝNE
ÝLÝÞKÝN ÞARTLAR
C. VAKIF ÝDARECÝSÝNÝN
GÖREVLERÝ
A. VAKFIN ÝDARESÝ
Vakýf yapan kiþi vakfý
kendisinin veya bir baþkasýnýn idare etmesini þart koþarsa bu þarta uyulur.
Herhangi bir þart koþmazsa mezhepte esas alýnan rivayete göre vakfýn idaresi
hakime aittir.
1. Vakýf yapan kiþi
vakfettiði þeyin idaresinin kendisine veya bir baþkasýna -bu ister tek kiþi
ister bir grup olsun- þart koþarsa bu þarta uyulur. Vakýf yapan kiþi ister
bunun idaresini kendisi hayattayken devretmiþ olsun isterse vasiyet etmiþ olsun
fark etmez.
Bunun gerekçesi þudur:
Sadaka vermek suretiyle Allah'a yaklaþmak isteyen kiþi odur, dolayýsýyla vakýf
gelirinin nereye harcanacaðý vb. konularda onun þartýnýn dikkate alýnmasý gibi
bu konuda da onun þartý dikkate alýnýr.
2. Vakýf yapan kiþi
"vakfýn yönetimini falan kiþi yapacak, o ölür-
se falan kiþi
~~pacak" diye belirtirse bu caiz olur.
[*] - Hz. ümer (r.a.)
kendi vakfettiði malýn idaresini kendisi yapýyordu. Ölümünden sonra ise "hayatta
olduðu sürece Hafsa'nýn (r.a.) bu iþi yürütmesini sonra da onun ailesinden
idare edebilecek bir kimsenin idare etmesini" þart koþtu. (Ebu Davud,
Vesaya, 2879)
Vakfý idare etmesi þart
koþulan kimsenin bu þartý kabul edip etmemesi meselesinde "vekilin
vekaleti kabul edip etmemesine iliþkin hükümler" uygulanýr. Aradaki ortak
noktalar þunlardýr:
> Her ikisi de
tasarrufta ortaktýr.
> Her ikisi de
kabulde bulunduktan sonra bu görevlerinden geri durabilider.
Vakfý idare edecek
kiþinin bunu kabul ettiðini sözlü olarak ifade etmesi þart deðildir.
3. Vakýf iþlemini
gerçekleþtiren kiþi vakfý kimin yöneteceðine dair bir açýklamada bulunmamýþsa
[vakfý kim yönetir? Bu konuda iki farklý rivayet bulunmaktadýr:]
[Birinci rivayet]
Mezhepte esas alman rivayete
göre vakfm idaresi hakime ait olur; çünkü onun genel bir idare yetkisi
bulunduðundan vakfý idare etme konusunda öncelikli hak sahibi de odur. Ayrýca
vakfedilen malýn mülkiyeti Allah'a aittir.
[Ýkinci rivayet]
Bu rivayet vakfm
mülkiyetinin kimde olduðuna iliþkin görüþ ayrýlýklarýna dayanmaktadýr.
Buradaki görüþ ayrýlýðý
er-Ravda ve eþ-Þerhu'l-Kebir'de mezhep alimlerine ait bir görüþ ayrýlýðý olarak
belirtilmiþtir.
4. Bir kimse bir bölgede
mescid vakfetse, baþka bir bölgede de bu mescid için bir yeri vakfetse, vakfm
yönetiminin herhangi bir þahsa ait olmasýna dair bir þart belirtmese, mezhepte
esas alýnan rivayet doðrultusunda "idare hakký hakime aittir"
görüþünü benimsediðimizde mescidin idaresi, mescidin bulunduðu bölgenin
hakimine, mescid için vakfedilmiþ diðer arazinin idaresi ise o arazinin
bulunduðu bölgenin hakimine ait olur.
5. [Ýslam ülkesinde]
dört mezhebe ait hakimlerin atanmasýndan sonra þu meseleye iliþkin fetva
sorulmuþtur: Bir kimse malýný vakfederken "bu vakfýn idaresi Zeyd'e, ondan
sonra da Müslümanlarýn Dýmaþk'taki hakimine aittir" þeklinde bir þart
koþsa ne olur?
Fezarý bu konuda þunlarý
söylemiþtir:
Hakimin idare etmesine
iliþkin þart belirli bir hakime özgü olamaz. Bu vakfýn idare yetkisi, [dört mezhebin
hakimlerine] daðýtýlýr.
Subki [Mýsýr gibi
Þafiiliðin hakim olduðu bir bölgede] "hakimin idare etmesi" þart
koþulan, kimin idare edileceði belirtilmeyen veya idaresi sonuçta hakime
intikal eden vakýflarý yalnýzca Þafiý hakimin idare etmesi görüþünü tercih
etmiþ ve þöyle demiþtir:
Çünkü halk arasýndaki
kullanýmda [herhangi bir mezhep belirtmeksizin] yalnýzca hakim denildiðinde
Þafiý mezhebi hakimi anlaþýlýr. Herhangi bir belirlemede bulunmaksýzýn hakim
denildiðinde bundan Þafiý mezhebi hakimi anlaþýlýr. Þayet baþka bir hakim
kastedilecekse halk bunu kayýtlayarak belirtmektedir.
Bu uygulama Mýsýr'da
yerleþik hale gelmiþtir. Bu konuda geniþ açýklama yapýlmýþtýr.
B. VAKFIN ÝDARECÝSÝNE
ÝLÝÞKÝN ÞARTLAR
Vakýf idarecisinde
aranan þart adaletlVgüvenilir olmasý, (idarecilik için] yeterli olmasý, düzgün
tasarruf ta bulunabilmesidir.
6. Vakýf, belirli reþit
kimselere yapýlmýþ olsa bile;
a. Vakfýn idarecisinin
adil olmasý þarttýr.
Çünkü vasi ve kayyum'un
durumunda olduðu gibi bu da bir tür yetkidir.
Subki þöyle demiþtir:
Hakimin tayin ettiði idarecinin gerçekten adil! güvenilir olmasý þarttýr.
Vakfeden kimsenin tayin ettiði idarecinin ise görünürde adil olmasýyla
yetinilmesi gerekir.
Nitekim babada da durum
böyledir. Her ne kadar baba ile vakfýn idarecisi babadaki þefkatin fazla olmasý
sebebiyle farklýlýk gösterse bile durum böyledir.
Ezrai buna muhalefet
ederek vakfeden kimsenin tayin ettiði idarecide de gerçekten adaletli olma
þartýný dikkate almýþtýr. Ýlk görüþ daha uygundur.
b. Vakfýn idarecisinin
bir þartý da yeterli olmasýdýr.
ez-Zehair adlý eserde
yeterlilik "kiþinin idareci kýlýndýðý konuda tasarruf ta bulunabilme güç
ve kudretidir" diye açýklanmýþtýr. Güç ve kudret özelliklerinden herhangi
birisi zedelenirse -vakfý vakfedenin kendisinin idare etmesi þart koþulmuþ olsa
bile- hakim onu idare görevinden alýr.
Rafii ve Nevevl'nin
ifadelerinden anlaþýldýðýna göre bu durumda hakimin re'sen vakfýn idaresini
eline alýr ve dilediði kimseyi idareci olarak tayin eder. Þayet vakfeden kiþi ondan
sonra baþka bir insanýn idarede bulunmasýný þart koþmuþsa, hakimin tayin ettiði
kiþiden sonra idarecilik görevi sonraki þahsa geçmez." Yani Subki ve
baþkalarýnýn belirttiðine göre kiþi vakfeden kiþi bunu açýk olarak belirtmiþse
o durumda geçer.
Þayet kiþinin vakfý
idare etmedeki kusuru ortadan kalkarsa [bakýlýr:] Þayet vakfý o kiþinin idare
etmesi açýkça belirtilmiþse o kiþi yeniden idareci olur. Bunu Nevevi
fetvalarýnda belirtmiþtir. Cüveyni'nin ifadelerinden ise buna aykýrý bir anlam
anlaþýlmaktadýr.
Fetvalarda yer alan
ifadelerden anlaþýldýðýna göre vakfýn idarecisi gerek kendisini azletmiþ olsun
gerekse baþkasýný azletmiþ olsun bu azil geçerli olmaz. Kiþinin baþkasýný
azletmesinin geçerli olmamasý ve yine vakfý kendisinden baþka yöneten bulunmadýðýnda
kendisini azletmesinin geçerli olmamasý hükmü doðrudur.
Nevevi'nin "yeterli
olmasý" ifadesi, daha sonrasýnda zikrettiði "doðru tasarruf ta
bulunabilmesi" ifadesine gerek býrakmamaktadýr. Bu sebepledir ki bu ifade
er-Ravda ve eþ-Þerhu'l-Kebir'de yer almamaktadýr. Buna. göre "doðru
tasarruf ta bulunabilmesi" ifadesinin "yeterli olmasý" ifadesine
atfedilmesi, atf-ý tefslrdir. Þu da söylenebilir "doðru tasarruf ta
bulunabilme, yeterli olmaktan daha önemli olduðundan onu ayrýca zikretti".
7. Bir kimse birden
fazla yer üzerinde idareci olsa, bir konuda güvenilirlik yönünden idareci
olmaya ehil olduðu ortaya konduðunda diðer yerlerde de ehliyeti sabit olur.
Ancak diðer vakýflardaki ehliyeti sabit olmadýkça bu kiþinin yeterliliði sabit
olmaz. Bunu Ýbnü's-Salah belirtmiþtir. Demýri'nin belirttiðine göre diðer
yerler, harcama kalemlerinin ve yapýlacak iþlerinin çokluðu bakýmýndan
ehliyetinin sabit olduðu yerden daha önemli veya eþit konumda ise ise bu hüküm
doðrudur. Þayet daha düþük konumda ise bu kabul edilmez.
8. Vakfýn idarecisi
ancak vakýf için yararlý ve ihtiyata uygun tasarrufta bulunabilir; çünkü o
baþkasýnýn yararýna iþ yaptýðýndan yetimin velisi hükmündedir.
C. VAKIF ÝDARECÝSÝNÝN
GÖREVLERÝ
Vakýf idarecisinin
görevi vakfýn tamirini yapmak, kiraya vermek, gelirini tahsil etmek ve bunu
[kendisine vakýf yapýlan kimselere] taksim etmektir.
[Vakýf yapan kiþi] bu
görevlerin bir kýsmýný idareciye vermiþse bu görevin dýþýna taþamaz.
Vakýf yapan kiþi kendi
tayin ettiði idareciyi görevden alabilir, baþkasýný idareci yapabilir.
Ancak vakýf esnasýnda
onun idareci olmasýný þart koþmuþsa o zaman alamaz.
9. Vakýf yapýlýrken
herhangi bir kayýt zikredilmemiþse yahut vakfa iliþkin bütün iþleri idarecinin
yürüteceði belirtilmiþse bu durumda vakýf idarecisinin görevi vakfý tamir
etmek, kiraya vermek, gelirini toplamak, hak sahiplerine daðýtmak, vakfedilen
ana malý ve bundan elde edilen fazlalýklan ihtiyat üzere korumaktýr. Çünkü bu
durumda uygulama bu þekilde yapýlýr.
Not: Ýzzeddin bin Abdüsselam þu þekilde fetva
vermiþtir: "Bir medresede kalacak fakihleri ve bunlara verilecek maaþ
miktarýný belirleme iþi o medresenin müderrisine aittir. Vakfýn idarecisi
yalnýzca gelirleri toplayýp o medresede konaklayanlara daðýtma görevini
yürütür."
Nevevl'nin daha sonra
gelecek olan "vakýf yapan kiþi idareciyi görevden alýp yerine baþkasýný
getirebilir" ifadesi bununla çe liþebilir.
Vakfýn idarecisi vakýf
yapan kiþinin yerini almaktadýr. Vakýf yapan kiþi idareciyi kendisinin yerine
koymuþtur. Þu halde baþkasýnýn onun önüne geçirilebileceði nasýl söylenebilir?
Müderris, vakfýn
idarecisinin altýnda olduðu halde "Vakfýn idarecisi müderrisi tayin eder,
müderris ise vakfedilen medresede kimlerin kalacaðýný belirler" görüþü nasýl
ileri sürülebilir? Asýl dururken onun uzantýsý olan þey nasýlonun önüne
geçirilebilir? Zerkeþý
ve baþkalarýnýn da
tasvip ettiði üzere bu görüþ doðru olan görüþtür.
10. Vakfýn idarecisine
[yukarýdaki görevlerin tümünü yapmasý için yetki verilmeyip] bunlarýn bir
kýsmýný yapma yetkisi verilmiþse, -týpký vekilin durumunda olduðu gibi- þart
gereði bu yetkinin dýþýna çýkamaz.
11. Vakýf yapan kiþi
vakfýn gelirlerinden idareciye belirli bir miktar ödeme yapýlmasýný þart
koþarsa -Maverclý'nin belirttiðine göre bu ücret, emsal ücretten fazla olsa
bile- bu caiz olur.
Ancak vakfýn idarecisi
bizzat vakýf yapanýn kendisi olursa ve kendisinin vakýftan ücret almasýný þart
koþarsa bu durumda -daha önce iþaret edildiði üzere emsal ücretten fazla
alamaz.
Vakýf yapan kiþi,
idarecinin ücretinden bahsetmemiþse -týpký ölü yýkayan kimselerde vb. olduðu
gibi- doðru görüþe göre ücret ödenmez.
Vakfýn idarecisi,
kendisi için bir maaþ belirlenmesi amacýyla durumu mahkemeye taþýrsa bu
meselenin hükmü "bir çocuðun malýný korumayý üstlenen velinin ücret tayin
edilmesi için hakime baþvurmasý" meselesinin hükmüyle ayný olur.
12. Vakfýn idarecisi
vakýf gelirini hak sahiplerine harcamak istediðinde bakýlýr:
[a] - Hak sahipleri
belirli kimseler ise gelirin kendilerine verilip verilmediði konusunda onlarýn
sözleri kabul edilir. Bu hak sahipleri vakfýn idarecisinden vakfýn gelir gider
hesabýný kontrol etmeyi isteme hakkýna sahiptirler.
[b] - Hak sahipleri
belirli kimseler deðil ise devletin vakýf idarecisinin hesaplarýný denetleme
yetkisi var mýdýr? Bu konuda iki görüþ bulunmaktadýr. Edebü'f-kada adlý eserde
Kadý Þüreyh'ten bu iki görüþ nakledilmiþtir. Bunlarýn ilki [yani denetleme
yetkisinin bulunduðu görüþü] daha uygundur.
13. Ýdarecinin yaptýðý
harcama, yapýlmasý muhtemelolacak miktarda ise onun bu konudaki açýklamalarý
kabul edilir. Þayet hakim idareciye karþý bir güvensizlik duyarsa ona yemin
ettirebilir.
Ezrai'nin belirttiði
üzere burada kastedilen þey, idarecinin örf ve adete uygun olan harcamalarýdýr.
Ýdarecinin fakirler vb.
gibi genel harcama kalemlerine yaptýðý harcama da böyledir. Ancak kendisine
vakýf yapýlan belirli bir þahsa yapýlan harcama konusunda idarecinin sözü kabul
edilmez; çünkü bu hak sahibi idareciye güvenmiþ deðildir.
14. Vakýf yapan kiþi
vakfýn idaresini iki kiþiye devretse, bu kiþi tarafýndan vakýf yapýlýrken
"tek kiþinin kendi baþýna tasarrufta bulunabileceði" açýk olarak
belirtilmedikçe bunlarýn biri diðerinden ayrý tasarrufta bulunamaz.
15. Vakýf yapan kiþi
"çocuklarýmdan güvenilir iki kiþi vakfý idare etsin" þeklinde bir
þart ileri sürmüþ olduðu halde çocuklarý arasýnda yalnýzca bir tane güvenilir
þahýs bulunursa hakim baþka bir kimseyi daha onun yanýna idareci olarak tayin
eder.
16. Vakýf yapan kiþi
"çocuklarýmýn en reþidi idare etsin" þeklinde bir þart koþmuþ olsa,
çocuklardan her biri de kendisinin en reþid olduðunu ispat etse, idareci olma
ehliyetine sahip olmalarý halinde hepsi de idarecilik konusunda ortak olur,
herhangi birisi tek baþýna vakfý idare edemez. Çünkü en reþit olmak konusunda
birbiriyle çeliþik þahitlikler söz konusu olduðundan çocuklardan her birinin
aslen reþid olduðu sabit olmuþ olur.
Çocuklardan bir kýsmýnda
en reþit olma özelliði bulunursa, buna dair þahit getirmesi halinde bu þahitlik
gereðince vakfýn idaresi ona ait olur.
Kiþinin
"çocuklarýnýn çocuklarý arasýndan en reþidi" þeklindeki ifadesinin
kapsamýna "kýzlarýnýn çocuklarý" da girer; çünkü bu ifade onlarý da
kapsar.
17. Vakýf yapan kiþi
"vakfýn idaresini falan kiþiye verdim. O da idareye dilediði kiþiyi
getirebilir" dese, söz konusu kiþi vakfýn idaresini birisine havale etse
kendisinin idarecilik yetkisi sona ermiþ olur mu yoksa idareciliðin kendisine
havale edildiði kimse bu yetkiyi
devreder: kiþinin vekili
mi olur? Bu görüþ ayrýlýðýnýn etkisi þurada görülür: Idare yetkisini baþkasýna
yönlendiren kiþi öldüðünde onun tayin ettiði kiþinin idareciliði devam eder mi?
Ýdarecilik yetkisine getirilen kiþi öldüðünde bu yetki onu tayin eden þahsa
geri döner mi? Nevevl'nin þu fetvasý birinci görüþü göstermektedir:
Vakýf yapan kiþi bir
þahsýn idareci olmasýný þart koþsa ve onun da dilediði kiþiyi yönetici tayin
etmesine imkan tanýsa, ayný þekilde o da yöneticiliði baþkasýna hava le etse;
Baþkasýný yönetici tayin
eden kiþinin onu azletme yetkisi var mýdýr yok mudur?
Bu durumda idarecilik,
tayin eden kiþiye döner mi dönmez mi?
Gerek dilediði kiþiyi
yönetici tayin etme yetkisi verilen kiþi gerekse onun yönetici tayin ettiði
kiþi üçüncü bir þahsý yönetici tayin etmiþ olsa ilk þahýs bunu azletme
yetkisine sahip midir deðil midir?
Yönetici tayin etme
yetkisine sahip olan kimse kendisinin tayin ettiði kiþiyi azledemez ve yönetim
konusunda ortak olamaz, onun ölümünden sonra yöneticilik görevi kendisine
dönmez. Ne o ne de ikinci þahýs, ikinci þahsin yönetici tayin ettiði kiþiyi
azletme yetkisine sahip deðildir.
18. Nasýl ki bir
müvekkil vekilini azledip yerine baþkasýný vekil tayin edebilirse ayný þekilde
bir malýný vakfedip sonra da bu vakfýn idaresini yürüten kiþi de vakýf için
yönetici olarak tayin ettiði bir kimseyi görevden alýp yerine baþkasýný tayin
edebilir. Bu durumda yönetici, vakýf yapan kiþinin vekili olmuþ olur. Malýný
vakfettiði halde vakfýn yöneticisi konumunda olmayan kiþi ise vakfa yönetici
tayin edemez, yöneticiyi görevden alamaz, bu yetki hakime aittir.
Not: a. Nevevl'nin ifadesinden "malýný
vakfeden ve idarecilik yapan kiþinin, idareci olarak görevlendirdiði kimseyi
herhangi bir sebep olmaksýzýn da azledebileceði" gibi bir anlam
çýkarýlabilir. Subki fetvalarýnda bunu açýk olarak ifade ederek þöyle demiþtir:
"Malýný vakfeden kiþi ve onun tarafýndan idareci yapýlan kiþi -vakýf
esnasýnda þart koþulmadýðýnda- bir maslahat sebebiyle olsun yahut olmasýn vakýf
ta görevli müderrisi görevinden alabilir; çünkü bu kiþi bir eve bir fakiri
oturtma konusunda kendisine vekalet verilmiþ kimse gibidir ki bu vekil o eve
fakirlerden dilediði kiþiyi oturtabilir. Herhangi bir fakiri bir süre
oturttuktan sonra -bir maslahat için olsun ya da olmasýn- onu çýkarýp baþkasýný
oturtabilir. Onun bu iþ için belirlenmesi onu vakfý kuran kiþinin bunu
kastetmiþ olduðu gibi bir konuma yükseltmez."
Subkl bu konuda uzun
açýklamalar yapmýþtýr.
[Ýtiraz] er-Ravda'da "ortak malýn taksimi"
bölümünden hemen önce Maverdl'den nakledildiðine göre "devlet baþkaný,
divanda adý yazýlý bulunan ordu mensuplarýndan bir kýsmýný bir sebebe binaen o
divandan çýkarmak istediðinde bunu yapmasý caizdir. Sebepsiz yere bunu yapmasý
ise caiz deðildir." Genel idarecilikte böyle olunca, ihtiyatý gerektiren
özel idarecilikte haydi haydi böyle olmalýdýr.
[Cevap] Divanda kayýtlý olan ordu mensuplarý
kendilerini savaþ yapmaya adamýþtýr ki bu da farz-ý kifaye görevlerdendir.
Savaþa baþlamýþ yahut da kendisini buna tahsis etmiþ bir kimsenin herhangi bir
sebep yokken ordu divanýndan çýkarýlmasý caiz olmaz. Vakýf ise böyle olmayýp bu
tasarruf farz-ý kifaye kapsamý dýþýndadýr.
b. Bulkini þöyle
demiþtir: "[Bir vakýf þeklinde kurulan medresede] vakýf idarecisinin,
herhangi bir sebep yokken o vakýfta ders veren hocayý azletmesi geçerli olmaz
ve bu durum onun idareciliðini zedeleyen bir kusur olarak kabul edilir. "
Zerkeþý el-Hadim adlý
eserinde þöyle demiþtir: "Ýdarecinin hocayý görevden almasý caiz olmasa
bile bunun geçerli sayýlmasý uzak bir ihtimal deðildir."
Zerkeþý el-Minhac'a dair
yazdýðý þerhin "yargý" bölümünde þöyle demiþtir: "Ýmamlýk,
Kur'an öðreticiliði, sufllik, hocalýk, öðrencilik, idarecilik gibi özel
görevleri yerine getirenler herhangi bir sebep bulunmaksýzýn görevlerinden
azlolmuþ olmazlar. Nitekim sonrakilerden pek çoðu da bu þekilde fetva
vermiþtir. Bunlardan biri olan Ýbn Rezýn þöyle demiþtir:
Hocalýk yapmak üzere
göreve getirilen kimsenin kendisi gibi veya kendisinden daha düþük seviyedeki
bir hocanýn tayin edilmesi sebebiyle görevinden alýnmasý ca.iz deðildir, hoca
böyle bir durumda görevden alýnmýþ olmaz." Zahir olan görüþ de budur.
19. Nevevi daha sonra
"vakfý kuran kiþinin vakfýn yöneticisini azletmesinin caiz olduðu"
þeklindeki hükümden bir istisna yaparak þöyle demiþtir:
Bir vakýf kuran kiþi
vakýf iþlemi esnasýnda birinin yönetici olmasýný þart koþmuþsa -bir yarar
sebebiyle bile olsa- onu azledemez; çünkü baþka birisi vakýfta ileri sürülen
þartý deðiþtiremediði gibi vakfý kuran kiþi de bu þartý deðiþtiremez. Ayrýca
vakfý kuran kiþinin o esnada idarecilik görevi bulunmamaktadýr.
20. Vakfý kuran kiþi,
vakýf iþlemini gerçekleþtirirken [medrese þeklinde kurduðu vakýfta] hocalýk
yapmasýný þart koþtuðu veya hocayý belirleme görevini kendisine verdiði kiþiyi
-kendince bir yarar sebebiyle bile olsa- azletme yetkisine sahip deðildir. Bu
þuna benzer:
Bir kimse fakir olan
çocuklarýna bir þey vakfetse, daha sonra bu vakfýný "zengin olan
çocuklarým" þeklinde deðiþtiremez.
Vakýf kurulduktan sonra
bu hoca tayin etme konusunda yetkili kýlýnan kimseye gelince vakfý kuran kiþi
onu azledebilir. Rafii ve Nevevi bunu Beðavl'nin fetvalarýndan nakletmiþ ve
desteklemiþlerdir. Ancak Hocamýz Zekeriya el-Ensarl'nin de belirttiði üzere
bunun þu þekilde sýnýrlandýrýlmasý gerekir: "Hocayý tayin etme iþinin
kendilerine devredildiði kiþi, ancak bir kabahat iþlemesi durumunda
azledilebilir."
21. Vakfý kuran kiþinin
þartý gereði yönetici olmuþ kiþi kendisi görevden ayrýlsa veya fýsk
[günahkarlýk] sebebiyle azlolmuþ olsa, baþka bir yönetici tayin etme yetkisi
vakfý kurana deðil hakime aittir. Çünkü vakfý kuran kiþi vakfýn kurulmasý
esnasýnda yöneticiliði baþkasýna verdikten sonra artýk kendisinin yöneticilik
hakký yoktur.
22. Kiþi vakfý kurarken
"vakfedilen maldan yararlanma hakký Amr' dan fakirlere geçtiðinde vakfýn
yöneticisi Zeyd olsun" þeklinde bir þart koþsa, vakýf Amr'dan fakirlere
geçmeden önce Zeyd kendisini yöneticilikten azletse yahut baþka birini ve kil
kýlsa azil de vekil kýlma da sahih olmaz; çünkü Zeyd þu anda yönetici konumunda
deðildir. Vakfý kuran kiþi Zeyd'i ne þu anda ne de daha sonra azletme yetkisine
sahip deðildir.
23. Vakfýn yöneticisi,
vakfedilen malý emsal ücret karþýlýðýnda bir süreliðine kiraya verse, süre
içinde malýn emsal ücretinde artýþ meydana gelse yahut da daha fazla ücret
verecek bir kiracý ortaya çýksa [bu durumda önceki kira akdi kendiliðinden
fesholmuþ olur mu? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
[Birinci görüþ]
Daha doðru görüþe göre
akit fesholmuþ olmaz; çünkü akit yapýldýðý esnada vakfýn yararýna bir þekilde
yapýlmýþtý. Bu þuna benzer: Bir çocuðun velisi çocuðun malýný bir bedel
karþýlýðý sattýktan sonra pazarda malýn deðerinde artýþ meydana gelse yahut
mala daha fazla fiyat veren çýksa satým akdi geçerli olur.
[Ýkinci görüþ]
Aradaki fark ciddi
ölçüde olur ve kiralamak isteyen kiþi de güvenilir bir kimse olursa kira akdi
kendiliðinden fesholur; çünkü bu durumda, daha önceki kira akdinin vakfýn
yararýna olacak þekilde yapýlmamýþ olduðu anlaþýlmýþ olur.
24. Vakfm yöneticisi, kendisine
vakfedilmiþ malý kiraya vermiþ olsa, emsal ücret karþýlýðýnda olmasa bile bu
kira akdi kesinlikle sahih olur. Buna karþýlýk vakýf üzerindeki tasarruflarýna
kayýt konulmamýþ kiþi vakfedilen malý kiraya verse yahut vakfýn idarecisi
baþkasýna vakfedilmiþ malý emsal ücretin altýnda kiraya verse bu akit
kesinlikle sahih olmaz.
Ýbnü's-Salah þu þekilde
fetva vermiþtir: Vakfýn yöneticisi vakfý belirli bir süreliðine belirli bir
ücret karþýlýðýnda kiraya verse, iki kiþi akdin yapýldýðý anda malýn emsal ücret
karþýlýðýnda kiraya verildiðine þahitlik etse, daha sonra durumlar deðiþse ve
emsal ücretin artmasýný gerektiren bir takým durumlar geliþse akdin batýl
olduðu ve þahitlerin de emsal ücret konusunda hata ettikleri anlaþýlmýþ olur.
Menfaatlerin belirli bir
dönem boyunca deðerlerinin belirlenmesi ancak menfaatin deðerinin belirlendiði
akit anýndaki durum devam ettiði sürece sahih olur. Bu deðer belirleme, mevcut
bir malýn deðerinin belirlenmesi gibi deðildir.
Ezrai þöyle demiþtir:
Bu, gerçekten problemli bir fetvadýr. Bu konuda insanýn içini tatmin edecek
açýklama þudur: Akit esnasýnda -akdin yenilenmesi ihtimalini göz önünde
bulundurmaksýzýn- üzerinde akit yapýlan bütün süre boyunca mala yönelik teklif
edilecek en üst emsal ücreti dikkate alýnýr. Akdin yenilenmesi ihtimali dikkate
alýnmaz; çünkü bu vakýflarýn kiraya verilmesinin önünü kapatýr ve insanlarýn
bundan yüz çevirmesine yol açar.
Çünkü dünya tek bir
durumda kalmamaktadýr.
Ezrai bu konuda baþka
uzun açýklamalar da yapmýþtýr. Onun bu konuda ileri sürdüðü görüþlerde herhangi
bir kapalýlýk söz konusu deðildir.
Vakfa Ýliþkin Son
Hükümler
1. Vakýf için yapýlacak
harcamalar, vakfýn döþenmesine ve tamirine iliþkin masraflar vakfý kuran
kiþinin þartýna baðlý olarak ya onun malýndan yahut da vakýf malýndan
karþýlanýr. Bu konuda herhangi bir þart koþulmamýþsa vakfedilen maldan elde
edilecek yarar / gelirden karþýlanýr. Örneðin vakýf kölenin kazancý ve vakýf
gayri menkulün ürünleri gibi. Vakfedilen maldan herhangi bir yarar elde
edilemiyorsa vakýf için yapýlacak harcama, vakfýn 'donatýlmasý için gerekli
masraflar devlet hazinesinden karþýlanýr, ancak vakfýn tamir masraflarý devlet
tarafýndan karþýlanmaz.
2. Vakýf yapan kiþinin
þartnamesi ortadan kaybolsa, vakýftan hakký olanlarýn sýralamasý yahut hak
miktarlarý bilinmese, yani vakfý kuran kiþinin bunlara eþit pay verip vermediði
bilinmese bu durumda vakfýn geliri onlara eþit bir þekilde bölüþtürülür; çünkü
herhangi bir öncelik hakký söz konusu deðildir.
3. Vakýfta hak sahibi
olanlar, vakfý kuran kiþinin þartnamesinin ne oldUðU konusunda anlaþmazlýða
düþseler, hiçbiri iddiasýna dair bir delil getiremese, bunlardan birisi
vakfedilen malý kendi elinde bulunduruyor olsa, davasý zilyedlikle pekiþmiþ
olduðundan yeminle birlikte onun sözü kabul edilir. Vakfý kuran kiþi hayatta
ise herhangi bir yemine gerek olmaksýzýn onun sözüne göre hareket edilir.
Ölmüþse onun mirasçýlarýnýn açýklamalarýna göre hareket edilir. Þayet vakfý
kuran kiþinin mirasçýsý da yoksa o zaman vakfý kuran kiþi tarafýndan tayin
edilmiþ yöneticinin sözü esas alýnýr, hakim tarafýndan tayin edilmiþ
yöneticinin beyaný ise kabul edilmez. Ezrai'nin belirttiðine göre vakfý kuran
kiþinin mirasçýsý bulunduðu gibi onun tarafýndan tayin edilmiþ yönetici de
bulunsa yöneticinin beyaný esas alýnýr.
4. Vakfý kuran kiþi
"Talib kabilesi" gibi bir ifade kullanarak bir kabileye vakýf ta
bulunsa bu kabileden üç kiþinin bulunmasý yeterlidir.
5. Vakfý kuran kiþi
"Hz. Ali'nin, Cafer'in ve Ukayl'in çocuklarýna vakfettim" dese her
birinin çocuklarýndan üçer kiþinin bulunmasý þarttýr.
6. "Fakirlere"
yapýlan vakfýn kapsamýna hem yabancý fakirler hem de vakfýn bulunduðu bölgedeki
fakirler girer.
7. Vakfýn yöneticisi
vakfý onarmak için devletten izinle borç alabilir.
8. Kabristan olarak
vakfedilen bir arazide bir aðaç çýksa, kabristana baðlý olarak aðacýn meyveleri
de insanlar için mübahtýr. Bunu kabristanýn giderleri için harcamak, insanlarýn
yemesi için dalýnda býrakmaktan daha iyidir. Mescid olarak vakfedilen bir
arazide çýkan aðacýn meyveleri insanlar için bir bedel ödemeksizin mübah olmaz.
Devlet baþkaný bunun bedelini mescidin giderleri için kullanýr. Burada aðacýn
meyvelerinin o aðacý diken kiþinin mülkiyetinden herhangi bir irade beyaný
olmaksýzýn çýkmýþ olmasýnýn nedeni bu konudaki açýk karinedir. Kiþinin aðacý
mescid için dikmesi onu Müslümanlarýn yararý için dikmediðini göstermektedir.
Bu aðacýn meyvesini herhangi bir bedel ödemeksizin yemek caizdir. Yine örf ve
adetin bulunduðu durumda kiþinin niyetinin ne olduðu bilinmediðinde de hüküm
böyledir. Devlet baþkaný gerekli görürse mescid için vakfedilen arazideki aðacý
kesebilir. Hatta bir arazi mescid olarak vakfedilmiþ de üzerinde aðaçlar varsa
devletin bu aðaçlarý kesmesi gerekli olur. Vakfý kuran kiþi bu aðaçlarý vakfýn
kapsamýna sak muþsa vakýf, kendisine vakfedilen kiþinin elinde emanet olur.
Þayet bunu vakfedildiði amacýn dýþýnda kullanýrsa tazminle yükümlü olur.
9. Vakfedilen çanak
kýnldýðýnda þayet bir kimse herhangi bir ücret almÇlksýzýn tamir ederse ne ala!
Aksi takdirde malzemesinin bir kýsmý kullanýlarak küçük bir çanak yapýlýr. Bu
da mümkün olmazsa küçük tabak yahut kepçe yapýlýr. Bunlarý yeniden vakýf
iþlemine tabi tutmak gerekmez.
10. Bir kimse mescidin
aydýnlatýlmasýnda kullanýlmak üzere yað vakfetse mescit her gece aydýnlatýlýr. Ancak
herhangi bir kimsenin mescide gelip de bu ýþýktan mübah bir yolla ya~
rarlanmasýnýn beklenmediði durumda bu yað aydýnlatmada kullanýlmaz.
11. Demiri, Subki'den
þunlarý nakletmiþtir: "Ýbnü'r-Rif'a bana þöyle dedi: Bir kimsenin
Mýsýr'daki Salihiyye Medresesi'nin belirli bir bölümünde tutulmasý için
vakfettiði kütüphaneye iliþkin vakfýn batýl olduðuna fetva verdim. Çünkü
belirttiði mekan baþka bir iþ için kullanýlmaya elveriþlidir." Subki þöyle
demiþtir: "Ýçinde minberin bulunmadýðý bir mescitte minber yapmak da böyle
olup caiz deðildir. Yine Ezher camiinde ve baþka yerlerde yapýldýðý üzere
Mushaflarýn konulmasý için kalýcý kürsüler yapýlmasý için vakýf ta bulunmak
sahih deðildir; çünkü bunlarýn konulacaðý yerlerden baþka þekillerde
yararlanýlmasý gerekmektedir. Bunlarý þer'an yerlerinde býrakan kadýlara da
hayret doðrusu! Bir de kendilerinin iyi bir þey yaptýklarýný
zannediyorlar!"
12. Subkl'ye þöyle bir
soru soruldu: "Bir kimse, üzerinde muz aðaçlarý bulunan bir araziyi
vakfetmiþtir. Bilindiði üzere muz aðaçlarý bir yýldan fazla süreyle kalmaz.
Aðaçlar köklerinden çýktýktan sonra ortadan kalkar, daha sonra zaman içinde
ayný köklerden baþka aðaçlar çýkar. Bu durumda bu aðaçlarýn konumu nedir?"
Subki bu soruya þöyle
cevap verdi: "Arazi, arazide bulunan muz aðacýnýn kökleri ve tomurcuklarý
vakýf kapsamýna girer. Daha sonra çýkan tomurcuklar hakkýnda da vakýf hükmü
uygulanýr, bunlar için vakýf iþlemini yeni baþtan yapmak gerekmez."
Þu durum bundan
farklýdýr: Vakfedilen bir köle öldürülmüþ olsa ve o köle için ödenen tazminatla
baþka bir köle satýn alýnsa, satýn alýnan bu kölenin eskisi yerine vakýf
olabilmesi için yeniden vakýf yapýlmasý gerekir. Arada þu fark vardýr: Köle
bütünüyle ortadan kalkmýþtýr, vakfedilmiþ arazi ise mevcut durmaktadýr.
BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN
AÞAÐIDAKÝ LÝNKE TIKLAYIN