MUÐNݒL-MUHTAC

TALAK

 

SÜNNETE UYGUN OLAN VE OLMAYAN BOÞAMA

 

Boþama sünnete uygun olan [sünný] ve bid'ý [bid'at] þeklinde ikiye ayrýlýr.

 

Bid'ý boþama haram olup iki kýsma ayrýlýr:

 

a. Kendisiyle zifaf yapýlmýþ olan kadýný hayýz döneminde boþamak.

 

Bir görüþe göre boþamayý kadýn talep ederse haram olmaz.

 

Hayýz döneminde kadýnla hul' yapmak caizdir. Yabancý bir kimsenin hul' yapmasý ise caiz deðildir.

 

Koca "Sen hayýzýn sona ermesiyle boþsun" dese daha doðru görüþe göre bu, sünný boþama olur. Kiþi, içinde iliþkide bulunmadýðý temizliðin sonu itibariyle karýsýný boþasa, mezhepte esas alýnan rivayete göre bid'ý boþama yapmýþ olur.

 

b. Hamile kalma ihtimali bulunup kendisinde hamilelik [alameti] görülmemiþ olan kadýný iliþkide bulunduðu temizlik döneminde boþamak.

 

Kiþi hayýz döneminde olan karýsý ile iliþkide bulunduktan sonra (kadýn temizlense ve koca) onu boþasa, daha doðru görüþe göre bu, bid'i boþama olur.

 

Bu dönemdeki kadýnla hul' yapýlmasý helal olduðu gibi hamile olduðu belli olan kadýný boþamak da helaldir.

 

Karýsýný bid'i olarak boþayan kocanýn karýsýna dönmesi sünnettir. Daha sonra isterse karýsýnýn temizlenmesinden sonra onu boþar.

 

Kiþi, hayýz görmekte olan karýsýna "sen bid'at olarak boþsun" dese boþama derhal gerçekleþir. "Sen sünnete uygun olarak boþsun" dese temizlendiðinde boþ olur.

 

Kiþi temizlik döneminde olup iliþkide bulunmadýðý karýsýna "sen sünnete uygun olarak boþsun" dese boþama derhal gerçekleþir. Ýliþkide bulunmuþsa hayýz görüp temizlendikten sonra boþ olur. "Sen bid'at olarak boþsun" dese bakýlýr: O temizlik döneminde iliþkide bulunmuþsa kadýn derhal boþ olur, aksi takdirde adet gördüðü anda boþ olur.

 

Kiþi karýsýna "sen iyi bir talakla / en iyi talakla / en güzel talakla boþsun" dese sünnete uygun boþama gibi kabul edilir. "Sen kötü / en kötü / en çirkin talakla boþsun" derse bid'at boþama gibi kabul edilir.

 

"Sen sünnete uygun ve bid'at olarak boþsun" veya "iyi ve kötü þekilde boþsun" derse boþama derhal meydana gelir.

 

Birden fazla boþamayý bir arada yapmak haram deðildir. Koca karýsýna "sen üç kere boþsun" veya "sen sünnete uygun olarak üç kere boþsun" dese daha sonra bununla kadýnýn temizlik dönemlerine daðýtarak boþamayý kastettiðini söyle se bu açýklama ancak birden fazla boþamayý ayný anda yapmanýn haram olduðuna inanan birisi tarafýndan söylenmiþse kabul edilir. Daha doðru görüþe göre bu kiþinin sözü diyaneten kabul edilir.

 

"Sen boþsun" dedikten sonra "eve girersen / Zeyd dilerse demeyi kastetmiþtim" dese diyaneten onun sözü kabul edilir.

 

Kiþi "karýlarým boþtur" veya "benim olan her kadýn boþtur" dedikten sonra "bir kýsmýný kastetmiþtim" dese, doðru olan görüþe göre bir karine olmadýkça bu sözü zahiren [yargýsal açýdan] kabul edilmez. Bu karine þu olabilir: Karýlarýndan biri kendisiyle mahkemelik olur ve "sen baþka kadýnla evlendin" der, koca da "evlendiðim her kadýn boþtur" der ve "bununla davalýk olduðum kadýnýn dýþýndakileri kastettim" der.

 

214. Sünnete uygun olan [sünný] ve olmayan boþamalarý belirtme konusunda iki terminoloji bulunmaktadýr:

 

Bunlarýn birincisi daha uygun olup buna göre, boþama sünný ve bid'ý olmak üzere ikiye ayrýlýr. Nevevi de bunu esas alarak "boþama sünný ve bid'ýdir" demiþtir.

 

Ýkincisi ise daha meþhur olup bu taksime göre boþama; sünný, bid'i ve bu ikisine de uymayan boþama þeklinde üçe ayýrmaktadýr. Örneðin küçük kýzýn, menopoz olup adet görmekten kesilmiþ olan, hul' yapýlmýþ olan, doðum yapmýþ olan, zifafta bulunulmamýþ olan kadýnlarýn boþanmasý ne sünnete uygun ne de bid 'ýdir.

 

Not:  Bazý alimler boþamayý þu þekilde taksim etmiþlerdir:

 

Vacip olan boþama: Ýla yapan þahsýn, eþler arasýnda anlaþmazlýk olmasý durumunda hakem olarak tayin edilmiþ iki kiþinin maslahata uygun olarak gördükleri boþama.

 

Mendup olan boþama: Hali düzgün olmayan örneðin kötü ahlaklý olan veya iffetsiz olan kadýnýn boþanmasý.

 

Mekruh olan boþama: Hali düzgün olan kadýný boþamak.

 

Mübah: Cüveyni'ya göre karýsýný arzulamayan ve karýsýndan istifada etmediði halde onun için masraf yapmaya gönlü elvermeyen kimsenin karýsýný boþamasý mübahtýr.

 

Haram olan boþama: Bid'ý olan boþamadýr. Nevevi bunu aþaðýdaki sözleriyle açýklamýþtýr.

 

A. Bid'i Boþama

 

215. Bid'ý olan boþama haramdýr; çünkü bu boþama, birazdan belirtilecek zararlara sebep olmaktadýr.

 

216. Bidý boþama iki türlüdür: Bid'i boþamanýn birinci türü iliþkide bulunulmuþ [yani zifafa girilmiþ] olan kadýný hayýz döneminde boþamaktýr.

 

[Bid'i boþamanýn ikinci þekli, kadýný iliþkide bulunulan temizlik döneminde boþamaktýr. Bu konu ileride gelecektir.]

 

1. Kadýný Adet Döneminde Boþama

 

217. [Bid'ý talakýn birinci türünü, kiþinin zifafa girmiþ olduðu karýsýný adet döneminde boþamasý oluþturur. Ýliþkide bulunulmuþ olan kadýný adet döneminde boþamanýn hükmü konusunda iki görüþ vardýr:]

 

Birinci görüþ

 

[Bu, mutlak olarak haramdýr.]

 

Ýliþki arka taraftan yapýlmýþ olsa bile hüküm böyledir.

 

Yine Maverdl'nin naklettiðine göre kocasýnýn -fýkhen koruma altýnda [muhterem] olan- menisini kendi rahmine sokan kadýnýn da bu durumda olduðu konusunda icma vardýr.

 

Hocamýz Zekeriya el-Ensarý "rk'ý talaktan dolayý adet görmek suretiyle iddet bekliyor olsa da böyledir" demiþtir. Bu sýnýrlama ancak, zayýf görüþ esas alýndýðý zaman doðru olur ki bu da "ric'i talaktan iddet bekleyen kadýn boþandýðýnda iddeti baþtan baþlar" görüþüdür.

Ýtimad edilen görüþe göre ise böyle deðildir; çünkü bu durumdaki kadýn açýsýndan iddeti uzatmaya gerek yoktur. Bekrý buna Haþiyesinde dikkat çekmiþtir.

 

Kadýný adetli iken boþamanýn haramhðý, "onlarý iddet sürelerini gözeterek boþayýn" [Talak, 1] ayetine muhalif olmasý sebebiyledir. Bu ayette "iddete baþlayacaklarý vakitte" demektir.

Adet dönemi iddetten sayýlmaz.

 

Bunun haram olmasýnýn aklý gerekçesi ise kadýnýn iddetin uzatýlmasý sebebiyle zarar görüyor olmasýdýr. Zira adet döneminin geride kalan kýsmý iddetten kabul edilmeyecektir.

 

Ravdatü't-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir'in "hayýz" konusunda Nevevi ve Rafii farklý görüþ belirtmiþlerse de bu [talak] bölümünde belirtildiðine göre, bu boþamayý haram kýlan gerekçe loðusalýðý da kapsadýðýndan o da hayýz gibidir.

 

Not:  Nevevi'nin mutlak ifadesi kiþinin karýsýný boþamaya adet dönemindeyken baþlayýp kadýn temiz olduktan sonra bitirmesini de kapsar. Bu durumda talak bid'ý olmuþ olur.

Saymeri bunu açýk olarak ifade etmiþtir. Oysa daha güçlü ihtimale göre bu bid'i deðildir; çünkü ileride geleceði üzere kiþi karýnsa "sen adetinle birlikte / adetinin sonunda boþsun" dese daha doðru görüþe göre bu boþama sünný olur; çünkü bu, peþinden iddete baþlanmasýný getirir.

 

Adet döneminde boþamanýn haram olmasý bazý durumlar istisna edilir:

 

a. Hamile kadýnýn adet döneminde boþanmasý -ileride geleceði üzere- haram deðildir; çünkü onun iddeti [adet görmekle deðil] doðumla olur.

 

b. Kiþi cariye ile evli olsa ve efendisi ona "kocan seni bugün boþarsa hürsün" dese, cariye de azat olabilmek için kocasýnýn kendisini boþamasýný istese kocasý da onu [adet döneminde] boþasa haram olmaz. Çünkü onun köleliðnin devam etmesi, iddetinin uzatýlmasýndan daha zararlýdýr. Efendi bundan sonra onun azat olmasýna müsaade etmeyebilir. Veya efendisinin ölümü sebebiyle cariyenin köleliði devam edebilir. Bu,

Ezral'nin kendi çýkarýmýyla ortaya koyduðu güzel bir görüþtür.

 

c. [Sürekli kanamasý olup] adet dönemini þaþýran kadýnýn boþanmasý sünný veya bid'ý kapsamýnda görülmez.

 

d. Eþlerin anlaþamamasý durumunda hakemlerin onlarý boþamalarý,

 

e. Rafii tevakkuf etmiþ olmakla birlikte Ila yapan þahýstan karýsýný boþamasý istendiðinde onun boþamasý.

 

f. Kiþi karýsýný temizlik döneminde bir kere boþayýp sonra da adet döneminde ikinci defa boþasa haram olmaz.

 

"Hayýz döneminde boþama" derken þarta baðlý olmayan boþama kastedilmektedir. Þayet koca hayýz döneminde olan karýsýnýn boþanmasýný eve girme þartýna baðlarsa bu bid'ý olmaz, ancak kadýnýn eve girme vaktine bakýlýr: Bu temizlik döneminde olursa boþama sünný olur, aksi takdirde bid'ý olur. Ancak koca bundan dolayý günaha girmez.

 

Rafii þöyle demiþtir: Burada þunu söylemek mümkündür: Þartýn gerçekleþmesi kocanýn iradesiyle oluyorsa koca bu þartý kadýn hayýz döneminde gerçekleþtirmekle sanki boþamayý doðrudan hayýz döneminde yapmýþ gibi günaha girer.

 

Ezrai "bu zahir olup bunda þüphe yoktur. Alimlerin ifadesinde buna aykýrý bir durum da yoktur" demiþtir.

 

Ýkinci görüþ

 

[Zayýf] bir görüþe göre adet döneminde iken kadýn boþanmayý talep etmiþse, kendisi iddetinin uzamasýna razý olduðundan haram olmaz.

 

Daha doðru görüþe göre "kadýnlarý iddetlerini gözeterek boþayýn" ayetindeki ifade genelolduðu için bu haramdýr. Ayrýca Hz. Peygamber (s.a.v.) adet döneminde boþamaya tepki gösterdiðinde [bunun kadýnýn isteðiyle olup olmadýðýný sormak suretiyle] bir ayrým yapmamýþtýr.

 

218. Koca, karýsýný boþamayý karýsýnýn isteðine baðlasa, karýsý da kendi isteðiyle adet dönemindeyken boþanmayý tercih etse [hüküm ne olur?]

 

Ezra! þöyle demiþtir: "Bunun, boþanmayý kadýnýn istemesiyle ayný kabul edileceði söylenebilir." Yani bu da haram olur. Zahir olan da budur.

 

219. Adet ve loðusalýk döneminde kadýnla hul' yapmak caizdir; çünkü "kadýnýn bir bedel ödeyerek evliliðe son vermesinde karý-koca üzerine bir günah yoktur" [Bakara, 229] ayetinde herhangi bir kayýt yoktur. Ayrýca kadýnýn mal ödeyerek evliliðe son verdiði durumda ayrýlmak suretiyle evlilik baðýndan kurtulmaya ihtiyacý bulunmaktadýr. Bu tür boþamaya sünný veya bid'ý denilemez.

 

220. [Karý-koca dýþýnda] yabancý bir þahsýn, kadýnýn adet veya loðusalýk döneminde hul' yapmasýlnýn hükmü nedir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre bu caiz deðildir; çünkü yabancý þahýs, kadýnýn adet veya loðusalýk döneminde olduðu sýrada ayrýlmak suretiyle kendini evlilikten kurtarmaya ihtiyacý olup olmadýðýný bilemez.

 

Ýkinci görüþ

 

Daha doðru görüþün karþýsýnda Cüveyni tarafýndan sürülen bir ihtimal söz konusu olup kesin bir görüþ yoktur. Ancak Cüveyni' den önce geçen alimlerden böyle bir görüþ sadýr olmuþsa o baþka. Bu görüþe göre yabancý þahsýn hul'u da caizdir; çünkü zahir olan, yabancý þahsýn parasýný kadýnýn evlilikten kurtulmaya ihtiyacý bulunmasý sebebiyle harcamýþ olacaðýdýr.

 

Not:  Kadýnýn yabancý þahsýn kendisi için hul' yapmasýna izin vermesi halinde þu söylenebilir: Þayet bu kadýnýn malýyla alacaksa bizzat kadýnýn hul' yapmasý gibi kabul edilir, aksi takdirde yabancý þahsýn hul' yapmasý gibi kabul edilir.

 

221. Koca karýsýna "sen hayýzýnla birlikte / hayýzýnýn sonunda boþsun" dese [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr: ]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre bu sünný talaktýr; çünkü bu ifade, ardýndan iddete baþlanmasýný getirir.

 

Ýkinci görüþ

 

Bu, bid'ý boþamadýr; çünkü bu sözün söylenmesi hayýz zamanýna denk düþmektedir.

 

222. Koca kendisinin belirlediði ve karýsýyla iliþkide bulunmadýðý bir temizlik döneminden bahisle "temizlik dönemiyle birlikte / temizlik döneminin sonunda boþsun" dese [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde iki rivayet bulunmaktadýr:]

 

Birinci rivayet

 

Mezhep içinde esas alýnan yani rlkih olan- ve Ravdatü 't-talibin'de Ýmam Þafii'nin açýk ifadesi olarak belirtilen- görüþe göre bu bid'ý boþamadýr; çünkü bu ifade, ardýndan iddet beklemeyi getirmemektedir.

 

Ýkinci rivayet

 

Bu boþama, temizlik döneminde olduðundan sünnete uygundur.

 

2. Kadýný, Ýçinde Ýliþki Bulunan Temizlik Döneminde Boþama

 

223. Bid'ý boþamanýn ikinci türü, küçüklük ve menopoz olma gibi bir engeli olmayýp hamile olabilecek durumda olmakla birlikte kendisinde hamilelik görülmeyen bir kadýnýn iliþkide bulunulduðu temizlik döneminde [kocasý tarafýndan] boþanmasýdýr.

 

Daha doðru görüþe göre bu iliþki ister önden ister arkadan olsun fark etmez.

 

Ravdatü't-talibin'de belirtildiðine göre kadýnýn, kocasýna ait korunmaya deðer olan meniyi kendi rahmine sokmasý da iliþkide bulunmasý gibidir.

 

Kadýnda hamilelik görüldüðünde koca yaptýðý boþamadan dolayý piþman olabilir. Zira insan hamile olmayan karýsýný boþadýðý halde hamile karýsýný [hamileliði sebebiyle] boþamayabilir. Koca piþman olduðunda [iþ iþten geçtiðinden] telafi si mümkün olmayabilir ve bundan çocuk zarar görür.

 

"Hamile olabilecek durumda" ifadesi küçük kýzý ve adet görmesi sona ermiþ [menopoz] kadýný dýþarýda býrakmaktadýr. Bunlarýn boþanmasýnda -daha önce geçtiði üzere- sünnete uygun veya bid'ý olma söz konusu deðildir.

 

"Kendisinde hamilelik görülmeyen" ifadesi hamilelik görülen kadýný dýþarýda býrakmaktadýr. Bunun hükmü gelecektir.

 

Kocanýn bilgisi dahilinde kadýnýn kocaya ait meniyi kendi rahmine sokmasý -Ezrai'nin belirttiði üzere- kocanýn cinsel iliþkide bulunmasý gibidir, çünkü bununla hamilelik gerçekleþebilir.

 

Daha doðru görüþe göre arkadan [makatlan] cinsel iliþkide bulunmak da böyledir.

 

Not: Nevevi, Ravdatü't-talibin'de zikredilen, bid'i boþamanýn üçüncü türünü burada zikretmemiþtir. O da þudur: Ýki karýsý olan ve bunlardan birisi için kas m nöbetini yerine getiren kiþi diðer karýsý için bunu yapmadan onu boþarsa bid'i boþama yapmýþ olur.

 

Kiþi zinadan hamile kalmýþ bir kadýnla evlenip onunla zifaf yap sa sonra boþasa bakýlýr: Kadýn adet görmemiþse boþama bid'i olur; çünkü kadýn iddete ancak doðumdan ve loðusalýktan sonra baþlayacaktýr. Aksi takdirde alimlerin ifadelerinden anlaþýldýðýna göre kadýný temizlik döneminde boþarsa boþama sünni, adet döneminde boþarsa bid'i olur.

 

Þüphe yoluyla iliþkide bulunulan kadýn bundan hamile kalýr da kocasý onu temizlik döneminde boþarsa bu bid'i boþama olur.

 

224. Kiþi, adet döneminde olan karýsýyla iliþkide bulunsa, kadýn temizlendikten hemen sonra onu boþasa, bu boþama[nýn hükmü nedir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Bu, bid'ý boþama olur; çünkü kadýnýn bu iliþkiden hamile kalmýþ olmasý mümkündür.

 

Ýkinci görüþ

 

Bu bid'ý boþama deðildir; çünkü adetin devam etmesi, kadýnýn rahminin boþ olduðunu gösterir.

 

Bu görüþ þöyle reddedilmiþtir: Adetin geri kalan kýsmýnýn devam etmesi kadýnýn biyolojik yapýsýnýn ilk olarak salgýladýðý ve dýþarý atýlmaya hazýr hale getirdiði kanýn atýlmasý olabilir.

 

Not: Bu mesele, kadýný temizlik döneminde iliþkide bulunmadýðýnda boþama ile ilgilidir. Nevevi buna derhal takip etmeyi bildiren "fa" harfiyle iþaret etmiþtir.

 

225. Doðru görüþe göre, temizlik döneminde iliþkide bulunulmuþ olan kadýnla hul' yapmak helaldir. Þu halde bu hüküm, "iliþkide bulunulan temizlik döneminde kadýný boþamak haramdýr" hükmünden istisna edilir.

 

226. Adet görmesi devam etse bile hamile olduðu anlaþýlan kadýný boþamak da helaldir; çünkü kocanýn boþamasýna karþýlýk bedel almasý ve kadýnýn hamile olduðunun görülmesi kocada piþmanlýðýn bulunma ihtimalini ortadan kaldýrýr.

 

Not:  Þu ana kadar yapýlan açýklamalardan bid'ý olan talakla ve bid'ý ve sünný olmayan talakýn ne olduðu anlaþýlmýþ oldu.

 

Sünný talak ise zifaf yapýlmýþ olup hamile, küçük veya menopoz olmayan, iddetini adet görmek suretiyle bekleyecek olan kadýnýn, içinde iliþkinin olmadýðý veya öncesindeki adet döneminde iliþkinin bulunmadýðý temizlik döneminde boþamasýdýr. Bu sünný boþamadýr; çünkü bu boþama, peþinden iddete baþlamayý gerektirmektedir.

 

227. Bir kimse karýsýný bid'ý olarak boþamýþ ve boþama sayýlarýný [üçe] tamamlamamýþ ise bakýlýr:

 

> Kadýný, içinde iliþkinin bulunduðu temizlik döneminde boþamýþsa ikinci temizlik dönemi gelmeden önce karýsýna dönüþ yapmasý sünnettir.

 

> Karýsýný adet döneminde boþamýþsa, içinde boþamanýn geçtiði adetin sonuna kadar karýsýna dönüþ yapmasý sünnettir. Bunu AclOn kadýsýnýn oðlu, el-Minhac üzerine yazdýðý Tashih adlý eserinde söylemiþtir.

 

Bu kiþi karýsýna döndükten sonra dilerse kadýnýn temizliði tamamlamasýndan sonra onu boþar.

 

Bunun delili þu hadistir: Ýbn Ömer (r.a.) karýsý adet dönemindeyken onu boþadý. Hz. Ömer bu durumu Hz. Peygamber (s.a.v.)'e bildirince, Resulullah (s.a.v.) þöyle buyurdu: "ona emret, karýsýna dönsün, sonra temiz olarak boþasýn" .(Buhari, Talak, 5253; Müslim, Talak, 3651)

 

Yani onu boþamayý isterse onunla iliþkide bulunmadan önce bo-

þasýn demektir. Nitekim bazý rivayetlerde bu, açýk olarak belirtilmiþtir.

 

Not:  Burada, Nevevi, Maliký mezhebinde olduðu gibi "kadýna dönmesi vaciptir" dememiþtir; çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) Ýbn Ömer'e bunu emretmemiþ, babasýna bunu emretmesini emretmiþtir. Bir þeyi emretmeyi emretmek, onu emretmek deðildir. Nitekim Hz. Peygamber (s.a.v.) babalara "çocuklarýnýz yedi yaþýna geldiðinde onlara namazý emredin" demiþtir. [Bu durum, Peygamberin çocuklara namaz kýlmayý emtettiði anlamýna gelmez.]

 

Alimler böyle söylemiþtir.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: Hz. Peygamber (s.a.v.)'in "ona dönsün!" ifadesi Ýbn Ömer' e yönelik bir emirdir.

 

Buna þöyle cevap verilir: Bundan kastedilen "senin emri n sebebiyle ona dönsün" demektir. Bu halde vücup, babadan kaynaklanmaktadýr.

 

Nevevi'nin ifadesinin zahirinden, kadýna dönülmemesi halinde mekruhluðun olmayacaðý anlaþýlmaktadýr ki Cüveyni bunu açýk olarak ifade etmiþtir. Nevevi, Ravdatü't-talibin'de þöyle demiþtir: "Bu, itiraza açýktýr. Zira konuyla ilgili hadisin sahih olmasý ayrýca kadýna verilen sýkýntýnýn giderilmesi için dönüþ yapmamanýn mekruh olmasý gerekir."

 

Bu konuda hadise dayanmak reddedilmiþtir; çünkü hadiste bir yasak yoktur.

 

Kiþi karýsýna döndüðünde günah ortadan kalkar mý? Nevevi bir grup alimden günahýn kalktýðý görüþünü aktarýp bunu desteklemiþtir.

 

Koca karýsýna dönüþ yapsa, boþamadaki bid'atlýk boþamanýn adet döneminde olmasýndan kaynaklanýyorsa sünnet olan bu hayýzdan sonraki adette kadýný boþamamaktýr. Böylece kadýna dönüþün yegane amacý onu boþamak olmamýþ olur. Þayet bid'at olma, boþamanýn gerçekleþtiði temizlik döneminde veya bu temizlikten önceki adet döneminde iliþkide bulunmuþ olmaktan kaynaklanýyorsa, kadýnda bir hamilelik görülmemiþ olup koca karýsýna dönüþ yaptýktan sonra iliþkide bulunmuþsa, ikinci temizlik döneminde onu boþamakta bir sakýnca yoktur. Karýsýna temizlik sonrasýnda dönmüþ veya o temizlikte dönmüþ de iliþkide bulunmamýþsa ikinci temizlik döneminde boþamasý sünnete uygun olur; böylece kocanýn dönmesi, sýrf boþamak için olmamýþ olur.

 

Bu hüküm, kiþinin karýsýna yönelik kasm hakkýný tam olarak yerine getirmeden onu boþadýðý durumda hakkýný ona tam olarak vermek için dönüþ yapmasý durumuyla ilgili deðildir. Bu þekilde söylenmiþtir. Alimlerin ifadesinden bu dönüþün müstehap olduðu anlaþýlmaktadýr; çünkü dönüþ yapmak evlenmek gibidir, bunu yapmak ise vacip deðildir.

 

228. Koca, [evlilik sonrasýnda] zifafa girmiþ olduðu karýsýna adet veya loðusalýk döneminde "sen bid'at olarak boþsun" dese kadýn adet döneminin baþýnda bile olsa koca onu boþama ile nitelendirdiðinden boþama derhal gerçekleþir.

 

229. Koca, adet döneminde iliþkide bulunmadýðý karýsýna "sen sünnete uygun olarak boþsun" dese boþama kadýnýn adet veya loðusalýktan temizlendiði anda yani temizlik dönemine baþladýðý anda gerçekleþir. Boþamanýn baðlandýðý nitelik kadýnýn yýkanmasý öncesinde gerçekleþtiði için boþama, kadýnýn yýkanmýþ olmasýna baðlý deðildir.

 

Not: Kadýn, boþanmýþ kadýnlarýn iddetine baþlayýncaya kadar kocanýn onunla iliþkide bulunmama halinin devam etmesi gerekir. Buna göre koca karýsýyla adetin son anlarýnda iliþkide bulunsa ve iliþki, adet sona erinceye kadar devam etse kadýn boþanmýþ olmaz; çünkü temizlik ile iliþki birbirine bitiþmiþtir.

 

Nevevi'nin "koca karýsýyla adetli olarak iliþkide bulunduktan sonra kadýn temizlense ve koca onu boþasa, daha doðru görüþe göre bu, bid'at boþama olur" ifadesinden anlaþýldýðýna göre iliþki temizliðin baþlangýcýna kadar devam etmese de hüküm böyledir.

 

Evlilik devam ederken kadýnla [baþka birisinin] þüpheyle iliþkide bulunmasý durumunda da böyledir ki bu durumda boþama gerçekleþmez; çünkü bu boþama bid'ldir. Boþamanýn gerçekleþmesi, kadýnýn iddete baþlayacaðý temizlik dönemine kadar gecikir.

 

230. Koca, daha önce zifafta bulunmuþ olduðu karýsýna, içinde iliþkinin bulunmadýðý temizlik döneminde "sen sünnete göre boþsun!" dese, [sünnete göre boþamanýn] þartý mevcut olduðu için boþama derhal gerçekleþmiþ olur.

 

O temizlik süresinde koca tarafýndan kadýnla iliþkide bulunmuþ ve kadýnda herhangi bir hamilelik görülmemiþse kadýnýn adetten temizlendiði sýrada boþama gerçekleþir; çünkü kadýn sünnet olarak boþanma durumuna o zaman baþlamaktadýr.

 

231. Koca temizlik döneminde olan karýsýna "sen bid'at olarak boþsun" dese bakýlýr:

 

> O kadýnla o temizlik döneminde veya önceki hayýz döneminde iliþkide bulunulmuþsa ve kadýnda bir hamilelik görülmemiþse kadýn derhal boþ olur; çünkü boþamanýn þartý gerçekleþmiþtir.

 

> Kadýnla o temizlik döneminde -hatta temizlikten önceki adet dönemi bile olsa- iliþkide bulunulmuþ ve kadýn da daha önceden zifafa girilmiþ bir kadýnsa kadýn adet dönemine girdiðinde boþama gerçekleþir.

 

Not: Nevevi'nin ifadesinden, kadýnýn adet kanýný gördüðü ilk anda boþamanýn gerçekleþeceði anlaþýlmaktadýr. Mütevelli bunu açýk olarak belirtmiþtir. Kanama bir gün ve geceden önce kesilir de geri dönmezse kadýnýn boþamasýnýn gerçekleþmediði anlaþýlmýþ olur. Yapýlan açýklamadan anlaþýlacaðý üzere o kadýnla o temizlik döneminde, boþamanýn þarta baðlanmasýndan sonra iliþkide bulunulsa, bu durum þarta uygun olduðundan boþama gerçekleþir.

 

Bilindiði üzere bu hüküm, hakkýnda sünnet ve bid'at boþamanýn söz konusu olduðu kadýn içindir. Buna göre koca, iliþkide bulunduðu yaþý küçük karýsýna veya iliþkide bulunmadýðý büyük [adetten kesilmiþ] karýsýna bu sözü söylese daha doðru görüþe göre boþama derhal gerçekleþir, þart dikkate alýnmaz.

 

Burada [Arapça ifadede yer alan] "lam" harfi zaman sýnýrý deðil gerekçe belirtmek içindir. Çünkü iki durum birbirini takip etmemektedir. Bu týpký "Zeyd'in rýzasý için" demesi gibidir.

 

232. Koca, boþamayý övgü anlamýna gelecek þekilde nitelese, örneðin karýsýna "sen güzel bir þekilde fen iyi / en faziletli / en adil / en kamil / en güzel boþamayla boþsun" dese sünnet boþama gibi yani "sen sünnete göre boþsun" demiþ gibi olur. Buna göre kadýn;

 

> Bu sözün söylendiði esnada adet döneminde ise temiz-

leninceye kadar boþama gerçekleþmez.

 

> Ýçinde iliþkinin gerçekleþmediði temizlik dönemindeyse

boþama derhal gerçekleþir.

 

> Ýçinde iliþkinin gerçekleþtiði temizlik dönemindeyse

adetten sonra temizlendiði anda boþama gerçekleþir.

 

Not:  Koca bununla bid'at boþamaya niyet etse ve kadýnýn kötü ahlaklý olmasý sebebiyle o, bu boþamayý güzel sayýyor olsa bakýlýr:

 

Boþamanýn bid'at olduðu zamanda ise kocanýn sözü kabul edilir; çünkü kendisine hükmü aðýrlaþtýran bizzat kocadýr.

 

Boþamanýn sünnete uygun olduðu zamanda ise yargýsal açýdan sözü kabul edilmez, diyam açýdan kabul edilir.

 

233. Koca, boþamayý kötü niteliklerle nitelese örneðin karýsýna "sen çirkin bir þekilde / en çirkin / en iðrenç / enkötü / en þerli / en fahiþ boþamayla boþsun" dese bid'at boþama yapmýþ gibi yani "sen bid'at þekilde boþsun" demiþ gibi kabul edilir. Buna göre kadýn;

 

> Adet döneminde veya içinde iliþkinin bulunduðu temizlik dönemindeyse boþama derhal gerçekleþir.

 

> Aksi halde adet görünce gerçekleþir.

 

234. Kiþi, bununla sünnet boþamaya niyet edip karýsýnýn ah lakýnýn güzelolmasý sebebiyle onu boþamayý kötü gördüðünden böyle söylemiþ se bakýlýr: Kadýn, boþamanýn bid'at olduðu bir dönemdeyse kocanýn sözü diyaneten kabul edilir, yargýsal açýdan kabul edilmez.

 

235. Bu, kocanýn, sünnet ve bid'at boþamanýn söz konusu olabileceði bir kadýna, boþamýnýn bid'at olduðu dönemde "sen sünni olarak boþsun" veya boþamanýn sünnet olduðu dönemde "sen bid'i olarak boþsun" deyip sonra "ben boþamanýn derhal gerçekleþmesini istedim" demesiyle çeliþmez; çünkü boþama an itibarýyla gerçekleþmemiþtir. Zira niyet ancak sözün sarih olarak muhtemelolduðu bir anlama yorulduðunda etkili olur. Her ikisi de bulunmadýðýnda niyet geçersiz olur ve söz dikkate alýnýr, zira söz daha güçlüdür.

 

236. Koca "sünnete göre" vb. ifadeleriyle ya da "bid'ata göre" vb. ifadeleriyle boþamasýnda sünnet veya bid'at söz konusu olmayan hamile, menopoz gibi kadýnlara hitap etmiþse boþama derhal gerçekleþir; "sünnet" ve "bid'at" sözcükleri dikkate alýnmaz.

 

Not:  Arapça'da "lam" harfi, beklenilen ve tekrar edeceði bilinen bir þeyde zaman bildirir.

Örneðin (...) ifadeleri, kendisi hakkýnda sünnet ve bid'atýn söz konusu olduðu kadýn açýsýndan zamaný bildirir. Beklenmeyen ve tekrar etmeyen þeylerde ise gerekçe bildirir. Örneðin .... "Seni Zeyd'in rýzasý için / Zeyd'in geliþi için boþadým" ifadesinde ve yine kendisi hakkýnda sünnet ya da bid'at boþama söz konusu olmayan küçük kýz, hamile kadýn gibi kimseler açýsýndan (....) ifadesi böyledir. Bu durumdaki kadýnlar, Zeyd razý olmasa veya gelmemiþ olsa bile derhal boþanmýþ olurlar. Koca bununla boþamayý þarta baðlamayý istemiþ olsa yargýsalolarak bu kabul edilmez, diyaneten kabul edilir.

 

Koca, küçük vb. durumda olan karýsýna "sen bid'at vakti sünnet vakti için boþsun" dese ve bununla boþamayý þarta baðlamayý istese, vakit sözcüðünü açýk olarak zikrettiðinden bu kabul edilir. Þayet vakte niyet etmemiþse boþama derhal gerçekleþir.

 

Not:  Kiþi karýsýna "sen Zeyd'in rýzasýyla / geliþiyle boþsun" dese bu týpký "Zeyd razý olursa / Zeyd gelirse" ifadesinde olduðu gibi þarta baðlamadýr.

 

Koca, boþanmasý konusunda sünnet ve bid'atýn söz konusu olduðu karýsýna "sen sünnet olmayan bir þekilde boþsun" dese, "bid'at þekilde boþsun" demiþ gibi olur. "Sen, bid'at olmayan þekilde boþsun" ifadesi de "sen sünnete uygun þekilde boþsun" demek gibi olur.

 

Kocanýn "boþamanýn sünnet olaný / sünnet talak" ifadesi de "sünnete uygun þekilde" demesi gibidir. Yine "boþamanýn bid'at olaný / bid'at boþama" ifadesi de "bid'ata uygun þekilde" demesi gibidir.

 

Koca, boþanmasý bid'at olan bir kadýna "þayet boþamanýn sünnet olduðu bir durumdaysan boþsun" dese boþama gerçekleþmediði gibi boþama þarta da baðlanmýþ olmaz.

 

Koca, karýsýna boþamanýn bid'at olduðu dönemde "sen þu anda sünnete uygun boþsun" veya boþamanýn sünnete uygun olduðu dönemde "sen þu anda bid'ata uygun þekilde boþsun" dese zamana iþaret edilmiþ olduðundan sözcük dikkate alýnmaz boþama derhal gerçekleþir.

 

Koca "falan kiþi sen temizken gelirse sünnet üzere boþsun" dese, o kiþi geldiðinde kadýn temizse sünnete uygun olarak boþ olur, aksi takdirde kadýn ne þimdi ne de temizlendikten sonra boþ olmaz.

 

237 .. Kiþi talaktan bahsederken güzel ve kötü sýfatlarý bir araya getirip herhangi bir þeye niyet etmese, örneðin "sen sünný-bid'ý olarak boþsun" veya "sen güzel çirkin bir þekilde boþsun" dese, kadýn adet gören kadýnlardan ise veya "sen sünnet veya bid'at üzere olmaksýzýn boþsun" dese boþama derhal gerçekleþir, iki sýfat birbirine zýt olduðundan bunlar dikkate alýnmaz. Koca, "sünni-bid'i" veya "güzel çirkin" dediði durumda her bir sýfatla neyi kastetliðini þöyle açýklasa: "Ben bu boþamanýn vakit açýsýndan güzel, sayý açýsýndan çirkin olduðunu yani üç boþamanýn gerçekleþeceðini kastettim" dese, boþama daha sonra gerçekleþse bile onun sözü kabul edilir; çünkü sayýnýn gerçekleþme zararý, boþamanýn ertelenmesinin yararýndan daha fazladýr.

 

Not: Kiþi karýsýna "sen üç kere boþsun, bir kýsmý sünnet üzere bir kýsmý bid'at üzere" dese bakýlýr: Kadýn, küçük kýzda olduðu gibi boþanmasýnda sünnet ve bid'atýn söz konusu olmadýðý kimselerden ise týpký boþamanýn tümünü sünnet veya bid'at olarak nitelemesi durumunda olduðu gibi derhal boþanýr. Kadýn, adet gören kadýnlardan ise derhal iki boþama meydana gelir, üçüncü boþama ise bunun ardýndan gerçekleþir; çünkü boþamayý kýsýmlara bölmek yarý yarýya olmasýný gerektirir, bu yarým daha sonra sirayet eder. Koca "ben derhal bir talak gerçekleþtirmeyi, ardýndan da iki talaký gerçekleþtirmeyi kastetmiþtim" dese yeminle birlikte sözü kabul edilir. Koca, her bir talakýn bir kýsmýný derhal gerçekleþtirmeye niyet etmiþse üç talak -parçalarý bütünlere tamamlamak suretiyle- derhal meydana gelir.

 

Koca "sen bir kýsmý sünnet üzere olan üç talakla boþsun" deyip sussa, kadýn boþamanýn sünnet veya bid'at olduðu bir durumdaysa yalnýz bir boþama meydana gelir; çünkü "bir kýsmý" ifadesi yarým anlamýna gelmez. Yukarýda yarým anlamýna gelmesi iki kýsmýn iki duruma izafe edilmesi sebebiyle idi, bu yüzden iki durum birbirine eþitlenmiþti.

 

Koca "sen beþ kere boþsun; bir kýsmý sünnet üzere bir kýsmý bid'at üzere" dese, kadýn derhal üç kere boþanýr. Burada "bir kýsmý" ifadesi yarým olarak kabul edilir, daha sonra [iki buçuk üçe] tamamlanýr.

 

Koca "sen iki kere boþsun, biri sünnet üzere biri bid'at üzere" dese bir boþama derhal gerçekleþir, diðer boþama ise gelecekte gerçekleþir.

 

Koca "sen iki kere boþsun sünnet üzere ve bid'at üzere" dese iki boþama derhal gerçekleþir; çünkü "sünnet üzere ve bid'at üzere" ifadesi görünürde iki talakýn vasfý olup zýtlýk bulunduðundan dikkate alýnmaz, geriye iki boþama kalmýþ olur.

 

Kocanýn "sen kar gibi / ateþ gibi boþsun" ifadesi ile boþama derhal gerçekleþir, yapýlan benzetme dikkate alýnmaz. Kimileri ise buna muhalefet ederek þöyle demiþlerdir: "Kiþi boþamayý beyazlýk bakýmýndan kara, aydýnlatma bakýmýndan ateþe benzetmeyi kastetmiþse kadýn boþamanýn sünnete uygun olduðu zaman boþanýr. Soðuklukta kara, sýcaklýk ve yakýcýlýkta ateþe benzetmek istemiþse boþamanýn bid'at olduðu zaman boþanýr."

 

Kadýný Bir Defada Üç Kere Boþamak

 

238. Boþamalarý bir anda yapmak haram deðildir. Çünkü Uveymir, Resulullah (s.a.v.)'ýn huzurunda karýsýyla lian yaptýðýnda, peygamber ona karýsýnýn lian yoluyla bain olarak boþ olduðunu söylemeden önce Uveymir karýsýný üç kere boþadý. (Buhari, Talak, 5259; Müslim, Lian, 3723)

Üç boþamayý bir anda yapmak haram olsaydý, gerek Uveymir gerekse orada bulunanlarýn bilmesi için Hz. Peygamber (s.a.v.) bunu beyan ederdi. Ayrýca Fatýma binti Kays da kocasýnýn kendisini kesin olarak boþamasýný Resulullah (s.a.v.)'a þikayet etmiþtir(Müslim, Talak, 3681)

Ýmam Þafii þöyle demiþtir: "Allah daha iyi bilir ya bulrada kesin boþama ile kastedilen þey] üç boþamadýr. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in bunu yasakladýðýný bilmiyoruz. Sahabeden bir grup bunu yapmýþ, baþkalarý da bu yönde fetva vermiþtir."

 

239. Üç talaký bir anda yapmak haram olmadýðý gibi mekruh da deðildir. Ancak sünnete uygun olan, adet gören kadýnlarda bir temizlik döneminde iki talakla yetinmektir. Ay bekleyerek iddet geçirenlerde ise bir ayda iki kere boþamaktýr. Böylece yaptýðýndan piþman olursa geri dönme veya nikahý yenileme imkaný olur. Bununla yetinmezse boþamalarý günlere daðýtsýn. Hamile olan kadýnda boþamanýn birini derhal gerçekleþtirip sonra ona geri döner, diðerini de loðusalýktan sonra gerçekleþtirir, üçüncüyü de adetlen temizlendikten sonra yapar. Bir görüþe göre her bir ayda bir kere baþar.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden, boþama ifadesinin çoðul kullanýlmasý halinde üç boþama meydana geleceði anlaþýlmaktadýr. Ýmamlar bununla yetinmiþtir.

 

Haccac b. Erta, Þia'dan bir grup ve zahirýlerden rivayet edildiðine göre birden fazla boþama durumunda yalnýzca bir boþama meydana gelir. Sonrakilerden sözüne itibar edilmeyecek biri de bu görüþü tercih etmiþ, bu yönde fetva vermiþ, Allah'ýn doðru yoldan saptýrdýðý bazýlarý da onun bu görüþüne uymuþtur. Bu görüþte olanlar Müslim'in Ýbn Abbas'tan rivayet ettiði þu hadisi delil olarak ileri sürmüþlerdir:

 

"Resulullah (s.a.v.), Hz. Ebu Bekir, Hz. Ömer'in hilafetinin ilk iki yýlýnda üç boþama bir boþamaydý. Daha sonra Hz. Ömer þöyle dedi: "Ýnsanlar düþüne taþýna yapmalarý gereken bir konuda [yani boþama konusunda] acele eder oldular. Biz onlarýn bu yaptýðýný geçerli saysak iyi olur." Aynen de dediði gibi yapýp geçerli saydý.(Müslim, Talak, 3658)

 

Bu hadisin sahih olduðunu kabul etsek bile buna iki þekilde cevap vermek mümkündür:

 

a. Ebu Zür'a er-Razý'den nakledildiðine göre bunun anlamý; ilk dönemde bilin e gelen boþama þekli bir boþamaydý. Sonra Hz. Ömer döneminde insanlar üç talaký bir anda yapmaya baþladýlar, o da bunu onlar hakkýnda geçerli saydý. Þu halde bu, ayný meseleye iliþkin hükmün deðiþtiðini deðil insanlarýn adetinin deðiþtiðini gösterir. Bu þu anlama gelir: Ýnsanlarýn þu anda bir defada yaptýklarý üç talak, ilk dönemde yalnýzca bir talak olarak gerçekleþtiriliyordu. Þeyh Alaaddin enNeccarý el-Hanefý bu yorumu esas alarak þöyle demiþtir: "Hadiste yer alan acele etmek ifadesi bunu göstermektedir. Yani insanlar boþamayý düþüne taþýna yapmalý ancak teker teker gerçekleþtirmelidir. Oysa insanlar bir anda üç boþama yapmaya baþladýlar. Aksi takdirde hadisi "üç boþama ilk dönemde tek kabul ediliyordu, Hz. Ömer'in uygulamasý öncesindede böyle idi" þeklinde yorum yapýlýrsa o zaman insanlar hangi konuda acele etmiþ olacaklar?

 

b. Bu hadis, boþama sözünün bölünerek kocanýn "sen boþsun, sen boþsun, sen boþsun" þeklindeki ifadesine yorulur. Ýlk dönemde insanlar arasýnda hýyanet az olduðundan "ben bununla pekiþtirmeyi kastettim" diyen kiþinin sözünü kabul ediyorlardý. Hz. Ömer, kendi döneminde insanlarýn durumunun deðiþtiðini görünce kiþinin bununla pekiþtirme kastettiði yönündeki ifadesini kabul etmemiþ ve bunlarý müstakil boþama kabul etmiþtir.

 

Nevevi, Müslim þerhinde "iki cevap içinden bu daha doðrudur" demiþtir.

 

Subki de "hadisin en doðru yorumu budur" demiþtir.

 

Üç boþamanýn meydana gelmesi açýsýndan boþamanýn þartsýz olmasýyla þarta baðlanmasý, bu þartýn bir yemin þeklinde olup olmamasý arasýnda fark yoktur. Subki þöyle demiþtir:

"Bazýlarý bizim zamanýmýzda bid'at bir görüþ ortaya atarak yemin þeklinde þarta baðlanan boþamalarda boþamanýn gerçekleþmeyeceðini, yemin kefareti gerekeceðini söylemiþtir.

Bu, Hz. Peygamber (s.a.v.) döneminden günümüze gelinceye kadar hiç kimsenin ileri sürmediði bir bid'attýr."

 

Zerkeþi þöyle demiþtir: "Boþamalar" ifadesindeki elif lam, þer'an bilinen boþama anlamýnda olup bu da üçtür. Buna göre kiþi karýsýný dört kere boþasa Ruyani'nin dediðine göre ona tazir cezasý uygulanýr. Ýbnü'r-Rif'a'nýn sözünün zahirinden bunun günah olduðu anlaþýlmaktadýr."

 

Bu güçlü bir görüþ deðildir; çünkü fazlalýk dikkate alýnmaz, fazlalýðý telaffuz etme sebebiyle herhangi bir hüküm gerekmez.

 

240. Kiþi karýsýna "sen üç kere boþsun" dese ve bununla yetinse ya da "sen sünnete göre üç kere boþsun" dese ve sonra da her iki durumda "üç kere" ile ne kastettiðini "her bir temizlik dönemine bir boþama daðýtmak suretiyle" diyerek açýklasa doðru olan ve Ýmam ÞafiI tarafýndan belirtilmiþ olan görüþe göre onun bu sözü yargýsal açýdan kabul edilmez; çünkü bu iddia boþamanýn geciktirilmesini gerektirir, oysa kullandýðý sözcük ilk cümlede boþamanýn hemen yapýlmasýný ikinci cümlede kadýn temiz ise hemen, adet dönemindeyse temizlendiðinde boþanmasýný gerektirir. Boþamanýn temizlik dönemlerine daðýtýlmasý konusunda bir sünnet yoktur. Ancak Maliki' mezhebine mensup olan bir kimsenin durumunda olduðu gibi kiþi üç boþamanýn ayný anda yapýlmasýnýn haram olduðuna inanýyorsa onun bu þekilde açýklamasý yargýsalolarak kabul edilir; çünkü onun görünür durumu, kendi inancý açýsýndan haram bildiði bir þey iþlemeyi kastetmediðini gösterir.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesi istisnanýn her iki duruma dönmesini gerektirir ki doðrusu da budur. Mütevelll ve ona tabi olarak el-Muharrer'deki ifade ise istisnanýn yalnýzca ikinci durumla ilgili olduðunu göstermektedir.

 

241. [Yukarýdaki meselede] kiþinin sözünün yargýsal açýdan kabul edilmeyeceði görüþünü benimsediðimizde [bu kiþinin sözü diyaneten kabul edilir mi? Bu konuda iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre kiþinin niyet ettiðini söylediði þey kabul edilir; çünkü iddia ettiði þeyi sözüne bitiþik olarak söylese anlamlý bir cümle olur ve þayet koca söylemiþ se yani karýsýna dönmüþse diyaneten o sözle am el edilirdi. Bu durumda kocanýn o kadýnla iliþkide bulunmasý caiz olduðu gibi kadýn da kocasýnýn doðru söylediðini zanne diyorsa buna müsaade edebilir. Kocasýnýn yalan söylediðini zannediyorsa buna müsaade etmez.

 

Bu konuda Ýmam Þafii þöyle demiþtir: "Kocanýn talepte bulunma hakký vardýr, kadýn ise bundan kaçýnmakla yükümlüdür."

 

Kadýn açýsýndan iki taraf [kocanýn doðru ve yalan söylediðine iliþkin zan] eþit ise kadýnýn iliþkiye müsaade etmesi mekruh olur.

 

Kadýn kocasýnýn sözünü tasdik eder ve hakim de karý-kocanýn bir arada olduðunu görürse, iki görüþ içinden el-Kifaye'de tercih edilenine göre hakim onlarý ayýrýr.

 

"Tedeyyün" ifadesi, bir þeyi kiþinin dini inancýna býrakmak demektir. Alimlerimiz þöyle demiþlerdir: "Bu, kocanýn kendisiyle Allah arasýndaki iliþki bakýmýndan þayet doðru söylüyorsa karýsýný yalnýzca kendi niyet ettiði þekilde boþamasýdýr. Ancak þu var ki biz yargýsal açýdan kocanýn sözünü tasdik etmeyiz."

 

Ýkinci görüþ

 

Kocanýn sözü diyaneten kabul edilmez; çünkü söz tek baþýna onun kastettiði anlama elveriþli deðildir. Niyet ancak lafzýn elveriþli olduðu durumda uygulanýr.

 

242. Daha doðru görüþe göre karýsýna "sen boþsun" dedikten sonra "eðer eve girersen" veya "Zeyd boþanmaný dilerse boþsun demeyi kastetmiþtim" dese onun sözü kabul edilir; çünkü bunu açýk olarak ifade etmiþ olsaydý, sözü düzgün olurdu.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden anlaþýldýðýna göre kocanýn "eðer Allah dilerse [inþallah] demeyi kastetmiþtim" demesi durumu da böyledir. Ancak doðru görüþe göre kocanýn bu sözü kabul edilmez.

 

Rafii þöyle demiþtir: "Alimler bununla diðer þarta baðlamalar arasýný þöyle ayýrmýþlardýr:

Bir þeyi Allah'ýn dilemesine baðlamak yeminin hükmünü bütünüyle ortadan kaldýrdýðýndan bunun sözlü olarak söylenmesi þarttýr. Boþamayý kadýnýn eve girmesine veya -mesela- Zeyd'in dilemesine baðlamak ise yemini bütünüyle ortadan kaldýrmaz yalnýzca bir duruma özgü kýlar. Bu sebeple burada niyetin etkisi vardýr. Alimler bunu þuna benzetmiþlerdir: Fesh, hükmü bütünüyle kaldýrmak anlamýna geldiðinden sözlü tasarruf olmadýkça fesih gerçekleþmez. Tahsis ise lafýzia yapýlabileceði gibi kýyasla da yapýlabi-

 

Not:  Kiþi, boþama sözcüðünü söylemeden önce böyle bir þeye içinden azmetmiþse bu durumda söz konusu istisna diyaneten kiþiye yarar. Sözü söyledikten sonra kiþide böyle bir niyet meydana geldiyse bunun hükmü yoktur. Tam sözü söyleme esnasýnda kiþi böyle bir þeye niyet ederse o zaman -týpký tek baþýna kinayeye niyet etmede olduðu gibi- o zaman hükmün ne olacaðý konusunda iki görüþ söz konusu olur. Rafii ve Nevevi bunu nikahýn ilk bölümünde Mütevelll' den nakletip onaylamýþlardýr. Kinaye bölümünde geçtiði üzere bu yeterlidir.

 

243. Koca, boþama konusunda genel bir söz söylediði halde bu sözün kapsamýnda yer alan bazý þeyleri kastetse örneðin "karýlarým boþtur" veya "benim her karým boþtur" dese, sonra da niyetiyle "karýlarýmdan bazýlarýný yani falan ve filaný kastettim, falancayý kastetmedim" dese [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde üç görüþ vardýr:]

 

Birinci görüþ

 

Doðru görüþe göre yargýsal açýdan kocanýn bu sözü kabul edilmez; çünkü söz genelolup kadýnlarýn tümünü kapsamaktadýr. Bu genel sözün gerektirdiði anlamý niyetle baþka yöne çekmek mümkün deðildir. Ancak kocanýn istisna yapmak istediðini gösteren bir karine varsa örneðin karýlarýndan biri kendisiyle tartýþarak kocasýna "gidip benim üzerime evlendin!" dese, koca da bunu inkar etmek üzere "benim her karým boþtur" veya "karýlarým boþtur" demiþ olsa, sonra da "ben tartýþtýðým karýmý kastetmedim" dese, doðru söylediðini gösteren bir karine bulunduðundan onun bu sözü kabul edilir.

 

Ýkinci görüþ

 

Kocanýn sözü herhalükarda kabul edilir; çünkü genel bir sözü bazý fertler hakkýnda kullanmak yaygýn görülen bir durumdur.

 

Üçüncü görüþ

 

Kocanýn sözü hiçbir durumda kabul edilmez. Rafii ve Nevevi bunu alimlerin çoðunluðundan nakletmiþlerdir. Þu halde Rafi! ve Nevevi'nin buradaki [birinci görüþü] terciheri, Rafi!'nin "çoðunluðun kabul ettiði görüþü sahih kabul etmek" þeklindeki ilkesine aykýrýdýr. Bu yüzden ilk görüþe "sahih" demek doðru deðildir.

 

Bu ayrým, "kocanýn sözü diyaneten kabul edilir" dediðimiz her bir yerde geçerlidir. Nitekim kocanýn "baðýndan boþanmýþ demeyi kastettim" ifadesiyle ilgili alimler þunu açýk olarak ifade etmiþlerdir: "Þayet koca bu sözü söylemeden önce karýsýnýn baðýný çözmüþse kocanýn sözü kabul edilir, aksi takdirde kabul edilmez." Biraz önce zikredilen durumlarda da böyledir.

 

Not:  Nevevi'nin "bazýlarýný" ifadesi bu meselenin, kendisiyle tartýþýlan kadýn dýþýndakiler hakkýnda farz edildiðini göstermektedir. Kocanýn tartýþtýðý karýsýndan baþka karýsý bulunmasa, bazýlarýnýn þahsý görüþ olarak belirttiði üzere kadýn boþ olur. Bu þuna kýyas edilir: Amra adýndaki karýsýndan baþka karýsý bulunmayan bir adam "Amra dýþýndaki her bir karým boþtur" dese Ravdatü''t-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir'in Kaffal'in fetvalarýndan aktarýp onayladýklarýna göre Amra boþ olur. Ancak "Amra dýþýnda karýlar boþtur" dese ve kiþinin Amra dýþýnda karýsý bulunmasa Amra boþ olmaz. Arada þu fark vardýr bu ikinci ifadede koca karýlar ifadesini kendisine nispet etmemiþ [yani "karýlarým" dememiþ] tir.

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

BOÞAMANIN ZAMANA BAÐLANMASI

⚠ Hata Bildir