MUÐNݒL-MUHTAC

TALAK

 

BOÞAMAYI ÞARTA BAÐLAMANIN FARKLI TÜRLERÝ

 

Koca karýsýný boþamayý onun bir somun veya nar yemesine baðlasa, ekmekten geriye bir ihtiyacý giderecek kadar ve nardan da bir nar tanesi kalsa boþama gerçekleþmez.

 

Karý-koca birlikte hurma yeseler ve çekirdeklerini birbirine karýþtýrsalar koca "senin çekirdeklerini ayýrmazsan boþsun" dese kadýn da her bir çekirdeði diðerinden ayýrsa boþama gerçekleþmez, ancak koca bizzat muayyen çekirdekleri kastetmiþse o zaman gerçekleþir.

 

Kadýnýn aðzýnda bir hurma varken koca karýsýný boþamayý o hurmayý yutmasýna sonra atmasýna sonra tutmasýna baðlasa kadýn da koca sözünü bitirir bitirmez hurmanýn bir kýsmýný yiyip bir kýsmýný atsa boþama gerçekleþmez.

 

Koca karýsýný hýrsýzlýkla ith am etse ve "sözümü tasdik etmezsen boþsun" dese kadýn da "çaldým, çalmadým" dese boþ olmaz.

 

Koca "bana bu nardaki tane sayýsýný narý açmadan söylemezsen boþsun" dese bundan kurtulmanýn yolu kadýnýn nardaki tane sayýsýnýn ondan az olmayacaðý kesin olarak bilinen bir sayý zikretmesidir. Daha sonra kadýn sayýyý birer birer arttýrýr ve nar sayýsýnýn ondan daha fazla olmayacaðý bilinen bir miktar zikreder. Her iki durum tarifi kastetmemiþ olan kimse hakkýndadýr.

 

Koca üç karýsýna hitaben "bir gün ve gecedeki farzlarýn rekat sayýlarýný bana haber vermeyen boþtur" dese, kadýnlardan biri "on yedi", diðeri "on beþ" yani Cuma günü, üçüncüsü "on bir" yani yolcu için dese boþama gerçekleþmez.

 

Koca karýsýna "Sen bir süreye / zamana kadar / zamandan sonra boþsun" dese bir an geçince kadýn boþ olur.

 

Koca karýsýný boþamayý Zeyd'i görmeye ona dokunmaya veya O ona bir þeyatmaya baðlasa bu ifade Zeyd hayattayken de ölüyken de geçerli olur. Ancak "Zeyd'e vurmak" ifadesi böyle deðildir [yalnýzca ona hayattayken vurmayý kapsar].

 

Kadýn kocasýna "ey sefih! / ey hasis!" þeklinde çirkin bir tarzda hitap etse kocasý da "ben böyleysem sen boþsun" dese bakýlýr: Koca kadýna onun duymaktan hoþlanmayacaðý bir þeyi duyurarak karþýlýk vermek istemiþse koca sefih olmasa bile boþ olur. Koca boþamayý þarta baðlamak için böyle söylemiþse o sýfatýn kendisinde olup olmadýðý dikkate alýnýr.

Daha doðru görüþe göre herhangi bir þey kastetmediðinde de böyledir.

 

Sefeh [sefihlik] tasarrufun kayýtsýz olmasýna aykýrýdýr.

 

Hasýs, bir görüþe göre dinini dünya için satandýr. Bu konuda en uygunu "cimri davranmak suretiyle kendisine uymayan iþler yapan kimse" þeklindeki açýklamadýr.

 

336. Koca karýsýný boþamayý kendisi tarafýndan belirlenmiþ olan veya olmayan bir somun ekmeði veya narý karýsýnýn yemesine baðlasa yani "bu somunu / narý yersen boþsun" derse bakýlýr:

 

> Kadýn o ekmekten yedikten sonra -Cüveyni' nin belirttiðine göre bir miktar teþkil edecek þekilde- ihtiyaç görecek kadar kalýrsa veya nardan bir nar tanesi kalýrsa boþama gerçekleþmez; çünkü halk arasýnda her ne kadar bu kiþinin ekmeði veya narý yediðini ifade etme konusunda rahat bir kullaným olsa bile söz konusu kiþi hakkýnda "ekmeði / narý yedi" denilmesi doðru olmaz. Bir ihtiyaç gidermeyecek kadar olan ve etrafa dökülen ufak tefek kýrýntýlara gelince bunlarýn yemini tutma veya bozma konusunda bir etkisi yoktur. Bu yüzden el-Muharrer'de "kýrýntý" denilmiþtir. Ayný þey nar içinde söz konusu olup bir nar tanesinin bir kýsmý kaldýðýnda yine boþama bir hurmanýn tümünün yenilmeSine baðlandýðýnda hurmanýn yalnýzca kabuðu veya adete göre geriye býrakýlan bir miktarý kaldýðýnda bunun yemine etkisi olmaz.

 

Not: Kiþi karýsýna "bir ekmekten fazla yersen boþsun" dese kadýn bir ekmek ve katýk yerse boþ olur.

 

Koca "bugün yalnýzca bir ekmek yersen boþsun" der ve kadýn bir ekmek ve bir meyve yerse kocanýn yemini bozulmuþ olur.

 

Koca "iki gömlek giyersen boþsun" dese kadýn -ardarda bile olsa- iki gömleði giydiðinde boþ olur.

 

Koca karýsýna gecenin ortasýnda "yanýnda gecelersem boþsun" dese gecenin geri kalan kýsmýný onun yanýnda geçirse, her ne kadar "gecelemek" ifadesi gecenin çoðunluðunu geçirmeyi gerektirse bile karine bulunmasý sebebiyle yemini bozulmuþ olur. [Kadýn boþ olur].

 

Koca "bu gece sana ait elbisenin üzerinde uyursam boþsun" dese sonra kadýnýn yastýðýna yatsa yemini bozulmuþ olmaz. Nitekim onun üzerine ellerini ve ayaklarýný koyduðunda da yemini bozulmaz.

 

Koca "Zeyd'i yarýn öldürürsem boþsun" dese Zeyd'e bugün vursa ve Zeyd yarýn ölse yemini bozulmuþ [karýsý boþ olmuþ] olur; çünkü öldürme insanýn ruhunu kaybettiren fiildir, bu durum meydana gelmemiþtir.

 

Kiþi karýsýna "yanýnda ateþ varsa boþsun" dese kadýnýn yanýnda kandil bulunmasý halinde yemini bozulur.

 

Koca "evimde birgün acýkýrsan boþsun" dese kadýn bir gün oruç tutarken acýksa boþ olmaz. Ancak oruç tutmadýðý halde acýkýrsa boþ olur.

 

Koca "senin yüzün aydan daha iyi deðilse boþsun" dese kadýn zenci bile olsa boþanmýþ olmaz. Çünkü ayette "andalsun biz insaný en güzel þekilde yarattýk" [Týn, 4] buyrulmuþtur.

Burada "iyi" derken güzelliði kastetmiþse ve kadýnýn yüzünün þekli çirkin se Ezral'nin belirttiðine göre kocanýn yemini bozulur [yani kadýn boþ olur.l

 

Koca "seninle iliþkide bulunmayý istersem boþsun" dese kadýn kocasýyla iliþkide bulunmayý istese ve koca da iliþkide bulunsa yemini bozulmuþ olur.

 

337. Karý-koca birlikte hurma yeseler ve çekirdeklerini birbirine karþýtýrsalar koca derhal veya daha sonra "kendi yediðin hurmalarýn çekirdeklerini ayýrmazsan boþsun" dese kadýn da her bir çekirdeði diðeri ile birlikte olmayacak þekilde birbirinden ayýrsa boþama gerçekleþmez. Çünkü bu hareketle her birinin çekirdeði diðerinden ayrýlmýþ olur. Ancak koca bunu söylerken bizzat kendi yediði hurmalarýn çekirdekleri ile kadýnýn yediðinin çekirdeklerinin ayrýþtýrýlmasýný kastetmiþse kadýnýn bu fiili ile koca yeminden kurtulmuþ olamaz. Ýbnü'l-Mulakkin'in belirttiðine göre kadýn boþ olur.

 

Ezra! þöyle demiþtir: Bunu "adeten imkansýz olan bir þeye boþamayý baðlamak" gibi kabul etmek mümkündür.

 

El-Kafi'de belirtildiðine göre kiþi "bana benim hurma çekirdeklerimi bildirmezsen / benim çekirdeklerimin hangisi olduðunu göstermezsen boþsun" dediðinde bundan kurtulmanýn yolu kocaya çekirdekleri tek tek saymak ve her defasýnda "bu senin çekirdeðindir" demektir.

 

338. Kadýnýn aðzýnda bir hurma varken koca karýsýný boþamayý önce onu yemesine sonra atmasýna sonra da tutmasýna baðlasa yani "hurmayý yutarsan boþsun ve atarsan boþsun ve tutarsan boþsun" dese kadýn da kocasýnýn bu sözü biter bitmez hurmanýn bir kýsmýný yiyip bir kýsmýný atsa boþama gerçekleþmez; çünkü hurmanýn bir kýsmýný yiyip bir kýsmýný atmak, kocanýn saydýðý üç þeyi yapmaktan farklýdýr.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden her iki þeyin þart olduðu anlaþýlmaktaysa da bu kastedilmemiþtir. Burada þart olan þey kadýnýn derhal bu ikisinden birini yapmasýdýr. Nevevi "sonra" ifadesiyle "elde tutma" konusundaki yeminin geciktirilmesinin þart olduðuna iþaret etmiþtir. Belirtilen örnekte bu yemin diðer ikisinden önce olursa veya ortaya girerse kocanýn yemini bozulur [kadýn boþ olur]. Hurmayý atmaya iliþkin yemin konusunda "sonra" demeye gerek yoktur. Zira bu, hurmanýn yutulmasý yemininden önce yapýlabilir. Yemini bozmaktan kurtulmak için yapýlmasý gereken þey kadýnýn belirtilen þe-

kilde acele davranmasýdýr. Çünkü kadýn acele etmediðinde hurmayý tutmuþ olacak ve yemin bozulmuþ olacaktýr.

 

Nevevi'nin ifadesinden anlaþýldýðýna göre kadýn hurmanýn bütününü yediðinde yemin bozulmuþ olur. Bu, yutmanýn da yemek anlamýna geldiðini gösterir. Ýbnü'n-Naklb "bu açýk olduðu halde bunu zikredeni görmedim" demiþtir. Koca yemininde "hurma" ifadesini zikretmiþse Ýbnü'n-Nakib'in belirttiðine itiraz edilir. Çünkü hurmayý yemek hurma ismini ortadan kaldýracak þekilde çiðnemeyi gerektirir, yiyen kiþi hurmayý yutmuþ deðildir. Bunun aksinde ise yani koca "hurmayý yer ve yutarsan" derse Ýbnü'l-Mukrl'nin þerhettiði asýl kitaba bu bölümde tabi olarak belirttiðine göre kiþi kadýný boþamayý onun hurmayý yemesine baðladýðýnda kadýn hurmayý yutarsa kocanýn yemini bozulmuþ olmaz; çünkü [bir kimse hakkýnda] "yuttu ama yemedi" ifadesi kullanýlýr. Ýbnü'l-Mukrý de týpký þerhettiði asýl metinde olduðu gibi yeminler bölümünde bunun aksini söylemiþtir.

 

Sonrakiler bu konuda ihtilaf etmiþtir. Bazýlarý her iki durumdaki hükmü zayýf görürken bazýlarý bunlarý uzlaþtýrmaya çalýþmýþ, bazýlarý ise þöyle bir ayrým yapmýþtýr: Boþama konusu dilde kullanýlan sözcüklere baðlýdýr. "Yutma" için "yeme" ifadesi kullanýlmaz. Yeminler ise örfe dayalýdýr. Örfe göre "yutma" da "yeme" olarak deðerlendirilir. Bu uzlaþtýrma, iki görüþten birini zayýf görmekten daha iyidir.

 

339. Koca merdivende bulunan karýsýný boþamayý karýsýnýn yukarý çýkmasýna, inmesine veya merdivende kalmasýna baðlasa kadýn derhal þunlarý yaptýðýnda boþ olmamýþ olur:

 

> Merdivenden aþaðý doðru atlasa,

> Bir baþka merdivene geçse,

> Merdivenin üzerindeyken merdiven yere doðru yatsa kadýn da bulunduðu yerden kalksa,

> Kadýn kendisinin bir talebi olmaksýzýn taþýnsa ve onu taþýyan kiþi kadýný yukarý veya aþaðý götürse.

 

Kadýn kendisinin isteðiyle taþýnýrsa kocanýn yemini bozulmuþ [boþama gerçekleþmiþ] olur.

Kadýný taþýyan kiþi yer vb. bir yerde olup kadýný taþýmakla birlikte yukarý veya aþaðý doðru götürmese kadýnýn bunu istemiþ olmasýnýn bir etkisi yoktur. [Kadýn boþanmamýþ olur.]

 

340. Koca, karýsýný hýrsýzlýkla itham etse ve "bu hýrsýzlýk iþi konusunda benim sözümü tasdik etmezsen boþsun" dese kadýn da kocasýna "çaldým" ve "çalmadým" þeklinde iki söz söylese boþanmýþ olmaz; çünkü onun bu iki sözünden biri doðrudur.

 

341. Koca karýsýna "bu narýn içini açmadan içinde bulunan tanelerin sayýsýný bana doðru olarak haber vermezsen boþsun" dese bu yeminden kurtulmanýn yolu kadýnýn nar içindeki tanelerden daha az olmadýðý bilinen -mesela yüz vb.- bir sayý zikretmesidir. Daha sonra sayýyý bir bir arttýrarak yüz bir, yüz iki diye nar içindeki tanelerin, ondan daha fazla olamayacaðý bir sayýya kadar saymaya devam eder. Böylece nar içindeki tanelerin sayýsýný haber vermiþ olur.

 

Yukarýdaki her iki çözüm [bu sözleri söylerken] bizzat kesin bir þekilde tarifi kastetmemiþ olan koca açýsýndan geçerlidir. Þayet koca bunu kastetmiþse kadýn belirtilen yollarla boþanmaktan kurtulamaz.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir:

 

ilk þýk þu açýdan problemlidir: Alimlerin belirttiðine göre haber doðru ve yalan olaný, sevindirici olan ve olmayaný kapsar. Nitekim alimlerin belirttiðine göre bir kimse karýlarýna hitaben "içinizden kim bana Zeyd'in geldiðini haber verirse boþtur" dese bir kadýn da yalan olarak Zeyd'in geldiðini söylese veya koca Zeyd'in geldiðini bu kadýn dýþýnda baþka bir yolla öðrendikten sonra kadýn bunu söylese kadýn boþ olur.

 

Buna þöyle cevap verilir:

 

Nar vb. meyvelerin tanelerinin belirli bir sayýsý vardýr. Koca da boþamayý buna baðlamýþtýr. Kadýn nar tanelerinin sayýsýný yalan olarak kocasýna söylediðinde bunu haber vermiþ olmaz. Ancak Zeyd'in geldiðini haber verdiðinde verdiði haber yalan olsa bile sözü kabul edilir. Müjde vermek ise yalnýzca kocanýn durumu bilmesinden önce kendisine söylenen doðru ve sevindirici habere özgüdür. Koca karýlarý na hitaben "bana kim þunun müjdesini verirse o boþtur" dese eþlerinden biri baþkasýnýn haber vermesinden sonra ikinci olarak bunu haber verse veya verilen haber mutlu olmayýp kötü olsa yahut kadýn yalan söylüyor olsa veyahut da koca bu haberi baþka karýsýndan duyduktan sonra kadýn haber vermiþ olsa, þart gerçekleþmediðinden kadýn boþ olmuþ olmaz. Haberin sevindirici olmasýnýn dikkate alýnacaðý durum kocanýn "kim bana bir haber müjdelerse / Zeyd'e dair bir müjde verirse" ifadesinde olduðu gibi mutlak bir ifade kullandýðý durumda söz konusu olur. Koca "kim bana Zeyd'in geldiðini müjdelerse o boþtur" derse -Maverdi'nin belirttiðine göre koca karýsýný boþamayý kötü görüyor olsa bile- haberin doðru olmasý [kadýnýn boþanmasý için] yeterlidir.

 

Kiþi karýsýna "þu aðaçtab cevizleri bugün saymazsan boþsun" dese bir görüþe göre kadýnýn yukarýda belirtilen þeyleri yapmasý halinde koca yeminden kurtulmuþ olur. Bir görüþe göre kadýnýn birden baþlayarak aðaçtaki ceviz sayýsýný geçtiði bilinen bir sayýya kadar saymasý þarttýr. Zahir olan budur. Çünkü kadýn birden baþlamazsa aðaçtaki cevizleri saymamýþ olur.

 

Not:  Bir taþ yukarýdan düþse ve koca karýsýna "bu taþý kimin attýðýný bana þu an söylemezsen boþsun" dese, bunu derken belirli bir kiþiyi tayin etmesini kastetmemiþ olsa, kadýn bir insan deðil "bir mahluk attý" dese kocanýn yemini bozulmuþ olmaz; çünkü kadýn verdiði haberde doðru söylemiþtir. Kadýn "bir insan attý" dediðinde koca yeminden kurtulmuþ olmaz; çünkü taþý bir köpek, rüzgar vb. bir þeyatmýþ olabilir. Zira yemini bozma sebebi bulunduðu halde biz yeminin bozulmasýna engelolan durumun var olup olmadýðýnda þüphe etmekteyiz. Bu, kocanýn "Zeyd'in bugün dilemesi hariç boþsun" dediði halde Zeyd'in dileyip dilemediði bilinmeden o günün geçmesine benzer. Böyle bir durumda kocanýn yemini bozmaktan kurtulmasý için þöyle demesi gerekir: "Sen üç kere boþsun inþallah" veya "sen boþsun baðýndan" , "sen, senin üç kere boþ olduðunu söyledin".

 

Koca "akarsudan çýkarsan boþsun ve onda kalýrsan boþsun" diyerek akar suyun içinde bulunan karýsýný boþamayý onun sudan çýkmasýna ve suda kalmasýna baðlasa kadýn akarsudan çýksa veya suda kalsa boþ olmaz; çünkü su aktýðýnda kadýndan ayrýlmýþ olmaktadýr. Koca bu ifadeyi karýsý durgun sudayken ona söylese bundan kurtulmanýn yolu derhal kadýnýn taþýnarak sudan çýkarýlmasýdýr.

 

Koca "bu bardaktaki suyu boþaltýrsan boþsun ve onu sen ya da bir baþkasý içerse boþsun, suyu bu þekilde býrakýrsan boþsun" dese kadýn o suyla bir bezi ýslatýp bezi aðzýna koysa veya suyun bir kýsmýyla bir bezi ýslatýp suyun kalanýný kendisi veya bir baþkasý içse kadýn boþ olmaz.

 

Koca "emrime aykýrý davranýrsan boþsun" dese kadýn kocasýnýn yasaðýna aykýrý davransa örneðin "ayaða kalkma!" dediði halde kadýn kalksa boþ olmaz. Bunu Ýbnü'l-Mukrý Ravd adlý eserinde tek görüþ olarak belirtmiþtir. Çünkü kadýn kocasýnýn emrine deðil yasaðýna aykýrý davranmýþtýr. eþ-Þerhu'l-kebir'de þöyle denilmiþtir: "Bu konuda örf[te yasak kelimesinin de emir gibi kullanýlmasýndan dolayý] söz konusu hüküm itiraza açýktýr."

 

Koca karýsýna "yasaðýma aykýrý davranýrsan boþsun" dese, kadýn kocasýnýn emrine aykýrý davransa örneðni koca "ayaða kalk" dediði halde kadýn yatsa Ýbnü'l-Mukrý'nin Ravd adlý eserinde tek görüþ olarak belirttiðine göre kadýn boþ olur. Çünkü bÝr þeyi emretmek onun zýddýný yasak[amaktýr. eþ-Þerhu'l-kebir'de þöyle denilmiþtir: "Bu bozuk bir görüþtür; çünkü bir þeyi emretmek her ne kadar onun zýddýný yasaklamak anlamýna gelse bile kiþinin kendi ihtiyarýyla bunu yasaklamasý anlamýna gelmez. Þu halde kocanýn yemini buna dayandýrýlamaz. Bu, sözlük ve örfe dayandýrýlýr."

 

Koca, karýsýna "sen zina ettin" dediði halde kadýn bunu inkar etse, koca "zina ettiysen boþsun" dese, önceki ikrarý sebebiyle kadýn derhal boþ olur.

 

Zina etmiþ bir erkeðe "sen zina ettin" denildiðinde o kiþi "kim zina etmiþse karýsý boþ olsun" dese þayet bununla boþama yapmak deðil de zina edeni kötülemeyi kastetmiþse karýsý boþ olmaz.

 

342. Kiþi üç karýsýna hitaben "içinizden kim bana bir gündeki farz namazlarýn rekat sayýlarýný bildirmezse boþ olsun" dese;

 

> Kadýnlardan biri her günkü farzlarý dikkate alarak "on yedi rekat" dese,

> Ýkinci kadýn Cuma gününü dikkate alarak "on beþ rekat" dese,

> Üçüncü kadýn yolculuktaki namazlarý dikkate alarak "on bir rekat" dese

 

Bu kadýnlarýn tümünün söylediði doðru olduðundan hiçbiri boþ olmaz. Ancak koca bu günlerden muayyen birini kastetmiþse yemini onun kasettiði þeye uygun yorumlanýr.

 

Not: Kiþi karýsýna "eðer benim iznim olmaksýzýn çýkarsan boþsun" dese ve kadýna izin verdiði halde kadýn bunu bilmese veya kadýn akýl hastasý yahut çocuk olsa çýktýðýnda boþ olmaz; çünkü "eðer" ifadesi tekrarý gerektirmez. Bu durumda koca sanki "bir kere benim izni m olmaksýzýn çýkarsan boþsun" demiþ gibi kabul edilir, Bu durum þundan farklýdýr:

Koca karýsýna "ipek giyerek çýkarsan boþsun" dediðinde kadýn bir defa ipek elbise giymeksizin çýktýktan sonra bir defa da ipek elbise giyerek çýksa boþ olur, Arada þu fark vardýr: Kadýnýn ipek elbise giymeksizin çýkmasý durumunda, yeminde zikredilen nitelik yerine gelmediðinden yemin ortadan kalkmýþ deðildir. Bu yüzden kadýn bunun aksine ikinci defa çýktýðýnda boþ olur,

 

Koca karýsýnýn çýkmasýna izin verse sonra iznini geri alsa, kadýn kendisine yasak konduktan sonra çýksa izin verme söz konusu olduðundan kocanýn yemini bozulmuþ [yani boþama gerçekleþmiþ] olmaz. Þeyh Ebu Nasr ise bunun itiraza açýk olduðunu söylemiþtir,

 

Koca karýsýna "her ne zaman iznim olmadýkça çýkarsan boþsun" dese kadýn kocasýndan izin almaksýzýn her dýþarý çýktýðýnda boþama gerçekleþir; çünkü "her ne zaman" ifadesi -daha önce de geçtiði üzere- tekrarý gerektirir. Bundan kurtulmanýn yolu kocanýn karýsýna "dilediðin zaman / her ne zaman dilersen çýkma na izin verdim" demesidir,

 

Koca "hamama gitme dýþýnda çýkarsan boþsun" dese kadýn hamama gitme için çýkýp sonra baþka bir þeye yöneIse boþ olmaz; çünkü baþka bir sebeple çýkmamýþtýr. Ancak baþka bir sebeple çýkýp sonra hamama yönelseydi boþanmýþ olurdu. Her ikisi için çýkmasý halinde [boþanmýþ olur mu?] Bu konuda iki görüþ vardýr: Birincisi -ki Ravdatü't-talibin 'in bu konusunda bu görüþ doðru bulunmuþtur- kadýn boþ olur; çünkü kadýn hamama gitme dýþýnda bir sebeple çýkmýþtýr. Bu týpký kocanýn "Zeyd ve Amr'la konuþursan boþsun" demeye benzer. Diðer görüþe göre ise el-Mühimmat'ta geçtiði üzere boþ olmaz. Bilinen ve Ýmam Þafii tarafýndan ifade edilen görüþ budur. Ravdatü't-talibin'in "yeminler" bölümünde "doðru olan bunu tek görüþ olarak kabul etmektir" demiþtir. Rafii bunun gerekçesini þu þekilde ortaya koymuþtur: Söz konusu lafýzdan anlaþýlan þey kadýnýn hamama gitme dýþýnda baþka bir amaçla çýkmasýdýr. Burada ise hamama gitmek çýkmanýn asýl amacýdýr. Hocamýz Zekeriya el-Ensarý buradaki ile yeminler bölümündeki görüþü þu þekilde uzlaþtýrmaya çalýþmýþtýr: Yeminler konusundaki hüküm kocanýn kadýnýn sadece hamam dýþýndaki bir ihtiyacý için çýkmasýyla ilgilidir.

Buradaki ise yeminle bir þeyi kastetmemesi ile ilgilidir. Bu durumda kadýn hamama gitmek ve baþka bir þey için çýktýðýnda "hamama gitme dýþýnda bir sebeple dýþarý çýktý" denilir. Çünkü her iki þey için çýkmak hamama gitmek için çýkmaktan farklýdýr. Bu yorum, iki ifadeyi çeliþkili kabul etmekten daha iyidir.

 

Koca yaþadýðý beldeden ancak karýsýyla çýkacaðýna [aksi takdirde karýsýnýn boþ olacaðýna] dair yemin etse ve ikisi birlikte çýksalar, ancak kendisi karýsýndan birkaç adým önde çýkmýþ olsa veya karýsýna ancak vurmayý gerektiren bir þeyolursa vuracaðýna [aksi takdirde karýsýnýn boþ olacaðýna] dair yemin etse ve karýsý kendisine kötü bir söz söyleyince karýsýna kýrbaçla vursa ilk durumda örf sebebiyle ikinci durumda ise vurmayý gerektiren bir sebebi n bulunmasýndan dolayý karýsý boþ olmaz. Çünkü burada "gerektirici" ifadesi kadýnýn tedib amacýyla dövülmeyi hak ettiði durum anlamýna gelir.

 

Koca "Zeyd'in malýndan yemeyeceðine [yerse karýsýnýn boþ olacaðýna]" dair yemin etse sonra Zeyd onu misafir etse veya yiyecek maddesini saçsa ve o da saçýlan malý alsa yahut ikisi yemeklerini birbirine karýþtýrsalar ve o da yese yemin bozulmuþ olmaz. Çünkü misafir, yemeðe onu yutmadan hemen önce sahip olur. Malý yerden alan kiþi de onu almakla ona sahip olur. Birbirine karýþtýrýlan yemekler ise bedel ödeyerek ona sahip olma anlamýna gelir.

 

Kiþi "Zeyd orada bulunduðu sürece onun evine girmeyeceðim" diye yemin etse Zeyd oradan taþýndýktan sonra tekrar o eve dönse ve yemin eden kiþi Zeyd ordayken eve girse yemin bozulmuþ olmaz. Çünkü Zeyd oradan taþýndýðýnda Zeyd'in orada bulunma durumu ortadan kalkmýþtýr. Ancak kiþi bu yemini ederken [her ne þekilde olursa olsun] Zeyd'in orada bulunmasýný kastetmiþse Ezrai'nin de belirttiði üzere o zaman yeminin bozulduðunu kabul etmek gerekir.

 

Koca, karýsýna "bu gece evimden çýkmazsan üç kere boþsun" dese daha sonra kendisi veya yabancý bir kimse kadýnla o gece hul' yapsa -kadýn bundan daha önce çýkma imkaný elde etmiþ olsa bile- daha sonra kadýnla yeniden nikah yapsa veya nikah yapmasa kadýn çýkmamýþ olsa bile boþanmýþ olmaz. Rafii þöyle demiþtir: "Çünkü gecenin tümü yemine konu olmuþtur. Gecenin tümü o kadýn o adamýn karýsý iken sona ermemiþtir." Daha önce geçtiði üzere Ýbn Rif'a kiþi "þu sürede þunu yapacaðým" dediðinde bu þekilde yapmakla yeminden kurtulmuþ olamaz. Ýbn Rif'a daha önceleri farklý þekilde fetva vermiþ, sonradan "bu fetvanýn yanlýþ olduðunu anladým" demiþtir. BulKini ise onu reddederek þöyle demiþtir:

"Daha önce verdiði fetva daha doðrudur." Alimlerimizin görüþlerinin zahirinden anlaþýlan da budur öyleyse fetvaya esas olan görüþ bu olmalýdýr.

 

343. Koca, karýsýna hitaben "sen bir süreye kadarý bir zamana kadar / bir süre sonra / bir zaman sonra boþsun" dese bir anýn geçmesiyle kadýn boþ olur. Çünkü bu ifadeler uzun zaman için de kýsa zaman için de kullanýlýr. Allah þöyle buyurmuþtur: "akþama ve sabaha erdiðiniz vakit" [Rum, 17]. "Ýnsan üzerinden henüz adýnýn bile anýlmadýðý uzun bir süre geçti." [Ýnsan, 1]. Buradaki süre ile ilgili olarak; dokuz ay, dört yýl, yüz yirmi yýl, altý yüz yýl gibi görüþler ortaya atýlmýþtýr. Altý yüz yýl, Hz. Ýsa ile Peygamberimiz arasýnda geçen süredir.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: Kiþi bir baþkasýna "sana hakkýný bir zamana kadar ödeyeceðim" dese bir an geçip de ödemediðinde yemini bozulmuþ olmaz. Burada da böyle olmalýydý.

 

Buna þöyle cevap verilir: Boþama bir tasarrufu meydana getirmektir. "Borcumu ödeyeceðim" ifadesi ise bir vaaddir, vaadler konusunda kiþiye o süreyle ne kastettiði sorulur.

 

Not:  Cevherý'nin belirttiðine göre "asr" ve "dehr" ifadeleri "zaman" anlamýna gelir.

 

Vakit, an, hakab kelimeleri de alimlerimizin belirttiðine göre yukarýdaki hükümler bakýmýndan zaman ve hin kelimeleri gibidir. Cüveyni ve Gazza!i ise bunu uzak bir ihtimalolarak görmüþtür. Arapça'da "hakub" ifadesi ise seksen yýl anlamýna gelir.

 

Not:  Kiþi "bir zaman oruç tutmayacaðým" diye yemin etse týpký "oruç tutmayacaðým" diye yemin etmesi durumunda olduðu gibi oruca baþladýðý zaman yemini bozulur.

 

Kiþi "birkaç zaman oruç tutacaðýna" dair yemin etse bir gün yeterli olur; çünkü bir günün içinde "birkaç zaman" vardýr.

 

Kiþi "birkaç gün oruç tutacaðýna" dair yemin etse üç gün tutmasý yeterli olur.

 

Kiþi karýsýna "Allah muvahhidlere azap ederse sen boþsun" derse boþ olmaz. Ancak onlardan birine azap etmeyi kastetmiþse o zaman boþ olur.

 

Kadýn kocasýný lutilikle itham etse, kocasý da "haram iþlemeyeceðine dair" yemin etse herhangi bir haramý iþlediðinde yemini bozulur.

 

Koca karýsýna "evden çýkarsan boþsun" dese sonra da "sofadan da çýkma" dese son söylediði ifade laðv olur; çünkü bu müstakil bir söz olup boþamayý buna baðlamak ve önceki ifadeye atfetmek söz konusu deðildir.

 

Kiþi karýsýna "sen denizde / Mekke'de / gölgede" vb. beklemenin söz konusu olmadýðý bir þey hakkýnda "boþsun" ifadesini kullansa koca þarta baðlamayý kastetmemiþse kadýn derhal boþ olur.

 

344. Kiþi karýsýný boþamayý "Zeyd'i görürsen / Zeyd'e dokunursan / Zeyd'i atarsan boþsun" demek suretiyle Zeyd'i görmeye, dokunmaya veya atmaya baðlasa bu þarta baðlama Zeyd'in sað veya ölü olma halini içerir. Buna göre kadýn Zeyd'in cesedini gördüðünde veya tenine dokunduðunda kocanýn yemini bozulmuþ [karýsý boþ olmuþ] olur. Çünkü "Zeyd" adý hayatta olan þah sa verildiði gibi ölü olan þahýs hakkýnda kullanýlmasý da doðrudur. Bu yüzdendir ki ölmüþ bir kimseye zina isnadýnda bulunan kiþiye de had cezasý uygulanýr, G ona dokunan kadýnýn abdesti bozulur.

 

"Teni" ifadesi arada bir engelolarak dokunmayý ve saçýna, týrnaðýna, diþine dokunmayý dýþarýda býrakmaktadýr.

 

Zeyd'i görmede onun bedeninden -isterse yüz dýþýnda olsun- bir yeri görmek yeterlidir.

 

345. Kadýnýn kendisi sarhoþ iken Zeyd'i görse veya [kadýn sarhoþ olmadýðý halde] Zeyd sarhoþ iken onu görse, hatta görülen kiþi saf suyun, þeffaf cam ýn içinde olup yansýmasý olmayýp kendisi görünse belirtilen vasýf boþamayý gerektirdiðinden kadýn boþ olmuþ olur.

Ancak kadýn uyurken Zeyd'i görse veya bir elbise ile örtülmüþ iken yahut kirli suda yahut da kalýn cam vb. içinde görse yahut da yansýmasýný aynada görse o zaman kadýn boþ olmaz.

 

346. Koca karýsýný boþamayý kadýnýn Zeyd'in yüzünü görmesine baðlasa, Zeyd de onun yüzünü aynada görse boþ olur; çünkü onun yüzünü ancak bu þekilde görmesi mümkündür.

Bunu Kadý Hüseyin fetvalarýnda "boþamanýn Zeyd'in yüzünün görülmesine baðlanmasý" meselesinde zikretmiþtir. Bununla birlikte öde göre yüzün tamamýnýn görüldüðünün söylenebilmesi de gerekir. Mütevelli yukarýda geçen ifadelerden sonra þunlarý söylemiþtir:

"Zeyd elini veya ayaðýný pencereden çýkarsa ve kadýn da bu organý görse boþ olmaz; çünkü kiþinin el ve ayaðýna onun adý verilmez."

 

347. Kadýn kör olur da normal þartlarda onun iyileþmesinden ümit kesilirse örneðin gözlerinde yoðun derecede aklýk bulunan veya gözünde görme kusuru bulunan bir kimse olsa yahut doðuþtan kör olsa, boþamayý onun görmesine baðlamak imkansýz bir þeye baðlamak olur.

 

348. Koca karýsýný boþamayý onun hilali görmesine baðlasa bu, hilalin doðduðunun bilinmesi þeklinde yorumlanýr. Hilali baþkasý görse veya ay, hilali görme dýþýnda otuz günün dolmasýyla tamamlansa kadýn boþ olur; çünkü öde göre bu söz hilali bilmeye yorumlanýr. Nitekim "hilali görünce oruç tutun" hadisi de böyle yorumlanýr. (Buhari, Savm, 1909; Müslim, Sýyam, 2512)

 

Ancak boþama Zeyd'i görmeye baðlanýrsa durum deðiþir. Zira burada kocanýn amacý Zeyd'in görülmesini engellemek olabilir.

 

349. [Boþamanýn hilale baðlanmasý halinde hilali bizzat görmeyi deðil hilalin doðduðunu] bilmeyi dikkate aldýðýmýzda yukarýda geçen haberde olduðu gibi hilalin doðduðunun hakim nezdinde sabit olmasý gerekir. Yahut Ýbnü's-Sabbað ve baþkalarýnýn belirttiði üzere kocanýn bunu tasdik etmesi gerekir. Bir çocuk, köle, kadýn veya fasýk bir kimse kocaya hilali gördüðünü haber verir ve koca da bunu tasdik ederse Ezra1'nin belirttiði üzere kocanýn bu sözüyle sorumlu tutulmasý gerekir.

 

350. Koca "ben hilali görmekle bizzat gözle görmeyi kastettim" dese yeminle birlikte sözü kabul eilir. Ancak boþama, gözü kör olan kadýnýn hilali görmesine baðlanmýþ sa kocanýn bu sözü kabul edilmez; çünkü bu görünür duruma aykýrýdýr. Ancak diyaneten onun sözü kabul edilir. Gözle görme açýklamasýný kabul ettiðmizde yeni ayýn baþýndan üç gün geçtiði halde kadýn hilali görmezse kocanýn yemini sona ermiþ olur. Çünkü bundan sonra görülen aya hilal denilmez.

 

Koca karýsýný boþamayý "Zeyd'i döversen boþsun" þeklinde Zeyd'i dövmeye baðlasa, kadýn da ölmüþ halde iken Zeyd'e vursa boþama gerçekleþmez; çünkü bu vurmada acý verme söz konusu deðildir. Kadýn Zeyd' e sað iken vurursa boþ olur. Bu, vurulan kiþiye acý vermek þartýyla -Ravdatü 't-talibýn' de belirtildiðine göre arada bir engel varken bile olsa- kýrbaç vb. bir þeyle veya yumruk atarak olabilir. Vurmadan bir acý doðmazsa yahut vurulacak kiþiyi acýtýr ya da saçýný koparýrsa buna vurma adý verilmez.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: "Alimler yeminler bölümünde acý vermenin þart olmadýðýný söylemiþlerdir. Burada da böyle 01malýydý."

 

Buna þöyle cevap verilir: Yeminler örfe göre yorumlanýr. Örfte ise acý vermeyen vuruþ için de "vurdu" denilir.

 

Not:  Koca karýsýný boþamayý onun Zeyd ile konuþmasýna baðlasa;

 

a. Kadýn Zeyd akýl hastasý iken,

b. Yahut Zeyd insanlarýn ne söylediðini dinleyip konuþabilecek þekilde sarhoþken,

c. Yahut kendisi sarhoþken konuþsa boþ olur. Çünkü burada normalolarak baþkasýyla konuþan kimsede bulunan nitelikler bulunmaktadýr.

 

Kadýn, Zeyd veya kendisi uyurken veya baygýnken konuþsa yahut kadýn akýl hastasýyken konuþsa, sesi duyulmayacak kadar kýsýk fýsýltýyla konuþsa, Zeyd'in duyamayacaðý bir mekandan ona çaðýrarak konuþsa boþanmaz. Zeyd kadýnýn konuþmasýný bir karineyle anlasa veya rüzgar sesi getirip de Zeyd duysa boþanmýþ olmaz. Çünkü normal þartlarda bunlara konuþma denmez.

 

Kadýn Zeyd ile Zeyd'in iþitebileceði sesle konuþtuðu halde Zeyd dalgýn veya meþgulolduðundan yahut gürültü yaptýðýndan onu duymasa -bu durumdayken sese kulak vermenin bir yararý olmayacak olsa da- kadýn boþ olur; çünkü kadýn Zeyd ile konuþmuþtur.

Zeyd'in duymamasý arýiý bir sebepten kaynaklanmýþtýr ..

 

Zeyd saðýr olsa ve kadýn onunla konuþtuðunda saðýrlýk sebebiyle duymasa, kadýnýn sesi Zeyd saðýr olmasaydý duyacaðý þekilde olsa bir görüþe göre boþama gerçekleþir; çünkü Zeyd ile onun iþitebileceði þekilde konuþmuþtur. Velev ki onun iþitmesi imkansýz olsun. Bu, Zeyd'in aklýnýn baþka bir þeyle meþgulolup duymamasý gibidir. Rafii eþ-Þerhu's-saðir'de bu görüþü sahih kabul etmiþ eþ-Þerhu'l-kebir'in Cuma bölümünde de bunu tek görüþ olarak aktarmýþtýr. Mütevelli de orada bunu Ýmam Þafii'nin görüþü olarak aktarmýþtýr. Zerkeþi "fetvanýn buna göre olmasý zorunludur" demiþtir. Bir baþka görüþe göre ise kadýn boþ olmaz; çünkü kadýn Zeyd ile normal bir þekilde konuþmamýþtýr, bu konuþma Zeyd açýsýndan bir fýsýltý gibidir. Nevevi Tashih adlý eserinde bu görüþü açýkça belirtmiþ Ýbnü'l-Mukrý de Ravd adlý eserinde bunu esas almýþtýr.

 

Hocamýz Zekeriya el-Ensarl'nin de belirttiði üzere ilkini "yüksek sesle konuþulduðunda duyan" ikincisini ise "yüksek sesle konuþulsa bile duymayan" kimse açsýndan esas almak daha iyidir. Böylece iki görüþten biri zayýf kabul edilmemiþ olur.

 

Koca karýsýna "uyurken / þehirde yokken konuþursan boþsun" dese kadýn boþ olmaz; çünkü bu boþamayý imkansýz bir þeye baðlamaktýr. Bu týpký "ölüyle / eþekle konuþursan boþsun" demek gibidir.

 

Koca "Zeyd ile konuþursan boþsun" dese, kadýn Zeyd kendisini duyarken duvarla konuþsa [boþamanýn gerçekleþip gerçekleþmeyeceði konusunda] iki görüþ vardýr. Daha doðru görüþe göre boþ olmaz, çünkü Zeyd ile konuþmamýþtýr. Ýkinci görüþe göre boþ olur; çünkü burada asýl amaç duvarla konuþmak deðildir.

 

Koca "bir erkekle konuþursan boþsun" dese kadýn babasýyla veya mahremlerinden biriyle yahut kocasýyla konuþsa, þart yerine gelmiþ olacaðýndan boþ olur. Koca "ben onu yabancý erkeklerle konuþmaktan men etmek istedim" derse bu sözü kabul edilir; çünkü zahir olan budur.

 

Koca "Zeyd veya Amr ile konuþursan boþsun" dese kadýn bunlardan biriyle konuþtuðunda boþ olur, yemin sona ermiþ olur, diðeriyle konuþtuðunda herhangi bir boþama gerçekleþmez.

 

Koca "Zeyd ve Amr ile konuþtuðunda boþsun" dese ikisiyle birlikte veya sýrayla konuþmadan boþama meydana gelmez.

 

Koca "Zeyd ile sonra Amr ile konuþursan boþsun" veya "Zeyd ve ardýndan Amr ile konuþursan boþsun" dese kadýnýn boþ olabilmesi için önce Zeyd ile konuþmasý daha sonra ilk ifadede araya zaman girdikten sonra ikinci ifadede ise hemen Zeyd ile konuþmasýnýn ardýndan Amr ile konuþmasý gerekir.

 

Not:  Cüveyni ve Gazzalý hariç alimlerimiz þarta baðlama ifadelerinde kelimelerin sözlük anlamýný halk arasýndaki kullanýmýna tercih ederler. Çünkü bir kelimenin / ifadenin örfte ne anlama geldiðini zaptetmek neredeyse mümkün olmaz. Nitekim koca "benim yediðim hurmalarýn çekirdeklerini seninkilerden ayýrt etmezsen boþsun" dediðinde bunun sözlük anlamý ayýrmak, örf anlamý ise hangi çekirdeðin kime ait olduðunu belirlemektir. Bu, örfte bir karýþýklýk [belirsizlik] varsa böyledir. Þayet örfte bir düzen varsa o zaman onun anlama delaleti güçlü olduðundan örf esas alýnýr. Hükmü araþtýran kiþinin kendisine fetva sorulan konuda iyice araþtýrma ve ictihadda bulunmasý gerekir. Rafii bunu Gazali'den aktarýp onaylamýþtýr. Bu yalnýzca Gazzal1'ye özgü olmayýp diðerlerinin sözlerinde de ayný durum söz konusudur. Nitekim ayný þey "hasis" sözcüðü hakkýnda Nevevi'nin "þuna benzer" ifadesi için de geçerlidir.

 

Nevevi daha sonra eþler arasý anlaþmazlýklarda kullanýlan boþamanýn kendisine baðlandýðý bir takým niteliklerden bahsetmiþtir.

 

351. Kadýn kocasýna "ey sefih! Ey hasis!" þeklinde çirkin bir þekilde hitap etse, koca da "ben senin dediðin gibiysem" yani sefih ve hasis isem "sen boþsun" dese bakýlýr:

 

>  Bunu derken karýsýna onun sevmediði bir þeyi duyurarak karþýlýk vermek istiyorsa -kocada sefihlik olmasa bile- kadýn derhal boþanýr. Yani nasýl ki karýsý ona kötü söz söyleyerek onun sevmediði bir þeyi duyurduysa o da karýsýnýn sevmediði boþama ifadesini söyleyerek ona aðýr bir karþýlýk vermek istemiþse böyledir. Kocanýn sözünün anlamý "eðer ben senin iddia ettiðin gibiysem sen boþsun" demektir.

 

> Koca bunu söylerken boþamayý þarta baðlamak istemiþse diðer þarta baðlamalarda olduðu gibi o niteliðin bulunup bulunmadýðýna bakýlýr. Þayet o nitelik kocada yoksa kadýn boþ olmaz.

 

> Þayet koca herhangi bir þey kastetmemiþse daha doðru görüþe göre kelimenin sözlük anlamý itibara alýnarak o niteliðin bulunup bulunmadýðýna bakýlýr, bu nitelik yoksa kadýn boþ olmaz. Diðer görüþe göre ise örf dikkate alýnarak bu söz kadýna karþýlýk vermek için söylenmiþ kabul edilir o niteliðin kocada bulunup bulunmadýðýna bakýlmaz. Bu mesele, [söylenen bir sözü yorumlamada] "sözlük anlamý mý yoksa örf mü dikkate alýnýr?" þeklindeki tartýþmanýn bir uzantýsýdýr.

 

352. el-Muharrer'de belirtildiði üzere boþamanýn kendisine baðlandýðý- sefihlik kiþinin tasarruflarýnda baðýmsýz olmasýyla çeliþen durumdur. Yani kiþi böyle bir durumda tasarruflarý serbest olamaz. Bu konu daha önce ilgili bölümde geçmiþti.

 

Ezrai þöyle demiþtir: Bizim zamanýmýzda halk arasýndaki kullanýma göre sefih, insanlarýn genelinin söylemekten utanacaðý kötü / çirkin þeyleri açýktan söyleyen kiþidir. Öyleyse -özellikle de sefihlik ile diðer þeyleri birbirinden ayýrt edemeyen sýradan bir insan açýsýndan- bu kelimeyi bu þekilde yorumlamak daha uygundur. Bir karine, kelimenin bu anlamda kullandýðýna iþaret edebilir. Örneðin koca karýsýna çirkin bir þekilde hitap edince kadýn da ondan sadýr olan kelimenin çirkinliðine iþaret etmek üzere kocasýna ayný þekilde cevap vermiþ olabilir.

 

Uygun olan sefih kelimesinin anlamý konusunda Ezral'nin deðil Nevevi'nin sözünün esas alýnmasýdýr. Ancak koca sefih derken Ezrai'nin ileri sürdüðü anlamý kastettiðini iddia eder ve buna dair de karine bulunursa o zaman o anlam esas alýnýr.

 

Allah'a isyan eden [günahkar] bir kimse bu kelimeyi kullanmýþsa ortada bir karine olmasa bile kendisinin bununla ne kastettiði sorulur.

 

353. Hasis [düþük] kelimesine gelince;

 

Abbadi bu kelimenin "dünyasý için dinini satan" yani dünyasý ile meþgulolduðu için dinini terk etmiþ olan kimse anlamýna geldiðini söylemiþtir. O þöyle demiþtir: "Hasislerin hasisi ise ahiretini baþkasýnýn dünyasý için satandýr."

 

Rafii kendi fýhký çýkarýmý olarak örfü dikkate almak suretiyle þöyle demiþtir: "Hasis sözcüðünün anlamý konusunda en uygun yorum "kendisine yakýþan þey konusunda cimrilik ederek kendisine yakýþmayan þeyleri yapan kimse" olduðudur. Ancak kiþi tevazudan dolayý bunu yapýyorsa ona hasis denmez.

 

Kavat, erkekler ve kadýnlarý -kendi ailesinden olmasalar bile- haram bir þekilde bir araya getiren kimsedir. Ýbnü'r-Rif'a "tüysüz gençleri bir araya getiren de böyledir".

 

Kartaban, karýsýyla zina eden erkeðe karþý sessiz kalan kiþidir.

 

Mahremleri vb. kadýnlarla zina eden erkeðe karþý sessiz kalana da ayný þey söylenir.

 

Deyyus, karýsýnýn yanýna giren erkeklere engelolmayan kimseye denir. Ezrai, "halk arasýnda kiþiye mahrem olan kadýnlar ve cariyeleri de karýsý gibidir."

 

Düþük hamiyetli olan kiþi karýsý ve mahremi olan kadýnlara karþý kýskançlýk göstermeyen kimsedir.

 

Kalleþ satýn almayý istemediði halde yiyecek maddelerinin tadýna bakan kimsedir.

 

Cimri, zekatýný vermeyen ve misafiri aðýrlamayan kimsedir. Bunlarýn her biri cimridir.

 

354. Bir kimseye "ey kahpenin kocasý!" denildiðinde kiþi "karým öyleyse boþ olsun" dese karýsýnýn utancýndan kurtulmak için bunu söylemiþse -týpký karþýlýk vermeyi kastetmesi durumunda olduðu gibi- karýsý boþ olur. Aksi takdirde karýsýnda bu niteliðin bulunup bulunmadýðýna bakýlýr. Kahpelik zina etmek demektir.

 

355. Kendisinde zillet ve alçaklýk bulunan kimseye [Arapça'da] "cuho.do.rl" denir. Bir baþka yoruma göre ise bu kelimenin anlamý "yüzü sarý" demektir. Ýlk görüþ esas aldýðýnda bir Müslüman karýsýný boþamayý bu özelliðe baðlasa kadýn boþ olmaz; çünkü bir Müslüman "zelil ve alçak" olarak nitelenemez. Þayet koca karýsýna karþýlýk vermek için bunu söylemiþse kadýn derhal boþ olur.

 

356. Köse yüzünde az miktarda tüy bulunan ve alnýndaki saçlar dökülmüþ olana denir.

 

357. Ahmak, kötü / çirkin olduðunu bildiði halde bir þeyi yerli yersiz yapan kiþiye denir. Bir baþka görüþe göre aklýndan yararlanmayan bir baþka görüþe göre ise çirkinliðini bildiði halde kendisine zarar verecek þeyi yapan kiþidir.

 

358. "Kavgacý" düþük insanlarla takýlan ve hiç gerek yokken sürekli insanlarla atýþýp duran kimsedir.

 

359. "Sefil" düþük iþleri yapmayý adet edinip nadir olmayacak þekilde yapan kimsedir.

 

360. Kadýn kocasýný yukarýdaki kelimelerden herhangi biriyle nitelediðinde kocasý da ona karþýlýk vermek için "ben böyleysem sen boþsun" dese kadýn derhal boþ olur. Koca [karþýlýk vermek deðil de boþamayý þarta baðlamak istemiþse] o niteliðin kendisinde olup olmadýðýna bakýlýr.

 

361. Kadýn kocasýna "sakalýný ne kadar çok hareket ettiriyorsun, seni ne kadar çok böyle yaparken görüyorum" dese koca da "þayet beni çokça böyle yaparken görüyorsan boþsun" dese böyle bir baðlamda bu söz erkeklik, kahramanlýktan kinayedir. Söz karþýlýk verme anlamýna yorulursa kadýn boþ olur. Aksi takdirde belirtilen niteliðin erkekte olup olmadýðýna bakýlýr.

 

362. Kadýn kocasýna "ben senden iðreniyorum" dese koca da "benden iðrenen her kadýn boþtur" dese ilk anda kocanýn bununla karýsýna karþýlýk vermek istediði anlaþýlýr, dolayýsýyla þayet koca boþamayý þarta baðlamayý istemediyse kadýn derhal boþ olur.

 

Not:  Kadýn Müslüman olan kocasýna "sen ateþliksin!" dese koca da ona "ben ateþliksem sen boþsun" dese kadýn boþ olmaz; çünkü görünürdeki durum açýsýndan Müslüman kiþi cennetliktir. Koca irtidat eder ve mürted olarak ölürse boþamanýn gerçekleþtiði anlaþýlýr.

Kadýn bunu kafir olan kocasýna söyler de koca da ona yukarýdaki ifadeyi kullanýrsa kadýn boþ olur; çünkü kafir, görünürdeki durum açýsýndan cehennemliktir. Koca Müslüman olursa kadýnýn boþ olmadýðý anlaþýlmýþ olur. Koca her iki durumda da kadýna karþýlýk vermeyi kastetmiþse kadýn derhal boþ olur.

 

Müslüman bir erkek "þayet ben cennetlik deðilsem sen boþsun" dese Müslüman olarak öldüðü takdirde -günahý olsa bile- kadýn boþ olmaz, aksi takdirde boþamanýn gerçekleþtiði anlaþýlýr.

 

Þafii ve Hanefi mezheplerine mensup iki kiþiden her biri kendi imamýnýn diðerinin imamýndan daha faziletli olduðuna dair yemin etse, bu mesele, karga meselesine benzetilerek hiçbirinin yemini bozulmaz. Çünkü bu iki imamdan her biri diðerinin bilmediði þeyi biliyor olabilir.

 

Sünný bir kimse Hz. Ebu Bekir'in Hz. Ali'den daha faziletli olduðuna yemin etse, bir Rafýzi ise bunun aksine yemin etse ortada Ebu Bekir'in daha faziletli olduðuna dair deliller bulunduðundan Rafýzý'nin yemini bozulmuþ olur.

 

Sünný bir kimse hayýr ve þerrin Allah'tan olduðuna dair yemin ederken Mu'tezil! bir kimse her ikisinin de kuldan olduðuna yemin etse, hayýr ve þerrin Allah'tan olduðuna dair delil bulunduðundan Mu'tezill'nin yemini bozulur.

 

Birine þu soru soruldu: Bir Hanbelý "Allah arþta deðilse karým boþ olsun" diye yemin ederken bir Eþ'arý de bunun zýddýna yemin etse ne olur?

 

Alim þu cevabý verdi: Hanbeli olan þahýs Kur'an'da geçen anlamý kastetmiþse karýsý boþ olmaz.

 

Son Hükümler

 

Kiþi karýsýna "beni alacaðýndan ibra edersen boþsun" dese kadýn da sahih bir þekilde ibra etse bain talak gerçekleþir. Ancak koca o kadýn dýþýndaki karýsýna "beni borcumdan ibra edersen karým boþtur" dese o kadýn da sahih bir þekilde ibra etse Ric'i talak meydana gelir.

Çünkü bu ikincisi tamamen þarta baðlamadýr.

 

Kiþi karýsýna "günah iþlersen boþsun" dese oruç ve namaz gibi ibadetleri terk etmekle boþ olmaz; çünkü bunlar terktir fiil [iþlemek] deðildir.

 

Kiþi diriyesi olduðunu zannederek karýsýyla iliþkide bulunsa ve daha sonra ona "sen karýmdan daha tatlý deðilsen boþsun" dese iki görüþten tercihe þayan olanýna göre kadýn boþ olur. Ýsnevi bu görüþe meyletmiþtir. Çünkü burada boþamanýn baðlandýðý nitelik bulunmaktadir. Zira iliþkide bulunan kadýn bizzat karýsý olup kadýn kendi nefsinden daha tatlý deðildir. Diðer görüþe göre ise koca cariyesiyle konuþtuðunu zannederek bunu söylediðinden boþ olmaz.

 

Kiþi "karýmdan izinsiz olarak cariyemle iliþkide bulunursam karým boþ olsun" dese karýsýndan izin istediðinde karýsý "onun gözüyle iliþkide bulun" dese bu bir izin sayýlmaz.

Ezrai "ancak baðlam bunun iliþkiye izin verme olduðunu gösteriyorsa bu bir izin sayýlýr. Kadýnýn "gözüyle" ifadesi ise izni kýsýtlama deðil geniþletme kabul edilir.

 

Kiþi karýsýna "eve girer ve evde eþyalarýndan bir þey bulur da onu kafanda kýrmazsam boþsun" dese evde havan bulsa kadýn boþ olmaz. Bunu Harezmý tek görüþ olarak aktarmýþ,

Zerkeþi de tercih etmiþtir. Çünkü bu imkansýzdýr. Bir görüþe göre ise kocanýn ölümünden önce artýk bunu yapmasýndan ümit kesileceði için kadýn boþ olur.

Koca karýsýna "elbisemi yýkarsan boþsun" dese, o kadýndan baþkasý elbiseyi yýkasa o kadýn da daha çok temizlensin diye suya daldýrsa boþ olmaz; çünkü bu baðlamda "yýkamak" deyince sabun ve üþnan gibi þeyler kullanarak elbiseyi yýkamak ve kirleri gidermek kastedilir.

 

Koca karýsýna "kumaný öpersem boþsun" dese sonra ölmüþ olan kumasýný öpse kadýn boþ olmaz. Ancak koca karýsýný boþamayý annesini öpmeye baðlarsa annesini ölü olarak öptüðünde karýsý boþ olur. Çünkü kiþinin karýsýný öpmesi þehvetle olur, ölümden sonra ise þehvet yoktur. Anneyi öpme konusunda ise hayatta olmakla ölmek arasýnda fark yoktur. Çünkü anneyi öpmek þefkat ve saygý öpüþüdür.

 

Allah Sübhanehu ve Teala bizlere, bütün ailemize, hocalarýmýza ve arkadaþlarýmýza þerefli yüzüne bakmayý nasip eylesin!

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

RÝC’AT: GÝRÝÞ

⚠ Hata Bildir