|
ZIHAR |
ZIHAR KEFARETÝNÝN YERÝNE
GETÝRÝLME ÞEKLÝ
Keffaret üç þey ile
yerine getirilir. Nevevi bunu açýk olarak söyle-
miþ olsaydý metinde
geçen "hasletler" ifadesiyle birazdan özellikleri açýklanacak olan
köle azadýnýn kastedildiðine dair oluþabilecek yanlýþ anlama giderilmiþ olurdu.
Çünkü Nevevi daha sonra "ikinci haslet þudur, üçüncü haslet þudur"
dememiþ, yalnýzca köle azadý ve bunun hükümlerini söylemiþ, sonra da "köle
azadýný yapamayacak durumda olursa oruç tutar" demiþ, orucun hükmünden
bahsetmiþ, sonra da "oruç tutamayacak durumda olursa yemek yedirerek
keffareti yerine getirir" demiþtir. Nevevi böyle yapmak yerine
"keffaretin yerine getirilebileceði þeyler sýralýdýr: Bunlarýn birincisi
köle azadýdýr" demiþ olsa daha iyi olurdu.
A. Köle Azadý
Zýhar keffaretinin
yerine getirileceði þeyler:
Çalýþma ve kazanç elde
etmeyi ihlal edecek derecede kusuru bulunmayan mümin bir köle azat etmektir.
Küçük, saçlarý olmayan,
yürüyebilecek durumda olan topal, tek gözü kör, saðýr, koku alma özelliðini
yitirmiþ, burnu, kulaklarý ve ayak parmaklarý olmayan köle azat etmek yeterli
olur.
Müzmin hastalýðý olan,
bir ayaðý olmayan, ayný elden serçe parmaðý ve yüzük parmaðý olmayan yahut bu
ikisi dýþýnda diðer parmaklardan iki boðumu bulunmayan köleyi azat etmek
yeterli deðildir.
Ben [Nevevi] derim ki:
Baþ parmaðýn boðumlarý bulunmayan da böyledir. Allah daha iyi bilir.
Çok yaþlý ve aciz olan,
zamanýnýn çoðunluðunu akýl hastasý olarak geçiren, iyileþmesi ümit edilmeyecek
derecede hasta olan kölenin azat edilmesi yeterli deðildir. Þayet iyileþirse
daha doðru görüþe göre azadýn yeterli olduðu anlaþýlmýþ olur.
Keffaret niyetiyle kiþinin
akrabasý olan köleyi satýn almasý yeterli olmadýðý gibi, ümmü veledini yahut
sahih bir kitabet akdi yaptýðý kölesini azat etmesi de yeterli deðildir.
Müdebber köle ve azat
edilmesi þarta baðlanmýþ köleyi azat etmek yeterlidir. Kiþi þarta baðlanmýþ
azat iþlemini keffaret yapmak istese bu yeterli olmaz.
Kiþi, keffaret sebebiyle
azat etmesi gereken kölenin azadýný bir þarta baðlayabilir. Ýki keffarete
karþýlýk olarak iki kölesini, bu kölenin yarýsý ve diðer kölenin yarýsýný bir
keffaret için olmak üzere azat etmesi sahihtir.
Fakir bir kimse bir
keffarete karþýlýk olarak iki kölesinden her birinin yarýsýný azat etse daha
doðru görüþe göre kölelerin kalan kýsýmlarý hür ise bu yeterli olur.
Kiþi bir bedel
karþýlýðýnda azat etse, bu azat iþlemi keffaret olarak yeterli olmaz.
Bir mal karþýlýðýnda
azat, týpký mal karþýlýðýnda boþamak gibidir. Kiþi bir þahsa hitaben
"ümmüveledini bin dirheme azat et" dese o da bunu yapsa azat iþlemi
geçerli olur ve bedelin ödenmesi gerekir. Ayný þekilde kiþi "köleni þunun
karþýlýðýnda azat et!" dese o kiþi de azat etse daha doðru görüþe göre
hüküm yine böyledir.
Kiþi "benim adýma
köle ni þunun karþýlýðýnda azat et!" dese o muhatap da bunu yapsa, talepte
bulunan kiþi adýna köle azat olmuþ olur ve bedeli onun ödemesi gerekir. Daha
doðru görüþe göre bu kiþi azat sözcüðünün arkasýndan köleye sahip olur, sonra
köle onun adýna azat olmuþ olur.
Kendisi ve bakýmýnda
olanlarýn nafaka, giyecek, iskan ve ev eþyasý bakýmýndan zorunlu ihtiyaçlarýný
karþýlayabilecek maldan daha fazlasýna sahip olan [keffaret yükümlüsü] kimsenin
köle azat etmesi gerekir.
Kiþinin [azat edecek
köleyi satýn alabilmek için] kendisi için yeterli olacak þeylerden daha fazla
gelir getirmeyen arazi ve sermayesini satmasý gerekmez. Yine daha doðru görüþe göre
kiþinin kendilerine alýþmýþ olduðU deðeri yüksek ev ve köleyi satmasý
gerekmediði gibi, normalden yüksek fiyata satýn almasý da gerekmez.
[Ýmam ÞafiI'ye ait
görüþler içinden] en güçlü görüþe göre kiþinin keffareti yerine getireceði
vakitteki zenginlik durumu dikkate alýnýr.
Kölede Bulunmasý Gereken
Þartlar
a. Mümin Olmasý
3. Keffaret olarak azat
edilecek kölenin yeterli olabilmesi için dört þart bulunmaktadýr.
Bunlarýn birincisi
"mümin" ifadesinde belirtilmiþtir. Mümin olmak isterse ana-babadan
birinin veya esir alan kiþinin Müslüman olmasýyla olsun yeterlidir. Bu þarta
göre kafir kölenin azadý yeterli deðildir. Allah, adam öldürme keffaretinde
"mümin bir köle azat etmek gerekir" [Nisa, 92] buyurmuþtur. Diðer
keffaretler de ya kýyas yoluyla ya da mutlak olan zýhar ayetinin mukayyed olan
adam öldürme ile ilgili ayete hamledilmesi yoluyla adam öldürme keffareti gibi
deðerlendirilmiþtir. Bu þuna benzer: "Erkeklerinizden iki kiþiyi þahit
tutun" [Bakara, 282] ayetinde mutlak olarak gelen þahit kelimesi
"içinizden adalet sahibi dört kiþiyi þahit tutun" [Talak, 2] ayetine
hamledilir. Ayrýca zekatýn kafir bir kimseye verilmesi caiz olmadýðý gibi
keffaret de böyledir.
Diðer keffaretlerde de
kölenin mümin olmasý þarttýr.
b. Kusursuz Olmasý
4. Kölede bulunmasý
gereken ikinci þart çalýþýp kazanmasýný engelleyecek derecede kusurlu
olmamasýdýr. Çünkü köle azadýnýn amacý onun hür kimselerin yaptýðý þeyleri
yapabilecek duruma getirilmek suretiyle noksanlýðýnýn gidererek kemale
erdirilmesidir. Bu ise kendi hayatýný kazanabilecek hale gelmesiyle mümkündür,
aksi takdirde hem kendisine hem de baþkasýna yük olur.
Not: Nevevi: ''çalýþmak
ve kazanmak'' ifadelerini bir araya getirmiþ yalnýzca ''kazanmak'' ifadesiyle
yetinmemiþtir; çünkü müzmin hastalýðý bulunan kölenin kazanç elde etmesi mümkün
olduðu halde keffaret olarak azat edilmesi yeterli deðildir. Nevevi yalnýzca
''çalýþmak'' sözüyle yetinse daha kýsa bir ifade olurdu. Ancak o, ''kazanmak''
sözünü daha genel olanýn daha özel olana atfedilmesi þeklinde uygulamýþtýr.
Alimleriniz þöyle
demiþtir: Ýmam Þafii'nin burada köledeki kusur konusunda ''çalýþmaya zararý
olan'' kusuru dikkate almasý, kurban konusunda hayvanýn etinin deðerini azaltan
kusuru esas almasý gibidir; çünkü kurbanda amaç odur. Evlilikteki kusur ise
cinsel iliþkiyi engelleyecek kusurdur. Satýlan maldaki kusur malýn deðerini
azaltacak kusurdur. Böylece her bir konuda kusur, o konuya uygun bir þekilde
belirlenmiþtir.
5. Nevevi daha sonra
hangi kölenin keffaret olarak azat edilmesinin yeterli olup olmadýðý konusunda
ayrýntýlý hükümleri ele almýþtýr.
Hangisinin yeterli
olmayacý daha sonra gelecek olan ''müzmin hastalýðý olan'' ifadesinde yer
almaktadýr. Hangisinin yeterli olacaðýný belirtmeye þu sözüyle baþlamýþtýr:
6. Küçük kölenin -bir günlük
olsa bile- azat edilmesi yeterli olur. Bu kölenin onu azat eden kimseye tabi
olarak bile olsa Müslüman olduðuna hükmedilmiþ olmalýdýr. Bunun yeterli
olduðunun delili ayetteki mutlak ifadedir. Ayrýca onun büyümesi beklenmekte
olup durumu, iyileþmesi beklenen hasta köle gibidir.
Gurre'de durum farklý
olup küçük köle azadý yeterli deðildir. Çünkü gurre kul hakkýdýr. Ayrýca
"gurre" ifadesi bir þeyin en üstün olan kýsmý için kullanýlýr.
Bununla birlikte [diðer
mezheplere mensup] alimlerin farklý görüþleriyle çeliþmeme adýna mükellefiyet
þartlarýný taþýyan bir köle azat etmek sünnettir. Bunu Ruyanl söylemiþtir.
Not: Nevevi'nin ifadesinden anlaþýldýðýna göre
cenin, altý ay geçmeden önce doðarsa onu azat etmek yeterli olmaz. Bu doðrudur.
Ayný þekilde Kaffal'in belirttiði üzere ana karnýndan bir kýsmý ÇýkmýÞ olan
kölenin azadý da yeterli deðildir.
7. Baþýnda saç
bulunmayan kel kölenin ve çok þiddetli topallýðý bulunmadýðý için sürekli
olarak yürüyebilecek durumda olan topal kölenin azat edilmesi keffaret olarak
yeterli olur.
8. Tek gözü kör olan
kölenin az at edilmesi yeterlidir. Ravdatü'ttalibýn'de belirtildiðine göre bu
körlük, saðlam olan gözün görme gücünü zayýflatmamýþ olmalýdýr. Þayet
zayýflatýr ve çalýþmasýna açýk bir þekilde zarar verirse onun azat edilmesi
yeterli olmaz.
Not: Nevevi'nin ifadesinden [her iki gözü de] kör
olan kölenin azat edilmesinin yeterli olmadýðý anlaþýlmaktadýr ki -sonradan
görür hale gelse bile- doðru olan budur; çünkü körlük durumunda kiþinin
görmesinden ümit kesilir. Sonradan görür hale gelmek yeni bir nimet olup bu
durum hastanýn iyileþmesinden farklýdýr.
Þöyle bir itiraz söz
konusu olabilir: Bu hüküm, alimlerin þu ifadesiyle çeliþmektedir: Bir kimsenin
vücut bütünlüðüne yönelik bir suç iþlenmesi sonucu o kiþi görme kabiliyetini
yitirip diyet alsa, sonra gözleri görür hale gelse diyet kendisinden geri
alýnýr; çünkü kesinleþmiþ olan körlük ortadan kalkmaz. [Demek ki bu körlük
kesinleþmiþ deðildi.] Buna þöyle cevap verilir: ilk hüküm aslý körlükle ilgili,
ikincisi ise sonradan meydana gelen körlükle ilgilidir.
9. Ýþitme duyusunu
yitirmiþ saðýr kölenin azat edilmesi yeterli olduðu gibi dilsiz kölenin azat
edilmesi de yeterlidir. Et-Tenbih'te "yaptýðý iþaret anlaþýlan" diye
söylenmiþtir. Ravdatü 't-talibin' de "iþaretten anlayan" denilmiþtir.
Her ikisinin de dikkate alýnmasý gerekir.
Et-Tenbih 'te þöyle
denilmiþtir: "Hem saðýr hem dilsiz olan kölenin azadý yeterli deðildir;
çünkü bu iki özelliðin birleþmesi normalin üzerinde bir zararýn meydana
gelmesine yol açar." Nevevi'nin Rafil'ye tabi olarak Ravdatü't-talibin'de
söylediði sözden ise onu azat etmenin yeterli olduðu anlaþýlmaktadýr. Güçlü
olan görüþ de budur.
10. Koku alma özelliðini
yitiren, burnu olmayan, kulaklarý olmayan, ayaklarýnýn tüm parmaklarý olmayan
kölenin azat edilmesi yeterlidir; çünkü bunlarý yitirmiþ olmak kölenin çalýþýp
kazanmasýna engelolmaz. Ancak ellerin parmaklarý kopuk ise o kölenin azat
edilmesi yeterli olmaz.
11. Diþleri olmayan,
cinselorganý kopuk olan, iktidarsýz olan kölenin, cinselorganýnda kemik veya et
bulunan cariyenin, abraþ, cüzamlý, tutma özelliðinde zaaf bulunan, iþini iyi
yapamayan, ahmak olan yani yaptýðý þeyin çirkinliðini bildiði halde bir iþi
yerli yerince yapmayan kölenin, veled-i zina ve fasýðýn azat edilmesi yeterlidir.
12. Müzmin hastalýðý
bulunan veya çok zayýf olup çalýþamayacak durumda olan, ayaðý bulunmayan veya
ayný elden serçe parmaðý ile yüzük parmaðý olmayan kölenin veya diðer parmaklar
olan baþparmak, iþaret parmaðý ve orta parmaktan iki boðumu bulunmayan kölenin
azat edilmesi yeterli olmaz; çünkü iki boðumun olmamasý kölenin çalýþmasýna
zarar verir. Nevevi'nin ifadesinden yalnýzca serçe parmaðýnýn olmamasý veya
farklý ellerden bu iki parmaðýn olmamasýnýn zararý olmadýðý anlaþýlmaktadýr ki
bu doðrudur.
Not: Nevevi'nin ifadesinden ayný eldeki serçe ve
yüzük parmaklarýndan iki boðumun olmamasýnýn bir zararýnýn olmadýðý, bunlarýn
toptan yok olmasýnýn zararý olduðu anlaþýlmaktaysa da bu kastedilmemiþtir.
EI-Muharrer'deki ifade "bir parmaktan iki boðumun olmamasý o parmaðýn
olmamasý gibidir" þeklindedir.
13. [Nevevi þöyle
demiþtir:]
Ben [Nevevi] derim ki:
"Baþ parmaðýn bir boðumunun bulunmamasýnýn zararý vardýr. Allah daha iyi
bilir."
Çünkü bu durumda
baþparmaktan elde edilen yarar otadan kalkmýþ olur, bu ise parmaðýn kopmasýna
benzer.
Not: Geçenlerden anlaþýldýðý üzere bir eli kopuk
kölenin azat edilmesi yeterli olmaz. Kolu çolak olan da böyledir. Yine eldeki
parmaklarý bulunmayan veya baþparmak, iþaret parmaðý veya orta parmaðý
bulunmayan kölenin azat edilmesi de yeterli deðildir. Bir elden serçe parmaðý,
diðer elden yüzük parmaðý kopuk olsa veya baþ parmak dýþýndaki bir parmaktan
boðum kopmuþ olsa bu yeterli olur. Dört parmaðýn üst boðumlarý kopuk olsa
yeterli olur. Bu konuda Cüveyni'nin tereddüttü ifadesi yer almaktadýr.
14. Çalýþma ve
kazanmaktan aciz olan yaþlý kölenin azadý yeterli olmaz; çünkü onu azat etmek,
amacý zedeler. Yine zamanýnýn çoðunu akýl hastasý olarak geçiren köle de
böyledir; çünkü azattan amaçlanan þey gerçekleþmez. Ancak zamanýnýn çoðunluðunu
aklý baþýnda geçiren kölenin durumu bundan farklýdýr, iki þýk içinden fazla
olan dikkate alýnarak onun azadý yeterli görülür. Akýl hastalýðý ile saðlamlýk
hali eþit olanýn azadý yeterlidir. Ancak akýl saðlýðýnýn yerinde olduðu
zamanlarda kiþinin bir süre çalýþmasýna engelolacak derecede bir zaaf söz
konusu ise bu zaman, akýl hastalýðý zamanýyla birlikte deðerlendirildiðinde
þuurun yerinde olduðu zamandan daha fazla yapýyor ise onun azat edilmesi
keffaret için yeterli olmaz.
Not: Nevevi'nin ifadesinde akýl hastalýðý zamana
izafe edilmiþtir. Aslolan "zamanýnýn çoðunluðunda akýl hastasý olan"
þeklinde olmalýdýr. Bu durumda Nevevi'nin ifadesi týpký "onun gündüzleri
oruçludur" ifadesinde olduðu gibi aklý bir mecazdýr.
15. Verem gibi iyileþme
ümidi olmayan hasta kölenin azat edilmesi de yeterli deðildir; çünkü o, müzmin
hasta gibidir. Ancak iyileþme ümidi bulunan kölenin azadý yeterlidir. Bu köle
azat edildikten sonra ölse bile azat edilme esnasýnda iyileþme ümidi
bulunduðundan azat edilmesi yeterlidir. Onun ölmesi baþka bir sebepten
kaynaklanmýþ olabilir.
16. Ýyileþme ümidi
olmayan hasta az at edildikten sonra iyileþse [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep
içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre, daha
önceki zannýn yanlýþ olduðu ve azat etmenin yeterli olduðu anlaþýlmýþ olur.
Ýkinci görüþ
Onun azat edilmesi
yeterli olmaz; çünkü azat etme esnasýnda niyet sakatlanmýþtýr. Bun þuna benzer:
Felçli olmayan bir kimse adýna baþkasý vekaleten hac yapsa, sonra adamýn felçli
olduðu anlaþýlsa, daha doðru görüþe göre bu hac yeterli olmaz.
c. Köleliðin Tam Olmasý
17. Keffaret için
yapýlacak köle azadýnda köleliðin tam olarak mevcut olmasý gerekir. Nevevi bunu
þu sözleriyle belirtmiþtir:
"Keffaret niyetiyle
kiþinin bir yakýnýný satýn almasý yeterli deðildir." Kiþinin yakýný onun
üst veya alt soy hýsýmý olursa doðrudan satýn almayla azat olur, bu yeterli
deðildir; çünkü burada onun azat olmasý akrabalýk yönüyle hak edilmiþ bir durum
olup bu azat keffaret adýna yapýlmýþ kabul edilemez.
18. Müdebber kölenin,
yani efendisi tarafýndan kendisine "ben ölünce hürsün" denilerek azat
edilmesi efendinin ölümüne baðlanmýþ olan kölenin keffaret için azat edilmesi
yeterlidir. Yine müdebber köle dýþýnda azat edilmesi bir þarta baðlanan kölenin
keffaret olarak azat edilmesi de yeterlidir. Çünkü efendinin bu ikisi
üzerindeki mülkiyeti tamdýr.
Nitekim onun bu köleler
üzerindeki bütün tasarruflarýnýn geçerli olmasý da bunu göstermektedir.
Bu hüküm, kiþinin
keffaret olarak bu köleleri þarta baðlamaksýzýn azat etmesi veya ilk þartlan
önce bulunabilecek bir þarta baðlamasý durumunda geçerlidir. Aksi takdirde bu
kölelerin azadý yeterli olmaz. Nevevi bunu aþaðýdaki sözleriyle ifade etmiþtir.
19. Kiþi, þarta
baðlanmýþ olan azat iþlemini þart gerçekleþtiðinde keffarete saymak istese bu
caiz olmaz. Örneðin kiþi kölesine "sen eve girersen hürsün" dese
sonra da ikinci olarak "sen eve girersen benim keffaretime karþýlýk olmak
üzere hürsün" dese azat edilmesi þarta baðlanmýþ olan köle eve girdiðinde
hür olur, bu azat, keffaret yerine geçmez. Çünkü bu köle, ilk olarak þarta
baðlama sebebiyle hür olmayý hak etmiþtir.
20. Keffaret olarak az
at edilecek kölenin bir þart söz konusu olmaksýzýn doðrudan az at edilmesi þart
deðildir. Daha doðru görüþe göre kiþi keffaret olarak az at edilecek kölenin
azat edilmesini þarta baðlayabilir. Örneðin kölesine "eve girersen,
keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese ve köle de eve girse
keffarete karþýlýk olmak üzere azat olmuþ olur. Çünkü ayette kiþiye köle azat
etmesi emredilmiþtir. Bu, daha önce þart koþulan köle ile yerine gelmektedir.
21. Keffarete karþýlýk
olmak üzere azat olmasý bir þarta baðlanan kölenin, þarta baðlama esnasýnda
keffaret olarak azat edilmesinin yeterli olmasý gerekir. Buna göre kiþi geçerli
bir özgürlük sözleþmesi yaptýðý kölesine "taksitlerini ödeyemeyecek duruma
gelirsen keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese veya kafir kölesine
"Müslüman olduðunda keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese
yahut "cenin sað salim doðarsa benim keffaretime karþýlýk olmak üzere
hürdür" dese daha sonra da þart gerçekleþse, köle azat olmuþ olur ancak
bu, keffarete karþýlýk olarak gerçekleþmiþ olmaz.
22. Kiþi, keffaret
olarak azat edilebilecek durumda olan kölesinin azat olmasýný bir þarta baðlasa
sonra onunla özgürlük sözleþmesi yapsa, ardýndan þart gerçekleþse -Rafiý'nin
sözünden anlaþýldýðýna göre- þartýn gerçekleþmesi, þartý ileri süren kiþinin
iradesi dýþýnda olmuþsa bu azat, keffaret yerine geçer.
23. Rehin verilen yahut
[can veya vücut bütünlüðüne yönelik] suç iþlemiþ olan kölelere gelince; þayet
azat eden kiþi zengin olduðundan dolayý onlarýn azat olmasý yürürlük kazanacak
durumdaysa onlarýn keffaret yerine azatlarý geçerli olur.
24. Kaçan kölenin ve
gasp edilen kölenin azadý -kiþi gasýptan kölesini geri alma gücüne sahip olmasa
bile- yeterli olur; çünkü bu köle kendi beden gücü üzerinde hakim durumdadýr.
Bu hüküm, -velev ki azat iþlemi sonrasýnda bile olsa- onlarýn hayatta olduðu
biliniyorsa geçerlidir. Çünkü bu ikisi, tam kölelik hükmüne sahiptir. Kölelerin
kendilerinin azadý bilip bilmemeleri önemli deðildir; çünkü onlarýn azadý
bilmesi azadýn yürürlük kazanmasý için þart olmadýðý gibi, keffaret için
yeterli olma konusunda da böyledir.
Kölelerin hayatta olduðu
bilinmiyorsa azat edilmeleri yeterli olmaz.
Bundan anlaþýldýðýna
göre kendisinden haber alýnamayan kölenin azadý yeterli olmaz; çünkü keffaretin
gerekli olduðu kesin olarak bilindiði halde köle azadý yükümlülüðünün [bu
köleyi azat etmek suretiyle] ortadan kalktýðý konusunda þüphe vardýr. Köle
adýna titre verilmesi hükmü bundan farklýdýr, orada [kölenin hayatýndan þüphe
edilse bile onun adýna] titre ihtiyaten verilir.
25. Keffaret olarak
hamile cariyenin azat edilmesi -karnýndaki yavru istisna edilmiþ olsa bile-
yeterli olur. Bu durumda yavru anaya tabi olur, istisna geçersiz olur. Ýstisna
yapýlmasý cariyenin azat olmasýný engellemediði gibi [köle azat edilmesi]
farzý[ný]n düþmesini de engellemez.
26. Bir köleden elde
edilecek bedensel yarar vasiyet yoluyla baþkasýna býrakýlmýþ sa veya köle
ücretle birisi tarafýndan çalýþtýrýlýyorsa onlarýn azat edilmesi yeterli olmaz;
çünkü onlarýn kendileri için bir þey kazanabilecek durumlarý yoktur. Ayrýca
kendilerinin bedensel güçlerine malik olmalarý [yapýlan bu akitlerle]
engellenmiþtir. Bu mesele iþte bu yönüyle iyileþmesi ümit edilen hasta köle ve
küçük kölenin azat edilmesinden farklýdýr.
27. Öldürülmesine kesin
olarak hükmedilmiþ olan kölenin azat edilmesi keffaret yerine geçer, ancak
cezanýn uygulanmasý için infaz yerine getirilmiþ kölenin azadý yeterli
deðildir.
Arada þu fark vardýr:
Ýnfaz yerine getirilen kiþi normal þartlarda öldürülür. Þayet öldürülmezse bu,
iyileþmesi ümit edilmeyen hastanýn iyileþmesi gibi kabul edilir. Öldürülmesine
hükmedilmiþ olan kölenin öldürülmesi ise gecikebilir, þahitler þahitliklerinden
dönebilir.
28. Azadýn hisselere
bölünmesinin bir zararý yoktur. Buna göre ister ayný cinsten ister farklý
cinsten iki keffaret borcu olan bir kimse, her bir keffareti için iki köleyi
kölelikten kurtarmak amacýyla bir kölenin yarýsýný ve diðer kölenin yarýsýný
azat etse bu azat yeterli olur.
Bu azat iþlemi kiþinin
niyet ettiði üzere kýsmý olarak gerçekleþip sonra diðer tarafa sirayet eder mi
yoksa her bir köle bir keffaret için mi azat edilmiþ olur. Bu konuda
Ravdatü't-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir' de mezhep içindeki iki görüþ tercih
yapýlmadan verilmiþtir. el-Minhac metnindeki ifadenin zahirinden ilk görüþün
tercih edildiði anlaþýlmaktadýr. eþ-Þamil adlý eserde bu görüþ alimlerin
çoðunluðuna nispet edilmiþtir.
Görüþ ayrýlýðýnýn etkisi
þurada görülür: Kölelerden birinin kusurlu olduðu veya baþkasýna ait olduðu
anlaþýlsa, kýsmen azat görüþü kabul edildiðinde ikisinden hiçbiri keffaret
olarak yeterli olmamýþ olur. Ýkinci görüþe göre ise bir keffaret borcu düþer,
diðer keffaret borcu kalýr.
Not: Keffareti yerine
getiren kimse kölelerin kýsmen azadý konusuna hiç temas etmeksizin iki
keffareti için iki köle azat etse ve bunun dýþýnda bir þey yapmasa, Cüveyni'nin
tek görüþ olarak belirttiðine göre bu sahih olur. Ýki görüþ içinden tercihe
þayan olanýna göre bu durumda her bir köle bir keffaret yerine geçmek üzere
azat olmuþ olur.
29. Fakir bir kimse iki
kölesinin her birinden yarým hisseyi bir keffaret yerine geçmek üzere azat etse
[hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde üç görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
kölelerin geriye kalan kýsýmlarý hürse bu azat iþlemi yeterli olur; çünkü köle
azat etmenin amacý olan "baðýmsýz hareket etme imkaný" bununla
gerçekleþmektedir.
Ýkinci görüþ
Kurbanda iki yarým nasýl
ki tek bir payolarak geçerli sayýlmýyorsa burada da mutlak olarak yeterli
olmaz.
Üçüncü görüþ
Her bir pay bir þahýs
gibi düþünülerek mutlak olarak geçerli kabul edilir.
30. "Fakir" ifadesi
zengini dýþarýda býrakýr. Buna göre zengin bir kimse kölenin yarýsýný azat
ettiðinde, bu azat iþlemi diðer yarýma da sirayet edeceðinden onun azadý mutlak
olarak yeterli olur.
Not: Nevevi'nin ifadesinden þu anlaþýlmaktadýr:
"Ýki köleden yalnýzca birinin geriye kalan kýsmý hür olsa, bu azat iþlemi
keffaret yerine geçmez."
Zerkeþi þöyle demiþtir:
"Bu doðru deðildir, zahir olan bunun yeterli olmasýdýr, çünkü bu azat
iþleminden tam bir köle azadý çýkmaktadýr. "
Bu doðrudur.
Zengin bir kimse ortak
bir kölenin yarýsýný keffareti yerine geçmek üzere azat etse, kendi payýný az
at ederken ortaðýnýn payýnýn da keffaret yerine sarfedilmesine niyet ederse bu
yeterli olur. Aksi takdirde yalnýzca kendi payý keffaret yerine geçer, bundan
sonra kiþi bir köleye yetecek kýsmý kendisi tamamlar.
d. Azadýn bedelli
olmamasý
31. Köle azadýnm
dördüncü þartý, Nevevi'nin þu ifadesinden anlaþýlacaðý üzere azat iþleminin
bedelli olma özelliðinin bulunmamasýdýr: "Kiþi keffareti yerine geçmek
üzere kölesini ondan alacaðý bir bedel karþýlýðýnda azat etse bu azat, keffaret
yerine geçmez."
Çünkü sýrf keffaret
olarak yapýlmamýþtýr.
Not: Nevevi'nin "bedel" sözcüðünü
kayýtsýz olarak zikretmesinden anlaþýldýðýna göre;
Kiþi "seni
keffaretim yerine geçmek üzere bana bin dirhem vermen þartýyla azat
ediyorum" þeklinde bedel ödemeyi köle üzerine gerekli kýlsa,
Veya "bu kölemi
senden alacaðým bin dirheme karþýlýk keffaretim yerine geçmek üzere azat
ediyorum" diye yabancý bir þahýs üzerine bedeli gerekli kýlsa ve o kiþi de
bunu kabul etse,
Yahut yabancý bir þahýs
ona "keffaretin yerine geçmek üzere köleni benden alacaðýn bin dirhem
karþýlýðýnda azat et!" dese ve o da derhal bunu yapsa,
Bütün bu durumlarda köle
azadý, keffaret yerine geçmez. Bu doðrudur. Bu azat keffaret olarak geçerli
olmayýnca, iki görüþten daha doðru olanýna göre kiþi, kölenin azat edilmesini
talep eden kimseden kölenin bedelini talep eder. Bu durumda kölenin vela hakký
onu azat eden kimseye ait olur. Zira bu kiþi köleyi, parayý veren adýna azat
etmemiþ, kendisi de talepte bulunmamýþtýr.
32. Nevevi, keffaret
yerine geçmek üzere bedelli olarak köle azadýndan bahsedince ek bilgi olarak
keffaret dýþýnda bedelli köle azadýna iliþkin þu açýklamalarý yapmýþtýr:
"Bir mal karþýlýðýnda
köle azadý, mal karþýlýðýnda boþama gibi-
Buna göre bu iþlem
sonucunda malý elde eden kimse açýsýndan bu, içinde þarta baðlama özelliði de
bulunan bedelli bir akittir. Talepte bulunan açýsýndan ise içinde ödül vaadi
[cuale] bedelli akit gibidir. Bu konu daha önce hulu' bahsinde geçmiþti.
Burada talepte bulunan
kimseye derhal cevap verilmesi gerekir. Þayet cevap gecikirse azat, köle sahibi
adýna yapýlmýþ olur.
Not: EI-Muharrer'de bu konuya bir baþlýk açýlarak
"bu konu asýl konuya dahildir" denilmiþtir. Bu sebeple ben, Þarih
Celaleddin el-Mahalll'ye tabi olarak "Nevevi bunu ek bilgi olarak
vermiþtir" dedim.
33. Bir kimse, ümmü
veled cariyenin efendisine "ümmü veledini bin dirheme azat et!" dese
o kiþi de derhal azat etse, azat iþlemi yürürlük kazanýr ve talepte bulunan
kiþinin belirtilen bedeli ödemesi gerekir; çünkü bu bedeli ödemeyi
üstlenmiþtir. Bu, talepte bulunan kimse açýsýndan cariyenin özgürlük bedelinin
ödenmesi gibi olup yabancý bir þahsýn hulu' yapan kadýn adýna hul' bedelini ödemesine
benzer.
Not: Nevevi "o kiþi de hemen azat etse"
demek suretiyle azat etme iþleminin söze bitiþik olmasýna iþaret etmiþtir. Uzun
bir aradan sonra azat etse, bu azat köle sahibi adýna geçerli olur, talepte
bulunan kiþinin herhangi bir þey ödemesi gerekmez.
Yine kiþi "ümmü
veledini benim adýma bin dirheme azat et" dediðinde ümmü veled sahibi
"onu senin adýna azat ettim" dese bu azat iþlemi üm mü veled sahibi
adýna geçerli olur, "senin adýna" ifadesi hükümsüzdür. Çünkü
ümmüveledlik baþkasýna nakledilmeye elveriþli deðildir. Ancak kiþi "karýný
benim adýma þu kadar bedel karþýlýðýnda boþa!" dediðinde kiþi karýsýný
boþasa, diðer þahsýn bedeli ödemesi gerekir; çünkü boþamada talepte bulunan
kiþiye herhangi bir þeyin intikal etmesi düþünülemez. Ümmüveled ise bundan
farklý olup onun diðer þahsa intikal etmesi düþünülebilir.
34. Bir kimse, bir
kölenin efendisine "senin adýna" veya "benim adýma" gibi
bir söz söylemeyip mutlak olarak "köleni þu bedel -mesela bin dirhem-
karþýlýðýnda azat et!" dese ve o kiþi de kölesini derhal azat etse, azat
iþleminin geçerli olacaðý konusunda ittifak vardýr.
[Bu kiþinin bedeli
ödemesi gerekir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
kiþi bedel ödemeyi üstlendiðinden bununla yükümlü olur. Böylece bu, -yukarýda
geçen ümmüveledin azat edilmesinde olduðu gibi- fidye ödeyerek köleyi
hürriyetine kavuþturma iþlemi olmuþ olur.
Ýkinci görüþ
Köle sahibi bedel almaya
hak kazanamaz; çünkü burada -ümmüveled meselesinin aksine- köle üzerindeki
mülkiyetin o þahsa nakledilmesi mümkün olduðundan fidye karþýlýðý hürriyete
kavuþturma yoktur.
Not: Nevevi'nin "þu bedel karþýlýðýnda"
ifadesi, bedelin mal olmasýnýn þart olmadýðýný hissettirmektedir. Buna göre
kiþi mesela "þarap karþýlýðýnda" veya "gasp edilen mal
karþýlýðýnda" demiþ olsa bu iþlem yürürlük kazanýr ve daha doðru görüþe
göre bu durumda kölenin deðerini ödemek gerekli olur.
Kölenin azat
edilmesinden sonra onda bir kusurun olduðu ortaya çýksa, azat iþlemi geçersiz olmaz,
aksine azadý talep eden kimse noksanlýðýn kölenin deðerinde meydana getirdiði
azalmayý köle sahibinden geri alýr. Þayet bu kusur, kölenin keffaret olarak
verilmesine engel teþkil edecek bir noksanlýk ise keffaret yükümlülüðü o
kölenin azat edilmesiyle ortadan kalkmaz.
35. Bir kimse bir köle
sahibine hitaben "köleni benim adýma -mesela- bin dirhem / bir küp þarap
karþýlýðýnda azat et!" dese köle sahibi de derhal bunu yapsa, köle, azat
isteðinde bulunan kiþi açýsýndan kendiliðinden azat olan [birinci dereceden]
yakýnlarýndan olmasa, talepte bulunan kiþi adýna azat olmuþ olur. Çünkü [kýsmi
köle azadýnda] sirayet yoluyla köle sahibinin rýzasý olmaksýzýn baþkasý adýna
azat olma gerçekleþince köle sahibinin rýzasý ve azat etmesi ile evleviyetle
baþkasý adýna gerçekleþir.
Not: Nevevi'nin ifadesi,
talepte bulunan kimsenin keffaret yükümlülüðü olup bu talepte bulunurken ona
niyet etmesi durumunu da kapsamaktadýr ki bu durumda Ýmam ÞafiI'nin açýk
ifadesine göre azat iþlemi, keffaret yerine geçer.
36. [Yukarýdaki durumda
talepte bulunan kiþi] þayet bedelolarak [dince] malolan bir þey zikretmiþse,
üstlendiði þey dikkate alýnýr onu ödemesi gerekli olur. Þayet zikrettiði þey
[dince] mal kabul edilmeyen bir þey ise o zaman kölenin deðerini ödemesi
gerekir. Bu -Rafii'nin kesin olarak belirttiði ve daha önce de iþaret edildiði
üzere- hulu' da olduðu gibidir.
37. Kiþi, [köle sahibine
hitaben "köleni benim adýma] "karþýlýksýz olarak azat et!" dese
[diðer þahýs da köleyi azat etse] talepte bulunan kiþi herhangi bir þeyle
yükümlü olmaz.
38. Kiþi herhangi bir
bedel þart koþmadýðý gibi bedeli nefyetme gibi bir ifade de kullanmaksýzýn
"köleni benim keffaretim için azat et!" dese ve bedel zikretmese
kölenin deðerini ödemesi gerekli olur. Bu týpký "borcumu öde!" demesi
gibidir.
39. Köle azat etmesi
gerekli olmayan bir kiþi [köle sahibine hitaben] "köleni benim adýma azat
et!" dese Ýmam Þafii'nin el-Ümm'deki açýk ifadesi ve alimlerin
çoðunluðunun burada meseleyi ele alýþ biçimlerinden anlaþýldýðýna göre kölenin
deðerini ödemesi gerekmez, bu azat, teslim edilmiþ bir hibe gibi kabul edilir.
Not: Nevevi [Arapça'da takip bildiren]
"fa" harfiyle "o da derhal yapsa" demekle, köle sahibinin
taleb e derhal cevap vermesinin þart olduðuna iþaret etmiþtir. Aradan uzun
zaman geçtikten sonra köle sahibi azat ederse bu, köle sahibi adýna yapýlmýþ
bir azat olur, talepte bulunan kiþi herhangi bir þeyle yükümlü olmaz.
Talepte bulunan kiþi,
köleyi elde ettiði anda kölenin kendiliðinden azat olacaðý bir þahýs ise köle
onun adýna azat olmuþ olmaz; çünkü yabancý bir þahýs olsaydý köleyi onun
mülkiye-
tine girmiþ kabul
edecektik ve talebin yapýldýðý þahsý da azat etme konusunda onun vekili gibi
düþünecektik. Oysa bizim meselemizde talepte bulunan kimsenin köleye malik
olmasý onun azat olmasýný gerektirmektedir. Bundan sonra azat etme konusunda
vekil kýlmak sahih olmadýðýndan burada kýsýr döngü oluþmaktadýr. Bunu Kadý
Hüseyin fetvalarýnda söylemiþtir.
40. Kölenin azat
edilmesini isteyen kimse [kölenin mülkiyetini ne zaman elde etmiþ kabul edilir?
Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
talepte bulunan kiþi, azat edilmesi istenen köleye, kendisinin talebinden sonra
söylenen azat etme sözcüðünün ardýndan sahip olur. Çünkü mülkiyete malik olan
odur. Daha sonra köle onun adýna azat olmuþ olur. Zira azat iþlemi mülkiyetin
ardýndan gerçekleþir. Böylece kýsa zaman aralýðýyla mülkiyet ve azat birbirine
bitiþik olarak gerçekleþmiþ olur.
Bu görüþ, "þart,
meþruta baðlýdýr" kuralýna dayalýdýr.
Ýkinci görüþ
Mülkiyet ve azat, sözün
söylenmesinin ardýndan eþ zamanlý olarak gerçekleþir. Bu, "þart ve þarta
baðlanan þeyayný anda gerçekleþir" görüþüne dayalýdýr.
Ravdatü't-talibin'de Nevevi "þartý þarta baðlama" konusunda bu görüþü
doðru kabul etmiþtir.
41. Kiþi "yarýn
olduðunda köle ni benim adýma bin dirheme azat et!" dese, köle sahibi de
onun adýna azat etse bu azat sahih olur ve belirtilen bedelin ödenmesi gerekir;
çünkü bu iþlem satým akdini bünyesinde barýndýrýr. Zira kölenin azat olmasý,
öncelikle ona sahip olmaya baðlýdýr. Bu sebeple [teklifte bulunan] kiþi sanki
"köleyi bana sat sonra da benim adýma azat et!" demiþ ve diðer kiþi
de onun bu isteðine olumlu cevap vermiþ gibi kabul edilir. Köle sahibi köleyi,
talepte bulunan þahýs adýna bedelsiz olarak veya bin dirhem dýþýnda baþka bir
bedelle azat ederse bu azat iþlemi, talepte bulunan kiþi adýna deðil azat eden
kiþi adýna gerçekleþmiþ olur.
Not: Köle ücretle kiraya
verilmiþ veya gasp edilmiþ olsa ve geri alýnmasý mümkün olmasa bile bedel
karþýlýðý yapýlan azat iþlemi geçerli olur; çünkü burada satým, [doðrudan
deðil] zýmnen [dolaylý olarak] gerçekleþtiðinden müstakil satým akdinde göz
yumulmayan þeye burada göz yumulmaktadýr.
Kiþi baþkasýna hitaben
"keffaretim için her birine bir müd buðdayolmak üzere altmýþ fakire yemek
yedir!" dese ve kalbinden de buna niyet etse, muhatap da bunu
gerçekleþtirse daha doðru görüþe göre bu yedirme keffaret yerine geçer. Bunun
hemen o mecliste yapýlmasý gerekmez. Havarizml'nin belirttiðine göre [yemin
keffaretinde] fakirleri giydirme de bu konuda yemek yedirme gibidir.
42. Nevevi, keffaretle,
azat eden kiþiye iliþkin þu genel ilkeye iþaret etmiþtir: "[Keffaretle
yükümlü olan] bir kimse, kendisi ve þer'an bakmakla yükümlü olduðu kimselerin
nafaka, giyecek, barýnma, ev eþyasý, hizmet gibi zorunlu ihtiyaçlarý için
gerekli olan þeyler dýþýnda, ihtiyaç duymadýðý bir köleye sahip olsa veya köle
satýn alabilecek para veya mala sahip olsa köle az at etmesi gerekir."
43. "Köle azat
etmesi gerekir" ifadesi þartýn cevabýdýr. Bundan anlaþýldýðýna göre buna
sahip olmayan kimsenin köle az at etmesi gerekmez.
Bunun delili
"temasta bulunmadan önce bir köle azat etmesi gerekir. Kim bulamazsa ...
" [Mücadele, 3] ayetidir.
44. Hasta, yaþlý veya
aþýrý kilolu olduðundan kendi iþini göremeyecek durumda olan kimse, elinde
bulunan kölenin hizmetine muhtaç olursa veya makam-mevki sahibi olup kendi
iþini görmeyecek durumda olsa bu kiþinin elinde bulunan köle yok hükmünde kabul
edilir.
Ancak orta seviyeli bir
kimse olursa köleyi az at etmesi gerekir. Çünkü köleyi keffaret için azat
etmesi durumunda büyük bir sýkýntýyla karþýlaþmaz, yalnýzca rahatýndan olmuþ
olur.
45. Alimlerin bu
meseledeki mutlak ifadesinin kapsamýna girmekle birlikte el-Mühimmat adlý
eserde keffaretin mal ile yerine getirilmesi hükmünden zengin bile olsa sefih
istisna edilmiþtir. Rafii "kýsýtlama" konusunda onun fakir kimse gibi
kabul edileceðini, yemin edip de yeminini bozduðunda oruç tutarak keffareti
yerine getireceðini söylemiþtir.
46. Nevevi nafaka ve
giyeceði kayýtsýz olarak zikretmiþtir. Rafii þöyle demiþtir: "Alimler
nafaka ve diðer masraflarýn süresiyle ilgili bir açýklama yapmamýþtýr. Bunun
ortalama ömür süresi veya bir sene þeklinde sýnýrlandýrýlmasý mümkündür."
Ravdatü't-talibin'de Nevevi ikincisini doðru kabul etmiþtir. Bundan
anlaþýldýðýna göre bu konuyla ilgili olarak önceki alimlerden bir nakil yoktur.
Oysa alimlerin çoðunluðu ilk görüþü nakletmiþ olup "sadakalarýn
taksimi" konusunda geçtiði üzere itimad edilmesi gereken görüþ de budur.
Beðavý, zekat konusunda
yaptýðýna kýyasla fetvalarýnda ilk görüþü tek görüþ olarak zikretmiþtir.
Ezrai ve baþkalarýnýn da
belirttiði üzere "hac" ve "sadakalarýn taksimi" konusunda
zikredilen "fakihin kitaplarý hac yapmak için satýlmaz, zekat almasýna
engel teþkil etmez" hükmü ve iflas konusunda zikredilen "maaþlý
askerin atý ona býrakýlýr" hükmünün burada da benzer bir þekilde
uygulanmasý mümkün hatta önceliklidir.
47. Keffaret yükümlüsü
olan kiþinin gayr-i menkulünden elde ettiði gelir ile ticaret malýndan elde
ettiði kar, masraflarý için kendisine yeterli olacak miktarýn dýþýnda azat
edilecek köle için yeterli olmuyorsa o kiþi her iki durumda [köle azadý
seçeneðini] terk edip oruç tutma seçeneðini uygular. Þayet gayrimenkul ve
ticaret malýndan elde edilen gelir kendisi için yeterli olacak miktardan daha
fazlaysa bunlarý kesin olarak satmasý gerekir.
48. Kiþinin alýþýk
olduðu evini ve kölesini [keffaret olarak köle azat edebilmek için satmasý
gerekir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
bunlarý satmasý gerekmez; çünkü insanýn alýþýk olduðu þeyden ayrýlmasý zordur.
Ev ve kölenin deðerli
olmasý þöyle olur: Kiþi evini sattýðmda elde edeceði parayla oturacaðý bir ev ve
azat edeceði bir köle alabilecekse veya kölesini sattýðmda kendisine hizmet
edecek bir köle ve azat edecek bir köle bulabilecekse o ev ve köle deðerlidir.
Ýkinci görüþ
Kiþinin azat edecek
köleyi elde edebilmek için bunlarý satmasý gerekir, burada kiþinin alýþýk
olduðu þeyden ayrýlmasý dikkate alýnmaz.
Nevevi'nin "alýþýk
olduðu" ifadesi, kiþinin alýþýk olmadýðý ev ve köleyi dýþarýda
býrakmaktadýr, bu durumda kiþinin o evi satmasý ve köleyi az at etmesi kesin
olarak gerekli olur.
Not: "Köle" yerine "hizmetçi"
denilmesi daha uygun olurdu; çünkü cariye de ayný hükme tabidir. Özellikle kiþi
cariyeye iliþkide bulunmak için ihtiyaç duyabilir.
EI-Ýstizkar adlý eserde
þöyle denilmiþtir: Kiþinin iliþkide bulunduðu bir cariyesi ve bir hizmetçisi
olsa, cariyenin ona hizmet etmesi mümkün ise hizmet eden köleyi azat eder, aksi
takdirde azat etmez.
Daha önce belirttiðimiz
üzere burada "köle" derken cins kastedilmektedir. Þu halde burada da
kastedilen de aynýdýr.
Kiþinin geniþ bir evi
varsa þayet kalan kýsmýnda oturmasý mümkün ise fazlalýk kýsmýný satmasý
gerekir. Çünkü bunda bir zarar ve zorluk yoktur. Çoðunluðun ifadesinden
anlaþýldýðý kadarýyla bu konuda alýþýk olunan ev ile olunmayan ev eþittir;
çünkü burada kiþi evinden ayrýlmamaktadýr.
Keffaret yükümlüsüne
uymayan deðerli elbise þayet giymeye ve keffaret borcunu yerine getirmeye
elveriþliyse, [keffareti yerine getirmek için] satýlmasý gerekir. Ancak kölede
geçtiði üzere kiþinin alýþýk olduðu elbisesi ise alýþýk olunan bir þeyden
ayrýlmak zor olduðu için kiþinin bu elbisenin bir bölümünü satmasý gerekmez,
oruç tutmasý yeterli olur.
Hacca gidebilmek için
kiþinin alýþýk da olsa malýný satmasý gerekir. Rafii þöyle demiþtir:
"Muhtemelen aradaki
fark, haccýn bedeli olmadýðý halde köle az adýnýn bedelinin olmasýdýr."
Bununla iflas konusunda
geçen "iflas eden kimseye hizmetçi ve ev kalmamasý" arasýnda þu fark
vardýr: Keffaretin bir bedeli vardýr ve kul haklarýnýn aksine Allah haklarýnda
müsamaha esasý geçerlidir.
Bir kimsenin, kendisine
yetecek miktardan daha fazla ücreti olsa, köle azat etmek amacýyla fazladan
ücret elde etmek için beklemesi gerekli olmayýp fazlalýk olan ücreti üç gün
veya buna yakýn bir zamanda elde etmesi mümkün olsa bile oruç tutarak keffareti
yerine getirebilir. Oruç tutmadan önce fazlalýðý biriktirirse eda vakti dikkate
alýndýðýndan köle azat etmesi gerekli olur.
49. [Kiþi, keffaret
olarak azat edeceði köleyi normal fiyatýndan daha pahalýya bulursa] fazlalýk az
miktarda olsa bile -týpký abdest suyunda olduðu gibi normal fiyatýnýn üzerinde
satýn almasý gerekmez. Örneðin kiþi, sahibi tarafýndan normal fiyatýndan daha
pahalýya satýlan bir köle bulsa onu satýn almasý gerekmez. Bu durumda oruç
tutma seçeneðini seçmez, normal fiyatýna azat edebileceði bir köle satýn
alýncaya kadar bekler.
50. Ayný þekilde kiþinin
malý yanýnda deðilse malý yanýna gelinceye kadar bekler. Malýn bulunduðu mesafe
namazýn kýsaltýlabileceði uzaklýkta olsa ve kiþi zýhar keffaretini yerine getirecek
olsa bile hüküm böyledir. Çünkü kiþi ölseydi köle onun terikesinden alýnacaktý.
Ancak teyemmüm meselesinde benzer durumda hüküm farklýdýr; çünkü ölen kiþi
adýna namaz kaza edilmez.
51. Kiþiye keffaret
olarak azat etmesi gereken köle hibe edilse, minnet yükü altýnda kalma söz
konusu olduðu için bunu kabul etmesi gerekmez, ama kabul etmesi sünnettir.
52. [Kiþinin köle
azadýna güç yetirebilecek durumda olup olmadýðýný belirlemek için hangi zaman
dilimi dikkate alýnýr? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait üç görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
En güçlü görüþe göre
köle azat etmeyi gerekli kýlacak zenginliði belirlemede keffareti yerine
getirme [yani eda] aný dikkate alýnýr. Çünkü keffaret, kendi cinsinden olmayan
bedeli bulunan bir ibadet olduðundan týpký oruç, teyemmüm, namazdayken kýyam ve
oturma gibi eda vakti dikkate alýnmýþtýr.
Ýkinci görüþ
Keffaretin kiþiye
gerekli olduðu vakit dikkate alýnýr. Et- Tenbih yazarý bunu esas almýþtýr. Ben,
o eserin þerhinde bu görüþün zayýflýðýna dikkat çekmiþtim.
Üçüncü görüþ
Zenginlik keffaretin
gerekli olduðu ve eda edileceði vakitlerden
hangi vakitte olursa o
vakit dikkate alýnýr.
Not: Yukarýda geçen hükümler hür kimse
hakkýndadýr. Zýhar yapan köleye gelince, onun köle azat ederek ve yemek
yedirerek keffareti yerine getirmesi mümkün olmadýðýndan oruç tutar.
Efendi kölesinin oruç
tutmasýna izin vermezse onun adýna keffareti yerine getirebilir.
B. Altmýþ Gün Oruç
Tutmak
Nevevi daha sonra
keffaretin yerine getirilebileceði ikinci durumu ele alarak þöyle demiþtir:
Kiþi köle azat
edemeyecek durumdaysa iki ay peþpeþe hilali dikkate alarak, keffaret niyetiyle
oruç tutar. Daha doðru görüþe göre orucun peþpeþe olmasýna niyet etmesi þart
deðildir. Ayýn ortasýnda baþlarsa bundan sonraki ay hilale göre hesap edilir,
ilk aydan tuttuðu günleri üçüncü aydan eklemek suretiyle otuza tamamlar.
Özürsüz olarak bir gün
oruç kaçýrma durumunda peþpeþe tutma özelliði yerine gelmemiþ olur. Ýmam
ÞafiI'nin yeni görüþüne göre hastalýk da böyledir. Kadýnýn adet görmesi böyle deðildir.
Mezhepte esas alýnan rivayete göre akýl hastalýðýna yakalanmak da böyledir.
53. Zýhar yapan kimse
hissen [gerçekten] veya þer'an [hukuken] köle azat edebilecek durumda deðilse
-ayetteki ifade sebebiyle- peþpeþe iki ay oruç tutar. Borç alarak veya baþka
yollarla köle azat ederse daha doðru görüþe göre yeterli olur; çünkü daha üst
sýradaki bir þeyi yapmýþtýr.
Not: Kiþinin bir kölesi varken onu öldürse bu kiþi
oruç tutarak keffareti yerine getirebilir mi? "Eda vakti dikkate
alýnýr" görüþünü kabul edersek Ruyaný'nin tercih ettiði üzere oruç
tutabilir. Aksi takdirde tutamaz.
Fakir olan kiþi oruç
tutmaya baþladýktan sonra zengin olsa köle azat etmesi gerekmez.
54. Ýki ay, [her biri
otuz günden] eksik bile olsa hilallerle belirlenir. Bu iki ayda kiþi -farz
oruçta bilindiði þekliyle- her günün gecesinde keffarete niyet ederek oruç
tutar. Konunun baþýnda geçtiði üzere hangi keffaret olduðunu "zýhar",
"adam öldürme" vb. diyerek belirtmesi gerekmez.
55. Kiþinin üzerinde iki
keffaret borcu olsa ve buna karþýlýk dört ay oruç tutsa yeterli olur.
EI-Matlab adlý eserde þu
durum istisna edilmiþtir: Kiþi bir keffaret için bir ay, sonra baþka bir
keffaret için bir ay oruç tutsa, sonra ilk keffaret için bir ay, sonra da
ikinci keffaret için diðer ay oruç tutsa bu oruçlar hiçbir keffaret için
geçerli olmaz. Ayný durumda iken iki köle azat etme konusu bundan farklýdýr;
çünkü oruçta iki ayýn peþpeþe olmasý þarttýr.
56. Oruç yoluyla
keffareti yerine getirirken [peþpeþe oruç tutmaya niyet etmek þart mýdýr? Bu konuda
mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
[niyet ederken orucun] peþpeþe olmasýna niyet etmek þart deðildir, fiilen
peþpeþe tutmak yeterlidir. Ayrýca namazdayken avret yerlerini örtme örneðinde
olduðu gibi peþpeþe olmak ibadette þart olup buna niyet etmek þart deðildir.
Ýkinci görüþ
Her gece oruç tutmaya
niyet etmek þarttýr, böylece özelolarak o oruca temas etmiþ olur.
Not: Keffaret yükümlüsünün oruç tutmasý ancak köle
azadýnýn imkansýz olmasý sebebiyle oruç tutmasýnýn caiz olduðu kesin olarak
bilindikten sonra geçerli olur. Azat edilecek köle konusunda bir araþtýrma
yapmadan geceleyin oruç tutmaya niyet etse sonra köle hakkýnda araþtýrma yapýp
bulamasa o niyet yeterli olmaz.
57. Kiþi oruca ay
esnasýnda baþlasa örneðin Muharrem ayýndan yirmi gün geçtikten sonra baþlasa
sonraki ay -yani bizim örneðimizde Safer ayý- hilale göre hesap edilir. Ýlk ay
olan Muharrem ayý ise üçüncü aydan eklenecek günlerle -bizim örneðimizde
Rebiülevvel ayýndan eklenecek on gün ile- otuz güne tamamlanýr. Çünkü orada
hilali esas almak mümkün olmadýðýndan sayý esas alýnmýþtýr.
58. Orucun peþpeþe olma
niteliði özürsüz yere birgün kaçýrýlmasý halinde ortadan kalkar.
Bu, son gün bile olsa böyledir.
Bu, kiþinin orucunun bozulmasý veya bazý gecelerde niyet etmeyi unutmakla
olabilir. Emredilen þeyleri yerine getirme konusunda unutmak bir özür olarak
kabul edilmez.
Bu durumda, daha önce
tutulan oruçlar geçersiz mi olur yoksa nafile oruca mý dönüþür?
Bu konuda Ýmam Þafii'ye
ait iki görüþ bulunmaktadýr. EI-Envar adlý eserin yazan ilk görüþü,
Ýbnü'l-Mukrý ise ikinci görüþü tercih etmiþtir. Ýlk görüþ "özürsüz yere
orucu bozma", ikinci görüþ "özür sebebiyle bozma" þeklinde
yorumlanýr.
59. Kiþi orucu
bitirdikten sonra bir günün orucuna niyet edip etmediðinde þüphe etse isterse
bu, niyetinde þüphe ettiði günün orucu olsun bunun zararý olmaz. Çünkü günü
bitirdikten sonra meydana gelen þüphenin bir etkisi yoktur. Bu, benzer durumda
namaza niyet konusundan ayrýlýr; çünkü namaz konusu oruca göre iþin daha sýký
tutulduðu bir konudur.
Not: Nevevi'nin
ibaresinin mefhum-ý muhalifinden þu durum istisna edilir: Kiþi yolculuk
sebebiyle oruç tutmasa veya hamile ya da süt emziren kadýn çocuk sebebiyle oruç
tutmasa veya kiþi þiddetli açlýk sebebiyle orucunu bozsa bu durumda özür
bulunsa bile peþpeþe olma özelliði ortadan kalkmýþ olur.
60. Orucu býrakmayý
mübah kýlacak derecede olan hastalýk sebebiyle orucu býrakmak [orucun peþpeþe
olma özelilðini ortadan kaldýrýr mý? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ
bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Ýmam Þafii'nin yeni
görüþüne göre bu durumda orucun peþpeþe olma özelliði ortadan kalkmýþ olur;
çünkü hasta olmak oruç tutmayla çeliþen bir durum deðildir. Burada kiþi kendi
isteðiyle orucu býrakmýþtýr. Onun durumu oruç tutarken çok zorlanýp orucunu
bozan kiþinin durumu gibidir.
Ýkinci görüþ
Ýmam Þafii'nin eski
görüþüne göre bu durumda peþpeþe olma özelliði ortadan kalkmaz; çünkü peþpeþe
tutma zorunluluðu, Ramazan orucunun aslen farz olmasýndan daha güçlü olamaz.
Ramazan orucu hastalýk durumunda düþmektedir.
61. Yukarýdaki
açýklamalardan hastalýktan korkarak oruç býrakmanýn, peþpeþe olma özelliðini
evleviyetle ortadan kaldýracaðý anlaþýlmaktadýr.
62. Orucun peþpeþe
olmasý, kadýnýn adet görmesiyle ortadan kalkmaz; çünkü adet görmek oruçla
çeliþen bir durumdur. Normal adet gören bir kadýn bir ay içinde normal
þartlarda adet görür. Bu durumda iki ay oruç tutmayý menopoz olma dönemine
ertelemek büyük bir risktir.
63. Bu hüküm, kadýnýn
iki ay veya daha fazla süreyle hayýzdan kesilme adeti olmadýðýnda söz
konusudur. Þayet böyle bir adeti var olup da araya hayýzýn gireceði bir sürede
kadýn oruca baþlamýþsa, Ravdatü't-talibin'de Mütevelli'den aktarýlan ve
onaylanan görüþe göre orucun peþpeþe olmasý kesintiye uðramýþ olur.
64. Ayný þekilde
keffaretle yükümlü olan kiþi Ramazan veya Kurban bayramý gibi orucu kesintiye
uðratacak bir zaman diliminin araya gireceðini bile bile iki aylýk oruca
baþlasa,
[bu vakitler araya
girdiðinde oruç kesintiye uðrar]. Bu, el-Muharrer'de belirtildiði halde Nevevi
bunu atlamýþtýr.
Not: Doðru görüþe göre loðusalýk da hayýz gibi
olup orucun peþpeþe olmasýný zedelemez. Bir görüþe göre ise loðusalýk [hayýza göre]
nadir olduðundan peþpeþe olmayý kesintiye uðratýr. Ýmam ÞaHl'nin ifadelerinden
ilk anda anlaþýlan da budur.
Araya hayýz ve
loðusalýðýn girmesi zýhar keffaretinde deðil yalnýzca adam öldürme keffaretinde
düþünülebilir. Çünkü zýhar keffareti kadýn üzerine gerekli deðildir. Bu yüzden
Nevevi'nin burada zýhar keffaretinden bahsederken hayýzdan söz etmesine itiraz
edilmiþtir.
Bu itiraza þöyle cevap
verilmiþtir: Burada Nevevi mutlak olarak keffaretten bahsetmektedir.
Ayrýca Ýmam Þafii'nin
eski olup tercih edilen görüþüne göre bir kadýnýn, üzerinde zýhar keffareti
borcu olup da ölen bir yakýný adýna onun keffaret orucunu tutmasý
düþünülebilir.
65. Mezhepte esas alýnan
rivayete göre akýl hastalýðýna yakalanmak orucun peþpeþe olma özelliðini
ortadan kaldýrmaz; çünkü oruç tutmak týpký hayýz gibi akýl hastalýðýyla da
çeliþen bir durumdur. Daha önce Mütevelli'den aktardýðýmýz görüþ, ez-Zehair
adlý eserde belirtildiðine göre gel-git þeklinde olan akýl hastalýðý için de
geçerlidir.
66. Uzun süreli
baygýnlýk -Ravdatü 't-talibýn' de belirtildiðine göre- akýl hastalýðý gibidir.
Ýtimad edilen görüþ de budur. Bir baþka görüþe göre ise bu, hastalýk gibidir.
Et-Tenkih 'teki ifadeden bunun tercihe þayan olduðu anlaþýlmaktadýr. Ezrai
þöyle demiþtir: "Mezhepte esas alýnan ve Ýmam Þafii tarafýndan el-Ümm'de
açýk olarak belirtilen görüþ budur."
67. Kiþi Ramazan orucunu
keffaret niyetiyle veya hem ramazan hem keffaret niyetiyle tutsa orucu batýl
olur.
68. Kiþinin daha sonra
baþtan tutmak için iki aylýk orucu kesintiye uðratmasý günahtýr. Çünkü iki
aylýk oruç, tek bir günlük oruç gibidir.
69. Kiþi, iki aylýk oruç
tutma esnasýnda geceleyin eþiyle iliþkide bulunsa günaha girmiþ olur, ancak
oruca yeniden baþlamasý gerekmez.
c. Altmýþ Fakiri
Doyurmak
Kiþi yaþlýlýk veya hastalýk
sebebiyle oruç tutamayacak durumda olursa -alimlerin çoðunluðu "iyileþmesi
ümit edilmeyen hastalýk" demiþlerdir- veya oruç tutmasý durumunda þiddetli
bir zorlukla karþýlaþýyor yahut hastalýðýnýn artmasýndan korkuyorsa titre
olarak verilmeye elveriþli altmýþ müd yiyecek ile; kafir, haþimý ve Muttalibý
olmayan altmýþ miskin veya fakiri doyurmasý gerekir.
70. Zýhar yapan kimse
yaþlýlýk veya hastalýk sebebiyle oruç tutamayacak veya iki ay peþpeþe
tutamayacak durumdaysa [oruç tutarak deðil fakirleri doyurmak suretiyle
keffareti yerine getirir.]
71. Alimlerin çoðunluðu
hastalýkla ilgili "iyileþmesi ümit edilmeyen" kaydýný eklemiþlerdir.
Cüveyni ve Gazalý gibi
azýnlýk ise "hastalýðýn ya kiþinin benzer durumlarda düzenli adetine
iliþkin zanný ya da doktorlarýn sözüne baðlý olarak iki ay devam etmesi ile
kayýtlanmasý gerekir" demiþlerdir. Ravdatü't-talibin'de bu görüþ sahih
kabul edilmiþtir. Nevevi bununla yetinmiþ olsa bundan önceki de anlaþýlacaktý.
Alimlerin bir grubu ise hastalýða iliþkin iyileþmesi ümit edilen ve edilmeyen
þeklinde bir kayýt koymamýþtýr.
Not: Hastalýðýn, yaþlýlýða atfedilmesi genelin
özele atfedilmesidir. Çünkü hastalýk arýzýdir, yaþlýlýk ise tabii bir
hastalýktýr.
72. Kiþi oruç tutmaktan
aciz olmamakla birlikte oruç tuttuðunda þiddetli zorlukla karþýlaþýyorsa
[keffareti, fakirleri doyurarak yerine getirebilir. ]
73. Bazýlarý bu zorluðu
"teyemmüm yapmayý mübah kýlacak derecede zorluk" þeklinde
sýnýrlamýþlardýr.
74. Alimlerin çoðunluðunun
tercihine göre kiþinin aþýrý derecede cinsel þehvete sahip olmasý da zorluk
kapsamýna dahildir. Nevevi bunu "ramazanda iliþkide bulunma sebebiyle
gerekli olan keffaret" konusunda açýk olarak belirtmiþtir.
Þiddetli þehvet
durumunda Ramazan orucunu terk etmek ise caiz deðildir; çünkü ramazan orucunun
bedeli yoktur. Ayrýca kiþinin ramazan orucunda geceleri iliþkide bulunmasý
mümkündür. Oysa Zýhar keffaretinde -daha önce de iþaret edildiði üzere-
iliþkide bulunmanýn haramlýðý [iki aylýk] oruç bitinceye kadar devam eder.
75. Kiþi oruç tuttuðu
taktirde hastalýðýnýn artmasýndan korkarsa [bu durumda ve yukarýda belirtilen
durumlarda] ayette belirtildiði üzere altmýþ miskine yemek yedirmek suretiyle
keffareti yerine getirir. Fakire de yedirebilir; çünkü fakirin durumu miskinden
daha kötüdür.
Yedirmenin bir kýsmýný
miskinlere bir kýsmýný fakirlere yapsa bu da yeterli olur.
Not: Nevevi "yemek yedirmek suretiyle
keffareti yerine getirir" derken Kur'an'ýn lafzýna uyarak bunu
söylemiþtir. Bununla kastedilen, yiyecek maddesinin temlik edilmesidir.
Hadiste "Hz.
Peygamber (s.a.v.) nineye [torununun geriye býraktýðý terikeden] altýda bir
yedirdi" ifadesi geçmektedir.(Beyhaki, Feraiz, VI, 226)
Bununla "temlik
etti" anlamý kastedilmektedir. Buna göre fakirlere öðlen ve akþam yemek
yedirmek yeterli deðildir.
[Keffaret yükümlüsünün,
yiyecek maddesini temlik ederken fakirlere ve miskinlere] bunu sözlü olarak
belirtmesi gerekir mi yoksa fiilen vermesi yeterli midir? Ravd adlý eserdeki
ifade bunun sözlü olarak söylenmesini gerektirmektedir. Çünkü o eserde
"temlik" sözcüðü kullanýlmýþtýr. Ezrai bunun hakkýnda "bu uzak
bir görüþtür, sözlü ifade þart deðildir" demiþtir. Zekatý vermede olduðu
gibi burada da doðru olan budur.
Nasýl ki köle azat etmek
için uzaktaki malýn gelmesi bekle nmiyorsa ayný þekilde kiþi oruç tutarak
keffareti yerine getirsin diye iyileþme si ümit edilen hastalýðýn iyileþmesi
beklenmez. Çünkü malý olmayan kimseye "azat edecek köleyi bulamadý"
denilmez. Ancak hastalýk sebebiyle oruç tutamayan kimseye "oruç tutmaya
güç yetiremiyor" denilir. Ayrýca malýn elde edilmesi kiþinin isteðine
baðlý olduðu halde hastalýðýn iyileþmesi böyle deðildir.
76. Fakir ve miskinin
zekat almaya ehil kimselerden olmasý gerekir. Buna göre [keffaret olarak
verilecek yiyeceði n] þunlara temlik edilmesi yeterli olmaz:
> Zýmmý bile olsa
kafire,
> Haþimoðullarý ve
Muttaliboðullarý soyuna mensup kiþiye,
> Kiþinin karýsý ve
akrabasý gibi nafakasýný vermekle yükümlü olduðu kiþiye,
> Akrabasý veya
kocasý tarafýndan nafaka verilerek ihtiyacý karþýlanan kiþiye,
> [Normal] köle veya
özgürlük sözleþmesi yapmýþ köle.
Çünkü keffaret, Allah
hakkýdýr. Dolayýsýyla zekatta dikkate alýnan hususlar keffarette de dikkate
alýnýr.
77. Kiþi keffaret olan
yiyeceði efendisinin izniyle bir köleye verse ve efendisi de o yiyeceði almaya
hak kazanan kimselerden olsa bu temlik caiz olur; çünkü köleye verilen bu
yiyecek efendiye sarf edilir.
78. Kiþi belirtilen
nitelikteki altmýþ [fakir ya da miskin] kiþiye, her birine bir müd olacak þekilde
altmýþ müd verir. Bunlarý onlarýn önüne koyar, her birine eþit þekilde temlik
eder veya herhangi bir þey söylemeksizin verir. Onlar bunu kabul ettiðinde,
doðru görüþe göre keffaret geçerli olmuþ olur.
79. NevevI'nin sözünden,
aksi bir þey anlaþýlsa da kiþi bu þahýslardan birine iki müd, birine bir buçuk
müd vermek suretiyle eþitliðe riayet etmese keffaret geçerli olmaz. NevevI
"altmýþ fakire birer müd verir" demiþ olsa daha iyi olurdu.
80. Kiþi keffarete niyet
ederek "bunu alýn!" dese ve onlar da eþit olarak alsalar bu yeterli
olur. Farklý miktarlarda alýrlarsa, kimin baþka bir müd daha aldýðý belli
olmadýðý sürece sadece bir müd geçerli olur ve bu böylece devam eder.
81. Kiþi altmýþ müddü
yüz yirmi fakire eþit bir þekilde verse otuz müd vermiþ sayýlýr. O zaman bu
fakirler içinden altmýþ kiþiye otuz müd yiyecek daha vermesi gerekir. Þayet
bunun keffaret olduðunu onlara söylemiþse diðer þahýslardan, kalanlarý geri
alýr.
82. Kiþi otuz fakire
altmýþ müd yiyecek verir ve her birine verilen miktar bir müddün altýna
düþmezse bu kiþiler dýþýnda baþka otuz kiþiye otuz müd yiyecek daha verir ve
daha önce geçenleri geri alýr.
83. Bir fakire iki
keffaretten dolayý iki müd yiyecek verse bu caiz olur.
84. Bir kiþiye bir müd
verse ve bu müddü kendisinden satýn alýp sonra baþkasýna verse ve bu þekilde
altmýþ defa bunu yapsa, kerahetle birlikte caiz olur.
85. Kiþi yiyecek
maddesini devlet yetkilisine verse ve yiyecek onun elinde fakirlere
daðýtýlmadan önce telef olsa, zekatýn aksine burada keffaret yerine gelmiþ
olmaz.
86. Nevevi, müdlerin
cinsini þu þekilde açýklamýþtýr: "Fitre olarak verilmesi caiz olan hububat
cinsinden."
Buna göre, keffaret
yükümlüsünün bulunduðu bölgede var olan yaygýn yiyecek dýþarýda kalmýþ
olmaktadýr ki kiþi un, kavut, ekmek vb. gibi kendi bölgesinde yaygýn olan
yiyecekten keffaret verse yeterli olmaz.
Not: Nevevi'nin ifadesinden anlaþýldýðýna göre,
fitre olarak keþ ve süt verilmesini caiz gördüðünden dolayý keffaret olarak da
bunlarý vermenin caiz olduðu anlaþýlmaktadýr. Keþ konusunda güçlü olan görüþ
budur. Süte gelince, Nevevi, Tashihü't-Tenbih adlý eserde sütün keffaret olarak
verilemeyeceði görüþünün doðru olduðunu söylemiþtir.
Son Hükümler
Keffaretle yükümlü olan
kiþi keffaret olarak yapýlmasý gereken þeylerin hiçbirini yapamayacak durumda
olursa, bunlardan birini yapabilecek hale gelinceye kadar keffaret onun borcu
olarak kalýr. Bu durumda zýhar yapan kimse keffareti yerine getirinceye kadar
karýsýyla iliþkide bulunamaz.
Keffaretin yerine
getirilebileceði iki þey birleþtirilerek yapýlamaz.Örneðin kiþi bir köledeki
yarým hisseyi azat edip bir ay oruç tutmak veya bir ay oruç tutup otuz fakiri
doyurmak gibi bir þey yapamaz. Azat etmek üzere yalnýzca hisseli bir köle
bulursa o zaman [köle azat etme basamaðýný geçip] oruç tutar. Çünkü köleyi
bulamamýþ durumdadýr. Kiþi yiyecek maddesinin bir kýsmýný bulursa bu durumda
bir müddün bir kýsmý bile olsa bunu verir; çünkü bunun bedeli yoktur. Kolayolan
bir þey, zor olan bir þey sebebiyle ortadan kalkmaz. Geriye kalan yiyecek maddesi,
tercihe þayan olan görüþe göre zimmetinde borç olarak kalýr. Çünkü amaç þudur:
Keffaretin yerine getirilebileceði durumlarýn tümünden aciz kalmak kiþinin
üzerinden keffaret borcunu düþürmez. Burada kiþinin bir þeyler yapmýþ olmasýna
bakýlmaz.
Kiþi üzerinde iki
keffaret borcu olmakla birlikte yalnýzca bir köle azat edebilecek imkaný varsa
bu keffaretlerden biri yerine geçmek üzere bir köle azat eder, gücü yetiryorsa
diðer keffaret için oruç tutar, yetmiyorsa fakirlere yiyecek verir.
BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN
AÞAÐIDAKÝ LÝNKE TIKLAYIN