MUÐNݒL-MUHTAC

ZIHAR

 

ZIHAR KEFARETÝNÝN YERÝNE GETÝRÝLME ÞEKLÝ

 

Keffaret üç þey ile yerine getirilir. Nevevi bunu açýk olarak söyle-

miþ olsaydý metinde geçen "hasletler" ifadesiyle birazdan özellikleri açýklanacak olan köle azadýnýn kastedildiðine dair oluþabilecek yanlýþ anlama giderilmiþ olurdu. Çünkü Nevevi daha sonra "ikinci haslet þudur, üçüncü haslet þudur" dememiþ, yalnýzca köle azadý ve bunun hükümlerini söylemiþ, sonra da "köle azadýný yapamayacak durumda olursa oruç tutar" demiþ, orucun hükmünden bahsetmiþ, sonra da "oruç tutamayacak durumda olursa yemek yedirerek keffareti yerine getirir" demiþtir. Nevevi böyle yapmak yerine "keffaretin yerine getirilebileceði þeyler sýralýdýr: Bunlarýn birincisi köle azadýdýr" demiþ olsa daha iyi olurdu.

 

A. Köle Azadý

 

Zýhar keffaretinin yerine getirileceði þeyler:

 

Çalýþma ve kazanç elde etmeyi ihlal edecek derecede kusuru bulunmayan mümin bir köle azat etmektir.

 

Küçük, saçlarý olmayan, yürüyebilecek durumda olan topal, tek gözü kör, saðýr, koku alma özelliðini yitirmiþ, burnu, kulaklarý ve ayak parmaklarý olmayan köle azat etmek yeterli olur.

Müzmin hastalýðý olan, bir ayaðý olmayan, ayný elden serçe parmaðý ve yüzük parmaðý olmayan yahut bu ikisi dýþýnda diðer parmaklardan iki boðumu bulunmayan köleyi azat etmek yeterli deðildir.

 

Ben [Nevevi] derim ki: Baþ parmaðýn boðumlarý bulunmayan da böyledir. Allah daha iyi bilir.

 

Çok yaþlý ve aciz olan, zamanýnýn çoðunluðunu akýl hastasý olarak geçiren, iyileþmesi ümit edilmeyecek derecede hasta olan kölenin azat edilmesi yeterli deðildir. Þayet iyileþirse daha doðru görüþe göre azadýn yeterli olduðu anlaþýlmýþ olur.

 

Keffaret niyetiyle kiþinin akrabasý olan köleyi satýn almasý yeterli olmadýðý gibi, ümmü veledini yahut sahih bir kitabet akdi yaptýðý kölesini azat etmesi de yeterli deðildir.

 

Müdebber köle ve azat edilmesi þarta baðlanmýþ köleyi azat etmek yeterlidir. Kiþi þarta baðlanmýþ azat iþlemini keffaret yapmak istese bu yeterli olmaz.

 

Kiþi, keffaret sebebiyle azat etmesi gereken kölenin azadýný bir þarta baðlayabilir. Ýki keffarete karþýlýk olarak iki kölesini, bu kölenin yarýsý ve diðer kölenin yarýsýný bir keffaret için olmak üzere azat etmesi sahihtir.

 

Fakir bir kimse bir keffarete karþýlýk olarak iki kölesinden her birinin yarýsýný azat etse daha doðru görüþe göre kölelerin kalan kýsýmlarý hür ise bu yeterli olur.

 

Kiþi bir bedel karþýlýðýnda azat etse, bu azat iþlemi keffaret olarak yeterli olmaz.

 

Bir mal karþýlýðýnda azat, týpký mal karþýlýðýnda boþamak gibidir. Kiþi bir þahsa hitaben "ümmüveledini bin dirheme azat et" dese o da bunu yapsa azat iþlemi geçerli olur ve bedelin ödenmesi gerekir. Ayný þekilde kiþi "köleni þunun karþýlýðýnda azat et!" dese o kiþi de azat etse daha doðru görüþe göre hüküm yine böyledir.

 

Kiþi "benim adýma köle ni þunun karþýlýðýnda azat et!" dese o muhatap da bunu yapsa, talepte bulunan kiþi adýna köle azat olmuþ olur ve bedeli onun ödemesi gerekir. Daha doðru görüþe göre bu kiþi azat sözcüðünün arkasýndan köleye sahip olur, sonra köle onun adýna azat olmuþ olur.

 

Kendisi ve bakýmýnda olanlarýn nafaka, giyecek, iskan ve ev eþyasý bakýmýndan zorunlu ihtiyaçlarýný karþýlayabilecek maldan daha fazlasýna sahip olan [keffaret yükümlüsü] kimsenin köle azat etmesi gerekir.

 

Kiþinin [azat edecek köleyi satýn alabilmek için] kendisi için yeterli olacak þeylerden daha fazla gelir getirmeyen arazi ve sermayesini satmasý gerekmez. Yine daha doðru görüþe göre kiþinin kendilerine alýþmýþ olduðU deðeri yüksek ev ve köleyi satmasý gerekmediði gibi, normalden yüksek fiyata satýn almasý da gerekmez.

 

[Ýmam ÞafiI'ye ait görüþler içinden] en güçlü görüþe göre kiþinin keffareti yerine getireceði vakitteki zenginlik durumu dikkate alýnýr.

 

Kölede Bulunmasý Gereken Þartlar

 

a. Mümin Olmasý

 

3. Keffaret olarak azat edilecek kölenin yeterli olabilmesi için dört þart bulunmaktadýr.

Bunlarýn birincisi "mümin" ifadesinde belirtilmiþtir. Mümin olmak isterse ana-babadan birinin veya esir alan kiþinin Müslüman olmasýyla olsun yeterlidir. Bu þarta göre kafir kölenin azadý yeterli deðildir. Allah, adam öldürme keffaretinde "mümin bir köle azat etmek gerekir" [Nisa, 92] buyurmuþtur. Diðer keffaretler de ya kýyas yoluyla ya da mutlak olan zýhar ayetinin mukayyed olan adam öldürme ile ilgili ayete hamledilmesi yoluyla adam öldürme keffareti gibi deðerlendirilmiþtir. Bu þuna benzer: "Erkeklerinizden iki kiþiyi þahit tutun" [Bakara, 282] ayetinde mutlak olarak gelen þahit kelimesi "içinizden adalet sahibi dört kiþiyi þahit tutun" [Talak, 2] ayetine hamledilir. Ayrýca zekatýn kafir bir kimseye verilmesi caiz olmadýðý gibi keffaret de böyledir.

 

Diðer keffaretlerde de kölenin mümin olmasý þarttýr.

 

b. Kusursuz Olmasý

 

4. Kölede bulunmasý gereken ikinci þart çalýþýp kazanmasýný engelleyecek derecede kusurlu olmamasýdýr. Çünkü köle azadýnýn amacý onun hür kimselerin yaptýðý þeyleri yapabilecek duruma getirilmek suretiyle noksanlýðýnýn gidererek kemale erdirilmesidir. Bu ise kendi hayatýný kazanabilecek hale gelmesiyle mümkündür, aksi takdirde hem kendisine hem de baþkasýna yük olur.

 

Not: Nevevi: ''çalýþmak ve kazanmak'' ifadelerini bir araya getirmiþ yalnýzca ''kazanmak'' ifadesiyle yetinmemiþtir; çünkü müzmin hastalýðý bulunan kölenin kazanç elde etmesi mümkün olduðu halde keffaret olarak azat edilmesi yeterli deðildir. Nevevi yalnýzca ''çalýþmak'' sözüyle yetinse daha kýsa bir ifade olurdu. Ancak o, ''kazanmak'' sözünü daha genel olanýn daha özel olana atfedilmesi þeklinde uygulamýþtýr.

 

Alimleriniz þöyle demiþtir: Ýmam Þafii'nin burada köledeki kusur konusunda ''çalýþmaya zararý olan'' kusuru dikkate almasý, kurban konusunda hayvanýn etinin deðerini azaltan kusuru esas almasý gibidir; çünkü kurbanda amaç odur. Evlilikteki kusur ise cinsel iliþkiyi engelleyecek kusurdur. Satýlan maldaki kusur malýn deðerini azaltacak kusurdur. Böylece her bir konuda kusur, o konuya uygun bir þekilde belirlenmiþtir.

 

5. Nevevi daha sonra hangi kölenin keffaret olarak azat edilmesinin yeterli olup olmadýðý konusunda ayrýntýlý hükümleri ele almýþtýr.

 

Hangisinin yeterli olmayacý daha sonra gelecek olan ''müzmin hastalýðý olan'' ifadesinde yer almaktadýr. Hangisinin yeterli olacaðýný belirtmeye þu sözüyle baþlamýþtýr:

 

6. Küçük kölenin -bir günlük olsa bile- azat edilmesi yeterli olur. Bu kölenin onu azat eden kimseye tabi olarak bile olsa Müslüman olduðuna hükmedilmiþ olmalýdýr. Bunun yeterli olduðunun delili ayetteki mutlak ifadedir. Ayrýca onun büyümesi beklenmekte olup durumu, iyileþmesi beklenen hasta köle gibidir.

 

Gurre'de durum farklý olup küçük köle azadý yeterli deðildir. Çünkü gurre kul hakkýdýr. Ayrýca "gurre" ifadesi bir þeyin en üstün olan kýsmý için kullanýlýr.

 

Bununla birlikte [diðer mezheplere mensup] alimlerin farklý görüþleriyle çeliþmeme adýna mükellefiyet þartlarýný taþýyan bir köle azat etmek sünnettir. Bunu Ruyanl söylemiþtir.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden anlaþýldýðýna göre cenin, altý ay geçmeden önce doðarsa onu azat etmek yeterli olmaz. Bu doðrudur. Ayný þekilde Kaffal'in belirttiði üzere ana karnýndan bir kýsmý ÇýkmýÞ olan kölenin azadý da yeterli deðildir.

 

7. Baþýnda saç bulunmayan kel kölenin ve çok þiddetli topallýðý bulunmadýðý için sürekli olarak yürüyebilecek durumda olan topal kölenin azat edilmesi keffaret olarak yeterli olur.

 

8. Tek gözü kör olan kölenin az at edilmesi yeterlidir. Ravdatü'ttalibýn'de belirtildiðine göre bu körlük, saðlam olan gözün görme gücünü zayýflatmamýþ olmalýdýr. Þayet zayýflatýr ve çalýþmasýna açýk bir þekilde zarar verirse onun azat edilmesi yeterli olmaz.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden [her iki gözü de] kör olan kölenin azat edilmesinin yeterli olmadýðý anlaþýlmaktadýr ki -sonradan görür hale gelse bile- doðru olan budur; çünkü körlük durumunda kiþinin görmesinden ümit kesilir. Sonradan görür hale gelmek yeni bir nimet olup bu durum hastanýn iyileþmesinden farklýdýr.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: Bu hüküm, alimlerin þu ifadesiyle çeliþmektedir: Bir kimsenin vücut bütünlüðüne yönelik bir suç iþlenmesi sonucu o kiþi görme kabiliyetini yitirip diyet alsa, sonra gözleri görür hale gelse diyet kendisinden geri alýnýr; çünkü kesinleþmiþ olan körlük ortadan kalkmaz. [Demek ki bu körlük kesinleþmiþ deðildi.] Buna þöyle cevap verilir: ilk hüküm aslý körlükle ilgili, ikincisi ise sonradan meydana gelen körlükle ilgilidir.

 

9. Ýþitme duyusunu yitirmiþ saðýr kölenin azat edilmesi yeterli olduðu gibi dilsiz kölenin azat edilmesi de yeterlidir. Et-Tenbih'te "yaptýðý iþaret anlaþýlan" diye söylenmiþtir. Ravdatü 't-talibin' de "iþaretten anlayan" denilmiþtir. Her ikisinin de dikkate alýnmasý gerekir.

Et-Tenbih 'te þöyle denilmiþtir: "Hem saðýr hem dilsiz olan kölenin azadý yeterli deðildir; çünkü bu iki özelliðin birleþmesi normalin üzerinde bir zararýn meydana gelmesine yol açar." Nevevi'nin Rafil'ye tabi olarak Ravdatü't-talibin'de söylediði sözden ise onu azat etmenin yeterli olduðu anlaþýlmaktadýr. Güçlü olan görüþ de budur.

 

10. Koku alma özelliðini yitiren, burnu olmayan, kulaklarý olmayan, ayaklarýnýn tüm parmaklarý olmayan kölenin azat edilmesi yeterlidir; çünkü bunlarý yitirmiþ olmak kölenin çalýþýp kazanmasýna engelolmaz. Ancak ellerin parmaklarý kopuk ise o kölenin azat edilmesi yeterli olmaz.

 

11. Diþleri olmayan, cinselorganý kopuk olan, iktidarsýz olan kölenin, cinselorganýnda kemik veya et bulunan cariyenin, abraþ, cüzamlý, tutma özelliðinde zaaf bulunan, iþini iyi yapamayan, ahmak olan yani yaptýðý þeyin çirkinliðini bildiði halde bir iþi yerli yerince yapmayan kölenin, veled-i zina ve fasýðýn azat edilmesi yeterlidir.

 

12. Müzmin hastalýðý bulunan veya çok zayýf olup çalýþamayacak durumda olan, ayaðý bulunmayan veya ayný elden serçe parmaðý ile yüzük parmaðý olmayan kölenin veya diðer parmaklar olan baþparmak, iþaret parmaðý ve orta parmaktan iki boðumu bulunmayan kölenin azat edilmesi yeterli olmaz; çünkü iki boðumun olmamasý kölenin çalýþmasýna zarar verir. Nevevi'nin ifadesinden yalnýzca serçe parmaðýnýn olmamasý veya farklý ellerden bu iki parmaðýn olmamasýnýn zararý olmadýðý anlaþýlmaktadýr ki bu doðrudur.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden ayný eldeki serçe ve yüzük parmaklarýndan iki boðumun olmamasýnýn bir zararýnýn olmadýðý, bunlarýn toptan yok olmasýnýn zararý olduðu anlaþýlmaktaysa da bu kastedilmemiþtir. EI-Muharrer'deki ifade "bir parmaktan iki boðumun olmamasý o parmaðýn olmamasý gibidir" þeklindedir.

 

13. [Nevevi þöyle demiþtir:]

 

Ben [Nevevi] derim ki: "Baþ parmaðýn bir boðumunun bulunmamasýnýn zararý vardýr. Allah daha iyi bilir."

 

Çünkü bu durumda baþparmaktan elde edilen yarar otadan kalkmýþ olur, bu ise parmaðýn kopmasýna benzer.

 

Not:  Geçenlerden anlaþýldýðý üzere bir eli kopuk kölenin azat edilmesi yeterli olmaz. Kolu çolak olan da böyledir. Yine eldeki parmaklarý bulunmayan veya baþparmak, iþaret parmaðý veya orta parmaðý bulunmayan kölenin azat edilmesi de yeterli deðildir. Bir elden serçe parmaðý, diðer elden yüzük parmaðý kopuk olsa veya baþ parmak dýþýndaki bir parmaktan boðum kopmuþ olsa bu yeterli olur. Dört parmaðýn üst boðumlarý kopuk olsa yeterli olur. Bu konuda Cüveyni'nin tereddüttü ifadesi yer almaktadýr.

 

14. Çalýþma ve kazanmaktan aciz olan yaþlý kölenin azadý yeterli olmaz; çünkü onu azat etmek, amacý zedeler. Yine zamanýnýn çoðunu akýl hastasý olarak geçiren köle de böyledir; çünkü azattan amaçlanan þey gerçekleþmez. Ancak zamanýnýn çoðunluðunu aklý baþýnda geçiren kölenin durumu bundan farklýdýr, iki þýk içinden fazla olan dikkate alýnarak onun azadý yeterli görülür. Akýl hastalýðý ile saðlamlýk hali eþit olanýn azadý yeterlidir. Ancak akýl saðlýðýnýn yerinde olduðu zamanlarda kiþinin bir süre çalýþmasýna engelolacak derecede bir zaaf söz konusu ise bu zaman, akýl hastalýðý zamanýyla birlikte deðerlendirildiðinde þuurun yerinde olduðu zamandan daha fazla yapýyor ise onun azat edilmesi keffaret için yeterli olmaz.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinde akýl hastalýðý zamana izafe edilmiþtir. Aslolan "zamanýnýn çoðunluðunda akýl hastasý olan" þeklinde olmalýdýr. Bu durumda Nevevi'nin ifadesi týpký "onun gündüzleri oruçludur" ifadesinde olduðu gibi aklý bir mecazdýr.

 

15. Verem gibi iyileþme ümidi olmayan hasta kölenin azat edilmesi de yeterli deðildir; çünkü o, müzmin hasta gibidir. Ancak iyileþme ümidi bulunan kölenin azadý yeterlidir. Bu köle azat edildikten sonra ölse bile azat edilme esnasýnda iyileþme ümidi bulunduðundan azat edilmesi yeterlidir. Onun ölmesi baþka bir sebepten kaynaklanmýþ olabilir.

 

16. Ýyileþme ümidi olmayan hasta az at edildikten sonra iyileþse [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre, daha önceki zannýn yanlýþ olduðu ve azat etmenin yeterli olduðu anlaþýlmýþ olur.

 

Ýkinci görüþ

 

Onun azat edilmesi yeterli olmaz; çünkü azat etme esnasýnda niyet sakatlanmýþtýr. Bun þuna benzer: Felçli olmayan bir kimse adýna baþkasý vekaleten hac yapsa, sonra adamýn felçli olduðu anlaþýlsa, daha doðru görüþe göre bu hac yeterli olmaz.

 

c. Köleliðin Tam Olmasý

 

17. Keffaret için yapýlacak köle azadýnda köleliðin tam olarak mevcut olmasý gerekir. Nevevi bunu þu sözleriyle belirtmiþtir:

"Keffaret niyetiyle kiþinin bir yakýnýný satýn almasý yeterli deðildir." Kiþinin yakýný onun üst veya alt soy hýsýmý olursa doðrudan satýn almayla azat olur, bu yeterli deðildir; çünkü burada onun azat olmasý akrabalýk yönüyle hak edilmiþ bir durum olup bu azat keffaret adýna yapýlmýþ kabul edilemez.

 

18. Müdebber kölenin, yani efendisi tarafýndan kendisine "ben ölünce hürsün" denilerek azat edilmesi efendinin ölümüne baðlanmýþ olan kölenin keffaret için azat edilmesi yeterlidir. Yine müdebber köle dýþýnda azat edilmesi bir þarta baðlanan kölenin keffaret olarak azat edilmesi de yeterlidir. Çünkü efendinin bu ikisi üzerindeki mülkiyeti tamdýr.

Nitekim onun bu köleler üzerindeki bütün tasarruflarýnýn geçerli olmasý da bunu göstermektedir.

 

Bu hüküm, kiþinin keffaret olarak bu köleleri þarta baðlamaksýzýn azat etmesi veya ilk þartlan önce bulunabilecek bir þarta baðlamasý durumunda geçerlidir. Aksi takdirde bu kölelerin azadý yeterli olmaz. Nevevi bunu aþaðýdaki sözleriyle ifade etmiþtir.

 

19. Kiþi, þarta baðlanmýþ olan azat iþlemini þart gerçekleþtiðinde keffarete saymak istese bu caiz olmaz. Örneðin kiþi kölesine "sen eve girersen hürsün" dese sonra da ikinci olarak "sen eve girersen benim keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese azat edilmesi þarta baðlanmýþ olan köle eve girdiðinde hür olur, bu azat, keffaret yerine geçmez. Çünkü bu köle, ilk olarak þarta baðlama sebebiyle hür olmayý hak etmiþtir.

 

20. Keffaret olarak az at edilecek kölenin bir þart söz konusu olmaksýzýn doðrudan az at edilmesi þart deðildir. Daha doðru görüþe göre kiþi keffaret olarak az at edilecek kölenin azat edilmesini þarta baðlayabilir. Örneðin kölesine "eve girersen, keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese ve köle de eve girse keffarete karþýlýk olmak üzere azat olmuþ olur. Çünkü ayette kiþiye köle azat etmesi emredilmiþtir. Bu, daha önce þart koþulan köle ile yerine gelmektedir.

 

21. Keffarete karþýlýk olmak üzere azat olmasý bir þarta baðlanan kölenin, þarta baðlama esnasýnda keffaret olarak azat edilmesinin yeterli olmasý gerekir. Buna göre kiþi geçerli bir özgürlük sözleþmesi yaptýðý kölesine "taksitlerini ödeyemeyecek duruma gelirsen keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese veya kafir kölesine "Müslüman olduðunda keffaretime karþýlýk olmak üzere hürsün" dese yahut "cenin sað salim doðarsa benim keffaretime karþýlýk olmak üzere hürdür" dese daha sonra da þart gerçekleþse, köle azat olmuþ olur ancak bu, keffarete karþýlýk olarak gerçekleþmiþ olmaz.

 

22. Kiþi, keffaret olarak azat edilebilecek durumda olan kölesinin azat olmasýný bir þarta baðlasa sonra onunla özgürlük sözleþmesi yapsa, ardýndan þart gerçekleþse -Rafiý'nin sözünden anlaþýldýðýna göre- þartýn gerçekleþmesi, þartý ileri süren kiþinin iradesi dýþýnda olmuþsa bu azat, keffaret yerine geçer.

 

23. Rehin verilen yahut [can veya vücut bütünlüðüne yönelik] suç iþlemiþ olan kölelere gelince; þayet azat eden kiþi zengin olduðundan dolayý onlarýn azat olmasý yürürlük kazanacak durumdaysa onlarýn keffaret yerine azatlarý geçerli olur.

 

24. Kaçan kölenin ve gasp edilen kölenin azadý -kiþi gasýptan kölesini geri alma gücüne sahip olmasa bile- yeterli olur; çünkü bu köle kendi beden gücü üzerinde hakim durumdadýr. Bu hüküm, -velev ki azat iþlemi sonrasýnda bile olsa- onlarýn hayatta olduðu biliniyorsa geçerlidir. Çünkü bu ikisi, tam kölelik hükmüne sahiptir. Kölelerin kendilerinin azadý bilip bilmemeleri önemli deðildir; çünkü onlarýn azadý bilmesi azadýn yürürlük kazanmasý için þart olmadýðý gibi, keffaret için yeterli olma konusunda da böyledir.

 

Kölelerin hayatta olduðu bilinmiyorsa azat edilmeleri yeterli olmaz.

 

Bundan anlaþýldýðýna göre kendisinden haber alýnamayan kölenin azadý yeterli olmaz; çünkü keffaretin gerekli olduðu kesin olarak bilindiði halde köle azadý yükümlülüðünün [bu köleyi azat etmek suretiyle] ortadan kalktýðý konusunda þüphe vardýr. Köle adýna titre verilmesi hükmü bundan farklýdýr, orada [kölenin hayatýndan þüphe edilse bile onun adýna] titre ihtiyaten verilir.

 

25. Keffaret olarak hamile cariyenin azat edilmesi -karnýndaki yavru istisna edilmiþ olsa bile- yeterli olur. Bu durumda yavru anaya tabi olur, istisna geçersiz olur. Ýstisna yapýlmasý cariyenin azat olmasýný engellemediði gibi [köle azat edilmesi] farzý[ný]n düþmesini de engellemez.

 

26. Bir köleden elde edilecek bedensel yarar vasiyet yoluyla baþkasýna býrakýlmýþ sa veya köle ücretle birisi tarafýndan çalýþtýrýlýyorsa onlarýn azat edilmesi yeterli olmaz; çünkü onlarýn kendileri için bir þey kazanabilecek durumlarý yoktur. Ayrýca kendilerinin bedensel güçlerine malik olmalarý [yapýlan bu akitlerle] engellenmiþtir. Bu mesele iþte bu yönüyle iyileþmesi ümit edilen hasta köle ve küçük kölenin azat edilmesinden farklýdýr.

 

27. Öldürülmesine kesin olarak hükmedilmiþ olan kölenin azat edilmesi keffaret yerine geçer, ancak cezanýn uygulanmasý için infaz yerine getirilmiþ kölenin azadý yeterli deðildir.

Arada þu fark vardýr: Ýnfaz yerine getirilen kiþi normal þartlarda öldürülür. Þayet öldürülmezse bu, iyileþmesi ümit edilmeyen hastanýn iyileþmesi gibi kabul edilir. Öldürülmesine hükmedilmiþ olan kölenin öldürülmesi ise gecikebilir, þahitler þahitliklerinden dönebilir.

 

28. Azadýn hisselere bölünmesinin bir zararý yoktur. Buna göre ister ayný cinsten ister farklý cinsten iki keffaret borcu olan bir kimse, her bir keffareti için iki köleyi kölelikten kurtarmak amacýyla bir kölenin yarýsýný ve diðer kölenin yarýsýný azat etse bu azat yeterli olur.

 

Bu azat iþlemi kiþinin niyet ettiði üzere kýsmý olarak gerçekleþip sonra diðer tarafa sirayet eder mi yoksa her bir köle bir keffaret için mi azat edilmiþ olur. Bu konuda Ravdatü't-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir' de mezhep içindeki iki görüþ tercih yapýlmadan verilmiþtir. el-Minhac metnindeki ifadenin zahirinden ilk görüþün tercih edildiði anlaþýlmaktadýr. eþ-Þamil adlý eserde bu görüþ alimlerin çoðunluðuna nispet edilmiþtir.

Görüþ ayrýlýðýnýn etkisi þurada görülür: Kölelerden birinin kusurlu olduðu veya baþkasýna ait olduðu anlaþýlsa, kýsmen azat görüþü kabul edildiðinde ikisinden hiçbiri keffaret olarak yeterli olmamýþ olur. Ýkinci görüþe göre ise bir keffaret borcu düþer, diðer keffaret borcu kalýr.

 

Not: Keffareti yerine getiren kimse kölelerin kýsmen azadý konusuna hiç temas etmeksizin iki keffareti için iki köle azat etse ve bunun dýþýnda bir þey yapmasa, Cüveyni'nin tek görüþ olarak belirttiðine göre bu sahih olur. Ýki görüþ içinden tercihe þayan olanýna göre bu durumda her bir köle bir keffaret yerine geçmek üzere azat olmuþ olur.

 

29. Fakir bir kimse iki kölesinin her birinden yarým hisseyi bir keffaret yerine geçmek üzere azat etse [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde üç görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre kölelerin geriye kalan kýsýmlarý hürse bu azat iþlemi yeterli olur; çünkü köle azat etmenin amacý olan "baðýmsýz hareket etme imkaný" bununla gerçekleþmektedir.

 

Ýkinci görüþ

 

Kurbanda iki yarým nasýl ki tek bir payolarak geçerli sayýlmýyorsa burada da mutlak olarak yeterli olmaz.

 

Üçüncü görüþ

 

Her bir pay bir þahýs gibi düþünülerek mutlak olarak geçerli kabul edilir.

 

30. "Fakir" ifadesi zengini dýþarýda býrakýr. Buna göre zengin bir kimse kölenin yarýsýný azat ettiðinde, bu azat iþlemi diðer yarýma da sirayet edeceðinden onun azadý mutlak olarak yeterli olur.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden þu anlaþýlmaktadýr: "Ýki köleden yalnýzca birinin geriye kalan kýsmý hür olsa, bu azat iþlemi keffaret yerine geçmez."

 

Zerkeþi þöyle demiþtir: "Bu doðru deðildir, zahir olan bunun yeterli olmasýdýr, çünkü bu azat iþleminden tam bir köle azadý çýkmaktadýr. "

 

Bu doðrudur.

 

Zengin bir kimse ortak bir kölenin yarýsýný keffareti yerine geçmek üzere azat etse, kendi payýný az at ederken ortaðýnýn payýnýn da keffaret yerine sarfedilmesine niyet ederse bu yeterli olur. Aksi takdirde yalnýzca kendi payý keffaret yerine geçer, bundan sonra kiþi bir köleye yetecek kýsmý kendisi tamamlar.

 

d. Azadýn bedelli olmamasý

 

31. Köle azadýnm dördüncü þartý, Nevevi'nin þu ifadesinden anlaþýlacaðý üzere azat iþleminin bedelli olma özelliðinin bulunmamasýdýr: "Kiþi keffareti yerine geçmek üzere kölesini ondan alacaðý bir bedel karþýlýðýnda azat etse bu azat, keffaret yerine geçmez."

Çünkü sýrf keffaret olarak yapýlmamýþtýr.

 

Not:  Nevevi'nin "bedel" sözcüðünü kayýtsýz olarak zikretmesinden anlaþýldýðýna göre;

 

Kiþi "seni keffaretim yerine geçmek üzere bana bin dirhem vermen þartýyla azat ediyorum" þeklinde bedel ödemeyi köle üzerine gerekli kýlsa,

 

Veya "bu kölemi senden alacaðým bin dirheme karþýlýk keffaretim yerine geçmek üzere azat ediyorum" diye yabancý bir þahýs üzerine bedeli gerekli kýlsa ve o kiþi de bunu kabul etse,

 

Yahut yabancý bir þahýs ona "keffaretin yerine geçmek üzere köleni benden alacaðýn bin dirhem karþýlýðýnda azat et!" dese ve o da derhal bunu yapsa,

 

Bütün bu durumlarda köle azadý, keffaret yerine geçmez. Bu doðrudur. Bu azat keffaret olarak geçerli olmayýnca, iki görüþten daha doðru olanýna göre kiþi, kölenin azat edilmesini talep eden kimseden kölenin bedelini talep eder. Bu durumda kölenin vela hakký onu azat eden kimseye ait olur. Zira bu kiþi köleyi, parayý veren adýna azat etmemiþ, kendisi de talepte bulunmamýþtýr.

 

32. Nevevi, keffaret yerine geçmek üzere bedelli olarak köle azadýndan bahsedince ek bilgi olarak keffaret dýþýnda bedelli köle azadýna iliþkin þu açýklamalarý yapmýþtýr:

 

"Bir mal karþýlýðýnda köle azadý, mal karþýlýðýnda boþama gibi-

 

Buna göre bu iþlem sonucunda malý elde eden kimse açýsýndan bu, içinde þarta baðlama özelliði de bulunan bedelli bir akittir. Talepte bulunan açýsýndan ise içinde ödül vaadi [cuale] bedelli akit gibidir. Bu konu daha önce hulu' bahsinde geçmiþti.

 

Burada talepte bulunan kimseye derhal cevap verilmesi gerekir. Þayet cevap gecikirse azat, köle sahibi adýna yapýlmýþ olur.

 

Not:  EI-Muharrer'de bu konuya bir baþlýk açýlarak "bu konu asýl konuya dahildir" denilmiþtir. Bu sebeple ben, Þarih Celaleddin el-Mahalll'ye tabi olarak "Nevevi bunu ek bilgi olarak vermiþtir" dedim.

 

33. Bir kimse, ümmü veled cariyenin efendisine "ümmü veledini bin dirheme azat et!" dese o kiþi de derhal azat etse, azat iþlemi yürürlük kazanýr ve talepte bulunan kiþinin belirtilen bedeli ödemesi gerekir; çünkü bu bedeli ödemeyi üstlenmiþtir. Bu, talepte bulunan kimse açýsýndan cariyenin özgürlük bedelinin ödenmesi gibi olup yabancý bir þahsýn hulu' yapan kadýn adýna hul' bedelini ödemesine benzer.

 

Not:  Nevevi "o kiþi de hemen azat etse" demek suretiyle azat etme iþleminin söze bitiþik olmasýna iþaret etmiþtir. Uzun bir aradan sonra azat etse, bu azat köle sahibi adýna geçerli olur, talepte bulunan kiþinin herhangi bir þey ödemesi gerekmez.

 

Yine kiþi "ümmü veledini benim adýma bin dirheme azat et" dediðinde ümmü veled sahibi "onu senin adýna azat ettim" dese bu azat iþlemi üm mü veled sahibi adýna geçerli olur, "senin adýna" ifadesi hükümsüzdür. Çünkü ümmüveledlik baþkasýna nakledilmeye elveriþli deðildir. Ancak kiþi "karýný benim adýma þu kadar bedel karþýlýðýnda boþa!" dediðinde kiþi karýsýný boþasa, diðer þahsýn bedeli ödemesi gerekir; çünkü boþamada talepte bulunan kiþiye herhangi bir þeyin intikal etmesi düþünülemez. Ümmüveled ise bundan farklý olup onun diðer þahsa intikal etmesi düþünülebilir.

 

34. Bir kimse, bir kölenin efendisine "senin adýna" veya "benim adýma" gibi bir söz söylemeyip mutlak olarak "köleni þu bedel -mesela bin dirhem- karþýlýðýnda azat et!" dese ve o kiþi de kölesini derhal azat etse, azat iþleminin geçerli olacaðý konusunda ittifak vardýr.

 

[Bu kiþinin bedeli ödemesi gerekir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre kiþi bedel ödemeyi üstlendiðinden bununla yükümlü olur. Böylece bu, -yukarýda geçen ümmüveledin azat edilmesinde olduðu gibi- fidye ödeyerek köleyi hürriyetine kavuþturma iþlemi olmuþ olur.

 

Ýkinci görüþ

 

Köle sahibi bedel almaya hak kazanamaz; çünkü burada -ümmüveled meselesinin aksine- köle üzerindeki mülkiyetin o þahsa nakledilmesi mümkün olduðundan fidye karþýlýðý hürriyete kavuþturma yoktur.

 

Not:  Nevevi'nin "þu bedel karþýlýðýnda" ifadesi, bedelin mal olmasýnýn þart olmadýðýný hissettirmektedir. Buna göre kiþi mesela "þarap karþýlýðýnda" veya "gasp edilen mal karþýlýðýnda" demiþ olsa bu iþlem yürürlük kazanýr ve daha doðru görüþe göre bu durumda kölenin deðerini ödemek gerekli olur.

 

Kölenin azat edilmesinden sonra onda bir kusurun olduðu ortaya çýksa, azat iþlemi geçersiz olmaz, aksine azadý talep eden kimse noksanlýðýn kölenin deðerinde meydana getirdiði azalmayý köle sahibinden geri alýr. Þayet bu kusur, kölenin keffaret olarak verilmesine engel teþkil edecek bir noksanlýk ise keffaret yükümlülüðü o kölenin azat edilmesiyle ortadan kalkmaz.

 

35. Bir kimse bir köle sahibine hitaben "köleni benim adýma -mesela- bin dirhem / bir küp þarap karþýlýðýnda azat et!" dese köle sahibi de derhal bunu yapsa, köle, azat isteðinde bulunan kiþi açýsýndan kendiliðinden azat olan [birinci dereceden] yakýnlarýndan olmasa, talepte bulunan kiþi adýna azat olmuþ olur. Çünkü [kýsmi köle azadýnda] sirayet yoluyla köle sahibinin rýzasý olmaksýzýn baþkasý adýna azat olma gerçekleþince köle sahibinin rýzasý ve azat etmesi ile evleviyetle baþkasý adýna gerçekleþir.

 

Not: Nevevi'nin ifadesi, talepte bulunan kimsenin keffaret yükümlülüðü olup bu talepte bulunurken ona niyet etmesi durumunu da kapsamaktadýr ki bu durumda Ýmam ÞafiI'nin açýk ifadesine göre azat iþlemi, keffaret yerine geçer.

 

36. [Yukarýdaki durumda talepte bulunan kiþi] þayet bedelolarak [dince] malolan bir þey zikretmiþse, üstlendiði þey dikkate alýnýr onu ödemesi gerekli olur. Þayet zikrettiði þey [dince] mal kabul edilmeyen bir þey ise o zaman kölenin deðerini ödemesi gerekir. Bu -Rafii'nin kesin olarak belirttiði ve daha önce de iþaret edildiði üzere- hulu' da olduðu gibidir.

 

37. Kiþi, [köle sahibine hitaben "köleni benim adýma] "karþýlýksýz olarak azat et!" dese [diðer þahýs da köleyi azat etse] talepte bulunan kiþi herhangi bir þeyle yükümlü olmaz.

 

38. Kiþi herhangi bir bedel þart koþmadýðý gibi bedeli nefyetme gibi bir ifade de kullanmaksýzýn "köleni benim keffaretim için azat et!" dese ve bedel zikretmese kölenin deðerini ödemesi gerekli olur. Bu týpký "borcumu öde!" demesi gibidir.

 

39. Köle azat etmesi gerekli olmayan bir kiþi [köle sahibine hitaben] "köleni benim adýma azat et!" dese Ýmam Þafii'nin el-Ümm'deki açýk ifadesi ve alimlerin çoðunluðunun burada meseleyi ele alýþ biçimlerinden anlaþýldýðýna göre kölenin deðerini ödemesi gerekmez, bu azat, teslim edilmiþ bir hibe gibi kabul edilir.

 

Not:  Nevevi [Arapça'da takip bildiren] "fa" harfiyle "o da derhal yapsa" demekle, köle sahibinin taleb e derhal cevap vermesinin þart olduðuna iþaret etmiþtir. Aradan uzun zaman geçtikten sonra köle sahibi azat ederse bu, köle sahibi adýna yapýlmýþ bir azat olur, talepte bulunan kiþi herhangi bir þeyle yükümlü olmaz.

 

Talepte bulunan kiþi, köleyi elde ettiði anda kölenin kendiliðinden azat olacaðý bir þahýs ise köle onun adýna azat olmuþ olmaz; çünkü yabancý bir þahýs olsaydý köleyi onun mülkiye-

tine girmiþ kabul edecektik ve talebin yapýldýðý þahsý da azat etme konusunda onun vekili gibi düþünecektik. Oysa bizim meselemizde talepte bulunan kimsenin köleye malik olmasý onun azat olmasýný gerektirmektedir. Bundan sonra azat etme konusunda vekil kýlmak sahih olmadýðýndan burada kýsýr döngü oluþmaktadýr. Bunu Kadý Hüseyin fetvalarýnda söylemiþtir.

 

40. Kölenin azat edilmesini isteyen kimse [kölenin mülkiyetini ne zaman elde etmiþ kabul edilir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre talepte bulunan kiþi, azat edilmesi istenen köleye, kendisinin talebinden sonra söylenen azat etme sözcüðünün ardýndan sahip olur. Çünkü mülkiyete malik olan odur. Daha sonra köle onun adýna azat olmuþ olur. Zira azat iþlemi mülkiyetin ardýndan gerçekleþir. Böylece kýsa zaman aralýðýyla mülkiyet ve azat birbirine bitiþik olarak gerçekleþmiþ olur.

 

Bu görüþ, "þart, meþruta baðlýdýr" kuralýna dayalýdýr.

 

Ýkinci görüþ

 

Mülkiyet ve azat, sözün söylenmesinin ardýndan eþ zamanlý olarak gerçekleþir. Bu, "þart ve þarta baðlanan þeyayný anda gerçekleþir" görüþüne dayalýdýr. Ravdatü't-talibin'de Nevevi "þartý þarta baðlama" konusunda bu görüþü doðru kabul etmiþtir.

 

41. Kiþi "yarýn olduðunda köle ni benim adýma bin dirheme azat et!" dese, köle sahibi de onun adýna azat etse bu azat sahih olur ve belirtilen bedelin ödenmesi gerekir; çünkü bu iþlem satým akdini bünyesinde barýndýrýr. Zira kölenin azat olmasý, öncelikle ona sahip olmaya baðlýdýr. Bu sebeple [teklifte bulunan] kiþi sanki "köleyi bana sat sonra da benim adýma azat et!" demiþ ve diðer kiþi de onun bu isteðine olumlu cevap vermiþ gibi kabul edilir. Köle sahibi köleyi, talepte bulunan þahýs adýna bedelsiz olarak veya bin dirhem dýþýnda baþka bir bedelle azat ederse bu azat iþlemi, talepte bulunan kiþi adýna deðil azat eden kiþi adýna gerçekleþmiþ olur.

 

Not: Köle ücretle kiraya verilmiþ veya gasp edilmiþ olsa ve geri alýnmasý mümkün olmasa bile bedel karþýlýðý yapýlan azat iþlemi geçerli olur; çünkü burada satým, [doðrudan deðil] zýmnen [dolaylý olarak] gerçekleþtiðinden müstakil satým akdinde göz yumulmayan þeye burada göz yumulmaktadýr.

 

Kiþi baþkasýna hitaben "keffaretim için her birine bir müd buðdayolmak üzere altmýþ fakire yemek yedir!" dese ve kalbinden de buna niyet etse, muhatap da bunu gerçekleþtirse daha doðru görüþe göre bu yedirme keffaret yerine geçer. Bunun hemen o mecliste yapýlmasý gerekmez. Havarizml'nin belirttiðine göre [yemin keffaretinde] fakirleri giydirme de bu konuda yemek yedirme gibidir.

 

42. Nevevi, keffaretle, azat eden kiþiye iliþkin þu genel ilkeye iþaret etmiþtir: "[Keffaretle yükümlü olan] bir kimse, kendisi ve þer'an bakmakla yükümlü olduðu kimselerin nafaka, giyecek, barýnma, ev eþyasý, hizmet gibi zorunlu ihtiyaçlarý için gerekli olan þeyler dýþýnda, ihtiyaç duymadýðý bir köleye sahip olsa veya köle satýn alabilecek para veya mala sahip olsa köle az at etmesi gerekir."

 

43. "Köle azat etmesi gerekir" ifadesi þartýn cevabýdýr. Bundan anlaþýldýðýna göre buna sahip olmayan kimsenin köle az at etmesi gerekmez.

 

Bunun delili "temasta bulunmadan önce bir köle azat etmesi gerekir. Kim bulamazsa ... " [Mücadele, 3] ayetidir.

 

44. Hasta, yaþlý veya aþýrý kilolu olduðundan kendi iþini göremeyecek durumda olan kimse, elinde bulunan kölenin hizmetine muhtaç olursa veya makam-mevki sahibi olup kendi iþini görmeyecek durumda olsa bu kiþinin elinde bulunan köle yok hükmünde kabul edilir.

Ancak orta seviyeli bir kimse olursa köleyi az at etmesi gerekir. Çünkü köleyi keffaret için azat etmesi durumunda büyük bir sýkýntýyla karþýlaþmaz, yalnýzca rahatýndan olmuþ olur.

 

45. Alimlerin bu meseledeki mutlak ifadesinin kapsamýna girmekle birlikte el-Mühimmat adlý eserde keffaretin mal ile yerine getirilmesi hükmünden zengin bile olsa sefih istisna edilmiþtir. Rafii "kýsýtlama" konusunda onun fakir kimse gibi kabul edileceðini, yemin edip de yeminini bozduðunda oruç tutarak keffareti yerine getireceðini söylemiþtir.

 

46. Nevevi nafaka ve giyeceði kayýtsýz olarak zikretmiþtir. Rafii þöyle demiþtir: "Alimler nafaka ve diðer masraflarýn süresiyle ilgili bir açýklama yapmamýþtýr. Bunun ortalama ömür süresi veya bir sene þeklinde sýnýrlandýrýlmasý mümkündür." Ravdatü't-talibin'de Nevevi ikincisini doðru kabul etmiþtir. Bundan anlaþýldýðýna göre bu konuyla ilgili olarak önceki alimlerden bir nakil yoktur. Oysa alimlerin çoðunluðu ilk görüþü nakletmiþ olup "sadakalarýn taksimi" konusunda geçtiði üzere itimad edilmesi gereken görüþ de budur.

Beðavý, zekat konusunda yaptýðýna kýyasla fetvalarýnda ilk görüþü tek görüþ olarak zikretmiþtir.

 

Ezrai ve baþkalarýnýn da belirttiði üzere "hac" ve "sadakalarýn taksimi" konusunda zikredilen "fakihin kitaplarý hac yapmak için satýlmaz, zekat almasýna engel teþkil etmez" hükmü ve iflas konusunda zikredilen "maaþlý askerin atý ona býrakýlýr" hükmünün burada da benzer bir þekilde uygulanmasý mümkün hatta önceliklidir.

 

47. Keffaret yükümlüsü olan kiþinin gayr-i menkulünden elde ettiði gelir ile ticaret malýndan elde ettiði kar, masraflarý için kendisine yeterli olacak miktarýn dýþýnda azat edilecek köle için yeterli olmuyorsa o kiþi her iki durumda [köle azadý seçeneðini] terk edip oruç tutma seçeneðini uygular. Þayet gayrimenkul ve ticaret malýndan elde edilen gelir kendisi için yeterli olacak miktardan daha fazlaysa bunlarý kesin olarak satmasý gerekir.

 

48. Kiþinin alýþýk olduðu evini ve kölesini [keffaret olarak köle azat edebilmek için satmasý gerekir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre bunlarý satmasý gerekmez; çünkü insanýn alýþýk olduðu þeyden ayrýlmasý zordur.

 

Ev ve kölenin deðerli olmasý þöyle olur: Kiþi evini sattýðmda elde edeceði parayla oturacaðý bir ev ve azat edeceði bir köle alabilecekse veya kölesini sattýðmda kendisine hizmet edecek bir köle ve azat edecek bir köle bulabilecekse o ev ve köle deðerlidir.

 

Ýkinci görüþ

 

Kiþinin azat edecek köleyi elde edebilmek için bunlarý satmasý gerekir, burada kiþinin alýþýk olduðu þeyden ayrýlmasý dikkate alýnmaz.

 

Nevevi'nin "alýþýk olduðu" ifadesi, kiþinin alýþýk olmadýðý ev ve köleyi dýþarýda býrakmaktadýr, bu durumda kiþinin o evi satmasý ve köleyi az at etmesi kesin olarak gerekli olur.

 

Not:  "Köle" yerine "hizmetçi" denilmesi daha uygun olurdu; çünkü cariye de ayný hükme tabidir. Özellikle kiþi cariyeye iliþkide bulunmak için ihtiyaç duyabilir.

 

EI-Ýstizkar adlý eserde þöyle denilmiþtir: Kiþinin iliþkide bulunduðu bir cariyesi ve bir hizmetçisi olsa, cariyenin ona hizmet etmesi mümkün ise hizmet eden köleyi azat eder, aksi takdirde azat etmez.

 

Daha önce belirttiðimiz üzere burada "köle" derken cins kastedilmektedir. Þu halde burada da kastedilen de aynýdýr.

 

Kiþinin geniþ bir evi varsa þayet kalan kýsmýnda oturmasý mümkün ise fazlalýk kýsmýný satmasý gerekir. Çünkü bunda bir zarar ve zorluk yoktur. Çoðunluðun ifadesinden anlaþýldýðý kadarýyla bu konuda alýþýk olunan ev ile olunmayan ev eþittir; çünkü burada kiþi evinden ayrýlmamaktadýr.

 

Keffaret yükümlüsüne uymayan deðerli elbise þayet giymeye ve keffaret borcunu yerine getirmeye elveriþliyse, [keffareti yerine getirmek için] satýlmasý gerekir. Ancak kölede geçtiði üzere kiþinin alýþýk olduðu elbisesi ise alýþýk olunan bir þeyden ayrýlmak zor olduðu için kiþinin bu elbisenin bir bölümünü satmasý gerekmez, oruç tutmasý yeterli olur.

 

Hacca gidebilmek için kiþinin alýþýk da olsa malýný satmasý gerekir. Rafii þöyle demiþtir:

"Muhtemelen aradaki fark, haccýn bedeli olmadýðý halde köle az adýnýn bedelinin olmasýdýr."

 

Bununla iflas konusunda geçen "iflas eden kimseye hizmetçi ve ev kalmamasý" arasýnda þu fark vardýr: Keffaretin bir bedeli vardýr ve kul haklarýnýn aksine Allah haklarýnda müsamaha esasý geçerlidir.

 

Bir kimsenin, kendisine yetecek miktardan daha fazla ücreti olsa, köle azat etmek amacýyla fazladan ücret elde etmek için beklemesi gerekli olmayýp fazlalýk olan ücreti üç gün veya buna yakýn bir zamanda elde etmesi mümkün olsa bile oruç tutarak keffareti yerine getirebilir. Oruç tutmadan önce fazlalýðý biriktirirse eda vakti dikkate alýndýðýndan köle azat etmesi gerekli olur.

 

49. [Kiþi, keffaret olarak azat edeceði köleyi normal fiyatýndan daha pahalýya bulursa] fazlalýk az miktarda olsa bile -týpký abdest suyunda olduðu gibi normal fiyatýnýn üzerinde satýn almasý gerekmez. Örneðin kiþi, sahibi tarafýndan normal fiyatýndan daha pahalýya satýlan bir köle bulsa onu satýn almasý gerekmez. Bu durumda oruç tutma seçeneðini seçmez, normal fiyatýna azat edebileceði bir köle satýn alýncaya kadar bekler.

 

50. Ayný þekilde kiþinin malý yanýnda deðilse malý yanýna gelinceye kadar bekler. Malýn bulunduðu mesafe namazýn kýsaltýlabileceði uzaklýkta olsa ve kiþi zýhar keffaretini yerine getirecek olsa bile hüküm böyledir. Çünkü kiþi ölseydi köle onun terikesinden alýnacaktý. Ancak teyemmüm meselesinde benzer durumda hüküm farklýdýr; çünkü ölen kiþi adýna namaz kaza edilmez.

 

51. Kiþiye keffaret olarak azat etmesi gereken köle hibe edilse, minnet yükü altýnda kalma söz konusu olduðu için bunu kabul etmesi gerekmez, ama kabul etmesi sünnettir.

 

52. [Kiþinin köle azadýna güç yetirebilecek durumda olup olmadýðýný belirlemek için hangi zaman dilimi dikkate alýnýr? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait üç görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

En güçlü görüþe göre köle azat etmeyi gerekli kýlacak zenginliði belirlemede keffareti yerine getirme [yani eda] aný dikkate alýnýr. Çünkü keffaret, kendi cinsinden olmayan bedeli bulunan bir ibadet olduðundan týpký oruç, teyemmüm, namazdayken kýyam ve oturma gibi eda vakti dikkate alýnmýþtýr.

 

Ýkinci görüþ

 

Keffaretin kiþiye gerekli olduðu vakit dikkate alýnýr. Et- Tenbih yazarý bunu esas almýþtýr. Ben, o eserin þerhinde bu görüþün zayýflýðýna dikkat çekmiþtim.

 

Üçüncü görüþ

 

Zenginlik keffaretin gerekli olduðu ve eda edileceði vakitlerden

hangi vakitte olursa o vakit dikkate alýnýr.

 

Not:  Yukarýda geçen hükümler hür kimse hakkýndadýr. Zýhar yapan köleye gelince, onun köle azat ederek ve yemek yedirerek keffareti yerine getirmesi mümkün olmadýðýndan oruç tutar.

 

Efendi kölesinin oruç tutmasýna izin vermezse onun adýna keffareti yerine getirebilir.

 

B. Altmýþ Gün Oruç Tutmak

 

Nevevi daha sonra keffaretin yerine getirilebileceði ikinci durumu ele alarak þöyle demiþtir:

 

Kiþi köle azat edemeyecek durumdaysa iki ay peþpeþe hilali dikkate alarak, keffaret niyetiyle oruç tutar. Daha doðru görüþe göre orucun peþpeþe olmasýna niyet etmesi þart deðildir. Ayýn ortasýnda baþlarsa bundan sonraki ay hilale göre hesap edilir, ilk aydan tuttuðu günleri üçüncü aydan eklemek suretiyle otuza tamamlar.

 

Özürsüz olarak bir gün oruç kaçýrma durumunda peþpeþe tutma özelliði yerine gelmemiþ olur. Ýmam ÞafiI'nin yeni görüþüne göre hastalýk da böyledir. Kadýnýn adet görmesi böyle deðildir. Mezhepte esas alýnan rivayete göre akýl hastalýðýna yakalanmak da böyledir.

 

53. Zýhar yapan kimse hissen [gerçekten] veya þer'an [hukuken] köle azat edebilecek durumda deðilse -ayetteki ifade sebebiyle- peþpeþe iki ay oruç tutar. Borç alarak veya baþka yollarla köle azat ederse daha doðru görüþe göre yeterli olur; çünkü daha üst sýradaki bir þeyi yapmýþtýr.

 

Not:  Kiþinin bir kölesi varken onu öldürse bu kiþi oruç tutarak keffareti yerine getirebilir mi? "Eda vakti dikkate alýnýr" görüþünü kabul edersek Ruyaný'nin tercih ettiði üzere oruç tutabilir. Aksi takdirde tutamaz.

 

Fakir olan kiþi oruç tutmaya baþladýktan sonra zengin olsa köle azat etmesi gerekmez.

 

54. Ýki ay, [her biri otuz günden] eksik bile olsa hilallerle belirlenir. Bu iki ayda kiþi -farz oruçta bilindiði þekliyle- her günün gecesinde keffarete niyet ederek oruç tutar. Konunun baþýnda geçtiði üzere hangi keffaret olduðunu "zýhar", "adam öldürme" vb. diyerek belirtmesi gerekmez.

 

55. Kiþinin üzerinde iki keffaret borcu olsa ve buna karþýlýk dört ay oruç tutsa yeterli olur.

 

EI-Matlab adlý eserde þu durum istisna edilmiþtir: Kiþi bir keffaret için bir ay, sonra baþka bir keffaret için bir ay oruç tutsa, sonra ilk keffaret için bir ay, sonra da ikinci keffaret için diðer ay oruç tutsa bu oruçlar hiçbir keffaret için geçerli olmaz. Ayný durumda iken iki köle azat etme konusu bundan farklýdýr; çünkü oruçta iki ayýn peþpeþe olmasý þarttýr.

 

56. Oruç yoluyla keffareti yerine getirirken [peþpeþe oruç tutmaya niyet etmek þart mýdýr? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre [niyet ederken orucun] peþpeþe olmasýna niyet etmek þart deðildir, fiilen peþpeþe tutmak yeterlidir. Ayrýca namazdayken avret yerlerini örtme örneðinde olduðu gibi peþpeþe olmak ibadette þart olup buna niyet etmek þart deðildir.

 

Ýkinci görüþ

 

Her gece oruç tutmaya niyet etmek þarttýr, böylece özelolarak o oruca temas etmiþ olur.

 

Not:  Keffaret yükümlüsünün oruç tutmasý ancak köle azadýnýn imkansýz olmasý sebebiyle oruç tutmasýnýn caiz olduðu kesin olarak bilindikten sonra geçerli olur. Azat edilecek köle konusunda bir araþtýrma yapmadan geceleyin oruç tutmaya niyet etse sonra köle hakkýnda araþtýrma yapýp bulamasa o niyet yeterli olmaz.

 

57. Kiþi oruca ay esnasýnda baþlasa örneðin Muharrem ayýndan yirmi gün geçtikten sonra baþlasa sonraki ay -yani bizim örneðimizde Safer ayý- hilale göre hesap edilir. Ýlk ay olan Muharrem ayý ise üçüncü aydan eklenecek günlerle -bizim örneðimizde Rebiülevvel ayýndan eklenecek on gün ile- otuz güne tamamlanýr. Çünkü orada hilali esas almak mümkün olmadýðýndan sayý esas alýnmýþtýr.

 

58. Orucun peþpeþe olma niteliði özürsüz yere birgün kaçýrýlmasý halinde ortadan kalkar.

Bu, son gün bile olsa böyledir. Bu, kiþinin orucunun bozulmasý veya bazý gecelerde niyet etmeyi unutmakla olabilir. Emredilen þeyleri yerine getirme konusunda unutmak bir özür olarak kabul edilmez.

 

Bu durumda, daha önce tutulan oruçlar geçersiz mi olur yoksa nafile oruca mý dönüþür?

Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr. EI-Envar adlý eserin yazan ilk görüþü, Ýbnü'l-Mukrý ise ikinci görüþü tercih etmiþtir. Ýlk görüþ "özürsüz yere orucu bozma", ikinci görüþ "özür sebebiyle bozma" þeklinde yorumlanýr.

 

59. Kiþi orucu bitirdikten sonra bir günün orucuna niyet edip etmediðinde þüphe etse isterse bu, niyetinde þüphe ettiði günün orucu olsun bunun zararý olmaz. Çünkü günü bitirdikten sonra meydana gelen þüphenin bir etkisi yoktur. Bu, benzer durumda namaza niyet konusundan ayrýlýr; çünkü namaz konusu oruca göre iþin daha sýký tutulduðu bir konudur.

 

Not: Nevevi'nin ibaresinin mefhum-ý muhalifinden þu durum istisna edilir: Kiþi yolculuk sebebiyle oruç tutmasa veya hamile ya da süt emziren kadýn çocuk sebebiyle oruç tutmasa veya kiþi þiddetli açlýk sebebiyle orucunu bozsa bu durumda özür bulunsa bile peþpeþe olma özelliði ortadan kalkmýþ olur.

 

60. Orucu býrakmayý mübah kýlacak derecede olan hastalýk sebebiyle orucu býrakmak [orucun peþpeþe olma özelilðini ortadan kaldýrýr mý? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Ýmam Þafii'nin yeni görüþüne göre bu durumda orucun peþpeþe olma özelliði ortadan kalkmýþ olur; çünkü hasta olmak oruç tutmayla çeliþen bir durum deðildir. Burada kiþi kendi isteðiyle orucu býrakmýþtýr. Onun durumu oruç tutarken çok zorlanýp orucunu bozan kiþinin durumu gibidir.

 

Ýkinci görüþ

 

Ýmam Þafii'nin eski görüþüne göre bu durumda peþpeþe olma özelliði ortadan kalkmaz; çünkü peþpeþe tutma zorunluluðu, Ramazan orucunun aslen farz olmasýndan daha güçlü olamaz. Ramazan orucu hastalýk durumunda düþmektedir.

 

61. Yukarýdaki açýklamalardan hastalýktan korkarak oruç býrakmanýn, peþpeþe olma özelliðini evleviyetle ortadan kaldýracaðý anlaþýlmaktadýr.

 

62. Orucun peþpeþe olmasý, kadýnýn adet görmesiyle ortadan kalkmaz; çünkü adet görmek oruçla çeliþen bir durumdur. Normal adet gören bir kadýn bir ay içinde normal þartlarda adet görür. Bu durumda iki ay oruç tutmayý menopoz olma dönemine ertelemek büyük bir risktir.

 

63. Bu hüküm, kadýnýn iki ay veya daha fazla süreyle hayýzdan kesilme adeti olmadýðýnda söz konusudur. Þayet böyle bir adeti var olup da araya hayýzýn gireceði bir sürede kadýn oruca baþlamýþsa, Ravdatü't-talibin'de Mütevelli'den aktarýlan ve onaylanan görüþe göre orucun peþpeþe olmasý kesintiye uðramýþ olur.

 

64. Ayný þekilde keffaretle yükümlü olan kiþi Ramazan veya Kurban bayramý gibi orucu kesintiye uðratacak bir zaman diliminin araya gireceðini bile bile iki aylýk oruca baþlasa,

[bu vakitler araya girdiðinde oruç kesintiye uðrar]. Bu, el-Muharrer'de belirtildiði halde Nevevi bunu atlamýþtýr.

 

Not:  Doðru görüþe göre loðusalýk da hayýz gibi olup orucun peþpeþe olmasýný zedelemez. Bir görüþe göre ise loðusalýk [hayýza göre] nadir olduðundan peþpeþe olmayý kesintiye uðratýr. Ýmam ÞaHl'nin ifadelerinden ilk anda anlaþýlan da budur.

 

Araya hayýz ve loðusalýðýn girmesi zýhar keffaretinde deðil yalnýzca adam öldürme keffaretinde düþünülebilir. Çünkü zýhar keffareti kadýn üzerine gerekli deðildir. Bu yüzden Nevevi'nin burada zýhar keffaretinden bahsederken hayýzdan söz etmesine itiraz edilmiþtir.

Bu itiraza þöyle cevap verilmiþtir: Burada Nevevi mutlak olarak keffaretten bahsetmektedir.

Ayrýca Ýmam Þafii'nin eski olup tercih edilen görüþüne göre bir kadýnýn, üzerinde zýhar keffareti borcu olup da ölen bir yakýný adýna onun keffaret orucunu tutmasý düþünülebilir.

 

65. Mezhepte esas alýnan rivayete göre akýl hastalýðýna yakalanmak orucun peþpeþe olma özelliðini ortadan kaldýrmaz; çünkü oruç tutmak týpký hayýz gibi akýl hastalýðýyla da çeliþen bir durumdur. Daha önce Mütevelli'den aktardýðýmýz görüþ, ez-Zehair adlý eserde belirtildiðine göre gel-git þeklinde olan akýl hastalýðý için de geçerlidir.

 

66. Uzun süreli baygýnlýk -Ravdatü 't-talibýn' de belirtildiðine göre- akýl hastalýðý gibidir. Ýtimad edilen görüþ de budur. Bir baþka görüþe göre ise bu, hastalýk gibidir. Et-Tenkih 'teki ifadeden bunun tercihe þayan olduðu anlaþýlmaktadýr. Ezrai þöyle demiþtir: "Mezhepte esas alýnan ve Ýmam Þafii tarafýndan el-Ümm'de açýk olarak belirtilen görüþ budur."

 

67. Kiþi Ramazan orucunu keffaret niyetiyle veya hem ramazan hem keffaret niyetiyle tutsa orucu batýl olur.

 

68. Kiþinin daha sonra baþtan tutmak için iki aylýk orucu kesintiye uðratmasý günahtýr. Çünkü iki aylýk oruç, tek bir günlük oruç gibidir.

 

69. Kiþi, iki aylýk oruç tutma esnasýnda geceleyin eþiyle iliþkide bulunsa günaha girmiþ olur, ancak oruca yeniden baþlamasý gerekmez.

 

c. Altmýþ Fakiri Doyurmak

 

Kiþi yaþlýlýk veya hastalýk sebebiyle oruç tutamayacak durumda olursa -alimlerin çoðunluðu "iyileþmesi ümit edilmeyen hastalýk" demiþlerdir- veya oruç tutmasý durumunda þiddetli bir zorlukla karþýlaþýyor yahut hastalýðýnýn artmasýndan korkuyorsa titre olarak verilmeye elveriþli altmýþ müd yiyecek ile; kafir, haþimý ve Muttalibý olmayan altmýþ miskin veya fakiri doyurmasý gerekir.

 

70. Zýhar yapan kimse yaþlýlýk veya hastalýk sebebiyle oruç tutamayacak veya iki ay peþpeþe tutamayacak durumdaysa [oruç tutarak deðil fakirleri doyurmak suretiyle keffareti yerine getirir.]

 

71. Alimlerin çoðunluðu hastalýkla ilgili "iyileþmesi ümit edilmeyen" kaydýný eklemiþlerdir.

Cüveyni ve Gazalý gibi azýnlýk ise "hastalýðýn ya kiþinin benzer durumlarda düzenli adetine iliþkin zanný ya da doktorlarýn sözüne baðlý olarak iki ay devam etmesi ile kayýtlanmasý gerekir" demiþlerdir. Ravdatü't-talibin'de bu görüþ sahih kabul edilmiþtir. Nevevi bununla yetinmiþ olsa bundan önceki de anlaþýlacaktý. Alimlerin bir grubu ise hastalýða iliþkin iyileþmesi ümit edilen ve edilmeyen þeklinde bir kayýt koymamýþtýr.

 

Not:  Hastalýðýn, yaþlýlýða atfedilmesi genelin özele atfedilmesidir. Çünkü hastalýk arýzýdir, yaþlýlýk ise tabii bir hastalýktýr.

 

72. Kiþi oruç tutmaktan aciz olmamakla birlikte oruç tuttuðunda þiddetli zorlukla karþýlaþýyorsa [keffareti, fakirleri doyurarak yerine getirebilir. ]

 

73. Bazýlarý bu zorluðu "teyemmüm yapmayý mübah kýlacak derecede zorluk" þeklinde sýnýrlamýþlardýr.

 

74. Alimlerin çoðunluðunun tercihine göre kiþinin aþýrý derecede cinsel þehvete sahip olmasý da zorluk kapsamýna dahildir. Nevevi bunu "ramazanda iliþkide bulunma sebebiyle gerekli olan keffaret" konusunda açýk olarak belirtmiþtir.

 

Þiddetli þehvet durumunda Ramazan orucunu terk etmek ise caiz deðildir; çünkü ramazan orucunun bedeli yoktur. Ayrýca kiþinin ramazan orucunda geceleri iliþkide bulunmasý mümkündür. Oysa Zýhar keffaretinde -daha önce de iþaret edildiði üzere- iliþkide bulunmanýn haramlýðý [iki aylýk] oruç bitinceye kadar devam eder.

 

75. Kiþi oruç tuttuðu taktirde hastalýðýnýn artmasýndan korkarsa [bu durumda ve yukarýda belirtilen durumlarda] ayette belirtildiði üzere altmýþ miskine yemek yedirmek suretiyle keffareti yerine getirir. Fakire de yedirebilir; çünkü fakirin durumu miskinden daha kötüdür.

Yedirmenin bir kýsmýný miskinlere bir kýsmýný fakirlere yapsa bu da yeterli olur.

 

Not:  Nevevi "yemek yedirmek suretiyle keffareti yerine getirir" derken Kur'an'ýn lafzýna uyarak bunu söylemiþtir. Bununla kastedilen, yiyecek maddesinin temlik edilmesidir.

Hadiste "Hz. Peygamber (s.a.v.) nineye [torununun geriye býraktýðý terikeden] altýda bir yedirdi" ifadesi geçmektedir.(Beyhaki, Feraiz, VI, 226)

Bununla "temlik etti" anlamý kastedilmektedir. Buna göre fakirlere öðlen ve akþam yemek yedirmek yeterli deðildir.

 

[Keffaret yükümlüsünün, yiyecek maddesini temlik ederken fakirlere ve miskinlere] bunu sözlü olarak belirtmesi gerekir mi yoksa fiilen vermesi yeterli midir? Ravd adlý eserdeki ifade bunun sözlü olarak söylenmesini gerektirmektedir. Çünkü o eserde "temlik" sözcüðü kullanýlmýþtýr. Ezrai bunun hakkýnda "bu uzak bir görüþtür, sözlü ifade þart deðildir" demiþtir. Zekatý vermede olduðu gibi burada da doðru olan budur.

 

Nasýl ki köle azat etmek için uzaktaki malýn gelmesi bekle nmiyorsa ayný þekilde kiþi oruç tutarak keffareti yerine getirsin diye iyileþme si ümit edilen hastalýðýn iyileþmesi beklenmez. Çünkü malý olmayan kimseye "azat edecek köleyi bulamadý" denilmez. Ancak hastalýk sebebiyle oruç tutamayan kimseye "oruç tutmaya güç yetiremiyor" denilir. Ayrýca malýn elde edilmesi kiþinin isteðine baðlý olduðu halde hastalýðýn iyileþmesi böyle deðildir.

 

76. Fakir ve miskinin zekat almaya ehil kimselerden olmasý gerekir. Buna göre [keffaret olarak verilecek yiyeceði n] þunlara temlik edilmesi yeterli olmaz:

 

> Zýmmý bile olsa kafire,

> Haþimoðullarý ve Muttaliboðullarý soyuna mensup kiþiye,

> Kiþinin karýsý ve akrabasý gibi nafakasýný vermekle yükümlü olduðu kiþiye,

> Akrabasý veya kocasý tarafýndan nafaka verilerek ihtiyacý karþýlanan kiþiye,

> [Normal] köle veya özgürlük sözleþmesi yapmýþ köle.

 

Çünkü keffaret, Allah hakkýdýr. Dolayýsýyla zekatta dikkate alýnan hususlar keffarette de dikkate alýnýr.

 

77. Kiþi keffaret olan yiyeceði efendisinin izniyle bir köleye verse ve efendisi de o yiyeceði almaya hak kazanan kimselerden olsa bu temlik caiz olur; çünkü köleye verilen bu yiyecek efendiye sarf edilir.

 

78. Kiþi belirtilen nitelikteki altmýþ [fakir ya da miskin] kiþiye, her birine bir müd olacak þekilde altmýþ müd verir. Bunlarý onlarýn önüne koyar, her birine eþit þekilde temlik eder veya herhangi bir þey söylemeksizin verir. Onlar bunu kabul ettiðinde, doðru görüþe göre keffaret geçerli olmuþ olur.

 

79. NevevI'nin sözünden, aksi bir þey anlaþýlsa da kiþi bu þahýslardan birine iki müd, birine bir buçuk müd vermek suretiyle eþitliðe riayet etmese keffaret geçerli olmaz. NevevI "altmýþ fakire birer müd verir" demiþ olsa daha iyi olurdu.

 

80. Kiþi keffarete niyet ederek "bunu alýn!" dese ve onlar da eþit olarak alsalar bu yeterli olur. Farklý miktarlarda alýrlarsa, kimin baþka bir müd daha aldýðý belli olmadýðý sürece sadece bir müd geçerli olur ve bu böylece devam eder.

 

81. Kiþi altmýþ müddü yüz yirmi fakire eþit bir þekilde verse otuz müd vermiþ sayýlýr. O zaman bu fakirler içinden altmýþ kiþiye otuz müd yiyecek daha vermesi gerekir. Þayet bunun keffaret olduðunu onlara söylemiþse diðer þahýslardan, kalanlarý geri alýr.

 

82. Kiþi otuz fakire altmýþ müd yiyecek verir ve her birine verilen miktar bir müddün altýna düþmezse bu kiþiler dýþýnda baþka otuz kiþiye otuz müd yiyecek daha verir ve daha önce geçenleri geri alýr.

 

83. Bir fakire iki keffaretten dolayý iki müd yiyecek verse bu caiz olur.

 

84. Bir kiþiye bir müd verse ve bu müddü kendisinden satýn alýp sonra baþkasýna verse ve bu þekilde altmýþ defa bunu yapsa, kerahetle birlikte caiz olur.

 

85. Kiþi yiyecek maddesini devlet yetkilisine verse ve yiyecek onun elinde fakirlere daðýtýlmadan önce telef olsa, zekatýn aksine burada keffaret yerine gelmiþ olmaz.

 

86. Nevevi, müdlerin cinsini þu þekilde açýklamýþtýr: "Fitre olarak verilmesi caiz olan hububat cinsinden."

 

Buna göre, keffaret yükümlüsünün bulunduðu bölgede var olan yaygýn yiyecek dýþarýda kalmýþ olmaktadýr ki kiþi un, kavut, ekmek vb. gibi kendi bölgesinde yaygýn olan yiyecekten keffaret verse yeterli olmaz.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden anlaþýldýðýna göre, fitre olarak keþ ve süt verilmesini caiz gördüðünden dolayý keffaret olarak da bunlarý vermenin caiz olduðu anlaþýlmaktadýr. Keþ konusunda güçlü olan görüþ budur. Süte gelince, Nevevi, Tashihü't-Tenbih adlý eserde sütün keffaret olarak verilemeyeceði görüþünün doðru olduðunu söylemiþtir.

 

Son Hükümler

 

Keffaretle yükümlü olan kiþi keffaret olarak yapýlmasý gereken þeylerin hiçbirini yapamayacak durumda olursa, bunlardan birini yapabilecek hale gelinceye kadar keffaret onun borcu olarak kalýr. Bu durumda zýhar yapan kimse keffareti yerine getirinceye kadar karýsýyla iliþkide bulunamaz.

 

Keffaretin yerine getirilebileceði iki þey birleþtirilerek yapýlamaz.Örneðin kiþi bir köledeki yarým hisseyi azat edip bir ay oruç tutmak veya bir ay oruç tutup otuz fakiri doyurmak gibi bir þey yapamaz. Azat etmek üzere yalnýzca hisseli bir köle bulursa o zaman [köle azat etme basamaðýný geçip] oruç tutar. Çünkü köleyi bulamamýþ durumdadýr. Kiþi yiyecek maddesinin bir kýsmýný bulursa bu durumda bir müddün bir kýsmý bile olsa bunu verir; çünkü bunun bedeli yoktur. Kolayolan bir þey, zor olan bir þey sebebiyle ortadan kalkmaz. Geriye kalan yiyecek maddesi, tercihe þayan olan görüþe göre zimmetinde borç olarak kalýr. Çünkü amaç þudur: Keffaretin yerine getirilebileceði durumlarýn tümünden aciz kalmak kiþinin üzerinden keffaret borcunu düþürmez. Burada kiþinin bir þeyler yapmýþ olmasýna bakýlmaz.

 

Kiþi üzerinde iki keffaret borcu olmakla birlikte yalnýzca bir köle azat edebilecek imkaný varsa bu keffaretlerden biri yerine geçmek üzere bir köle azat eder, gücü yetiryorsa diðer keffaret için oruç tutar, yetmiyorsa fakirlere yiyecek verir.

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

LÝAN: GÝRÝÞ

⚠ Hata Bildir