|
KURBAN |
5. KURBANA ÝLÝÞKÝN BAZI
HÜKÜMLER
Nevevi daha sonra kurbanýn bazý hükümleri konusunu ele almaya
baþlamýþtýr. Kurbanýn hükümleri beþ türlüdür. Bunlarýn ilki kurbanýn telef
olmasý ve itlaf edilmesi konusudur.
5.1. Kurbanýn Telef
Olmasý veya Ýtlaf Edilmesi
5.1.1. Kurbanýn Telef Olmasý
5.2. Hayvanýn Kusurlu Hale Gelmesi
5.3. Hayvanýn Kaybolmasý
5.4. Kurban Etini Yemeye Ýliþkin Hükümler
5.5. Kurbanýn Eti Dýþýndaki
Parçalarýndan Yararlanmak
5.1.1. Kurbanýn Telef
Olmasý
Nevevi ilk türün ilk kýsmýný ele alarak þöyle demiþtir: [Kurbanlýk]
hayvan bundan önce [yani kesim zamanýndan önce] telef olursa kiþi herhangi bir
þeyle yükümlü olmaz.
46. Kurban olarak
kesilmesi adanmýþ olan muayyen bir hayvan, kesileceði vakitten önce ölürse veya
vakit geldikten sonra henüz kesme imkaný bulamadan
ölür ve kiþinin de bu konuda herhangi bir kusuru bulunmazsa, þahýs herhangi bir
þeyle yükümlü olmaz; çünkü kusuru yoktur.
47. Bu kurban onun
elinde emanet hükmünde olup baþkasýna satmasý caiz deðildir. Haksýz fiilde
bulunarak baþkasýna satmýþsa bakýlýr:
> Hayvan duruyorsa
onu geri isteyip bedelini müþteriye geri vermelidir.
> Müþterinin elinde
telef olmuþsa týpký gaspta olduðu gibi teslim anýndan telef olduðu zamana
kadarki zaman diliminde hayvanýn ulaþtýðý en üst deðeri müþteriden geri alýr.
Burada satýcý tazmin
konusunda bir vasýta konumunda olup tazmin yükümlülüðü nihai olarak müþterinin
üzerinde kalmaktadýr.
48. Satýcý bu deðeri
teslim aldýktan sonra telef olan hayvanla ayný cins, tür ve yaþta bir hayvan
satýn alýr. Þayet hayvanýn deðeri, o hayvanýn mislini almaya yetmezse satýcý
bunu kendi malýndan tamamlar.
49. Telef olan hayvanýn
deðerini [teslim aldýktan sonra bu parayý] kullanarak onun mislini satýn alsa
veya satýn alýrken kurban olarak kesme niyetiyle zimmetinden ödeyerek bir
hayvan satýn alýrsa telef olmuþ olan hayvanýn misli, satýn alýndýðý anda kurban
olur. Kendi zimmetinden ödeme yaparak satýn alýrken onun kurbanlýk olmasýna
niyet etmezse satýn aldýðý hayvaný kurbanlýk kýlar.
50. [Kiþinin kurban
olarak kesmeyi adadýðý muayyen] hayvaný kiraya vermesi de caiz deðildir; çünkü
kira, menfaatin satýlmasýdýr. Þayet kiraya verip de kiracýya teslim eder ve
hayvan da kiracýnýn binmesi veya baþka bir sebeple telef olursa kiraya veren
kiþinin onun deðerini tazmin etmesi gerekir. Kiracý ise emsal ücret öder.
Kiracý durumu bilerek kiralamýþsa o zaman kýyasa göre hem kiraya verenin hem de
kiracýnýn hayvanýn ücret ve deðerini tazmin etmeleri gerekir. Tazmin
yükümlülüðü sonuç itibarýyla kiracýnýn üzerinde kalýr. Bunu Ýsnevi
zikretmiþtir. Bu durumda ücret, týpký hayvanýn deðeri gibi kurbanýn sarf
edildiði yerlere sarf edilir. Bu ücretle, kurbanlýk hayvanla ne yapýlýyorsa o
yapýlýr. Bu daha önce geçmiþti.
51. [Kiþinin kurban
olarak kesmeyi adadýðý muayyen] hayvanýn baþkasýna ödünç verilmesi caizdir;
çünkü bu bir tür yararlanmadýr. Kiþinin bu hayvandan ihtiyaç sebebiyle hafif
bir biçimde yararlanmasý caiz olduðu gibi baþkasýna yararlandýrmasý da caizdir.
Hayvan, ödünç alan þahsýn elinde telef olursa velev ki kullaným sonucu telef
olmamýþ olsun o kiþi tazminle yükümlü olmaz; çünkü veren kiþinin elindeki mal
emanet hükmündedir. Rafii ve baþkalarýnýn
"kiracýdan ödünç alan" ve "kendisine menfaat vasiyet edilmiþ
kiþiden ödünç alan" kiþi hakkýndaki sözlerinden anlaþýldýðýna göre ödünç
alan þahýs da böyledir.
Ýbnü'l-Ýmad þöyle demiþtir: "Bu
mesele, hayvanýn kesim vaktinden önce telef olmasý ile ilgilidir. Vakit girip
de kiþi kesme imkaný bulduktan sonra hayvan telef
olursa, kiþi ihmalkarlýðý sebebiyle tazmin eder." Yani bu durumda ödünç
veren nasýl tazmin ediyorsa o da tazminle yükümlü olur.
5.1.2. Kurbanýn Telef
Edilmesi
Nevevi daha sonra ikinci kýsmý ele alarak þöyle demiþtir:
1. Hayvaný bir kimse
telef ederse [adakta bulunan kiþinin o hayvan] deðerinde bir hayvan alarak o
vakitte kesmesi gerekir.
2. Kiþi zimmetinde
bulunan bir hayvaný kurban olarak kesmeyi adasa sonra bunu tayin etse onu
[kurbanlýklarýn kesildiði] o vakitte kesmesi gerekir. Hayvan bundan önce telef
olursa daha doðru görüþe göre üzerindeki yükümlülük asýl haliyle kalmaya devam
eder.
3. Þayet kurban olarak
kesilecek hayvan daha önceden tayin edilmemiþse kesim esnasýnda niyet etmek
þarttýr.
4. Daha doðru görüþe
göre kiþi "bu hayvaný kurban kýldým" dediðinde de böyledir.
5. Kiþi hayvaný kesmek
için birini vekil tayin etse hayvaný vekile verirken veya vekil hayvaný
keserken niyet eder.
52. Hayvaný yabancý bir
þahýs telef ederse, týpký diðer mütekavvim mallarýn
telef edilmesi durumunda olduðu gibi telef eden kimse deðerini ödeyerek
tazminde bulunur. Adakta bulunan kiþi bu tazmin bedelini alarak o hayvanýn
dengi bir hayvan satýn alýr. Þayet onun dengini bulamazsa daha düþük deðerde
bir hayvan satýn alýr.
Bu durum, azat edilmesi
adanmýþ olan kölenin yabancý bir þahýs tarafýndan öldürülmesi meselesinden
farklýdýr. Bu durumda adakta bulunan kiþi kölenin deðerini kendisi için alýr,
bununla azat etmek için baþka bir köle satýn almasýna gerek yoktur. Çünkü daha
önce geçtiði üzere onun mülkiyeti ortadan kalkmamýþtýr. Azadý hak eden kiþi
kölenin kendisi olup o ölmüþtür. Kurbandaki hak sahipleri ise varlýðýný
korumaktadýr.
Telef edilen hayvan, iki
yaþýnda bir koyun olsa ve o koyun için ödenen deðer koyunun satým bedelinden
daha düþük olsa bununla altý ayýný doldurmuþ bir koyun satýn alýnýr.
Sonra keçiden iki yaþýna
basmýþ, sonra bir kurbandan daha az olaný, sonra bir kurbandan pay, sonra et
alýnýr. Alimlerin ifadesinden anlaþýldýðýna göre
adanmýþ olan hayvan cinsinden et alýnmasý gerekmez. Sonra zorunlu olarak para tasadduk eder.
53. Hayvaný, adakta
bulunan kiþinin kendisi telef etse veya onun kusuru sonucunda hayvan telef olsa
o kiþinin, ölen hayvanýn deðerinde onunla cins, tür ve yaþ bakýmýndan denk olan
bir hayvan satýn alarak onu belirtilen kurban kesme vaktinde kesmesi gerekir.
Çünkü haksýz bir fiilde bulunmuþtur.
Not: Nevevi'nin
ifadesinden yalnýzca hayvanýn kýymetinin gerekli olduðu anlaþýlmaktadýr.
Buna göre kiþi ölen
hayvanýn dengini o hayvanýn deðerinden daha fazlasýný ödeyerek bulabilse -týpký
yabancý þahýsta olduðu gibi- onu satýn almasý gerekmez. Mezhep içinde bir görüþ
budur. Ancak daha doðru görüþe göre hayvanýn telef zamanýndaki deðeri ile
kurban edildiði zamanýndaki deðeri arasýndaki en yüksek deðerin esas alýnmasý
gerekir. Nitekim hayvan satýlýp da müþteri elinde telef olduðu zamanda da böyle
yapýlmaktadýr. Ayrýca kiþi bu hayvaný kesmeyi ve etini daðýtmayý üstlendiði
halde her iki fiili de yapma imkanýný elinden
kaçýrmýþtýr. Mesele bu yönüyle yabancý þahsýn hayvaný itlaf etmesinden
ayrýlmaktadýr.
Þayet hayvan
bedellerinde meydana gelen ucuzlama sebebiyle ölen hayvanýn deðeri, telef
edilenin dengi bir hayvan için ödenecek satým bedelinden daha fazla ise kiþi
deðeri yüksek bir hayvan satýn alýr veya telef edilenin misli bir hayvan satýn
alýr, fazlalýk kýsým baþka bir hayvan almaya yetiyorsa baþka bir hayvan daha
alýr. Yetmiyorsa o zaman bunun hükmü, yabancý bir þahsýn hayvaný telef
ettiðinde onun ödediði deðerin kurbanlýk almak için yeterli olmamasý
meselesinin hükmü gibi deðerlendirilir.
Ýmam Þafii ve
mezhebimizin diðer alimleri baþka bir hayvan satýn
almaya yetmeyen fazlalýðýn tasadduk edilmesini,
bununla herhangi bir þey satýn alýp yenilmemesini müstehap
görmüþlerdir.
Kiþinin kestiði hayvanýn
fazla olan bedeli de ayný durumdadýr. Bunu, hayvanýn aslý gibi tasadduk etmek gerekli olmamýþtýr; çünkü bu, kiþinin müikü olduðu gibi kiþi vacip olan bedeli de tam olarak
ödemiþtir.
Þayet adakta bulunan
kiþi vakit gelmeden önce hayvaný boðazlarsa etin tamamýný tasadduk
etmesi gerekir. Vakti gelince de o hayvan yerine onun dengi bir hayvaný boðazlamasý
gerekir.
Þayet hayvaný satmýþ ve
müþteri de o hayvaný vaktinden önce boðazlamýþsa satýcý ondan eti alýp tasadduk eder, ayrýca meydana gelen azalmayý müþteriye
tazmin ettirir. Satýcý buna, hayvanýn bedelini satýn alacak miktarý da ekler.
Yabancý bir þahýs,
hayvanýn kesim vakti gelmeden onu keserse deðerinde meydana gelen azalmayý
tazmin eder. Et, kiþinin mülkiyeti olur mu yoksa bu da kurbanlýklarýn sarf
edildiði yerlere mi sarf edilir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ
bulunmaktadýr. Ýlkini kabul edersek adakta bulunan kiþi bununla ve mülkiyet
altýna girmiþ olan tazmin bedeliyle bir kurban satýn alarak vaktinde bunu
boðazlar. Ýkincisini kabul edersek -ki Hocamýz Zekeriya elEnsarl'nin
belirttiðine göre zahir olan budur- kiþi bu eti kurbanlýklarýn sarf edildiði
kimselere sarf eder. Tazmin bedeliyle de þayet mümkün ise bir kurbanlýk satýn
alýr, deðilse bununla yukarýda belirttiðimiz þekilde tasarruf ta bulunur.
54. Nevevi
daha sonra adanmýþ olan kurbanýn [belirli olmayýp] zimmette olmasý konusunu ele
alarak þöyle demiþtir: Kiþi, "Allah için kurban kesmek borcum olsun"
diyerek kurban olarak kesmek istediði þeyi zimmetinde üstlense sonra da
"þu deveyi adaðý m olarak belirledim" gibi bir ifadeyle adaðýný
belirli hale getirse belirlediði bu hayvaný o vakitte [yani kurbanlarýn kesim
vakti olan kurban bayramýnda] kesmesi gerekir; çünkü zimmetinde kurban kesmeyi
üstlenmiþtir. Bunun da vakti bellidir.
[Zayýf] bir görüþe göre -týpký hacdaki ihram yasaklarýný telafi için kesilen
kurbanlarda oldUðu gibi- bu hayvan zimmette sabit
olduðu için belirli bir vakitle sýnýrlanmaz.
55. Sonradan adak olarak
belirlenen hayvan, kesim vaktinden önce veya vakit esnasýnda telef olsa [ne olur? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
adaðýn aslý bu kiþinin üzerinde borç olarak kalýr; çünkü kesmeyi üstlendiði þey
zimmettedir. Sonradan belirlenen hayvan her ne kadar o kiþinin mülkiyetinden
çýkmýþ olsa da bu hayvanýn tazmin yükümlülüðü þahsýn üzerindedir.
Ýkinci görüþ
Bu hayvan yerine baþka
bir þey gerekmez; çünkü hayvan, kiþinin belirlemesi sonucunda belirli hale
gelmiþtir.
5.2. Hayvanýn Kusurlu
Hale Gelmesi
Kurbana iliþkin
hükümlerin ikinci türünü hayvanýn kusurlu hale gelmesi ile ilgili hükümler
oluþturmaktadýr. Adak olarak belirlenmiþ hayvanda ilk olarak kurban edilmesine
mani bir kusur meydana gelir ve bu adakta bulunan þahsýn kusurundan
kaynaklanmazsa bakýlýr:
> Bu, þahsýn hayvaný
kesme imkaný bulmasýndan önce meydana gelmiþse
[bakýlýr:]
> Hayvaný vaktinde
kesmek yeterli olur, kusurlanma sebebiyle baþka bir
þey yapmasý gerekmez.
> Vaktinden önce
keserse etini tasadduk eder, hiçbir þey yiyemez;
çünkü yapmayý üstlendiði þeyi kendi kusuruyla elinden kaçýrmýþtýr. Ayrýca
hayvanýn deðerini para olarak da tasadduk eder.
Bununla baþka bir kurban almasýna gerek yoktur; çünkü kusurlu
hayvanýn dengi kurban olarak yeterli olmaz.
> Kusur, hayvaný
kesme imkaný bulduktan sonra meydana gelmiþse bu
hayvan yeterli olmaz; çünkü kesmeyi ertelemekle ihmalkarlýk göstermiþtir. Bu
kiþinin o hayvaný kesmesi, etini tasadduk etmesi
gerekir; çünkü bu hayvaný o yönde sarf etmeyi üstlenmiþtir. Ayrýca bu hayvanýn
saðlam haldeki dengini de kesmesi gerekir.
> Kiþi, adakta
bulunduðu hayvaný vaktinde kestiði halde etini bozuluncaya kadar taksim etmese
etin bedelini satýn almasý gerekir. Bu, daha doðru olan "et, mislibir maldýr" görüþüne dayalý bir hükümdür. Bu
kiþinin baþka bir kurban satýn almasý gerekmez; çünkü kan akýtma
gerçekleþmiþtir. Bununla birlikte bunu yapabilir.
[Zayýf] bir görüþe göre
hayvanýn deðerini ödemesi gerekir. Ýbnü'l-Mukri, þerhettiði kitaba tabi
olarak bu görüþü tercih etmiþtir. Bu, etin kýyemi bir
mal olduðu görüþüne dayalýdýr.
> Zimmette adanýp
sonra belirlenen hayvana gelince; bu hayvanda bir kusur meydana gelirse isterse
kesme anýnda meydana gelmiþ olsun o hayvanýn belirlenmesi geçersiz olur.
Bu kiþi o hayvaný
dilediði yöne sarf edebilir. Bu durumda adaðýn aslý onun zimmetinde borç olarak
kalýr.
5. 3. Hayvanýn
Kaybolmasý
56. Kesilmesi adanmýþ
olan hayvan kaybolduðunda þayet kiþinin kusur ve ihmali olmaksýzýn kaybolmuþsa
onu tazmin etmez. Kurban kesme vakti geçtikten sonra onu bulursa kaza olarak
derhal hayvaný keser ve kurbanlýk hayvanlarýn daðýtýlacaðý kimselere daðýtýr,
bunu ertelemesi caiz olmaz. Bir masraf söz konusu olmadýkça hayvaný aramasý
gerekir. Þayet ihmalkar davrandýðý için hayvan
kaybolmuþsa masraf yapmasý gerekse bile onu aramasý gerekir.
Rafii ve Nevevi "bir özür yokken
hayvaný kesmeyi teþrik günlerinin sonuncusuna ertelemesi de ihmalkarlýktýr"
demiþtir.
Bu günlerin bir kýsmýnýn
çýkmýþ olmasý bir ihmalkarlýk sayýlmaz.
Bu þuna benzer: Bir
kimse geniþ olan namaz vakti esnasýnda ölmüþ olsa günaha girmez.
Ýsnevi þöyle demiþtir: Bu, Rafii'nin
daha önce söylediði þu hükümden gaflet ederek dile getirdiði bir þeydir:
"Kiþi hayvaný kesme imkaný bulduðu halde kesmez
de hayvan telef olursa veya kusurlanýrsa onu tazmin
eder."
Bulkini de buna benzer bir ifade kullanmýþ ve þöyle demiþtir:
"Nevevi'nin tercih ettiði görüþ, itimad
edilecek olan görüþ deðildir."
Hocamýz Zekeriya el-Ensarý þöyle demiþtir: "Bununla, namaz vakti içinde
ölen kiþinin günahkar olmamasý meselesi þu açýdan
ayrýlýr: Kurbandan farklý olarak namaz tamamen Allah hakkýdýr."
Hayvaný kaybetmek ile
telef etmek arasýnda fark olarak zikredilen "hayvan kaybolduðunda
bulunduðu hal üzere durmaktadýr, oysa daha önce geçen durum [yani hayvanýn
telef olmasý] bundan farklýdýr" husus yeterli deðildir. Daha uygun olaný
hayvanýn kaybolmasý ile daha önce geçen durumun birbirine eþit kabul
edilmesidir.
57. Bir kimse zimmetinde
bulunan adak yerine geçmek üzere bir koyun belirle se
sonra bu koyun mevcut olduðu halde onun yerine baþkasýný kesse, bu kesmenin
yeterli olup olmayacaðý konusunda görüþ ayrýlýðý bulunmaktadýr. Yukarýda geçen
"kiþi hayvaný tayin ettiðinde onun üzerindeki mülkiyeti ortadan
kalkar" þeklindeki ifadeden anlaþýldýðýna göre onun yerine baþkasýný
kesmesi yeterli olmaz.
58. Kiþinin, zimmetinde
bulunan adak kurbaný olarak muayyen bir hayvaný belirlemesinden sonra bu hayvan
kaybolsa ve kiþi onun yerine baþka bir hayvan kesse bu yeterli olur. Þayet
hayvaný sonradan bulursa kesmesi gerekmez, hayvan onun mülkü olur. Bunu Rafii eþ-Þerhu's-saðir'de açýk olarak ifade etmiþtir.
59. Þayet kurban
edilecek hayvan önceden tayin edilmemiþse hayvaný kesme sýrasýnda kurban
kesmeye niyet etmek þarttýr. Niyet etmenin þart olmasý bunun bir ibadet
olmasýndandýr. Ameller niyetlere göredir. Bu niyeti n kesme esnasýnda þart
olmasýnýn sebebine gelince; niyeti n fiilin baþýna bitiþmesi asýldýr. Bu,
konuyla ilgili görüþlerden biridir.
eþ-Þerhu'l-kebir, Ravdatü't-talibin ve el-Mecmu'da daha doðru olarak
belirtilen görüþe göre -týpký zekatýn taksiminden önce niyet edilmesi durumunda
olduðu gibi- kurbanlýk olarak belirlenmemiþ hayvanda da niyetin kesim öncesinde
yapýlmasý caizdir. Ancak niyetin, kesilecek hayvanýn tayininden sonra çýkmýþ
olmasý gerekir. Þayet bundan önce çýkarsa caiz olmaz. Nitekim benzer durumda
malýn içinden zekat olarak verilecek kýsmýn
ayrýlmasýndan sonra niyet edilirse bu niyet muteber olur, daha önce yapýlýrsa
muteber olmaz.
Ýsnevi el-Mühimmat'da þöyle demiþtir:
"Kurban kesme vaktinin girmesi þart mýdýr yoksa fark etmez mi? Bu konu
farklý ihtimallere açýktýr." Ýlki daha güçlüdür.
60. [Kiþi
kurbanýný tayin ettiðinde, keserken niyet etmesi þart mýdýr? Bu konuda mezhep
içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha güçlü görüþe göre
kiþi kurbaný tayin ederek "þu koyunu kurban kýldým" dediðinde de
hayvanýn kesimi sýrasýnda da niyet etmesi þarttýr. Tayin etmek yeterli
deðildir; çünkü bu, kendi baþýna müstakil bir ibadet olduðundan niyet edilmesi
þarttýr.
Ýkinci görüþ
Hayvanýn kurbanlýk
olarak tayin edilmesi yeterlidir.
Not: Bu durumda hayvanýn kesimi esnasýnda niyeti n
þart koþulmasýna iliþkin Nevevi'nin tercih ettiði
görüþ, "hayvan önceden tayin edilmemiþse kesim sýrasýnda niyet þart
koþulur" þeklinde tek olarak zikrettiði görüþe dayalýdýr. Daha önce
geçtiði üzere konuyla ilgili görüþlerden biri bu olmakla birlikte bunun aksi
daha doðrudur.
Ezrai þöyle demiþtir: Muayyen olmayan hayvanda niyetin önceden
yapýlmasýný caiz gördüðümüzde -ki daha doðru olan görüþ budur- muayyen hayvanda
niyet evleviyetle caiz olur.
Yukarýda geçen,
"hayvaný tayin etmek yeterli deðildir, kesim sýrasýnda niyet etmek de
gereklidir" görüþü ile alimlerin þu ifadesi
birbiriyle çeliþmez: "Kiþi muayyen kurbanýný boðazlasa veya muayyen hedy kurbanýný hayvanýn sahibinden baþkasý [ondan vekalet
almaksýzýn] vakti içinde boðazlasa ve hayvan sahibi de eti ondan alsa ve hak
sahiplerine daðýtsa, hak yerini bulmuþ olur." Arada çeliþki yoktur; çünkü
hayvanýn etinin kendilerine sarfedilmesi hak olan
kiþiler bunlardýr. Bu sebeple -týpký emanet malý geri vermede olduðu gibi-
kiþinin bizzat kendisinin yapmasý gerekmez, necasetin giderilmesinde olduðu
gibi baþkasý yaptýðýnda da yeterli olur. Çünkü diðer meselede konu, adakta
bulunmakla hayvanýn tayin edilmesidir. Burada ise tayin ile belirli hale
gelmesidir. Bu, adak için kullanýlan ifadeden daha düþük bir ifadedir.
61. Kiþi hayvaný kesmek
üzere birini vekil tayin etse, vekile kesilecek hayvaný verirken veya vekilin
hayvaný kesmesi esnasýnda niyet eder; çünkü vekil, kiþinin yerini aldýðýndan o
vekilin durumu zekat! daðýtma
konusunda vekil olan þahsýn durumu gibidir.
Zerkeþi þöyle demiþtir: "Þu durum istisna edilir: Bir kimse
hayvaný kesmek için kafir bir þahsý vekil tayin etse,
zahir olan, hayvan kesimi esnasýnda niyet etmenin yeterli olmadýðýdýr."
Bana göre bu yeterlidir.
Not: Nevevi'nin zikrettiði
hüküm, niyetin hayvanýn kesiminden önce yapýlmasýnýn caiz oldUðU
konusunda açýktýr. Daha önce ise bunun aksi görüþü sahih kabul etmiþti. Bu
konudan söz etmiþtik.
Yine Nevevi'nin
ifadesi vekilin niyet etmesinin caiz olmadýðý düþüncesini akla getirmektedir.
Þayet vekil ehl-i kitaptan ise veya mümeyyiz deðilse
bu doðrudur. Þayet kiþi mümeyyiz bir Müslümaný vekil
tayin etmiþse ve niyet etme iþini de ona havale etmiþse kurbanýn sahih olmasý
için bu yeterlidir.
5.4. Kurban Etini
Yemeye Ýliþkin Hükümler
Dördüncü tür kurbandan
yemek ile ilgili hükümlerdir. Nevevi bu meseleye þu
ifadelerle baþlamýþtýr:
1. Kiþi nafile olan
kurbanýndan yiyebilir, zenginlere yedirebilir, onlara temlik edemez.
2. Kiþi kurbanýn üçte
birini yiyebilir. Ýmam Þafii'nin bir görüþüne göre yarýsýný yiyebilir
3. Daha doðru görüþe
göre kurbanýn bir kýsmýný tasadduk etmesi farzdýr. En
faziletlisi teberrüken yiyeceði birkaç lokma dýþýnda tümünü tasadduk
etmesidir.
62. Kurban kesen kiþi,
kendisi adýna kestiði nafile kurbanýndan yiyebilir. Hatta "ondan yiyin ve
þiddetli fakirliði bulunan fakire yedirin." [Hac, 28] ayetinde sabit olan
nafile hedy kurbanýna kýyasla kiþinin böyle yapmasý müstehaptýr.
Beyhakl'den rivayet edildiðine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), kestiði
kurbanlýðýn ciðerinden yerdi. (Beyhaki, Dahaya, 10, 7)
Ayetin zahirinden sanki
kurbandan yemenin farz olduðu anlaþýlsa da bu farz deðildir; çünkü ayette þöyle
buyrulmuþtur:
> Biz, büyük baþ
hayvanlarý da sizin için Allah'ýn (dininin) iþaretlerinden (kurban) kzldýk. [Hac, 36]
Demek ki kurbanlýk
hayvanlar bize ait kýlýnmýþtýr. Ýnsana ait kýlýnan þeyde insan onu terk etme ve
yeme þýklarýndan dilediðini seçebilir. Bu, el-Mühezzeb'te
söylenmiþtir.
63. ["Kendisi
adýna" ifadesi] birazdan zikredilecek þartlara uygun olarak ölmüþ þahýs
vb. baþkasý adýna kesilen hayvaný dýþarýda býrakmaktadýr. Bu hayvandan kiþinin
kendisi veya zengin olan diðer þahýslar yiyemez.
Kaffal bunu açýk olarak ifade etmiþ ve gerekçeyi de "kurban,
onun adýna geçerli olmuþtur. Artýk onun izni olmaksýzýn bundan yemek helalolmaz. Ýzin almak imkansýz
olduðundan bu kurbaný onun adýna tasadduk etmek
gerekir. "
64. Vacip olan kurbandan
kiþinin yemesi caiz deðildir. Herhangi bir þey yerse onun bedelini tazmin eder.
65. Nafile kurban kesen
kiþi bunu -Buveytl'nin Muhtasar'ýnda belirttiðine
göre Müslümanlardan olan- zengin kiþilere yedirebilir. Çünkü ayette "ondan
ihtiyacýný gizleyen ve gizlemeyen fakire yedirin" [el-Hac, 36].
Ýmam Malik þöyle
demiþtir: Bu konuda iþittiðim en güzel ifade þudur: Ayette geçen kani' kelimesi
fakir, mu'terr kelimesi ise ziyaretçi demektir.
Meþhur görüþe göre kani'
dilenci, mu'terr ise dilenmeye yüz tutan, onun
etrafýnda dolanan kiþidir.
[Zayýf] bir görüþe göre
kani' evinde oturan, mu'terr ise dilenen kiþidir.
Arapçada ..... fiilinin mazisi "kanea", mudarisi "yaknau" þeklinde olup "dilenmek" anlamýna
gelir. "kania", "yaknau"
ise Allah'ýn verdiði rýzka razý olup kanaat getirmek anlamýna gelir. (arp
ifadeler için 17.cilt s526)
Þair þöyle demiþtir:
Köle kanaat ederse
hürdür. Hür tamahkarlýk ederse köledir.
Öyleyse kanaat et, tamah
etme. Tamahtan baþkasý insaný çirkinleþtirmez.
66. Kiþi nafile olan
kurbanýndan zenginlere herhangi bir þey temlik edemez. Dolayýsýyla hediye olarak
onlara herhangi bir þey göndermesi caiz olmadýðý gibi satým vb. yollarla
hayvanýn eti üzerinde tasarrufta bulunamaz.
67. Bulkýni
devlet baþkanýnýn devlet hazinesinden kestiði kurbaný bundan istisna etmiþtir.
Devlet baþkanýnýn bu
kurbandan kendisine verdiði zengin kimseler ona sahip olur.
68. Fakirlere gelince
kiþinin kurban etinden onlara temlik etmesi caizdir. Onlar sahip olduklarý bu
et üzerinde satma vb. tasarruflarda bulunabilirler.
69. [Kiþi,
kestiði nafile kurbanýn etinin ne kadarýný kendisi yiyebilir? Bu konuda Ýmam
Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Ýmam Þafii'nin yeni
görüþüne göre kurbanýn üçte birini yer; çünkü ayette "ondan yiyin ve
isteyen ve istemeyen fakirlere yedirin" [el-Hac, 46] buyrulmuþtur. Geriye
kalan üçte ikiye gelince kiþi bunu tasadduk eder.
Nevevi'nin, Tashihu't-Tenbih
adlý eserinde doðru saydýðý ve Buveyti'nin
Muhtasar'ýnda da Ýmam ÞafiI'nin ifadesi olarak
naklettiðine göre kiþi kurbanýn üçte birini zenginlere hediye eder ve üçte
birini de fakirlere tasadduk eder. eþ-Þerhu'l-kebir ve Ravdatü't-talibin'de herhangi bir tercihte bulunulmamýþtýr.
Ýkinci görüþ
Ýmam Þafii'nin eski
görüþüne göre kiþi kurbanýnýn yarýsýný yer, diðer yarýsýný da tasadduk eder; çünkü ayette "ondan yiyin ve þiddetli
fakirliði bulunanlara yedirin" [Hac, 28] buyrularak kurban iki kýsma
ayrýlmýþtýr.
Not: Ravdatü't-talibin'deki "Ýmam Þafii'nin yeni görüþüne göre yeme
vb. fiili er konusunda kiþinin üçte biri geçmemesi, Ýmam Þafii'nin eski
görüþüne göre yarýsýný geçmemesi sünnettir" denilmiþtir. Nevevi buradaki ifadeden kastý da budur. Yoksa bundan kastý
el-Beyan 'da ve Ruyanl'nin el-Hilye'de ifade
ettikleri üzere kiþinin bu az miktardaki þeyi yemesinin sünnet olduðu deðýidir.
Bulkýn! üçte bir veya yarýnýn yenilmesinden
devlet baþkanýnýn devlet hazinesinden kestiði kurbaný istisna etmiþtir.
70. [Kurban
etinden fakirlere tasadduk etmek vacip midir? Bu
konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
Daha doðru görüþe göre
etinin az bir parçasý bile olsa kurbanýn bir kýsmýný tek bir fakire bile olsa tasadduk etmek vaciptir. Bir sýnýfýn zekattaki
payý ise bundan farklý olup onu üç kiþiden daha az sayýda kiþiye sarfetmek caiz deðildir; çünkü burada kurbanýn az bir
parçasýný daðýtmakla yetinmek caiz olup bunu bir kiþiden daha fazla þahsa sarfetmek mümkün deðýidir.
Etin çið olmasý þart
koþulur ta ki -keffaretlerde olduðu gibi- onu alan
kiþi satma vb. tasarruflarda bulunabilsin.
Eti yemek yapýp
fakirleri çaðýrmak yeterli olmaz; çünkü fakirlerin hakký onu yemekte deðil ona
sahip olmaktadýr.
Yine etin piþirilmiþ
olarak fakirlere temlik edilmesi, et dýþýnda deri, iþkembe, ciðer, dalak vb.
yerlerin temlik edilmesi yeterli olmaz.
Hediye etmek tasadduk yerine geçmez.
Maverdl'nin sözünden anlaþýldýðýna göre etten çok az miktarda vermek de
yeterli deðildir.
Bulkini'nin belirttiðine göre kurutulmuþ et vermek de yeterli olmaz.
Kiþi, tasadduk etmesi vacip olan miktarý verse ve hayvanýn
karnýndan çýkan yavrusunun tümünü ye se bu caiz olur.
Kiþi mükatep
köleye kurbanlýktan verse, zekata kýyasla burada da
týpký hür bir kimseye vermek gibi caiz olur. Ýbnü'l-Ýmad bunu "efendisinden baþkasý" þeklinde
sýnýrlamýþtýr. Aksi taktirde bunun hükmü, kiþinin
zekatýný mükatebine vermesinin hükmü gibi olur.
Ýkinci görüþ
Tasadduk etmek vacip deðildir. Sevabýn söz konusu olmasý için
Allah'a yaklaþma niyetiyle kaný akýtmak yeterlidir.
71. Ýlk görüþe göre kiþi
[tasadduk etmesi gereken kýsmý] yese
"kurban" adý verilecek kadarlýk kýsmý
tazmin etmesi gerekir.
72. Kiþinin bunu bu
tazminatý bir kurban parçasýna mý sarfetmesi gerekir
yoksa et alýp bunu taksim etmesi yeterli olur mu? Bu konuda Ravdatü't-talibin'de belirtildiðine göre mezhep içinde iki görüþ
bulunmaktadýr. el-Mecmu'da "daha doðru"
olduðu belirtilen görüþe göre ikincisi daha doðrudur. Ýbnü'l-Mukrý ilkini kabul etmiþtir.
73. Kiþi her iki görüþe
göre de hayvaný boðazlayýp etini taksim etmeyi kurban kesim vaktinden sonraya
geciktirebilir. Kiþinin bu hayvandan yemesi caiz olmaz; çünkü vacip olan
kurbanýn bedelidir.
74. En faziletli
davranýþ kurbanýn tümünü tasadduk etmektir. Çünkü bu
takvaya daha uygun, insanýn kendi nefsinin hazzýna uymaktan daha uzak bir
davranýþtýr. Ancak Kur'an'ýn zahiriyle ve yukarýda
belirttiðimiz sünnetle amel etmiþ olmak ve bu konudaki ihtilaftan kurtulmak
için teberrüken bir, iki veya birkaç lokma yer.
75. Kiþi kurbanýn bir
kýsmýný yiyip bir kýsmýný tasadduk ettiðinde hayvanýn
bütününü kurban etmenin, bir kýsmýný tasadduk etmenin
sevabýný alýr. Bu, Ravdatü't-talibin ve el-Mecmu'da
tasvip edilmiþtir.
Not: Kurban ve hedy'in
etinden saklamak mekruh deðildir. Kiþi bu etten saklamayý istediðinde bunun
yemek için ayrýlan üçte birden olmasý menduptur.
Önceleri üç günden fazla saklamak yasaklanmýþtý, sonradan sahabe bu konuda Hz.
Peygamber (s.a.v.)'e müracaat edince o þöyle buyurdu: "Ben, [Medine'ye
gelen fakir] heyet sebebiyle bunu [kurban etlerini depolamayý] yasaklamýþtým.
Allah geniþlik [bol imkan ve rahatlýk] verdi, þu anda
dilediðiniz kadar saklayýn. "(Müs!im, Edahi, 5071)
Rafii þöyle demiþtir: "[Bu hadiste "daffe"
denilerek sözü edilen] heyet, çölde kýtlýktan kýrýlan ve Medine'ye gelmiþ olan
bir gruptu."
Bir görüþe göre ise
"daffe" ifadesi "musibet"
anlamýna gelmektedir.
Kurbanýn, bulunduðu
beldeden baþka bir yere nakledilmesi -týpký zekatta
olduðu gibi- caiz deðildir. Ýsnevi þöyle demiþtir:
"Alimler zekatlarýn taksimi konusunda adanmýþ
olan sadakanýn naklinin caizliðini sahih görmüþlerdir. Kurban da nafile
sadakalardan biridir" ifadesi þu þekilde reddedilir: Kurbanda fakirlerin
istek ve arzusu bulunmaktadýr; çünkü bu -týpký zekat
gibi- bir vakitle sýnýrlýdýr. Adaklar ve kefaretlere gelince fakirler bunu
bilemeyeceklerinden bunlara arzu duymazlar.
5.5. Kurbanýn Eti
Dýþýndaki Parçalarýndan Yararlanmak
Kurbana iliþkin hükümleri
n beþinci grubu kurbanýn herhangi bir yerinden yararlanmakla ilgilidir. Nevevi bu konuya þu ifadelerle baþlamýþtýr:
1. Hayvanýn derisini tasadduk eder veya ondan yararlanýr.
2. [Adakta bulunarak]
kesilmesi vacip olan kurbanýn [karnýndan çýkan] yavrusu boðazianýr.
Kiþi bunun tümünü
yiyebilir, artan sütünü içebilir.
76. Kurban kesen kimse,
nafile olarak kestiði kurbanýn derisini tasadduk eder
veya kurbanýndan yararlanabildiði gibi derisinden de kendisi yararlanýr. Mesela
bundan kova, nalýn, me st
gibi þeyler yapabilir. Çünkü sahabe böyle yapmýþtýr. Tasadduk
etmek daha faziletlidir.
77. Vacip olan kurbanýn
derisinin -el-Mecmu 'da belirtildiðine göre- tasadduk
edilmesi gerekir.
Not: Nevevi'nin
kurbanlýktan yararlanma konusunda yalnýzca kurban kesenin kendisiyle yetinmesi
onun bunu kiraya veremeyeceðine iþaret etmektedir; çünkü kira -daha önce
geçtiði üzere- menfaatlerin satýlmasýdýr. Bunun delili Hakim'in
sahih görerek rivayet ettiði þu hadistir: "Kurbanýnýn derisini satan
kimsenin kurbaný yoktur. "(Müstedrek, Tefsir, 2,
390)
Kiþinin kurbanýn
derisini kasaba ücret olarak vermesinin de yasak olduðu anlaþýlmaktadýr ki
doðrusu budur. Ancak kurbaný ödünç vermesi caiz olduðu gibi kurbanýn derisini
ödünç vermesi de caizdir.
Zikredilen hüküm
bakýmýndan boynuz da deri gibidir.
Hayvanýn kesilmesine
kadar yününün üzerinde kalmasý ona zarar veriyorsa zaruret sebebiyle yünlerini
kesebilir. Aksi taktirde þayet vacip kurban ise
kesmesi yeterli olmaz; çünkü hayvan, eziyetleri def etmede derisinden yararlanmaktadýr.
Kesildiðinde de bu deriden fakirler yararlanacaktýr.
Kiþi hayvanýn
tüylerinden / yünlerinden yararlanabilir. Ancak deri konusunda belirtildiði
üzere hayvanýn yünlerini tasadduk etmek, kiþinin
kendisinin yararlanmasýndan daha faziletlidir.
Hayvanýn kýl, yapaðý vb.
þeyleri de zikredilen hükümler bakýmýndan böyledir.
78. ilk olarak adak söz
konusu olmaksýzýn veya adakta bulunarak kurban olarak tayin edilen veya
zimmette üstlenilen bir hayvan yerine tayin edilen hayvanýn yavrusu da týpký
anasý gibi kesilir ve daðýtýlýr. Yavru ölmüþ olsun ya da olmasýn, ana hayvan,
ister kurban olarak belirlendiði esnada gebe olsun ister sonradan gebe kalsýn
fark etmez. Bazýlarýnýn zannettiði gibi bu, hamile hayvanýn kurban olarak
kesilmesi deðildir; çünkü anasýndan ayrýlmamýþ yavru Rafii
ve Nevevi'nin vakýf bölümünde belirttiðine göre
"yavru" diye isimlendirilmez.
79. [Vacip
olan kurbanýn karnýndan yavru çýksa bunun hükmü nedir? Bu konuda üç görüþ
bulunmaktadýr:]
Birinci görüþ
[Adakta bulunmasý sebebiyle
vacip olan bir] kurban kesen kimse, kestiði hayvanýn karnýndan çýkan yavrunun
bütününü yiyebitir. Bu, süte kýyas edilir. Nevevi bu konuda el-Muharrer' e tabi olmuþtur. Rafii bunu Gazall'nin tercihi
olarak aktarmýþ, Nevevi de Ravdatü
'ttalibýn 'de "daha doðru olan budur"
demiþtir.
Ýbn Þühbe þöyle demiþtir: Bu, vacip
olan kurbandan yemek ca.izdir, görüþünü tercih ettiðimizde sahih olur. Daha önce
geçtiði üzere mezhep te esas alýnan görüþe göre
bundan yenilmez. Gazall muayyen olan adaktan yemeyi
caiz görenlerdendir. Bu sebeple o yavrunun tümünü yemeyi caiz görmüþtür. Þu
halde el-Minhac'da tek görüþ olarak aktarýlan hüküm,
zayýf görüþe dayalý olarak detaylandýrýlmýþtýr.
el-Minhac'da yer alan hüküm daha
güçlüdür; çünkü vacip olan kurbaný yemenin haram kýlýnmasý onun yavrusunu
yemenin haram olmasýný gerektirmez. Çünkü tasaddukun
farz olmasý "kurban" adý verilecek þey üzerinden yapýlmasýna
baðlýdýr. Oysa hayvanýn yavrusunun yaþý kurban yaþýndan eksik olduðundan ona
"kurban" adý veritemez. Sadece bunun da anneye
tabi olarak kesilmesi gerekir. Bir þeye tabi olana, onun tabi olduðu þeyin her
hükmünü vermek gerekmez. Nitekim kendisine vakýf yapýlan kiþinin yavruyu yemesi
caiz olup bu yavru vakýf olmaz. Ýþte bu yavru da öyle olup onun üzerinde kurban
hükümleri cereyan etmez.
Ýkinci görüþ
[Zayýf] bir görüþe göre
ikisinden birini tasadduk etmek yeterlidir.
Üçüncü görüþ
[Zayýf] bir baþka görüþe
göre yavrunun bir kýsmýný da tasadduk etmek gerekir. Ruyaný bunu sahih kabul etmiþtir.
80. Nafile kurban kesen kimsenin
kestiði kurbanýn karnýndan çýkan yavruya gelince, yukarýdaki açýklamalardan
evleviyetle anlaþýlacaðý üzere kiþi bunu yiyebilir.
81. Yavru, hedy kurbanýnýn yavrusu olup yürümekten aciz ise kiþi onun
anasýný veya bir baþka hayvaný harem bölgesine ulaþmak üzere götürsün. Ýmam
Malik'in sahih bir senetle rivayet ettiðine göre Hz. Ömer (r.a.) bunu
yapmýþtýr.
82. Kiþi, kurbanlýk
hayvanýn yavrusuna süt vermesinden sonra artan sütü içebilir. Maverdl'nin belirttiðine göre bu mekruhtur. Bunun caiz
olduðunun delili "onlarda sizin için bir takým menfaatler vardýr"
[el-Hac, 33] ayetidir.
Nahai þöyle demiþtir: "Kiþi, kurbanlýk hayvana binmeye
ihtiyaç duyarsa biner. Sütünü saðarsa içer, baþkasýna da bedelsiz olarak
verebilir. Ýmam Þafii ve alimlerimizin belirttiði
üzere bunu tasadduk ederse daha faziletli bir iþ
yapmýþ olur. Satmasý kesinlikle caiz deðildir.
Not: Nevevi'nin
ifadesinden yukarýdaki hükmün vacip olan kurban ile ilgili olduðu
anlaþýlmaktadýr. Bu sebeple el-Mecmu'da bu me seleyi
"adak kurbaný" ile ilgili ele almýþtýr.
Daha sonra Nüketü't-Tenbih adlý eserde bu
hüküm þu açýdan problemli görülmüþtür: Kiþinin süt üzerindeki mülkiyeti ortadan
kalkmýþtýr, þu halde sahibinin izni olmaksýzýn onu nasýl içebilir?
el-Kifaye adlý eserde vacip kurban
ile diðer kurban arasýnda bu konuda bir fark olmadýðý belirtilmiþtir.
Vacip olan kurbanýn
yavrusunu yemeyi yasakladýðý halde sütünü içmeyi serbest býrakanlar arada þu
fark olduðunu belirtmiþlerdir: Sütün hayvanda kalmasý hayvana zarar
vermektedir. Ayrýca süt, zaman geçtikçe yenilendiðinden kiþinin telef ettiði
süt geriye döndüðü için buna göz yumulmuþtur. Kiþi sütü tüketmeksizin
biriktirse süt bozulur.
1. Köle için kurban
kesmek yoktur. Efendisi izin verirse efendi yerine geçerli olur.
2. Mükatep
köle efendisinden izinsiz kurban kesemez.
3. Baþkasý adýna onun
izni olmaksýzýn kurban kesmek yoktur. Yine ölen þahýs kendisi için kurban
kesmeyi vasiyet etmemiþse onun adýna kurban kesilmez.
83. Ýster sýrf köle
olsun ister müdebber ister ümmüveled
olsun bütünü itibarýyla köle olan þahýs için kurban kesmek yoktur; çünkü
kölenin herhangi bir mülkiyeti yoktur. Efendisi ona kurban kesme konusunda izin
verir de o kiþi keserse -ve kesen kiþi mükatep
olmayan köle olursa- bu kurban efendi adýna geçerli olmuþ olur; çünkü köle,
efendisinin vekili konumundadýr. Bu, efendinin kölesine sadaka konusunda izin
vermesi gibidir.
Þöyle bir soru
sorulabilir: Efendi kurbana niyet etmediði ve köle de efendisine vekaleten niyet etmediði halde bu kurban nasýl efendi adýna
geçerli olabilir?
Buna þöyle cevap
verilir: Kurbanýn tamamen köle adýna geçerli olmasý geçersiz olunca geriye
efendinin kurban kesme konusundaki genel izni kalmýþ olur. Bu sebeple kurban
efendi adýna geçerli olur. Veya burada efendi kurbaný kendi adýna kesmeye
niyetlenmiþ kabul edilir. Yahut da niyet etme iþini efendisi kölesine havale
etmiþ ve köle de efendisi adýna niyet etmiþ kabul edilir.
84. Hayatta olan bir
kimse adýna onun izni olmaksýzýn kesilen kurban onun adýna geçerli olmaz; çünkü
kurban bir ibadettir. Aslolan -özellikle de iznin
bulunmadýðý durumda- bu ibadetin baþkasý adýna hiç yapýlmamasýdýr ama bir delil
ile bu genel kuralýn dýþýna çýkarýlanlar hariç.
Not: Þu durumlar, bu hükmün kapsamýndan istisna
edilmiþtir:
1. Ev halkýndan birinin,
diðerlerinin izni olmamýþ olsa bile sünnet-i kifaye
gerçekleþecek þekilde kurban kesmesi. Ravdatü 't-talibýn 'de el-Udde'den þu
nakledilmiþtir: "Kiþi kestiði kurbanýn sevabýna baþkasýný ortak kýlsa ve
kendisi adýna kesse bu da caiz olur."
2. Adakta bulunmak
suretiyle kesilmek üzere tayin edilmiþ olan hayvaný kurban kesim vaktinde
yabancý bir þahýs kesse, eþÞerhu'l-kebýr'de belirtilen meþhur görüþe göre bu kesim yerli
yerinde olmuþ olur. Hayvanýn sahibi onun etini daðýtýr; çünkü hayvanýn etini bu
yerlere daðýtma hakkýna sahip olan odur, týpký emanet malý geri verme durumunda
olduðu gibi iþi bizzat kendisinin yapmasý gerekmez. Ayrýca daha önce geçtiði
üzere hayvaný boðazlamak niyeti gerektirmez, baþkasý bunu yaptýðýnda bu da
yeterli olur.
3. Devlet baþkanýnýn
devlet hazinesinde geniþlik bulunduðu zamanda parasý buradan karþýlanarak
Müslümanlar adýna kestiði kurban. Maverdi'nin
belirttiði üzere bu caizdir. Bu konuda açýklama geçmiþti.
4. Velinin kendi
malýndan, kendisinin denetimi altýnda bulunan kýsýtlý þahýslar adýna kestiði
kurban. Bunu Bulkini ve Ezrai
söylemiþtir. Maverdi ve diðer alimlerimizin
görüþlerinden de bu anlaþýlmaktadýr.
Ana karnýndaki bebek
adýna fitre verilmediði gibi onun adýna kurban kesmek de sahih deðildir.
Çocuk, deli ve kýsýtlý
þahsýn velisinin bunlar adýna onlarýn malýndan kurban kesmesi caiz deðildir.
Bunun caiz olmadýðýna iliþkin ifade velinin kendi malýndan bunlar adýna kurban
kesmesinin caiz olduðuna iþaret etmektedir.
Þayet kurban olarak
kesilecek koyun tayin edilmiþse bu kesen adýna geçerli olur, aksi taktirde onun adýna geçerli olmaz.
85. [Hayatta iken]
kendisi adýna kurban kesilmesini vasiyet etmemiþ olan bir ölü adýna kurban
kesme k yoktur. Çünkü Yüce Allah "insan için ancak kendi çalýþýp
çabalamasýnýn karþýlýðý vardýr" [Necm, 39]
buyurmuþtur. Kiþi kendisi adýna kurban kesilmesini vasiyet etmiþse [o öldükten
sonra onun adýna kurban kesilmesi] caiz olur. Ebu Davud'un Sünen'i ile Beyhaki ve Hakim'in kitaplarýnda
belirtildiðine göre Hz. Ali, [Peygamberimizin vefatýndan sonra] ikisi kendisi
ikisi de Hz. Peygamber (s.a.v.) adýna [toplam dört] kurban keser ve "Resulullah (s.a.v.) bana kendisi adýna kurban kesmemi
emretti, ben hayatta olduðum sürece bunu keseceðim" derdi. (Ebu Davud, Dahaya,
2790; Müstedrek, Edahý, 4,
230; Beyhaki, Dahaya, 9,
288)
Ancak bu Kadý Þerýk'in rivayeti olup o zayýftýr.
Kiþi baþkasý adýna
kurban kestiðinde bunun tümünü tasadduk etmesi
gerektiðini belirtmiþtik.
[Zayýf] bir görüþe göre
ölen þahýs [ölmeden önce kurban kesilmesini] vasiyet etmemiþ olsa bile onun
adýna kurban kesilebilir; çünkü bu bir tür sadakadýr. Ölü adýna sadaka vermek
sahih olduðu gibi bu ona menfaat saðlar.
"Vasiyetler"
bölümünde geçtiði üzere Buharl'nin hocalarýndan Muhammed
bin Ýshak es-Serrac en-Nisaburi,
Hz. Peygamber (s.a.v.) adýna on binden fazla hatim yapmýþ ve ayný þekilde onun
adýna kurban da kesmiþtir.
BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN
AÞAÐIDAKÝ LÝNKE TIKLAYIN