MUÐNݒL-MUHTAC

KURBAN

 

5. KURBANA ÝLÝÞKÝN BAZI HÜKÜMLER

 

Nevevi daha sonra kurbanýn bazý hükümleri konusunu ele almaya baþlamýþtýr. Kurbanýn hükümleri beþ türlüdür. Bunlarýn ilki kurbanýn telef olmasý ve itlaf edilmesi konusudur.

 

5.1. Kurbanýn Telef Olmasý veya Ýtlaf Edilmesi

 

5.1.1. Kurbanýn Telef Olmasý

5.2. Hayvanýn Kusurlu Hale Gelmesi

5.3. Hayvanýn Kaybolmasý

5.4. Kurban Etini Yemeye Ýliþkin Hükümler

5.5. Kurbanýn Eti Dýþýndaki Parçalarýndan Yararlanmak

 

5.1.1. Kurbanýn Telef Olmasý

 

Nevevi ilk türün ilk kýsmýný ele alarak þöyle demiþtir: [Kurbanlýk] hayvan bundan önce [yani kesim zamanýndan önce] telef olursa kiþi herhangi bir þeyle yükümlü olmaz.

 

46. Kurban olarak kesilmesi adanmýþ olan muayyen bir hayvan, kesileceði vakitten önce ölürse veya vakit geldikten sonra henüz kesme imkaný bulamadan ölür ve kiþinin de bu konuda herhangi bir kusuru bulunmazsa, þahýs herhangi bir þeyle yükümlü olmaz; çünkü kusuru yoktur.

 

47. Bu kurban onun elinde emanet hükmünde olup baþkasýna satmasý caiz deðildir. Haksýz fiilde bulunarak baþkasýna satmýþsa bakýlýr:

 

> Hayvan duruyorsa onu geri isteyip bedelini müþteriye geri vermelidir.

 

> Müþterinin elinde telef olmuþsa týpký gaspta olduðu gibi teslim anýndan telef olduðu zamana kadarki zaman diliminde hayvanýn ulaþtýðý en üst deðeri müþteriden geri alýr.

 

Burada satýcý tazmin konusunda bir vasýta konumunda olup tazmin yükümlülüðü nihai olarak müþterinin üzerinde kalmaktadýr.

 

48. Satýcý bu deðeri teslim aldýktan sonra telef olan hayvanla ayný cins, tür ve yaþta bir hayvan satýn alýr. Þayet hayvanýn deðeri, o hayvanýn mislini almaya yetmezse satýcý bunu kendi malýndan tamamlar.

 

49. Telef olan hayvanýn deðerini [teslim aldýktan sonra bu parayý] kullanarak onun mislini satýn alsa veya satýn alýrken kurban olarak kesme niyetiyle zimmetinden ödeyerek bir hayvan satýn alýrsa telef olmuþ olan hayvanýn misli, satýn alýndýðý anda kurban olur. Kendi zimmetinden ödeme yaparak satýn alýrken onun kurbanlýk olmasýna niyet etmezse satýn aldýðý hayvaný kurbanlýk kýlar.

 

50. [Kiþinin kurban olarak kesmeyi adadýðý muayyen] hayvaný kiraya vermesi de caiz deðildir; çünkü kira, menfaatin satýlmasýdýr. Þayet kiraya verip de kiracýya teslim eder ve hayvan da kiracýnýn binmesi veya baþka bir sebeple telef olursa kiraya veren kiþinin onun deðerini tazmin etmesi gerekir. Kiracý ise emsal ücret öder. Kiracý durumu bilerek kiralamýþsa o zaman kýyasa göre hem kiraya verenin hem de kiracýnýn hayvanýn ücret ve deðerini tazmin etmeleri gerekir. Tazmin yükümlülüðü sonuç itibarýyla kiracýnýn üzerinde kalýr. Bunu Ýsnevi zikretmiþtir. Bu durumda ücret, týpký hayvanýn deðeri gibi kurbanýn sarf edildiði yerlere sarf edilir. Bu ücretle, kurbanlýk hayvanla ne yapýlýyorsa o yapýlýr. Bu daha önce geçmiþti.

 

51. [Kiþinin kurban olarak kesmeyi adadýðý muayyen] hayvanýn baþkasýna ödünç verilmesi caizdir; çünkü bu bir tür yararlanmadýr. Kiþinin bu hayvandan ihtiyaç sebebiyle hafif bir biçimde yararlanmasý caiz olduðu gibi baþkasýna yararlandýrmasý da caizdir. Hayvan, ödünç alan þahsýn elinde telef olursa velev ki kullaným sonucu telef olmamýþ olsun o kiþi tazminle yükümlü olmaz; çünkü veren kiþinin elindeki mal emanet hükmündedir. Rafii ve baþkalarýnýn "kiracýdan ödünç alan" ve "kendisine menfaat vasiyet edilmiþ kiþiden ödünç alan" kiþi hakkýndaki sözlerinden anlaþýldýðýna göre ödünç alan þahýs da böyledir.

 

Ýbnü'l-Ýmad þöyle demiþtir: "Bu mesele, hayvanýn kesim vaktinden önce telef olmasý ile ilgilidir. Vakit girip de kiþi kesme imkaný bulduktan sonra hayvan telef olursa, kiþi ihmalkarlýðý sebebiyle tazmin eder." Yani bu durumda ödünç veren nasýl tazmin ediyorsa o da tazminle yükümlü olur.

 

5.1.2. Kurbanýn Telef Edilmesi

 

Nevevi daha sonra ikinci kýsmý ele alarak þöyle demiþtir:

 

1. Hayvaný bir kimse telef ederse [adakta bulunan kiþinin o hayvan] deðerinde bir hayvan alarak o vakitte kesmesi gerekir.

 

2. Kiþi zimmetinde bulunan bir hayvaný kurban olarak kesmeyi adasa sonra bunu tayin etse onu [kurbanlýklarýn kesildiði] o vakitte kesmesi gerekir. Hayvan bundan önce telef olursa daha doðru görüþe göre üzerindeki yükümlülük asýl haliyle kalmaya devam eder.

 

3. Þayet kurban olarak kesilecek hayvan daha önceden tayin edilmemiþse kesim esnasýnda niyet etmek þarttýr.

 

4. Daha doðru görüþe göre kiþi "bu hayvaný kurban kýldým" dediðinde de böyledir.

 

5. Kiþi hayvaný kesmek için birini vekil tayin etse hayvaný vekile verirken veya vekil hayvaný keserken niyet eder.

 

52. Hayvaný yabancý bir þahýs telef ederse, týpký diðer mütekavvim mallarýn telef edilmesi durumunda olduðu gibi telef eden kimse deðerini ödeyerek tazminde bulunur. Adakta bulunan kiþi bu tazmin bedelini alarak o hayvanýn dengi bir hayvan satýn alýr. Þayet onun dengini bulamazsa daha düþük deðerde bir hayvan satýn alýr.

 

Bu durum, azat edilmesi adanmýþ olan kölenin yabancý bir þahýs tarafýndan öldürülmesi meselesinden farklýdýr. Bu durumda adakta bulunan kiþi kölenin deðerini kendisi için alýr, bununla azat etmek için baþka bir köle satýn almasýna gerek yoktur. Çünkü daha önce geçtiði üzere onun mülkiyeti ortadan kalkmamýþtýr. Azadý hak eden kiþi kölenin kendisi olup o ölmüþtür. Kurbandaki hak sahipleri ise varlýðýný korumaktadýr.

 

Telef edilen hayvan, iki yaþýnda bir koyun olsa ve o koyun için ödenen deðer koyunun satým bedelinden daha düþük olsa bununla altý ayýný doldurmuþ bir koyun satýn alýnýr.

Sonra keçiden iki yaþýna basmýþ, sonra bir kurbandan daha az olaný, sonra bir kurbandan pay, sonra et alýnýr. Alimlerin ifadesinden anlaþýldýðýna göre adanmýþ olan hayvan cinsinden et alýnmasý gerekmez. Sonra zorunlu olarak para tasadduk eder.

 

53. Hayvaný, adakta bulunan kiþinin kendisi telef etse veya onun kusuru sonucunda hayvan telef olsa o kiþinin, ölen hayvanýn deðerinde onunla cins, tür ve yaþ bakýmýndan denk olan bir hayvan satýn alarak onu belirtilen kurban kesme vaktinde kesmesi gerekir. Çünkü haksýz bir fiilde bulunmuþtur.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden yalnýzca hayvanýn kýymetinin gerekli olduðu anlaþýlmaktadýr.

Buna göre kiþi ölen hayvanýn dengini o hayvanýn deðerinden daha fazlasýný ödeyerek bulabilse -týpký yabancý þahýsta olduðu gibi- onu satýn almasý gerekmez. Mezhep içinde bir görüþ budur. Ancak daha doðru görüþe göre hayvanýn telef zamanýndaki deðeri ile kurban edildiði zamanýndaki deðeri arasýndaki en yüksek deðerin esas alýnmasý gerekir. Nitekim hayvan satýlýp da müþteri elinde telef olduðu zamanda da böyle yapýlmaktadýr. Ayrýca kiþi bu hayvaný kesmeyi ve etini daðýtmayý üstlendiði halde her iki fiili de yapma imkanýný elinden kaçýrmýþtýr. Mesele bu yönüyle yabancý þahsýn hayvaný itlaf etmesinden ayrýlmaktadýr.

 

Þayet hayvan bedellerinde meydana gelen ucuzlama sebebiyle ölen hayvanýn deðeri, telef edilenin dengi bir hayvan için ödenecek satým bedelinden daha fazla ise kiþi deðeri yüksek bir hayvan satýn alýr veya telef edilenin misli bir hayvan satýn alýr, fazlalýk kýsým baþka bir hayvan almaya yetiyorsa baþka bir hayvan daha alýr. Yetmiyorsa o zaman bunun hükmü, yabancý bir þahsýn hayvaný telef ettiðinde onun ödediði deðerin kurbanlýk almak için yeterli olmamasý meselesinin hükmü gibi deðerlendirilir.

 

Ýmam Þafii ve mezhebimizin diðer alimleri baþka bir hayvan satýn almaya yetmeyen fazlalýðýn tasadduk edilmesini, bununla herhangi bir þey satýn alýp yenilmemesini müstehap görmüþlerdir.

 

Kiþinin kestiði hayvanýn fazla olan bedeli de ayný durumdadýr. Bunu, hayvanýn aslý gibi tasadduk etmek gerekli olmamýþtýr; çünkü bu, kiþinin müikü olduðu gibi kiþi vacip olan bedeli de tam olarak ödemiþtir.

 

Þayet adakta bulunan kiþi vakit gelmeden önce hayvaný boðazlarsa etin tamamýný tasadduk etmesi gerekir. Vakti gelince de o hayvan yerine onun dengi bir hayvaný boðazlamasý gerekir.

 

Þayet hayvaný satmýþ ve müþteri de o hayvaný vaktinden önce boðazlamýþsa satýcý ondan eti alýp tasadduk eder, ayrýca meydana gelen azalmayý müþteriye tazmin ettirir. Satýcý buna, hayvanýn bedelini satýn alacak miktarý da ekler.

 

Yabancý bir þahýs, hayvanýn kesim vakti gelmeden onu keserse deðerinde meydana gelen azalmayý tazmin eder. Et, kiþinin mülkiyeti olur mu yoksa bu da kurbanlýklarýn sarf edildiði yerlere mi sarf edilir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr. Ýlkini kabul edersek adakta bulunan kiþi bununla ve mülkiyet altýna girmiþ olan tazmin bedeliyle bir kurban satýn alarak vaktinde bunu boðazlar. Ýkincisini kabul edersek -ki Hocamýz Zekeriya elEnsarl'nin belirttiðine göre zahir olan budur- kiþi bu eti kurbanlýklarýn sarf edildiði kimselere sarf eder. Tazmin bedeliyle de þayet mümkün ise bir kurbanlýk satýn alýr, deðilse bununla yukarýda belirttiðimiz þekilde tasarruf ta bulunur.

 

54. Nevevi daha sonra adanmýþ olan kurbanýn [belirli olmayýp] zimmette olmasý konusunu ele alarak þöyle demiþtir: Kiþi, "Allah için kurban kesmek borcum olsun" diyerek kurban olarak kesmek istediði þeyi zimmetinde üstlense sonra da "þu deveyi adaðý m olarak belirledim" gibi bir ifadeyle adaðýný belirli hale getirse belirlediði bu hayvaný o vakitte [yani kurbanlarýn kesim vakti olan kurban bayramýnda] kesmesi gerekir; çünkü zimmetinde kurban kesmeyi üstlenmiþtir. Bunun da vakti bellidir. [Zayýf] bir görüþe göre -týpký hacdaki ihram yasaklarýný telafi için kesilen kurbanlarda oldUðu gibi- bu hayvan zimmette sabit olduðu için belirli bir vakitle sýnýrlanmaz.

 

55. Sonradan adak olarak belirlenen hayvan, kesim vaktinden önce veya vakit esnasýnda telef olsa [ne olur? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre adaðýn aslý bu kiþinin üzerinde borç olarak kalýr; çünkü kesmeyi üstlendiði þey zimmettedir. Sonradan belirlenen hayvan her ne kadar o kiþinin mülkiyetinden çýkmýþ olsa da bu hayvanýn tazmin yükümlülüðü þahsýn üzerindedir.

 

Ýkinci görüþ

 

Bu hayvan yerine baþka bir þey gerekmez; çünkü hayvan, kiþinin belirlemesi sonucunda belirli hale gelmiþtir.

 

5.2. Hayvanýn Kusurlu Hale Gelmesi

 

Kurbana iliþkin hükümlerin ikinci türünü hayvanýn kusurlu hale gelmesi ile ilgili hükümler oluþturmaktadýr. Adak olarak belirlenmiþ hayvanda ilk olarak kurban edilmesine mani bir kusur meydana gelir ve bu adakta bulunan þahsýn kusurundan kaynaklanmazsa bakýlýr:

 

> Bu, þahsýn hayvaný kesme imkaný bulmasýndan önce meydana gelmiþse [bakýlýr:]

> Hayvaný vaktinde kesmek yeterli olur, kusurlanma sebebiyle baþka bir þey yapmasý gerekmez.

> Vaktinden önce keserse etini tasadduk eder, hiçbir þey yiyemez; çünkü yapmayý üstlendiði þeyi kendi kusuruyla elinden kaçýrmýþtýr. Ayrýca hayvanýn deðerini para olarak da tasadduk eder. Bununla baþka bir kurban almasýna gerek yoktur; çünkü kusurlu hayvanýn dengi kurban olarak yeterli olmaz.

 

> Kusur, hayvaný kesme imkaný bulduktan sonra meydana gelmiþse bu hayvan yeterli olmaz; çünkü kesmeyi ertelemekle ihmalkarlýk göstermiþtir. Bu kiþinin o hayvaný kesmesi, etini tasadduk etmesi gerekir; çünkü bu hayvaný o yönde sarf etmeyi üstlenmiþtir. Ayrýca bu hayvanýn saðlam haldeki dengini de kesmesi gerekir.

 

> Kiþi, adakta bulunduðu hayvaný vaktinde kestiði halde etini bozuluncaya kadar taksim etmese etin bedelini satýn almasý gerekir. Bu, daha doðru olan "et, mislibir maldýr" görüþüne dayalý bir hükümdür. Bu kiþinin baþka bir kurban satýn almasý gerekmez; çünkü kan akýtma gerçekleþmiþtir. Bununla birlikte bunu yapabilir.

[Zayýf] bir görüþe göre hayvanýn deðerini ödemesi gerekir. Ýbnü'l-Mukri, þerhettiði kitaba tabi olarak bu görüþü tercih etmiþtir. Bu, etin kýyemi bir mal olduðu görüþüne dayalýdýr.

 

> Zimmette adanýp sonra belirlenen hayvana gelince; bu hayvanda bir kusur meydana gelirse isterse kesme anýnda meydana gelmiþ olsun o hayvanýn belirlenmesi geçersiz olur.

Bu kiþi o hayvaný dilediði yöne sarf edebilir. Bu durumda adaðýn aslý onun zimmetinde borç olarak kalýr.

 

5. 3. Hayvanýn Kaybolmasý

 

56. Kesilmesi adanmýþ olan hayvan kaybolduðunda þayet kiþinin kusur ve ihmali olmaksýzýn kaybolmuþsa onu tazmin etmez. Kurban kesme vakti geçtikten sonra onu bulursa kaza olarak derhal hayvaný keser ve kurbanlýk hayvanlarýn daðýtýlacaðý kimselere daðýtýr, bunu ertelemesi caiz olmaz. Bir masraf söz konusu olmadýkça hayvaný aramasý gerekir. Þayet ihmalkar davrandýðý için hayvan kaybolmuþsa masraf yapmasý gerekse bile onu aramasý gerekir.

 

Rafii ve Nevevi "bir özür yokken hayvaný kesmeyi teþrik günlerinin sonuncusuna ertelemesi de ihmalkarlýktýr" demiþtir.

 

Bu günlerin bir kýsmýnýn çýkmýþ olmasý bir ihmalkarlýk sayýlmaz.

 

Bu þuna benzer: Bir kimse geniþ olan namaz vakti esnasýnda ölmüþ olsa günaha girmez.

 

Ýsnevi þöyle demiþtir: Bu, Rafii'nin daha önce söylediði þu hükümden gaflet ederek dile getirdiði bir þeydir: "Kiþi hayvaný kesme imkaný bulduðu halde kesmez de hayvan telef olursa veya kusurlanýrsa onu tazmin eder."

 

Bulkini de buna benzer bir ifade kullanmýþ ve þöyle demiþtir:

 

"Nevevi'nin tercih ettiði görüþ, itimad edilecek olan görüþ deðildir."

 

Hocamýz Zekeriya el-Ensarý þöyle demiþtir: "Bununla, namaz vakti içinde ölen kiþinin günahkar olmamasý meselesi þu açýdan ayrýlýr: Kurbandan farklý olarak namaz tamamen Allah hakkýdýr."

 

Hayvaný kaybetmek ile telef etmek arasýnda fark olarak zikredilen "hayvan kaybolduðunda bulunduðu hal üzere durmaktadýr, oysa daha önce geçen durum [yani hayvanýn telef olmasý] bundan farklýdýr" husus yeterli deðildir. Daha uygun olaný hayvanýn kaybolmasý ile daha önce geçen durumun birbirine eþit kabul edilmesidir.

 

57. Bir kimse zimmetinde bulunan adak yerine geçmek üzere bir koyun belirle se sonra bu koyun mevcut olduðu halde onun yerine baþkasýný kesse, bu kesmenin yeterli olup olmayacaðý konusunda görüþ ayrýlýðý bulunmaktadýr. Yukarýda geçen "kiþi hayvaný tayin ettiðinde onun üzerindeki mülkiyeti ortadan kalkar" þeklindeki ifadeden anlaþýldýðýna göre onun yerine baþkasýný kesmesi yeterli olmaz.

 

58. Kiþinin, zimmetinde bulunan adak kurbaný olarak muayyen bir hayvaný belirlemesinden sonra bu hayvan kaybolsa ve kiþi onun yerine baþka bir hayvan kesse bu yeterli olur. Þayet hayvaný sonradan bulursa kesmesi gerekmez, hayvan onun mülkü olur. Bunu Rafii eþ-Þerhu's-saðir'de açýk olarak ifade etmiþtir.

 

59. Þayet kurban edilecek hayvan önceden tayin edilmemiþse hayvaný kesme sýrasýnda kurban kesmeye niyet etmek þarttýr. Niyet etmenin þart olmasý bunun bir ibadet olmasýndandýr. Ameller niyetlere göredir. Bu niyeti n kesme esnasýnda þart olmasýnýn sebebine gelince; niyeti n fiilin baþýna bitiþmesi asýldýr. Bu, konuyla ilgili görüþlerden biridir.

 

-Þerhu'l-kebir, Ravdatü't-talibin ve el-Mecmu'da daha doðru olarak belirtilen görüþe göre -týpký zekatýn taksiminden önce niyet edilmesi durumunda olduðu gibi- kurbanlýk olarak belirlenmemiþ hayvanda da niyetin kesim öncesinde yapýlmasý caizdir. Ancak niyetin, kesilecek hayvanýn tayininden sonra çýkmýþ olmasý gerekir. Þayet bundan önce çýkarsa caiz olmaz. Nitekim benzer durumda malýn içinden zekat olarak verilecek kýsmýn ayrýlmasýndan sonra niyet edilirse bu niyet muteber olur, daha önce yapýlýrsa muteber olmaz.

 

Ýsnevi el-Mühimmat'da þöyle demiþtir: "Kurban kesme vaktinin girmesi þart mýdýr yoksa fark etmez mi? Bu konu farklý ihtimallere açýktýr." Ýlki daha güçlüdür.

 

60. [Kiþi kurbanýný tayin ettiðinde, keserken niyet etmesi þart mýdýr? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha güçlü görüþe göre kiþi kurbaný tayin ederek "þu koyunu kurban kýldým" dediðinde de hayvanýn kesimi sýrasýnda da niyet etmesi þarttýr. Tayin etmek yeterli deðildir; çünkü bu, kendi baþýna müstakil bir ibadet olduðundan niyet edilmesi þarttýr.

 

Ýkinci görüþ

 

Hayvanýn kurbanlýk olarak tayin edilmesi yeterlidir.

 

Not:  Bu durumda hayvanýn kesimi esnasýnda niyeti n þart koþulmasýna iliþkin Nevevi'nin tercih ettiði görüþ, "hayvan önceden tayin edilmemiþse kesim sýrasýnda niyet þart koþulur" þeklinde tek olarak zikrettiði görüþe dayalýdýr. Daha önce geçtiði üzere konuyla ilgili görüþlerden biri bu olmakla birlikte bunun aksi daha doðrudur.

 

Ezrai þöyle demiþtir: Muayyen olmayan hayvanda niyetin önceden yapýlmasýný caiz gördüðümüzde -ki daha doðru olan görüþ budur- muayyen hayvanda niyet evleviyetle caiz olur.

 

Yukarýda geçen, "hayvaný tayin etmek yeterli deðildir, kesim sýrasýnda niyet etmek de gereklidir" görüþü ile alimlerin þu ifadesi birbiriyle çeliþmez: "Kiþi muayyen kurbanýný boðazlasa veya muayyen hedy kurbanýný hayvanýn sahibinden baþkasý [ondan vekalet almaksýzýn] vakti içinde boðazlasa ve hayvan sahibi de eti ondan alsa ve hak sahiplerine daðýtsa, hak yerini bulmuþ olur." Arada çeliþki yoktur; çünkü hayvanýn etinin kendilerine sarfedilmesi hak olan kiþiler bunlardýr. Bu sebeple -týpký emanet malý geri vermede olduðu gibi- kiþinin bizzat kendisinin yapmasý gerekmez, necasetin giderilmesinde olduðu gibi baþkasý yaptýðýnda da yeterli olur. Çünkü diðer meselede konu, adakta bulunmakla hayvanýn tayin edilmesidir. Burada ise tayin ile belirli hale gelmesidir. Bu, adak için kullanýlan ifadeden daha düþük bir ifadedir.

 

61. Kiþi hayvaný kesmek üzere birini vekil tayin etse, vekile kesilecek hayvaný verirken veya vekilin hayvaný kesmesi esnasýnda niyet eder; çünkü vekil, kiþinin yerini aldýðýndan o vekilin durumu zekat! daðýtma konusunda vekil olan þahsýn durumu gibidir.

 

Zerkeþi þöyle demiþtir: "Þu durum istisna edilir: Bir kimse hayvaný kesmek için kafir bir þahsý vekil tayin etse, zahir olan, hayvan kesimi esnasýnda niyet etmenin yeterli olmadýðýdýr."

 

Bana göre bu yeterlidir.

 

Not:  Nevevi'nin zikrettiði hüküm, niyetin hayvanýn kesiminden önce yapýlmasýnýn caiz oldUðU konusunda açýktýr. Daha önce ise bunun aksi görüþü sahih kabul etmiþti. Bu konudan söz etmiþtik.

 

Yine Nevevi'nin ifadesi vekilin niyet etmesinin caiz olmadýðý düþüncesini akla getirmektedir. Þayet vekil ehl-i kitaptan ise veya mümeyyiz deðilse bu doðrudur. Þayet kiþi mümeyyiz bir Müslümaný vekil tayin etmiþse ve niyet etme iþini de ona havale etmiþse kurbanýn sahih olmasý için bu yeterlidir.

 

5.4. Kurban Etini Yemeye Ýliþkin Hükümler

 

Dördüncü tür kurbandan yemek ile ilgili hükümlerdir. Nevevi bu meseleye þu ifadelerle baþlamýþtýr:

 

1. Kiþi nafile olan kurbanýndan yiyebilir, zenginlere yedirebilir, onlara temlik edemez.

2. Kiþi kurbanýn üçte birini yiyebilir. Ýmam Þafii'nin bir görüþüne göre yarýsýný yiyebilir

3. Daha doðru görüþe göre kurbanýn bir kýsmýný tasadduk etmesi farzdýr. En faziletlisi teberrüken yiyeceði birkaç lokma dýþýnda tümünü tasadduk etmesidir.

 

62. Kurban kesen kiþi, kendisi adýna kestiði nafile kurbanýndan yiyebilir. Hatta "ondan yiyin ve þiddetli fakirliði bulunan fakire yedirin." [Hac, 28] ayetinde sabit olan nafile hedy kurbanýna kýyasla kiþinin böyle yapmasý müstehaptýr.

 

Beyhakl'den rivayet edildiðine göre Hz. Peygamber (s.a.v.), kestiði kurbanlýðýn ciðerinden yerdi. (Beyhaki, Dahaya, 10, 7)

 

Ayetin zahirinden sanki kurbandan yemenin farz olduðu anlaþýlsa da bu farz deðildir; çünkü ayette þöyle buyrulmuþtur:

 

> Biz, büyük baþ hayvanlarý da sizin için Allah'ýn (dininin) iþaretlerinden (kurban) kzldýk. [Hac, 36]

 

Demek ki kurbanlýk hayvanlar bize ait kýlýnmýþtýr. Ýnsana ait kýlýnan þeyde insan onu terk etme ve yeme þýklarýndan dilediðini seçebilir. Bu, el-Mühezzeb'te söylenmiþtir.

 

63. ["Kendisi adýna" ifadesi] birazdan zikredilecek þartlara uygun olarak ölmüþ þahýs vb. baþkasý adýna kesilen hayvaný dýþarýda býrakmaktadýr. Bu hayvandan kiþinin kendisi veya zengin olan diðer þahýslar yiyemez.

 

Kaffal bunu açýk olarak ifade etmiþ ve gerekçeyi de "kurban, onun adýna geçerli olmuþtur. Artýk onun izni olmaksýzýn bundan yemek helalolmaz. Ýzin almak imkansýz olduðundan bu kurbaný onun adýna tasadduk etmek gerekir. "

 

64. Vacip olan kurbandan kiþinin yemesi caiz deðildir. Herhangi bir þey yerse onun bedelini tazmin eder.

 

65. Nafile kurban kesen kiþi bunu -Buveytl'nin Muhtasar'ýnda belirttiðine göre Müslümanlardan olan- zengin kiþilere yedirebilir. Çünkü ayette "ondan ihtiyacýný gizleyen ve gizlemeyen fakire yedirin" [el-Hac, 36].

 

Ýmam Malik þöyle demiþtir: Bu konuda iþittiðim en güzel ifade þudur: Ayette geçen kani' kelimesi fakir, mu'terr kelimesi ise ziyaretçi demektir.

 

Meþhur görüþe göre kani' dilenci, mu'terr ise dilenmeye yüz tutan, onun etrafýnda dolanan kiþidir.

 

[Zayýf] bir görüþe göre kani' evinde oturan, mu'terr ise dilenen kiþidir.

 

Arapçada ..... fiilinin mazisi "kanea", mudarisi "yaknau" þeklinde olup "dilenmek" anlamýna gelir. "kania", "yaknau" ise Allah'ýn verdiði rýzka razý olup kanaat getirmek anlamýna gelir. (arp ifadeler için 17.cilt s526)

 

Þair þöyle demiþtir:

 

Köle kanaat ederse hürdür. Hür tamahkarlýk ederse köledir.

 

Öyleyse kanaat et, tamah etme. Tamahtan baþkasý insaný çirkinleþtirmez.

 

66. Kiþi nafile olan kurbanýndan zenginlere herhangi bir þey temlik edemez. Dolayýsýyla hediye olarak onlara herhangi bir þey göndermesi caiz olmadýðý gibi satým vb. yollarla hayvanýn eti üzerinde tasarrufta bulunamaz.

 

67. Bulkýni devlet baþkanýnýn devlet hazinesinden kestiði kurbaný bundan istisna etmiþtir.

Devlet baþkanýnýn bu kurbandan kendisine verdiði zengin kimseler ona sahip olur.

 

68. Fakirlere gelince kiþinin kurban etinden onlara temlik etmesi caizdir. Onlar sahip olduklarý bu et üzerinde satma vb. tasarruflarda bulunabilirler.

 

69. [Kiþi, kestiði nafile kurbanýn etinin ne kadarýný kendisi yiyebilir? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Ýmam Þafii'nin yeni görüþüne göre kurbanýn üçte birini yer; çünkü ayette "ondan yiyin ve isteyen ve istemeyen fakirlere yedirin" [el-Hac, 46] buyrulmuþtur. Geriye kalan üçte ikiye gelince kiþi bunu tasadduk eder.

 

Nevevi'nin, Tashihu't-Tenbih adlý eserinde doðru saydýðý ve Buveyti'nin Muhtasar'ýnda da Ýmam ÞafiI'nin ifadesi olarak naklettiðine göre kiþi kurbanýn üçte birini zenginlere hediye eder ve üçte birini de fakirlere tasadduk eder. -Þerhu'l-kebir ve Ravdatü't-talibin'de herhangi bir tercihte bulunulmamýþtýr.

 

Ýkinci görüþ

 

Ýmam Þafii'nin eski görüþüne göre kiþi kurbanýnýn yarýsýný yer, diðer yarýsýný da tasadduk eder; çünkü ayette "ondan yiyin ve þiddetli fakirliði bulunanlara yedirin" [Hac, 28] buyrularak kurban iki kýsma ayrýlmýþtýr.

 

Not:  Ravdatü't-talibin'deki "Ýmam Þafii'nin yeni görüþüne göre yeme vb. fiili er konusunda kiþinin üçte biri geçmemesi, Ýmam Þafii'nin eski görüþüne göre yarýsýný geçmemesi sünnettir" denilmiþtir. Nevevi buradaki ifadeden kastý da budur. Yoksa bundan kastý el-Beyan 'da ve Ruyanl'nin el-Hilye'de ifade ettikleri üzere kiþinin bu az miktardaki þeyi yemesinin sünnet olduðu deðýidir.

 

Bulkýn! üçte bir veya yarýnýn yenilmesinden devlet baþkanýnýn devlet hazinesinden kestiði kurbaný istisna etmiþtir.

 

70. [Kurban etinden fakirlere tasadduk etmek vacip midir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre etinin az bir parçasý bile olsa kurbanýn bir kýsmýný tek bir fakire bile olsa tasadduk etmek vaciptir. Bir sýnýfýn zekattaki payý ise bundan farklý olup onu üç kiþiden daha az sayýda kiþiye sarfetmek caiz deðildir; çünkü burada kurbanýn az bir parçasýný daðýtmakla yetinmek caiz olup bunu bir kiþiden daha fazla þahsa sarfetmek mümkün deðýidir.

 

Etin çið olmasý þart koþulur ta ki -keffaretlerde olduðu gibi- onu alan kiþi satma vb. tasarruflarda bulunabilsin.

 

Eti yemek yapýp fakirleri çaðýrmak yeterli olmaz; çünkü fakirlerin hakký onu yemekte deðil ona sahip olmaktadýr.

 

Yine etin piþirilmiþ olarak fakirlere temlik edilmesi, et dýþýnda deri, iþkembe, ciðer, dalak vb. yerlerin temlik edilmesi yeterli olmaz.

 

Hediye etmek tasadduk yerine geçmez.

 

Maverdl'nin sözünden anlaþýldýðýna göre etten çok az miktarda vermek de yeterli deðildir.

 

Bulkini'nin belirttiðine göre kurutulmuþ et vermek de yeterli olmaz.

 

Kiþi, tasadduk etmesi vacip olan miktarý verse ve hayvanýn karnýndan çýkan yavrusunun tümünü ye se bu caiz olur.

 

Kiþi mükatep köleye kurbanlýktan verse, zekata kýyasla burada da týpký hür bir kimseye vermek gibi caiz olur. Ýbnü'l-Ýmad bunu "efendisinden baþkasý" þeklinde sýnýrlamýþtýr. Aksi taktirde bunun hükmü, kiþinin zekatýný mükatebine vermesinin hükmü gibi olur.

 

Ýkinci görüþ

 

Tasadduk etmek vacip deðildir. Sevabýn söz konusu olmasý için Allah'a yaklaþma niyetiyle kaný akýtmak yeterlidir.

 

71. Ýlk görüþe göre kiþi [tasadduk etmesi gereken kýsmý] yese "kurban" adý verilecek kadarlýk kýsmý tazmin etmesi gerekir.

 

72. Kiþinin bunu bu tazminatý bir kurban parçasýna mý sarfetmesi gerekir yoksa et alýp bunu taksim etmesi yeterli olur mu? Bu konuda Ravdatü't-talibin'de belirtildiðine göre mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr. el-Mecmu'da "daha doðru" olduðu belirtilen görüþe göre ikincisi daha doðrudur. Ýbnü'l-Mukrý ilkini kabul etmiþtir.

 

73. Kiþi her iki görüþe göre de hayvaný boðazlayýp etini taksim etmeyi kurban kesim vaktinden sonraya geciktirebilir. Kiþinin bu hayvandan yemesi caiz olmaz; çünkü vacip olan kurbanýn bedelidir.

 

74. En faziletli davranýþ kurbanýn tümünü tasadduk etmektir. Çünkü bu takvaya daha uygun, insanýn kendi nefsinin hazzýna uymaktan daha uzak bir davranýþtýr. Ancak Kur'an'ýn zahiriyle ve yukarýda belirttiðimiz sünnetle amel etmiþ olmak ve bu konudaki ihtilaftan kurtulmak için teberrüken bir, iki veya birkaç lokma yer.

 

75. Kiþi kurbanýn bir kýsmýný yiyip bir kýsmýný tasadduk ettiðinde hayvanýn bütününü kurban etmenin, bir kýsmýný tasadduk etmenin sevabýný alýr. Bu, Ravdatü't-talibin ve el-Mecmu'da tasvip edilmiþtir.

 

Not:  Kurban ve hedy'in etinden saklamak mekruh deðildir. Kiþi bu etten saklamayý istediðinde bunun yemek için ayrýlan üçte birden olmasý menduptur. Önceleri üç günden fazla saklamak yasaklanmýþtý, sonradan sahabe bu konuda Hz. Peygamber (s.a.v.)'e müracaat edince o þöyle buyurdu: "Ben, [Medine'ye gelen fakir] heyet sebebiyle bunu [kurban etlerini depolamayý] yasaklamýþtým. Allah geniþlik [bol imkan ve rahatlýk] verdi, þu anda dilediðiniz kadar saklayýn. "(Müs!im, Edahi, 5071)

 

Rafii þöyle demiþtir: "[Bu hadiste "daffe" denilerek sözü edilen] heyet, çölde kýtlýktan kýrýlan ve Medine'ye gelmiþ olan bir gruptu."

 

Bir görüþe göre ise "daffe" ifadesi "musibet" anlamýna gelmektedir.

 

Kurbanýn, bulunduðu beldeden baþka bir yere nakledilmesi -týpký zekatta olduðu gibi- caiz deðildir. Ýsnevi þöyle demiþtir: "Alimler zekatlarýn taksimi konusunda adanmýþ olan sadakanýn naklinin caizliðini sahih görmüþlerdir. Kurban da nafile sadakalardan biridir" ifadesi þu þekilde reddedilir: Kurbanda fakirlerin istek ve arzusu bulunmaktadýr; çünkü bu -týpký zekat gibi- bir vakitle sýnýrlýdýr. Adaklar ve kefaretlere gelince fakirler bunu bilemeyeceklerinden bunlara arzu duymazlar.

 

5.5. Kurbanýn Eti Dýþýndaki Parçalarýndan Yararlanmak

 

Kurbana iliþkin hükümleri n beþinci grubu kurbanýn herhangi bir yerinden yararlanmakla ilgilidir. Nevevi bu konuya þu ifadelerle baþlamýþtýr:

 

1. Hayvanýn derisini tasadduk eder veya ondan yararlanýr.

2. [Adakta bulunarak] kesilmesi vacip olan kurbanýn [karnýndan çýkan] yavrusu boðazianýr.

Kiþi bunun tümünü yiyebilir, artan sütünü içebilir.

 

76. Kurban kesen kimse, nafile olarak kestiði kurbanýn derisini tasadduk eder veya kurbanýndan yararlanabildiði gibi derisinden de kendisi yararlanýr. Mesela bundan kova, nalýn, me st gibi þeyler yapabilir. Çünkü sahabe böyle yapmýþtýr. Tasadduk etmek daha faziletlidir.

 

77. Vacip olan kurbanýn derisinin -el-Mecmu 'da belirtildiðine göre- tasadduk edilmesi gerekir.

 

Not:  Nevevi'nin kurbanlýktan yararlanma konusunda yalnýzca kurban kesenin kendisiyle yetinmesi onun bunu kiraya veremeyeceðine iþaret etmektedir; çünkü kira -daha önce geçtiði üzere- menfaatlerin satýlmasýdýr. Bunun delili Hakim'in sahih görerek rivayet ettiði þu hadistir: "Kurbanýnýn derisini satan kimsenin kurbaný yoktur. "(Müstedrek, Tefsir, 2, 390)

 

Kiþinin kurbanýn derisini kasaba ücret olarak vermesinin de yasak olduðu anlaþýlmaktadýr ki doðrusu budur. Ancak kurbaný ödünç vermesi caiz olduðu gibi kurbanýn derisini ödünç vermesi de caizdir.

 

Zikredilen hüküm bakýmýndan boynuz da deri gibidir.

 

Hayvanýn kesilmesine kadar yününün üzerinde kalmasý ona zarar veriyorsa zaruret sebebiyle yünlerini kesebilir. Aksi taktirde þayet vacip kurban ise kesmesi yeterli olmaz; çünkü hayvan, eziyetleri def etmede derisinden yararlanmaktadýr. Kesildiðinde de bu deriden fakirler yararlanacaktýr.

 

Kiþi hayvanýn tüylerinden / yünlerinden yararlanabilir. Ancak deri konusunda belirtildiði üzere hayvanýn yünlerini tasadduk etmek, kiþinin kendisinin yararlanmasýndan daha faziletlidir.

 

Hayvanýn kýl, yapaðý vb. þeyleri de zikredilen hükümler bakýmýndan böyledir.

 

78. ilk olarak adak söz konusu olmaksýzýn veya adakta bulunarak kurban olarak tayin edilen veya zimmette üstlenilen bir hayvan yerine tayin edilen hayvanýn yavrusu da týpký anasý gibi kesilir ve daðýtýlýr. Yavru ölmüþ olsun ya da olmasýn, ana hayvan, ister kurban olarak belirlendiði esnada gebe olsun ister sonradan gebe kalsýn fark etmez. Bazýlarýnýn zannettiði gibi bu, hamile hayvanýn kurban olarak kesilmesi deðildir; çünkü anasýndan ayrýlmamýþ yavru Rafii ve Nevevi'nin vakýf bölümünde belirttiðine göre "yavru" diye isimlendirilmez.

 

79. [Vacip olan kurbanýn karnýndan yavru çýksa bunun hükmü nedir? Bu konuda üç görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

[Adakta bulunmasý sebebiyle vacip olan bir] kurban kesen kimse, kestiði hayvanýn karnýndan çýkan yavrunun bütününü yiyebitir. Bu, süte kýyas edilir. Nevevi bu konuda el-Muharrer' e tabi olmuþtur. Rafii bunu Gazall'nin tercihi olarak aktarmýþ, Nevevi de Ravdatü 'ttalibýn 'de "daha doðru olan budur" demiþtir.

 

Ýbn Þühbe þöyle demiþtir: Bu, vacip olan kurbandan yemek ca.izdir, görüþünü tercih ettiðimizde sahih olur. Daha önce geçtiði üzere mezhep te esas alýnan görüþe göre bundan yenilmez. Gazall muayyen olan adaktan yemeyi caiz görenlerdendir. Bu sebeple o yavrunun tümünü yemeyi caiz görmüþtür. Þu halde el-Minhac'da tek görüþ olarak aktarýlan hüküm, zayýf görüþe dayalý olarak detaylandýrýlmýþtýr.

 

el-Minhac'da yer alan hüküm daha güçlüdür; çünkü vacip olan kurbaný yemenin haram kýlýnmasý onun yavrusunu yemenin haram olmasýný gerektirmez. Çünkü tasaddukun farz olmasý "kurban" adý verilecek þey üzerinden yapýlmasýna baðlýdýr. Oysa hayvanýn yavrusunun yaþý kurban yaþýndan eksik olduðundan ona "kurban" adý veritemez. Sadece bunun da anneye tabi olarak kesilmesi gerekir. Bir þeye tabi olana, onun tabi olduðu þeyin her hükmünü vermek gerekmez. Nitekim kendisine vakýf yapýlan kiþinin yavruyu yemesi caiz olup bu yavru vakýf olmaz. Ýþte bu yavru da öyle olup onun üzerinde kurban hükümleri cereyan etmez.

 

Ýkinci görüþ

 

[Zayýf] bir görüþe göre ikisinden birini tasadduk etmek yeterlidir.

 

Üçüncü görüþ

 

[Zayýf] bir baþka görüþe göre yavrunun bir kýsmýný da tasadduk etmek gerekir. Ruyaný bunu sahih kabul etmiþtir.

 

80. Nafile kurban kesen kimsenin kestiði kurbanýn karnýndan çýkan yavruya gelince, yukarýdaki açýklamalardan evleviyetle anlaþýlacaðý üzere kiþi bunu yiyebilir.

 

81. Yavru, hedy kurbanýnýn yavrusu olup yürümekten aciz ise kiþi onun anasýný veya bir baþka hayvaný harem bölgesine ulaþmak üzere götürsün. Ýmam Malik'in sahih bir senetle rivayet ettiðine göre Hz. Ömer (r.a.) bunu yapmýþtýr.

 

82. Kiþi, kurbanlýk hayvanýn yavrusuna süt vermesinden sonra artan sütü içebilir. Maverdl'nin belirttiðine göre bu mekruhtur. Bunun caiz olduðunun delili "onlarda sizin için bir takým menfaatler vardýr" [el-Hac, 33] ayetidir.

 

Nahai þöyle demiþtir: "Kiþi, kurbanlýk hayvana binmeye ihtiyaç duyarsa biner. Sütünü saðarsa içer, baþkasýna da bedelsiz olarak verebilir. Ýmam Þafii ve alimlerimizin belirttiði üzere bunu tasadduk ederse daha faziletli bir iþ yapmýþ olur. Satmasý kesinlikle caiz deðildir.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden yukarýdaki hükmün vacip olan kurban ile ilgili olduðu anlaþýlmaktadýr. Bu sebeple el-Mecmu'da bu me seleyi "adak kurbaný" ile ilgili ele almýþtýr.

Daha sonra Nüketü't-Tenbih adlý eserde bu hüküm þu açýdan problemli görülmüþtür: Kiþinin süt üzerindeki mülkiyeti ortadan kalkmýþtýr, þu halde sahibinin izni olmaksýzýn onu nasýl içebilir?

 

el-Kifaye adlý eserde vacip kurban ile diðer kurban arasýnda bu konuda bir fark olmadýðý belirtilmiþtir.

 

Vacip olan kurbanýn yavrusunu yemeyi yasakladýðý halde sütünü içmeyi serbest býrakanlar arada þu fark olduðunu belirtmiþlerdir: Sütün hayvanda kalmasý hayvana zarar vermektedir. Ayrýca süt, zaman geçtikçe yenilendiðinden kiþinin telef ettiði süt geriye döndüðü için buna göz yumulmuþtur. Kiþi sütü tüketmeksizin biriktirse süt bozulur.

 

1. Köle için kurban kesmek yoktur. Efendisi izin verirse efendi yerine geçerli olur.

 

2. Mükatep köle efendisinden izinsiz kurban kesemez.

3. Baþkasý adýna onun izni olmaksýzýn kurban kesmek yoktur. Yine ölen þahýs kendisi için kurban kesmeyi vasiyet etmemiþse onun adýna kurban kesilmez.

 

83. Ýster sýrf köle olsun ister müdebber ister ümmüveled olsun bütünü itibarýyla köle olan þahýs için kurban kesmek yoktur; çünkü kölenin herhangi bir mülkiyeti yoktur. Efendisi ona kurban kesme konusunda izin verir de o kiþi keserse -ve kesen kiþi mükatep olmayan köle olursa- bu kurban efendi adýna geçerli olmuþ olur; çünkü köle, efendisinin vekili konumundadýr. Bu, efendinin kölesine sadaka konusunda izin vermesi gibidir.

 

Þöyle bir soru sorulabilir: Efendi kurbana niyet etmediði ve köle de efendisine vekaleten niyet etmediði halde bu kurban nasýl efendi adýna geçerli olabilir?

 

Buna þöyle cevap verilir: Kurbanýn tamamen köle adýna geçerli olmasý geçersiz olunca geriye efendinin kurban kesme konusundaki genel izni kalmýþ olur. Bu sebeple kurban efendi adýna geçerli olur. Veya burada efendi kurbaný kendi adýna kesmeye niyetlenmiþ kabul edilir. Yahut da niyet etme iþini efendisi kölesine havale etmiþ ve köle de efendisi adýna niyet etmiþ kabul edilir.

 

84. Hayatta olan bir kimse adýna onun izni olmaksýzýn kesilen kurban onun adýna geçerli olmaz; çünkü kurban bir ibadettir. Aslolan -özellikle de iznin bulunmadýðý durumda- bu ibadetin baþkasý adýna hiç yapýlmamasýdýr ama bir delil ile bu genel kuralýn dýþýna çýkarýlanlar hariç.

 

Not:  Þu durumlar, bu hükmün kapsamýndan istisna edilmiþtir:

 

1. Ev halkýndan birinin, diðerlerinin izni olmamýþ olsa bile sünnet-i kifaye gerçekleþecek þekilde kurban kesmesi. Ravdatü 't-talibýn 'de el-Udde'den þu nakledilmiþtir: "Kiþi kestiði kurbanýn sevabýna baþkasýný ortak kýlsa ve kendisi adýna kesse bu da caiz olur."

 

2. Adakta bulunmak suretiyle kesilmek üzere tayin edilmiþ olan hayvaný kurban kesim vaktinde yabancý bir þahýs kesse, eþÞerhu'l-kebýr'de belirtilen meþhur görüþe göre bu kesim yerli yerinde olmuþ olur. Hayvanýn sahibi onun etini daðýtýr; çünkü hayvanýn etini bu yerlere daðýtma hakkýna sahip olan odur, týpký emanet malý geri verme durumunda olduðu gibi iþi bizzat kendisinin yapmasý gerekmez. Ayrýca daha önce geçtiði üzere hayvaný boðazlamak niyeti gerektirmez, baþkasý bunu yaptýðýnda bu da yeterli olur.

 

3. Devlet baþkanýnýn devlet hazinesinde geniþlik bulunduðu zamanda parasý buradan karþýlanarak Müslümanlar adýna kestiði kurban. Maverdi'nin belirttiði üzere bu caizdir. Bu konuda açýklama geçmiþti.

 

4. Velinin kendi malýndan, kendisinin denetimi altýnda bulunan kýsýtlý þahýslar adýna kestiði kurban. Bunu Bulkini ve Ezrai söylemiþtir. Maverdi ve diðer alimlerimizin görüþlerinden de bu anlaþýlmaktadýr.

 

Ana karnýndaki bebek adýna fitre verilmediði gibi onun adýna kurban kesmek de sahih deðildir.

 

Çocuk, deli ve kýsýtlý þahsýn velisinin bunlar adýna onlarýn malýndan kurban kesmesi caiz deðildir. Bunun caiz olmadýðýna iliþkin ifade velinin kendi malýndan bunlar adýna kurban kesmesinin caiz olduðuna iþaret etmektedir.

 

Þayet kurban olarak kesilecek koyun tayin edilmiþse bu kesen adýna geçerli olur, aksi taktirde onun adýna geçerli olmaz.

 

85. [Hayatta iken] kendisi adýna kurban kesilmesini vasiyet etmemiþ olan bir ölü adýna kurban kesme k yoktur. Çünkü Yüce Allah "insan için ancak kendi çalýþýp çabalamasýnýn karþýlýðý vardýr" [Necm, 39] buyurmuþtur. Kiþi kendisi adýna kurban kesilmesini vasiyet etmiþse [o öldükten sonra onun adýna kurban kesilmesi] caiz olur. Ebu Davud'un Sünen'i ile Beyhaki ve Hakim'in kitaplarýnda belirtildiðine göre Hz. Ali, [Peygamberimizin vefatýndan sonra] ikisi kendisi ikisi de Hz. Peygamber (s.a.v.) adýna [toplam dört] kurban keser ve "Resulullah (s.a.v.) bana kendisi adýna kurban kesmemi emretti, ben hayatta olduðum sürece bunu keseceðim" derdi. (Ebu Davud, Dahaya, 2790; Müstedrek, Edahý, 4, 230; Beyhaki, Dahaya, 9, 288)

Ancak bu Kadý Þerýk'in rivayeti olup o zayýftýr.

 

Kiþi baþkasý adýna kurban kestiðinde bunun tümünü tasadduk etmesi gerektiðini belirtmiþtik.

 

[Zayýf] bir görüþe göre ölen þahýs [ölmeden önce kurban kesilmesini] vasiyet etmemiþ olsa bile onun adýna kurban kesilebilir; çünkü bu bir tür sadakadýr. Ölü adýna sadaka vermek sahih olduðu gibi bu ona menfaat saðlar.

 

"Vasiyetler" bölümünde geçtiði üzere Buharl'nin hocalarýndan Muhammed bin Ýshak es-Serrac en-Nisaburi, Hz. Peygamber (s.a.v.) adýna on binden fazla hatim yapmýþ ve ayný þekilde onun adýna kurban da kesmiþtir.

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

AKÝKAA

⚠ Hata Bildir