MUÐNݒL-MUHTAC

ADAKLAR / NÜZUR

 

ÝBADET / NÜSUK / HAC-UMRE V.S. KONUSUNDAKÝ ADAKLAR

 

Bu bölümde hac, umre, hedy vb. gibi þeylerin adanmasý konusu ele alýnacaktýr.

 

Yürüyerek Hac veya Umreye Gitmeyi Adamak

Hac veya Umre Yapmayý Adamak

Namaz, Oruç, Hedy Kurbaný ve Sadaka Adamak

Köle Azad Etmeyi Adamak

Namazý Belirli Bir Þekilde Kýlmayý Adamak

Ýbadetler Dýþýndaki Adaklar

 

Yürüyerek Hac veya Umreye Gitmeyi Adamak

 

Kiþi Beytullah'a yürüyerek gitmeyi veya varmayý adasa mezhepte esas alýnan görüþe göre hac veya umre yapmak için gitmesi gerekir. Þayet Beytullah'a gitmeyi adasa yürümesi gerekmez. Yürümeyi veya yürüyerek hac yahut umre yapmayý adasa daha güçlü görüþe göre yürümesi farz olur.

 

Þayet "yürüyerek hac yapanm" derse bu, ihrama girdiði yerden itibaren olur. Þayet "Beytullah'a yürürüm" demiþse daha doðru görüþe göre ailesinin yaþadýðý evlerden itibaren olur. Yürümeyi gerekli gördüðümüz durumda kiþi bir özür sebebiyle bineðe binerse bu yeterli olur. Bu durumda daha güçlü görüþe göre kurban kesmesi gerekir. Özürsüz olarak bineðe binmiþse meþhur görüþe göre bu yeterli olur, kurban kesme si gerekir.

 

55. Bir kimse;

 

> Yürüyerek Beytullah'a gitmeyi adasa ve bunu söylerken beytü'l-haramý yani Kabe'yi kastetse veya Ravdatü't-talibin 'de belirtildiði üzere bu meselede ve bir sonrakinde açýkça "beytü'l-haram" ifadesini kullansa,

 

> Yahut yalnýzca Beytullah'a gitmeyi adasa,

 

[Bu iki durumda ne yapmasý gerekir? Bu konuda iki rivayet söz konusudur:]

 

Birinci rivayet

 

Mezhepte esas alýnan görüþe göre hac veya umre yapmak için beytullaha gitmesi farz olur; çünkü Allah hac veya umre için beytullaha yönelmeyi farz kýlmýþtýr. Bu sebeple diðer ibadetlerde olduðu gibi bunlar da adak yoluyla gerekli olur.

 

Ýkinci rivayet

 

Ýmam Þafii'nin bir görüþüne göre burada adak "dinde caiz olan" þeyanlamýnda yorumlanarak baðlayýcý olmaz.

 

Ýlk rivayette yer alan görüþ bunu "dinde farz olan" anlamýnda yorumlamýþtýr.

 

56. Kiþi her iki meselede "beytü'l-haram" demez ve buna niyet de etmezse veya Arafat'a gitmeyi adak olarak adar da hac yapmaya niyet etmezse adaðý kurulmuþ olmaz; çünkü beytullah ifadesi hem beytü'l-haram hem de diðer mescitler için kullanýlabilen bir ifadedir. Kiþi bunu ne sözü ne de niyetiyle kayýtlamamýþtýr. Arafat ise helal bölgede yer aldýðýndan diðer bölgelerden biri gibidir.

 

57. Kiþi Safa, Merve, Hayf mescidi, Mina, Müzdelife, Ebu Cehil'in evi, Hayzuran gibi harem bölgesinde yer alan bir yere gitmeyi adak olarak adasa hac veya umre sebebiyle harem bölgesine gitmesi gerekir; çünkü Allah'a yaklaþtýrýcý fiil ancak hac ve umre sebebiyle buraya gitmek suretiyle olur. Adak, daha önce geçtiði üzere farz olana yorulur. Harem bölgesi, avý korkurtmak vb. konularda yukarýda zikrettiðimiz hütün yerleri kapsar.

 

58. Kiþi adakta bulunurken "hac ve umre yapmaksýzýn" dese bile yine de hac ve umre gerekli olur. Onun olumsuzlama ifadesi geçersiz olur. Bulkýn! ise bu durumda adaðýn sahih olmayacaðýný belirtip gerekçe olarak kiþinin buna aykýrý þeyi açýkça zikretmesini söylemiþtir.

 

59. Kiþi beytülmakdise veya Medine'ye yürüyerek gitmeyi adasa bunu yapmasý gerekmez, adaðý geçersiz olur. Çünkü bu [iki mescit] týpký diðer mescitler gibi, hac veya umre için gidilmeyen bir mescid olduðu için adakta bulunma durumunda gidilmesi gerekmez. Kiþi bu iki mescitte itikaf yapmayý adasa bu adak baðlayýcý olur. Arada þu fark vardýr: Ýtikaf kendi baþýna bir ibadet olup mescide özgüdür. Mescidin, üstlenilen ibadette bir fazileti varsa buna aykýrý olarak ibadeti yapma durumunda adak gerçekleþmiþ olmaz.

 

Not:  Nevevi yürüme ve gitmeyi birleþtirmek suretiyle Ebu Hanife'nin görüþ ayrýlýðýna dikkat çekmiþtir. Zira o yürüme konusunda bizimle ayný görüþü benimsediði halde gitme konusunda farklý görüþ belirtmiþ ve "yürümenin aksine gitme ibadet için amaçlanan bir þey deðildir" demiþtir. Oysa þu ayet onun aleyhine bir delildir: "Ýnsanlar arasýnda haccý ilan et ki, gerek yaya olarak, gerekse nice uzak yoldan gelen argýn develer üzerinde sana gelsinler." [Hac, 27] Burada Allah binek üzerinde gitmeyi, týpký yürümek gibi gitmenin sýfatý kýlmýþtýr.

 

60. Kiþi beytullah-ý haram'a yürüyerek gitmeyi veya yürüyerek hac yahut umre yapmayý adak olarak adasa ve yürümeye güç yetirebilen bir kimse olsa [hüküm ne olur? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha güçlü görüþe göre yürümesi gerekli olur; çünkü yürüyerek gitmeyi ibadetin bir vasfý olarak üstlenmiþtir. Bu, kiþinin orucu peþpeþe tutmayý adamasý gibidir. Yürümekten aciz olan kimsenin ise yürümesi gerekmez. Þayet büyük zorluk ile yürümeye güç yetirebiliyorsa ZerkeþI'nin belirttiðine göre bu durumda da yürümesi gerekmez.

 

Ýkinci görüþ

 

Yürüyebilecek durumda olan kiþinin de yürümesi gerekmez; çünkü bunun cinsinden olan ibadette din yürümeyi gerekli kýlmadýðýndan kiþinin bunu adamasýyla da gerekli olmaz.

 

Not:  Görüþ ayrýlýðý þu meseleye dayalýdýr: Hacca binek üzerinde mi yoksa yayan gitmek mi daha faziletlidir? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait birden fazla görüþ bulunmaktadýr.

 

Nevevi'ye göre bunlarýn en güçlüsüne göre binerek gitmek daha faziletlidir; çünkü Hz. Peygamber (s.a.v.) binek üzerinde hac yapmýþtýr. Ayrýca bunda daha fazla masraf yüklenmek ve Allah yolunda daha fazla nafaka harcamak söz konusudur.

 

Diðer görüþe göre ise yürüyerek hac yapmak daha faziletlidir. Rafii, daha çok meþakkat içermesi sebebiyle bunu doðru kabul etmiþtir. Ecir, çekilen yorgunluða göredir. Rafii, Hz. Peygamber (s.a.v.)'in binek üzerinde hac yapmasýný þu þekilde yorumlamýþtýr:

 

Hz. Peygamber (s.a.v.) yürüyerek hac yapmýþ olsaydý kendisiyle birlikte olanlarýn tümü yürüyerek hac yapacaktý. Oysa onlar içinde ancak güçlükle yürüyebilecek durumda olanlarýn bulunduðu açýktýr. O, ümmetine zorluk çýkarmak istememiþtir.

 

Üçüncü bir görüþe göre ise her ikisinin üstünlüðünü gerektiren manalar arasýnda bir çeliþki olduðundan ikisi birbirine eþittir.

 

Bunu bildikten sonra, Nevevi'nin yürüyerek gitmeyi farz kabul eden görüþü sahih kabul etmesi onun yürümeyi binitli olmaktan daha üstün görmesine göre açýkça anlaþýlabilir bir durumdur. Ancak binitli olmayý yürümekten daha faziletli görme görüþüne göre yürümek gerekmez. Ravdatü't-talibýn'de adak türlerinin ikinci türündeki ifadeden bunun tercih edildiði anlaþýlmaktadýr. Zira Nevevi orada þöyle demiþtir: "Ýbadetin aslý adakla gerekli olduðu gibi, ibadette müstehap olan sýfatý üstlenme halinde buna da riayet etmek gerekir. Mesela bir kimse adak olarak adadýðý hacda yürümeyi þart koþsa ve biz hacda yürümenin binitli olmaktan daha faziletli olduðunu söylesek o zaman yürümek gerekli olur." Nevevi el-Mecmu'un adaklar bölümünün baþ taraflarýnda bunu bu lafýzia aktarmýþtýr. Bu ifade açýk bir biçimde yürümenin ancak binekli olmaktan daha faziletli olduðunu kabul etmemiz halinde gerekli olacaðýný ifade etmektedir. Ancak Nevevi, Ravdatü'ttalibýn'in bu konusunda Rafii'nin "yürümek gereklidir" ifadesini onayladýktan sonra þöyle demiþtir: "Adakta bulunma halinde yürüyerek gitmenin gerekli olmasý daha güçlü olmakla birlikte -çün-

kü bu, amaçlanan bir þeydir- doðru olan, binekli olmanýn daha faziletli olduðu görüþüdür. Allah en doðrusunu bilir."

 

Nevevi'nin bu ifadesine þu þekilde itiraz edilmiþtir: "Fazileti daha düþük ise nasýl amaçlanan bir þeyolabilir. Amaçlanan bir þey olduðu kabul edilse bile bu durum -týpký fýtýr sadakasýnda olduðu gibi- þart koþulandan daha iyisine yönelmeye engel teþkil etmez. Yine oturarak namaz kýlmayý adayan kiþinin namazýný ayakta kýlmasý durumunda da böyledir."

 

Ýbn Þühbe þöyle demiþtir: "Burada þunun söylenebileceði ifade edilmiþtir: Binmek ve yürümek ibadetin iki türüdür. Bunlarýn biri diðerinden daha faziletli olsa da biri diðerinin yerine geçmez. Nitekim kiþi sadaka olarak gümüþ vermeyi adak olarak adasa her ne kadar altýn, gümüþten daha faziletli olsa da altýn sadaka verdiðin- . de zimmeti adak borcundan kurtulmuþ olmaz. Bu, Þeyh Ýzzeddin bin Abdüsselam'dan nakledilmiþtir."

 

Nevevi'nin ifadelerine yönelik itiraza verilecek en güzel cevap budur.

 

61. Kiþi adakta bulunurken "yürüyerek hac yaparým" veya "hac yaparak yürürüm" demiþse yahut el-Mecmu"da belirtildiði üzere herhangi bir kayýt koymamýþsa kiþinin mikatlardan ihrama girdiði yerden itibaren veya bundan önce yahut sonra yürümesi gerekli olur. Çünkü bu kiþi hacda yürümeyi üstlenmiþtir. Hacc ise ihram vaktinden baþlar. Kiþi evinin bulunduðu yerden itibaren yürüyeceðini açýk olarak belirtmiþse o zaman bu gerekli olur.

 

62. Kiþi adakta bulunurken "beytullah-ý harama yürüyeceðim" veya "harem bölgeye yürüyerek gideceðim" diye söylemiþse [hüküm ne olur? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha doðru görüþe göre ailesinin bulunduðu bölgenin evlerinden itibaren yürümesi gerekir; çünkü söylediði ifade, kiþinin evinden yürüyerek çýkmasýný gerektirir, zira lafzIn gerektirdiði anlam budur.

 

Ýkinci görüþ

 

Kiþi, yukarýda geçtiði gibi ihrama girdiði yerden itibaren yürur.

 

Not:  Nevevi'nin, benim açýklamada belirttiðim gibi "haram" ifadesini zikretmesi daha iyi olurdu. Aksi takdirde beytullah ifadesinin mutlak olarak kullanýlmasý herhangi bir þeyi gerektirmez.

 

63. Adakta bulunan kiþiye yürümeyi gerekli kýldýðýmýzda bu kiþi bir özür sebebiyle bineðe binse -ki bu da el-Mecmu'da belirtildiðine göre alimlerin namazda ayakta durmaktan aciz olan kimse hakkýnda söyledikleri üzere açýk bir zorluðun söz konusu olmasý halinde olurhac ve umreyi binekli olarak yapmasý, yürüyerek hac - umre yapma adaðý için ittifakla yeterli olur. Çünkü Buhari ve Müslim'de belirtildiðine göre Resulullah (s.a.v.) iki oðlunun kollarý arasýnda götürülen bir adam gördü. Onun durumunu sorduðunda kendisine adamýn yürüyerek hacca gitmeyi adamýþ olduðunu söylediler. Bunun üzerine Hz. Peygamber (s.a.v.) þöyle buyurdu:

 

> "Allah, bunun kendisine iþkence yapmasýndan müstaðnidir. "(Buharl, Cezau's-sayd, 1865)

 

Sonra da adamýn bineðe bindirilmesini emretti.

 

Bu durumda [kiþinin kurban kesmesi gerekir mi? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha güçlü görüþe göre farz olaný terk ettiðinden dolayý kurban kesmesi gerekir.

 

Ýkinci görüþ

 

Ayakta iken namaz kýlmayý adayýp da acziyet sebebiyle oturarak kýlan kimsenin durumunda olduðu gibi burada da kurban kesmek gerekmez.

 

Ýlk görüþ sahipleri arada þu farkýn bulunduðunu belirtmiþtir: Namaz, hacdan farklý olarak mal ile telafi edilmez.

 

Nevevi "yürüyerek gitmeyi gerekli gÖrdüðümüz takdirde" diyerek bunu gerekli görmediðimiz durumu dýþarýda býrakmýþtýr. Bu durumda yürümeyi terk etmek kurban keserek telafi edilmez.

 

64. Kiþi özürsüz olarak bineðe binmiþse [binekli olarak yaptýðý hac adaðý yerine geçer mi? Bu konuda iki rivayet bulunmaktadýr:]

 

Birinci rivayet

 

Meþhur olan rivayete göre kiþi günaha girmiþ olmakla birlikte binekli olarak yaptýðý hac tamdýr. Çünkü bu kiþi yalnýzca yapmayý üstlendiði bir þekli yerine getirmemiþtir. Bu þekli terk etmesi ibadetin geçerli sayýlmasýný engellemez. Bu, týpký ihram yerinden ihrama girmeyi terk etmek gibidir.

 

Ýkinci rivayet

 

Bu yeterli olmaz; çünkü üstlendiði þeyi yerine getirmemiþtir.

 

65. Nevevi "kurban kesmesi gerekir" emri bu konuda görüþ ayrýlýðý olmadýðý sonucunu gerektiriyor olsa da bu kastedilmemiþtir. Aksine bu, meþhur olan görüþe göre gereklidir.

Þayet bunu daha önce zikretseydi her iki görüþe de dönmüþ olacaktý. Çünkü özür durumunda kurban kesmeyi gerekli kýlmamýz halinde özür yokken evleviyetle gerekli kýlýnýr. Diðer görüþe göre ise kurban kesmesi gerekmez.

 

66. Her iki meselede de kurban ile kastedilen, kurban bayramýnda kesilen koyun cinsidir.

 

Not 1:    Yürümeyi farz kabul ettiðimizde kiþi haccýn! / umresini tamamlayýncaya veya bozuncaya kadar yürümeye devam eder. Haccýný tamamlamasý her iki ihramdan çýkmasý ile olur. Kiþinin þeytan taþlama veya Müzdelife'de geceleme vaktine kadar yürümeye devam etmesi gerekmez; çünkü bu ikisi -týpký ikinci selamýn namazýn dýþýnda olmasý gibi- haccýn dýþýndadýr. et- Tenbih adlý eserde bunun þeytan taþlamaya baðlanmasý zayýf bir görüþtür. Hatta Nevevi, el-Mecmu'da bunun yanlýþ olduðunu söylemiþtir.

 

Rafii ve Nevevi þöyle demiþlerdir: Kýyasa göre kiþi hac / umre fiillerinin arasýnda ticaret vb. amaçlarla gidip geliyorsa bu durumda bineðe binebilir. Ancak alimler bunu zikretmemiþtir.

 

Kiþi haccý kaçýrsa veya haccýný bozsa bunu yürüyerek kaza etmesi gerekir. Kaçmýþ haccýn ihramýndan çýkmak için yapýlan iþler esnasýnda yürümek gerekmediði gibi bozulmuþ hac ve umrede de yürümek gerekmez; çünkü bu hac / umre bozulmakla ve kaçýrýlmakla kiþinin adaðý olarak geçerli olma imkanýný kaybetmiþtir.

 

Not 2:    Kiþi "Allah için iki ayaðým üzerinde yürüyerek hac yapmak borcum olsun" dese bunu yapmasý gerekli olur. Ancak bu sözü söylerken yalnýzca ayaklarýný bu iþle yükümlü tutmayý kastetmiþse o zaman gerekmez.

 

Kiþi boynunu veya nefsini bununla yükümlü tutsa mutlak olarak gerekli olur; çünkü kiþi her ne kadar bu ikisini yükümlü tutmayý kastetmiþ olsa bile bu ikisi, insanýn zatýný ifade eden kinaye sözcüklerdir.

 

Kiþi çýplak ayakla hac yapmayý adamýþ olsa hac yapmasý gerekli olduðu halde çýplak ayakla yapmasý gerekmez. Bu durumda ihramlý iken nalýn [sandalet] giyebilir, kendisine kesin olarak keffaret gerekmez. Çünkü bu bir ibadet deðildir. el-Mühimmat adlý eserde þöyle denilmiþtir: "Çýplak ayaklý olmanýn müstehap olduðu yerde bu kiþinin çýplak ayaklý olmasý gerekir. Bu da Mekke'ye girdiðinde olur." Yani kiþi necasetin ayaðýný kirletmesinden emin olur da bir sýkýntý söz konusu olmazsa böyledir. Yine tavaf esnasýnda da çýplak ayaklý olmak mendubtur.

 

Hac veya Umre Yapmayý Adamak

 

Hac veya umre yapmayý adayan kimsenin bunu kendi baþýna yapmasý gerekir. Þayet felçli ise baþkasýný vekil tayin eder.     

 

Bunun mümkün olan ilk vakitte yapýlmasý mendupdur. Kiþi yapma imkanýný bulur da erteler ve ölürse onun malýndan hac yaptýrýlýr.

 

Kiþi o yýl hac yapmayý adak olarak adar da hac yapmasý mümkün olursa bunu yapmasý gerekir. Hastalýk, onun hac yapmasýný engellerse kaza yapmasý gerekir. Düþman engelolursa daha güçlü görüþe göre hac yapmasý gerekmez.

 

67. Bir kimse hac veya umre yapmayý adasa yapabilecek durumdaysa bunu kendi baþýna yapmasý gerekir. Þayet felçli ise -yani hacca kendi baþýna gidemeyecek durumdaysa- baþkasýný vekil tayin eder. Bu, týpký farz olan hacda olduðu gibi ücret veya ödül ödemek suretiyle bile olsa böyledir.

 

Not:  Mütevelll, hac kitabýnda þöyle demiþtir. Felçli kiþi Mekke'de veya Mekke'ye iki merhaleden daha yakýn bir yerde oturuyor olsa yerine baþkasýný vekil tayin etmesi caiz olmaz; çünkü onun hac yapmasýnda büyük zorluk yoktur. Nevevi, hac bölümünde onun görüþünü kabul etmiþtir. Þu halde burada da durum böyle olmalýdýr.

 

Beðavl'nin fetvalarýnda yer aldýðýna göre felçli kiþi kendi baþýna hac yapmayý adasa bu adak kurulmuþ olmaz. Bu þundan farklýdýr: Saðlam olan bir kimse felçli þahsýn malýyla haça yapmayý adamýþ olsa bu adak kurulur. Çünkü felçli kiþi kendi baþýna hac yapmaktan ümidini kesmiþ olduðu halde saðlam kiþi onun malýyla hac yapmaktan ümidini kesmemiþtir. Felçli kiþi iyileþse hac yapmasý gerekli olur; çünkü kendisinin "hac yapma ümidi kalmamýþ kiþi" olmadýðý ortaya çýkmýþtýr.

 

Adakta bulunan kiþinin imkan bulduðu senelerin ilkinde haccýný derhal yaparak borçtan kurtulmaya bakmasý menduptur. Þayet ertelediðinde felçli hale gelmekten korkuyarsa farz hacda olduðu gibi burada da derhal haccý yerine getirmek gerekir.

 

68. Kiþi fiili derhal yapma imkaný olduðu halde erteler ve ölürse, onun kusurlu davranýþý sebebiyle kendi malýndan harcama yapýlarak bir kimseye hac yaptýrýlýr. Kiþi hac yapma imkaný bulamadan önce ölse týpký farz hacda olduðu gibi bu kiþi üzerine gerekli deðildir. Umre de bu konuda hac gibidir.

 

69. Kiþi o yýl hac yapmayý adamýþ olsa ve bunu yapmasý mümkün olsa, yani o yýl hac yapmasýna imkan verecek bir mesafede oturuyor olsa o yýl hac yapmasý gerekli olur. Bu, ibadetlerde zaman tayini konusundaki doðru görüþe dayalý bir hükümdür. Buna göre oruçta olduðu gibi vaktinden önce yapmak veya vaktinden sonra yapmak caiz olmaz. Kiþi bunu ertelediðinde ikinci yýl Maverdl'nin belirttiði üzere kaza gerekli olur.

 

70. Nevevi "o yýl" ifadesiyle kiþinin o yýl diye kayýt koymadýðý durumu dýþarýda býrakmýþtýr, zira o durumda kiþi hangi yýl yapsa olur.

 

71. Nevevi "ve mümkün olsa" ifadesini zikrederek o yýl hac yapmayý adayýp da geride hacca gitmek için yeterli sürenin bulunmamasý durumunu dýþarýda býrakmýþ olmaktadýr.

Zira bu durumda daha doðru görüþe göre adaðýn baðlayýcý hale gelmesinin imkansýz olmasý sebebiyle bu adak geçerli olmaz.

 

Not:  Nevevi'nin zikrettiði husus farz hac yapan kimse hakkýndadýr. Þayet kiþi farz haccý yapmýyorsa, hac yapmayý adak olarak adadýðýnda onun bir baþka hac daha yapmasý gerekir. Bu, üzerinde öðle namazý borcu dururken namaz kýlmayý adak olarak adayan kimseye benzer. Bu kimsenin öðle namazýndan baþka bir namaz kýlmasý gerekir.

 

Kiþi farz olan haccý, adak haccýndan önce yapar.

 

Kiþinin bu adaðýnýn kurulmuþ olduðu durum farzdan baþka bir hacca niyet etmiþ olduðu durumdur. Þayet [adakta bulunurken] farz hacca niyet ederse adak kurulmuþ olmaz. Bu, kiþinin farz olan namazý kýlmayý veya Ramazan orucunu tutmayý adamýþ olmasý gibidir.

 

Kiþi niyet ederken herhangi bir kayýt koymazsa hüküm yine böyledir [yani adak gerçekleþmiþ olmaz]; çünkü Maverdi ve Ruyani'nin belirttiði üzere ihtimalli olan hac / umre, kurulmuþ olmaz.

 

72. Bir hastalýk kiþinin hac / umre yapmasýna engelolursa bunu kaza etmesi gerekir. Nitekim kiþi muayyen bir yýlý oruçlu geçirmeyi adadýktan sonra o sene içinde hastalýk sebebiyle oruç tutamasa bunu kaza etmesi gerekir.

 

73. Unutmak, yolu þaþýrma ve yanýlmak da bu meselede hastalýk gibidir.

 

Not:  Kazanýn olacaðý durum, hastalýðýn kiþiyi ihrama girdikten sonra hac yapmasýna engelolmasýdýr. Þayet insanlarýn hac yolculuðuna çýktýðý anda kiþi hasta olur da onlarla birlikte yolculuða çýkamazsa ve sonradan yol arkadaþý bulamazsa, yol da korkutucu olup insanlarýn tek baþýna gidebileceði þekilde olmasa bu kiþinin haccýný kaza etmesi gerekmez; çünkü adanmýþ olan þey o yýlýn haccý olup kiþi de buna güç yetirememiþtir. Nitekim ayný durumda farz olan hac da kiþi üzerine kesin olarak gerekli olmaz. Bu hüküm, Ravdatü't-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir'in bu bölümünde yer alan hükümdür. Bulkini, bunun ihramdan sonra gerçekleþmesini þart koþmaya itiraz ederek "bu, Ýmam ÞafiI'nin el-Ümm'deki açýk ifadesine aykýrýdýr" demiþtir.

 

Ýlk görüþe göre kazanýn gerekli olduðu durum, hastalýk sonucunda kiþinin aklý durumunda bir bozulmanýn meydana gelmediði durumdur. Þayet hac kafile si yola çýkarken kiþide akýl hastalýðý meydana gelir de kiþi yolculuða çýktýðýnda hacca yetiþebilecek durumda olduðu bir vakitte aklý normal hale dönmezse BulkýnI'nin belirttiðine göre adak haccýný kaza etmesi gerekmez. Nitekim Ýmam Þafii, el-Ümm adlý eserinde ayný durumda kiþi üzerine farz olan haccýn kesin olarak gerekli olmayacaðýný belirtmiþtir.

 

74. Kiþi ihrama girdikten sonra düþman, devlet baþkaný, alacaklý þahýs tek baþýna bu þahsýn hacca gitmesine engelolsa ve kiþinin borcunu ödeyecek imkaný olmayýp bu halde iken o seneki haccý kaçýrsa [hüküm ne olur? Bu konuda Ýmam Þafii'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha güçlü görüþe göre bu durumda özür söz konusu olduðundan kaza gerekmez. Bu duru hastalýktan þu açýdan ayrýlýr: Hastalýktan farklý olarak bu durumda kiþi, [telbiye getirirken] ihramdan çýkabilmeyi þart koþmaksýzýn ihramdan çýkabilir.

 

Ýkinci görüþ

 

Ýbn Süreyc'in tahric yoluyla elde ettiði görüþe göre kaza gerekir. Çünkü "adak konusu, dinin farz kýldýðý þeye göre daha esnektir. "Bu sebepledir ki kiþi birden fazla hac yapmayý adak olarak adasa bunlar gerekli olur. Ama din, kiþiye yalnýzca bir defa hac yapmayý farz kýlmýþtýr.

 

75. Düþman veya devlet baþkaný, kiþi ihrama girdikten sonra genelolarak hacca gidilmesine engelolsa Cüveyni'nin belirttiðine göre bu engelleme sebebiyle kiþinin ihramýna devam etmesi imkansýz olduðundan Ýmam Þafii'nin açýk görüþüne kýyasla bu kiþinin haccý kaza etmesi gerekmez.

 

Bu açýklamadan anlaþýlacaðý üzere engellemenin genel ve özel olmasý arasýndaki fark hüküm açýsýndan deðil görüþ ayrýlýðý açýsýndandýr. Bu nokta, öðrencilerin Þarih Celaleddin Mahalli'nin kitabýný okurken takýldýðý bir noktadýr. Çünkü o herk iki meseleye yer vermiþ, engellemenin genel ve özeloluþuna iliþkin bir kayýt koymamýþtýr. Bu sebeple bu meseleye dikkat etmek gerekir.

 

Not:  Kiþi mesela on defa hac yapmayý adak olarak adadýktan bir sene sonra ölse, o yýl hac yapma imkaný bulmuþ olsa tek baþýna o yýlýn haccý bu kiþinin malýndan yapýlacak harcamayla kaza edilir.

 

Felçli olan kiþi on hac için baþkasýný vekil tayin eder. Kiþi bu on haccý ayný yýl kendi malýndan vekaletle yaptýrabilecek imkaný bulabilir ve onunu birden kendi malýndan kaza eder. Þayet malý buna yetmezse, yalnýzca gücünün yettiði kadar hac onun üzerine gerekli olur.

 

Namaz, Oruç, Hedy Kurbaný ve Sadaka Adamak

 

Kiþi bir vakitte namaz kýlma veya oruç tutma adaðýnda bulunsa, hastalýk veya düþman gibi bir engel o vakitte bunu yapmaya engel olsa bunun kaza edilmesi gerekir.

 

Kiþi hedy kurbaný götürmeyi adamýþ olsa bunu Mekke'ye götürup oradakilere tasadduk etmesi gerekir.

 

Kiþi belirli bir bölge halkýna sadaka vermeyi adak olarak adasa bunu yapmasý gerekli olur.

 

Kiþi belirli bir yerde oruç tutmayý adasa o yerde tutmasý gerekmez.

 

Yine belirli bir yerde namaz kýlmayý adasa orada kýlmasý gerekmez ama Mescid-i Haram bundan istisna edilir. imam Þafii'nin bir görüþüne göre Medine mescidi ve Mescid-i Aksa da bundan istisna edilir.

 

Ben [Nevevi] derim ki: Bu iki mescidin adak ile belirlenmiþ olma açýsýndan durumu mescid-i haram gibidir. Allah en doðrusunu bilir.

 

Kiþi ["herhangi bir gün veya gün sayýsý belirtmeksizin"] mutlak olarak oruç tutma konusunda adakta bulunsa bir gün oruç tutmasý gerekir. Birkaç gün oruç tutmayý adadýysa üç gün oruç tutmasý gerekir.

 

Kiþi sadaka vermeyi adak olarak adasa her ne verirse olur.

 

Namaz kýlmayý adasa iki rekat kýlmasý gerekir. imam ÞafiI'nin bir görüþüne göre bir rekat kýlmasý yeterlidir. ilk görüþe göre kiþinin ayakta durmaya gücü yettiðinde bu namazý ayakta kýlmasý gerekir. Ýkinci görüþe göre bu gerekmez.

 

76. Bir kimse muayyen bir vakitte namaz kýlmayý veya oruç tutmayý adak olarak adasa ve o vakitte o ibadeti yapmak dince yasaklanmamýþ olsa, hastalýk veya düþman gibi bir engel kiþinin o ibadeti yapmasýný engellese fiilin o vakitte yapýlmasý kesin gerekli olduðundan kiþi üzerine kaza gerekir.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: Bu da hac gibi kabul edilip orada kaza gerekli kýlýnmadýðý gibi burada da kaza gerekli görülmez.

 

Buna þöyle cevap verilir. Adak sebebiyle farz olan þey, dinin farz kýldýðýþey gibidir. Kiþi namaz ve oruca güç yetiremediði halde dince bunlar kendisine farz olabilir. Öyleyse bu ikisi adakla da farz olur. Hac ise ancak kiþinin güç yetirmesi halinde kiþiye farz olduðundan, hac adaðýnýn hükmü de böyledir.

 

Þöyle bir soru sorulabilir:

 

Oruç ve namazýn [hastalýk veya düþman tarafýndan] engellenmesi nasýl düþünülebilir?

 

Oruçta kiþinin oruca niyet etmesini engellemek mümkün deðildir; çünkü niyet kalp ile yapýlýr. Þayet orucunu bozmaya zorlanýrsa daha doðru görüþe göre [zorla bir þey yedirilip içirildiði takdirde] orucu bozulmuþ olmaz.

 

Namaza gelince, namaz kýlmamasý için kendisine baský yapýlan kiþi belirli bir vakitte kiþi namaz fiillerini kalben devam ettirebilir, daha sonradan da kaza yapar. Çünkü bu nadir görülen bir özürdür. Nitekim dince farz kýlýnan namazda da böyledir.

 

Bu sorulara þöyle cevap verilir:

 

Ýlk sorudaki durum, el-Mecmu'da belirtildiði üzere öldürülmekten korktuðu için yiyen esir hakkýnda söz konusu olabilir.

 

Ýkinci sorudaki duruma gelince; kiþi namazý taharetsiz olarak vb. þekillerde kýlmýþ olabilir.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir:

 

Alimlerin "adakla farz olan þey, dince farz kýlýnan þey gibidir" ifadesi þu meselede problem meydana getirmektedir: Bir kimse belirli bir günde namaz kýlmayý adak olarak adasa, o gün baygýn olsa daha sonradan bu namazý kaza etmesi gerekir. Ama ayný günde kýlmadýðý farz namazlarý kaza etmesi gerekmez.

 

Buna þöyle cevap verilir:

 

Bu, týpký diðer istisna edilen þeyler gibi istisna edilir.

 

77. Kiþi, Mekke haremi dýþýnda mekruh olan bir vakitte namaz kýlmayý adasa veya [Ramazan ayýndan olup olmadýðýnda þüphe edilen] þek gününde oruç tutmayý adasa daha önce geçtiði üzere, adanmýþ olan fiili yapmak sahih olsa bile adaðýn kendisi gerçekleþmiþ olmaz .

 

78. Bir kimse, "Mekke'ye / Harem bölgesine bir koyun / elbise hediye olarak götürmek Allah için borcum olsun" vb. bir ifade kullanarak gerek hayvan gerekse baþka bir þeyi hediye olarak [harem bölgesine] götürmeyi adak olarak adasa bunu Mekke'ye veya harem bölgeye götürmesi gerekli olur; çünkü hedy'in götürüleceði yer burasýdýr.

 

79. Kiþinin götürdüðü þeyi o bölgedeki gerek yabancý gerekse aralý olan Müslüman fakir ve miskinlere tasadduk eder. Hediye olarak götürdüðü þeyi satýp da satým bedelini onlara daðýtamaz. Hedy olarak belirlenen þeyin kendisi týpký kurban gibi, zekattaki koyun gibi deðerlendirilir.

 

80. [Kiþi hedy olarak bir hayvan belirlemiþse burada iki durum söz konusudur:]

 

> Hedy olarak belirlediði hayvan, ceylan vb. kurban olmaya elveriþli olmayan bir hayvan ise bunu canlý olarak tasadduk etmesi gerekir, keserse adaðý caiz olmaz. Çünkü bu hayvan kurban olarak yeterli olmadýðýndan onu kesmekte Allah'a yaklaþtýrýcý bir yön yoktur. Kesme sonucunda hayvanýn deðerinde bir azalma olmuþsa bu eksilmeyi tazmin eder, eti de sadaka olarak verir.

 

> Götürdüðü hayvan kurban olmaya elveriþli ise bunu kurban bayramý günlerinde kesmesi ve etini de yukarýda belirtilen kimselere daðýtmasý gerekir.

 

81. Nevevi'nin "hedy" ifadesi, zikredilen hükmün yalnýzca deve, sýðýr ve koyun cinsine özgü olduðu izlenimi doðurabilirse de bu kastedilmemiþtir. Nevevi "hedy" demek yerine benim yaptýðým açýklamada olduðu gibi "þey" demiþ olsaydý daha iyi olurdu.

 

82. Yine "Mekke" ifadesi yerine "harem" ifadesini kullanmak gerekir ki benim yaptýðým açýklamaya gerek olmasýn. Zira hedyin taþýnmasý yalnýzca Mekke ile kayýtlý olmayýp haremin diðer bölgelerini de kapsamaktadýr.

 

83. Nevevi'nin "taþýmak" ifadesi bu hükmün, taþýnmasý kolay olan þeylerde olduðunu ifade etmektedir ki doðru olan da budur. Taþýmasý imkansýz olup da hediye edilen "ev" gibi þeyler veya taþýnmasý çok zor olan "deðirmen taþý" gibi þeylere gelince; kiþi bunlarý kendi baþýna satar ve bunun satým bedelini hakime müracaat etmeksizin ,"harem bölgesine nakleder. Bedeli oranýn fakirlerine sadaka olarak verir.

 

Kiþinin bunu kýymeti karþýlýðýnda elinde tutmasý caiz midir yoksa bu mala, kýymetinden daha fazla verilmesi ihtimaline binaen caiz ,deðil midir? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr. el-Ki!aye'de mala deðerinden daha fazla vermeyi isteyen biri bulunmadýkça ilk görüþün esas alýnacaðý belirtilmiþtir.

 

84. Nevevi'nin "onu tasadduk etmek" ifadesi o þeyin hibe ve hediye edilmesi sahih olmayan þeylerden bile olsa tasadduk edilebilen bir þeyolmasýný gerektirmektedir. Dolayýsýyla bunun kapsamýna kiþinin necis yaðý hediye etmeyi adak olarak adamasý da girer. Nevevi, Kadý Ebu't-Tayyib'ten necis yaðýn tasadduk edilemeyeceði görüþünü aktardýktan sonra "necis yaðýn tasaddukunun sahih kabul edilmesi kesin olarak benimsenmesi gereken hükümdür" diye belirtmiþtir. Ýþte yukarýdaki hüküm buna dayalýdýr.

 

85. Yine bunun kapsamýna ölmüþ hayvanýn tabaklanmadan önceki derisi de girer. Ancak Bulkini þöyle demiþtir: "Tercihe þayan olan görüþe göre bunun, bir insana hediye edilebilen þeylerden olmasý þart koþulur."

 

Bu, daha güçlü görüþtür.

 

86. Hedyin tasadduk edilmesinin gerekliliði hükmünden, inci ve tek bir elbisenin umumý olarak hedy olmasý durumunda olduðu gibi tasadduk etmenin zor olmasý durumu istisna edilir. Bu durumda Maverdl'nin belirttiði üzere bu mal satýlýr ve satým bedeli oranýn halkýna tasadduk edilir. Þayet malýn harem bölgesinde ve adaðýn yapýldýðý yerdeki deðeri birbirine eþitse kiþi malý taþýyýp harem bölgesinde satmak veya satým bedelini götürmek seçeneklerinden birini seçer. Þayet malýn deðeri bu ikisinden birinde [harem bölgesi ve adaðýn yapýldýðý yer] daha fazla ise malýn orada satýlmasý tek yoldur.

 

87. Þu durum da hedyin tasadduk edilmesi gerekliliði hükýnün,den istisna edilir: Kiþi, hedyi yalnýzca Kabe'ye özgü kýlmaya niyet etmiþse, mesela Kabe'de yakmayý istediði mumu veya Kabe'nin kandillerinde yakmayý istediði yaðý, yahut Kabe'yi güzel kokulandýrmayý düþündüðü kokuyu, yahut da Kabe'de kullanýlacak bir þeyi hedy olarak belirlemiþse bu malý satar ve bedelini Kabe'nin maslahatlarý için sadeder.

 

88. Kiþi "Allah için hediye götürmek borcum olsun" veya "Allah için kurban kesmek borcum olsun" demiþ de baþka herhangi bir þey zikretmemiþse bu durumda dinde "hedy" olarak bilinen þeyesas alýnýr ve bu kiþinin kurban olabilecek bir hayvaný götürmesi gerekli olur. Þayet adaðýný "deve", "sýðýr", "koyun" diyerek belirtirse kurban þartlarýna uygun olarak bu hayvanlarý kesme si gerekli olur. Buna göre sütten yeni kesilmiþ bir deve yavrusu, iki yaþýný doldurmamýþ bir buzaðý veya bir yaþýndan küçük kuzu kesmesi yeterli olmaz.

 

89. Adak olarak belirlenen hedy kurbaný yahut da kiþinin adaðý yerine geçmek üzere belirlediði hayvan býçaðýn altýnda kesilme esnasýnda kusurlansa týpký kurbanda oldUðU gibi bunun kesilmesi yeterli olmaz; çünkü bu hayvan kesilmediði sürece o kiþinin sorumluluðundadýr. [Zayýn bir görüþe göre bu yeterli olur. Ýbnü'l-Mukrý bu görüþü esas almýþtýr; çünkü hedy, harem bölgesine hediye edilen þeydir. Hayvan harem bölgesine ulaþtýðýnda hediye etme gerçekleþmiþtir. Kiþinin üzerine düþen, hayvaný harem bölgesine nakletme masrafýný üstlenmektir; çünkü harem bölgesi, hedyin götürüleceði yerdir. Ayette "hedy kurbaný mahalline ulaþýncaya dek" [Bakara, 196] buyrulmuþtur. Kiþinin hiçbir malý yoksa eþ-Þerhu'l-kebýr'de belirtildiðine göre hediye olarak belirlenen þeyin bir kýsmý satýlarak kalan kýsmý nakledilir. Bu durumda kiþinin hedy kurbanýnýn etini harem bölgesindeki fakirlere daðýtmasý gerekir.

 

92. el-Ýbane adlý eserde þöyle denilmiþtir:

 

Kiþi "bu malý [harem bölgesinin fakirlerine] hediye ettim" dese bunu harem bölgesine götür me masraflarý kendisine aittir. "Bunu hedy kýldým" dese, taþýma masrafýn! karþýlamak için o malýn herhangi bir bölümü satýlmaz.

 

Bu görüþ, el-Bahr adlý eserde Kaffal'e nispet edilmiþ ve güzel görülmüþtür.

 

Rafiý þöyle demiþtir: Ancak bunu hediye etmenin gereði, kiþinin malýn tümünü harem bölgesine ulaþtýrmasýdýr.

Bu sebeple týpký hedy olarak belirleme durumunda olduðu gibi masraflar kiþi üzerine gerekli olur.

 

Zahir olan da budur.

 

91. Yine Maverdi ve Kadý Hüseyin'in açýkça ifade ettiði üzere kiþi, hedy olarak belirlediði hayvanýn yem masraflarýný da kendisi karþýlar.

 

92. Kiþi bir koyunu hediye etmeyi adak olarak adayýp bu koyunun kusurlu olmasýna veya kuzu olmasýna niyet etse niyet ettiði bu hayvan yeterli olur; çünkü adak ile üstlendiði þey o maldýr.

 

93. Geçen açýklamalardan anlaþýlacaðý üzere kiþi hedy olarak belirlediði hayvaný canlý olarak tasadduk eder. Þayet bedelini tam olarak öderse bu daha faziletlidir.

 

Not:  Geçen açýklamalardan anlaþýlacaðý üzere belirtilen mallar harem bölgesinin zenginlerine hediye edilemez. Ancak kiþi hayvanýný yalnýzca zenginler için boðazlamayý adak olarak adamýþsa ve bunda da bir tür Allah'a yaklaþtýrýcý özellik söz konusu olursa -mesela zengin olan þahýslarýn kendisine uyarak hedy yapmalarý ihtimali bulunursa- o zaman el-Bahr'de belirtildiði üzere bu adaða uymak gerekli olur.

 

Deve veya sýðýrý hedy olarak belirleyen kiþinin, hayvandan kan akacak þekilde sivri bir þeyle hayvanýn bedenine bir alamet koymasý sünnettir. Devede bunun sað hörgüç tarafýnda olmasý daha iyidir. Yine urgan veya deri gibi bir þeyin hayvanýn boynuna asýlmasý, küçük baþ hayvanlarda yaralamanýn deðil de boynuna bir þeyasmanýn yapýlmasý daha iyidir.

Bunun hikmeti hayvanýn hedy olduðunun bildirilmesi ve böylece insanlarýn o hayvana iliþmesinin engellenmesidir. Þayet hayvan, harem bölgesine ulaþmadan önce ölme tehlikesiyle karþýlaþýrsa adak olan hayvanýn kesilmesi zorunlu olur. Adak olmayan hayvanýn kesilmesi ise mendup olur. Bu durumda boynuna bir þey baðlanmýþ olan hayvanýn boynundaki þey kanýna batýrýlýp bununla hayvanýn sýrtýna damga vurulur.

Fakirlerin o hayvaný alabilmesi için hayvan onlara terk edilir.

 

Adak olan hedy kurbanýnýn aksine nafilede izin þarttýr.

 

Kiþinin kendisi ve yol arkadaþlarýnýn adak olan hedy kurbanýndan yemesi caiz deðildir.

Burada "yol arkadaþý" ile Nevevi'nin belirttiði üzere kafiledeki herkes kastedilmektedir.

 

Kiþi, ölmeye yaklaþmýþ olan hedy kurbanýný kesecek imkaný bulduðu halde kesmese ve hayvan ölse, hayvanýn o andaki deðeri ile emsal satým bedelinden hangisi daha fazla ise onu tazmin eder. Þayet kesme imkaný bulamadan hayvan ölürse tazmin etmesi gerekmez.

 

Kiþi [Arapça ifade kullanarak] "bedene" adý verilen hayvaný kurban etmeyi adak olarak adasa ve bunu "deve" vb. ifadelerle kayýtlasa veya herhangi bir kayýt koymasa deve kesmesi gerekir; çünkü Arapça'da "bedene" ifadesi her ne kadar Nevevi'nin el-Mecmu'da doðru saydýðý görüþe göre sýðýr ve koyun için kullanýlýyor olsa bile bunun deve için kullanýmý daha çoktur. Þayet deve yoksa ve kiþi adaðýný mutlak olarak yapmýþsa sýðýr keser. Sýðýr da yoksa Ýmam Þafii'nin açýk ifadesine göre yedi koyun keser.

Ravdatü't-talibin'deki ifadenin zahirinden ise kiþinin bu durumda bir sýðýr ile yedi koyun kesme arasýnda muhayyer olduðu anlaþýlmaktadýr.

 

Deve yoksa ve kiþi hedyini lafýz veya niyet olarak deve olarak kayýtlamýþsa o zaman bunun kýymetiyle bir sýðýr almasý gerekir.

 

Bu mesele mutlak olarak kullaným durumunda hayvanýn deðerinin dikkate alýnmamasý meselesinden farklýdýr. Aksine mutlak kullaným durumunda lafýz, dinde bilinen anlamýna yorulur. Bilinen anlama göre ise bir deðer belirlemesi söz konusu deðildir.

 

Eðer hayvanýn deðerinden bir þeyartarsa mümkün ise bununla baþka bir sýðýr daha alýr, aksi takdirde bir koyun alýr. Yahut deve veya sýðýrdan bir payalýr.

 

Artan para ile alabileceði koyun veya deve - sýðýr payý bulamazsa artan parayý tasadduk eder.

 

Þayet sýðýr bulamazsa devenin bedeli ile yedi koyun alýr.

 

Bir deve bedeli ile üç koyun alabiliyorsa kendi malýndan ekleyerek bunu yedi koyuna tamamlar.

 

Kiþi bir koyun kesmeyi adak olarak adasa, bunun yerine deve kesse yeterli olur; çünkü deve daha faziletlidir. el-Beyan yazarýnýn belirttiði üzere bu, kiþinin koyunu zimmetinde adadýðýnda söz konusu olur. Aksi takdirde [muayyen bir koyunu kesmeyi adamýþsa] mezhebin gerektirdiði hükme göre deve kesme k yeterli olmaz. Bunun tümünün farz olup olmadýðý konusunda mezhep içinde iki görüþ bulunmakta olup -hakkýnda ihtilaflar bulunmakla birliktedaha doðru olanýna göre tümü farzdýr.

 

94. Bir kimse -mesela Mekke vb. gibi- belirli bir belde halkýna bir þey tasadduk etmeyi adasa, üstlendiði þeye vefa göstermesi için bunu yapmasý gerekir. Bu sadakayý o bölgenin fakir Müslümanlarýna sarf eder. Ravdatü't-talibýi'de belirtildiði üzere týpký zekatta olduðu gibi bu malý baþka bir yere nakletmesi caiz olmaz.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden sadakanýn verileceði o bölge halkýnýn fakir-zengin, Müslüman veya zýmmý olmasý arasýnda fark olmadýðý anlaþýlmaktaysa da bu kastedilmemiþtir. Ýmam Þafii, el-Ümm'de yalnýzca fakirlere verileceðini söylemiþtir. Kadý Hüseyin ve baþkalarý adaðýn ehli zimmete verilemeyeceðini açýk olarak ifade etmiþlerdir.

 

Yine Nevevi'nin ifadelerinden harem bölgesi dýþýndaki yerlere yönelik olarak ancak sadaka verme adaðýnda bulunulabileceði anlaþýlmaktaysa da bu kastedilmemiþtir. Kiþi baþka bir bölgede kurban kesmeyi adasa hayvaný kesmesi ve etini orada daðýtmasý gerekli olur; çünkü bu adak etinin orada daðýtýlmasýný içermektedir.

 

Kiþi harem bölgesi dýþýnda bir bölgede kurban kesip etini daðýtmayý adak olarak adasa her ikisini de orada yapmasý gerekir; çünkü hayvaný kesmek etini daðýtma amacýnýn bir vesilesidir. Kiþi hayvaný kesme mekanýný o bölge olarak belirleyince eti daðýtma amacýna baðlý olarak bu belirleme de baðlayýcý olur.

 

Kiþi hayvaný harem bölgesinde boðazlayýp etini baþka bir yerde daðýtmayý adak olarak adasa bu iki bölgede bu iþleri yapmasý gerekli olur; çünkü her bir beldeye baðlanan iþlem Allah'a yaklaþtýrýcý bir ibadettir.

 

Kiþi harem bölgesi dýþýnda hayvaný boðazlamayý veya gasp edilmiþ bile olsa belirli bir býçakla boðazlamayý adak olarak adasa ve eti de harem bölgesinde daðýtmayý adasa yalnýzca etin daðýtýlacaðý yer hakkýndaki adak baðlayýcý olur; çünkü harem bölgesi dýþýnda hayvaný boðazlamanýn Allah'a yaklaþtýrýcý bir yaný olmadýðý gibi harem bölgesinde bile olsa belirli bir býçakla hayvaný boðazlamanýn da böyle bir özelliði yoktur.

 

Kiþi hayvaný yalnýzca harem bölgesinde bOðazlamayý adasa orada bOðazlamasý gerekir; çünkü adakta boðazlama iþini harem bölgesine izafe ederek zikretmek ortada bir ibadet kastý bulunduðunu hissettirmektedir. Ayrýca harem bölgesinde hayvaný boðazlamak dinde bilinen bir ibadettir. Etini de dinde farz kýlýnan uygulamaya yormak suretiyle harem bölgesinde daðýtmak gerekli olur.

 

Kiþi "en faziletli bölgede" hayvaný boðazlamayý adak olarak adasa Mekke'de boðazlamasý gerekir; çünkü orasý en faziletli bölgedir.

 

Kiþi belirli bir kimseye birkaç dirhem vermeyi adak olarak adasa, adakta bulunan kimsenin bu paralarý vermemesi halinde o þahsýn bu paralarý talep etme hakký vardýr. Bu þuna benzer: Zekatta hak sahibi olan sýnýrlý sayýda fakir olsa, bu fakirler, verilmesi gereken zekatý zenginlerden isteyebilirler. Adakta bulunan kiþi adadýðý parayý ilgili þahsa verdiði halde diðer þahýs bunu kabul etmezse adakta bulunan kiþi adaðýný yerine getirmiþ olur; çünkü üzerine düþeni yapmýþtýr. Onun diðer þahsý zorla kabul ettirme gücü yoktur. Diðer þahýs, zekatta hak sahibi olan kimselerin aksine bunu kabul etmeye zorlanamaz.

Zekattakiler zorlanýr; çünkü onlar mala sahip olmuþlardýr. Adakta hak sahibi olan ise öyle deðildir.Ayrýca zekat Ýslam'ýn rükünlerinden olduðundan zekat atýl kalmasýn diye fakirler bunu kabul etmeye zorlanýr. Adak ise böyle deðildir.

 

95. Bir kimse belirli bir beldede oruç tutmayý adak olarak adasa O orucu tutmasý gerekli olur; çünkü oruç tutmak bir ibadettir. [Orucu o bölgede tutmasý gerekli olur mu? Bu konuda iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Orucu o beldede tutmasý gerekmez, baþka bir yerde de ututabilir. Burasý harem bölgeSi olabileceði gibi baþka bir yer de olabilir. Bu þuna benzer: Ýhramda farz olan bir þeyi çiðnemek sebebiyle gerekli olan bedel orucunu kiþi harem bölgesinde tutabileceði gibi baþka bir yerde de tutabilir.

 

Ýkinci görüþ

 

[Zayýf] bir görüþe göre þayet orucu harem bölgesinde tutmayý þart koþmuþsa orada tutmasý gerekir; çünkü sonraki alimlerden biri, harem bölgesinde yapýlan ibadetlerin sevabýnýn diðer bölgelere göre katlandýðý görüþünü tercih etmiþtir.

Orada yapýlan bir iyilik baþka yerde yapýlan yüz bin iyilik deðerindedir. Ýyiliðin katlanmasý ise Allah'a yaklaþtýrýcý bir þeydir.

 

96. Yine kiþi belirli bir yerde namaz kýlmayý adak olarak adasa orada kýlmasý gerekmez, baþka bir yerde de kýlabilir; çünkü namaz, beldelerin deðiþmesine baðlý olarak deðiþmez.

 

Not:  Nevevi'nin mutlak ifadesi kiþinin farz olan namazlan belirli bir mescitte kýlmayý adamasýný da kapsamaktadýr. Kiþi farz namazlar için belirli bir mescidi adak olarak tayin etse bile bu mescit belirlenmez. Bununla birlikte namazý [evde deðil] mescitte kýlmasý gerekli olur. Bu görüþ, nafile namazlardan farklý olarak farz namazlarýn sýfatlarýnýn tek baþýna adaða konu olabileceði görüþüne dayalýdýr. Arada þu fark vardýr: Farzlarý mescitte eda etmek daha faziletlidir.

 

97. Kiþi namazý Mescid-i Haram'da kýlmayý adak olarak adamýþsa, faziletinin büyüklüðü ve bir de hac / umre ibadetinin orada icra edilmesi sebebiyle namazýn orada kýlýnmasý zorunlu olur. Ýmam Ahmed ve baþkalarýnýn rivayet ettiði üzere orada kýlýnan bir namaz, baþka bir yerde kýlýnan yüz bin namazdan daha faziletlidir. (Müsned, 3, 73)

 

Not:  "Mescid-i Haram" ile kastedilen bütün harem bölgesidir; çünkü mescid-i haram yalnýzca tavaf edilen bölgedir. Maverdi, sevabýn katlanmasý açýsýndan Mekke harem bölgesinin de mescid-i haram gibi olduðunu tek görüþ olarak aktarmýþ, Nevevi de hac bölümünde ona tabi olmuþtur. Bu, el-Havi's-saðir adlý eserde de tek görüþ olarak belirtilmiþtir. Cüveyni hocasýndan þunu nakletmiþtir: Bir kimse Kabe'de namaz kýlmayý adak olarak adadýktan sonra mescidin uçlarýnda namaz kýlsa adaðýný yerine getirmiþ sayýlýr; çünkü her ne kadar Kabe'nin fazileti daha fazlaysa da buranýn bütünü mescid-i harama dahildir.

 

98. Ýmam Þafii'ye ait bir görüþe göre kiþi belirli bir yerde namaz kýlmayý adak olarak adasa [þayet adadýðý yer Mescid-i haram dýþýnda] Medine mescidi [yani Mescid-i NebevI] ve Mescid-i aksa [ise] namazýn bu iki mescitte kýlýnmasý zorunlu olur. NevevI, Rafil'nin eþ-Þerhu 'l-kebýr'deki ifadesini esas alarak bu iki mescidin de týpký mescid-i haram gibi [adakta belirlenmesi halinde] zorunlu olarak belirlenmiþ olduðu görüþünün daha güçlü olduðunu belirtmiþtir. Çünkü her üçü de fazilette birbirinden farklý olsa bile faziletin büyüklüðü noktasýnda ortaktýr. Zira Hz. Peygamber (s.a.v.) þöyle buyurmuþtur:

 

> Ancak üç mescide yolculuk yapýlýr: Mescid-i Haram, þu benim mescidim ve Mescid-i Aksa (Buhari, Fadlu's-salat fi mescid-; Mekke ve'l-Medine, 1197; Müslim, Hac, 3248)

 

Bulkini þöyle demiþtir: "Nevevi'nin bu görüþün daha güçlü olduðunu iddia etmesi ne naklen ne de delil açýsýndan kabul edilebilir." Bulkini bu meselede uzunca açýklamalar yapmýþtýr.

 

99. Nevevi'nin sözünden bu iki mescidin dýþýndaki mescitte namazýn kýlýnmasýnýn yeterli olmayacaðý anlaþýlmaktaysa da bu kastedilmemiþtir. Aksine kiþi mescid-i nebevý ve mescid-i aksa'da kýlmayý adadýðý namazý mescid-i haramda kýlmýþ olsa daha doðru görüþe göre adaðýný yerine getirmiþ olur.

 

Medine mescidi, Mescid-i Aksa yerine geçer ama Ýmam Þafii'nin açýk ifadesine göre aksi söz konusu deðildir.

 

NevevI, itikaf adama meselesi ilgili bölümde geçtiði için burada itikMtan söz etmemiþtir.

 

Not:  Bu üç mescitte kýlýnacak tek bir namaz, birden fazla namaz adaðýný yerine getirmiþ olmaz. Buna göre kiþi kiþi mescid-i haramda bin tane namaz kýlmayý adamýþ olsa mescid-i nebevýde bir tane namaz kýlmasý bunu karþýlamaz. Nitekim kiþi medine mescidinde bir namaz kýlmayý adasa, baþka mescitte bin namaz kýlmasý nasýl bunu karþýlamýyorsa yukarýdaki de böyledir. Her ne kadar bu mescitlerde kýlýnan namazlar, diðerlerindekine sayýca denk olsa bile böyledir. Bu þuna benzer: Bir kimse Kur'an'ýn üçte birini okumayý adak olarak adayýp ihlas suresini okusa, her ne kadar ihlas suresi Kur'an'ýn üçte birine denk olsa da bu yeterli olmaz.

 

ZerkeþI'nin kendi görüþü olarak belirttiðinin aksine, uykarýda zikrettiðimiz sebepten Kuba mescidi bu üç mescide katýlmaz. Tirmizi her ne kadar orada kýlýnan bir namazýn bir umre gibi olduðunu rivayet etmiþ olsa da böyledir.

 

100. Nevevi daha sonra, adak meselesinde dinde farz kýlýnan þeyler gibi mi yoksa caiz kýlýnan þeyler gibi mi davranýlacaðýný ortaya koyan bir takým ayrýntýlý hükümlere yer vermiþtir. Nevevi'ye göre istisna edilen durumlar hariç ilk hüküm geçerlidir. Iraklýlar ise ikincisini tercih etmiþlerdir. Nevevi, ric'at [boþamadan dönme] konusunda iki görüþ arasýnda mutlak tercihte bulunulamayacaðýný, meselelere göre tercihe þayan olan görüþün deðiþtiðini belirtmiþtir. Nevevi bu mesele ler içinden oruç adaðýný en önce zikretmiþtir.

 

101. Bir kimse ne lafýz ne de niyetinde herhangi bir sayýya temas etmeksizin mutlak olarak oruç tutmayý adasa bu adak bir günlük oruca yorulur; çünkü oruç kelimesi çok için de az için de kullanýlabilen cins bir isimdir. Oruç bir günden az olamaz. Kesin olarak bilinen bir gün olduðundan bir günden fazlasý gerekmez.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: Adaðý, dinin farz kýldýðý þeye yorduðumuzda bununla yetinilmemesi gerekirdi; çünkü dinin doðrudan farz kýldýðý orucun en azý [yemin kefaretindeki] üç günlük oruçtur.

 

Buna þöyle cevap verilir: Bu kabul edilemez; çünkü [ihramlýyken veya harem bölgesinde] avlanma cezasý olan ve yine Ramazan ayýnýn son günü fecir doðmadan önce akýl hastalýðý sona erip iyileþen veya buluða eren kiþinin tutmasý gereken oruç bir günlük oruçtur.

 

Not:  Kiþi "çok oruç" veya "uzun süreli oruç" tutmayý adak olarak adasa Harezml'nin el-Kafý adlý eserinde belirttiðine göre bir günden fazla oruç tutmasý gerekmez. Kiþinin "bir süre", "bir zaman" þeklindeki adaðý da böyledir.

 

102. Kiþi [herhangi bir rakam belirtmeksizin] "birkaç gün" oruç tutmayý adasa üç gün oruç tutmasý gerekir; çünkü çoðulun en azý üçtür.

 

103. Birkaç ay oruç tutmayý adarsa yukarýdakine kýyasla üç ay oruç tutmasý gerekir. [Zayýf] bir görüþe göre ise on bir ay oruç tutmasý gerekir; çünkü "þuhOr [aylar]" ifadesi kesret çoðuludur. Þayet kiþi "el-eþhur" þeklinde belirlilik takýsý getirerek adakta bulunursa buna ihtimali olduðu gibi seneyi kastetmiþ olmasý da ihtimal dahilindedir ki zahir olan budur.

 

104. "Adakta, þeriatýn farz kýldýðý hüküm gibi hareket edilir" þeklindeki daha doðru görüþ esas alýndýðýnda adak orucunda niyetin geceden yapýlmasý gerekir.

 

105. Kiþi yolculukta iken oruç tutmayý adak olarak adasa þayet oruç tutmasý tutmamasýndan daha faziletliyse bu adak sahih olur, aksi takdirde sahih olmaz.

 

106. Kiþi her ne olursa olsun bir þeyi sadaka olarak vermeyi adasa malolarak edinilen bir danýk veya daha az þeyi de sadaka olarak verebilir; çünkü adaðýnda [hiçbir kayýt koymadan] mutlak bir isim kullanmýþtýr.

 

Þöyle bir itiraz söz konusu olabilir: Mal zekatýnda farz olanýn en düþüðü beþ dirhem veya yarým dinar olduðu gibi burada da böyle olmalýdýr.

 

Buna þöyle cevap verilir: Tek bir nisapta birden fazla ortak olabilir. Bu durumda her birine bundan daha az miktarda zekat ödeme yükümlülüðü düþer.

 

Not: Kiþi "büyük mal" tasadduk etmeyi adasa [hükmü ne olur?]

 

Kadý Ebu't-Tayyib, Ta'lik adlý eserinin ikrar bölümünde bunun herhangi bir miktarla sýnýrlý olmadýðýný, hangi miktarý tasadduk ederse etsin yeterli olacaðýný söylemiþ ve þöyle demiþtir: "Bazýlarýnýn bu durumda 200 dirhem sadaka vermeyi gerekli saydýklarýný gördüm."

 

KaHal, fetvalarýnda þöyle demiþtir: Kiþi "Allah için fakirlere on dirhem vermek borcum olsun" der de bununla sadakayý kastetmezse herhangi bir þey vermesi gerekmez. Bu týpký "Allah için fakirleri sevmek borcum olsun" ifadesi gibidir.

 

Ezrai þöyle demiþtir: "Bu, itiraza açýktýr; çünkü bu ifadeden sadece sadaka anlaþýlýr."

 

Zahir olan da budur.

 

Kiþi bir dirhem ile tasadduk etmek üzere ekmek satýn almayý adak olarak adasa bir dirhem deðerinde bir ekmeði sadaka vermesi gerekir. Burada mana dikkate alýnýr ve kiþinin ekmeði satýn almasý gerekmez; çünkü AlIah'a yaklaþtýran yön satýn alma deðil tasadduk etmektir.

 

Bazý ayrýntýlar

 

Kiþi ilk olarak "malým sadakadýr" veya "Allah yolundadýr" dese bu sözü hükümsüzdür; çünkü bir þey üstlenmesini gerektirecek bir söz kullamamýþtýr. Þayet bu sözü mesela bir yere girmeye baðlayarak "þayet eve girersem malým sadakadýr" dese, bu husumet tarzýnda bir adak olmuþ olur. O zaman ya bütün malýný tasadduk etmesi veya yemin keffareti ödemesi gerekir. Ancak kiþinin baðladýðý þart dinde raðbet edilen bir þey ise mesela "eðer Allah bana eve girme nimetini lütfederse" dese veya bu anlamý kastederek "eðer eve girersem" dedikten sonra "malým sadakadýr" dese malýný bizzat tasadduk etmesi gerekir; çünkü bu, iyilik yapmak üzere yapýlmýþ bir adaktýr. Kiþi sadaka yerine "Allah yolundadýr" dese bütün malýný gazilere tasadduk eder.

 

Kiþi "Allah hastama þifa verirse üzerimde borç olarak bin vardýr" dese, bu binin ne olduðunu ne sözüyle ne de niyetiyle tayin etse herhangi bir þey gerekmez; çünkü fakirleri tayin etmediði gibi "dirhem" de belirtmemiþ, tasadduktan ve baþka þeyden de söz etmemiþtir.

 

Þayet bini tasadduka niyet eder de baþka bir þeye niyet etmezse [hüküm ne olur?]

 

Ýbnü'l-Mukrl'nin, þerh ettiði asýl kitaba tabi olmak suretiyle tek görüþ olarak belirttiðine göre hüküm yine böyledir.

 

Ancak Ezrai þöyle demiþtir: "Bu kiþinin adaðýnýn kurulmuþ olmasý ihtimal dahilindedir. Bu durumda bin ile neyi kastettiðini dilediði þekilde belirler. Bu týpký "Allah için bir adaðým olsun" demesine benzer.

 

Hocamýz Zekeriya el-Ensarý þöyle demiþtir: "Ezrai'nin belirttiði görüþ bana göre de doðrudur. Bununla, herhangi bir þeyi sadaka olarak vermeyi adamak arasýnda ne fark vardýr?"

 

Kiþi "Allah hastama þifa verirse Allah için bin dirhem tasadduk ketmek borcum olsun" dese ve hasta iyileþtiðinde fakir olsa bakýlýr: Þayet hastanýn nafakasýný karþýlamasý gerekmiyorsa, adaktan üzerine düþen þeyi o hastaya verebilir, aksi takdirde bunun hükmü zekat gibidir.

 

Kiþi zengin olan çocuðuna veya bir baþkasýna tasadduk etmeyi adasa adak geçerli olur; çünkü zengin bir þahsa sadaka vermek caizdir ve ibadet vasfý taþýr.

 

Kiþi, sadaka olarak vermeme þartýyla bir koyun kesmeyi adak olarak adasa adaðý kurulmuþ olmaz; çünkü adaða aykýn olan bir þeyi açýk olarak ifade etmiþtir.

 

107. Kiþi [herhangi bir rekat sayýsý belirtmeden] "namaz kýlmayý" adak olarak adasa [bunun hükmü ne olur? Bu konuda Ýmam ÞafiI'ye ait iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Daha güçlü görüþe göre bu söz, dinde farz kýlýnan namazýn en azý [olan sabah namazýnýn rekat sayýsý]na yorulur ve bu kiþinin iki rekat namaz kýlmasý yeterli olur.

 

Ýkinci görüþ

 

Ýmam Þafii'nin bir görüþüne göre bu söz, dinde kýlýnmasý caiz olan bir rekatlýk namaza yorulur ve bu kiþinin bir rekat namaz kýlmasý yeterli olur.

 

108. Her iki görüþe göre de kiþinin tilavet secdesi veya þükür secdesi yapmasý yeterli olmaz; çünkü bunlara namaz adý verilmez. Cenaze namazý kýlmasý da yeterli olmaz; çünkü cenaze namazý farz-ý ayn namazlardan deðildir. [Cenaze namazý kýlacak baþka kimse bulunmamasý sebebiyle] kiþi üzerine farz-ý ayn hale gelse bile bu [cenaze namazýnýn asli özelliði deðil] arýzi bir durumdur. Bu sebeple adak, ona yorulmaz.

 

109. Adak konusunda dindeki farzý esas almaya dayalý olan ilk görüþ esas alýndýðýnda kiþinin bu iki rekat esnasýnda ayakta durmasý farzdýr. Adak konusunda dindeki caiz olaný esas almaya dayalý ikinci görüþe göre ise bu iki rekatý kýlarken ayakta durmak gerekmez.

 

Not:  Görüþ ayrýlýðý, kiþinin adaðý mutlak olarak yapmasý haline özgüdür. Þayet "oturarak kýlacaðým" demiþse o zaman kesinlikle oturarak kýlabilir. Nitekim kiþi adakta bulunurken "bir rekat namaz kýlacaðým" diye açýk bir ifade kullansa o zaman kesinlikle bir rekat kýlabilir. Bununla birlikte ayakta kýlmasý daha faziletlidir.

 

Bazý ayrýntýlar:

 

Bir kimse iki rekat namaz kýlmayý adadýktan sonra tek bir selam ve teþehhüdle veya tek bir selam ve iki teþehhüdle dört rekat namaz kýlsa bunun yeterli olup olmadýðý konusunda iki rivayet bulunmaktadýr. el-Mecmu'da daha sahih olanýna göre bunun caiz olduðu belirtilmiþtir. Beðavý bunu tek görüþ olarak aktarmýþtýr. Bu, yukarýda geçen genel kurala aykýrýdýr. Bu sebeple el-Envar adlý eserde "adakta, dinde farz kýlýnana iliþkin hükümler esas alýnýr" kuralý gereðince bunun caiz olmadýðý tek görüþ olarak aktarýlmýþtýr. Bunun caiz olduðunu kabul edenler bunu on dirhem tasadduk etmeyi adayýp da yirmi dirhem tasaddukta bulunan kimseye kýyas etmiþlerdir.

 

Rafii, eþ-Þerhu'l-kebir'de görüþ ayrýlýðýný zikrettikten sonra þöyle demiþtir: Bunu yukarýda zikredilen genel kurala dayandýrmak mümkündür. Þayet adaðý, dinde farz kýlýnan gibi kabul edersek o zaman [iki rekat namaz adayan kiþinin dört rekat namaz kýlmasý] caiz olmaz. Bu, kiþinin sabah namazýný dört rekat kýlmasýna benzer. Aksi takdirde bu yeterli olur.

 

Kiþi dört rekat namaz kýlmayý adasa, iki selamla [ikiþer rekat þeklinde] kýlabilir; çünkü bunun fazileti daha fazladýr. Bu, yukarýda belirtilen dayandýrmaya aykýrý olsa da böyledir.

Ayrýca kiþi dört rekatý her nasýl kýlarsa kýlsýn kendisine namaz kýlan kiþi demek mümkündür. Þayet tek bir selamla kýlarsa iki teþehhüd yapar. Eðer ilk teþehhüdü terk ederse sehiv secdesi yapar. Bu hüküm, kiþi tek bir selamla dört rekat namaz kýlmayý adadýðýnda veya mutlak adakta bulunduðunda geçerlidir. Þayet iki selamla dört rekat kýlmayý adarsa o zaman bu þekilde kýlmasý gerekli olur; çünkü bu þekilde kýlmak el-Ýstiksa yazarýnýn nafile namaz bölümünde açýkça belirttiði üzere daha faziletlidir.

 

Kiþi iki namaz kýlmayý adasa, bir selamla dört rekat namaz kýlmasý caiz olmaz. Bu, Ravdatü't-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir'de tek görüþtür.

 

Kiþi binek üzerinde namaz kýlmayý adamadýkça, yerde veya mutlak olarak kýlmayý adadaðý adak namazýný binek üzerinde kýlamaz. Þayet binek üzerinde kýlmayý adamýþsa binek üzerinde kýlmasý yeterli olur, ancak yerde kýlmasý daha faziletlidir.

 

Köle Azad Etmeyi Adamak

 

Kiþi köle azat etmeyi adasa, ilk görüþe göre keffarette azat edilen köle gibi bir köle azat etmesi gerekir. Ýkinci görüþe göre herhangi bir köle azat edebilir.

 

Ben [Nevevi] derim ki: Bu meselede ikinci görüþ daha güçlüdür. Allah en doðrusunu bilir.

 

Kiþi kusurlu olan kafir bir köleyi azat etmeyi adasa kamil bir köleyi azat etmesi yeterli olur.

Kusurlu bir köleyi azat etmek üzere tayin etse o köleyi azat etmesi gerekir.

 

110. Kiþi, [herhangi bir kayýt koymaksýzýn] mutlak olarak bir köle azat etmeyi adak olarak adasa, yukarýda belirttiðimiz kurala dayalý ilk görüþe göre bu kiþinin keffaret olarak azat edilebilecek bir köleyi azat etmesi gerekir. Bu da ilgili bölümde geçtiði üzere mümin ve iþ ya da kazanç elde etmesini engelleyecek bir kusuru bulunmayan köledir. Ýkinci görüþe göre ise kusurlu ve kafir de olsa [herhangi bir] köle az at etmesi yeterli olur; çünkü ona da köle adý verilmektedir.

 

Nevevi burada ikinci görüþün daha güçlü olduðunu belirtmiþtir.

Ravdatü't-talibin'de de bu görüþün alimlerin çoðunluðundan aktarýlan "daha doðru görüþ" olduðu ve delil bakýmýndan da tercihe þayan olduðunu belirtmiþtir. Çünkü þeriatýn sahibi olan Allah köle azadýna özel bir önem vermiþtir. Ayrýca aslolan kiþinin borçsuz olmasýdýr. Bu sebeple "köle" adý verilecek bir kimsenin azadý yeterli görülmüþtür.

 

Bununla namaz arasýnda þu fark vardýr: Köle azadý, insana zor gelen harcama türü tasarruflardan olduðu için mutlak olarak ifade kullanýlmasý durumunda ancak insana zararý en az olan anlaþýlýr, namaz ise böyle deðildir.

 

Not:  NevevI, Tahrir adlý eserinde þöyle demiþtir: et- Tenbih adlý eserdeki "veya azat olma" ifadesi doðru bir söz olup cehaleti sebebiyle buna karþý çýkan kiþinin karþý çýkmasýna bakýlmaz. Bununla birlikte et-Tenbih yazan "azat etme" demiþ olsa daha iyi olurdu.

 

Ýbn Þühbe þöyle demiþtir: el-Muharrer'deki ifade "köle azadý" þeklinde olduðu halde NevevI'nin bunu býrakýp daha iyi olmayan ibareyi esas almasý þaþýlacak þeydir.

 

111. Kiþi mümin veya kusursuz bir köle azat etmeyi adasa kafir ve kusurlu bir köle azat etmesi yeterli olmaz. Kafir ve kusurlu bir köle azat etmeyi adasa bu adak yerine kamil bir köle azat etmesi yeterli olur; çünkü adadýðýndan daha faziletlisini yerine getirmiþtir. Adakta [köledeki] küfür ve kusur vasýflarýnýn zikredilmesi Allah'a yaklaþmak için deðil, eksik vasýflý olan kölenin azadýnýn caiz olmasý içindir. Bu, kalitesiz buðdayý sadaka olarak vermeyi adayýp kaliteli buðdayý vermek gibidir.

 

112. Kiþi mesela "bu kafir / kusurlu köleyi azat etmek Allah için borcum olsun" diyerek eksik vasýfta olan belirli bir köleyi azat etmeyi adasa, o köleyi azat etmesi zorunlu olur, ondan daha hayýrlý bile olsa baþka bir köleyi azat etmesi geçerli olmaz. Çünkü burada adak bizzat kölenin kendisine iliþmiþtir.

 

Not:  Nevevi'nin sözünü açýklarken söylediðim "katir köleyi azat etmesi sahihtir" hükmü konusunda Kadý Hüseyin'in fetvalarýnda her ne kadar onun azat edilmesinin gerekmediði belirtilmiþ olsa bile itimad edilmesi gereken görüþ budur; çünkü bu kiþi küfür vasfýný kölenin bir sýfatý kýlmýþtýr.

 

Sýrf adakta bulunmakla, kiþinin muayyen köle üzerindeki mülkiyeti sona ermez. Kiþi bu köleyi satamaz, hibe edemez. Bunu yapmasý caiz olmaz. Bu köle telef olursa veya kendisi telef ederse yerine baþkasýný azat etmesi gerekmez. Yabancý bir þahýs köleyi telef ederse kölenin deðerini efendisine ödemesi gerekir. Efendinin bu bedeli baþka bir köleye hacamasý gerekmez. Hedy kurbaný bundan farklýdýr; çünkü orada hak fakirlere ait olup onlar da mevcuttur. Bu, el-Beyan 'da söylenmiþtir.

 

Namazý Belirli Bir Þekilde Kýlmayý Adamak

 

Kiþi ayakta namaz kýlmayý adasa oturarak kýlmasý caiz olmaz.

Aksi ise bundan farklýdýr.

 

Kiþi namazda uzun kýraatte bulunmayý, belirli bir sureyi okumayý, cemaatle namaz kýlmayý adasa bu adak geçerli olur.

 

113. Kiþi ayakta durarak namaz kýlmayý adasa zorluk çekmeden ayakta durmaya gücü yettiði sürece bu namazý oturarak kýlamaz; çünkü bu [oturarak kýlmasý], adakta üstlendiði þeyden daha düþüktür. Yaþlýlýk veya hastalýk gibi bir sebeple ayakta kýlmasý halinde zorluk oluyorsa daha doðru görüþe göre ayakta kýlmasý gerekmez.

 

114. Yukarýdakinin aksi durumda hüküm farklýdýr. Yani kiþi oturarak namaz kýlmayý adasa ayakta kýlabilir; çünkü adadýðýndan daha faziletlisini yapmýþtýr.

 

Not:  Nevevi'nin ifadesinden bu þahsýn oturarak da kýlabileceði anlaþýlmaktadýr ki bu doðrudur. eþ-Þerhu'l-kebir, eþ-Þerhu's-saðir ve Ravdatü't-talibin'in adaklar bölümünde bu konuda herhangi bir ihtilaf olmadýðý belirtilmiþtir. Ancak Rafiý ve Nevevi yaklaþýk üç sayfa sonra, Cüveyni aracýlýðýyla imamlardan "ayakta durmaya gücü yetiyorsa ayakta kýlmasý gerekir" þeklinde görüþ nakl etmiþtir.

 

Kiþi namazý tam kýlmayý veya kýsaltarak kýlmayý adak olarak adasa, þayet her biri diðerine göre daha faziletli ise bu adak sahih olur. Aksi takdirde el-Envar'da kesin olarak belirtildiði ne göre caiz olmaz.

 

Kiþi nafile namazlarý ayakta kýlmayý, abdest alýrken baþýna kaplama mesh yapmayý, azalarýný üçer kere yýkamayý, ayaklarýný [meshetmeyip] yýkamayý adak olarak adasa el-Envar'da tek görüþ olarak aktarýldýðýna göre bunlarý yapmasý gerekli olur.

 

115. Kiþi ister farz ister nafile olsun namazda uzun kýraatte bulunmayý adasa -uzun süreli rüku ve secde yapmayý adamak da böyledir- bu þekilde kýlmasý gerekir. Bu, belirli sayýda cemaati bulunan bir yerde imam deðilse veya Bulkýnl'nin belirttiði üzere sayý belirli olsa bile cemaat uzun kýldýrmaya razý olmuyorsa bunu geçerlidir. Aksi takdirde bunu yapamaz; çünkü bu durumda namazý uzun kýldýrmak mekruhtur.

 

116. Kiþi belirli bir sureyi okumayý veya -cemaatle namaz kýlmanýn sünnet olduðu bir nafile namazda bile olsa- cemaatle namaz kýlmayý adak olarak adasa bunu yapmasý gerekli olur.

Çünkü bu bir taat olduðundan adakta bulunmakla gerekli olur. Nevevi'nin sözünü açýklarken söylediðim "bu farz ve nafileyi kapsar" ifadesi Hocamýz Zekeriya el-Ensarl'nin de esas aldýðý üzere itimad edilen görüþtür. Hocamýz þöyle demiþtir: "Ravdatü't-talibin ve eþ-Þerhu'l-kebir'de konulan kayýttan hareketle burada, bunun sahih olmasýný yalnýzca farz namazlarla sýnýrlamak bir vehimdi; çünkü Rafii ve Nevevi bu konuda görüþ ayrýlýðý bulunduðu için o kaydý koymuþlardýr."

 

117. Kiþi namazda Kur'an okumayý adayýp teþehhüd yapýlacak yerde veya funutarak kalktýðý fazla rekarta Kur'an okusa bu sayýlmaz.

 

Not:  Kiþi, üstlendiði vasfa aykýrý davransa mesela son durumda namazý tek baþýna kýlsa kendisine ibadetin aslý konusunda þeriatýn hitabý düþmüþ olur, geriye vasýf kalmýþtir. O vasfý tek baþýna yerine getirmesi mümkün olmadýðýndan bu ibadeti o vasýfla birlikte tekrar yaypmasý gerekir. Bunu, el-Envar yazarý Kadý Hüseyin ve Mütevelli'ye tabi olarak söylemiþtir.

 

Kadý Ebu't-Tayyib ise bu durumda kiþiden adaðýn da düþeceðini söylemiþtir; çünkü bu kiþi vasfý terk etmiþtir. Vasfý kaza etmek ise mümkün deðildir.

 

Ýbnü'r-Rif'a "farz olan ilkidir" görüþünü kabul etmezsek ilki zahir olan görüþtür, aksi takdirde ikinci görüþ daha güçlü olur.

 

Hocamýz Zekeriya el-Ensarý þöyle demiþtir: Ýlki kiþinin mesela öðle namazýný adamasýna ikincisi ise onu kýlarken farzý hatýrlamasýna hamledilir.

 

En uygun olaný, el-En var yazarýnýn zikrettiðidir.

 

Ýbadetler Dýþýndaki Adaklar

 

Doðru görüþe göre ilk olarak kiþi üzerine gerekli olmayan "hasta ziyareti", "cenazeyi teþyi etme" ve "selam verme" gibi Allah'a yaklaþtýrýcý özelliði bulunan her türlü fiil ile adak kurulur.

 

118. [Ýbadet türünden olmayan fiiller ile adak yapýlabilir mi? Bu konuda mezhep içinde iki görüþ bulunmaktadýr:]

 

Birinci görüþ

 

Doðru görüþe göre hastayý ziyaret etmek, cenazeyi teþyi etmek, baþkasýna selam vermek veya boþ bir yere girdiðinde kendisine se- G lam vermek, hapþýran kimseye "yerhamükallah [Allah sana merhamet eylesin]" demek, [uzaktan gelen] bir kimseyi ziyaret etmek gibi ilk olarak yapýlmasý gerekmeyen Allah'a yaklaþtýrýcý her fiil adak olarak adanabilir. Çünkü þeriatýn sahibi olan Allah buna teþvik etmiþtir. Kiþi bu fiilleri yaparak Allah'a yakýnlaþýr. Bu yönüyle bu fiiller ibadetler gibidir.

 

Ýkinci görüþ

 

Bunlar adak olarak adanamaz; çünkü ibadet þeklinde fiiller deðillerdir. Bunlar sadece genel bir takým faydasý sebebiyle þeriatýn sahibinin teþvik ettiði bir takým güzel amel ve huylardýr.

 

119. Ýbadeti ilk vaktinde yapmayý, kuþluk, teravih, tahiyyetü'lmescid, iki rekatlýk ihram namazý kýlmayý, tavaf yapmayý, Kabe'yi ipek örtüyle bile olsa örtmeyi, güzel koku ile kokulandýrmayý, malýný Kabe'nin örtüsünü almak veya güzel kokusunu almak için harcamayý adamak sahihtir. Kiþi bunlarý bizzat yapmaya niyet ederek adakta bulunursa bunlarý bizzat yapmasý gerekli olur. Aksi takdirde malý buralarda harcamasý için bir baþkasýný görevlendirebilir.

 

120. Kiþinin mescid-i nebevl, mescid-i aksa ve diðer mescitleri güzel koku ile kokulandýrmayý adamasý Nevevi'nin el-Mecmu'da tercih ettiði görüþe göre sahihtir; çünkü mescitleri güzel koku ile kokulandýrmak baþlý baþýna sünnettir. Bu sebeple diðer Allah'a yaklaþtýrýcý fiiller gibi bu fiil de adandýðýnda baðlayýcý olur. Evler, alimlerin ve salihlerin meclisleri gibi yerleri güzel koku ile kokulandýrmayý adamak ise sahih olmaz.

 

121. Nevevi "ilk olarak farz / gerekli olmayan" ifadesi ile kendi cinsinden olan þeylerin dinde farz kýlýndýðý namaz, oruç, hac, köle azadý gibi Allah'a yaklaþtýrýcý fiilleri dýþarýda býrakmýþtýr; çünkü etTetimme'de belirtildiði üzere bu fiiller adandýðýnda kesin olarak gerekli olur.

 

122. Nevevi'nin adak ile ilgili ölçüye "dinde bir ruhsatý ibtal etmemesi" þartýný koymasý gerekirdi. Bu þart kiþinin mesela Ramazan'da yolculuk yaparken orucunu býrakmamayý, yolculukta iken namazlarýný tam kýlmayý adamasý gibi þeyleri dýþarýda býrakýr. Zira bu tip adaklar gerçekleþmez. Yani orucu bozmak ve namazý kýsaltmak daha faziletli olduðunda böyle adaklar -daha önce iþaret edildiði üzere- gerçekleþmez.

 

123. Nevevi'nin koyduðu ölçüye þu durum bir itiraz olarak zikredilmiþtir: Bir kimse "Allah hastama þifa verirse malýmýn zekatýný zamanýndan önce ödemek borcum olsun" diye adakta bulunsa Ravdatü't-talibin'de daha doðru görüþe göre bu adak kurulmuþ olmaz; çünkü bu bir ibadet deðildir. Ancak hak sahiplerinin zekata þiddetle ihtiyaç duymasý veya onlarýn zekat borçlusundan zekatlarýný istemesi yahut zekat memurunun kiþinin zekat yýlý tamamlanmadan gelmesi gibi zekatý vaktinden önce ödemenin mendup olduðunu söylediðimiz durumlarda Ýsnevi ve baþkalarýnýn belirttiði üzere bu adaðýn sahih olmasý gerekir.

 

Adaklar Konusuna Ýliþkin Son Hükümler

 

Bir kimse" Allah hastama þifa verirse Allah için on dirhem sadaka vermek üzerime borç olsun" dedikten sonra ikinci gün de ayný þeyi söylese bakýlýr: Þayet tekrarý kastetmiþse sadece on dirhem vermesi gerekir. Yeni bir adaðý kastetmiþse veya herhangi bir þey kastetmemiþse Kaffal'in fetvalarýnda belirtildiði ne göre yirmi dirhem vermesi gerekir.

Bunun benzeri ZerkeþI'nin husumet yoluyla olan adakta söylediði hüküm için de söz konusudur.

 

KaHal'in fetvalarýnda belirtildiðine göre kiþi ehli zimmete bir dinar sadaka vermeyi adasa bunu Müslümanlara vermesi caiz olur. Bid'atçýlara veya Rafýzýlere bir dinar sadaka vermeyi adasa bunu ehl-i sünnete vermek caiz olur. Zenginlere vermeyi adasa fakirlere vermesi caiz olur.

 

Kiþi "Allah için çocuðumu kesme k borcum olsun, þayet bu caiz olmazsa bir koyun kesmek borcum olsun" dese adak sahih olmaz; çünkü bu, Allah'a yaklaþtýrýcý bir fiil deðildir.

 

Kafir þahsýn kafirken yaptýðý adaðý Müslüman olduktan sonra yerine getirmesi gerekli deðildir. Hz. Peygamber (s.a.v.)'in Hz. Ömer'e cahiliye döneminde yaptýðý bir adak için "adaðýný yerine getir" sözü bunun [zorunlu olduðuna deðil] mendup olduðuna yorulur.(Buhari, itikaf, 2042; Müslim, eyman, 4268)

 

Kiþi "bu ikisinden biri fakirlerindir" dese þayet adaðý kastettiyse veya mutlak bir niyetle bunu söylediyse bu adak olur. Ýkisinden biri telef olursa diðerini fakirlere verir. Þayet bu sözle ikrarý kastetmiþ ve birinin onlara diðerinin ise kendi mülkü olduðunu kastetmiþse, bu iki maldan biri telef olduðunda telef olanýn onlara ait olan malolduðunu söylese onun sözü kabul edilir. Kiþi iki þeyden birini sadaka vermeyi adak olarak adasa, bunlarýn biri telef olsa diðerini sadaka olarak vermesi gerekir.

 

Kiþi hiç kimseyle konuþmamayý adak olarak adasa bu fiilde kendisini zora ve sýkýntýya sokma söz konusu olduðu için adak sahih olmaz.

 

Kiþi "Allah hastama þifa verirse bu kölem hürdür" dese ve sonra da Allah kayýp olan yakýnýný geri döndürürse o kölesini azat etmeyi adasa her iki adak da gerçekleþmiþ olur. Bu iki olayayný zamanda gerçekleþirse ikisi arasýnda kur'a çekilir. Nevevi, Ravdatü't-talibin'de Kadý Hüseyin'in fetvalarý aracýlýðýyla Abbadl'den bu þekilde nakletmiþtir. O eserde Abbadi'den ikinci adaðýn mevkuf olduðu görüþü de nakledilmiþtir. Þayet Allah, diðer þahsýn gelmesinden önce, sonra veya eþ zamanlý olarak hastaya þifa verirse o adaðýn kurulmamýþ olduðu ortaya çýkar. Kölenin ilk adak için azat edilmesi gerekli olur. Þahýs ölürse adak kurulmuþ olur ve köle onun adýna azat olmuþ olur. Beðavý fetvalarýnda bu þekilde zikretmiþtir. Bu daha uygundur.

 

Çocuklarý ölen bir kimse "þayet bir çocuðum yaþarsa köle azat edeceðim" diye adakta bulunsa, çocuklarýndan biri ölmüþ olan çocuklarýndan az miktarda da olsa daha fazla yaþasa köleyi azat etmesi gerekir.

 

Bir kimse mescid veya baþka bir yerin kandilinin yakýlmasý için yað veya mum adasa veya gelirinden bunlarýn satýn alacaðý miktarý vakfetse mescid veya diðer yere namaz kýlmak, uyumak vb. filler için oradan yararlanmak üzere insanlar giriyorsa hem adak hem de vakýf sahih olur. Aksi takdirde sahih olmaz; çünkü bu malý zayi etmektir. Ezrai de bunu ifade edecek þeyler söylemiþtir. Mumlarý ve çok sayýda kandilleri geceleyin devamlý olarak yakmakta israf söz konusu olduðu için bu husus itiraza açýktýr.

 

Bir veli vb. þahsýn türbesinde geceleyen türbedar için adakta bulunmaya gelince; þayet adakta bulunan kiþi o bölgede olan veya gelip giden þahýslarýn aydýnlýkta olmasýný amaçlayarak bu adakta bulunursa bu da bir tür Allah'a yaklaþtýrýcý fiil olur. Bunun hükmü zikredildiði gibidir, yani sahihtir. Þayet bununla kabrin üzerinde kandil yakmayý amaçlýyorsa, isterse bunun yanýnda diðer insanlarý aydýnlatmayý da amaçlamýþ olsun bu adak sahih olmaz. Þayet çoðunlukla görüldüðü üzere bununla o bölgeye veya kabre tazimde bulunmak veya oraya defnedilmiþ yahut da kabrin kendisine nispet edildiði ölüye yaklaþmayý kastediyorsa bu adak batýldýr, kurulmuþ olmaz. Zira bu tip adakta bulunanlar bu mekanlarýn kendileri için bazý özelliklerinin olduðuna inanýrlar ve oraya adakta bulunmanýn kendilerinden belayý def edeceðine inanýrlar.

 

Ezrai þöyle demiþtir: "Vakýf ta bulunmanýn hükmü de belirttiðimiz açýdan adakta bulunmak gibidir."

 

Þayet böyle bir gelir has ýl olursa bu sahibine ve sahibinden sonra da onun mirasçýsýna verilir. Eðer bunlarýn kim olduðu bilinmiyorsa Müslümanlarýn yararýna harcanýr.

 

Þeyh Ýzzeddin bin Abdüsselam þöyle demiþtir: Mescitlere hediye edilen zeytinyaðý ve mumun adak olduðu açýk olarak ifade edilmiþse bunlarýn adak yönüne harcanmasý gerekir,

kiþi ne kadar fazla adakta bulunmuþ olursa olsun satýlmasý caiz olmaz. Þayet kiþi bunun baðýþ olduðunu ifade etmiþse onun izni olmaksýzýn bunlar üzerinde [satým vb.] tasarruf ta bulunmak caiz olmaz. Bu mallar onun mülkünde kalmaya devam eder. Þayet aradan, baðýþ yapan kiþinin ölmüþ olmasý ihtimal dahilinde olacak kadar uzun süre geçmiþ olursa onun izni geçersiz olur ve bunlarý mirasçýsýna geri vermek gerekir. Mirasçýsý bilinmiyorsa Müslümanlarýn maslahatýna harcanýr.

 

Hediye veren kiþinin kastýnýn ne olduðu bilinmiyorsa yukarýda geçen adak hükümleri uygulanýr veya Müslümanlarýn yararý için harcanýr.

 

Kiþi en faziletli vakitte namaz kýlmayý adasa alimlerin boþama konusunda söylediði görüþe kýyasla Kadir gecesinde namaz kýlmasý gerekir. Kiþi "Allah'ýn en sevdiði vakitte namaz kýlma" konusunda adakta bulunsa ZerkeþI'nin belirttiðine göre onun adaðýnýn sahih olmamasý gerekir. Bana göre bunun sahih olmasý ve "en faziletli vakitte namaz kýlma adaðý" gibi deðerlendirilmesi gerekir.

 

Kiþi hiç kimseyi Allah'a þirk koþmayacaðý bir ibadet yapma adaðýnda bulunsa ne olur? Bir görüþe göre tek baþýna Kabe'yi tavaf eder. Bir baþka görüþe göre tek baþýna beytullahýn içinde namaz kýlar. Bir baþka görüþe göre devlet baþkanlýðýný üstlenir; çünkü devlet baþkaný ancak bir kiþi olabilir. Þayet bunu bir kiþi yapýyorsa ibadetlerin en üstününü yapmýþtýr. Hz. Süleyman'ýn þu ifadesi de bu þekilde yorumlanýr: "Rabbim, bana benden sonra hiç kimseye layýk olmayacak bir mülk ver" [Sad, 35] Bu özellik sadece Hz. Süleyman'a ait idi. Bu özellik insanlarýn, cinlerin, kuþlarýn ve diðer canlýlarýn maslahatlarýný yerine getirmekti. Kiþinin bunlardan herhangi birine kafi gelmesi gerekir.

 

"Beytullah onu tavaf eden bir melek veya baþka þeyden asla boþ kalmaz" ifadesi kabul edilmez; çünkü burada görünür durum dikkate alýnýr.

 

BÝR SONRAKÝ SAYFA ÝÇÝN AÞAÐIDAKÝ LÝNK’E TIKLAYIN

 

YARGI: GÝRÝÞ

⚠ Hata Bildir