ÞUABU’L-ÝMAN

12.ÞUBE: ALLAH’TAN ÜMÝTVAR OLMAK

 

DUA KONUSUNDA BÝLÝNMESÝ GEREKENLER

 

Beyhaki der ki: Dua etmek kiþinin: "Ya Allah!" veya: "Ya Rahman!" veya: "Ya Rahým!" ve benzeri þeyler demesidir ki bunlar ayrýca Allah'a seslenme ifadeleridir. Yüce Allah bu yönde: ''Kaf Ha Ya Ayn Sad. Bu, Rabbinin, Zekeriya kuluna olan merhametinin anýlmasýdýr. Hani o Rabbine içinden yalvararak seslenmiþti''[Meryem 1-3] buyurur. Yine: ''Zekeriya'yý da hatýrla. Hani o, Rabbine, ''Rabbim! Beni tek baþýma býrakma. Sen varislerin en hayýrlýsýsýn'' diye seslenmiþti"[Enbiya 89] buyurur. Baþka bir ayette de: "Orada Zekeriya Rabbine dua etti: ''Rabbim! Bana katýndan temiz bir nesil bahþet. Þüphesiz sen duayý hakkýyla iþitensin'' dedi''[Al-i Ýmran 38] buyurmuþtur. Burada "Rabbim!" ifadesi "Ey Rabbim!" anlamýndadýr. Bu da duanýn Allah'a seslenme, Allah'a seslenmenin de dua olduðu ortaya çýkmaktadýr.

Ancak duanýn da bazý þartlarý ve bir adi3bl bulunmaktadýr. Örneðin duada istenilen þey, dua eden kiþinin kadrine ve kýymetine denk bir þeyolmalýdýr. Kiþi kendini Hz. ibrahim'le bir görüp Allah'tan ölüleri nasýl dirilttiðini göstermesini istememelidir. Yine kendini Hz. Musa'yla bir görüp: "Rabbim! Bana {kendini} göster, sana bakayým"[A'raf 143] dememelidir. Yine kendini isa'yla bir görüp: "Rabbimiz! Bize gökten bir sofra indir"[Maide 114]  dememelidir.

 

Hiç kimse Yüce Allah'tan kendisi için gökten bir melek indirmesini ve semanýn haberlerini kendisine bildirmesini isteyemez. Yine kiþi ölmüþ olan anne babasýnýn diriltilmesini isteyemez. Zira alýþýlmýþ olanýn iptal edip fevkalade olan þeyleri gösterme, ancak Allah'ýn dilemesine baðlýdýr ve bununla da kiþinin keyfi için deðil de dinine davet eden kiþileri desteklemek için gösterir. Ancak bunlarý isteyen kiþi bir peygamber ise davetini tasdik edecek þekilde arzusu ile isteðini bir araya getirip istenilen þeyi gerçekleþtirebilir. Ancak kiþi, Hz. Nuh'un yaptýðý gibi: "Ey Rabbim! Kafirlerden hiç kimseyi yeryüzünde býrakma!"[Nüh 26] þeklinde dua edebilir. Çünkü böylesi bir duayý kiþi kendisi için deðil de Allah düþmanlarý için etmiþtir.

 

Ayný þekilde kiþi dinen girilmesi caiz olan bir bölgede aþýrý açlýða veya aþýrý bir soðuða veya benzeri bir þeye maruz kalýrsa veya körlüðe maruz kalýp da yol göstereni yoksa Allah'tan böylesi bir sýkýntýyý tümden ortadan kaldýrmasý yönünde dua edebilir. Böylesi bir sýkýntýnýn yok olmasý, normal þartlarda mümkün olmasa da orada bu gerçekleþebilir. Yüce Allah böylesi durumda olan birine sýrf tevekkülü ve imanýndan dolayý kendisi istemeden de sýkýntýsýný giderebilir.

 

Þartlarýna gelince, kiþinin duasýnda isteyeceði þeyin bir sakýncasýnýn olmamasý gerekir. Kiþinin duasýnda gayesinin doðru bir þeyolmasý lazýmdýr. Kiþinin duasý esnasýnda Allah hakkýnda hüsnü zan içinde bulunmalýdýr ki duanýn kalbinde kabul görmesi reddedilmesine daha yakýn olsun. Kiþinin Allah'a en güzel isimleri ile en yüce sýfatlarýyla dua etmesi gerekir. Yüce Allah bu yönde: "En güzel isimler Allah'ýndýr. O'na o güzel isimleriyle dua edin"[A'raf 180] buyurur.

Kiþinin dua ederken ciddiyetini takýnmasý ve ne istediðini bilmesi gerekir.

 

Mýrýldanarak ve içeriðinden bihaber bir þekilde dua etmemelidir. Kiþinin edeceði dua onu vakti gelen ve kaçýrýlma ihtimali olan farz bir namazdan alýkoymamalýdýr. Kiþi duasýnda ne istediðini bildirmeli, isteði yönünde tercihi Allah'a býrakmamalýdýr. Duasýnda edepli bir dil kullanmalý, benzeri bir kiþiye söylemesi halinde hayasýzlýðýna, edepsizliðine ve akýlsýzlýðýna delalet edecek sözleri Rabbine karþý kullanmamalýdýr.

 

Sinirli veya aceleci bir þekilde dua etmemelidir. Duasýnýn hemen kabul edilmesini isteyen, hemen kabul edilmemesi durumunda ümit kesip duayý býrakacak bir ruh içinde olmamasý gerekir. Aksine ibadet maksadýyla da huþu içinde dua etmeli, icabet edilene kadar da dua etmeye devam edecek bir haleti ruhiye içinde olmalýdýr. Bu þekilde dualarý kabul görüp rahatladýkça da bu dualara ara vermeden devam etmelidir. Yine kiþi Allah'ýn azametinin yanýnda isteðinin çok büyük olduðunu düþünüp onu istemekten geri durmamalý, aksine küçük büyük ne varsa hepsini birlikte Allah'tan istemeli, Allah'ýn duasýna icabetini de büyük bir minnet olarak görmelidir.

 

Duanýn adabýna gelince, kiþi duadan önce tövbe etmelidir. Duada isteðinde ciddi ve kararlý olmalýdýr. Kiþi sadece sýkýntýlý ve zor durumlarda deðil rahat olduðu zamanlarda da devamlý olarak dua etmelidir. Duasýný açýk ve tereddütsüz bir þekilde etmelidir. Duasýný üç defa tekrarlamalýdýr. Özel bir durum hakkýnda olmadýktan sonra genel, kýsa ve öz olan sözlerle dua etmelidir. Duasýnýn baþýnda ve sonunda Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) salavat getirmelidir. Kiþi temizken dua etmelidir. Kiþi kýbleye dönük bir þekilde dua etmelidir.

Kiþi namazlarýnýn sonunda dua etmelidir. Duada eller omuz hizasýna gelecek þekilde kaldýrýlmalýdýr. Dua baðýrmadan kýsýk bir sesle yapýlmalýdýr. Dua bitiminde eller yüze sürülmelidir. Kiþi duasýna icabet edildiðini hissettiði zaman Allah'a hamd etmelidir. Kiþinin dua etmediði tek bir gün ve gecesi olmamalýdýr. Kiþi duasýný icabet edilmeye daha yakýn olan durum, yer ve zamanlarda etmelidir. Kabul görmeye en yakýn dua zamanlarý, Çarþamba günleri öðle ile ikindi namazlarý arasý, Cuma günleri güneþin tepe noktasýný aþmasýndan batýþýna kadar olan zamanlardýr. Yine seher vakitlerinde, her þeyin gölgesi kendi boyunca olduðu zamanlarda ve Arefe gününde yapýlan dualar kabul edilmeye en yakýn duran dualardýr.

 

Namaz için ezan okunduðunda, oruçlunun if tar anýnda, yaðmur yaðdýðýnda, savaþta taraflar karþý karþýya geldiðinde, tüm müslümanlar dua için bir araya geldiðinde, farz namazlarýn bitiminde, bir meclisten kalkýldýðýnda yapýlan dualar duanýn icabet edilmesine en yakýn olacaðý durumlardýr. Arafat ile Müzdelife'deki vakfelerde, cemrelerde, Kabe'nin yanýnda, Mültezem'de, Safa ile Merve tepeleri üzerinde yapýlan dualar da duanýn icabet edilmesine en yakýn olacaðý yerlerdir.

 

Halimi bu bölümlerden her birini ayrý ayrý ele alýp açýklamýþ Kitab, sünnet ve rivayetlerde bunlara delalet eden ayet, hadis ve eserleri zikretmiþtir. Da'avat eserimizde bunlardan bir kýsmýný biz de zikrettiðimiz için burada tekrar etme gereði duymuyoruz. Muvaffakiyet Allah'tandýr.

 

 

 

1087- Ýbn Abbas bildiriyor: Allah ResUlü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu:

"Beþ dua vardýr ki. bunlar þüphesiz kabul edilir. Bunlar. yardým isteyen mazlumun duasý. evine dönünceye kadar hacýnýn duasý, savaþtan dönünceye kadar gazinin duasl, iyileþinceye kadar hastanýn duasý ve (mümin) kardeþinin gýyabýnda dua eden kimsenin duasýdýr." Sonra da: "Bu dualar içerisinde en çabuk kabul edilecek olaný, kardeþin kardeþi için gýyabýnda dua etmesidir" buyurdu.

 

Ýsnadý zayýftýr.

 

Bu konuda Dualar bölümünde salýih hadisler zikrettik,

 

 

 

1088- Ýbn Mevhib kanalýyla amcasýndan bize rivayet olunduðuna göre Ebu Hureyre, Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurduðunu söylemiþtir:

"Mümin kimse Allah'a yönelip dua ettiði zaman. acele edip: ''Dua ettim. ama duamm kabul edildiðini görmüyorum'' demedikçe. Allah o isteðini mutlaka ya acil olarak dünyada ya da geciktirmiþ olarak ahirette verir. ''

 

Tahric: Ýsnadýnda tanýmadýðým bir ravi vardýr ve zayýftýr. Buhari 185 (711),

 

 

 

1089- Malik. kanalýyla bize bildirildiðine göre Zeyd b. Eslem þöyle derdi: "Dua eden kiþi, mutlaka þu üç þeyden birindedir. Bunlar ya duasýnýn kabul edilmesi ya geciktirilmiþ olarak kabul edilmesi ya da günahlarýna kefaret olmasýdýr."

 

Ravileri güvenilirdir.

 

Kavi olmayan Ali b. Ali er-Rifai kanalýyla bize Ebu'l-Mütevvekil'den bildirildiðine göre, Ebu Said el-Hudri, Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurduðunu söylemiþtir: "Günah veya akrabalýk iliþkisini kesmek olmamak kaydýyla Allah'tan bir talepte bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki. Allah onun duasýna þu üç þeyden biriyle karþýlýk vermesin. Ya duasýný kabul buyurur. ya istediðinin karþýlýðý kadar kötülüðü üzerinden defeder. ya da istediðinin karþýlýðý kadar kendisine (ahiret için) sevap saklar. "

 

 

 

1090- Ebu Said el-Hudri der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu: "Günah veya akrabalýk iliþkisini kesmek olmamak kaydýyla Allah'tan bir talepte bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki. Allah onun duasýna þu üç þeyden biriyle karþýlýk vermesin. Ya duasýný kabul buyurur. ya istediðinin karþýlýðý kadar kendisine (ahiret için) sevap saklar. ya da istediðinin karþýlýðý kadar kötülüðü üzerinden def eder. ''

 

Ýsnadýnda meçhul bir ravi vardýr.

 

imam Ahmed (Beyhaki) der ki: Þayet Sabuný bu hadisi iyice ezberlemiþse ki iyice ezberlemiþ olduðunu sanmýyorum- Rifatden gelen rivayetin bir þahidi sayýlabilir.

      

Baþka bir kanalla yukarýdaki hadisin harfi harfine aynýsý nakledilmiþtir.

Doðru olaný da bu þekilde Ebu Usame kanalýyla Ali b. Ali'den rivayet edilmesidir. ibn Avf kanalýyla rivayeti ise hatalýdýr. En doðrusunu Allah bilir.

 

 

 

1091- Ubade b. es-Samit bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu: "Yeryüzünde günah veya akrabalýk iliþkisini kesmek olmamak kaydýyla Allah'tan bir talepte bulunan hiç bir Müslüman yoktur ki Allah ona dilediðini vermek veya istediðinin karþýlýðý kadar kötülüðü üzerinden kaldýrmak suretiyle icabet etmesin. "

 

 

 

1092- Hilal b. Yesaf der ki: "Bana ulaþan habere göre Müslüman kul Rabbine dua eder ve duasý kabul olunmazsa ona bir sevap yazýlýr."

 

 

 

1093- Cabir b. Abdullah bildiriyor: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu: "Kýyamet gününde Allah, mümin kimseyi huzuruna çaðým ve: ''Ey kulum' Ben, sana dua edip benden istemeni emretmedim mi? Dua etmen halinde duaný kabul buyuracaðýmý da vaad ettim. Bana duada bulundun mu?'' buyurunca. kul: ''Evet ey Rabbim!'' cevabýný verir. Bunun üzerine Allah: ''Bilmiþ ol ki. ettiðin her duaya icabet ettim, Sen filan filan günde bir üzüntünden dolayý o üzüntünü gidermem için dua etmedin mi? Ben de o sýkýntýný gidermedim mi?'' buyurunca, kul: ''Evet, ey Rabbim''' cevabýný verir. Allah: ''Ben sana duanýn karþýlýðýný acil olarak dünyada iken verdim. Sen filan filan günde bir üzüntünden dolayý o üzüntünü gidermem için dua etmedin mi? Ben de o sýkýntýný gidermemiþtim'' buyurunca, kul: ''Evet, ey Rabbim''' cevabýný verir, Allah: ''Ben de o duana karþýlýk sana cennete þunu þunu sakladým. Sen filan filan günde bir ihtiyacýndan dolayý dua etmedin mi? Ben de o ihtiyacýný gidermedim mi?'' buyurunca, kul: ''Evet, ey Rabbim!" cevabýný verir. Allah: ''Ben sana duanýn karþýlýðýný acil olarak dünyada iken verdim. Sen filan filan günde bir ihtiyacýndan dolayý dua etmedin mi? Ben de o ihtiyacýný gidermemiþtim'' buyurunca, kul: ''Evet, ey Rabbim!'' cevabýný verir. Allah: ''Ben de o duana karþýlýk sana cennete þunu þunu sakladým" buyurur,"

 

Sonra Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu: "Mümin kimse dua edip Allah 'tan bir þey dilediði zaman Allah ona dilediðini ya acil olarak dünyada iken verir ya da ahiret için ona duasýnýn karþýlýðýný saklar. Mümin kimse o makamda (dünyada iken icabet edilmeyen dualar karþýlýðýnda cennette kendisine saklananlarý görünce): ''Keþke dualarýmdan hiç birine dünyada iken acil olarak karþýlýk verilmeseydi'' der. ''

 

Tahric: Ýsnadý zayýftýr. Hakim, Müstedrek (1/494).

 

 

1094- Ebu Hureyre bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adamýn iki parmaðýyla iþaret ederek dua ettiðini görünce, adamýn bir elini"tutarak: "Tek parmaðýnla, tek parmaðýnla" buyurdu.

 

Ravileri güvenilirdir.

 

Safvan b. Ýsa bunu þüphe etmeksizin Ýbn Aclan kanalýyla zikretmiþ ve rivayetinde: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þahadet parmaðýyla iþaret ederek þöyle buyurdu" demiþtir.

 

Tahric: Tirmizý 5/557 (3557), Nesai (3/38) ve Ebu Davud 2/169 (1499).

 

 

 

1095- Cabir b. Abdillah der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kiþi bir hacetinden dolayý çokça dua ettiði zaman bu isteði kendisine verilse de verilmese de Allah bu duasýný kendisi için mübarek kýlar" buyurdu. Bunu Münkedir b. Muhammed b. el-Münkedir'e anlatýp: "Sen bunu babandan iþitin mi?" dediðimde þu karþýlýðý verdi: "Hayýr, iþitmedim. Ancak babam ve Ebu Hazým ile birlikte Ömer b. Abdilazýz'in yanýna girdim. Ömer, babama: "Ey Ebu Bekr! Neyin ver? Seni üzüntülü görür gibiyim" deyince, Ebu Hazým: "Evet, borcundan dolayý öyledir" karþýlýðýný verdi. Ömer: "O zaman bununla sana dua kapýsý açýldý mý?" deyince, babam: "Evet" dedi. Bunun üzerine Ömer: "Allah bununla sana bereketler ihsan etsin" dedi.

 

 

 

1096- Abdullah (b. Mes'ud) der ki: "Yüce Allah ancak samimi olarak yapýlan duayý kabul buyurur. Duasýný Allah'tan baþkasýna iþittiren ve gösteriþ için dua edenin duasýný kabul buyurmaz. Ancak içtenlikle dua eden kimsenin duasýný kabul buyurur."

 

Tahric: Veki, Zühd 2/5S0 (305)i Ýbnu'I .. Mübarek, Zühd 20 (83), Ebu Nuayýn, Hilye (2/118) ve Ýbnu'l-Cevzi, el-Ýlelu'I-Mütanahiye (2/357).

 

 

 

1097- Malik b. el-H aris der ki: Rabi b. Huseym her Cuma günü Alkame'nin yanýna giderdi. Yine bir Cuma günü yanýna gitti ve: "Bir keþiþin veya Ehl-i Kitab'dan bir adamýn: ''Ne kadar çok dua edilmekte ve ne kadar azý kabul edilmektedir. Zaten Yüce Allah ancak samimi olarak yapýlan duayý kabul buyurur'' dediðini iþittim" dedi. Alkame, Rabi'nin bu duruma þaþýrmasýna þaþýrmýþtý. Bunun üzerine Abdurrahman b. Yezid: "Niçin þaþýyorsun ki? Abdullah'ýn: ''Yüce Allah, duasýný kendisinden baþkasýna iþittiren ve duasýnda içtenlik olmayan kimsenin duasýný kabul buyurmaz. Ancak içtenlikle dua eden kimsenin duasýný kabul buyurur'' dediðini iþitmedin mi?" dedi.

 

Tahric: Ravileri güvenilirdir. Buhari 159 (606).

 

 

 

1098- Ümmü'd-Derda: "Kalpteki ürperiþ kurumuþ hurma dalýnýn yanýþý gibidir. Kalp bazen ürpermez mi?" dedi. Oradakiler: "Evet" karþýlýðýný verince, o da: "Kalbinizde böylesi bir titreyiþ (korku) hissettiðiniz zaman dua edin. çünkü böyle bir zamanda yapýlan dua kabul buyurulur.''dedi.

 

Tahric: Ravileri güvenilirdir. Ancak Þehr hakkýnda söz vardýr. Taberi, Tefsir (9/179).

 

 

 

1099- Sabit el-Bunani der ki: Filan kiþi: "Ben Rabbimin beni zikrettiði zamaný bilirim" deyince, oradakiler: "Sen Rabbinin seni ne zaman zikrettiðini biliyor musun?" karþýlýðýný verdi. Adam: "Evet, ben Rabbimi zikrettiðim zaman Rabbim de beni zikretmektedir" dedi. Sonra: "Rabbimin duama icabet ettiði zamaný da bilirim" deyince, oradakiler: "Rabbinin duana icabet ettiði zamaný da mý biliyorsun?" dediler. Adam: "Evet, kalbim korkuya büründüðü, tüylerimin diken diken olduðu, gözyaþlarýmýn döküldüðü zamanda dua ettiðimde duama icabet edildiðini bilirim" dedi.

 

Ýçinde Ýbn Eban'm oðlu Hadir bulunduðu için isnadý zayýftýr.

 

Ýmam Ahmed (Beyhaki) der ki: Daha önce Ýbn Abbas'ýn rivayetinde Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bollukta Allah'ý taný ki, darlýkta da o, seni tanýsýn" buyurduðunu zikretmiþtik.

 

 

 

1100- Selman der ki: Kiþi bolluk zamanýnda Allah'a dua ediyorsa, darlýða düþtüðünde dua ettiði zaman melekler: "(Ey Rabbim!) Bu zayýf bir Adem oðlundan tanýdýk bir sestir. Bu, bolluk zamanýnda da dua ederdi (onun duasýný kabul buyur" derler ve kendisine þefaatte bulunurlar. Eðer kiþi bolluk zamanýnda dua etmiyorsa, darlýða düþtüðünde dua ettiði zaman melekler: "(Ey Rabbim!) Bu zayýf bir Adem oðlundan kötü bir sestir. Bu, bolluk zamanýnda dua etmezdi. Þimdi de darlýða düþtü" derler ve ona þef aatte bulunmazlar.

 

Tahric: Ravileri güvenilirdir. Ýbn Ebi Þeybe} Musannef (10/309, 13/333).

 

 

 

1101- Ebu'd-Derda der ki: "Bolluk zamanýnda Allah'a dua et ki, belki darlýk ve sýkýntýlý gününde duaný kabul buyurur.''

 

Tahric: Ebu Nuaym} Hilye (2251) ve Ahmed, Zühd (135).

 

 

 

1102- Ebu'd-Derda der ki: "Her kim ýsrarla kapýyý çalarsa o kapýnýn kendisine açýlmasý yakýndýr. Her kim de çokça dua ederse duasýnýn kabul edilmesi yakýndýr.''

 

Tahric: Abdürrezzak, Musannef (10 / 442).

 

 

 

1103- Hasan bildiriyor: Ebu'd-Derda: "Çokça dua edin. Zira her ýsrarla kapýyý çalarsa o kapýnýn kendisine açýlmasý yakýndýr" derdi.

 

 

 

1104- Ebu Hamza el-Attar der ki: Hasan'a, Yüce Allah'ýn: "Eðer çok tesbih edenlerden olmasaydý"[Saffat 143] buyruðu hakkýnda sorulunca: "Bolluk zamanýnda çokça namaz kýlanlardan olmasaydý manasýndadýr" dedi.

 

Ýsnadý zayýftýr.

 

 

1105- Ömer b. Ali der ki: Ali b. el-Hüseyin' in: "Kul için musibete maruz kalmadan önce duadan daha hayýrlý bir þey görmüþ deðilim. Zira musibete maruz kaldýktan sonra edeceði her duaya icabet edilecek deðildir" dediðini iþittim. Ali b. el-Hüseyn bir þeyden korktuðu zaman çokça dua ederdi.

 

Ýsnadýnýn bir zararý yoktur.

 

 

 

1106- Ýbrahim b. es-Seri es-Sakati'nin bildirdiðine göre babasý þöyle demiþtir: "Anne ve babasýný özleyen ve onlara yetiþemeyip onlar için oturup aðlayan bir çocuk gibi ol. Rabbinden bir þey istediðinde ve Rabbin sana istediðini vermediðinde onun için (çocuk gibi) oturup aðla."

 

Ýsnadýnýn bir zararý yoktur.

 

 

1107- Ýbn Uyeyne der ki: Dua etmeyi býrakmayýn. Nefislerinizde bildiðiniz þeylerden dolayý duadan geri kalmayýn. Çünkü Allah yaratýklarýn en þerlisi olan Ýblis'in bile duasýný kabul etmiþtir. Zira Ýblis: "Bana, (insanlarýn) tekrar dirilecekleri güne kadar mühlet ver''[A'raf 14] deyince, Yüce Allah: "Haydi, sen bilinen zamanýn gününe kadar mühlet verilenlerdensin''[Hicr 37] buyurdu.

 

 

 

1108- Vehb der ki: "Amelsiz dua eden kimse, yaysýz ok atan kimse gib idir.''

 

Tahric: Ahmed, Zühd (372), Ýbnu'l-Mübarek, Zühd 109 (322), Ýbn Ebi Þeybe, Musannef (13/493) ve Ebu Nuaym} Hilye (4/53).

 

 

 

1109- Muhammed b. Vasi' der ki: "Bir kazan yemeðe azýcýk tuzun yetmesi gibi dua ile beraber azýcýk korkunun olmasý yeterlidir."

 

Tahric: Ýsnadý hasendir. Fesevi, el-Ma'rife ve't-Tarih (2/253), Ebu Nuaym} Hilye (2/353)} Ýbnu'lMübarek, Zühd (108) ve Ahmed, Zühd (146).

 

 

 

1110- Tavus der ki: "Yemeðe ne kadar tuz yeterli oluyorsa duada o kadar sadýk olmak yeterlidir."

 

 

 

1111- Abdullah b. Muhammed ed-Dimaþki der ki: Ebu Bekr eþ-Þibli, Yüce Allah'ýn: "Bana dua edin ki duanýza icabet edeyim"[Mü'min 60] buyruðu hakkýnda: "Yüce Allah ''Gaflete dalmaksýzýn bana dua edin ve zaman geçirmeksizin duanýza icabet edeyim'' buyurmaktadýr" dedi.

 

Tahric: Ebu Nuaym, Hilye (10/368).

 

 

 

1112- Muhammed b. Ýsmail b. Müsa der ki: Yahya b. Muaz er-Razl'nin: "Ýlahým! Zelil. olarak senden istiyorum. Bana üstünlüðünle ver" diye dua ettiðini iþittim.

 

 

 

1113- Ayný isnad ile Yahya b. Muaz er-Razl'nin: "(Ýlahým) Sen günahtan dolayý vermemezlik etmezken ben günahtan dolayý dua etmekten kendimi nasýl imtina edeyim" dediðini iþittim.

 

Tahric: Ebu Nuaym, Hilye (10/51).

 

 

 

1114- Ebu'l-Abbas b. Hamkeveyh der ki: Ebu Zekeriyya Yahya b. Muaz er-Razl'nin: "Yollarýný günahlarla kapattýðýn duanýn icabeti gecikti diye sýzlanma" dediðini iþittim.

 

Tahric: Ebu Nuaym, Hilye (10/53)

 

 

 

1115- Malik b. Dinar der ki: Bize bildirildiðine göre Ýsrail oðullarý dua ettikleri yere çýktýklarýnda kendilerine: "Ey Ýsrail oðullarý! Bana dillerinizle dua etmektesiniz, ancak kalpleriniz benden uzaktadýr. Benden korktuðunuz yalan!" denildi.

 

Tahric: Ýsnadý zayýftýr. Ahmed, Zühd (99,100) ve Ebu Nuaym, Hilye (2/362).

 

 

 

1116- Malik b. Dinar der ki: Bana ulaþan habere göre Ýsrailoðullarý dua ettikleri yere çýktýklarýnda Allah kendilerine: "Yüksek yere çýkýp bana kendileriyle kan döktüðünüz ve kendileriyle karýnlarýnýzý haramla doldurduðunuz ellerinizi kaldýrmaktasýnýz. Bu an öfkemin size þiddetlendiði zamandýr. Siz bununla ancak benden uzaklaþma kazanýrsýnýz" diye vahyetti.

 

 

 

1117- Leys der ki: Yüce Allah, Ýsrailoðullarýndan bir peygambere þöyle vahyetti: "Kavmin bana dilleriyle dua etmekte. Oysa kalpleri benden uzaktadýr. Avuç açýp benden hayýr dilemekteler. Oysa o elleriyle evlerini haramla doldurdular. Bu an onlara öfkemin þiddetlendiði andýr."

 

 

 

1118- Ebu Hureyre der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu: "Ey insanlar! Yüce Allah temizdir ve kullarýndan sadece temiz olan þeyleri sever. Yüce Allah müminlere emrettiði þeyleri peygamberlerine de emretmiþtir. Peygamberlerine: ''Ey peygamberler! Temiz þeylerden yiyiniz ve iyi am eller iþleyiniz. Doðrusu ben sizin yaptýðýnýz þeyleri hakkýyla bilirim''[Mü'minun 51]  buyurmuþtur. Müminlere de: ''Ey iman edenler! Size verdiðimiz rýzýklarýn temiz olanlarýndan yiyin, eðer siz yalnýz Allah'a kulluk ediyorsanýz O'na þükredin''[Bakara 172] buyurmuþtur.

 

Sonrasýnda Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle devam etti: "Bir adam uzun bir yolculuða çýkar, saçý baþý daðýnýk ve toz içindedir. Bu þekilde ellerini kaldýrýp: ''Ya Rab' Ya Rabi'' diye dua etmeye baþlar. Oysa yediði haramdýr, içtiði haramdýr, giydiði haramdýr. Haram içinde yetiþip büyümüþtür. Böylesi bir kimsenin duasý nasýl kabul edilir ki!"

 

Tahric: Ravileri güvenilirdir. Tirmizý 5/220 (2989),

 

Müslim, Sahih 'te bunu baþka bir yolla Fudayl b. Merzuk kanalýyla aktarmýþtýr. - Müslim (1/703).

 

 

 

1119- Ayný isnad ile Süfyan es-Sevri bunu Fudayl b. MerTuk kanalýyla zikretmiþtir. Ancak rivayetinde hadisin ilk kýsmýndaki: "Ey insanlar!" ifadesini zikretmemiþtir.

 

Tahric: Ýsnidý zayýftýr. Abdürrezzak, Musannef (5/119).

 

 

 

1120- Mu'temir'in, babasýndan bildirdiðine göre Hz. Lokman oðluna þöyle demiþtir: "Evladým! Çokça: ''Rabbim beni baðýþla'' diye dua et. Þüphesiz ki Allah'ýn kendisinden isteyeni geri çevirmeyeceði vakitler vardýr."

 

 

 

1121- Abdullah anlatýyor: Yetmiþ yaþýnda bir adam vardý. Bu adam dua ettiði zaman: "Rabbim! Beni amelimle mükafatlandýr. Rabbim! Beni amelimle mükafatlandýr" derdi. Bu adam öldüðü zaman cennete sokuldu ve orada yetmiþ yýl kaldý. Yetmiþ yýlý doldurduðu zaman kendisine: "Haydi çýk, amelinin karþýlýðý bu kadardýr" denildi. Bunun üzerine adam elleri üzerine düþerek (kendi kendine): "Dünyada iken en saðlam þey ne idi?" demeye baþladý ve boyun eðerek Allah'a dua etmekten baþka bir þey bulamadý. Bunun üzerine: "Ey Rabbim! Dünyada iken senin sýkýntýda olanlara yardým ettiðini duyardým. Bu günde bana yardýmda bulun" demeye baþladý. Sonra da cennette sokuldu. En doðrusunu Allah bilir. 

 

Tahric: Ýsnadý zayýftýr. Ahmed, Zühd (96).

 

Bir sonraki konu için aþaðýdaki link’e týklayýn:

 

13.Þube: Allah'a Tevekkül ve Her Konuda O'na Teslimiyet

 

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir