|
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)Salavat
Getirmek |
Namazdaki teþehhüdde
getirilen salavat vacip olan bir salavattýr. Namaz dýþýndaki salavat konusunda
ise Halimi þöyle demiþtir: "Rivayetler Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) adýnýn her zikrediliþinde ona salavat getirmenin vacip olduðuna delalet
etmektedir. Getirilmesini farz kýlacak hüccet üzerinde bir icma olmamasý
durumunda getirilmesi farz deðildir. Aksi takdirde Resulullah'ýn (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) adýný zikredene de zikredildiðini iþitene de salavat getirmek
farzdýr.
Namazda ilk teþehhüdde
getirilmesi konusunda ise iki durum vardýr.
Birincisi, cemaatle
namaza sonradan katýlan kiþinin, namazdan olduðu için deðil de ima ma uymuþ
olduðu için bazý þeyleri yapmasý gerektiði gibi salavat da namazda yapýlmasý
vacip olduðu için deðil Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zikredildiði
için vaciptir. ikincisi, namazda her ikisi birdir. Kiþi namaz kýlarken
Resulullah'ý (Sallallahu aleyhi ve Sellem) zikredip de son teþehhüde kadar
salavat getirmediði zaman, son teþehhüdde salavatý getirir. Bununla hem namazýn
bir farzýný yerine getirmiþ, hem de Resulullah'ý (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
zikretmekten dolayý daha önce getirmediði salavatý ifa etmiþ olur."(1)
Sonrasýnda Halimi bu konuyu tafsilatlý bir þekilde açýklar. Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) aline (ailesine) salat konusunda ise,
arkadaþlarýmýzdan çoðu bunun vacip olmadýðý görüþündedirler. Fakih Ebu Bekr
Muhammed b. Bekr et-Tusl'nin Üstat Ebu'I-Hasan el-Masarcusý'den bildirdiðine
göre Ebu ishak el-Mervezý þöyle demiþtir: "Ben, namazdaki son teþehhüdde Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ailesine salat etmenin vacip olduðunu
düþünüyorum."(2)
(1) Halimi, el-Minhac
(2/143-148). (2) Ýbn Hacer, Fethu'l-Bari (11166).
Beyhaki der ki:
"Salat'ýn keyfiyeti konusunda gelen rivayetler, Ebu ishak'ýn sözünü destekler
mahiyettedir. En doðrusunu da Allah bilir. Ancak Resulullah'ýn (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ailesinin (alinin) kimler olduðu konusunda ihtilaf
edilmiþtir. Harmele'nin bildirdiðine göre Þafii bunlarýn, sadaka almalarý haram
kýlýnan ve ganimetin humsundan kendilerine pay verilen yakýn akrabalar olan
Haþim oðullarý ile Abdulmuttalib oðullarý olduðunu söylemiþtir. Bunu da, sabit
bir hadis olan Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu sadaka ne
Muhammed'e, ne de Muhammed'in ailesine helal deðildir" sözüne
dayandýrmýþtýr." Müslim, zekat (1/754).
1486- Ebu Seleme, Hz.
Aiþe veya Ebu Hureyre'den bildirir: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kurban keseceði zaman boynuzlu, alacalý ve besili iki koç getirir,
bunlardan birini ümmetinden Allah'ý birleyen ve risaletine þahadet kiþiler için
keserken, diðerini Muhammed ve Muhammed'in ailesi (ali) adýna kurban
ederdi."
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Mace 2/1043-1044 (3122).
Bu rivayet
"al" isminin müslümanlarýn geneli için deðil de sadece akrabalar için
kullanýldýðýný göstermektedir. "Al" ifadesinin "Her müttaki
kiþi" anlamýnda olduðu yönünde rivayet edilen sözü Nafi' Ebu Hurmuz, Enes
b. Malik'ten merfu olarak rivayet etmiþtir. Hadis alimleri Ebu Hurmuz'un zayýf
olduðunu söylemiþ ve hadislerini almamýþlardýr. Halim) ise "Her müttaki
kiþi" sözünü Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) akrabalarýndan
her müttaki kiþi þeklinde yorumlamýþtýr. -Halimi, el-Minhac (2/142).
Resulullah'ýn (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) eþleri ise "Ehl-i Beyt" ismiyle anýlmýþlardýr. Soy
akrabalýðýna benzetilerek onlar için "AI-i Muhammed" ifadesi de
kullanýlmýþtýr. Sabit bir hadisle bize bildirildiðine göre Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Muhammed'in ali
(ailesi) bu maldan (beytü'I-mal) sadece yiyebilecekleri kadar alabilirler"
buyurmuþtur.-Buhari fedail (4/410).
Hz. Aiþe de þöyle
demiþtir: "Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ailesi Medine'ye
hicretinden vefat edene kadar üç gün arka arkaya buðday yemeðine (ekmeðine)
doymuþ deðildir.''1382. hadise bakýnýz.
Yine: "Bazen bir ay
geçerdi de Muhammed'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ailesinin evinde (yemek
yapmak için) ateþ yakýldýðý olmazdý" demiþtir.-1383. hadiste geçti.
Ebu Hureyre de:
"Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat ederie kadar ailesi üç gün
peþ peþe yemeðe doymuþ deðildir" demiþtir.-Ahmed, Müsned (2/434).
Ebu Hureyre burada
"ailesi" ifadesi ile Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hanýmlarýný kastetmiþtir. Bu da Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
hanýmlarýnýn "al" isminin içine girdiklerini göstermektedir.
Salat'ýn keyfiyeti
konusunda Ebu Humeyd es-Saidl'den gelen rivayette (1452. rivayet) Resulullah
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmetine salavatta eþlerinin nasýl anýlmasý
gerektiðini de öðretmiþtir. Ayný þekilde Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) salavat getirirken hanýmlarýnýn da ailesinin (alinin) içine girdiðini
göstermiþtir.
Resulullah'ý (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yüceitme ve ona saygýnýn göstergelerinden biri de ondan
aktarýlan bir söz, bir davranýþ veya bir hali asla hafife almamak ve karþý bir
tavýr içine girmemektir. insanlar arasýnda kiþiyi hakir ve deðersiz gösterecek
ifadeleri onun için kullanmaktan kaçýnmaktýr. Örneðin baþkalarý için denilmesi
durumunda merhamet ve þefkat anlamýna gelebilen: "Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) fakir biriydi" gibi ifadeler
kullanýlmamalýdýr. Veya maruz kaldýðý açlýk ve sýkýntýdan dolayý: "Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) miskin biriydi" denilmemelidir.
"Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) filan þeyi severdi"
denildiði zaman kiþi: "Ama ben sevmiyorum" dememelidir.
1487- Abdullah b. Mes'üd
der ki: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bizi doðru yolun
(Sýrat-ý Müstakim) bir ucunda býraktý. Bu yolun diðer ucunda da cennet
vardýr."
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Taberanl, el-Mu'cemu'l-Kebir 10/245 (10454).
1488- Þu'be'nin
bildirdiðine göre Halid el-Hazza: "Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bir hadis aktardýðým zaman onu muhafaza et" demiþtir. Halid bunu
Ebu'ý-Aliye'den naklen söylemiþtir. Þa'ravi'nin rivayetinde ise Halid el-Hazza
kanalýyla Ebu'ý-Aliye'den: "Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bir hadis aktardýðým zaman onu muhafaza et" þeklinde zikredilmiþtir.
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Hatib, el-Cami' (2/9).
Beyhaki der ki:
Kur'an'ýn veya sünnetleri içeren kitaplarýn üzerine baþka bir kitap veya ev
eþyasý koymamak, tozlarýný almak da Allah'a ve Resulullah'a (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) saygýdandýr. Ayný þekilde kiþi üzerinde Allah'ýn veya Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) adýnýn yazýlý olduðu kaðýtla yemek sonrasý
ellerini silmemeli, böylesi bir kaðýdý yýrtmamalýdýr. Böylesi bir kaðýdý yok
etmek istiyorsa suyla yýkayýp yazýsýný silebilir. Yakmasýnda da bir sakýnca
olmaz. Zira Hz. Osman da içinde ayetlerin ve neshedilmiþ kýraatlerin yazýlý
olduðu mushaflarý yakmýþ, kimse de bu yaptýðýna itiraz etmemiþtir. En doðrusunu
da Allah bilir.
Halimi de bu konuda
þöyle der: "Benim için böylesi kaðýtlarýn yakýlmayýp suyla yýkanýp
silinmesi daha iyidir, zira onlarý yakmak çirkin duracaktýr. Osman b. Aftan da
herkesin icma ettiði tek nüsha dýþýnda kalan mushaflarý fitneye sebebiyet
vermemesi ve elde sadece yazýlan nüshanýn kalmasý için en hýzlý olacak þekilde
yakýp yok etmiþtir."
Üzerinde Allah'ýn veya
Resulullah'ln (Sallallahu aleyhi ve Sellem) isminin yazýlý olduðu dirhemlerinin
kýrýlmamasý da bu saygýnýn gereklerindendir. Resulullah'ýn da (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) ortada herhangi bir mazeret yokken müslümanlarýn kullanýmýnda
olan dirhemlerin kýrýlmamasýný söylediði rivayet edilmiþtir. Bu mazeret de
dirhemin sahte veya eksik olmasý durumudur. Böylesi bir durumda müslümanlarýn
aldatýlmamasý için bu dirhemler kýrýlýr.
Dirhemlerin kýrýlmasýnýn
yasaklanmasýnýn baþka bir sebebi de üzerinde Allah'ýn veya Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) adýnýn yazýlý olduðu kaðýtlarýn yýrtýlmasýna
benzediði içindir. Zira böylesi bir durumda harfler kesilecek, kelimeler
daðýlacaktýr. Bu da o yazýnýn hafife alýnmasý, deðersiz görülmesi anlamýna
gelecektir. Bir mazeretten dolayý bir dirhem kýrýldýðý zaman da bunun günahý ve
vebali insanlarý aldatmak için onu bu þekilde eksik basa na olacaktýr. Onu bu
þekilde basmasý da onun kýrýlmasýný gerektirmiþtir. En doðrusunu da Allah
bilir."
1489- Beyhaki der ki:
"Bu hadisi rivayetleri güçlü olmayan Muhammed b. Fadi, babasý kanalýyla
Alkame b. Abdillah el-Mizini'den, o da babasýndan bildirmiþtir. Doðrusunu Allah
bilir."
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Mace 2/761 (2263).
1490- Ali b. Musa
et-Tiherti der ki: Abdullah'tan (veya Abdulmelik b. Mervin'dan) bir fils pis
bir kuyuya düþtü. On üç dinara birini kiralayýp bu bir filsi çýkardý. Neden
bunu yaptýðý sorulunca da: "çünkü üzerinde Yüce Allah'ýn ismi yazýlýydý"
dedi.
Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) eþlerine, Muhacirlerin ve Ensar'ýn çocuklarýna
saygý göstermek de Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) olan saygýdandýr.
Zira Resulullah'ln (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kureyþ'i öne geçirin ve
onlarýn önüne geçmeye çalýþmayýn" buyurduðu bildirilir. Bu da sadece
Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlardan biri olmasý
dolayýsýyladýr.
Tahric: Beyhaki,
es-Sünenü'l-Kübdi (3/121), Ýbn Ebi Asým, Sünne 2/637 (ýS21), Ebu Nuaym, Hilye (9/64)
ve Þafii, Müsned (s. 278).
Yine ibn Ömer'den naklen
bize bildirildiðine göre Ebu Bekr es-Sýddýk: "Ey insanlar! Muhammed'in
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) haklarýný ailesine gereken saygýyý göstererek
gözetin" demiþtir.- Buhari,fadail (4/210-217).
1491- Ali b. Zeyd
bildiriyor: Mus'ab b. ez-Zübeyr, Ensarlý bir topluluk liderini öldürtmeye
yeltendi. Enes b. Malik ona: "Allah aþkýna ve Resulullah'ýn (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) tavsiyesi için Ensar'dan birine bu þekilde davranma!"
deyince, Mus'ab: "Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlar
hakkýndaki tavsiyesi nedir?" diye sordu. Malik: "Ýçlerinden iyi
olanlarýn iyiliklerinin kabul edilmesi, kötülerinin ise kusurlarýnýn
affedilmesidir" deyince, Mus'ab oturduðu divandan yere inip kilim'e yapýþtý
(veya yüzünü yere yapýþtýrdý). Sonra: "Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) emri baþým gözüm üstünedir!" dedi ve adamý býraktý.
Tahric: Ali b. Zeyd (Ýbn
Cud';m) dolayýsýyla isnadý zayýftýr. 1447. hadiste zikredilmiþti.
Beyhaki der ki:
"Tema'ana ifadesi tevazu içinde boyun bükmektir. Hakkýný teslim etme
anlamýnda olduðunu söyleyenler de vardýr. Tema'ake lafzýyla da rivayet
edilmiþtir. Hocamýz hangisi olduðunu iyice aklýnda tutamamýþtýr."
1492- Muhammed b.
Abdillah el-Ensarý, babasýndan bildirir: Enes'in azatlýsý Cemile bana þunu
anlattý: "Enes, yanýna Sabit geldiði zaman bana: "Ey Cemile! Bana
koku getir de elime süreyim! Zira Ýbn Ümmü Sabit elimi öpmeden býrakmýyor ve:
''Elin Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) eline dokunmuþtur''
diyor" derdi.
Muhammed der ki:
"Cemile'yi ben de gördüm."
Onlardan biri olduðu
için Araplara saygý göstermek de Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
saygý içerisinde yer alýr.
Tahric: Ýsnadýnda
tanýmadýðým bir ravi vardýr. Ebu Ya'la, Müsned 6/212 (3493) ve Ebu Nuaym, Hilye
(2/327).
1493- Ýbn Ömer
bildiriyor: "Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurdu:
"Yüce Allah
mahlukatý yarattýktan sonra içlerinden insaný seçti. insanlarýn içinden de
Araplarý, Araplarýn içinden Mudar kabilesini. Mudar kabilesinin içinden
KureyÞ'i. KureyÞ'in içinden Haþim oðullarýný, Haþim oðullarý içinden de beni
seçti. Bundan dolayý Araplarý seven beni sevdiði için sevmiþ, Araplara buðzeden
de bana buðzettiði olduðu için buðzetmiþ olur." Sonrasýnda hadisi uzunca
bir metinle zikreder.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Adiy, el-Kamil (6/2207).
1494- Selman el-Farisi
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana: "Ey Selman!
Bana buðzetme. yoksa
dininden çýkmýþ olursun" buyurdu. Ona: "Ey Allah'ýn Resulü! Yüce
Allah bizi seninle hidayete erdirmiþken sana nasýl buðzedebilirim?"
dediðimde: "Araplara buðzederek bana buðzetmiþ olursun" buyurdu.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Tirmizi 5/723 (3927).
1495- Bera'nýn
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Araplarý
sevmek imandan. onlara buðzetmek ise nifaktandýr" buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýsnadýnda tanýmadýðým bir ravi vardýr.
Mana olarak aynýsýný
Þu'be, Adiy b. Sabit kanalýyla Bera'dan Ensar hakkýnda rivayet etmiþtir ve
mahfüz olaný da budur. Bu hadisin metni ise Heysem b. Cemmar'ýn Sabit'ten, onun
da Enes'ten bir rivayeti olarak bilinir.-Bu rivayet 1422. hadiste
zikredilmiþtir.
1496- Ýbn Abbas'ýn
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Araplan üç þeyden dolayý sevin: Ben Arap olduðum için, Kur'an Arapça
olduðu için, cennettekiler Arapça konuþacaðý için. ''
Ala b. Amr bunu Yahya b.
Yezid'den rivayette tek kalmýþtýr.
Ýsnadý zayýf bir
hadistir.
1497- Abdulmuheymin b.
Abbas b. Sehl b. Sa'd es-Saidi'nin, babasý kanalýyla dedesinden bildirdiðine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Kureyþlileri sevin! Zira onlarý sevenleri Allah da sever. ''
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Hasan b, Arefe, Cüz' 95-96 (92), Ýbn Ebi Asým, Sünne 2/641 (1541) ve Taberani,
el-Mu'cemu'l-Kebir 6/150 (5709).
1498- Ömer b. el-Hattab
der ki: Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Araplara sövenler
müþriklerin ta kendileridir" buyurduðunu iþittim.
Mutarrif bunu rivayet te
tek kalmýþtýr. Böylesi bir isnadla da münker bir hadistir.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Adiy, el-Kamil (6/2375-2376), Ukayli, ed-Du'afa (4/217) ve Hatib, Tarih
(10/294-295).
1499- Ebu Musa
el-Eþ'ari'nin bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle
buyurmuþtur: "Araplar için: ''Allahým! Araplardan sana iman edip tasdik
ederek huzuruna çýkan kiþileri hesap gününde baðýþla'' þeklinde dua ettim. Bu
da ibrahým'in -veya ismail'in, þüphe Mervan'a aittir- duasýdýr. Kýyamet gününde
Hamd sancaðý elimde olacaktýr. Bu sancaða insanlar içinde en yakýn Araplar
olacaktýr. ''
Isnadý zayýftýr.
1500- Hz. Ali der ki:
Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurduðunu iþittim:
"Ailemin, Ensar'ýn ve Araplarýn hakkýný tanýmayan kiþi üç sýnýftan
biridir. Ya münafýktýr, ya zina çocuðudur ya da annesi ona temiz deðilken
(haydý iken) hamile kalmýþtýr. "
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Adiy, el-Kamil (3/159, 160) Bak: Zehebi, Mizan (2/100).
Zeyd b. Cubeyre hadiste
güçlü biri deðildir. Doðrusunu da Allah bilir. Araplarýn ve Kureyþ'in
faziletine dair rivayetler, burada zikredilemeyecek kadar çoktur. Bazýlarýnýn
Arap olmayanlarýn Arap olanlara üstünlüðüne dair rivayet ettikleri bu ümmetin
baþlarýnda ilk neslinin uygulamasýna muhaliftir. Bu yönde rivayet edilen
hadislerin çoðu batýl olduðu için hadis alimlerinin böylesi rivayetlerle
iþtigal etmeleri de uygun deðildir.
Yüce Allah en üstün
peygamberlerini Araplardan seçtiði için, yine son Kitab'ýný Arap dilinde
gönderdiði için farzý kifaye babýndan olsa dahi insanlarýn bu dili öðrenmeleri
gerekli olmuþtur. Zira ancak bu þekilde Allah'ýn emir ve yasaklarýný, mükafat
ve cezalarýný öðrenebilir, Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) açýklama
ile tebliðlerini anlayabilirler. Kureyþlilerin diðer faziletlerinin yanýnda
liderlerinin Kureyþ'ten olacaðý yönünde Resulullah'ln {Sallallahu aleyhi ve
Sellem} hükmü de onlar için ayrýca bir fazilettir. Halimi bu konuyu ayrýntýlý
bir þekilde iþlemiþtir. isteyenler oraya bakabilir. -Halimi, el-Minhac
(2/150-178).
1501- Urve bildiriyor:
Hz. Aiþe, "Andolsun Allah, müminlere kendi içlerinden; onlara ayetlerini
okuyan, onlarý arýtýp tertemiz yapan, onlara kitab ve hikmeti öðreten bir
peygamber göndermekle büyük bir lütufla bulunmuþtur"[Al-i Ýmran 164]
ayetini açýklarken: "Bu, Araplara has olan bir lütuftur" demiþtir.
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (2/367).
1502- Süleyman b. Sard
bildiriyor: Ýbn Abbas, "Doðrusu bu, hem senin hem de kavmin için bir
zikirdir"[Zuhruf 44] ayetindeki "zikir" ile "Andolsun size,
içinde zikriniz bulunan bir kitap indirdik"[Enbiya 10] ayetindeki
"zikir" ifadesinden kastýn þeref ve onur olduðunu söylemiþtir.
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Baþka bir kanalla 1331. hadiste zikredilmiþti.
1503- Ýbn Abbas der ki:
"Arapça'yý ilk konuþan, yazýsýnýn da onun lafzý ve þivesiyle kayda geçtiði
ilk kiþi Ýsmail b. Ýbrahim'dir. Arapça'yý ilk önce
"Bismillahirrahmanirrahim" gibi harflerinin tümü bitiþik olacak
þekilde yazardý. Daha sonra onun oðullarý bitiþik olan bu yazýyý bazý
iþaretlerle ayrý yazmaya baþladýlar."
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Hakim, Müstedrek (2/552).
1504- Cabir'in
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "ýbrahim'e
Arapça dili ilham ile öðretildi" buyurmuþtur.
Bu hadisi Süfyan, o da
Cafer b. Muhammed'den, o da babasýndan, o da Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) mana olarak. aynýsýný mürsel olarak. rivayet etmiþtir ki mahfuz
olaný da budur.
Tahric: Ýsnadýnda bir
sakýnca yoktur, ancak merfU olarak rivayeti mahfuz deðildir. Hakim, Müstedrek
(2/343).
1505- Cabir bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu, bilen bir toplum için
Arapça bir Kur'an olarak ayetleri geniþçe açýklanmýþ bir kitaptýr"[Fussilet
3] ayetini okudu ve: "ismail'e bu dil (Arapça) ilham ile öðretildi"
buyurdu.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Hakim, Müstedrek (2/439).
Sabit bir rivayetle
Ma'mer, Kesir b. Kesir b. el-Muttalib ile Ebu Eyyub'den -her biri de bunu biri
diðerinden biraz eksik veya biraz fazlalýkla rivayet etmiþtir-, onlar da Said
b. Cübeyr'den Hz. Ýsmail, Zemzem ve Cürhüm kabilesinden bir topluluðun gelip
Mekke'nin aþaðý taraflarýnda yerleþmesi konusunda bir kýssa aktarýr. -Buhari,
enbiya (4/113-115).
Ýbn Abbas'ýn
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Bu durum ismail'in annesini çok sevindirmiþti, zira insanlarla bir arada
yaþamayý seven birisiydi. Cürhümlüler orada yerleþtiler, hatta birkaç aile
oldular. ismail yetiþme çaðýnda Arapça'yý onlardan öðrendi. Onlar da ismail'i
çok beðenince büyüdüðünde kendilerinden bir kýzla evlendirdiler. "
1506- Abdullalý b.
Bureyde bildiriyor: Babam: "Apaçýk Arap diliyle''[Þuara 195] ayetini
açýklarken: "Cürhümlülerin diliyle inmiþ bir kitaptýr" dedi.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Hakim, Müstedrek (2/439).
Bir sonraki konu için aþaðýdaki linke
týklayýn:
16.Þube: Kiþinin,
Cehenneme Atýlmayý Küfre Girmeye Tercih Edecek Kadar Dininde Tavizsiz Olmasý