|
Musibetlere; Nefsin Kapýldýðý Þehvet ve Zevklere Karþý
Sabretmek |
Yüce Allah:
"Sabrederek ve namaz kýlarak (Allah'tan) yardým dileyin. þüphesiz namaz,
Allah'a derinden saygý duyanlardan baþkasýna aðýr gelir"[Bakara 45]
buyurmaktadýr. Burada sabretmekle orucu kastetmektedir. Bu konuda bize
Mücahid'in þöyle dediði rivayet edildi: Bu da oruçta gündüzleri
alýþageldiðimiz, kiþiliðin tahrik etmesi ve nefsin onu istemesine raðmen yemeye
ve içmeye karþý sabretmektir. Bu sebeple Ramazan ayýna: "Sabýr Ayý"
denilmektedir. Bu konuda Oruç bölümünde hadisler geçmiþti. Yine sabýr konusunda
müþrik düþmanlarýn müslümanlarý öldürmesine karþý sabretmek olduðu
söylenmektedir. Sonra: "þüphesiz namaz, Allah'a derinden saygý duyanlardan
baþkasýna aðýr gelir"[Bakara 45] ayetini okuyup þöyle dedi: "Bu
konuda: "Burada sadece namaz kastedilmektedir" denilmiþtir. Ayrýca
þöyle de denilmiþtir: "Burada hem namaz, hem de oruç kastedilmektedir.
Çünkü her ikisi de birer haslet veya bir itaat veya bir fiildir. Sanki burada:
"Her iki haslet te Allah'a derinden saygý duyanlardan baþkasýna aðýr
gelir" buyurmuþtur. Çünkü "Onlar, kesinlikle Rablerine
kavuþacaklarýný ve O'na döneceklerini düþünen ... kimselerdir."[Bakara 46]
Onlar Rablerine oruçlu ve namaz kýlarken kavuþmak isterler. Yüce Allah:
"Ey iman edenler! Sabrederek ve namaz kýlarak Allah'tan yardým dileyin.
þüphe yok ki, Allah sabredenlerle beraberdir''[Bakara 153] buyurmaktadýr. Bu
ayette de þiddete karþý sabretmek kastedilmektedir. Çünkü Allah, sabredenleri:
"Allah yolunda öldürülenlere ''Ölüler'' demeyin. Hayýr, onlar diridirler.
Ancak siz bunu bilemezsiniz. Andolsun ki sizi biraz korku ve açlýkla, bir de
mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele. Onlar;
baþlarýna bir musibet gelince, ''Biz þüphesiz (her þeyimizle) Allah'a aidiz ve
þüphesiz O'na döneceðiz'' derler. Ýþte Rableri katýndan maðfiret ve merhamet
onlaradýr. Doðru yola ulaþtýrýlmýþ olanlar da iþte bunlardýr''[Bakara 154-157]
buyurarak övmektedir." Sonrasýnda Mücahid bu ayet hakkýnda uzun uzun
açýklamalar yapmýþtýr .
9232- Zeyd b. Ali b.
Hasan, babasýndan bildiriyor: Ýbn Abbas bir yolculuðunda iken ailesinden
birinin vefat haberini alýnca iki rekat namaz kýldý. Sonra: "Allah'ýn
bize: ''Sabýr ve namaz ile Allah'tan yardým isteyin''[Bakara 45] ayetinde
emrettiði gibi yaptýk" dedi.
Tahric: Ýsnadýnda bir
sakýnca yoktur. Hakim, Müstedrek (2/269, 270) Bak: Suyuti, Dürrü'lMensur
(1/163).
9233- Uyeyne b.
Abdirrahman, babasýndan bildiriyor: Ýbn Abbas bir yolculuktayken kardeþi
Kusem'in vefat haberini alýnca: "Ýnna lillahi ve inna ileyhi raciun
(=þüphesiz biz Allah'a aidiz ve Ona döneceðiz) deyip yolun kenarýna geçerek,
kadeyi uzattýðý iki rekat namaz kýldý. sonra bineðine binmek için giderken:
"Sabrederek ve namaz kýlarak (Allah'tan) yardým dileyin. þüphesiz namaz,
Allah'a derinden saygý duyanlardan baþkasýna aðýr gelir"[Bakara 45] ayetini
okudu.
Tahric: Ýbn Cerir, Tefsir
(1/260) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/163).
9234- Ubade b. Muhammed
b. Ubade b. es-Samit anlatýyor: Ubade vefat edeceði zaman: "Döþeðimi evin
avlusuna çýkarýn" dedi. Sonra:" Kölelerimi, hizmetkadarýmý,
komþularýmý ve yanýma girip çýkan herkesi toplayýn" dedi. Hepsi yanýna
toplandýðýnda þöyle dedi: "Muhakkak þu günümü dünyada geçirdiðim son gün
ve ahiret gecelerimden ilk gece olarak görüyorum. Bilmiyorum, belki elimle
yahut dilimle sizi üzmüþ olabilirim. Caným elinde olana yemin olsun ki, kýyamet
kýsasý icab ettirir. Þimdi ruhum bedenimden ayrýlmadan önce sizden hanginizin
üzerimde böyle bir hakký varsa ýsrarla hemen bu hakkýný benden almasýný
istiyorum." Oradakiler: "Sen ancak bizim için bir baba ve terbiye
edici idin" dediler. Kendisi hiçbir hizmetkarýna asla kötü söz
söylememiþti. O: "Bana haklarýnýzý baðýþladýnýz mý?" deyince
"Evet" dediler. O da:"Allahým! Þahid ol" dedi. Sonra þöyle
devam etti: "Vasiyetimi iyi belleyin. Vefatýmdan dolayý sakýn kimse
aðlamasýn. Ruhum çýktýðý zaman güzelce abdest alýn. Sonra her biriniz mescide
girip namaz kýlsýn ve hem Ubade için, hem kendisi için baðýþlanma dilesin. Zira
Yüce Allah: ''Sabýr ve namaz ile Allah 'tan yardým isteyin''[Bakara 153]
buyuruyor. Sonra acele olarak beni kabrime götürün. Arkamdan meþalelerle
gelinmesin ve altýma kadife serilmesin.''
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Hafýz Ebu Süleyman er-Rabai, Vasaya'l-Ulema (sh. 48, 49) Bak: Suyuti,
Dürrü'l-Mensur (1/163).
9235- Humeyd b.
Abdirrahman b. Avf'ýn bildirdiðine göre ilk muhacir kadýnlardan olan annesi
Ümmü Gülsüm binti Ukbe: "Sabýr ve namaz ile Allah'tan yardým
isteyin"[Bakara 45] ayeti hakkýnda þöyle demiþtir: Bir gece Abdurrahman b.
Avf kendinden geçince yanýndakiler vefat ettiðini zannettiler. Bunun üzerine
mescide çýkýp ayette emredildiði gibi namazIa yardým istemek için namaz kýldým.
Abdurrahman kendine gelince: "Demin bayýldým mý?" diye sordu.
Yanýndakiler: "Evet" cevabýný verince, Abdurrahman þöyle dedi:
"Doðru söylediniz. Demin yanýma iki melek gelip: ''Yürü seni Aziz olan
Allah'ýn huzurunda hesaba çekeceðiz'' dediler. Baþka bir melek: "Geri
dönün. Bu kiþi, daha anne karnýndayken bahtiyar olduklarý yazýlan
kiþilerdendir. Býrakýn oðullarý onunla Allah'ýn dilediði kadar beraber
olsunlar'' dedi." Abdurrahman b. Avf, bu olaydan sonra bir ay daha yaþayýp
vefat etti.
Tahric: Ýsnadý ceyyiddir.
Ýbn Sa'd, et-Tabakat (8/135) ve Hakim, Müstedrek (2/307). Bak: Suyuti,
Dürrü'l-Mensur (1/163,164)
9236- Bukeyr b. Ma'ruf
bildiriyor: Mukatil b. Hayyan: ''Sabrederek ve namaz kýlarak (Allah'tan) yardým
dileyin. þüphesiz namaz, Allah'a derinden saygý duyanlardan baþkasýna aðýr
gelir" [Bakara 45] ayetini açýklarken þöyle dedi: "Ahireti istemeye
farzlarý yerine getirmede sabýrla ve namaz kýlmakla yardým isteyiniz. Namazý
hakkýný vererek vaktinde, kýraatine, rüku'una, secdelere, tekbirlere ve
teþehhüde Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) salavat getirmeye, namaza
baþlamadan temizlik kurallarýný hakkýyla yerine getirmeye dikkat ediniz.
Namazýn hakkýný vermek budur. "þüphesiz namaz, Allah'a derinden saygý
duyanlardan baþkasýna aðýr gelir"[Bakara 45] ayetinde kastedilen ise,
kýblenin Beytu'l-Makdis'ten Kabe'ye döndürülmesi münafýk ve Yahudilerin aðýrýna
gitmesidir. Huþu sahipleri ile de mütevazý olanlar kastedilmektedir. ''
Tahric: Ýsnadýnda bir
sakýnca yoktur. Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/164).
9237- Rabi' bildiriyor:
Ebu'ý-Aliye: "Allah yolunda öldürülenlere ''Ölüler'' demeyin. Hayýr, onlar
diridirler. Ancak siz bunu bilemezsiniz"[Bakara 154] ayetini açýklarken:
"Onlar diridirler ve yeþil kuþlar suretinde (içinde) cennette
dilediklerince dolaþýrlar, diledikleri þeylerden yerler" dedi.
"Andolsun ki sizi biraz korku ve açlýkla, bir de mallar, canlar ve
ürünlerden eksilterek deneriz''[Bakara 154] ayeti hakkýnda ise: "Bütün
bunlarla onlarý denedi ve daha aðýr olan þeylerle de deneyecektir" dedi.
"Sabredenleri müjdele. Onlar; baþlarýna bir musibet gelince, ''Biz
þüphesiz (her þeyimizle) Allah'a aidiz ve þüphesiz O'na döneceðiz'' derler.
Ýþte Rableri katýndan maðfiret ve merhamet onlaradýr''[Bakara 155-157] ayetleri
hakkýnda ise: "Rahmet ve merhamet sabredip te istirca edenleredir"
dedi.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Cerir, Tefsýr (2/39, 41, 43) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/375).
9238- Ali b. Ebi Talha
bildiriyor: Ýbn Abbas: "Andolsun ki sizi biraz korku ve açlýkla, bir de
mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz"[Bakara 155] ayetini
açýklarken þöyle dedi: "Yüce Allah ayette dünya hayatýnýn imtihan yurdu
olduðunu ve bu yönde kendilerini sýnayýp imtihan edeceðini müminlere
bildirmektedir. Sonrasýnda bunlar karþýsýnda sabretmelerini emretmiþ ve:
"Sabredenleri müjdele"[Bakara 155] buyurarak bu konuda sabýr
gösterenlerin mükafatýný vereceðini müjdelemiþtir. Sonra peygamberlerini ve has
dostlarýný tertemiz amelleriyle bu þekilde denediðini bildirerek: ''Peygamber
ve onunla beraber müminler ... darlýða ve zorluða uðramýþlar ve
sarsýlmýþlardý''[Bakara 214] buyurmuþtur. Burada darlýkla fakirlik
kastedilmektedir. Zorlukla, çeþitli hastalýklar, sarsýlmakla da karþýlaþtýklarý
fýtneler ve insanlarýn kendilerine olan eziyetleri kastedilmektedir."
Tahric: Ýsnadý
munkatý'dýr. Ýbn Cerir, Tefsýr (2/41) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/376).
9239- Mücahid der ki:
Ömer b. el-Hattab: "Bu ne güzel denkliktir, bu ne güzel bir ilavedir"
dedi ve: "Ýþte Rableri katýndan maðfiret ve merhamet onlaradýr. Doðru yola
ulaþtýrýlmýþ olanlar da iþte bunlardýr''[Bakara 155- 157] ayetini okudu.
Tahric: Ýsnadýnda
kopukluk vardýr. Hakim, Müstedrek (2/270) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/378).
9240- Ali b. Ebi Talha
bildiriyor: Ýbn Abbas: "Onlar; baþlarýna bir musibet gelince, ''Biz
þüphesiz (her þeyimizle) Allah'a aidiz ve þüphesiz O'na döneceðiz''
derler"[Bakara 156] ayetini açýklarken þöyle demiþtir: "Allah,
emirlerine riayet eden ve musibete maruz kaldýðýnda: "Ýnna lillahi ve inna
ileyhi raciun" teslimiyetini gösterenlere üç hayýrlý hasleti vereceðini
bildirmiþtir ki bunlar da Yüce Allah'ýn maðfýreti, rahmeti ve doðru yolu
bulmadýr. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Musibete maruz
kaldýðýnda: ''inna lillahi ve inna ileyhi raciun (=Biz Allah'a aidiz ve sonunda
O'na döneceðiz)'' diyen kiþinin Yüce Allah o musibetini giderir, akýbetini
güzel kýlar ve onu içinde bulunduðu durumdan daha hayýrlý bir duruma
getirir" buyurmuþtur.''
Tahric: Ýsnadý zayýftýr,
ancak isnadýnda kopukluk yoktur. Ýbn Cerir, Tefsir (2/42) Bak: Suyuti,
Dürrü'l-Mensur (1/376).
9241 - Cuveybir
bildiriyor: Dahhak "Onlar; baþlarýna bir musibet gelince, ''Biz þüphesiz
(her þeyimizle) Allah'a aidiz ve þüphesiz O'na döneceðiz'' derler"[Bakara
156] ayetini açýklarken: "Bu ayet, takvaya tutunan ve farzlarý yerine
getiren herkesi muhatap almaktadýr" dedi.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/377).
9242- Said b. Cübeyr der
ki: Bu ümmet dýþýnda önceki hiçbir ümmete istirca (Ýnna lillahi ve-inna ileyhi
raciun, sözü) verilmiþ deðildir. Baksana Hz. Yakub bu söz yerine: "Vah
Yusufa vah!''[Yusuf 84] demiþ.
Zayýf kiþilerden olan
biri, bu hadisi Ýbn Abbas'a, ondan da Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) dayandýrmýþtýr.
Tahric: Ýsnadý
hasendir.Ýbn Cerir, Tefsýr (2/43) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/377).
9243- Abdullah b. Amr der
ki: Dört haslet vardýr ki bunlara sahip olan kiþiye Yüce Allah cennette bir ev
inþa eder. Birincisi, kiþinin tüm iþlerinin baþý ve özünün: "La ilahe
illallah" olmasýdýr. Ýkincisi, baþýna bir musibet geldiði zaman:
"Ýnna lillahi ve inna ileyhi raciun" demesidir. Üçüncüsü, kendisine
bir nimet verildiði zaman: "Elhamdulillah" demesidir. Dördüncüsü de,
bir günah iþlediði zaman: "Estaðfýrullah" demesidir.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Ebi Dünya, eþ-Þükr (205) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/378)
9244- Ebu Hureyre'nin
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Birinizin
ayakkabýsýnýn baðý koptuðu zaman bile: ''Ýnna lillahi ve inna ileyhi raciun''
desin. Zira bu da bir musibettir" buyurmuþtur.
Hafs b. Giyas ve baþkasý
bunu Yahya b. Ubeydillah kanalýyla rivayet etmiþtir.
Tahric: Ýsnadý çok
zayýftýr. Ýbn Adiy, el-Kamil (7/2661), Bezzar, Müsned (4/30) ve Taberani, M.
el-Kebir (7/337).
9245- Abdullah b. Halife
der ki: Bir defasýnda Ömer b. el-Hattab'ýn ayakkabýsýnýn baðý kopunca:
"Ýnna lillahi ve inna ileyhi raciun" dedi. Arkadaþlarý kendisine:
"Ey Müminlerin emiri! Ne oldu?" deyince: "Ayakkabýmýn baðý koptu
ki bu hoþuma gitmedi. Kiþinin hoþuna gitmeyen bir þey de onun için bir
musibettir" karþýlýðýný verdi.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/380).
9246- Fatýma
binti'l-Hüseyn'in babasýndan bildirdiðine göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Yüce Allah, baþýndan bir musibet geçip de daha sonra onu
hatýrladýðýnda: ''inna lillahi ve inna ileyhi raciun'' diyen kiþiye, musibetin
üzerinden hayli zaman geçmiþ olsa dahi baþýna geldiði günkü gibi bir sevap verir"
buyurmuþtur.
Tahric. Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Mace 1/510 (1600).
Hiþam bunu rivayette tek
kalmýþtýr. Said b. Ebi Eyyub bunu Ýbrahim b.
Muhammed es-Sekafi
kanalýyla Hiþam b. Ebi Hiþam'dan, o da Hz. Aiþe'den, o da Allah Resulü'nden
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) rivayet etmiþtir. Yine Muhammed b. Ýbrahim
es-Sekafi bunu, Hiþam b. Ebi Hiþam kanalýyla Hz. Aiþe'den, o da Allah
Resulü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayný þekilde rivayet etmiþtir.
Buhari: "Hiþam,
Ýbnu'l-Mikdam'dýr ve hadisi sahih deðildir" demiþtir. - Buhari, et-Tarihu'l-Kebir (1/1/287). -
Buhari, et-Tarihu'l-Kebir (1/1/287).
9247- Allah Resulü'nün
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) eþi Ümmü Seleme der ki:
Resulullah'ýn (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Bir kul musibete uðradýðý zaman: ''Ýnna lillahi ve
inna ileyhi raciun! Allahým' Bu musibete sabrýmýn ecrini ver ve daha hayýrlý
bir durum ihsan et'' diye dua ederse, Allah mutlaka bu musibetten dolayý ecrini
verir ve daha hayýrlý bir durum ihsan eder" buyurduðunu iþittim. (Kocam)
Ebu Seleme vefat ettiði zaman Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
buyurduðu gibi dua ettim. Bunun üzerine Allah, Ebu Seleme'den daha hayýrlý
birini, Allah Resulü'nü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana eþ olarak ýnsan
etti.
Ýsnadý hasendir.
9248- Baþka bir kanalla
bu hadisin aynýsý rivayet olunmuþtur.
Ýsnadý sahihtir.
Müslim bunu Muhammed b.
Abdillah b. Numeyr kanalýyla rivayet etti.- Müslim 1/632,633 (4,5).
9249- Ebu Sinan der ki:
Oðlum Sinan'ý defnettiðim zaman Ebu Talha elHavlani mezarýn kenarýnda oturmuþtu
ve þöyle dedi: "Dahhak b. Abdirrahman'ýn, Ebu Musa kanalýyla bildirdiðine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur: "Bir
kulun çocuðu vefat ettiði zaman Allah, meleklere: ''Kulum ne dedi?'' diye sorar.
Melekler: ''Sana hamd ve istircd etti'' cevabýný verince, Yüce Allah: ''Ona bir
ev inþa edin ve adýný 'Hamd evi' koyun'' buyurur."
Ebu Usame bunu bir
sonraki hadiste geçtiði üzere mevküf olarak aktarmýþtýr.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Tirmizý 3/341 (1021).
9250- Ebu Musa anlatýyor:
Bir kulun çocuðu vefat ettiði zaman o kulun ne dediðini en iyi Allah bilir.
Zira Yüce Allah, meleklerine: "Kulumun çocuðunun ruhunu kabzettiniz
mi?" buyurur. Melekler: "Evet ey Rabbimiz!" deyince, Allah: "Kulum
ne dedi?" diye sorar. Melekler: "Sana hamd ve istirca etti"
cevabýný verince, Yüce Allah: "Onun gönlünün meyvesini kopardýnýz, o, bana
hamd ve istirca etti. Ona bir ev inþa edin ve adýný ''Hamd evi'' koyun"
buyurur.
Ýsnadý zayýf ve mevkuf
bir hadistir.
9251 - Enes'in bildirdiðine
göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Asli sabrýn, musibetle ilk
karþliaþlidýðýnda gösterilmesi gerekir" buyurmuþtur.
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Tayalisý, Müsned sh. 272 (2040).
9252- Sabit anlatýyor:
Enes'in, ailesinden bir kadýna þöyle dediðini iþittim: "Filan kadýný
tanýyor musun? Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o kadýnýn bir mezar
üzerinde aðladýðýný gördü ve: ''Allah'tan kork ve sabret'' buyurdu. Kadýn:
''Beni rahat býrak! Zira benim baþýma gelen senin baþýna gelmiþ deðil''
karþýlýðýný verdi. Kadýna: ''O kiþi Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
idi'' denilince ölecek gibi oldu ve peþinden gitti. Evine geldiðinde kapýda
kimseler yoktu. Yanýna girdi ve: ''Ey Allah'ýn Resulü! Seni tanýyamadým'' dedi.
Hz. Peygamber de (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: ''Asil sabrýn, musibetle
ilk karþliaþildýðýnda gösterilmesi gerekir'' buyurdu."
Ýsnadý sahihtir.
Buhari ve Müslim bunu
Þu'be kanalýyla rivayet ettiler.(1) Gunder, Þu'be'den olan rivayetinde:
"......." ifadesi yerine "..........." ifadesini
kullanmýþtýr.(2)
(1) Buhari, cendiz (2/79)
ve Müslim 1/637 (15). - (2) Buhari, cenaiz (2/84) ve Müslim 1/637 (15).
Halimi der ki: Yüce
Allah, Peygamber'ine: "Peygamberlerden azim sahibi olanlarýn sabrettiði
gibi sen de sabret; inkarcýlar için acele etme"[Ahkaf 35] ve: "Eðer
ceza vermek isterseniz size yapýlanýn aynýyla mukabele edin. Sabrederseniz and
olsun ki bu, sabredenler için daha iyidir. Sabret, senin sabrýn ancak Allah'ýn
yardýmýyladýr; onlara üzülme, kurduklarý düzenlerden de endiþe etme''[Nahl 126,
127] buyurdu. Kendisine geçmiþteki peygamber kardeþlerinin sabrettiði gibi
kavminin ezasýna sabretmesini emretti. Onlar Allah'ýn emirlerini layýkýyla
yerine getirmeye ve kalplerini ileride kavimlerinden gelecek þeylere
alýþtýrmaya çalýþmaktaydý. Onlarýn küfürlerine ve ezasýna karþýlýk Allah
katýnda kendileri için cezalar vardýr. Bundan dolayý Allah, Peygamber'ine
onlarý cezalandýrmakta acele etmemesini emretti.
9253- Ebu Hureyre
bildiriyor: Hamza þehit edildiði zaman Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) yanýnda durup öyle bir þeye baktý ki daha önce kalbi böylesine acýtacak
bir þeye asla bakmamýþtý. Ona baktýðýnda musle yapýlýp uzuvlarýnýn kesildiðini
görmüþtü ki: "Allah 'ýn rahmeti üzerine olsun. Bildiðim kadarýyla sen çok
hayýr iþler ve akrabalarýný ziyaret ederdin. Senden sonra sana olan hüznümüz
olmasa, Allah'ýn seni ayrý ayrý ruhlarýndan haþretmesi için öylece býrakmak
beni mutlu ederdi. Vallahi! Senin yerine onlardan yetmiþ kiþiye musle yapacaðým"
buyurdu. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha durmuþken Cibril, Nahl
Süresi'nin son ayetlerinden: "Eðer ceza verecekseniz, size yapýlanýn
misliyle cezalandýrýn. Eðer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha
hayýrlýdýr"[Nahl 126] ayeti ile geldi. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yemin kefareti verdi ve yapmak istediði þeyden
vazgeçip sabretti.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Sa'd, Tabakat (3/13, 14), Bezzar, Müsned (2/326), Beyhaki, Delail (3/288),
Taberani, M. el-Kebir 3/156, 157 (2936) ve Hakim, Müstedrek (3/197) Bak:
Suyuti, Dürrü'l-Mensur (5/179).
9254- Ubey b. Ka'b
bildiriyor: Uhud savaþýnda Ensar'dan altmýþ dört kiþi, Muhacir'lerden
aralarýnda Hamza'nýn da bulunduðu altý kiþi þehid edilmiþti. Müþrikler musle
yaparak þehitlerin uzuvlarýný kesmiþti. Ensar: "Eðer baþka bir savaþta biz
de onlardan öldürürsek, bize yaptýklarýndan daha fazlasýný yapacaðýz"
dediler. Mekke fethi gününde içlerinden kim olduðu bilinmeyen bir kiþi:
"Bu günden sonra Kureyþ'in iþi bitmiþtir (kökü kazýnacaktýr)" diye
seslenince, Allah, Peygamber'ine: ''Eðer ceza verecekseniz, size yapýlanýn
misliyle cezalandýrýn. Eðer sabrederseniz, elbette bu, sabredenler için daha
hayýrlýdýr"[Nahl 126] ayetini indirdi. Bunun üzerine ResuluHah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Kimseye dokunmayýn, kimseye dokunmayýn!" buyurdu.
Hafýz (Ebu Abdillah
el-Hakim) der ki: "Ýsa, Ebu'l-Munib el-Ateki'nin kendisidir."
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Tirmizi, tefsir 5/299,300 (3129).
9255- Yüsuf b. Abdillah
b. Selam der ki: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ailesi bir
sýkýntýya veya darlýða düþtüðü zaman onlara namazý emreder ve: ''Ailene namaz
kýlmalarýný emret, kendin de onda devamlý ol''[Ta ha 132] ayetini okurdu.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Taberani, M. el-Evsatl/487 (890).
9256- Rabi' b. Enes
bildiriyor: Ebu'ý-Aliye: "Peygamberlerden azim sahibi olanlarýn sabrettiði
gibi sen de sabret,[Ahkaf 35] ayetini açýklarken þöyle demiþtir: "Bunlar
üç kiþiydi ve Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dördüncüleriydi. Bu
peygamberler; Nüh, Hüd ve Ýbrahim'dir. Muhammed de (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) dördüncüleri idi. Resulullah'a da (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlarýn
sabrettiði gibi sabretmesi emredilmiþtir."
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Suyuti, Dürrü'l-Mensur (7/454).
9257- Ebu Said el-Hudri
bildiriyor: Ensar'dan bazý kimseler Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gelip bir þeyler isteyince Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara
istediklerini verdi. Yanýna gelip de ondan bir þeyler isteyen herkese bir
þeyler verdi. Yanýnda verebileceði bir þey kalmayýnca da þöyle buyurdu:
"Yanýmýzda bulunan
bir malý saklayýp da sizden esirgeyecek deðiliz. Ancak iftetti olmak isteyeni
Allah iftetti kýlar. Kanaat ederek dilenmekten kaçman kimseyi Allah kimseye
muhtaç etmez. sabýr isteyene de sabýr verir. Size verilenler içinde sabýrdan
daha hayýrlý ve daha geniþ bir þey de bulamazsýnýz ...
Tahric: Sahih bir
hadistir. Beyhaki, Edeb (1985).
9258- Ebu Said el-Hudri
der ki: Ensar'dan bazý kimseler Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gelip bir þeyler isteyince Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onlara
istediklerini verdi. Yanýna gelip de ondan bir þeyler isteyen herkese bir
þeyler verdi. Yanýnda verebileceði bir þey kalmayýnca da þöyle buyurdu:
"Yanýmýzda bulunan bir maiý saklayýp da sizden esirgeyecek deðiliz. Ancak
iffetli olmak isteyeni Yüce Allah iffetli kýlar. Kanaat ederek dilenmekten
kaçman kimseyi Allah kimseye muhtaç etmez, sabýr isteyene de sabýr verir. Size
verilenler içinde sabýrdan daha hayýrlý ve daha geniþ bir þey de
bulamazsýnýz."
Buhari bunu Sahih'te
Ebu'l-Yeman kanalýyla ve Müslim bunu "Abd b.
Humeyd -
Abdürrezzak" kanalýyla rivayet etti.
Tahric: Sahih bir
hadistir. - Buhari, rikak (7/183), - Müslim, zekat (1/729).
9259- Hasan( -ý Basri)
der ki: "Ýman, sabýr ve müsamahakar olmaktýr.
Yani Allah'ýn haram
kýldýklarýný yapmamaya ve farz kýldýklarýný eda etmeye sabýr göstermektir.''
Bu, Hasan'ýn sözüdür.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
el-Lalekai, Þerh Usul Ý'tikad ehli's-Sünne 4/846 (1578) Bak: Suyuti,
Dürrü'l-Mensur (1/161).
9260- Cabir b. Abdillah
der ki: Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ýn Resulü!
Hangi amel daha üstündür?" denilince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Sabýr ve müsamahakar olmaktýr" buyurdu.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Ýbn Ebi Þeybe, Kitabü'lÝman (43) Bak: Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/161).
9261- Cabir'in
bildirdiðine göre Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iman hakkýnda
sorulunca: "(iman) sabýr ve müsamahakar olmaktýr" buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ebu Ya'la, Müsned 3/380 (1854), Ýbn Adiy, el-Kamil (7/2612) ve Ýbn Hibban,
el-Mecruhin (3/103) Bak: Zehebi, el-Mizan (4/472).
9262- Abdullah b. Ubeyd
b. Umeyr el-Leysý, babasý kanalýyla dedesinden bildiriyor: Ben, Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanýndayken bir adam geldi ve: "Ey Allah'ýn
Resulü! Ýman nedir?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Sabýr ve müsamahakar olmaktýr" buyurunca, adam: "Ey Allah'ýn
Resulü! Hangi müslüman daha üstündür?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Müslümanlarýn dilinden ve elinden selamette olduklarý
kimsedir" cevabýný verince, adam: "Ey Allah'ýn Resulü! Hangi hicret
daha üstündür?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kötülükten uzaklaþanýn hicreti" buyurunca, adam: "Ey Allah'ýn
Resulü! Hangi cihad daha üstündür?" diye sordu. Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Savaþçýnýn atýnýn öldürüldüðü ve kendi kanýnýn
döküldüðü cihad" buyurunca, adam: "Ey Allah'ýn Resulü! Hangi sadaka
daha üstündür?" diye sordu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Malý az olanýn kendini zora sokmasýna raðmen vermesidir" cevabýný
verince, adam: "Ey Allah'ýn Resulü! Hangi namaz daha üstündür?" diye
sordu. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kýyamý uzun olan
namazdýr" cevabýný verdi.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Taberani, M. el-Kebir 17/48 (103) Bak: Suyuti, ed-Dürrü'l-Mensur (1/160).
Ebu Bedr el-Halebi bunu
Abdullah b. Ubeyd b. Umeyr kanalýyla babasýndan, o da Allah Resulü'nden
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) aktarmýþtýr.
- Taberani, M. el-Kebir 17/49 (105).
9263- Ubade b. es-Samit
der ki: Bir adam: "Ey Allah'ýn Resulü! Hangi amel daha üstündür?"
diye sorunca, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sabýr ve müsamahakar
olmaktýr" cevabýný verdi. Adam: "Bundan daha üstün olanýný söylemeni
istiyorum" deyince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah'ýn takdir ettiði bir konuda O'nu suçlama" buyurdu.
Tahric: Ýsnadý zayýftýrve
tabileriyle sahih hadistir. Ahmed, Müsned (5/318, 319, 4/385) ve Buhari, Halk'u
EfýHi'l-Ýbad (sh. 22) ve Ýbn Nasr el-Mervezi, Salat (143).
9264- Enes'in
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "iman iki
parçadýr. Bir yarýSý sabýrda, diðer yarýSý þükürdedir" buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý çok
zayýftýr. Haraiti, Fadailü'þ-Þükr (19) ve Sehmi, Tarihu Cürcan (sh.469).
9265- Abdullah (b.
Mes'ud)'un bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Sabýr imanýn yarýSýdýr. Yakin ise imanýn tamamýdýr" buyurmuþtur.
Yakub bunu el-Mahzumi
kanalýyla rivayette tek kalmýþtýr. Bilinen de bir sonraki hadiste geçtiði gibi
Ýbn Mes'ud'un sözü olarak rivayet ettiði hadistir.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Hatib, Tarih (13/226), Ebu Nuayýn, Hilye (5/34), Hafýz, Lisan (5/152) ve
Ýbnu'l-Cevzi, el-Ýlelü'l-Mütanahiye (2/330, 331).
9266- Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: "Sabýr imanýn yarýsýdýr. Yakin ise imanýn tamamýdýr.''
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Taberani, M. el-Kebir 9/107 (8544).
9267- Hz. Ali der ki:
"Þu beþ þeyi iyi ezberleyin. Eðer bunlarý birilerinden öðrenmek için yola
düþecek olursanýz siz ulaþmadan bunlar yok olup gider. Kul kendi suçundan baþka
bir þeyden korkmasýn. Allah'tan baþka kimseden bir þey beklemesin. Cahil kiþi
bilmediðini sormaktan utanmasýn. Alim kiþi bilmiyorsa: "Allah daha iyi
bilir" demekten utanmasýn. Sabýr insanda baþ konumundadýr. Eðer baþ
kesilirse cesedin gerisi kokuþup bozulur. Sabrý olmayan kiþinin de imaný
olmaz."
Baþka birinin rivayetinde
ise: "Cesedin gerisi telef olup gider" þeklindedir.
Tahric: Ýsnadýnda
Hakim'in tanýmadýðým hocasý vardýr. Abdürrezzak, Musannef 11/469, 470 (21031).
9268- Hasan( -ý
Basri)'nin bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Benliðini dünyanýn kaygýlarý içine sok.
Fakat oradan sabýrla çýk. Nefsin hakkýnda bildiklerin seni insanlara
karþý sabýrsýz davranmaktan alýkoysun" buyurmuþtur.
Tahric: Suyuti,
Dürrü'l-Mensur (1/161).
9269- Huzeyfe der ki:
"Sabra alýþýn; zira baþýnýza (gerçek) musibetin gelmesi pek yakýndýr.
Fakat yine de bizim Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber
yaþadýðýmýz musibeti yaþayamazsýnýz.''
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ebu Nuaym, Hilye (1/238).
9270- Uveymir b.
el-Ecda', Zübeyr ailesinin azatlýsý Yahnes'ten bildiriyor: Kendisi siyasi
kargaþalar döneminde Abdullah b. Ömer'in yanýnda oturmaktaydý. Bu sýrada azadý
bir cariyesi gelip: "Ey Ebu Ab diHah ! Buradan gitmek istiyorum, zor
günler geçiriyoruz" deyince, Abdullah: "Otur ey ahmak! Zira ben Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): ''Her kim (Medine'nin) darlýk ve kýtlýðýna
katlanýrsa mutlaka kiyamet günü ben ona þahid ve þefaatçi olacaðým''
buyurduðunu iþittim" dedi.
Müslim bunu Sahih'te
Yahya b. Yahya kanalýyla rivayet etti.
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
- Müslim 1/1004 (483).
9271- Bera b. Azib'in
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Dünyada iken hýrslarýnýn peþinden giden kiþinin, kýyamet gününde arzu ve
istekleri önüne engel konulur. Varlýklý olan kiþilerin süslerinde (mallarýnda)
gözü kalan kiþi, dünya semasýnda bulunanlar tarafýndan aþaðýlanýr. Þiddetli
açlýða en güzeliyle sabreden kiþiyi ise Yüce Allah, cennetteki Firdevs
bahçelerinden istediði yere yerleþtirir.''
Ýsmail b. Amr el-Beceli
bunu rivayette tek kalmýþtýr.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Taberani, M. es-Saðir (2/108) ve Ebu Nuaym, Zikru Ahbar lsbehan (2/316).
9272- Abdullah b. Amr'ýn
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Müslüman olup rýzký
kendisine yetecek kadar olan ve buna sabreden kiþi, kurtuluþa ermiþtir"
buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Müslim 1/370 (125).
9273- Ebu'l-Huveyris'in
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah'ýn,
kendisine yetecek kadar rýzýk verip te buna sabreden kiþiye ne mutlu"
buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Suyuti, Dürrü'l-Mensur (1/161).
9274- Ebu'l-Ala Yezid b.
eþ-Þýhhir der ki: Resulullah'ý (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gören Ahmed b.
Süleym'in bildirdiðine göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah kulunu ona verdiði þeyle imtihan eder. Kim Allah'ýn verdiðine razý
olursa Allah ona rýzkýný bereketli kýlar ve geniþletir. Razý olmayanýn rýzkýný
ise bereketli kýlmaz" buyurmuþtur.
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Ahmed, Müsned (5/24) ve Ebu Nuayýn, Hilye (2/213).
Beyhaki der ki: Hakim Ebu
Abdillah'ýn kitabýnda ravi "Ahmed" þeklinde (dal) harfi ile
geçmektedir. Ancak bunun yanlýþ olduðunu ve doðrusunun "Ahmer" olarak
(ra) harfiyle olmasý gerektiðini düþünmüþtür. Ben de (ra) harfi ile Ahmer b.
Muaviye b. Süleym olduðunu düþünüyorum. Ýbn Mende bunu sahabiler arasýnda
zikretmiþtir. Hammad b. Zeyd bunu Ytinus kanalýyla zikrederek: "Süleym
oðullarýndan bir kiþinin bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
þöyle buyurmuþtur" demiþ ve söz konusu hadisi aktarmýþtýr. Muhtemelen bu
kiþi, Süleym oðullarýndan bir kiþidir. Hocamýzýn kitabýnda "Ahmed"
olarak geçmektedir.
9275- As'as bildiriyor:
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kiþinin yokluðunu hissedip onu
sorunca, adam geldi ve: "Ey Allah'ýn Resulü! Þu daða gidip yalnýz kalarak
Allah'a ibadet etmek istedim" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sizden birinizin islam diyarlarýndan
birinde, hoþlanmadýðý bir þeye bir saat sabretmesi, tek baþýna kýrk yýl ibadet
etmesinden daha hayýrlýdýr" buyurdu. ý
Ýsnadý mürseldir.
Hammad b. Seleme, Ezrak
b. Kays kanalýyla As'as'tan, o da Ebu Hadir'dan, o da Allah Resulü'nden
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) aynýsýný aktarmýþ ve rivayetinde: "Altmýþ
yýl" ibaresi geçmiþtir.
9276- As'as b. Seleme der
ki: Mezarlýkta idik ve yanýmýzda Ebu'l-Hiýdir de bulunmaktaydý. Ebu'l-Hfidir:
"Bu mezarlýkta içinde bize ölene kadar yiyecek ve giyecek bulunan bir
köþkümüzün olmasýný isterdim" deyince bir adam þöyle anlattý:
Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bir sahabisinin yokluðunu hissedip onu sorunca: "Þu
ýssýz kýrlardan birinde yalnýz kalýp kendini ibadete verdi" denildi. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama gelmesi için haber gönderdi Adam
gelince, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Böyle yapmana sebep
nedir?" diye sordu. Adam: "Ey Allah'ýn Resulü! Ben artýk yaþlandým,
zayýf düþtüm ve ölümüm yaklaþtý. Bu sebeple yalnýz kalýp da Rabbime ibadet
etmek istedim" dedi. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) insanlara
bir þey öðretmek istediði zaman yüksek sesle konuþurdu. Bu sebeple en yüksek
sesiyle þöyle seslendi: "Þunu bilin ki, Müslümanlar arasýnda yaþamak,
kiþinin yalnýz kalýp kýrk yýl ibadet yapmasýndan daha hayýrlýdýr." Bunu üç
defa tekrar etti.
Ýsnadý sahihtir.
9277- Ýbn Ömer'in
bildirdiðine göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Halk arasýna karýþarak onlarýn eziyetlerine katlanan Müslüman, halk
arasýna karýþmayýp eziyetlerine katlanmayan Müslümandan daha hayýrlýdýr ...
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Tirmizi 4/662 (2507) ve Ýbn Mace 2/1338 (4032).
9278- Ebu Umeyye
eþ-Þabaný bildiriyor: Ebu Sa'lebe el-Huþeni'nin yanýna gidip: "Ey Ebu
Sa'lebe! ''Siz kendinizi düzeltin. Siz doðru yolda olursanýz, yoldan sapan
kimse size zarar veremez''[Maide 105] ayetiyle nasýl amel etmektesin?"
dediðimde þu karþýlýðý verdi: "Vallahi! Sen sorunu bu ayetten haberdar
olan birine sordun. Ben bunu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
sorduðumda þöyle buyurdu: "Siz iyiliði emredip kötülükten menedin. Ancak
cimriliðe itaat edildiðini, nefsani þeylere tabi olunduðunu, dünyalýk þeylerin
(ahirete karþý) tercih edildiðini, her görüþ sahibinin kendi görüþünü
beðendiðini gördüðün zaman kendi nefsine bak ve toplumun sorumluluðunu
üzerinden at. þüphesiz arkanýzda sabýr gerektirecek günler gelecektir. O
günlerde sabreden kiþi, ellerinde kor tutmuþ gibi olacaktýr. O zaman iyi amel
iþleyenlerin sevabc kendileri gibi iyi amel iþleyen elli kiþinin sevabý
kadardýr. ''
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Ebu Davud 4/512 (4341), Tirmizi 5/257 (3058) ve Ýbn Mace 2/1330 (4014).
Bir baþkasý bana þöyle
bildirdi: Oradakiler: "Ey Allah'ýn Resulü!
Kendilerinden olan elli
kiþi kadar mý?" deyince: "Sizden elli kiþinin sevabý kadardýr"
buyurdu.
9279- Seri der ki:
"Benim için sýnanmamýzda kötü kiþinin salih kiþiye yakýn olmasýndan daha
aðýr bir þey yoktur, Bu zamana da ilaç olarak ona sabretmekten baþka bir þey
bulamýyorum. Ehlinin helakinin de ancak tamahkarlýk ile olduðunu
görüyorum."
9280- Zübeyr b. Adiy der
ki: Enes b. Malik'in yanýna girdik ve karþýlaþtýðýmýz dünya zorluklarýndan
þikayette bulunduk. Bunun üzerine bize þöyle dedi: "Sabredin ve Rabbinize
karþý olan görevlerinizi iyi bir þekilde yerine getirmeye bakýn. Üzerinize
gelen her zamanýn sonrasý daha kötüdür. Ta ki Rabbinize kavuþuncaya
kadar." Ben bunu Peygamber'inizden (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
iþittim."
Buhari bunu Muhammed b.
Yusuf kanalýyla Süfyan'dan rivayet etti. - Buhari,fýten (8/89).
Kitabu's-Sünen ve
baþkasýnda Ýbn Abbas kanalýyla bize bildirilene göre Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem): "Kim valisinde hoþuna gitmeyen bir þey görürse
sabretsin" buyurmuþtur. - Beyhaki, Sünen (16616).
9281 - Useyd b. Hudayr
bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Selleml, Ensar'a:
"Siz, benden sonra
bir kayýrmaya (dolayýsýyla hak ihlaline) maruz kalacaksýnýz" buyurdu.
Ensar: "Ey Allah'ýn Resulü! O zaman ne yapmamýzý emredersin?"
deyince: "Hauz üzerinde bana kavuþuncaya kadar sabredin" buyurdu.
Buhari ve Müslim bunu
Sahih'lerinde Þu'be kanalýyla rivayet ettiler.- Buhari, menakibu'l-Ensar
(4/225), fiten (8(88) ve Müslim 2/1474 (48).
Halimi der ki: Yüce
Allah: "Baþýnýza her ne musibet gelirse, kendi yaptýklarýnýz yüzündendir.
O, yine de çoðunu affeder''[Þura 30] buyurmaktadýr.
Burada bize insanlarýn
bir nimetinin yok olmasý halinde bunun kendileri sebebiyle olduðunu haber
vermektedir. Bu ya þükretmeyi terk etmekten, ya da günahlar iþlemelerinden dolayýdýr.
Ancak bununla birlikte bu baþa gelecek her musibeti kapsamayabilir. Bu sebeple
gelecek musibetten korkmayýn. Ancak bundan dolayý kendi nefislerinizi kýnayýn
ya da sizi sýhhat, servet, güzel zikir, ilim ve hikmet ile ilgili musibetlere
götüren sebeplerden korunun. Yine Yüce Allah: "Yeryüzünde vuku bulan ve
sizin baþýnýza gelen herhangi bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce,
bir kitapta yazýlmýþ olmasýn''[Hadid 22] buyurmaktadýr. Muhtemelen genel veya
özel olarak vuku bulan her musibet, Allah onu vaki kýlmadan önce Levh-i
Mahfuz'da yazmýþtýr ve öyle indirmektedir. Bunu size bildirerek sizi
uyarmaktadýr. Bu: "Bu, kaybettiðinize üzülmemeniz ... içindir."[Hadid
23] Size verilenin daha önceden bu vakitte verileceðinin yazýlmýþ olduðunu da
bilin. Ayrýca, "Allah'ýn size verdiði nimetlerle sevinmemeniz
içindir."[Hadid 23] Yani size verilenle kendinizi tercih edip þýmarmamanýz
ve size verilenden dolayý kendisine verilmeyene karþý büyüklenmemeniz içindir.
Çünkü o, sizde emanettir ve kalýcý deðildir. Zira mülkün aslý Yüce Allah'ýndýr.
Emanetçinin emanetle büyüklenme hakký yoktur. Kiþi emanet sahibinin kendisinden
emanetini ne zaman geri alacaðýný bilemez. Bütün dünya nimetleri bu þekildedir.
Bir sonraki rivayet de bu
yöndedir.
9282- Usame b. Zeyd bildiriyor:
Allah Resulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir kýzý oðlunun ölmek üzere
olduðunu bildirip gelmesi için kendisine haber gönderdi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ona: ''Allah'ýn aldýðý da, verdiði de
kendisinindir. Onun katýnda her þeyin belli bir zamana kadar ömrü vardýr.
Allah'tan yardým dileyip sabretsin'' de" buyurdu. Kýzý bir daha haber
gönderince Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanýna gitti. Ben de
yanýndayclým.
-Ravi der ki: Sanýrým
"Ubey b. Ka'b da vardý" dedi- Çocuk Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) kucaðýna konulunca Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gözleri yaþardý. Sa'd, kendisine: "Ey Allah'ýn Resulü! Bu da nedir
(aðlýyorsun)?" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bu,
Allah'ýn kullarýnýn kalbine koyduðu bir rahmettir. Allah ancak merhametli
kullarýna rahmet eder" buyurdu,
Ýsnadý sahihtir.
Buhari bunu Haccac b.
Minhal ve Hafs b. Ömer kanalýyla ve Müslim bunu baþka kanallarla Asým'dan
rivayet etti. - Buhari, marda (7/5). - Müslim 1/335, 336 (11).
9283- Enes der ki: Ebu
Talha'nýn Ümmü Süleym'den olan bir oðlu vardý ve öldü. Ümmü Süleym evdekilere:
"Ben söylemedikten sonra Ebu Talha'ya oðlunun ölümünden bahsetmeyin!"
dedi. Ebu Talha eve gelince Ümmü Süleym onun yemeðini ve içeceðini önüne koydu.
Ardýndan her zamankinden daha güzel bir þekilde giyinip, süslenip kendini
hazýrladý. Ebu Talha doyunca suyunu içti ve Ümmü Süleym ile birlikte oldu.
Sonra Ümmü Süleym: "Ey Ebu Talha! Bir aile baþka bir aileden bir þey ödünç
alsa, sonra mal sahibi ödünç verdikleri þeyi geri istese, diðerleri onu
vermeyip yanlarýnda tutabilir mi?" diye sordu. Ebu Talha:
"Hayýr!" karþýlýðýný verince, Ümmü Süleym: "Oðlunun sevabýný
Allah'tan bekle" dedi. Bunun üzerine Ebu Talha: "Bu þeyleri yapmamdan
sonra mý bana oðlumun öldüðünü söylüyorsun?" dedi ve Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanýna giderek olanlarý anlattý. Bunun üzerine
Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Allah size bu gecenizi
mübarek kýlsýn" buyurdu.
O gece Ebu Talha'nýn eþi
hamile kalmýþtý. (Bir gün) Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir
yolculuða çýkmýþtý. Ebu Talha ve Ümmü Süleym kendisiyle birlikte idi. Medine'ye
yaklaþtýlar, ancak Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir seferden
döndüðü zaman Medine'ye gece girmezdi. Bu ara Ümmü Süleym'in doðum sancýlarý
baþladý. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yoluna devam etmiþ ve Ebu
Talha, eþinin yanýnda kalmýþtý. Ebu Talha: "Rabbim! Sen de biliyorsun ki
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir yolculuða çýkarken de yolculuktan
dönerken de hep yanýnda bulunmayý isterim. Ancak gördüðün gibi bu doðum
olayýndan dolayý geride kaldým" dedi. Ümmü Süleym: "Ey Ebu Talha!
Daha önce çektiðim sancýlarým geçti" dedi ve yollarýna devam ettiler. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) o gece Medine'ye girdi. Yine Ümmü
Süleym'in sancýlarý tuttu ve doðum yaptý. Ümmü Süleym ona: "çocuðu
Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürene kadar ona bir þey
yedirme" dedi. Çocuk sabaha kadar aðlamýþtý. Ebu Talha þöyle devam etti:
"Sabahleyin onu Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) götürdüm. Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu görünce: ''Sanýrým Ümmü Süleym doðum
yaptý'' buyurdu. Ben de: ''Evet'' dedim. Yanýna yaklaþtým ve çocuðu kucaðýna koydum.
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Medine'nin acve hurmalarýndan
istedi ve hurmayý eriyene kadar çiðnedi. Sonra çýkarýp çocuðun aðzýna koydu.
Çocuk ta onu emmeye baþladý. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Ensar'ýn hurmayý sevmelerine bakm" buyurdu. Sonra yüzünü
sývazlayýp ona "Abdullah" adýný verdi.
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Müslim 2/1689 (22).
9284- Enes der ki:
"Ebu Talha'nýn, Ümmü Süleym'den olan bir oðlu vardý ve bu oðlu öldü. Ümmü
Süleym: "Ey oðullarým! Ebu Talha'ya bir þey söylemeyin" dedi..."
Sonrasýnda Enes söz konusu hadisi aktardý.
Müslim bunu Muhammed b.
Hatim kanalýyla Süleyman'dan ve Buhari bunu Ýshak b. Abdillah kanalýyla Enes b.
Malik'ten rivayet etti. - Müslim 2/1909 (107). - Buhari, edeb (7/12ý).
9285- Enes der ki:
"Ebu Talha'nýn oðlu hastalanmýþtý. Ebu Talha Mescid'e gitti ve o sýrada
oðlu vefat etti..." Sonrasýnda Enes mana olarak söz konusu hadisi aktardý.
Ancak ödünç alma kýsmýný: "Gecenin sonunda Ümmü Süleym: ''Ey Ebu Talha!
Filan oðullarýnýn yaptýklarýný gördün mü? Bir þeyi ödünç alýp kullandýlar.
Kendilerinden geri istenince de geri vermek güçlerine gitti'' dedi. Bunun
üzerine Ebu Talha: ''Ýnsaflý davranmamýþlar'' karþýlýðýný verdi. Ümmü Süleym:
''Filan kiþinin oðlu Allah'tan almýþ olduðu bir emanetti. Allah onu kabzetti''
deyince, Ebu Talha istirca etti. Ertesi gün Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) gitti ... " þeklinde rivayet ettikten sonra söz konusu hadisi
zikretmiþtir.1
Bu hadisi Ubade b. Rifaa
aktarmýþ ve rivayetinin sonunda: "O çocuðun (Abdullah'ýn) yedi oðlu
olduðunu ve hepsinin Kur'an'ý okuduklarýný (hýfzettiklerini) gördüm"
demiþtir.
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
Tahavi, Müþkilü'l-Asar (1/455) ve Ahmed, Müsned (3/105,106).
9286- Ebu Hureyre'nin bildirdiðine
göre Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "(Ergenlik çaðýna
girmemiþ) üç çocuðu ölen bir Müslümanýn cehenneme girmesi sadece Yüce Allah'ýn
bu yöndeki (herkes cehenneme uðrayacaktýr) yemininden dolayý olacaktýr"
buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
Tirmizi 3/374 (1060).
Buhari bunu Ýbn Ebi Üveys
kanalýyla ve Müslim bunu Yahya b. Yahya kanalýyla rivayet etti. - Buhari, eyman
ve'n-nüzur (7/224). - Müslim 3/2028 (ISO).
9287- Ebu Said el-Hudri
der ki: Bir kadýn Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip: "Ey
Allah'ýn Resulü! Hadislerini hep erkekler öðrenmektedir. Bize de bir gün ayýr
ki biz de Allah'ýn sana öðretmiþ olduðu þeylerden öðrenelim" deyince, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Filan gün filan yerde
toplanýn" buyurdu. Kadýnlar o yerde toplanýnca Allah Resulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), Allah'ýn kendisine bildirdiðinden onlara bir þeyler öðretti.
Sonra: "Sizden (buluða ermemiþ) üç çocuðu ölen hiç kimse yoktur ki o
çocuklar kendilerine (ateþe karþý) perde olmasýnlar" buyurdu. Ýçlerinden
bir kadýn: "Ey Allah'ýn Resulü! Ya iki çocuðu ölenin durumu nedir?"
deyip bunu iki defa tekrar edince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"iki çocukta (da ayný durum geçerlidir). iki çocukta (da ayný durum
geçerlidir), iki çocukta (da ayný durum geçerlidir)" buyurdu.
Ýsnadý sahihtir.
Buhari bunu Müsedded
kanalýyla ve Müslim bunu Ebu Kamil kanalýyla Ebu Avane'den rivayet etti. -
Buhari, ttisam (8/149). - Müslim 3/2028, 2029 (152).
9288- Ebu Hureyre'nin
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Birinin buluða
ermemiþ iki veya üç çocuðu ölür de, onlarýn sevabýný dilerse, o çocuklar
mutlaka kendisi ile cehennem arasýnda perde olurlar" buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr,
ancak kendisine mutibait edilmiþtir. (baþka hadisle doðruluðu teyid edilmiþ)
Müslim bunu Daraverdi
kanalýyla Süheyl'den rivayet etti. - Müslim 3/2028 (ýsý).
9289- Cabir b. Abdillah
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Birinin (buluða
ermemiþ) üç çocuðu ölür de onlarýn sevabýný dilerse cennete girer"
buyurdu. Kendisine: "Ey Allah'ýn Resulü! Ya iki çocuðu ölenin durumu
nedir?" dediðimde: "iki çocukta da ayný durum geçerlidir"
buyurdu.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Ahmed, Müsned (3/306) ve Ýbn Hibban, Sahih (4/261,262).
Ravi Mahmud, Cabir b.
Abdillah'a: "Vallahi gördüðüm kadarýyla: ''Ya bir çocuðu ölenin durumu
nedir?'' deseydiniz: ''Bir çocukta da ayný durum geçerlidir'' buyururdu"
deyince, Cabir b. Abdillah: "Vallahi ben de ayný görüþteyim" dedi.
9290- Ebu Hureyre der ki:
Kadýnýn biri küçük bir oðluyla birlikte Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) geldi ve: "Bundan önce üç çocuðumu defnettim. Bunun için Yüce
Allah'a dua et de hayatta kalsýn" dedi. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "O zaman cehennem ateþinden saðlam bir þekilde korundun"
buyurdu.
Ýsnadý sahihtir.
Müslim bunu Ebu Bekr b.
Ebi Þeybe kanalýyla bir baþkasý da Hafs b.
Giyas kanalýyla rivayet
etti. - Müslim 3/2030 (155).
9291- Ebu Hureyre'nin
bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Müslüman bir çiftin buluða ermemiþ üç çocuðu ölürse, Allah o çocuklarý ve
anne babalarýný rahmetiyle cennete sokar. Cennetin kapýlarýnda bir kapýda
olurlar ve kendilerine: ''Girin'' denilir. Onlar da: ''Anne babamýz gelmeden
girmeyiz'' deyince, kendilerine: ''Siz de, anne babanýzda Allah'ýn rahmetiyle
girin'' denilir. ''
Tahric: Ravileri
güvenilirdir. Nesai, cendiz (4/25).
9292- Sa'sa'a b. Muaviye
der ki: Devesini çekmekte olan Ebu Zer ile karþýlaþtýill. Boynuna da bir kýrba
asýlýydý. Ona: "Ey Ebu Zer! Malýn nedir?" dediðimde: "(Malým)
amelimdir" karþýlýðýný verdi. Bir daha: "Ey Ebu Zer! Malýn
nedir?" dediðimde: "(Malým) amelimdir" karþýlýðýný verdi. Bir
daha: "Ey Ebu Zer! Malýn nedir?" dediðimde: "(Malým)
amelimdir" karþýlýðýný verdi ve bunu üç defa tekrar etti. Kendisine:
"Bize, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iþitmiþ olduðun bir
þeyanlatmayacak mýsýn?" dediðimde þu karþýlýðý verdi: "Resulullah'ýn (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) þöyle buyurduðunu iþittim: "Buluða ermemiþ üç çocuðu
ölen hiçbir Müslüman çift yoktur ki Allah, o çocuklara olan lütfundan dolayý
onlarý (o çocuklarý ve anne babayý) cennete sokmuþ olmasýn. Allah yolunda çifte
sadaka veren hiçbir Müslüman yoktur ki cennet sevgilileri onlarý
karþýlamasýn.''
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
Ahmed, Müsned (5/164), Ýbn Ebi Þeybe, Musannef (3/353), Ýbn Hibban, Sahih
(4/260,7/78) ve Taberani, M. el-Kebir 2/154,155 (1644).
9293- Abdullah b. Mes'üd
der ki: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Buluða ermemiþ üç
çocuðu ölen kimseye o çocuklar cehennem ateþine karþý saðlam kale olurlar"
buyurdu. Kurralarýn (Kur'an hafýzlarýnýn) önderlerinden Ubey b. Ka'b
Ebu'l-Münzir: "Benim iki çocuðum öldü" deyince, Ebu Zer: "Benim
bir çocuðum öldü" dedi. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Bir çocukta da ayný durum geçerlidir. Ancak bu karþýlýk musibeti
ilk yaþama (anýnda gösterilen sabrýn) karþýlýðýdýr" buyurdu.
Tahric: Ýsnadýnýn munkatý
olmasýndan dolayý zayýftýr. Tirmizi 3/375 (1061) ve Ýbn Mace 1/512 (1606).
9294- Ýbn Mes'üd
bildiriyor: Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Müslüman bir
çiftin buluða ermemiþ üç çocuðu ölürse, o çocuklar kendileri için cehennem
ateþine karþý saðlam kale olurlar" buyurdu, Ebu Zer: "Bizim iki
çocuðumuz öldü" deyince, kurralarýn önderlerinden Ubey b. Ka'b
Ebu'l-Münzir: "Benim bir çocuðum öldü" dedi. Bunun üzerine Allah
Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir çocukla da ayný durum
geçerlidir. Ancak bu karþýlýk musibeti ilk yaþama (anýnda gösterilen sabrýn)
karþýlýðýdýr.'' buyurdu.
Tahric: Ýsnadýnýn munkatý
olmasýndan dolayý zayýftýr. Ýbn Ebi Þeybe, Musannef (3/353,354) ve Ahmed,
Müsned (1/451).
9295-Abdullah b. Abbas
der ki: Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Aiþe!
Ümmetimden buluða ermemiþ
iki çocuðu ölen kimseyi Allah onlar sebebiyle cennete sokar" buyurduðunu
iþittim. Hz. Aiþe: "Ey Allah'ýn Resulü! Ya bir çocuðu ölen kimse ne
olacak?" diye sorunca: "Bir çocukta da ayný durum geçerlidir, ey (ümmete
yönelik hayýrlarda) muvaffak olacak kadýn!" buyurdu. Hz. Aiþe: "Ey
Allah'ýn Resulü! Ya hiç çocuðu ölmeyen kiþinin durumu ne olacak?" diye
sorunca: "Bu durumda ümmetimin önde gönderdiði kiþi ben olacaðým. Zira
benden daha büyük kayýplarý olmayacaktýr" buyurdu.
Yahya el-Kattan, Nasr b.
Ali ve baþkasý bunu Abdi Rabbih b. Barik'ten rivayet etmiþlerdir.
Tahric: Ýsnadýnda bir
sakýnca yoktur. Tirmizi 3/376 (1062).
9296- Ebu Hassan der ki:
Ebu Hureyre'ye: "Benim iki çocuðum öldü. Sen, Resulullah'tan (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ölümüzden yana içimizi ferahlatacak bir hadis iþitin mi?"
deyince, Ebu Hureyre þu karþýlýðý verdi: "Evet! Resulullah'ýn {Sallallahu
aleyhi ve Sellem} þöyle buyurduðunu iþittim: "Müslümanlarýn ölen küçük
çocuklarý cennette istedikleri gibi dolaþýrlar. Bunlardan biri babasý veya ana
babasýyla karþýlaþtýðý zaman þu an senin giysinden tuttuðum gibi giysisinin
ucundan veya elinden tutar ve onunla birlikte cennete girene kadar da
býrakmaz.''
Müslim bunu Suveyd ve
Muhammed b. Abdi'l-A'la kanalýyla Mu'temir'den rivayet etti.
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
- Müslim 3/2029 (154).
9297- Muaviye b. Kurre
Ebu Ýyas, babasýndan bildiriyor: Adamýn biri küçük bir oðluyla birlikte Hz.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanýna gelirdi. Bir defasýnda ona:
"Oðlunu seviyor musun?" diye sorunca, adam: "Vallahi onu
sevdiðim gibi seni de sevmekteyim" dedi. Ancak Resulullah (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) bir süre çocuðu göremeyince: ''Filan'ýn oðluna ne oldu?"
diye sordu. "Ey Allah'ýn Resulü! Çocuk öldü" dediklerinde, babasýna:
"Cennet kapýlarýndan birine açmak için her geldiðinde çocuðunun kapýyý
açmasý seni mutlu etmez mi?" buyurdu. Orada bulunan bir adam: "Ey
Allah'ýn Resulü! Bu durum sadece ona has bir þey mi, yoksa hepimiz için de
geçerli mi?" diye sorunca, Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Aksine hepiniz için geçerlidir" buyurdu.
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
Nesai, cenaiz (4/22,23).
9298- Muaviye b. Kurre,
babasýndan bildiriyor: Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) oturduðu zaman
ashabý etrafýnda halka kurardý. O halkada bulunan bir adamýn da küçük bir
çocuðu vardý ve gelip Resulullah'ýn (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arkasýnda
dururdu. Çocuk ölünce adam, oðlunu hatýrlayýp üzüldüðü için sohbet için kurulan
halkaya gelmez oldu. Bir müddet Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu
göremeyince: "Filan kiþiye ne oldu?" diye sordu. Ashab: "Ey
Allah'ýn Resulü! Gördüðün çocuk öldü ve ona olan üzüntüsünden dolayý (babasý)
sohbet halkasýna gelmez oldu" dediler. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) bu adamla karþýlaþýnca ona oðlunu sordu ve adam oðlunun öldüðünü
söyledi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisine taziyede
bulunduktan sonra: "Ey Filan! Ömrün boyunca onunla teselli olmak mý ya da
yarýn cennet kapýlarýndan bir kapýya geldiðinde seni geçtiðini ve kapýyý açmaya
geldiðini görmek mi istersin?" buyurdu. Adam: "Hayýr ey Allah'ýn
Resulü! Cennet kapýsýna benden önce gitmesi benim için daha iyidir" dedi.
"O zaman o (istediðin) senindir"' buyurdu. Bunun üzerine Ensar'dan
bir adam kalkýp: "Ey Allah'ýn Resulü! Bu durum sadece ona has bir þey mi,
yoksa Müslümanlardan çocuðu ölen her kiþi için mi geçerli?" diye sorunca,
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet, Müslümanlardan çocuðu
ölen her kiþi için geçerlidir"' buyurdu.
Ýsnadý sahihtir.
9299- Resulullah'ýn
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) çobaný Ebu Selma der ki: Nebi'in (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) þöyle buyurduðunu iþittim: "Beþ þey Mizan'da aðýr
gelmeleri bakýmýndan öylesine güzel ki! La ilaahe illallah, Sübhanallah, Elhamdülillah,
Allahu Ekber demek ile salih bir oðlu vefat eden bir kiþinin Allah rýzasýný
umarak buna sabretmesidir."
Ýbn Abdan'ýn rivayetinde
ifade: "Beþ þey Mizan'da ne kadar aðýrdýr"' þeklindedir.
Tahric: Ýsnadý sahihtir.
Nesai, Amelu'l-Yevm ve'l-Leyle (167), Ýbn Hibban, Sahih (2/99, 100), Ýbn Ebi
Asým, Sünne 2/362 (781), Taberani, M. el-Kebir 22/348 (873) ve Hakim, Müstedrek
(7/4339.
9300- Abdullah (b.
Mes'ud) der ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Siz kime
rakub diyorsunuz?" diye sorunca: "çocuðu olmayana diyoruz"
dedik. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Aksine rakub,
çocuklarýndan hiçbirini kendisinden önce ahirete göndermeyendir" buyurdu.
Müslim bunu Ebu Muaviye
kanalýyla rivayet etti.
Tahric: Ýsnadý zayýftýr,
metni sahih bir hadistir. - Müslim, el-birr ve's-sýla (3/2014).
9301- Abdullah b.
Bureyde, babasýndan bildiriyor: Biz, Allah Resulü'nün {Sallallahu aleyhi ve
Sellem} yanýnda iken Ensar'dan bir kadýnýn oðlunun öldüðü haberini aldý. Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kalkýnca biz de kendisiyle birlikte
kalktýk. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadýný görünce: "Bu
feryat etme de nedir?" diye sordu. Kadýn: "Nasýl feryat etmeyeyim,
ben rakub birisiyim, doðan çocuklarým ölmektedir" dedi. Allah Resulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Rakub kimse çocuklarý yaþayandýr. Sen
çocuðunu cennet kapýsýnda seni bize davet ederken görmek istemez misin?"
buyurdu. Kadýn: "Ýsterim" deyince, Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) "O zaman öyle olacaktýr" buyurdu.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Bezzar, Müsned (1/405) ve Hakim, Müstedrek (1/383,384).
9302- Ebu Ubeyd
bildiriyor: Bir adam Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Ey Allah'ýn Resulü!
çocuðumdan bana ne vardýr?" diye sorunca, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi
ve Sellem): "Onlardan sana senden önce gönderdiklerin vardýr?"
buyurdu. Adam: "Benden sonra kalanlardan neyim vardýr?" diye sorunca
da: "Mudar kabilesinin çocuklarýndan kendilerine ne varsa, sana da
onlardan o vardýr" buyurdu.
Ýsnadý zayýftýr ve mürsel
bir hadistir.
Ebu Ubeyd der ki: Ýbn
Uleyye bunu Leys b. Ebi Süleym kanalýyla Said'den, o da Humeyd b. Abdinahman
el-Himyeri'den, o da Allah Resulü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
aktarmýþtýr. Humeyd der ki: Benden önce bir düþük göndermem benim için geriye
(Allah yolunda savaþan) yüz zýrhlý býrakmamdan daha iyidir. Ebu Ubeyd der ki:
"Mudar kabilesinin çocuklarýndan kendilerine ne varsa, sana da onlardan o
vardýr" buyruðu, Mudar kabilesi ölen çocuðundan dolayý sevap kazanamaz manasýndadýr.
9303- Enes der ki:
Harise, Bedr savaþýnda þehid olmuþtu. Annesi Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) gelip: "Ey Allah'ýn Resulü! Harise'nin yanýmdaki deðerini
biliyorsun. Eðer o cennette ise sabrederim (ve ecrini Allahýtan beklerim). Eðer
deðilse, ne yapayým, ne yapmamý tavsiye edersin?" dedi. Bunun üzerine Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir tane mi cennet var. Birçok
cennet vardýr ve Harise, Firdevs cennetindedir" buyurdu.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Buhari, meðazi (5/9), rikak (7/200,201) ve eihad (3/206).
9304- Enes b. Malik der
ki: Osman b. Maz'un'un bir oðlu vefat etmiþti.
Osman, oðlunun ölümüne
çok üzülmüþtü. Bu sebeple evinin avlusunda bir mescid edinmiþ ve onda ibadet
etmeye baþlamýþtý. Bu durum Allah Resulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
bildirilince: "Ey Osman b. Maz'un! Yüce Allah bize ruhbanlýðý farz
kýlmamýþtýr. Ancak ümmetimin ruhbanlýðý, Allah yolunda cihad etmektir. Ey Osman
b. Maz'un' Cennetin sekiz kapýsý vardýr. Cehennemin de yedi kapýsý vardýr.
Cennetin bir kapýsýna geldiðinde oðlunun kuþaðýndan tutup Yüce Rabbinden senin
için þefaat dilemesini istemez misin?" diye sordu. Osman:
"Ýsterim" dedi. Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey Allah'ýn
Resulü! Ölen çocuklarýmýzdan dolayý ayný þey bizim için de geçerli midir?"
denildi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Evet, böylesi bir
durumda sabredip ecrini Allah'tan bekleyen her bir kiþi için ayný þey
geçerlidir" buyurdu.
Sonra þöyle devam etti:
"Ey Osman b. Maz'un! Her kim sabah namazýný cemaatle kýlar ve güneþ çýkana
kadar oturup Allah'ý zikrederse, cennette o kimse için yetmiþ derece vardýr.
Her bir derece arasýnda asil bir at'ýn ancak yetmiþ yýlda geçebileceði bir
mesafe vardýr. Kim de öðle namazýný (cemaatle) kýlarsa cennette o kimse için
elli derece vardýr. Her bir derece arasýnda asil bir atýn ancak elli yýlda
geçebileceði bir mesafe vardýr. ikindi namazýný cemaatle kýlan kiþiye de
ismail'in soyundan sekiz kiþiyi azad etmiþ gibi ecir vardýr. Kim de akþam
namazýný cemaatle kýlarsa ona kabul edilen bir hac ve bir umre ecri vardýr.
Yatsý namazýný cemaatle kýlan kiþiye de Kadir gecesini ihya eden kiþinin ecri
gibi ecir vardýr. ''
Ýsnadý zayýftýr.
9305- Enes b. Malik der
ki: Osman b. Maz'un'un bir oðlu vefat etmiþ ve Osman, oðlunun ölümüne çok
üzülmüþtü. Bu sebeple evinin avlusunda bir namazgah edinmiþ ve onda ibadet
etmeye baþlamýþtý. On beþ gece Resulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
görünmemiþti. Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onu sorunca oðlunun
öldüðünü, bu sebeple çok üzüldüðünü ve evinin avlusunda bir namazgah edinip
onda ibadet etmeye baþladýðýný söylediler. Resulullah (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Yanýma gelmesini söyle ve onu cennetle müjdele" buyurdu.
Osman b. Maz'un gelince Allah Resulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ey
Osman b. Maz'un! Cennetin sekiz kapýsý vardýr. Cehennem in de yedi kapýsý
vardýr. Cennetin bir kapýsýna geldiðinde oðlunun kuþaðýndan tutup Yüce
Rabbinden senin için þefaat dilemesini istemez misin?" buyurdu. Osman:
"Ýsterim ey Allah'ýn Resulü!" dedi. Bunun üzerine Muhammed'in ashabý:
"Ölen çocuklarýmýzdan dolayý ayný þey bizim için de geçerli midir?"
deyince: "Evet, böylesi bir durumda sabredip ecrini Allah'tan bekleyen
ümmetimden her bir kiþi için ayný þey geçerlidir" buyurdu.
Sonra þöyle devam etti:
"Ey Osman! islam'ýn ruhbanlýðýnýn ne olduðunu biliyor musun? islam'ýn
ruhbanlýðý, Allah yolunda cihad etmektir. Ey Osman! Her kim sabah namazýný
cemaatle kýlar ve güneþ çýkana kadar oturup Allah'ý zikrederse ona kabul edilen
bir hac ve bir umre ecri vardýr. Kim de öðle namazýný cemaatle kýlarsa ona
kýldýðý o namaz gibi yirmi beþ namaz ecri vardýr. ikindi namazýný cemaatle
kýlan ve güneþ batýncaya kadar Allah'ý zikreden kiþiye de ismail'in soyundan
diyeti on iki bin dirhem olan sekiz kiþiyi azad etmiþ gibi ecir vardýr. Kim de
akþam namazýný cemaatle kýlarsa ona kýldýðý o namaz gibi yirmi beþ namaz ecri
ve Adn cennetinde yetmiþ derece vardýr. Yatsý namazýný cemaatle kýlan kiþiye de
Kadir gecesini ihya eden kiþinin ecri gibi ecir vardýr."
Ýsnadý zayýftýr.
9306- Hz. Ali'nin
bildirdiðine göre ResululIah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) þöyle buyurmuþtur:
"Düþük olan cenin kýyamet gününde anne babasý cehenneme gireceði zaman
Rabbine karþý darýlýr. Bunun üzerine kendisine: ''Ey Rabbine dargm olan düþük!
Anne babaný cennete sokacaðým'' denilince, düþük göbek baðý ile onlarý çekip
cennete sokar. ''
Tahric: Ýsnadý zayýftýr.
Ýbn Mace 1/513 (ý 608),
Ebu Ubeyd düþük
hakkýndaki hadisi ayný mana ile mürsel olarak zikretmiþ ve rivayetinde:
"Nazlanarak ve dargýn bir þekilde cennet kapýsýnda bekler" ibaresi
geçmiþtir. "Muhtabti" ibaresi,
anne babasý tarafýndan nazlandýrýlan çocuk manasýndadýr. - Taberani,M. el-Kebir
19/416 (1004).
9307- Ubade b.
es-Samit'in bildirdiðine göre Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Loðusa halinde iken
ölen kadýný kýyamet gününde bebeði göbek baðý ile Cennete çeker"
buyurmuþtur.
Tahric: Ýsnadýnda Katade
ve Raþid arasýnda kopukluk vardýr. Tayalisi, Müsned (sh. 79) ve Ahmed, Müsned
(3/489).
9308- Zeyd b. Eslem der
ki: Hz. Davud'un bir oðlu ölünce ona çok üzüldü. Kendisine: "çocuðun
yanýnda ne kadar deðerliydi?" diye sorulunca: "Yeryüzü dolusunca
altýndan daha deðerliydi" karþýlýðýný verdi. Bunun üzerine: "O zaman
sana da o kadar veya ayný deðerde sevap verilecektir" denildi.
Tahric: Abdürrezzak,
Musannef 11/140 (20141).
9309- Ýbn Þevzeb
bildiriyor: Bir adamýn buluða ermemiþ bir oðlu vardý. Kavmine gelmeleri için
haber gönderdi ve geldiklerinde: "Sizden bir isteðim vardýr" dedi.
Onlar da: "(Bize isteðini) söyle" deyince: "Allah'ýn oðlumun
canýný almasý için dua edeceðim, siz de: ''Amin'' diyeceksiniz" dedi.
Onlar bunu neden yaptýðýný sorunca, rüyasýnda, kýyamet gününde insanlarýn
toplandýðýný gördüðünü anlatýp þöyle devam etti: "Herkes susuzluða maruz
kalmýþtý. O sýrada çocuklar ellerinde ibriklerle cennetten çýktýlar. O çocuklar
arasýnda bir yeðenimi gördüm ve: ''Ey Filan! Bana su ver'' dedim. Çocuk: ''Ey
amca! Biz sadece (buluða ermemiþ çocuklarý ölen) babalara su veriyoruz''
karþýlýðýný verdi. Bu sebeple ben de, Allah'ýn benden önce bir çocuðumun canýný
almasýný istedim." Sonra adam dua edince oradakiler de:
"Amin" dedi.
Daha az bir zaman geçmiþti ki o çocuk vefat etti.
Ýsnadý hasendir.
9310- Kesir b. Temim der
ki: Said b. Cübeyr'in yanýnda oturmuþken oðlu Abdullah çýkýp geldi ve Said b.
Cübeyr: "Ben bunun en hayýrlý anlarýný biliyorum" dedi. Ona:
"Nedir?" diye sorulunca: "Ölmesi ve bunun karþýlýðýný Yüce
Allah'tan beklememdir" karþýlýðýný verdi.
Tahric: Ebu Nuaym, Hilye
(4/275).
9311- Humeyd el-A'rec der
ki: Said b. Cübeyr'in yanýnda oturmuþken oðlu Abdullah çýkýp geldi ve Said b.
Cübeyr: "Ben bunun en hayýrlý özelliðini biliyorum. O da ölmesi ve bunun
karþýlýðýný Yüce Allah'tan beklememdir" dedi.
Tahric: Ýsnadý ceyyiddir.
Ebu Nuaym, Hilye (4/175).
9312- Ýsa b. Yunus der
ki: Süfyan es-Sevri ile karþýlaþtýðýmda ilk olarak bana: "Ailesi olan
kiþiyi önemsememeye bak! Zira aile sahibi olanlarýn geneli iyiliðin yanýnda
kötülük de yapar" derdi. Onun sevecen bir oðlu vardý. Kendisi: "Ey
Ebu Amr! Allah onun canýn alsa da rahatlasam" derdi. Ona: "Allah
babam baðýþlasýn. Sen bana iki yüz dinarýn olduðunu söylemedin mi? Belki de
onlarla kazanç elde etmiþsindir" derdim. Bir defasýnda bir gazveden geri
döndüðümde bana ilk dediði: "Habibim vefat etti ve rahatladým" oldu.
Tahric: Ebu Nuaym, Hilye
(6/381). 2 Hadid Sur. 22
9313- Mansur b.
Abdirrahman der ki: Hasan( -ý Basri) ile birlikte oturmaktaydým. Bir adam bana:
"Ona (Hasan'a): ''Yeryüzünde vuku bulan ve sizin baþýnýza gelen herhangi
bir musibet yoktur ki, biz onu yaratmadan önce, bir kitapta yazýlmýþ olmasýn''2
ayetinin açýklamasýný sor" deyince, ben de sordum. Bunun üzerine Hasan:
"Sübhanallah! Kim bu konuda þüphe etmektedir? Yeryüzü ile gökyüzündeki her
musibet daha kendisi yaratýlmadan önce kitapta yazýlýdýr" karþýlýðýný
verdi.
Ýsnadý hasendir.
9314- Ýbn Abbas: ''Bu,
kaybettiðinize üzülmemeniz ve Allah'ýn size verdiði nimetlerle þýmarmamanýz
içindir"[Hadid 23] ayetini açýklarken: "Hiç kimse yoktur ki, mutlaka
üzülür ve sevinir. Fakat (Mümin) kiþi musibete maruz kalýrsa ona sabreder ve
yine (Mümin) kiþiye hayýrlý þeyler verilirse ona þükreder" dedi.
Tahric: Ýsnadý hasendir.
Ýbn Ebi Þeybe, Musannef (13/373,374), Hakim, Müstedrek (2/479) ve Ýbn Cerir,
Tefsir (27/235).
Bir sonraki konu için aþaðýdaki linke
týklayýn:
En Aðýr Belaya
Maruz Kalan Kiþiler