ZADU’L-MEAD

İKİNCİ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.)

İBADETLER KONUSUNDAKİ TUTUMU

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

E) NAMAZDAN SONRAKİ TUTUMLARI

 

1- Namazdan Sonra Okuduğu Dualar

2- Farz Namazların Sonunda ayet el-Kürsi Okuması

3- Sütre Yapması

 

1- Namazdan Sonra Okuduğu Dualar:

 

Selam verince üç kere istiğfar eder (Estağfirullah demek) ve (ofippn sonra da) şöyle derdi:

 

"Allah'ım! Selam sensin. Yalnız sendendir, selamet. Çok ulusun, ey Celal ve İkram sahibi!".

 

Kıbleye yönelik olarak ancak bunları söyleyecek kadar bekler, hemen kendisine uyan cemaata yönelirdi.

 

Namazı bitirince hem sağından, hem solundan çıkıp giderdi. İbn Mes'ud: "Allah Rasulünün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) solundan çıkıp gittiğini çok gördüm." diyor. Enes ise: "Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) çoğunlukla sağından çıkıp gittiğini gördüm." diyor. Birincisi Sahihayn'da ikincisi ise Müslim'dedir. Abdullah b. Amr da: "Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazdan ayrılınca sağından ve solundan çıkıp gittiğini gördüm." diyor.

 

Sonra yüzünü cemaata çevirirdi. Cemaatın herhangi bir tarafına özel davranmazdı.

 

Sabah namazını kılınca güneş doğuncaya kadar namaz kıldığı yerde otururdu.

 

Her farz namazın arkasında şu duayı okurdu:

 

"Yegane Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd, O'na mahsustur. O'nun her şeye gücü yeter. Allah'ım! Senin verdiğine hiç engel yoktur. Senin vermediğini verebilecek hiç yoktur. Hiç kimseye sahip olduğu makam ve serveti, Sana karşı koyup fayda veremez.

 

Şu duayı da okurdu:

 

"Yegane Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun hiçbir ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O'nun herşeye gücü yeter. Güç, kuvvet yalnız Allah ile beraberdir. Allah'tan başka tanrı yoktur. Yalnız O'na kulluk ederiz. Nimet O'nundur. Fazlu kerem O'nundur. Güzel övünç O'nundur. Allah'tan başka tanrı yoktur. Yalnız O'nun adına dini görevlerimizi halisane yerine getiririz. İsterse kafirler hoşlanmasınlar."

 

Ebu Davud'un Ali b. Ebi Talib (r.a.)'dan naklettiğine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), selam verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:

 

"Allah'ım! Önden işlediğim, geriye bıraktığım, gizlediğim, aşikare işlediğim, israf ettiğim ve benden daha iyi bildiğin bütün günahlarımı bağiş+ la. Öne geçiren, geri bırakan yanlız sensin Senden başka tanrı yoktur."

 

Bu dua, Müslim'in, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaza başlangıçta; rüku ve secdede okuduğu dualara dair Hz. Ali'den rivayet ettiği uzunca bir hadisin bir parçasıdır. Müslim'in bu rivayetinde yukarıdaki duanın nerede okunduğu hususunda iki ayrı şey söylenmiştir:

 

1- Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu duayı teşehhüd ile selam arasında okurdul Doğru olan budur.

 

2- Selamdan sonra okurdu. Herhalde iki yerde de okumuştur. Enlim bilen Allah'tır.

 

İmam Ahmed'in Zeyd b. Erkam'dan rivayetine göre:

 

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) her namazın sonunda şu duayı okurdu:

 

"Rabbimiz, herşeyin Rabbi ve hükümranı olan Allah'ım! Yegane Rab olduğuna, ortağın bulunmadığına ben şahidim.

 

Rabbimiz, herşeyin Rabbi olan Allah'ım! Muhammed'in, Senin kulun ve elçin olduğuna ben şahidim.

 

Rabbimiz, herşeyin Rabbi olan Allah'ım! Kulların hepsinin kerdeş olduklarına ben şahidim.

 

Rabbimiz, herşeyin Rabbi olan Allah'ım! Dünya ve ahiretin her saatinde beni ve ailemi Sana karşı ihlaslı kıl. Ey celal ve ikram sahibi! Dinle, kabul buyur. Allah en büyük, en büyüktür. Allah, göklerin ve yerin nurudur. Allah en büyük, en büyüktür. Bana Allah yeter. O ne güzel vekil. Allah en büyük, en büyüktür." Bu hadisi Ebu Davud da rivayet etmiştir.

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ümmetini, her namazın arkasında otuz üç kere "Sübhanallah", otuz üç kere "el-hamdülillah" ve otuz üç kere "Allahu ekber" deyip yüze tamamlamak için şu duayı okumaya teşvik etmiştir:

 

"Yegane Allah'tan başka tanrı yoktur. O'nun ortağı yoktur. Mülk O'nundur. Hamd O'na mahsustur. O'nun herşeye gücü yeter."

 

Bir diğer tarz olarak, otuz dört tekbir getirerek yüze tamamlama tavsiye edilmektedir.

 

Bir başka rivayette, şu şekil ortaya konmaktadır: Yirmi beş tesbih, bir o kadar tahmid, bir o kadar tekbir ve bir o kadar da şunları söylemek.

 

Bir başka şekil olarak on tesbih, on tahmid ve on tekbir tavsiye edilmektedir.

 

Bir başka şekil olarak da Sahih-i Müslim'de Ebu Hureyre'den nakledilen hadisin rivayetlerinin birinde olduğu üzere on birer kere söyleme tavsiye edilmiştir: "Her namazın arkasında otuz üç kere tesbih, tahmid ve tekbir getirirler. Herbirinden on birer kere, böylece hepsi otuz üç eder." Bu şekil tavsiyede gözüken o ki, bu tarz, ravilerden birinin tasarruf ve yorumudur. Çünkü hadisin metni: ''Her namazın arkasında otuz üç kere tesbih, tahmid ve tekbir getirirler." şeklindedir. Bundan maksadı da, tesbih, tahmid ve tekbir kelimelerinden her birinin otuz üç olmasıdır. Yani: "otuz üç kere Subhanallah, el-Hamdülülah ve Allahu ekber" deyiniz. Zira hadisin ravisi Sümey, bu hadisi Ebu Salih es-Semman'dan nakletmektedir. Ebu Salih, ona, hadisi bu şekilde şöylece yorumlamıştır: "Subhanallah, el-Hamdülülah ve Allahu Ekber kelimelerinin hepsinden otuz üç adet oluncaya kadar söyleyin."

 

Özellikle on bir rakamının belirtilmesinin, zikirler içinde bir benzeri yoktur. Ama yüz rakamında durum bunun aksinedir. Çünkü onun pekçok benzerleri vardır. On rakamının da yine pekçok benzerleri mevcuttur. Nitekim Sünen'&e Ebu Zer'den nakledilen bir hadise göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur:

 

"Kim sabah namazının arkasından daha ayaklarını bükmüş otururken, konuşmadan önce on kere; --La ilahe illallahu vahdehu la şerike Leh, Lehul mulku ve lehul hamdu yuhyi ve yumitu ve Huve ala kulli şey'in kadir-- derse onun adına on sevab yazılır, on günahı silinir, derecesi on kat yükseltilir ve o gün her türlü beladan emniyet içinde olur, şeytandan korunur ve o gün Allah'a ortak koşma dışında herbir günahın ona yaklaşması mümkün olmaz." Tirmizi: "Bu hadis, hasen-sahih'tir" diyor.

 

İmam Ahmed'in Müsned'inde, Ümmü Seleme'den nakledilen bir hadise göre, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hizmetçi istemek için gelen kızı Fatıma'ya uyuyacağı zaman otuz üç kere Allah'ı tesbih etmesini, otuz üç kere O'na tahmid okumasını ve otuz üç kere de O'na tekbir getirmesini; sabah namazını kılınca on kere ve akşam namazından sonra on kere: --La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, Lehul mulku ve lehul hamdu ve huve ala kulli şey'in kadir-- demesini öğretmiş ve ona emretmiştir.

 

Sahih-i İbn Hibban'da Ebu Eyyub el-Ensari'den nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: Kim sabah uyanınca on kere:

 

derse, bunlara karşılık onun adına on sevab yazılır, on günahı silinir, derecesi on kat yükseltilir, bu sözler onun için dört köle azad etmeye denk ve akşama kadar şeytandan korunmak için sığınak olurlar. Bunları akşam namazını kılınca, namazın arkasında söyleyen kimse için de sabaha kadar aynen sabahleyin söyleyen kimseye verilenlerin misli verilir.

 

Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaza başlangıçta okuduğu dualar arasında yukarıda da geçtiği üzere on kere "Allahu Ekber" on kere "el-Hamdülillah", on kere "La ilahe illallah", on kere "Estağfirullah" der; sonra on kere "Allahümmağfir li vehdini zukni" diye dua eder, on kere de kıyamet gününde yer darlığından Allah'a sığınırdı. Zikirler ve dualar arasında on kere tekrarlananlar çoktur. Dua ve zikirlerin herhangi birinde on bir kere tekrarlama ise yukarıda geçen Ebu Hureyre hadisinin senedlerinden biri dışında asla nakledilip gelmemiştir. En iyi bilen Allah'tır.

 

Ebu Hatim'in Sahihimde naklettiğine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namaz kılıp bitirince şu duayı okurdu:

 

"Allah'ım! Halimin düzelmesine vesile kıldığın dinimi benim için ıslah et. Geçinme kaynaklarımı kendisinde yarattığın dünyamı benim için ıslah et.

 

Allah'ım! Gazabından hoşnutluğuna sığınırım. Azabından affına sığınırım. Senden yine Sana sığınırım. Senin verdiğine hiç engel yoktur. Senin vermediğini verebilecek hiç yoktur. Hiç kimseye, sahip olduğu makam ve serveti, Sana karşı koyup fayda veremez."

 

Hakim, Müstedrek'mde Ebu Eyyub'un şöyle dediğini nakleder: Peygamberinizin (Sallallahu aleyhi ve Sellem) arkasında namaz kıldığımda mutlaka namazını bitirince şu duayı okuduğunu işitirdim:

 

"Allah'ım! Bütün hata ve günahlarımı bağışla.

 

Allah'ım! Bana nimet ihsan et, beni dirilt, bana nzık ver. Beni salih amel ve huylara yönelt. Zira Senden başkası onların salih olanına yöneltemez ve yine Senden başkası onların kötü olanından alıkoyamaz. "

 

İbn Hibban'ın Sahih'inde naklettiğine göre Haris b. Müslim et-Temimi diyor ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana buyurdu ki: "Sabah namazını kılınca konuşmadan yedi kereAllah'ım! Beni Cehennem ateşinden koru, diye dua et. O gün ölecek olursan Allah, cehennem ateşinden uzak kalman için bir ahidname yazar. Akşam namazını kılınca konuşmadan yedi kere Allah'ım! Beni cehennem ateşinden koru, diye dua et. O gece ölecek olursan Allah, cehennem ateşinden uzak kalman için bir ahidname yazar. "

 

 

2- Farz Namazların Sonunda ayet el-Kürsi Okuması:

 

Nesai'nin es-Sünenü'l-Kebir'de Ebu Ümame'den naklettiğine göre Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kim her farz namazın arkasında ayet el-Kürsi'yi okursa, onu cennete girmekten yalnızca ölmemesi alıkor." buyurmuştur. Bu hadisi Muhammed b. Hımyer, tek başına, Muhammed b. Ziyad el-Elhani aracılığıyla Ebu Ümame'den nakletmiştir. Nesai ise hadisi Hüseyn b. Bişr yoluyla Muhammed b. Himyer'den rivayet etmiştir. Bu hadisi kimileri sahih saymış ve demişlerdir ki: Hüseyn b. Bişr hakkında Nesai: "Bir sakıncası yok", başka bir yerde de: "sika" demiştir. Her iki Muhammed ile de Buhari, Sahih'inde istidlal etmiştir; o halde hadis, onun onayım almıştır, diyorlar. Kimileri de: "Bu hadis uydurmadır" diyor. Ebu'l-Ferec İbnü'l-Cevzi bu hadisi el-Mevduat adlı kitabına almış ve Muhammed b. Hımyer'e takılmış, Ebu Hatim er-Razi'nin onun hakkında: "Onunla istidlal edilmez" ve Yakub b. Süfyan'ın: "Güçlü değil" sözlerini esas almıştır. Hafızlardan bazısı onun bu tutumuna karşı gelmiş ve Muhammed'i "sika" saymışlardır. Bunlardan biri diyor ki: O (Muhammed b. Hımyer) hadis uyduracak adam değildir. Sahih hadisleri toplayıp kitap haline getirenlerin en büyüğü -Buhari- onunla istidlal etmiştir. Hadis ravileri hakkında son derece sen sözlü biri olan Yahya b. Main bile onu sika saymıştır. Yine bu hadisi Taberani, Mu'cem'inde Abdulah b. Hasan - babas - dedesi yoluyla şu şekilde rivayet eder: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) buyurdu ki: "Kim farz namazın arkasında ayet el-Kürsi'yi okursa, öteki namaza kadar Allah'ın koruması altında olur.

 

Bu hadis, Ebu Ümame, Ali b. Ebi Talib, Abdullah b. Ömer, Muğire b. Şu'be, Cabir b.Abdullah ve Enes b. Malik'ten de rivayet edilmiştir. Bunların hepsi de zayıftır. Ancak farklı yolları ve ayrı ayrı kaynaklarıyla birlikte birbirine eklendiklerinde hadisin bir aslının bulunduğunu ve uydurma olmadığını gösterirler. Kulağıma geldiğine göre üstadımız Ebu'l-Abbas İbn Teymiye -Allah, ruhunu şad etsin- "Hiçbir namazın sonunda ayet el-Kürsi okumayı terketmedim" demiş.

 

Müsned ve Sünen'de, Ukbe b. Amir'in şöyle dediği rivayet edilir: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) her namazın arkasında Muavvizat (İhlas, Felak ve Nas surelerini) okumamı emretti." Bu hadisi Ebu Hatim ibn Hibban, Sahih'inde; Hakim ise Müstedrek\e rivayet etmiştir. Hakim: "Müslim'in şartına göre sahihtir" diyor. Tirmizi'de hadisin metni "Muavvizeteyn (Felak ve Nas surelerini) okumamı emretti" şeklindedir.

 

Taberani'nin Mu'cem'i ile Ebu Ya'la el-Mavsıli'nin Müsned'inde Ömer b. Nebhan'ın -bu ravi hakkında söz edilmiştir- Cabir'den rivayetine göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuş: "İmanı olup da şu üç şeyi yapan kimse cennetin kapılarından dilediğinden girer, dilediği kadar huri ile evlendirilir: 1- Katilini affeden, 2- Gizli borç ödeyen, 3- Her farz namazın arkasında da on kere Kul hüvallahu ahad suresini okuyan." Bunun üzerine Hz. Ebu Bekir (r.a.): "Yahut bunlardan birisini yaparsa da mı, ey Allah'ın Rasulü?" dedi. O da cevaben: "Evet, bunlardan birisi yaparsa da" buyurdu.

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Muaz'a, her namazın arkasında: "Allah'ım! Seni zikredebilmem, Sana şükredebilmem ve Sana iyi kulluk edebilmem için bana yardım et." diye dua etmesini tavsiye buyurdu.

 

"Namazın arkası" sözünde, selamdan önce ve sonra olma ihtimali vardır. Üstadımız, selamdan önce olmasını, tercih ederdi. Neden böyle düşündüğünü sordum; "Herşeyin arkası kendisindendir; 'hayvanın arkası' sözünde olduğu gibi diye karşılık verdi.

 

 

3- Sütre Yapması:

 

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) duvara doğru namaz kılacağı zaman duvarla kendisi arasında bir koyun geçecek kadar açıklık bırakırdı. Duvardan uzak durmazdı. Aksine sütreye yakın olmayı emrederdi. Bir oduna, direğe yahut ağaca doğru namaz kılacağı zaman o şeyi sağ yahut sol kaşı hizasına alır, tam karşısına almazdı.

 

Yolculukta ve açık alanda bulunduğunda yere bir hançer diker, ona doğru namaz kılardı. Böylece bu hançer, onun sütresi olurdu. Devesini enlemesine yatırıp ona karşı namaz kıldığı da olurdu. (Deve kalkıp giderse) semeri alıp diker ve onun art kaşına doğru namaz kılardı.

 

Namaz kılacak kimsenin bir ok yahut değnek ile de olsa önüne sütre dikmesini, şayet bulamazsa yere çizgi çizmesini emretmiştir. Ebu Davud diyor ki: Ahmed b. Hanbel'in; "Çizgi, hilal gibi enlemesine olacak" dediğini işittim. Abdullah da: "Çizgi uzunlamasına olacak" dedi. Değnek ise dimdik dikilir.

 

Önünde sütre yapacak birşey yoksa, sahih yolla nakledildiğine göre Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazını ''kadın, eşek ve siyah köpek" keserdi. Bu rivayet, O'ndan Ebu Zer, Ebu Hureyre İbn Abbas ve Abdullah b. Mugaffel tarafından sağlam yolla nakledilmiştir. Bu hadislerin çelişiği olan hadisler iki kısımdır: 1- Sahih, ama sarih {konuya delaleti açık) değil, 2- Sarih, ama sahih değil. Durumları böyle olan aykırı hadislerden dolayı bunlarla (yukarıda ravilerinin adları verilen sahih hadislerle) amel terkedilmez. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem), Hz.Aişe (r.anha) kıblesi tarafında uyurken namaz kılardı. Herhalde böyle olması, namaz kılanın önünden geçen durumunda olmamasındandır. Çünkü erkeğin, namaz kılanın önünden geçmesi haram olduğu halde önünde durması mekruh değildir. İşte bunun gibi kadının da durması değil, geçmesi namazı kesmektedir. En İyi bilen Allah'tır.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

F) RATİBE SÜNNETLERİ

 

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir