|
ZADU’L-MEAD |
İKİNCİ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) İBADETLER KONUSUNDAKİ TUTUMU |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
J) HZ. PEYGAMBERİN
(S.A.) BAYRAM NAMAZLARI
1- Bayram Namazlarını Musallada
Kıldırması
2- Bayram Namazına Çıkışı
3- Bayram Namazını Kıldırışı
4- Bayram Hutbesi
5- Namaza Değişik Yollardan Gidip
Gelmesi
6- Teşrik Tekbirleri
1- Bayram Namazlarını
Musallada Kıldırması:
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram namazlarını musallada = namazgahta"
kılardı. Bu musalla Medine'nin batı kapısında olup hacıların (iki kişinin
deveye binebilmesi için deve üzerine çattıkları) mahmülerini indirdikleri
yerdir. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mescid-i Nebevi'de yalnız
bir kere bayram namazı kildırmıştır. O da -şayet Ebu Davud ve İbn Mace'nin Sürtenlerinde
nakledilen hadis sabitse- yağmur yağdığı için bayram namazım mescidde
kıldırmaları hadisesidir. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sürekli
olarak bayram namazlarını musallada kıldırırdı.
2- Bayram Namazına
Çıkışı:
Bayram namazına çıkarken
en güzel elbisesini giyerdi. Bayramlarda ve cumada giydiği, özel takım elbisesi
vardı. Bazan iki yeşil bürdesini bazan da kırmızı bürdesini giyerdi.
Bazılarının zannettikleri gibi bu bürde, tek renkten oluşan saf kırmızı bir
giysi değildi. Onda Yemen bürdelerinde olduğu gibi kırmızı çizgiler vardı. Bu
yüzden ondaki bu özellik gözönüne alınarak "kırmızı" denildi.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kırmızı ve usfurla boyalı elbise
giymeyi yasakladığı sahih yoldan nakledilmiştir. Bu nakle karşı koyacak başka
bir nakil de yoktur. Abdullah b. Ömer'in üzerinde kırmızı iki elbise görünce
ona bu elbiseleri yakmasını emretmişti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) kırmızıya karşı bu denli sert bir tutum takmarak mekruh gördüğünü
belirtirken sonra kalkıp kendisinin giymesi düşünülemez. Şer'i delil, kırmızı
giymek haram mıdır yahut tahrimen mekruh mudur, konusu üzerinde durmaktadır.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramına çıkmadan önce, sayısı tek olmak
üzere, birkaç tane hurma yerdi. Kurban bayramında ise musalladan dönmeden
hiçbir şey yemezdi. Döndüğünde kesilen kurbandan yerdi.
Bayramlarda guslederdi.
Bu konuda rivayet edilen hadis sahihtir. İki de zayıf hadis vardır: 1- Cubare
b. Mugallis'ten gelen İbn Abbas hadisi, 2- Yusuf b. Halid es-Semti'den gelen
Fakih b. Sa'd hadisi. Ancak sünnete son derece bağlı olan İbn Ömer'in bayram
günü namaza çıkmadan önce guslettiği sahih yoldan nakledilmiştir.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaya olarak namaza çıkar, önünden küçük bir
mızrak götürülür, musallaya varınca bu mızrağa doğru namaz kıldırması için
Peygamberimizin önüne dikilirdi. Çünkü o zamanlar musalla açık alandan
ibaretti; orada ne bir bina, ne de bir duvar vardı. Kısa bir mızrak sütre
vazifesi görürdü.
3- Bayram Namazını
Kıldırışı:
Ramazan bayramında
namazı geciktirir; kurban bayramında ise daha erken kildınrdı. Sünnete son
derece bağlı olan İbn Ömer, güneş doğmadan namaza çıkmaz ve evinden musallaya
varıncaya kadar tekbir getirirdi.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) musallaya varınca ezansız, kametsiz ve
"es-Salatü camiaten = Haydin cemaatle namaza!" dedirtmeden doğrudan
doğruya namaza başlardı. Bunlardan hiçbirini yapmamak sünnettir. Ne
Peygamberimiz, ne de ashabı musallaya vardıklarında; ne namazdan önce, ne de
sonra herhangi bir namaz kılarlardı.
Hutbeden önce namazı
kıldırmakla işe başlar, iki rekat namaz kıldınrdı. Birinci rekatta başlangıç
tekbiriyle birlikte peşpeşe yedi tekbir alır her iki tekbir arasında çok az bir
müddet susardı. Tekbirler arasında belli bir zikir söylediği nakledilmemiştir.
Ancak Hallal'ın nakline göre İbn Mes'ud bu aralarda Allah'a hamdeder, O'na
övgüde bulunur ve Hz. Peygambere (Sallallahu aleyhi ve Sellem) salat ü selam
getirirdi. Gereğini yapmak için sünneti araştıran İbn Ömer, her tekbirde
ellerini kaldırırdı.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) tekbirleri bitirince kıraate başlardı. Fatiha'yı
okur sonra rekatların birisinde "Kaf" diğerinde de "Kamer"
suresini okurdu. Bazan da "A'la" ve "Gaşiye" surelerini
okurdu. Her iki rivayet de sahihtir. Bunlar dışında, Hz. Peygamber'in
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) başka sureler okuduğuna dair, hiçbir sahih
rivayet yoktur.
Kıraati bitirince tekbir
alır, rükua giderdi. Sonra birinci rekatı tamamlayıp secdeden kalkar,
peşipeşine beş kere tekbir alırdı. Tekbir almayı bitirince kıraate başlardı.
Öyleyse her iki rekatta da ilk yaptığı şey tekbir getirmektir. Kıraatin peşini
rüku izliyordu. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki kıraati
birbiri ardınca yaptığı, önce tekbir aldığı sonra kıraat eyleyip rükua gittiği,
ikinci rekatta kalkınca okuduğu, tekbiri kıraatten sonraya bıraktığı
nakledilmekteyse de bu nakil sabit değildir. Çünkü Muhammed b. Muaviye
en-Nisaburi tarafından rivayet edilmiştir. Beyhaki onun hakkında: "Pek
çokları onu yalan söylemekle suçlamıştır." diyor.
Tirmizi, Kesir b.
Abdullah b. Amr b. Avf - babası Abdullahb. Amr - dedesi Amr b. Avf yoluyla
rivayet eder ki: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram
namazlarının ilk rekatinde kıraatten önce yedi diğer rekatta yine kıraatten
önce beş tekbir ahrdı. Tirmizi diyor ki: "Bu hadisi Muhatnmed'e, yani
Buhari'ye sordum. Bana
"Bu konuda bu hadisten daha sahihi yoktur" cevabını verdi. Benim
görüşüm de budur. Bu konuda Abdullah b. Abdurrahman et-Taifi - Amr b. Şuayb -
babası - dedesi yoluyla rivayet edilen hadis de sahihtir."
Ben derim ki: Tirmizi,
Abdullah b. Abdurrahman hadisiyle şu hadisi kastediyor; "Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram namazında ilk rekatta yedi, ikincide beş
olmak üzere toplam on iki tekbir aldı. Ne öncesinde, ne sonrasında namaz kıldı.
" İmam Ahmed: "Ben de bu görüşü savunuyorum" diyor. Yine aynı
İmam Ahmed, Müsned'mde, bu Kesir b. Abdullah b. Amr'in hadisine çatmış ve:
"Onun naklettiği hadisin hiçbir değeri yoktur' demiştir. Tirmizi de bazan
onun naklettiği hadisi sahih sayarken, bazan da hasen sayıyor. Oysa Buhari bu
konuda naklolunan en sahih hadisin bu olduğunu belirtmiş, bizzat Tirmizi'de Amr
b. Şuayb hadisinin sahihliğine hükmedip kendisinin de Buhari'nin görüşünde
olduğunu haber vermiştir. En iyi bilen Allah'tır.
4- Bayram Hutbesi:
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) namazı tamamladığında, cemaat saflarında
otururken onlara karşı dönüp ayakta kendilerine va'zeder, tavsiyelerde bulunur,
ne emredilecekse emreder ne yasaklanacaksa yasaklardı. Bu esnada kimilerini
gazaya göndermek gerekirse gönderir, bir şeyin yapılmasını emredecek olursa
emrederdi. Orada üzerine çıkıp konuşacağı bir minber yoktu. Medine'deki minberi
dışan çıkardığı da olmazdı. Toprak üzerinde ayakta durarak halka hitap ederdi.
Cabir diyor ki:
"Bir bayram namazında Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile
beraber bulundum. Önce ezansız ve kametsiz olarak hutbeye geçmeden namazı
kıldırdı. Sonra Bilal'e dayanarak ayağa kalktı. Allah'tan sakınmayı emredip,
O'nun emirlerine uymaya teşvik etti. Halka va'z ve nasihat ettikten sonra
yürüdü, kadınların yanlarına kadar gitti. Onlara da va'z ve nasihat etti."
Hadis, Buhari ve Müslim tarafından rivayet edilmiştir.
Ebu Said el-Hudri
anlatıyor: "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan ve Kurban
bayramı günlerinde musallaya çıkardı. İlk yaptığı iş namaz olurdu. Sonra cemaat
saflarında otururken ayakta onlara dönüp kendilerine va'z ve nasihat
ederdi." Hadisi, Müslim rivayet etmiştir.
Yine Ebu Said el-Hudri
anlatıyor: Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram günü çıkar,
insanlara iki rekat namaz kıldırırdı. Selam verip namazdan çıkınca, cemaat saflarında
otururken onlara dönüp -devesi- üzerinde durur: "Bağış yapın"
buyururdu. En çok bağış yapan kadınlar olur, küpe, yüzük ve neleri varsa
verirlerdi. Şayet bir ihtiyacı olur, bir bölük ordu - asker göndermek gereği
duyarsa cemaate hatırlatırdı. Böyle birşey olmazsa döner giderdi.
Hafız Baki b. Mahled'in,
bu hadisi Müsned'inde zikrettiğini görünceye kadar bunun bir vehim olduğunu,
çünkü Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram namazına, önünde
mızrak götürülür şekilde yaya olarak çıktığını sadece kurban bayramı günü (veda
haccında) Mina'da devesi üzerinde hutbe söylediğini düşünürdüm. Hafız Baki b.
Mahled bu hadisi Müsned'mde, Ebu Bekir b. Ebi Şeybe - Abdullah b. Nümeyr -
Davud b. Kays - Iyaz b. Abdullah b. Sa'd b. Ebu Serh - Ebu Said el-Hudri
senediyle "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramı günü
çıkar, cemaata şu iki rekat namazı kıldırırdı. Selam verince cemaata döner,
onlara: Bağış yapınız, buyururdu. En çok bağış yapan kadınlar olurdu..."
diye rivayet edip hadisin devamını zikrediyor.
Sonra Hafız Baki, Ebu
Bekir b. Hallad - Ebu Amir - Davud - İyaz - Ebu Said senediyle: "Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan bayramı günü çıkar cemaata
namaz kıldırırdı. İlk iş olarak iki rekat namazı kıldırdıktan sonra oturan
cemaata karşı döner, onlara: Bağış yapınız, buyururdu." hadisini rivayet
edip yukarıdakine benzer şekilde devamını zikrediyor. Hadisi aynı senedle,
ancak senetteki Ebu Küreyb - Ebu Üsame - Davud farkıyla, İbn Mace de rivayet
etmiştir. Herhalde Cabir'in de: "Bilal'e dayanarak ayağa kalktı"
sözünde olduğu gibi "sonra ayaküstü durdu," şeklinde olup, katip
tarafından yapılan bir hata ile "devesi üstünde" şekline çevrilmiş
olsa gerektir. Allah en iyi bilendir.
Soru: Buhari ve Müslim
Sahihlerinde ibn Abbas'ın şöyle anlattığını rivayet ederler: "Ben Ramazan
bayramı namazında Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile, Ebu Bekir,
Ömer ve Osman -Allah onlardan razı olsun- ile beraber bulundum. Hepsi de namazı
hutbeden önce kıldırırlar, sonra hutbe okurlardı. Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) hutbeden indi. -Eliyle erkeklere oturun diye işaret ettiği
hala gözümün önündedir.- Sonra erkeklerin saflarını yararak kadın saflarına
kadar gitti. Bilal de beraberinde idi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): 'Ey Peygamber! Mü'min kadınlar sana gelip de Allah'a hiçbir şeyi ortak
koşmamak üzere biat etmek isterlerse../ ayetin [Mümtehine,12] sonuna kadar
okudu.
Yine Buhari ve Müslim'in
Sahih'lennde Cabir'den nakledilen diğer bir hadise göre: "Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayağa kalktı önce namaz kıldırdı. Sonra ardından
cemaata hitap etti. Allah'ın Peygamberi fs.a.) hutbeyi bitirip indi. Kadınların
yanlarına kadar geldi, onlara va'z etti...
Bu hadisler, Hz.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir minber yahut devesi üzerinde
hutbe okuduğunu gösterir. Belki de kerpiç, çamur veya buna benzer bir şeyden
onun için bir minber yapılmış olabilir?
Cevap: Bu iki hadisin
sahih olduğunda şüphe yoktur. Yine Mescid-i Nebevi'deki minberin dışarı
çıkartılmadığında ve onu ilk defa Mervan b. Hakem'in dışarı çıkartmış
olduğunda, hatta ona bu yüzden karşı gelindiğinde de şüphe yoktur. Kerpiç ve
çamurdan yapılan minbere gelince; Buhari ve Müslim'in Sahih'lerinde
naklettikleri üzere böyle bir minberi ilk olarak yapan -Mervan'ın Medine
emirliği sırasında- Kesir b. Salt olmuştur. Herhalde Hz. Peygamber (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) musallada yüksekçe kürsü üzerinde dururdu. Sonra oradan aşağı
iner, kadınların yanına giderdi. Karşılarında durur, onlara hitap eder; va'z ve
nasihatta bulunurdu. Allah en iyi bilendir.
Bütün hutbelerine
Allah'a hamdederek başlardı. Bayram hutbelerinde tekbirle başladığına dair bir
tek hadis bile nakledilmemiştir. Yalnız İbn Mace, Sünen'inde Peygamberimizin
müezzini Sa'd el-Karaz'dan nakleder ki. Allah Rasulü (s.a."i hutbe
aralarında ve bayramlardaki hutbelerde çokça tekbir getirirdi. Bu hadis, Hz.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram hutbesi' ne tekbirle
başladığına delil olmaz.
Bayramlarda ve yağmur
duasında okunan hutbelere hangi sözle başlanılacağında alimler farklı görüşler
ileri sürmüşlerdir. Kimileri her ikisine de tekbirle başlanacağını, kimileri
yağmur duası hutbesine istiğfar ederek başlanacağını ve kimileri de her ikisine
Allah'a hamdederek başlanacağını söylemiştir. Şeyhülislam İbn Teymiye diyor ki:
Doğru olan bu üçüncüsüdür. Çünkü Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allah'a hamdla başlanılmayan her önemli iş sonuçta eksiktir. "
buyurmuştur.
Bütün hutbelerine
Allah'a hamdederek başlardı.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram namazına katılan kimseleri, hutbeyi
dinlemek için oturmakla gitmek arasında serbest bırakmıştır. Bayram cumaya denk
geldiğinde onlara bayram namazıyla yetinebileceklerini, cumaya gelmelerinin
gerekli olmadığını bir ruhsat olarak bildirmiştir.
5- Namaza Değişik
Yollardan Gidip Gelmesi:
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bayram günü yolunu değiştirirdi. Giderken bir
yoldan, dönerken başka bir yoldan yürümeyi tercih ederdi. Bu davranışının
hikmeti konusunda şu görüşler ileri sürülmüştür:
1- Her iki yoldaki halka
selam vermek için,
2- Her iki grubun da
onun bereketinden istifade etmesi için,
3- O yollarda bulunan
ihtiyaç sahiplerinin ihtiyaçlarını gidermek için,
4- Diğer yol ve
geçitlerde de islam dininin -simge- sembollerini göstermek için,
5- Münafıkların,
islam'ın ve müslümanların hakimiyetlerini, İslam dininin sembollerinin ayakta
durduğunu görüp öfkelerinden kendi kendilerini yiyip tüketmelerini sağlamak
için,
6- Çok yerin kıyamette
lehine şahitlik etmesi için. Çünkü camiye ve namazgaha giden kimsenin attığı
iki adımdan biriyle derecesi bir basamak yükselir, diğeriyle bir günahı
silinir. Bu durum evine dönünceye kadar sürer.
7- En doğrusu Hz.
Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) böyle davranmasının hikmeti bütün
bunlarla birlikte O'nun davranışlarında mutlak surette bulunan diğer
hikmetlerdir.
6- Teşrik Tekbirleri:
Arefe günü sabah
namazından başlamak üzere en son teşrik gününün ikindi namazına kadar şu
şekilde tekbir getirmekte olduğu rivayet ediliyor:
"Allah en büyüktür.
Allah en büyüktür. Allah'tan başka tanrı yoktur. Allah en büyüktür, Allah en
büyüktür. Hamd yalnız Allah'adır.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan:
K) HZ.
PEYGAMBER'İN (S.A.) GÜNEŞ TUTULMASINDA KILDIĞI NAMAZ