|
ZADU’L-MEAD |
İKİNCİ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) İBADETLER KONUSUNDAKİ TUTUMU |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
A) ORUCUN HİKMETİ VE
FARZ KILINIŞI
1- Orucun Hikmeti:
Oruçtan beklenen gaye,
nefsi şehevi arzulardan alıkoymak, alışkın olduğu şeylerden koparmak ve şehevi
gücünü düzene sokmak suretiyle onun, içinde mutluluk ve rahatının zirvesi
bulunan şeyi arama ve ebedi hayatı sözkonusu olan, kendisini arındıracak
şeyleri kabul etme istidadı elde etmesini sağlamadır. Açlık ve susuzluk nefsin
hiddet ve şiddetini kırar, açlıktan ciğerleri yanan yoksulların halini
düşündürür. Yenen ve içilen şeylerin yollarının daralmasıyla şeytanın insandaki
dolaşım alanları daralır. Organlarda bulunan güçlerin dünya ve ahiret hayatında
bu organlara zararlı olacak şekilde tabiatın hükmüne boyun eğmeleri engellenmiş
olur. Oruç, her bir organı ve her bir gücü yatıştırır, sahibine isyan edemez
hale getirir ve organlar oruç gemi ile gemlenir. Oruç, takva sahiplerinin gemi,
muhariblerin kalkanı, iyilerin ve Allah'a yakın olanların riyazetidir. Diğer
ameller arasında halisane olanı alemlerin Rabbi için tutulan oruçtur. Çünkü
oruçlu hiçbir şey yapmaz; yalnızca şehvetini, yemesini ve içmesini Mabud'u için
terkeder. Oruç, Allah sevgisini ve rızasını tercih edip nefsin sevdiği ve
lezzet aldığı şeyleri terketmektir. Oruç, kul ile Rabbi arasında bir sırdır,
O'ndan başkası bu sırdan haberdar olamaz. Kullar, görünüşte oruç bozucu şeyleri
kişinin terketmiş olmasına muttali olabilirler. Ama yemesini, içmesini ve
şehvetini Mabud'u için terketmiş olması hiçbir insanın muttali olamayacağı bir
şeydir. İşte orucun hakikati.
Orucun, görünen
organların ve iç güçlerin korunmasında, istila ettikleri vakit bu organ ve
güçleri ifsad eden zararlı maddeleri kendisine çeken karışımdan onları muhafaza
etmede ve onların sıhhatine engel pis maddelerin boşaltımında insanı hayrette
bırakan bir tesiri vardır. Oruç, kalbin ve organların sıhhatini muhafaza eder;
şehvet ellerinin onlardan çekip aldıkları şeyi onlara geri iade eder. Oruç,
takvaya en büyük yardımcılardandır. Nitekim Allah Teala buyuruyor ki: "Ey
iman edenler! Oruç, sizden öncekilere farz kılındığı gibi, takva sahibi
olasınız (Allah'a karşı gelmekten konmasınız) diye size de farz
kılındı.[Bakara, 183]
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Oruç kalkandır." buyurdu. Ve şehevi
arzusu kabarıp da evlenmeye gücü yetmeyenlere oruç tutmayı emretti, orucu bu
şehvetin kırıcısı olarak nitelendirdi.
Sözün özü; sağlıklı
akıllar ve düzgün fıtratlar tarafından orucun faydalarına tanık olununca Allah,
kullarına bir rahmet, bir ihsan, bir perhiz ve bir kalkan olmak üzere orucu
meşru kıldı.
Allah Rasulü'nün
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu. konudaki tutumu, maksadı en muazzam şekilde
elde etmeyi sağlayan, nefislere en kolay gelen en mükemmel bir tutumdur.
2- Orucun Farz Kılınışı:
Nefisleri alıştıkları
şeylerden, şehevi arzulardan çekip koparmak en meşakkatli, en zor işlerden
olduğundan orucun farz kılınışı, nefislerin tevhid ve namaz üzerinde karar
kılıp Kur'an'ın emirlerine ısındığı vakte, İslam'ın ortasına, hicretten sonraya
kadar gecikti. Farz oluncaya kadar çeşitli'aşamalar geçirdi.
Oruç, hicretin ikinci
senesi (624 m.) farz kılındı. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) vefat
ettiğinde dokuz Ramazan oruç tutmuştu. İlk olarak oruç, dileyen tutar dileyen
de her bir gün için bir yoksulu doyurur denilerek iki şık arasında serbest
bırakılmak suretiyle farz kılındı. Sonra bu serbest bırakmadan orucun kesin bir
şekilde farz kılınışına geçildi ve yemek yedirme hakkı oruç tutmaya güç
yetiremeyen aşırı yaşlı erkek ve kadınlara tanındı. Bunlar oruç tutmazlar ve
her bir gün için bir yoksulu doyururlar. Hasta veya yolcu olan kimselerin orucu
bozup sonra kaza etmelerine izin verdi. Kendilerine bir zarar gelmesinden korkan
hamile yahut emzikli kadınlara da aynı izni verdi. Hamile yahut emzikli
kadınlar çocuklarına bir zarar gelmesinden korkarlarsa hem kaza ederler ve hem
de her bir gün için bir yoksulu doyururlar. Çünkü bunların oruç yemeleri bir
hastalık korkusuyla değildir. Sıhhatli oldukları halde orucu bozmaktadırlar. Bu
yüzden de İslam'ın evvelinde sıhhatli kimsenin oruç tutmamasında olduğu gibi
burada da bir yoksulu doyurmak zorunlu sayılmıştır.
Oruç üç aşamadan
geçmiştir:
1) Oruç tutmak veya bir
fakiri doyurmak arasında serbest bırakılma özelliği taşımak suretiyle farz
kılınışı:
2) Kesin farz kılınışı:
Ancak oruçlu kimse yemek yemeden uyursa ertesi geceye kadar yemesi içmesi
haramdı. Ancak bu haramlık üçüncü aşamada neshedildi.
3) Son Aşama: Kıyamete
kadar meşru olarak kalan da bu şeklidir.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan: