|
ZADU’L-MEAD |
İKİNCİ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) İBADETLER KONUSUNDAKİ TUTUMU |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
E) RAMAZAN'DA YOLCULUK
1- Ramazan'da Yolculuğa Çıkması
2- Savaşta Oruç
3- Ramazan'da Çıktığı Gazalar
4- Yolculukta Oruç
1- Ramazan'da Yolculuğa Çıkması:
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Ramazan'da yolculuğa çıktı; hem oruç tuttu hem de tutmadı.
Sahabileri, oruç tutup tutmama arasında serbest bıraktı.
2- Savaşta Oruç:
Düşmanlarına
yaklaştıklarında onlara karşı savaşta güç elde etmeleri için sahabilere orucu
yemelerini emrederdi.
Böyle bir durumla mukim
iken karşılaşılsa ve oruç yenildiği takdirde düşmanla karşılaşmaya güç elde
edilecek olsa bu halde müslümanlar oruçlarını bozabilirler mi? Bu konuda iki
görüş ileri sürülmüştür. Bunların delil bakımından en sağlam olanı bu haldeki
müslümanların oruçlarını bozabilecekleridir. İbn Teymiye'nin tercihi de budur.
İslam orduları Şam yakınlarında düşmanla karşılaştığında İbn Teymiye bu şekilde
fetva verdi. Kuşkuşuz bu sebeple orucu bozma sırf yolculuk sebebiyle oruç
bozmaya göre daha uygundur. Hatta yolcunun orucu yemesinin mubah kılınması bu
halde iken orucun yenilmesinin mubah olduğuna da bir tenbihtir. Çünkü bu hal,
oruç yemenin caiz olması için daha haklı bir sebeptir. Zira diğer halde kuvvet
yalnız yolcuya mahsus iken burada kuvvet, hem orucu yiyen mücahide ve hem de
müslümanlara aittir. Hem cihad meşakkati, yolculuk meşakkatinden daha büyüktür.
Mücahidin oruç tutmamasıyla elde edilen fayda, yolcunun oruç tutmamasıyla elde
edilen faydadan daha büyüktür. Hem de Allah Teala: "Düşmanlarınıza karşı
gücünüz yettiğince kuvvet hazırlayın." buyurmuştur.[ [Enfal, 60] Düşmanla
karşılaşıldığında orucu yeme, en büyük kuvvet sebeplerindendir.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ayette geçen "kuvvet" kelimesini,
"ok atmak" ile tefsir etmiştir. Oruç bozmak, gıda almak gibi takviye
edici, yardım edici şeyler bulunmaksızın ok atmak tam olarak gerçekleşmez ve
ondan beklenen sonuç meydana gelmez. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) düşmanlarma yaklaştıkları vakit sahabeye: "Doğrusu düşmanınıza
yaklaştınız. Orucu yemek size daha çok güç katar." buyurdu. Bu bir
ruhsattı. Sonra bir başka yere konakladılar. "Doğrusu siz düşmanınıza
hücum etmek üzeresiniz. Orucu yemek size daha çok güç katar."Orucunuzu
yeyin." buyurdu. Bu ise bir azimettir. Sahabi: "Bu emir üzerine orucu
bozduk." diyor. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) görüldüğü
üzere orucu bozmaya sebep olarak düşmanlarma yaklaşmalarını ve düşmanla
karşılaşmak için kuvvete muhtaç olmalarını göstermiştir. Bu ise yolculuk
dışında bir başka sebeptir. Yolculuk, başlıbaşına müstakil bir sebeptir.
Gösterdiği sebepler arasında ondan söz etmemiş ve ona işarette de
bulunmamıştır. Özelliği olan bu oruç yeme meselesinde şeriat sahibinin hükümsüz
saydığını itibara alarak bunu sebep göstermek, düşmana karşı konulacak kuvvet
vasfını hükümsüz saymak ve sırf yolculuğu itibara alma şeriat sahibinin itibar
ettiği ve sebep gösterdiği şeyi hüküm* süz sayma demektir.
Toparlayacak olursak;
şeriat sahibinin tenbihi ve hikmeti cihad sebebiyle oruç yemenin sırf yolculuk
sebebiyle oruç yemeye nazaran daha yerli yerinde bir hareket olmasını
icabettirir. Ya bir de Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sebebe
işaret etmiş, ona tenbihte bulunmuş, hükmünü açıklamış ve bu sebepten Ötürü
sahabilere oruçlarını bozmalarını emretmişse ne demeli? Şu hadis de bunu
göstermektedir: İsa b. Yunus, Şu'be - Amr b. Dinar - İbn Ömer senediyle rivayet
eder ki, Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke fethi günü ashabına:
"Bugün savaş günüdür. Derhal orucunuzu bozun." diye buyurdu.
Şu'be'den hadisi, Said b. Rebi de rivayet ederek İsa b. Yunus'a mütabaat etti.
Görüldüğü gibi Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), savaşı sebep
gösterdi ve hemen arkasından (sebep bildiren) bir edat -fa edatı- getirmek
suretiyle orucu yeme emrini verdi. Herkes bu sözden orucu bozmanın savaştan
ötürü olduğunu anlar. Yolculuk, cihaddan tecrid edildiği zaman ise Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), orucu bozma konusunda; bu Allah'tan bir
ruhsattır, bu ruhsata kim uyarsa iyi yapmış olur, kim de oruç tutmak isterse
ona bir günah yoktur, derdi.
3- Ramazan'da Çıktığı
Gazalar:
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem), en muazzam ve en büyük gazaları olan Bedir Klekke fethi
gazalarına Ramazan'da çıktı.
Hz. Ömer İbnü'l-Hattab
diyor ki: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte Ramazan'da
iki gaza yaptık: Bedir gazası ve Mekke fethi. Her iki gazada da oruç tutmadık.
Darakutni ve
başkalarının Hz. Aişe'den rivayet ettiği: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) ile birlikte umre yapmak üzere Ramazan'da yola çıktık. Allah Rasülü
oruç tutmadı, ben tuttum. O, namazı kısaltarak kıldı, ben tam kıldım..."
hadisi bir yanılgıdır. Ya Hz. Aişe'ye atfedilen bir yanılgıdır -daha açık
görünen budur- yahut onun yaptığı bir yanılgı olup şu konuda İbn Ömer'in başına
gelen burada onun başına gelmiştir: ibn Ömer: "Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Recep ayında umre yaptı." dediğinde Hz. Aişe:
"Allah, Ebu Abdurrahman'a (İbn Ömer'e) rahmet etsin. Kendisi Allah
Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığı bütün umrelerinde yanında
bulunmuştur. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katiyen Recep ayında
umre yapmamıştır." demişti. Aynı şekilde Hz. Peygamber'in (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) yine bütün umreleri Zilkade ayında idi; katiyen o, Ramazan'da
umre yapmamıştır.
4- Yolculukta Oruç:
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), oruçlunun orucu bozabileceği mesafe için bir
sınır koymamıştır. Bu konuda Hz. Peygamber'den (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
sahih bir rivayet gelmemiştir. Dihye b. Halife el-Kelbi, üç millik bir
yolculukta oruç bozmuş ve oruç tutanlara: "Muhammed'in (a.s.) sünnetini
terk ediyorlar."demiştir.
Sahabe-i kiram yolculuğa
çıktıklarında evleri geçmeyi (geride bırakmayı) dikkate almaksızın oruçlarını
bozuyorlar ve bunun Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sünneti ve
prensibi olduğunu haber veriyorlardı. Nitekim Ubeyd b. Cebr'in rivayetinde de
böyledir: "Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashabından Ebu
Basra el-Ğıfari ile Ramazan ayında Fustat'tan bir gemiye bindik. Daha evleri
geçmemiştik ki sofranın getirilmesini istedi ve; buyur, dedi. "Evleri
görmüyor musun?" diye özür beyan ettim. Bunun üzerine Ebu Basra:
"Resulullah'ın sünnetini terk mi ediyorsun?" dedi. Hadisi Ebu Davud
ve Ahmed b. Hanbel (r.h.) rivayet etmiştir. Ahmed b. Hanbel'in (r.h.) rivayeti
şöyledir: "Ebu Basra ile Fustat'tan İskenderiye'ye giden bir gemiye
bindik. Geminin demirlediği limana yaklaştığımızda yemeğini getirmelerini
emretti. Sofra kuruldu, sonra beni yemeğe çağırdı -ki bu olay, Ramazan ayı
içinde idi.- "Ebu Basra! Vallahi, daha evler görünüp duruyor, bu nasıl
olacak?" dedim. "Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
sünnetinden yüz mü çeviriyorsun?" dedi. "Hayır" dedim. "O
zaman ye!" dedi. Ebu Basra; "Varıncaya kadar yeyip içtik," diye
de ekledi.
Muhammed b. Ka'b:
Ramazan ayında Enes b. Malik'in yanına vardım: Yolculuğa çıkmak istiyordu.
Devesine eğer vurulmuştu. Yolculuk elbiselerini giyinmişti. Yiyecek bir şeyler
istedi ve yedi. "Bu sünnet mi?" dedim. "Evet, sünnet" dedi
ve devesine bindi. Tirmizi: Hadis hasendir, dedi. Darakutni de rivayetinde:
Güneş batmaya yüz tutmuşken yedi, demiştir.
Bu hadisler, Ramazan
ayında yolculuğa çıkanın orucunu bozabileceğini açıkça ortaya koymaktadır.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan: