ZADU’L-MEAD

İKİNCİ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.)

İBADETLER KONUSUNDAKİ TUTUMU

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

A) HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) UMRELERİ

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hicretten sonra hepsi de Zilkade ayında olmak üzere toplam dört umre yaptı:

 

Birincisi, Hudeybiye umresi: ilk umresi olup hicretin altıncı senesinde yapmıştır. Müşrikler Beytullah'ı ziyaretten onu engelleyince, Hudeybiye'de engellendiği yerde develeri kurban etti. Hem kendisi, hem de ashabı başlarını tıraş ettirdiler. İhramlarını çıkartıp o sene Medine'ye geri döndüler.

 

İkincisi, ertesi sene yaptığı kaza umresi (umretü'l-kadıyye): Mekke'ye girip orada üç gün kaldı. Sonra umresini tamamlayıp oradan ayrıldı. Bu umrenin, geçen sene alıkonulduğu umrenin kazası mı, yoksa yeni baştan bir umre mi olduğu konusunda alimler iki farklı görüş ileri sürmüşlerdir. İmam Ahmed'den her ikisi de rivayet edilmiştir: 1) Kaza umresidir. Ebu Hanife'nin (r.h) görüşü budur. 2) Kaza umresi değildir. Malik (r.h.) de bu görüştedir. Kaza olduğunu söyleyenler delil olarak "Bu umre, kaza umresi diye isimlendirilmiştir. Bu isim hükme bağlı olarak verilmiştir." diyorlar. Diğerleri ise derler ki: Buradaki "kaza" kelimesi borcunu ödemek, kaza etmek anlamındaki "kada" fiilinden değil, "mukazat- antlaşma" kelimesinden gelmektedir. Çünkü Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu umre için Mekkelilerle antlaşma yapmıştır. Bu yüzden "umretü'l-kadıyye = hüküm umresi" diye adlandırılmıştır. Beytullah'ı ziyaretten alıkonanların sayısı 1400 idi. Bunların hepsi umretü'l-kadıyyede Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte değildi. Şayet bu umre, kaza umresi olsaydı bunlardan hiçbiri geri kalmazdı.

 

Bu görüş daha doğrudur. Zira Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beraberinde bulunan kimselere umreyi kaza etmelerini emr etmemiştir.

 

Üçüncüsü, haccıyla birlikte yaptığı umre: İnşallah, yakında vereceğimiz on küsur delilden anlaşılacaktır ki, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "kıran haccı" yapmıştır.

 

Dördüncüsü, Cirane'den yaptığı umre: Huneyn'e çıkıp Mekke'ye geri döndüğünde Cirane'den (ihrama girerek) Mekke'ye geldi, umresini yaptı.

 

Sahihayn'da, Enes b. Malik'in şöyle dediği rivayet edilir: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört umre yapmıştır. Hac ile birlikte yaptığı umre dışında umrelerinin hepsini Zilkade ayında yapmıştır. 1) Hudeybiye'den yahut Hudeybiye zamanı (hicretin altıncı yılında) Zilkade ayında yaptığı umre, 2) Ertesi sene Zilkade ayında yaptığı umre, 3) Huneyn ganimetlerini taksim ettiği yer olan Cirane'den (ihrama girip) Zilkade ayında yaptığı umre, 4) Haccı ile beraber yaptığı umre," Bu hadis Sahihayn'da Bera b. azib'den rivayet edilen: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) haccetmeden evvel Zilkade ayında iki kere umre yaptı." hadisi ile çelişmez. Çünkü Bera bu sözüyle tamamlanan ve hacdan ayrı yapılmış olan müstakil umreyi kasdetmektedir. Kuşku yok ki, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu şekilde yaptığı umre ikidir. Zira kıran haccında yapılan umre müstakil değildir. Hudeybiye umresini yapmaktan da Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) engellendi ve bu umreyi tamamlamasına (Mekke müşrikleri tarafından) mani olundu. Bundan dolayı İbn Abbas: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört umre yaptı: 1- Hudeybiye umresi, 2- Ertesi seneki kaza umresi, 3- Üçüncüsü Ci'rane'den (ihrama girip) yaptığı umre, 4- Dördüncüsü haccıyla birlikte yaptığı umre" demiştir. Bu hadisi İmam Ahmed kaydetmiştir.

 

Haccıyla birlikte yaptığı dışındaki umrelerini Zilkade ayında yaptığım ifade eden Enes hadisi ile, "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zilkade ayı dışında umre yapmamıştır." şeklinde Aişe ve İbn Abbas'tan rivayet edilen hadis arasında bir çelişki yoktur. Çünkü kıran haccı ile birlikte yapılan umrenin başlangıcı Zilkade ayına, sonu ise haccın bitimiyle beraber Zilhicce ayına rastlamaktadır. Aişe ile ibn Abbas başlangıcını, Enes ise bitimini haber vermektedir.

 

Abdullah b. Ömer'in (r.a.) "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) birisi Recep ayında olmak üzere dört umre yaptı." sözü ise bir yanılgıdır. Onun bu sözü Hz. Aişe'nin kulağına gidince dedi ki: "Allah, Ebu Abdurrahman (İbn Ömer)'a rahmet etsin! Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığı her umrede muhakkak kendisi hazır bulunmuştur. Oysa Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Recep ayında katiyen umre yapmamıştır."

 

Darakutni, Hz. Aişe'nin şöyle dediğini aktarır: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile beraber umre yapmak için Ramazan'da yola çıktım. O, orucunu yedi, ben tuttum; o, namazını kısaltarak kıldı, ben tam kıldım. Dedim ki: "Anam-babam yoluna feda! Sen orucunu yedin, ben tuttum. Sen namazını kısaltarak kıldın, ben ise tam kıldım." Bu sözlerim üzerine bana: "İyi etmişsin, ya Aişe!" buyurdu. Bu hadis, yanlıştır. Zira Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kesinlikle Ramazan'da umre yapmamıştır. O'nun umrelerinin sayıları ve zamanı bellidir. Biz diyoruz ki: Allah, mü'minlerin annesi Hz. Aişe'ye rahmet etsin! Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) katiyen Ramazan'da umre yapmamıştır. Oysa Hz. Aişe'nin (r.a.) kendisi: "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Zilkade ayı dışında umre yapmadı." demiştir. Bu hadisi İbn Mace vs. muhaddisler rivayet etmişlerdir.

 

İhtilaf yoktur ki, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) umreleri dördü geçmemektedir. Şayet Recep ayında umre yapmış olsaydı umrelerinin sayısı beş; Ramazan'da da yapmış olsaydı, sayıları altı olurdu. Ancak yaptığı umrelerin birini Recep, birini Ramazan ve birini de Zilkade ayında yapmıştır demek mümkünse de böyle bir şey olmamıştır. Enes (r.a.), İbn Abbas (r.a.) ve Hz. Aişe'nin (r.a.) söyledikleri gibi, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ancak Zilkade ayında umre yaptığı bir gerçektir. Ebu Davud, Sünen'inde Hz. Aişe'den "Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Şevval a'yında umre yaptı" hadisini rivayet eder. Şayet bu rivayet sağlamsa, herhalde bu, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Şevval ayında yola çıkmış olup da Cirane'den yaptığı umre olacaktır. Ancak Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) orada Zilkade ayında' ihrama girmiştir.

 

 

1- Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Umrelerinde ki Tatbikatı;

 

Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) umreleri arasında bugünkü insanların pek çoğunun yaptığı gibi Mekke'den çıkarak yaptığı bir umre yoktur. Bütün umrelerini Mekke'ye girince yapmıştır. Kendisine vahiy gelmeye başladıktan sonra, 13 yıl Mekke'de kaldığı halde O'nun bu süre içinde Mekke'den dışarı çıkarak umre yaptığı asla naklolunmamıştır.

 

Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığı ve meşru kıldığı umre, Mekke'ye girip de yaptığı umredir; Mekke'de bulunan kimsenin umre yapmak için Mekke sınırları dışına çıkarak yaptığı umre değildir. O'nun devrinde beraberinde olan insanlar arasında Hz. Aişe'den başka hiçbir kimse bunu yapmamıştır/ Hz. Aişe ise umre niyetiyle ihrama girmiş; ama ardından hayız olmuştu. Bunun üzerine Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) emriyle haccı, umreye kattı ve böylece kıran haccı yapmış oldu. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem), onun Beytullah'ı tavafının ve Safa-Merve tepeleri arasında yaptığı sa'yının haccı ve umresi için geçerli olduğunu haber verince Hz. aİşe (kıskançlık duyup) kederlendi. Kumaları ayrı ayrı hac ve umre yaparak döneceklerdi. -Çünkü onlar temettü* haccı yapmışlar, hayız olmamışlar ve kıran haccı yapmamışlardı.- Kendisi ise hac arasında yaptığı umre ile dönecekti. Bunun üzerine Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun gönlünü hoş etmek için kardeşine (Abdurrahman b. Ebu Bekir) Ten'im'den ona umre yaptırmasını emretti. Bu hac esnasında ne kendisi ne de beraberinde bulunan sahabılerden herhangi birisi Ten'im'den umre yapmamıştır. İnşallah, bu konunun daha fazla ve genişçe bir açıklaması yakında gelecektir.

 

 

2- Hac Aylarında ve Ramazan'da Umre:

 

Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hicretten sonra Mekke'ye, birinci kere dışında beş defa girmiştir. Birinci keresinde ise Hudeybiye'ye vardığında Mekke'ye girmesine engel olunmuştu. Bu girişlerinden dördünde ihrama mikatta girmiş, mikata gelmeden ihram giymemiştir. Hudeybiye (anlaşmasının yapıldığı hicri altı) senesinde Zülhuleyfe denilen yerde ihrama girmişti. Sonra ertesi yıl ikinci keresinde Mekke'ye girip umresini kaza etti ve orada üç gün kalıp çıktı. Fetih senesi (hicretin sekizinci senesi) Ramazan ayında ihramsiz olarak üçüncü defa girdi. Sonra oradan Huneyn'e gitti. Dönüşünde Cirane denilen yerde umre niyetiyle ihram giyip Mekke'ye girdi. Bu umre sırasında Mekke'ye gece girip gece çıktı. Bugünkü Mekke halkının yaptığı gibi Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'den Cirane'ye umre yapmak için çıkmamıştır. Yalnız Mekke'ye girerken orada ihram giymiştir. Umresini geceleyin kaza edince derhal Cirane'ye döndü. Geceyi orada geçirdi. Sabah olup da güneş tepe noktadan batıya yönelince Batn-ı Şerif denilen yerden çıkıp yol kavşağına (Batn-ı Şeriften giden yolun Medine yoluyla buluştuğu bir kavşak) kadar vardı. Bundan dolayı bu umre pek çok insana kapalı kaldı.

 

Sözün özü, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bütün umrelerini müşriklerin tutumlarına aykırı olarak hac aylan içinde yapmıştır. Müşrikler ise hac aylarında umre yapmayı hoş görmezler, böyle bir umre için "en büyük günahlardandır" derlerdi. Bu da gösterir ki, hac aylarında yapılan umre, kuşkusuz Recep ayında yapılan umreden daha faziletlidir.

 

Hac aylarında yapılan umre ile Ramazan'da yapılan umrenin hangisinin daha faziletli olduğu konusu ise tartışmalıdır. Sahih bir rivayete göre Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisiyle birlikte haccetmeyi kaçıran Ümmü Ma'kil'a Ramazan'da umre yapmasını buyurmuş ve Ramazan'da yapılan bir umrenin, bir hacca bedel olduğunu haber vermiştir.

 

Hem Ramazan umresinde, en faziletli zaman ve en faziletli mekan bir araya gelmektedir. Ancak Allah, Peygamberi (Sallallahu aleyhi ve Sellem) için umreleri konusunda yalnız en uygun ve en layık vakitleri seçmiştir. Hac aylarında yapılan umre, haccın kendi ayları içinde yapılması gibidir. Bu ayları, Allah Teala, bu ibadete has kılmış ve bu ibadet için vakit tayin etmiştir. Umre küçük haçtır. Öyleyse onun için de en uygun zaman hac aylandır. Zilkade ise bu ayların ortasında yer alır. Bu, hakkında Allah'a istiharede bulunduğumuz şeylerdendir. Kimde daha çok bir bilgi varsa o yolu tutsun.

 

Şöyle de denilebilir: Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Ramazan'da umreden daha Önemli ibadetlerle meşgul olurdu. Bu ibadetlerle umreyi bir vakitte yapması mümkün değildir. Bu sebeple umreyi hac aylarına tehir eder, Ramazan'da ise tamamen kendini bu ibadetlere verirdi. Maamafih böyle bir şeyi yapmamış olmasında ümmetine şefkat ve merhameti sözkonusudur. Şayet Ramazan'da umre yapsaydı, ümmet kuşkusuz aynı şeyi yapmaya kalkışırdı. Hem umre yapıp hem oruç tutmaları onlara meşakkat verirdi. Belki çoğunlukla nefisler hem umre, hem de Ramazan orucu sevabı elde etme hırsıyla bu ibadet sırasında orucu yemeye müsamaha göstermez, böylece meşakkat doğardı. Bundan dolayı Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) umreyi hac aylarına tehir etmiştir. Malumdur ki, ümmetine meşakkat verir korkusuyla yapmayı arzu ettiği halde pek çok ameli terkederdi.

 

Beytullah'a girdiğinde hüzünlü bir şekilde çıkmış ve Hz. Aişe bunun sebebini sorunca da: "Doğrusu ben, ümmetime meşakkat vermiş olmamdan korkuyorum." Buyurmuştu. Zemzem kuyusuna inip, hacılara zemzem çeken (Abdülmuttaliboğulları) ile beraber zemzem çekmeyi tasarladık Ancak kendisinden sonra gelenlerin, sikaye hizmetini yürüten bu kabileye galebe çalmalarından endişe ederek bu düşüncesinden vazgeçti. En doğrusunu Allah bilir.

 

 

3- Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Senede Bir Kere Umre Yapmıştır:

 

Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sene içinde yalnız bir kere umre yaptığı bilinmektedir. Bir sene içinde iki defa umre yapmamıştır. Bazıları ise onun bir sene içinde iki defa umre yapmış olduğunu sanmışlar; delil olarak da Ebu Davud'un Sünen'inde Hz. Aişe'den "Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) iki umre yaptı:

 

Zilkade ayında bir umre, Şevval ayında bir umre." şeklinde rivayet ettiği hadisi göstermişler ve demişler ki: "Bu hadiste anlatılmak istenen Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yaptığı umrelerin toplamım ifade etmek değildir. Zira Enes, Aişe ve İbn Abbas gibi sahabiler Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört umre yaptığını söylemişlerdir. Böylece anlaşılmıştır ki, Hz. Aişe, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir sene içinde biri Zilkade, diğeri Şevval ayında olmak üzere iki umre yaptığını ifade etmek istemiştir." Şayet Hz. Aişe'den rivayeti sağlamsa bu hadis bir yanılgıdır. Zira böyle bir şey katiyyen olmamıştır. Çünkü Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dört umre yaptığında şüphe yoktur: Birinci umre, Zilkade ayındaki Hudeybiye umresidir. Ertesi seneye kadar bir daha umre yapmamıştır. Kaza umresini (umretü'l-kadıyye) yine Zilkade ayında yapmış, sonra Medine'ye dönmüş ve sekizinci senenin Ramazan ayında Mekke'yi fethedinceye kadar bir daha oraya gitmemiştir. Bu Fetih senesinde de umre yapmamıştır. Sonra Şevval ayının altısında Huneyn'e sefer düzenlemiş ve Allah, düşmanlarını bozguna uğratmış, ardından Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Mekke'ye dönüp umre yapmak üzere ihrama girmiştir. Bu da Enes ve İbn Abbas'ın dediği gibi Zilkade ayında olmuştur. O halde Hz. Peygamber (sa..) Şevval'de düşmanla karşılaşmış, bu ayda Mekke'den dışarı çıkmış ve umresini düşmanın işini bitirdikten sonra Zilkade ayında geceleyin kaza etmiştir. Ne o sene ve ne ondan önceki ne de sonraki senelerde bir sene içinde iki umre yapmamıştır. Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) günlerine, siretine ve hallerine özel ilgisi bulunan kimse bunda şüphe etmez, kuşku duymaz.

 

Soru: Şayet bunun Hz. Peygamberden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) rivayetini sabit görmüyorlarsa bir sene içinde defalarca umre yapılmasını neye dayanarak müstehap sayıyorlar?

 

Cevap: Bu meselede ihtilaf edilmiştir. İmam Malik: "bir sene içinde birden fazla umre yapılmasını mekruh görürüm." demiş, talebelerinden Mutarrif ile İbnü'l-Mevvaz (v.269/882) ona muhalefet etmişler, Mutarrif: "Bir sene içinde defalarca umre yapmakta bir sakınca yoktur." derken, İbnü'l-Mevvaz: "Bunda bir sakınca olmamasını umarım. Hz. Aişe, bir ay içinde iki defa umre yapmıştır. Herhangi bir ibadetle Allah'a yakınlaşmaktan ve bir konuda fazlaca hayır işlemekten hiç kimsenin m en edilmesini uygun görmem. Bu konuda engelleyici bir nas da yoktur." demiştir. Bu, cumhurun görüşüdür. Ancak Ebu Hanife (r.h.), arefe günü, kurban günü ve teşrik günleri olmak üzere beş günü istisna etmiş ve o günlerde umre yapılamayacağını söylemiştir. Ebu Yusuf (r.h.) ise hassaten kurban gününü ve teşrik günlerini istisna etmiştir. Şafiiler de teşrik günlerinde şeytan taşlamak üzere geceyi Mina'da geçiren kimseyi istisna etmişlerdir. Hz. Aişe, bir sene içinde iki defa umre yapmıştı. (Hz. Aişe'nin yeğeni) Kasım'a: "Hiç kimse ona karşı gelmedi mi?" diye sordular. O da: "Müminlerin annesine mi?!" cevabını verdi. Enes, (hacda tıraş ettiği) başındaki saçlar kabarınca çıkar, umre yapardı.

 

Hz. Ali'nin (r.a.) bir sene içinde defalarca umre yaptığı rivayet edilmektedir,. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ise: "Yapılan bir umre, yapılacak diğer umreye kadar arada işlenen günahlara keffarettir." buyurmuştur. Bu konuda Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Aişe'ye, niyetlenip ihrama girerek telbiyeye başladığı umresi dışında ayrıca Ten'im'den umre yaptırması ve bunun bir sene içinde olması yeterli bir delildir. "Hz. Aişe umreyi bozmuştu. İşte Ten'im'de, niyetlenip ihrama girdiği umre bunun kazasıdır." denemez. Zira umrenin bozulması sahih olmaz. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Yaptığın tavaf hem haccın ve hem de umren için geçerli olur." rivayetin bir başka metnine göre ise: "Her ikisinin de ihramından çıkmış oldun." buyurmuştu.

 

Soru: Sahih-i Buhari'de Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Hz. Aişe'ye: "Umreni boz, başını çöz ve saçlarını tara.", bir diğer metinde ise "Başım çöz ve saçlarını tara." ve bir başka metinde de "Hacca niyetlenip telbiye et, umreyi bırak." buyurduğu rivayet edilmektedir. İşte bu iki yönden Hz. Aişe'nin umreyi bozduğunu açıkça ifade etmektedir: 1- Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) "Umreyi boz" ve "umreyi bırak" buyurması, 2- Hz. Aişe'ye saçlarını taramasını emretmesi.

 

Cevap: "Umreyi boz" sözü, umre fiillerini ve yalnız onu yapmayı bırak, onun yanında bir de hac yap anlamındadır. Hac amellerini bitirdiğinde Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Her ikisinin de ihramından çıkmış oldun." buyurması, ayrıca "Yaptığın tavaf hem haccm ve hem de umren için geçerli olur." buyurması da burada ifade edilmek istenenin bu olduğunu ortaya koyar. İşte bu umre ihramının bozulmadığı, sadece umre amellerinin ve yalnız umre yapmanın bozulduğu, Hz. Aişe'nin haccının bitimiyle hem haccının hem de umresinin bittiği konusunda açık bir ifadedir. Sonra Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) onun gönlünü hoş etmek için ona Ten'im'den umre yaptırdı. Böylece o da kumaları gibi müstakil bir umre yapmış oldu. Bunu

 

Müslim'in, Sahih'inde Zühri yoluyla Urve'den rivayet ettiği şu hadis açık bir şekilde ortaya koyar. Hz. Aişe anlatıyor: "Veda haccı için Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ile birlikte çıktık. Ben hayız oldum. Arefe gününe değin aybaşı halim devam etti. Yalnızca umreye niyetlenip ihram giymiştim. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bana başımı çözmemi, saçlarımı taramamı, hacca niyet edip ihram giymemi ve umreyi bırakmamı emretti. Ben de denileni yaptım. Haccımı bitirince Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) beraberimde (kardeşim) Abdurrahman b. Ebu Bekr'i gönderdi ve bana, haccı yapmaya başlayınca ihramından çıkmadığım halde tamamlamadan bıraktığım umrem yerine Ten'im'den (ihrama girip) bir umre yapmamı emretti. " Bu hadis son derece sahih ve açık bir hadis olup Hz. Aişe'nin umresinin ihramından çıkmadığım ve ihramlı iken umreye haccı da kattığını ifade etmektedir. İşte Hz. Aişe'nin bizzat kendi başından geçenleri anlatımı, işte Allah Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona söylediği söz! Her ikisi de birbirine uygun düşmektedir. Başarı Allah'tandır.

 

Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Yapılan bir umre, yapılacak diğer umreye kadar arada işlenen günahlara keffarettir. Kabul edilen haccın karşılığı ise ancak cennettir." hadisi, hac ile umrenin tekrar bakımından ayırt edildiğinin bir delili olup aynı zamanda bu konuda bir uyarı niteliği taşımaktadır. Zira umre, hac gibi senede bir kere yapılan bir ibadet olsaydı, ikisi arasında eşitlik yapar bir ayrımda bulunmazdı.

 

Şafii (r.h.), Hz. Ali'nin (r.a.): "Her ay bir umre yap." dediğini rivayet etmiştir. Veki ise İsrail - Süveyd b. Ebu Naciye - Ebu Ca'fer yoluyla Hz. Ali'nin (r.a.): "Gücün yeterse bir ay içinde defalarca umre yap." dediğini nakleder. Said b. Mansur da Süfyan b. Ebu Hüseyn yoluyla Enes'in çocuklarından birinin şöyle dediğini kaydeder: Enes, Mekke'de bulunduğunda başındaki saçlar kabarınca Ten'im'e çıkar (orada ihrama girerek) umre yapardı.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

B) HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) HACCI

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir