ZADU’L-MEAD

DÖRDÜNCÜ KİTAP

PEYGAMBER'İN (S.A.) CİHADI

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

D) HABEŞİSTAN'A HİCRET

 

1- Birinci Hicret

2- İkinci Hicret

3- Necaşi'ye Mektup

4- Muhacirlerin Dönüşü

5- Kureyş Muhacirleri Rahat Bırakmıyor

 

1- Birinci Hicret:

 

İşkence ve musibetin şiddeti artınca Allah Teala, müslümanlara Habeşistan'a ilk hicret iznini verdi. Oraya ilk hicret eden Osman b. Af fan oldu. Beraberinde karısı Allah Rasulü'nün (s.a.) kızı Rukiyye de bulunuyordu. Bu ilk hicret edenler 12 erkek, 4 kadından oluşuyordu: Hz. Osman ve karısı, Ebu Huzeyfe ve karısı Sehle bt. Süheyl, Ebu Seleme ve karısı Ümmü Seleme Hind bt. Ebu Ümeyye, Zübeyr b. Avvam, Mus'ab b. Umeyr, Abdurrahman b. Avf, Osman b. Maz'ün, Amir b. Rabia ve karısı Leyla bt. Ebu Hasme, Ebu Sebra b. Ebu Ruhm, Hatıb b. Amr, Süheyl b. Vehb ve Abdullah b. Mes'ud.

 

Kafile, Mekke'den gizlice çıkıp yola koyuldu. Sahile ulaştıkları saatte Allah'ın tevfıkiyle iki tüccar gemisiyle karşılaştılar. Tüccarlar onları gemilere bindirip Habeşistan'a götürdüler. Yola çıkışları Hz. Muhammed'in (s.a ) Peygamber olarak gönderilmesinin beşinci yılındaki Recep ayına rastlamaktadır. Kureyş de peşlerinden yola çıktılar, denize kadar geldiler. Kafileden hiçbir kimseye yetişemediler.

 

Daha sonra, hicret eden kafileye, Kureyş'in Hz. Peygamber'le (s.a.) uğraşmaktan vazgeçtikleri haberi ulaşınca döndüler. Gündüz bir vakitte Mekke önlerine yaklaştıklarında Kureyş'in Allah Rasulü'ne (s.a.) eskisinden daha şiddetli düşmanlık göstermekte oldukları haberini aldılar. Eman altında şehre girenler oldu. İşte bu defasında İbn Mes'ud da Mekke'ye girmiş, namaz kılmakta olan Hz. Peygamber'e (s.a.) selam vermiş, ama Hz. Peygamber (s.a.) selamını almamıştı. Bu durum İbn Mes'ud'un çok gücüne gitmişti. Nihayet Hz. Peygamber (s.a.) ona: "Allah, namazda konuşmayın diye yeni bir emir gönderdi." dedi. Doğru olan budur. İbn Sa'd ve bir grup (tarihçi) İbn Mes'ud'un Mekke'ye girmediğini, Habeşistan'a gen döndüğünü ve ikinci defada gelenlerle birlikte Medine'ye girdiğini iddia etmişlerdir. Bu iddia şöyle reddedilmiştir: ibn Mes'ud, Bedir savaşma katılmış ve yaralanan Ebu Cehil'in işini bitirmiştir. Bu hicrete katılanlar ise Cafer b. Ebu Talib ve arkadaşları ile birlikte Bedir savaşından dört yahut beş yıl sonra Medine'ye gelmişlerdir.

 

Bu görüşü savunanlar diyorlar ki: Şöyle bir itiraz ileri sürülürse: Hayır, ibn Sa'd'ın söylediği bu söz Zeyd b. Erkam'ın şu anlattıklarıyla uyum göstermektedir: Biz namazda konuşurduk. Adam, yanındaki arkadaşıyla namazda konuşurdu. "ihlaslı bir halde Allah için namaza durun.*' ayeti [Bakara, 238] gelince bize sükut emredildi ve söz söylemek yasaklandı. Zeyd b. Erkam, Ensar'dandır. Sure ise Medine'de inmiştir. O halde İbn Mes'ud geldiğinde, Hz. Peygamber (s.a.) namazda iken selam vermiş, Hz. Peygamber (s.a.) de selam verip namazdan çıkıncaya kadar onun selamını almamış ve ona, söz söylemenin haram kılındığını haber vermiştir. Böylece ibn Mes'ud hadisi ile İbn Erkam hadisi aynı noktada birleşmiş oldu.

 

İtiraza cevap: Bu, ibn Mes'ud'un Bedir savaşına katılmış olmasını iptal eder. İkinci hicrete katılanlar, ancak Hayber savaşının'yapıldığı sene Cafer ve arkadaşları ile birlikte gelmişlerdir. Şayet İbn Mes'ud, Bedir savaşından

 

önce gelenlerden olsa, onun gelişinden mutlaka söz edilirdi. Habeşistan muhacirlerinin dönüşlerini anlatan herkes birinci gelişin Mekke'de iken yapıldığını, İkincisinin ise Hayber savaşının vuku bulduğu sene Cafer'le birlikte yapıldığını kaydetmiştir. O halde İbn Mes'ud bu iki kere dışında ne zaman ve kiminle dönmüştür? Bu konuda İbn ishak da bizim söylediğimiz gibi görüş ileri sürmüştür. Diyor ki: "Allah Rasülü'nün (s.a.) Habeşistan'a hicret eden arkadaşlarına Mekke halkının müslüman olduğu haberi ulaştı. Bu haber kendilerine ulaşınca döndüler. Mekke'ye yaklaştıkları vakit Mekke halkının müslüman olduğu haberinin asılsız olduğunu duydular. Emanla yahut gizlice girenler dışında hiç kimse şehre girmedi. Onlardan şehre girenler ve orada kalarak, Medine'ye hicret edip Bedir ve Uhud savaşma katılanlar şunlardır:..." İbn İshak bunlar arasında Abdullah b. Mes'ud'un ismini de kaydetmiştir.

 

Soru: Peki, Zeyd b. Erkam hadisini ne yapacaksınız?

 

Cevap: Bu itiraza iki türlü cevap vermek mümkündür: Birincisi: Namazda konuşmak Mekke'de iken yasaklanmıştır. Sonra Medine'de buna izin verildi, sonra yeniden yasaklandı. İkincisi: Zeyd b. Erkam, sahabenin küçüklerindendir. O ve bir grup insan alışkanlıkları üzere namazda konuşurlardı, yasaklama onlara ulaşmamıştı. Yasak olduğu haberi onlara ulaşınca vazgeçtiler. Zeyd, bu ayet ininceye kadar bütün müslüman cemaati namazda konuşurlardı diye haber vermemiştir. Bunu haber verdiği düşünülse bile bu onun bir yanılgısı demektir.

 

 

2- İkinci Hicret:

 

Kureyş'in Habeşistan muhacirlerinden geri dönenlere ve diğerlerine karşı yaptığı işkencenin şiddeti arttı, aşiretleri gemi azıya alıp onlara karşı katı tutum içine girdiler ve müslümanlar onlardan pek şiddetli işkence gördüler. Bunun üzerine Allah Rasulü (s.a.) Habeş ülkesine ikinci defa hicret için onlara izin verdi. İkinci çıkışları onlara daha zor ve daha güç geldi. Kureyş'in pek şiddetli öfkesine maruz kaldılar ve onlardan işkence gördüler. Kendilerine ulaşan, Necaşi'nin Habeşistan'a hicret eden müslümanlarla iyi ilişkiler içinde olduğu haberi müşriklerin pek güçlerine gitti. Bu defa hicret için yola çıkanların sayısı, şayet Ammar b. Yasir de aralarında ise -ki İbn İshak'ın dediğine göre bu husus kuşkuludur - 83 erkek, 19 kadındır.

 

Ben derim ki: Bu ikinci hicret olayında Osman b. Affan ve Bedir savaşına katılan bir grup sahabinin İsmi geçmektedir. Bu ya bir yanılgıdır, yahut da Bedir savaşından önce başka bir gelişleri daha olmalıdır. O zaman üç

 

kere gelmiş olurlar: 1- Hicretten önce, 2- Bedir savaşından önce, 3- Hayber savaşının yapıldığı sene. Bundan dolayı İbn Sa'd ve başka tarihçiler demişlerdir ki: Habeşistan muhacirleri, Allah Rasulü'nün (s.a.) Medine'ye hicret ettiğini duyunca, aralarından 33 erkek ve 8 kadın geri döndü. Onlardan iki erkek Mekke'de öldü, yedisi Mekke'de hapsedildi ve 24 erkek Bedir savaşına katıldı.

 

 

3- Necaşi'ye Mektup:

 

Allah Rasulü'nün (s.a.) Medine'ye hicretinin 7. senesi Rabiulevvel ayında Allah Rasulü (s.a.) Necaşi'ye İslam'a davet mektubu yazdı ve onu Amr b. Ümeyye ed-Damri ile gönderdi. Mektup kendisine okununca Necaşi müslüman oldu ve: "Yemin olsun O'na gitmeye gücüm olsa mutlaka giderdim." dedi.

 

Hz. Peygamber (s.a.) Necaşi'ye, kendisini Ebu Süfyan'ın kızı Ümmü Habibe ile nikahlaması için mektup yazdı. Ümmü Habibe, kocası Ubeydullah b. Cahş ile birlikte Habeş ülkesine hicret edenler arasına katılmıştı. Kocası orada hıristiyan oldu ve öldü. Bunun üzerine Necaşi, Ümmü Habibe ile Hz. Peygamber'in (s.a.) nikahını kıydı ve Hz. Peygamber (s.a.) adına Ümmü Habibe'ye mehir olarak dört yüz dinar verdi. Nikahda Ümmü Habibe'nin velisi ise Halid b. Said b. As idi.

 

 

4- Muhacirlerin Dönüşü:

 

Allah Rasulü (s.a.) Necaşi'ye bir mektup yazarak yanında kalan sahabileri gemiye bindirip göndermesini istedi. O da bu isteği yerine getirdi, sahabileri iki gemiye bindirip Amr b. Ümeyye ed-Damri ile birlikte gönderdi. Allah Rasulü'nün (s.a.) huzuruna Hayber'de iken geldiler. O'nu Hayber'i fethetmiş buldular. Allah Rasulü (s.a.) ganimetin paylaştınlmasında onları da dahil etmeleri konusunda müslümanlarla konuştu. Onlar da öyle yaptılar.

 

Buna göre ibn Mes'ud hadisi ile Zeyd b. Erkam hadisi arasındaki problem ortadan kalkar; İbn Mes'ud hicretten sonra ve Bedir savaşından önce aradaki gelişde Medine'ye girmiş, o vakit Hz. Peygamber'e (s.a.) selam vermiş, o da selamım almamış ve Zeyd b. Erkam'ın dediği gibi, konuşma daha yakın zamanda haram kılınmış olur. Bu duruma göre konuşmanın haram kılınışı Mekke'de değil, Medine'de olmuş olur. İki rekat olarak farz kılınmışken dört rekata çıkarılması, kılarken cemaat oluşturmanın vacipliği gibi namazda hicretten sonra meydana gelen nesih ve değiştirme gözönüne alınırsa en isabetlisi budur.

 

İtiraz: Bu ne kadar güzel ve ne kadar sağlam bir uzlaştırma! Ama Muhammed İbn İshak aktardığınız: "ibn Mes'ud Habeşistan'dan döndükten sonra Medine'ye hicrete kadar Mekke'de kaldı, Bedir savaşına katıldı." sözlerini söylememiş olsa! Oysa bu sözler söyleneni reddeder.

 

Cevap: Muhammed İbn İshak bunları söylemişse, Muhammed ibn Sa'd da Tabakalında.: "İbn Mes'ud, döndükten sonra biraz bekledi. Sonra Habeş ülkesine döndü." demiştir. Bu en açık olanıdır. Zira ibn Mes'ud'un Mekke'de kendisini himaye edecek kimsesi yoktu. ibn Sa'd'ın rivayeti, İbn İshak'ın farkında olmadığı bir ilaveyi içermektedir. İbn İshak, bunu kendisine kimin aktardığını söylememiştir. Muhammed İbn Sa'd ise rivayetini Muttalib b. Abdullah b. Hantab'a isnad etmiştir. Böylece hadisler uzlaşmış ve birbirlerini doğrulamış oldu, onlardaki problem ortadan kalktı. Hamd ve minnet yalnız Allah'a!

 

İbn İshak, Habeşistan'a yapılan bu hicrette Ebu Musa el-Eş'ari Abdullah b. Kays'i da kaydetmiştir. Aralarında Muhammed b. Ömer el-Vakıdi ve başkalarının da bulunduğu siyerciler bu konuda ona karşı çıkmışlar ve: "ibn İshak yahut onun berisindeki ravi bunun nasıl farkına varmamıştır?!" demişlerdir.

 

Ben derim ki: Bu durum Muhammed ibn İshak'tan öte, onun berisindeki ravi tarafından bile farkına varılmayacak bir şey değildir. Ancak yanılgı şundan kaynaklanmıştır: Ebu Musa, Cafer ve arkadaşlarının Habeşistan'a gittiğini duyunca Yemen'den Habeş ülkesine, onların yanına hicret etmiş, sonra Sahih'de açık bir şekilde belirtildiği üzere onlarla birlikte Allah Rasulü'nün (s.a.) yanına Hayber'e gelmiştir. İşte İbn İshak bunu Ebu Musa'nın bir hicreti saymıştır. O, Ebu Musa Mekke'den Habeş ülkesine hicret etti dememiştir ki, ona karşı gelinsin.

 

 

5- Kureyş Muhacirleri Rahat Bırakmıyor:

 

Muhacirler, Necaşi Ashame'nin memleketine emniyet içinde yerleştiler. Kureyş bu durumu öğrenince peşlerinden Abdullah b. Ebu Rabia ve Amr b. as'ı, şehirlerinden hediyeler ve armağanlarla yola çıkarıp muhacirleri kendilerine teslim etmesi için Necaşi'ye gönderdiler. Necaşi, onların bu isteklerini geri çevirdi. Müşrikler ileri gelen patrikleri araya soktular. Necaşi, onların isteklerini kabul etmedi. Bunun üzerine ona: "Bunlar İsa hakkında büyük laf ediyorlar. İsa'nın Allah'ın kulu olduğunu söylüyorlar." diye muhacirleri jurnal ettiler. Necaşi, muhacirleri meclisine çağırttı. Liderleri Cafer b. Ebu Talib idi. Huzura girmek istedikleri zaman Cafer: "Allah'ın cemaati senden içeri girmek için izin istiyor." dedi. (Necaşi) mabeyinciye: "Ona, içeri girmek için istediği izni tekrar etmesini söyle" dedi. Cafer de tekrarladı. Necaşi'nin huzuruna girdikleri vakit Necaşi: "İsa hakkında ne diyorsunuz?" diye sordu. Cafer, ona Meryem suresinin baş taraflarını okudu. Bunun üzerine Necaşi eline, yerden bir çöp alıp: "isa ne buna, ne de bu çöpe bir ilavede bulunmuştur." dedi. Bu sözler üzerine yanındaki patrikler homurdandılar. Necaşi onlara: "Homurdanırsanız homurdanıni", muhacirlere de: "Gidin, sizler ülkemde seyum'sunuz. Size ilişen cezasını çeker." dedi. -"Seyum" onların lisanında "güvencede olanlar" anlamındadır. -Sonra elçilere dönüp: "Bana bir dağ altın verseniz bunları teslim etmem." dedi. Sonra da emretti, hediyeleri onlara geri verildi. Perişan bir halde geri döndüler.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

E) BOYKOT ANLAŞMASI

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir