ZADU’L-MEAD

DÖRDÜNCÜ KİTAP

PEYGAMBER'İN (S.A.) CİHADI

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

C) HARP HUKUKU

 

1- Savaşa Çıkacaklardan Söz Alması:

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) harpte firar etmemek üzere ashabından söz alırdı. Bazan onlardan ölüm üzere söz aldığı da olurdu. islam üzere söz aldığı gibi onlardan cihad için de söz almıştır. Mekke fethinden önce ashabından hicret için söz almıştır. Ayrıca onlardan tevhid üzere, Allah'a ve Rasulü'ne itaate sarılmak üzere söz almıştır. Bir grup ashabından da insanlardan hiçbir şey istememeleri için söz almıştır.

 

Onlardan birinin elinden kamçısı düştüğünde hayvanından iner, kendisi yerden alır, hiç kimseye "Onu bana ver'' demezdi.

 

Cihad konusunda, düşmanın durumu hakkında ve (konaklamak için) yer seçimi konusunda ashabının fikirlerini alırdı. Müstedrek'te Ebu Hureyre'nin: "Allah Rasulü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) daha çok arkadaşlarına danışan bir kimse görmedim." dediği rivayet edilmektedir.

 

 

2- Savaş Hazırlıkları:

 

Sefer esnasında sevkiyat işlerine bakanlar arasında geride kalır, güçsüzlerin ilerlemelerine yardım eder, yoldan kesilenleri terkisine alırdı. Yol boyunca yol arkadaşlarına en candan davranan O idi.

 

Bir gazaya çıkmak istediğinde tevriyeli ifade kullanırdı. Mesela, Huneyn savaşına çıkmak istediği vakit "Necid yolu ve sulan nasıldır? Oradaki düşmanlar kimlerdir?" gibi sorular sormuştu. "Harp hiledir." buyururdu

 

Düşman hakkında bilgi toplamak üzere casuslar yollar, öncüler gönderir ve geceleyin muhafızlara nöbet tuttururdu.

 

Düşmanla karşılaştığı zaman durur dua eder, Allah'dan yardım dilerdi. Gerek kendisi, gerekse ashabı çokça Allah'ı zikreder ve seslerini kısarlardı.

 

Orduyu ve savaşı organize eder; her kanada ona denk bir birlik yerleştirirdi, O'nun emriyle huzurunda müslümanlarla düşmanlar arasında düello yapılırdı. Harp levazımatını kuşanırdı. Bazan iki zırhı birbirine geçirip giyinirdi. Sancakları ve bayrakları vardı.

 

Bir kavme galip geldiğinde onların arazilerinde üç gün kalır, sonra seferden dönerdi.

 

Baskın yapmak istediği vakit beklerdi. Eğer obada bir müezzinin ezan okuduğunu duyarsa baskın yapmaz, aksi takdirde hücuma geçerdi. Kimi zaman düşmana gece baskın düzenler, kimi zaman da gündüzün ansızın baskın yapardı.

 

Perşembe günü sabah erken vakitte sefere çıkmayı severdi. Askerler bir yere konakladığı vakit birbirlerine öyle sokulurlardı ki, üzerlerine bir örtü serilse onların hepsini bürürdü. Safları düzene kor ve "Filan, sen öne geç! Falan, sen arkaya geç!" diyerek askerleri kendi eliyle harbe hazır duruma geçirirdi.

 

Ordusundan her bir neferin kendi kabilesinin sancağı altında savaşmasını arzu ederdi.

 

Düşmanla karşılaştığı vakit: "Kitab'ı indiren, bulutu yürüten, bölük bölük orduları hezimete uğratan Allah'ım! Şunları da bozguna uğrat. Onlara karşı bize yardım et!" diye dua ederdi. Bazan da: "Topluluk bozguna uğrayacak, sırtlarını dönüp kaçacaklar. Hayır, doğrusu kıyamet onların azapla korkutuldukları gündür. Kıyamet ne korkunç, ne acı bir gündür." ayetlerini okurdu

 

"Allah'ım! Yardımım indir." derdi. "Allah'ım! Benim desteğim sensin. Yardımcım sensin. Senin için savaşıyorum." derdi. Durum iyice şiddetlenip harp kızıştığı ve düşman kendisine yöneldiği vakit kendisini tanıtır: "Yalan yok, ben peygamberim. Ben Abdülmuttalib oğluyum" derdi.

 

Harp şiddetlendiği vakit insanlar Hz. Peygamber'le (Sallallahu aleyhi ve Sellem) korunurlardı. Düşmana en yakın olan O'ydu.

 

Harpde söyledikleri vakit tanınmaları için ashabına bir parola belirlerdi. Parolaları bir keresinde "Emit! Emit = Öldür! Öldür" bir keresinde "Ya Mansur! ve bir keresinde de "Hamım La yunsarun = Hamim. Yardım alamazlar idi.

 

 

3- Savaş aletleri Kullanması:

 

Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) savaşta zırh ve miğfer giyer, kılıç kuşanır, mızrak ve Arap yayı taşırdı. Kalkan da kullanırdı. Harp esnasında kibirlilik göstermeyi severdi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Bir kısım kibir vardır ki, Allah sever; bir kısım kibir de vardır ki, Allah buğzeder. Allah'ın sevdiği kibir düşmanla karşılaşma sırasında ve sadaka verirken gösterilen kibirdir. Allah Teala'nın buğzettiği kibir ise azgınlık ve övünme yolunda gösterilen kibirdir." buyurmuştur.

 

Bir keresinde mancınıkla savaştı; mancınığı Taif halkına karşı kullandı. Savaşta kadınların ve çocukların öldürülmesini yasaklardı. Karşı taraftan savaşa katılanlara bakardı: Tüylenmiş görürse öldürür, tüysüz delikanlıları ise bırakırdı.

 

 

4- Komutanlara Öğütleri:

 

Bir seriyye gönderdiği vakit onlara Allah'dan korkmalarım öğütler ve: "Allah'ın adıyla, Allah yolunda yürüyün. Allah'a küfredenleri öldürün.| kence yapmayın, zulmetmeyin, çocuk öldürmeyin." buyururdu.

 

Bir kimsenin yanında Kur'an'la düşman ülkesine sefere çıkmasını saklardı.

 

Gönderdiği seriyyenin komutanına düşmanla savaşmadan önce onları şu şıklardan birini seçmeye davet etmesini emrederdi: I) Müslüman olup hicret etmeye. 2) Hicret etmeksizin yalnız müslüman olmaya. Bu durumda müslüman Araplar gibi olurlar, ancak ganimetten bir pay alamazlar. 3) Cizye vermeye. Şayet düşmanlar olumlu cevap verirlerse, komutan onların isteklerini kabul eder. Aksi takdirde Allah'dan yardım dileyip onlarla savaşa tutuşur.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

D) GANİMETLERİN TAKSİMİ

 

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir