|
ZADU’L-MEAD |
DÖRDÜNCÜ KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) CİHADI |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
A) HENDEK SAVAŞI
İki görüşten en
kuvvetlisine göre, hicretin 5. yılının Şevval ayında vuku bulmuştur. Çünkü Uhud
savaşının hicri 3. yılın Şevval ayında olduğunda ihtilaf yoktur. Müşrikler,
ertesi yıl yani hicri 4. yılda Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) savaş
için geleceklerine dair söz vermişlerdi. Ama o yıl kıtlık başgösterdiğinden
dolayı sözlerini tutmayıp caydılar. Hicri 5. yıl olunca Rasulullah'la
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) savaşmak üzere geldiler. Siyer ve meğazi
alimlerinin görüşü budur.
Musa b. Ukbe, megazi ve
siyer alimlerine karşı çıkarak; "Aksine (Hendek savaşı) hicri 4. yılda
vuku bulmuştur." der.
İbn Hazm: "Kuşkusuz
sahih olan budur." der. Ve bu görüşe Sahihayn'da geçen şu İbn Ömer
hadisini delil gösterir: "Uhud savaşında İbn Ömer, on dörtyaşındaiken
Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gösterildi de (savaşması için) izin
vermedi. Daha sonra Hendek savaşı sırasında on beş yaşında iken gösterilince
izin verdi.
ibn Hazm der ki:
"Şu halde doğru olan, iki savaş arasında sadece bir yıl olduğudur."
Bu görüşe iki şekilde
karşı çıkılabilir:
1- ibn Ömer haber
vermiştir ki, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) kendisini
savaşamayacak kadar küçük gördüğü için geri çevirmiş ve savaşabileceği yaşa
ulaştığını anlayınca da izin vermiştir. Yoksa bunda (İbn Ömer'i) on dört yaşını
bir yıl veya daha fazla aşmış olmasını çürüten bir durum yoktur.
2- Belki de İbn Ömer,
Uhud savaşında on dört yaşma yeni basmış, Hendek savaşında ise on beşinin
sonuna gelmişti.
1- Yahudilerin
KureyşIiİeri Kışkırtmaları
2- Medine'nin Etrafına
Hendek Kazılması
3- Yahudiler Anlaşmayı
Bozuyorlar
4- Müşrikler Medine
Önlerinde
5- Müşriklerin
İttifakı Bozuluyor
6- Müşriklerin
Dağılmaları
7- Kurayzaoğulları
Seferi
8- Ebu Rafi'in
Öldürülmesi
1- Yahudilerin
KureyşIiİeri Kışkırtmaları:
Hendek savaşının sebebi
şuydu: Yahudiler Uhud savaşında müşriklerin müslümanlara galip geldiğim görüp
Ebu Süfyan'ın müslümanlarla savaşmak üzere verdiği sözü öğrenince Sellam b.
Ebi'l-Hukayk, Sellam b. Mişkem, Kinane b. Rebi' ve daha başkaları gibi Yahudi
ileri gelenlerinin bulunduğu bir grup, Kureyş'i Allah Rasulüne (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) karşı savaşa teşvik ve kışkırtmak için Mekke'ye gittiler ve
onlara yardım edeceklerine dair söz verip ertesi yıl geri döndüler. Kureyşliler
bunların tekliflerini kabul etti. Kureyş'ten sonra Gatafan kabilesine gidip
onları da (bu işe) çağırdılar. Onlar da bu teklifi kabul etti. Daha sonra, aym
şekilde bütün Arap kabilelerini birer birer dolaştılar. Çağrılan her kabile
davetlerini kabul etti.
Kureyş'Iiler Ebu Süfyan
komutası altında dört bin kişiyle yola çıktı. Süleymoğulları kabilesi
Merru'z-Zahran denilen yerde onlara katıldı. Aynı şekilde Esedoğulları, Fezare,
Eşca' ve Mürreoğulları kabileleri de yola çıktı. Gatafan kabilesi ise Uyeyne b.
Hısn komutasında geldi. Hendek savaşma katılan kafirlerin toplam sayısı on bin
idi.
2- Medine'nin Etrafına
Hendek Kazılması:
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) müşriklerin gelmekte olduğunu işitince sahabe ile istişare
etti. Selman-ı Farisi, Rasülullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) düşmanla
Medine arasına hendek kazılmasını teklif etti. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) de bu işin yerine getirilmesini emretti.
Müslümanlar hep birlikte
bu işe koşuştular. Bizzat Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de bu
işte çalışmış ve müslümanlar (kendilerine karşı olan) kafir hücumunu önlemek
için acele etmişlerdir. Tevatüren geldiği üzere, hendek kazmasında nübüvvetinin
delilleri ve peygamberliğinin işaretleri vardır. Hendek, Sel' dağının eteğine
kazılmıştı. Sel' dağı müslümanların arkasındaki dağ olup, hendek, onlarla
kafirler arasındaydı.
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) üç bin müslümanla çıktı. Dağı arkasına, hendeği de önlerine
siper edindi.
ibn İshak, "Yedi
yüz kişiyle çıkmıştır" der. Bu Allah Rasulu'nün (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Uhud harbine çıkışma (bakılarak yapılan) bir hatadır.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) kadın ve çocukların Medine'nin hisar ve
kalelerine yerleştirilmesini emretti. Başlarına da İbn Ümmi Mektum'u bıraktı.
3- Yahudiler Anlaşmayı
Bozuyorlar:
Huyey b. Ahtab, Kurayza yahudilerine
gidip kalelerine yaklaştı. Ka'b b. Esed ona kapıyı açmak istemedi. Bunun
üzerine Huyey, kapıyı açıncaya kadar dil döktü. Yanına girince; "Sana
zamanın kuvvet ve şerefini, sana Muhammed'le savaşmak üzere başlarında
komutanları olduğu halde Kureyş, Gatafan ve Esedoğullarının (ordularını)
getirdim." dedi.
Ka'b b. Esed:
"Allah'a yemin olsun ki sen bana zamanın zillet ve horluğunu, suyu
boşalmış, şimşekler çakan, gürültüler koparan fakat içi boş bir bulut
getirmişsindir." dedi. Huyey, Ka'bTD. Esed'e, Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) fle arasındaki ahdi bozup müşriklerle beraber Allah Rasulü'ne
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) karşı savaşa girmeyi kabul etmesine kadar ısrar
etti. Müşrikler bu karara son derece sevindiler. Yalnız Ka'b, Huyey'e, şayet
Muhammed'e karşı galip gelemezlerse kendisiyle beraber gelip kalesine girmesini
ve onun başına geleceklerin Huyey'e de gelmesi şartıyla bunu kabul edeceğini
söyledi. Huyey de kabul etti ve ona verdiği sözü tuttu.
Kurayzaoğulları
yahudilerinin durumu ve andlaşmayı bozdukları haberi Allah Rasulü'ne
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) ulaşınca, Sa'd b. Ubade, Sa'd b. Muaz, Havvat b.
Cübeyr ve Abdullah b. Revaha'yı; onların verdikleri sözde durup durmadıklarını,
anlaşmayı bozup bozmadıklarını anlamaları için Kurayza yahudilerine gönderdi.
Bu sahabiler, Kurayzaoğullarına yaklaştıklarında onları, olabilecek en kötü bir
hal ve tutum üzere buldular. Allah Rasulu'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
elçilerine açıktan açığa sövüp düşmanlıklarım izhar ettiler. İş, Allah
Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) dil uzatmaya kadar varınca, onlardan
ayrılıp, yahudilerin kesin olarak ahidlerini bozup sözlerinde durmadıklarını
haber vermek üzere Allah Rasulüne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yöneldiler.
Bu durum müslümanlara çok
ağır geldi. İşte o zaman AllaliRasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Allahu ekber! Ey müslümanlar! müjde size!" buyurdu. Bela
şiddetlendi, nifak başgöstermeye yüz tuttu. Hariseoğullarından bazıları Allah
Rasulü'nden (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye gitmek için izin isteyerek
şöyle dediler: "'Evlerimiz gerçekten açıktır.' Halbuki onlar (in evleri)
açık değildi. Onlar sadece kaçmak istiyorlardı. "[Ahzab, 13]
Selemeoğulları da dağılmaya yeltendi, fakat daha sonra Allah (c.c), iki grubu da
sebat ettirdi.
4- Müşrikler Medine
Önlerinde:
Müşrikler Allah
Rasülü'nü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir ay süreyle kuşatma altında
tuttular. Ancak Allah'ın, müslümanlarla müşrikler arasındaki hendekle O'nu
koruması sebebiyle aralarında çarpışma olmadı. Şu kadar var ki, Amr b. Abd-i
Ved ve onunla beraber Kureyş'ten birkaç süvari hendeğin yanına kadar geldiler.
Hendekle karşılaşınca: "Bu, Arapların hiç bilmediği bir harp
hilesidir." diyerek hendeğin en dar yerine yönelip, oraya hücum ettiler.
Atlarıyla sıçrayıp hendekle Sel' dağı arasındaki kıraç yere geçtiler.
Müslümanlara meydan okuyup döğüşmeye devam ettiler. Amr b. Abd ile döğüşmek
için Hz. Ali -r.a.- ileri atıldı ve onunla karşılaştı. Allah onun elinde Amr'ın
canını aldı. Amr b. Abd, müşriklerin en namlı kahraman ve baba yiğitlerindendi.
Geri kalanlar da korkarak arkadaşlarının yanına kaçtılar. Hendek savaşında
müslümanların parolası: "Ha Mim. La yunsarun = Ha Mim. Onlar yardım
görmeyecekler." idi.
Muhasara hali
müslümanların aleyhine uzayıp gidince Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) Gatafan komutanlarından Uyeyne b. Hısn ve Haris b. Avf ile, şayet
kavimleriyle birlikte çekip giderlerse Medine'nin yıllık meyve mahsulünün üçte
birini vermek kaydıyla anlaşma yapmak istedi. Görüşmeleri bu şekilde devam ediyordu:
Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bu hususta Sa'd b. Ubade ve Sa'd b.
Muaz'ın görüşlerini sordu. Onlar: "Ey Allah'ın Rasulü! Eğer Allah (c.c.)
bunu, bu şekilde sana emretmişse başımız gözümüz üstüne! Yok eğer bu sadece
senin, bizim için yaptığın bir şeyse buna hiç hacet yok. Çünkü (bir zamanlar)
biz ve şu kavim Allah'a şirk koşar, putlara taparken bile, bunlar misafirlik |e
satın almanın dışında Medine'nin bir tek meyvesini yemeyi bile umamamışlardır.
Şimdi Allah bizi İslam'la şereflendirmiş, ona ulaştırmış ve seninle
kuvvetlendirmişken mi mallarımızı onlara verelim? Onlara kılıçtan başka verecek
bir şeyimiz yok!" dediler. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de
görüşlerini haklı bularak: "Ben, ancak bütün Arapların sizin üzerinize üşüştüklerini
gördüğüm için böyle bir şey yapmak istemiştim." dedi.
5- Müşriklerin İttifakı
Bozuluyor:
Sonra şüphesiz Allah
Azze ve Celle, -hamd O'nadır- kendi katından bir işi icra ederek düşmanı
perişan etti. Hepsini bozguna uğratıp kılıçlarını paramparça etti. Bunu
hazırlayan, kolaylaştıran ilahi lütuf şu idi: Gatafan'dan, Nuaym b. Mes'ud b.
Amir -r.a.- adında bir kişi Allah Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem)
gelerek: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben müslüman oldum, istediğini emret."
dedi. Bunun üzerine Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Sen bir
tek kişisin. Elinden geldiğince, bizi kuşatmış olan kavimlerin arasına gir de
onları bize karşı savaşmaktan vazgeçirmeye bak. Çünkü harp, aldatmaktan
ibarettir!" buyurdu.
Bunun üzerine Nuaym,
Kurayza yahudilerinin yanına gitti. Cahiliyye döneminde onların dostu idi.
Aralarına karıştı. Yahudiler onun müslüman olduğunu bilmiyorlardı. Nuaym şöyle
dedi: "Ey Kurayzaoğulları! Şüphesiz siz Muhammed'e karşı harp açtınız.
Şayet Kureyşliler bir fırsatını bulabilirlerse onları yener, ganimetlerini
toplarlar. Yok eğer yenemeyecek olurlarsa, dönerek yurtlarına savuşur, sizi
Muhammed'le başbaşa bırakırlar. O da sizden intikamını alır." Yahudiler:
"Peki ne yapalım, ey Nuaym?" dediler. Dedi ki: Siz kendilerinden
rehineler almadıkça onlarla birlikte savaşmayın." O zaman: "Sen bize
iyi bir öğüt verdin." dediler.
Sonra Nuaym b. Mes'ud,
hemen Kureyşlilerin yanına gitti ve onlara şöyle dedi: "Size karşı olan
sevgi ve dostluğumu çok iyi bilirsiniz." Evet, dediler. Bunun üzerine,
"Yahudiler, Muhammed ve arkadaşlarıyla, aralarında olan anlaşmayı
bozduklarına pişman olmuşlar. Sizden rehineler alarak O'na göndereceklerini,
sonra da o rehinelerin, size karşı O'na yardım edeceklerine dair haber
göndermişler. Şayet sizden rehineler isteyecek olurlarsa sakın onlara kimseyi
vermeyiniz." diye tenbihte bulundu. Daha sonra Gatafanoğullarının yanına
giderek onlara da aynı şeyi söyledi.
Şevval ayının cumartesi
gecesi gelince Kureyş müşrikleri, yahudilere elçi göndererek "Biz burada
hep böyle oturacak değiliz. Paçalar ve ayakkabılar eskidi. Kalkın gelin,
Muhammed'le savaşalım." dediler. Yahudiler de müşriklere bir elçi
göndererek: "Bu gün cumartesidir. Siz, bizden önde, cumartesi günü iş
yapmış olan kimselerin başlarına geleni bilirsiniz. Ayrıca, cumartesi günü
çıktıktan sonra bile, bize rehineler göndermedikçe sizinle beraber savaşacak
değiliz." dediler.
Elçileri bu haberi
getirince Kureyşliler: "Allah'a yemin olsun ki Nuaym'ın söyledikleri demek
ki doğru imiş" dediler, sonra da yahudilere haber göndererek:
"Allah'a yemin olsun ki size bir kişi bile gönderecek değiliz. Bizimle
çıkın, Muhammed'le savaşalım!" dediler. Buna karşılık Kurayza yahudileri
de: "Vallahi demek ki Nuaym'ın size getirdiği haber doğru imiş." dediler.
Böylece iki taraf birbirinden ayrılmış oldu.
6- Müşriklerin
Dağılmaları:
Nihayet Allah (c.c.)
müşrikler üzerine bir rüzgar ordusu gönderdi. Bu rüzgar ordusu çadırlarını
kökünden sökmeye başladı. Ters çevirmedik hiçbir kazan, koparmadık hiçbir ip
bırakmıyor, artık bir yerde sabit duramıyorlardı. Allah'ın melekler ordusu ise
onları sallıyor, kalplerine ürkeklik ve korku salıyordu.
Allah Rasulü (Sallallahu
aleyhi ve Sellem) Huzeyfe b. Yeman'ı, onların durumlarını öğrenmek için
gönderdi. Huzeyfe b. Yeman onları bu halde buldu; gitmek için hazırlanmışlardı.
Geri dönerek Allah Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) müşriklerin gittiği
haberini verdi.
Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) sabaha eriştiğinde Allah (c.c), düşmanı umduğuna
nail olamadan kinleriyle gerisin geriye göndermişti. Allah (c.c), düşmanın
savaşından Rasulünü korumuş, vaadini gerçekleştirmiş, ordusunu güçlendirmiş,
kuluna yardım etmiş ve tek başına bütün orduları bozguna uğratmıştı.
7- Kurayzaoğulları
Seferi:
(Savaş bittikten sonra)
Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Medine'ye gelerek silahını bıraktı.
Ümmü Seleme'nin evinde yıkanırken Cebrail (a.s.) geldi ve: ' Silahı bıraktınız
ha? Halbuki, melekler henüz silahlarını bırakmadılar. -Kurayzaoğulları yahudilerini
kastederek- Şunlarla savaşmak için hazırlan!" dedi. Bunun üzerine Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ashaba seslenerek: "İşiten ve itaat
eden kişi ikindi namazım Kurayzaoğullari topraklarından başka yerde
kılmasın." buyurdu. Müslümanlar emre itaatle derhal yola çıktılar.
Hz. Peygamber'in
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) Kurayzaoğullarma düzenlediği gaza yukarıda
anlatıldı. Hendek ve Kurayzaoğulları savaşında müslümanlar on kişi kadar şehit
vermiştir.
8- Ebu Rafi'in
Öldürülmesi:
Yukarıda anlattığımız
gibi, Ebu Rafi' müşrik ve yahudi ordularını Allah Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) karşı savaşa kışkırtan kimseler arasındaydı. Fakat arkadaşı Huyey b.
Ahtab gibi Kurayzaoğullarıyla birlikte öldürülmemişti. Evs kabilesinin Ka'b b.
Eşrefi Öldürmekle elde ettiği fazilette onlara denk olmak için Hazreçliler Ebu
Rafi'i Öldürmek için can attılar. Allah Teala bu iki kabileyi Allah Rasulü'nün
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) emrinde, hayır işlerde adeta birbirini geçmek
için yarış ettirmiştir. Bunlar Ebu Rafi'i öldürmek için Allah Rasulü'nden
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) izin istediler, O da izin verdi. Hepsi de
Selemeoğullarından olan, kavmin reisi Abdullah b. Atik'le beraber Abdullah b.
Üneys, Ebu Katade, Haris b. Rib'i, Mes'ud b. Sinan ve Huzai b. Esved onu
öldürmek için ileri atıldılar.
Yola koyulup onun
Hayber'deki evine vardılar. Geceleyin baskın yapıp Ebu Rafi'i öldürerek, Allah
Rasulü'nün (Sallallahu aleyhi ve Sellem) yanına döndüler. Hepsi de Ebu Rafi'i
kendisinin öldürdüğünü iddia ediyorlardı. Bunun üzerine Allah Rasulü
(Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kılıçlarınızı bana gösteriniz." dedi.
Kılıçlarını Allah Rasulü'ne (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gösterdiklerinde
Abdullah b. Üneys'in kılıcı için: "Ebu Rafi'i öldüren kılıç budur. Çünkü
onda yemek kalıntısı görüyorum." dedi.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan:
B) HENDEK
SAVAŞINDAN SONRAKİ GAZALAR