ZADU’L-MEAD

BEŞİNCİ KİTAP TIBBU'N-NEBİ PEYGAMBER'İN (S.A.)

Sağlık Konusundaki Tutum Ve Öğütleri

 

ANA SAYFA      Kur’an      Hadis      Sözlük      Biyografi

 

G) HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) EVLİLİK HAYATI

 

1- Evliliğe Teşviki:

 

Cinsi birleşmeye gelince, bu konudaki tutumu, sağlığı koruyan lezzet ve gönül hoşluğu sağlayan, konulduğu amaç gerçekleşen en mükemmel tutumdur. Çünkü birleşme üç amaca hizmet eder, bunlar onun temel gayeleridir:

 

1- Neslin korunması ve kıyamete kadar insan türünün devamı,

 

2- Saklanması ve depolanması bütün vücuda zarar veren suyun dışarıya çıkarılması,

 

3- İhtiyaç ve arzunun giderilmesi, lezzeti tatma ve nimetten yararlanma. Yalnız bu, cennetteki yararıdır. Çünkü orada neslin devamı ve inzalin boşalttığı depolama yoktur.

 

Erdemli doktorlar, cinsi birleşmenin, sağlığı koruma yollarından biri olduğu görüşündedirler. Calinus şöyle diyor: "Meninin özüne hakim olan, ateş ve havadır. Sıcak ve rutubetli bir yapıdadır. Çünkü, asli organların gıdalandığı saf kandan oluşur." Meninin bu üstünlüğü ortaya çıktığına göre, onun ancak neslin devamı ve depolananın dışarı çıkarılması gayesiyle atılması gerekir. Çünkü vücutta depolanırsa, kötü hastalıklar ortaya çıkarır. Vesvese, delilik, sar'a vb. bunlardandır. Meninin atılması, bu hastalıkların pek çoğunu iyileştirir. Çünkü saklanması uzarsa, bozulur ve belirttiğiniz gibi kötü hastalıkları gerektiren zehirli bir niteliğe dönüşür. Bu yüzden de tabiat onu, çoğaldığı zaman cinsi birleşme olmaksızın rüyada boşaltır.

 

Seleften biri şöyle diyor: "Kişinin üç şeyi adet edinmesi gerekir: Yürümeyi bırakmamalı, çünkü bir gün ihtiyaç duyarsa yürüyebilir. Yemeyi bırakmamalı, çünkü bağırsakları daralabilir. Cinsi birleşmeyi bırakmamalı, çünkü suyu boşaltılmazsa suyu çekilebilir." Muhammed b. Zekeriyya şöyle diyor: "Uzun bir süre cinsi birleşme yapmayanın, sinir kuvvetleri zayıflar, delikleri kapanır ve erkeklik organı büzülür. Derideki bir yara dolayısıyla birleşmeyi bırakan bir grup gördüm. Bedenleri soğudu, hareketleri güçleşti, sebepsiz olarak moralsizlik çöktü, iştah ve sindirimleri azaldı."

 

Gözü koruması, nefsi alıkoyması, haramdan korunup iffetli olmayı sağlama, cinsi birleşmenin yararlarındandır. Aynı durum kadın için de sözkonusudur. Böylece kişiye, dünya ve ahiret konusunda yarar sağlar. Bu yüzden Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu adet edinir ve severdi. Şöyle buyuruyor: "Dünyanızdan bana, kadınlar ve güzel koku sevdirildi. "

 

imam Ahmed'in Kitabu'z-Zühd*'ünde bu hadisle ilgili olarak hoş bir fazlalık vardır. O da şudur: "Yemeğe ve içmeğe sabrederim, onlara sabredemem."

 

Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), ümmetini evlenmeye teşvik etmiş ve şöyle buyurmuştur: "Evlenin, çünkü ben diğer ümmetlere karşı sizin çokluğunuzla övüneceğim."

 

ibn Abbas şöyle der: "Bu ümmetin en hayırlısı, karısı en çok olandır."

 

Rasulullah şöyle buyurur: "Ben kadınlarla evlenirim, hem uyurum, hem de gece namaza kalkarım, hem oruç tutarım ve hem de tutmam. Benim sünnetimden yüz çeviren benden değildir."

 

Yine şöyle buyurur: "Gençler! Evlenmeye gücü yeteniniz, evlensin. Çünkü bu gözü engeller, namusu korur. Evlenmeye gücü yetmeyen, oruç tutsun. Çünkü oruç onun şehvetini kırar."

 

Cabir, dul bir kadınla evlenince ona şöyle buyurdu: "Bakire birini bulsaydın ya! Sen onunla, o seninle oynardı."

 

İbn Mace'nin Sünen'inde Enes b. Malik'ten rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Allah'a temiz ve temizlenmiş olarak kavuşmak isteyen, hür kadınlarla evlensin."

 

Yine İbn Mace'nin Sünen'inde İbn Abbas'tan merfuan şöyle dediği rivayet edilir: "Birbirini sevenler için evlenmeleri dışında çözüm görmedik."

 

Müslim'in Sahih'inde Abdullah b. Ömer'den rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Dünya, bir metadır. Dünya metaınm en iyisi, salih bir kadındır."

 

Ümmetini bakire, güzel ve dindar kadınlarla evlenmeye teşvik ederdi. Nesai'nin Sözen'inde Ebu Hureyre'den rivayete göre, Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kadınların hangisi daha hayırlıdır?" diye sorulunca, şöyle buyurmuştur: "Bakınca sevindiren, emredince itaat eden, nefsi ve malı konusunda hoşlanmadığına muhalefet etmeyen."

 

Sahihayn'da. Ebu Hureyre'den rivayete göre Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Kadın malı, nesebi, güzelliği ve dindarlığı dolayısıyla nikahlanır. Dindar olanı seçmezsen, fakirliğe düşersin."

 

Doğurgan kadınla evlenmeye teşvik eder, doğurmayan kadından hoşlanmazdı. Nitekim, Ebu Davud'un Sünen'inde Ma'kıl b. Yesar'dan şu rivayet edilir: Bir adam Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle dedi: "Soylu ve güzel bir kadın buldum, ama kısır. Onunla evleneyim mi?" Rasulullah: "Hayır, evlenme." dedi. Adam ikinci ve üçüncü defa geldi, her defasında Rasulullah ona evlenmemesini söyledi. Şöyle buyurdu: "Sevilen ve doğurgan kadınla evlenin. Çünkü ben sizin çokluğunuzla övüneceğim."

 

Tİrmizi'de merfu'an şu hadis vardır: "Dört şey peygamberlerin sünnetidir: Evlenme, misvak kullanma, güzel koku sürme ve kına." Cami'de "hınna" (kına) yerine, "hınnay" kelimesi yer ahr. Ebu'l-Haccac el-Hafiz'ın şöyle dediğini duydum: "Doğrusu hıtan (sünnet)dır. Nun düşmüştür." Ebu'l-Muhamili de Ebu İsa et-Tirmizi'nin şeyhinden bu şekilde rivayet etmiştir.

 

 

2- Birleşme adabı:

 

Cinsi birleşmeden önce, kadınla oynamak, onu öpmek ve dilini emmek gerekir. Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), karısıyla oynar ve onu öperdi.

 

Ebu Davud, Süne/finde Hz. Aişe'yi Öptüğünü ve dilini emdiğini rivayet eder.

 

Cabir'den rivayete göre, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem), oynaşmadan birleşmeyi yasaklamıştır.

 

Bazan bütün eşleriyle bir gusülle birleşirdi, bazan da her defasında guslederdi. Müslim, Sahih'ınde Enes'ten Rasülullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bütün eşlerini dolaştığını ve sonunda bir gusül yaptığını rivayet eder.

 

Ebu Davud, Sözen'inde Rasülullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) mevlasi Ebu RafiMen şunu rivayet eder: Rasulullah bir gecede bütün eşlerini dolaşır ve her birinden sonra guslederdi. Bunun üzerine: "Ey Allah'ın elçisi! Bir gusül yapsaydın ya!" dedim. Şöyle buyurdu: "Böylesi daha anndmcı, temizleyici ve iyileştiricidir.

 

Cinsi birleşme yapanın, gusülden önce yeniden birleşme yapmak istemesi durumunda, iki birleşme arasında abdest alması meşru kılınmıştır. Nitekim Müslim, Sahih'inde Ebu Said el-Hurdi'den Rasuİuİlah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Sizden biri eşiyle birleşir, sonra yeniden birleşmek İsterse abdest alsın."

 

Birleşmeden sonraki gusül ve abdestte, dinçlik, gönül hoşluğu, birleşmeyle dışarı atılanların yerinin doldurulması, tam temizlik ve arınma, birleşmeyle yayılmasından sonra bol sıcaklığın bedende toplanması, Allah*ın sevdiği temizlik ve sevmediği pislikten arınma gibi birleşmeyi, sağlığı ve kuvvetleri korumayı en güzel şekilde gerçekleştiren durumlar vardır.

 

En yararlı birleşme, sindirimden sonra, bedenin sıcaklık ve soğukluk, kuruluk ve rutubet, boşluk ve doluluk yönlerinden normal olduğu zamanda yapılandır. Bedenin dolu olması durumundaki zarar, boş olmasındaki zarardan daha kolay ve azdır. Rutubetin çokluğundaki zararı kuruluğundaki zararından, sıcaklığındaki soğukluğundaki zararından daha azdır. Şehvet arttığı ve zorlama, düşünce veya sürekli bakış sonunda ortaya çıkmayan tam sertleşme olduğu zaman birleşilmelidir. Birleşme arzusunu zorlamamalı, nefsi buna teşvik etmemelidir. Meninin çokluğu kişiyi hareketlendirdiği ve arzusu doruktayken hemen birleşilmelidir. Yaşlı ve küçük gibi şehveti olmayanlarla, hastayla, çirkin görüntülüyle, hoşlamlmayanla birleşmeden kaçınılmalıdır. Böyleleriyle birleşmek, kuvvetleri zayıflatır, birleşmenin özelliğini zayıflatır. Doktorlardan: "Dulla birleşmek, bakireyle birleşmekten daha yararlı ve sağlığı daha koruyucudur." diyen yanılıyor. Bu, fasid bir kıyastır. Bazı doktorlar da bundan sakındırıyor. Bu, akıllı insanların görüşüne ve tabiat ile şeriatın birleştiğine aykırıdır.

 

Bakireyle birleşmede özellik, birleşenler arasında tam bir yapışma, kadının kalbinin erkeğin sevgisiyle dolması, arzusunu onun dışında bir erkekle paylaşmama sözkonusudur, bunlar dulda yoktur. Nitekim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) Cabir'e: "Bakireyle evlenseydin ya!" buyurmuştur. Yüce Allah, cennet ehlinin kadınları huru'l-İyn'i, verilenden başkasının dokunmadığı kadınlar olarak yaratmıştır. Hz. Aişe, Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Ne dersin? Şayet biri yenilmiş, diğeri yenilmemiş ağaca uğrasaydın, deveni hangisinde doyururdun?'* dediğinde, Rasulullah: "Yenilmemiş ağaçta." cevabını verdi. Hz. Aişe bununla, kendisinden başka bakire olmadığını kastediyor.

 

Sevilen kadınla birleşmenin, çok meni boşaltmakla birlikte, bedeni zayıflatması azdır. Hoşlanılmayan kadınla birleşme, az meni boşaltması yanında, bedeni gevşetir ve kuvvetleri zayıflatır. adet gören kadınla birleşme, tabiata ve şeriata aykırıdır. Çok zararlıdır. Bütün doktorlar bundan sakındırır.

 

Birleşme şekillerinin en güzeli, oynaşma ve öpüşmeden sonra, yatmış vaziyette erkeğin kadının üstünde olduğu şekildir. Nitekim Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Çocuk yatağındır." buyuruyor. Bu şekil, erkeklerin kadınlara hakimiyetinin tamamlanması yollarındandır. Yüce Allah: "Erkekler kadınlara hakimdirler."[Nisa, 34] buyurur. Bir beyitte şöyle denir:

 

"İstediğimde beni taşıyan yatak olur, işim bittiğindeyse yaltaklanan bir hizmetkar."

 

Yüce Allah şöyle buyurur: "Onlar sizin, siz de onların örtüşüsünüz."[Bakara, 187] En mükemmel ve güzel örtü, bu şekilde olandır. Çünkü erkeğin yatağı onun örtüşüdür. Kadının yorganı da onun örtüşüdür. Bu üstün şekil, işte bu ayetten alınmıştır. Böylelikle, karı-kocadan her birinin'diğerine örtü olduğu şeklindeki benzetme güzelleşmiş olur. Burada başka bir yön daha vardır ki o da, kadının bazan erkeğin üstüne eğilmesi ve ona örtü gibi olmasıdır.

 

Şair şöyle diyor: "Yataktaki erkek, kadının boynunu örttüğünde, kadın örtünür, üstünde bir elbise bulunmuş olur."

 

Birleşmenin en kötü şekli, kadının üstte olması ve erkeğin sırtüstü yatarak birleşmesidir. Bu, Allah'ın kadın ve erkeğe, hatta erkek ve dişi türlerine vermiş olduğu tabii şekle aykırıdır. Böylesinde birtakım kötülükler vardır. Meninin bütünüyle çıkması zorlaşır. Organda bir miktar kalabilir, bu da bozulur ve çözülür, zararlı olur. Ayrıca, erkeklik organına kadının organından salgılar akabilir. Bunun yanısıra, rahim çocuk doğurmak için suyu kapsamaya ve orada toplanıp birleşmeye imkan bulamaz. Bütün bunların yanında, kadın, tabiat ve şeriat açısından pasif durumdadır. Aktif duruma geçerse, tabiat ve şeriatın gereğine aykırı davranmış olur. Ehl-i kitab, kanlarıyla yan yatarak birleşirler ve bu kadın için daha kolaydır, derlerdi.

 

Kureyş ve Ensar, kafaları üzerine yatardı. Yahudiler bu durumlarını yadırgadılar. Bunun üzerine: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin."[Bakara, 223] ayeti indi.

 

Sahihayn'da Cabir'den rivayete göre Yahudiler "Erkek karısıyla arkasında durup önden birleşince, çocuk şaşı olur." derlerdi. Bunun üzerine "Kadınlarınız sizin tarlanızdır, tarlanıza istediğiniz gibi gelin." ayeti indi. Müslim'in rivayetinde "İster yüzü üstüne kapanarak, isterse yüz üstü kapamayarak birleşir. Ancak birleşme, zürriyet yeri olan, bir tek yerden olur. "| İlavesi vardır.

 

Arkadan birleşme, hiçbir peygamberin dilinde mubah kılınmamıştır. Seleften birine böyle bir durumu nisbet eden yanılıyor. Ebu Davud'un Sünen'inde Ebu Hureyre'den rivayete göre, Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Karısına arkadan birleşen mel'undur." buyurmuştur.

 

Ahmed ve Ibn Mace'deki bir lafız ise: "Allah eşiyle arkadan birleşene bakmaz." şeklindedir.'

 

Tirmizi ve Ahmed'in bir lafzında: "adet görenle ve arkadan birleşen veya kahine başvurup bunu doğru kabul eden, Muhammed'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) indirileni inkar etmiş demektir." şeklindedir.

 

Beyhaki'nin rivayeti ise şöyledir: "Erkek veya kadınlarla arkadan birleşenler küfre girmiş olur."

 

Veki'in Musannef inde, Zem'a b. Salih - İbn Tavus - babası - Amr b. Dinar - Abdullah b. Yezid senediyle su rivayet yer alır: Hz. Ömer, Rasulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu söylemiştir: Allah gerçeği söylemekten haya etmez. Kadınlarla arkadan birleşmeyin."

 

Tirmizi'de Ali b. Talk'tan, Rasulullah'ın şöyle buyurduğu rivayet edilir: "Kadınlarla arkadan birleşmeyin. Çünkü Allah gerçeği açıklamaktan haya etmez. "

 

İbn Adi'nin Kamil'ınde, el-Muhamili - Said b. Yahya el-Umevi - Muhammed b. Hamza - Zeyd b. Refi - Ebu Ubeyde - merfuan Abdullah b. Mes'ud senediyle şu hadis vardır: "Kadınlarla arkadan birleşmeyin. "

 

Hasan b. Ali el-Cevheri, merfuan Ebu Zer'den şu hadisi rivayet etti: "Erkekler veya kadınlarla arkadan birleşen, küfre sapmıştır."

 

ismail b. Ayyaş, Süheyl b. Ebi Salih - Muhammed b. el-Münkedir - merfuan Cabir'den şu hadisi rivayet eder: "Allah'tan haya edin. Çünkü Allah, gerçeği açıklamaktan haya etmez. Kadınlarla arkadan birleşmeyin." Darakutni bu hadisi aynı yolla, şu sözlerle rivayet eder: "Allah gerçeği açıklamaktan haya etmez. Kadınlarla arkadan birleşmen helal değildir."

 

Bağavi şöyle diyor: Hudbe, Hemmam'dan şunu rivayet eder: Katade'ye, karısıyla arkadan birleşenin durumu soruldu. Şöyle dedi: Amr b. Şuayb - babası - dedesi senediyle Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurmuştur: "Bu, küçük lutiliktir."

 

Ahmed'in MüsnecTinde Abdurrahman - Hemmam - Katade - Amr b. Şuayb - babası - dedesi senediyle de aynı hadis yer alır.

 

Yine Müsnedyde ibn Abbas'tan şu rivayet vardır: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır." ayeti, Ensar'dan bir grup hakkında indi. Rasulullah'a (Sallallahu aleyhi ve Sellem) gelip konuyu sorunca, onlara şöyle buyurdu: "Her halükarda kadınla önden birleş."

 

Yine Müsned'ds İbn Abbas'tan şu rivayet vardır: Hz. Ömer, Rasulullah'a gelip, "Ey Allah'ın elçisi! Mahvoldum." dedi. Rasuluİlah: "'Seni mahveden nedir?" diye sordu. Hz. Ömer: "Dün gece değirmenimi değiştirdim." dedi. Rasulullah ona hiçbir cevap vermedi. Bunun üzerine: "Kadınlarınız sizin tarlanızdır. Tarlanıza istediğiniz gibi gelin." ayeti indi. Önden veya ark da durarak birleş, ama adet görürken ve arkadan birleşmekten sakın."

 

Tirmizi'de İbn Abbas'tan merfuan şu rivayet vardır: "Allah, bir erk veya kadınla arkadan birleşen adama bakmaz."

 

Ebu Ali el-Hasan b. el-Huseyn b. Duma'nın merfuan Bera b. azib'te şu rivayeti vardır: "Bu ümmetin on kişisi Allah'ı inkar etmiştir: 1) Katil, 2) Sihirci, 3) Deyyus, 4) Kadınla arkadan birleşen, 5) Zekat vermeyen, 6) İmkanı olduğu halde hacca gitmeden ölen, 7) İçki içen, 8) Fitne peşinde koşan, 9) Harb ehline (düşmana) silah satan, 10) Namahremiyle evlenen."

 

Abdullah b. Vehb şöyle der: Abdulah b. Lehi'a ve Mişrah b. Ha'an, Ukbe b. Amir* den, Rasulullah'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şöyle buyurduğunu rivayet ederler: "Kadınlarla arkadan birleşen merundur."

 

Haris b. Ebi Üsame'nin MüsnecTinas, Ebu Hureyre ve İbn Abbas'tan şu rivayet vardır: Vefatından önce okuduğu son hutbede Rasulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem) şunları söyledi: "Bir kadınla, erkekle veya çocukla arkadan birleşen, kıyamet günü kokusu leşten daha pis olduğu halde haşrolunur, cehenneme girene kadar insanlar ondan acı duyar, Allah onun ecrini iptal eder, hiç kimseden fidye ve şefaat kabul etmez, ateşten bir tabuta sokulur, üstüne ateşten çiviler çakılır." Ebu Hureyre: "Bu, tevbe etmeyen içindir." demiştir.

 

Ebu Nuaym el-Isbahani, Huzeyme b. Sabit'ten merfuan şunu rivayet eder: "Allah gerçeği söylemekten haya etmez. Kadınlarla arkadan birleşmeyin."

 

Şafii der ki: Amcam Muhammed b. AH b. Şafii, bana Abdullah b. Ali b. es-Saib - Amr b. Uhayha b. el-Cellah - Huzeyme b. Sabit senediyle şunu rivayet etti: Bir adam Rasulullah'a kadınlarla arkadan birleşmeyi sordu. "Helaldir" dedi. Adam dönünce, hemen çağırdı ve: "Nasıl dedin? Önünden mi, arkasından mı? Evet, arkasından mı, arkasına mı? Hayır, olamaz. Allah gerçeği açıklamaktan haya etmez. Kadınlarla arkadan birleşmeyin." buyurdu.

 

Rebider ki: Şafii'ye, "Ne dersin?" diye soruldu. Şu cevabı verdi: "Amcam sıkadır. Abdullah b. Ali, sikadır. Ensari'yi, yani Amr b. el-Cellah'ı iyi olarak anmıştır. Huzeyme, sikalığından şüphe edilmeyen biridir. Bu konuda izin veremem, bilakis yasaklarım."

 

Ben derim ki: Selef ve imamlardan, mubah olduğunu nakledenlerin yanlışlığı işte buradan doğmuştur. Çünkü onlar, arkada durup önden birleşmeyi mubah görmüşlerdir. Arkada durur ama birleşme yapmaz. işiten, ismin "den" ile "de" hallerini karıştırmış ve aralarında fark olmadığını sanmıştır. Selefin mubah kıldığı işte budur. Onlara karşı yanlışlık yapanlar, çok çirkin ve kötü yanlışlık yapmışlardır.

 

Yüce Allah: "Onlarla Allah'ın emrettiği yerden birleşin." buyurmuştur. Mücahid şöyle der: ibn Abbas'a bu ayeti sorduğumda şu cevabı verdi: "adet gördüğünde ayrılan yer, emredilen yerdir." Ali b. Ebi Talha ondan naklen şöyle diyor: "Önden birleşin demektir. Bundan başkası sanmayasın."

 

ayet, arkadan birleşmenin haram olduğunu iki yönden göstermektedir:

 

1- Yüce Allah, "ekin yeri" olan yerden birleşmeye izin vermiştir. Bu da, arka değil, çocuğun doğduğu yerdir. "Ekin yeri", "Allah'ın size emrettiği yerden" ve "tarlanıza dilediğiniz şekilde gelin" ayetinden çıkarılır. Kadınla arkasında durup önden birleşmek de yine ayetten çıkarılmıştır. Çünkü Allah "dilediğiniz şekilde", yani ister önde, ister arkada durarak istediğiniz şekilde buyurmuştur. ibn Abbas'a göre, "Tarlanıza gelin", önden birleşin demektir.

 

Yüce Allah, geçici olarak çıkan sıkıntı dolayısıyla önden birleşmeyi haram kıldığına göre, (neslin kesilmesine) maruz kalma kötülüğünün ve mutlak sıkıntı yeri olan arkadan birleşme haydi haydi haramdır. Ayrıca (sıbyancılığa yol açar).

 

Kadının kocasında onunla birleşme hakkı vardır. Kadınla arkadan birleşmek onun hakkını ortadan kaldırır, arzusunu gidemez, gayesini sağlamaz.

 

Arka, bunun için hazırlanmamış ve yaratılmamıştır. Birleşme için hazırlanan öndür. Önden vazgeçip arkadan birleşenler, Allah'ın hikmet ve şeriatinden uzaklaşmış olurlar.

 

2- Bu, erkeğe de zararlıdır. Filozof ve diğer gruplardan aklı başında tabipler bunu yasaklar. Çünkü kadının Ön kısmı, birikmiş suyu çekmekte özel bir duruma sahiptir, erkek de bu şekilde huzur bulur. Arkadan birleşme bütün suyu çekmeye yardım etmez. Tabii duruma aykırılığı dolayısıyla bütün biriken dışarı çıkmaz.

 

Tabiata aykırılığı dolayısıyla çok yorucu hareketleri gerektirdiğinden, yi başka bir yönden daha zararlıdır.

 

Orası pislik ve temizlenme yeridir. Erkek bu şekilde kendisine zarar ver

 

Bu, kadına da zararlıdır. Çünkü böylesi tabiate aykırı ve uzaktır, kad. böyle durumdan hoşlanmaz.

 

Bu, yapana ve yapılana üzüntü, gam ve nefret doğurur.

 

Bu, yüzü kızartır, gönlü karartır, kalbin nurunu söndürür, azıcık fer seti olanın tanıyacağı bir sima şeklinde yüze vahşi bir görünüm kazandırır.

 

Hiç şüphesiz bu, yapan ve yapılan arasında nefret, hoşnutsuzluk ve ilişkinin kopması sonuçlarım doğurur.

 

Allah'a samimi tevbe dışında, yapan ve yapılanın durumunda sonradan ıslah olmayacak derecede bir kötülük ortaya çıkarır.

 

Bu, her ikisinden de iyilikleri alır, onları kötülüklerle doldurur. Aralarındaki sevgiyi alıp, yerine nefret ve lanetleşmeyi getirmesi gibi.

 

Bu, nimetlerin yok olup, belaların gelme sebeplerinin en önemlilerindendir. Çünkü, Allah'ın yapana lanet, nefret ve yüzçevirmesini, yüzüne bakmamasını gerektirir. Bundan sonra hangi iyiliği umar, hangi kötülükten emin olabilir? Allah'ın lanetlediği, sevmediği, yüzçevirdiği ve bakmadığı bir kulun hayatı ne halde olur?

 

Bu, hayayı bütünüyle ortadan kaldırır. Haya, kalplerin can damarıdır. Kalp bunu kaybedince, çirkini beğenir, iyiyi kötü görür. Bunun sonunda, kötülüğü daha da katmerleşir.

 

Bu, Allah'ın yarattığı tabiatın dışına çıkarır, insanı tabiatından uzaklaştırır. Bu tersyüz edilmiş bir tabiattır. Tabiat tersyüz olunca kalp, eylem ve hidayet de tersyüz olur. Bunun sonunda kötü iş ve durumları iyi görür. Elinde olmayarak durumu, eylemi ve sözü bozulur.

 

Başkasının yapmadığı, kabalık ve cür'eti ortaya çıkarır. Başkasının yapmadığı hafiflik, rüsvaylık ve aşağılık doğurur.

 

İnsana, başkalarının hoşnutsuzluk, nefret ve azarlamasını, onu küçük görmeleri gibi gözle görülen durumları ortaya çıkarır. Dünya ve ahiret saadeti tutumunda ve getirdiğini izlemekte, dünya ve ahiret helaki tutumuna ve getirdiğine aykırılıkta bulunan kişiye Allah'ın salat ve selamı olsun!

 

 

3- Haram Birleşmeler:

 

Zararlı cinsi birleşme iki tanedir: 1) Şer'an zararlı, 2) Tab'an zararlı.

 

Şer'an zararlı olan, haramdır. Bunun da dereceleri vardır. Geçici haram olan, sürekli haram olandan daha hafiftir, ihramlıya, oruçluya, i'tikaf yapana, keffaret ödemezden önce zihar yapana, adet görme vb. dolayısıyla haram olan birleşmeler böyledir. Bu yüzden bunlarda had cezası yoktur.

 

Sürekli haram olan iki çeşittir:

 

a) Helal olmasına asla imkan bulunmayan. Namahremle birleşmek gibi. Bu, cinsi birleşmeden de zararlıdır. Ahmed b. Hanbel ve başka bazı bilginlere göre bu hadden idamı gerektirir. Bu konuda merfu bir hadis de vardır.

 

b) Helal olması mümkün bulunan. Yabancı bir kadınla birleşmek gibi. Şayet bu kadın bir başka biriyle evliyse., onunla birleşmekte iki hak vardır: Allah'ın hakkı ve kocanın hakkı. Şayet kadın tehdid altında idiyse, üç hak vardır. Eğer kadının bu fiilden haya duyacakları ailesi ve yakınlan varsa dört hak sözkonusudur. Şayet erkek namahremi ise, beş hak vardır. Bu çeşidin zararı, haramlıktaki derecesine göredir.

 

Tab'an zararlı olan da iki çeşittir:

 

a) Şekli dolayısıyla zararlı olan, ki bu az önce geçti.

 

b) Sayısı dolayısıyla zararlı olan. Çok birleşme yapmak gibi. Çünkü çok birleşme yapmak, kuvveti azaltır, sinirlere zarar verir, titreme, felç ve adale buruşması ortaya çıkarır, görme ve diğer kuvvetleri zayıflatır, sıcaklığı söndürür, boşaltım organlarım genişletir ve sıkıntı veren fazlalıklara hazır duruma getirir.

 

Birleşmenin en yararlı vakti, gıdanın midede sindirilmesinden sonrası ve sıcaklığı zayıflattığından aç değil, şiddetli hastalıklara sebep olduğundan tok değil, banyodan sonra, boşaltımdan sonra, gam, üzüntü, keder ve aşın sevinç gibi psikolojik bir infialden sonra değil, normal durumda yapılanıdır.

 

En tercih edilen vakti, yemeğin sindirilmesine rastladığı takdirde gecenin ilk üçte veya dörtte birinden sonrasıdır. Sonra gusül yapar veya abdest alır, bundan hemen sonra da uyur, böylece kuvvetleri geri gelir. Birleşmeden sonra hareket ve spordan kaçınmalıdır, çünkü çok zararlıdır.

 

Sonraki sayfa için aşağıdaki link’i kullan:

 

H) HZ. PEYGAMBER'İN (S.A.) AŞK İLLETİNİ TEDAVİSİ

 

 

 

 

 

 

 

⚠ Hata Bildir