|
ZADU’L-MEAD |
ALTINCI KİTAP PEYGAMBER'İN (S.A.) VERDİĞİ HÜKÜMLER, EVLİLİK, ALIM-SATIM |
ANA SAYFA
Kur’an Hadis Sözlük Biyografi
F) MEHİR
1- Mehir Konusunda
Verdiği Hükümler
2- Hıfzedilen Kur'an
Sureleri Mukabilinde Kıyılan Nikah Sahihtir
1- Mehir Konusunda
Verdiği Hükümler:
Hz. Peygamber'in
(Sallallahu aleyhi ve Sellem), az veya çok mehir hakkında verdiği hükümleri ve
kocanın ezberindeki Kur'an süsleri karşılığında kıyılan nikahın sahih olduğuna
hükmetmesi:
Sahih-i Müslim'de
rivayet edilmiştir: Hz. Aişe: "Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve
Sellem) zevcelerine verdiği mehri, on iki okıyye ile bir neşş idi. Bunun
toplamı 500 dirhem eder." demiştir.
Hz. Ömer (r.a.) de:
"Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ne kendi kadınları için,
ne de kızlarını evlendirirken on iki okıyeden fazla mehir belirlediğini
bilmiyoruz." demiştir. Tirmizi, hadisin hasen sahih olduğunu söylemiştir.
Okıyye, kırk dirhemdir.
Buharı, Sehl b. Sa'd'dan
Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bir adama: "Demirden bir yüzük
(mehir) ile de olsa, evlen!" buyurduğunu rivayet eder.
Sünen-i Ebı Davud'da,
Cabir'den rivayet edilen hadiste, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Kim mehir olarak iki avuç dolusu kavut veya hurma verse, (bu bile
kafidir, kadını kendisine) helal kılmış ohır." buyurmuştur.
Tirmizi'de anlatılır:
Fezareoğullarından bir kadın bir çift pabuç karşılığında evlenmişti. Allah
Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Bir çift pabuç karşılığında
kendini ve malını teslim etmeye razı mı oldun?" buyurdu. Kadın:
"Evet." deyince, Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) de akde
izin verdi. Tirmizi, hadisin hasen-sahih olduğunu söyler.
2- Hıfzedilen Kur'an
Sureleri Mukabilinde Kıyılan Nikah Sahihtir:
İmam Ahmed'in
MüsnecP'mde Hz. Aişe, Hz. Peygamber'in (Sallallahu aleyhi ve Sellem):
"Nikahın bereketçe en büyük olanı, külfetçe en kolay olanıdır."
buyurduğunu bildirir.
Sahihayn'da. anlatılır:
Bir kadın Hz. Peygamber'e gelerek: "Ya Resulallah! Ben nefsimi sana hibe
ettim." dedi ve uzun süre bekledi. Bir adam kalkarak: "Ya Rasulallah,
eğer senin ona bir ihtiyacın yoksa onu bana nikahla." dedi. Hz. Peygamber
(Sallallahu aleyhi ve Sellem) adama: "Ona mehir olarak verebileceğin bir
şeyin var mı?" diye sordu. Adam: "Şu izarımdan başka bir şeyim
yok." dedi. Allah Rasulü (Sallallahu aleyhi ve Sellem) ona: "Eğer
izarını ona verecek olursan, sen izarsız oturur kalırsın. Başka bir şey
ara!" buyurdu. Adam: "Hiçbir şey bulamıyorum." deyince, Hz.
Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Demirden bir yüzük de olsa, bir
şeyler ara!" buyurdu. Adam araştırdı, bir şey bulamadı. Bunun üzerine
Resulullah (Sallallahu aleyhi ve Sellem): "Kur'an'dan ezberlediğin bir
şeyler var mı?" diye sordu. Adam: "Evet, -isimlerini söyleyerek- şu
şu sureleri (biliyorum)." dedi. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve
Sellem): "Kur'an'dan bildiklerinin karşılığında, onu sana nikahladım.''
buyurdu.
Nesai'de rivayet edilir:
Ebu Talha, Ümmü Süleym'e talip olmuştu. Ümmü Süleym: "Vallahi, ey Ebu
Talha, senin gibisi geri çevrilmez. Ancak sen kafir bir adamsın. Ben ise
müslüman bir kadınım. Seninle evlenmem bana helal olmaz. Eğer müslüman olursan,
o benim mehrim olsun. Senden başka bir şey istemem." dedi. Ebu Talha,
İslamiyet'i kabul etti ve bu, onun mehri oldu. Sabit şöyle der: "Mçhri
konusunda Ümmü Süleym'den daha cömert davranan hiçbir kadın işitmedik."
Ebu Talha, onunla zifafa girdi ve çocukları oldu.
Bu hadis şu hususları
içermektedir:
1- Mehrİn en az miktarı
belirlenmemiştir. Bir avuç kavut (sevik), bir demir yüzük, bir çift pabuç da
mehir olarak belirlenebilir ve bununla helallik sabit olur.
2- Nikahta, mehir
konusunda aşırılık mekruhtur ve bu nikahın bereketinin azlığı ve zorluğuna
sebeptir.
3- Kadın, mehri olmak
üzere koca (adayı)nın ilmine, Kur'an'ı ya da bazı bölümlerini hıfzına razı
olursa, bu caizdir. Kadının, kocanın bildiği Kur'an'dan, onun ilminden
istifadesi, mehri olmuş olur. Nitekim efendinin cariyesini azad ederek,
kavuşturduğu hürriyetini, kendi rakabesine kendi malikiyetini mehir kılması da
böyledir. Ebu Talha'nın, İslamiyet'i kabul etmek suretiyle ondan istifade
cihetine gitmesi, Ümmü Süleym'in mehir olarak tercih etmiş olduğu bir şeydir ve
bu kabildendir. Bu onun için, koca tarafından harcanan maldan daha sevimlidir.
Zira mehir, aslında kadının faydalanması için meşru kılınmış bir hakkıdır. Eğer
ilimle, dinle, kocanın İslamiyet'i kabulü ile, onun Kur'an okuması ile tatmin
oluyor, bunları istiyorsa bunlar onun için en üstün, en faydalı ve en değerli
mehir olur.
Akid de mehirden hali
bulunmaz. Bu durumda mehrin üç dirhemle veya on dirhemle -hem de nassla ve
kıyasla- takdirine gitmek nereden çıkıyor? Nas ve kıyas, bu zikrettiklerimizin
mehir olmasının sıhhatine hükmetmeye götürmektedir. Bu türden bir mehirle
evlenen kadınla, kendisini Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi ve Sellem) hibe
eden kadının durumu aynı değildir. O sadece Hz. Peygamber'e (Sallallahu aleyhi
ve Sellem) has bir durumdur. Zira o, kendisini veli ve mehirden soyutlanmış
olarak hibe etmiştir. Bizim sözkonusu ettiğimiz kadının durumu ise farklıdır.
Bunda hem veli, hem de -her ne kadar mali değil ise de- bir mehir vardır. Zira
kadın, ondan kendisine ulaşacak faydayı, mali bir bedel olarak telakki etmiş ve
kendi nefsini; kocaya, malından bir şey hibe eder gibi mücerred olarak hibe
etmemiştir. Allah'ın sadece Peygamber'ine has kıldığı, kendi nefsini
Peygamber'e hibe eden kadının durumu ise böyle değildir. Bu hüküm hadislerin
gereği olmaktadır.
"Mehir; ancak
maldan olur, menfaatlerden mehir olmaz. Ne ilmi, ne öğretmesi mehir olarak
belirlenemez." diyen Ebu Hanife ve bir rivayette Ahmed, "Üç dirhemden
az mehir olmaz.*' diyen İmam Malik, "On dirhemden az olmaz." diyen
Ebu Hanife gibi alimler, bu gibi hususlarda hadislerin gereğine muhalefet
etmişlerdir. Bu muhalif görüşlerin yanında daha başka şaz (çoğunluğa muhalif)
görüşler de vardır ki, bunların ne Kitap'tan, ne sünnetten, ne icma'dan, ne
kıyastan, ne de sahabi kavlinden hiçbir delilleri yoktur.
Bu zikrettiğimiz
hadislerin, sadece Hz. Peygamber'e has olduğunu, yahut bunların mensuh
bulunduğunu ya da Medine ehlinin ameline uygun düşmediğini iddia eden kimsenin
bu tezi batıldır, delilsizdir. Asıl (hakikat), bu tezi reddetmektedr.
Tabiin'den Medine ahalisinin efendisi Said b. Müseyyeb, kızını iki dirhem
mehirle evlendirmiş ve hiç kimse de yadırgamamıştır. Hatta, bu onun menkıbe ve
faziletlerinden sayılmıştır. Abdurrahman b. Avf beş dirhem mehir vererek
evlenmişti. Hz. Peygamber (Sallallahu aleyhi ve Sellem) bunu tasvip buyurmuş,
ses çıkarmamıştı. Şunu da hatırdan çıkarmamak gerekir ki, miktar belirleyen
hükümler (mukadderat) konusunda bir hükmün ortaya konulması ancak şeriatın
sahibi tarafından olur.
Sonraki sayfa için
aşağıdaki link’i kullan:
G) EŞLERDE ORTAYA
ÇIKAN HUSUSLAR, EV HİZMETLERİ, GEÇİMSİZLİK, HAKEM VE HULU