بَاب
فِي
أَرْزَاقِ
الذُّرِّيَّةِ
14-15. (Ölen birinin
bıraktığı) Çocukların geçimi
حَدَّثَنَا
مُحَمَّدُ
بْنُ كَثِيرٍ
أَخْبَرَنَا
سُفْيَانُ
عَنْ
جَعْفَرٍ
عَنْ أَبِيهِ
عَنْ جَابِرِ
بْنِ عَبْدِ
اللَّهِ قَالَ
كَانَ
رَسُولُ
اللَّهِ
صَلَّى
اللَّهُ
عَلَيْهِ
وَسَلَّمَ
يَقُولُ
أَنَا أَوْلَى
بِالْمُؤْمِنِينَ
مِنْ
أَنْفُسِهِمْ
مَنْ تَرَكَ
مَالًا
فَلِأَهْلِهِ
وَمَنْ تَرَكَ
دَيْنًا أَوْ
ضَيَاعًا
فَإِلَيَّ
وَعَلَيَّ
câbir b. abdillah
(r.a.)'den: rasûlullah (s.a.v.) (şöyle) buyurdu: "ben muslümanlara
kendilerinden daha yakınım (binâenaleyh) "kim (arkasında) bir mal
bırakırsa (o mal) mirasçılarınındır. kim de (arkasında) bir borç ya da (küçük)
çocuk bırakırsa (o çocuğa bakmak) bana aittir ve (o borç ta) benim üzerimedir."
İzah:
buhârî, nafakat;
muslim, feraiz, tirmizî, feraiz, İbn mâce, feraiz
metinde geçen kelimesi
yakın anlamına gelmektedir.rasûl-ü zişân efendimiz bu sözüyle bir nebi ve
devlet başkanı sıfatıyla muslümanlann en yakın velisi olduğunu, bu bakımdan bir
muslümanın ölürken arkasındaki bıraktığı çocuklarını ve bakıma muhtaç olan
diğer aile fertlerini korumanın ve geçimleriyle ilgilenmenin bırakmış olduğu
borçları ödemenin kendisine düştüğünü ifâde etmek istemiştir.
bazılarına göre bu söz
ben muslumanlara kendilerinden daha yakınım sözü "ben vefat eden bir
muslümanın çocuğunun işleriyle o kadar yakından ilgilenirim ki kendisi hayatta
olsa bu kadar ilgilenemezdi..." anlamına gelir.
bu mevzuda kurtubi
şöyle diyor: "nebi (s.a.v.)mn ölen bir kimsenin borcunu üzerine alması,
ihtimalki yüksek ahlakı gereği bir teberru olup-vacip değildi"
rasûluüah (s.a.v.)'in
bu borcu nereden ödediği ihtilaflıdır. kendi malından ödediğini söyleyenler
olduğu gibi, muslümanlar yararına gelen mallardan ödediğini ileri sürenler de
vardır. keza bu ödemenin ona vacib olduğunu söyleyenler bulunduğu gibi teberru'
suretiyle verildiğine kail olanlar da vardır.[davudoğlu ahmed, sahih-i muslim
terceme ve şerhi, viii-139.]