|
m u s a n n e f İbn Ebi Şeybe |
Zühd |
Ebu Zer'in Sözleri
35827. Ebu Zer der ki:
"Vallahi! Eğer benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız, az güler çok
ağlardınız. Eğer benim bildiklerimi bilmiş olsaydınız hanımlarınıza yaklaşmaz, yataklarınızda
uyuyamazdınız. Yollara çıkar Allah'a yalvarıp ağlardınız. Keşke Yüce Allah beni
yarattığı zaman budanan ve meyveleri yenen bir ağaç olarak yaratsaydı."
35828. Ebu Zer der ki:
"Salih dost, yalnızlıktan daha hayırlıdır. Yalnızlık, kötü dosttan daha
hayırlıdır. Hayır konuşan, susandan daha hayırlıdır. Susan, şer konuşandan daha
hayırlıdır. Sırra sahip çıkmak, sırdan daha hayırlıdır. Kişinin bir şeyi içinde
saklaması, o konuda kötü zanda bulunmasından daha hayırlıdır."
35829. Ebu Zer der ki:
"Kıyamet günü, iki dirhemi olanın hesabı, bir dirhemi olandan çok daha
ağır olacaktır."
35830. İbrahim et-Tey
mı, babasından bildiriyor: Ebu Zer'e: "Talha ve Zübeyr'in yaptığı gibi
(ekip biçmek için) tarla edinsen ya!" dendiğinde şöyle karşılık verdi:
"Ben emir (yerel
yönetici vs.) olup da ne yapayım ki? Bana her gün bir yudum su veya şıra ya da
süt; Cumadan Cumaya da bir ölçek buğday yeterlidir."
35831. Abdullah b. Sıdan
bildiriyor: Ebu Zer ile beraber oldum; bana: "Sana ihtiyaç duyacağım günü söyleyeyim
mi? ihtiyaç duyacağım gün kabrime konduğum gündür. işte o gün ihtiyaç duyduğum
gündür."
35832. Abdullah b. Hiraş
naklediyor: Ebu Zer'i Rebeze'de gördüm ve yanında siyah veya yokluktan rengi
değişmiş bir kadın olan hanımı vardı. Kendisi de siyah bir gölgeliğin
altındaydı. Kendisine: "Ey Ebu Zer! Bundan başka bir kadın alsan nasıl
olur" dendiğinde, Ebu Zer: "Benim için, kıymetimi bilmeyecek bir
kadını almam, kıymetimi bilecek bir kadın almamdan daha sevimlidir" dedi.
Ona dendi ki: "Ey Ebu Zer! Sen çocukları kalmamış birisin." Ebu Zer:
"Çocuklarımı fani olan yerden onları alıp baki olan yerde bizim için
saklayan Allah'a hamdolsun" karşılığını verdi. Kendisi de kıldan yapılmış
bir çul parçasının üzerine oturmuştu.
Kendisine: "Ey Ebu
Zer! Bundan daha yumuşak bir kilim alsan" dediklerinde şöyle dedi:
"Allahım, beni affet! Bana karşılıksız olarak verdiğinden istediğini aL.
Biz sebebiyle yaratıldığımız ahiret için amel etmekteyiz ve oraya
döneceğiz."
35833. Salim b.
Ebi'I-Ca'd bildiriyor: Ebu'd-Derda, Ebu Zer'e bir elçi gönderdi.
Elçi gelip Ebu Zer'e
şöyle dedi: Kardeşin Ebu'd-Derda sana selam söylüyor ve şöyle diyor:
"Allah'tan kork ve insanlardan sakın." Ebu Zer şöyle karşılık verdi:
"insanlardan bana ne! Gümüşlerini ve altınlarını onlara bıraktım."
Ebu Zer sonra elçiye: "Benimle eve gel" dedi. Elçi kendisiyle gidip
evine girince bir kapta bir kısmı etrafa dağılmış az bir miktar yiyecek
olduğunu gördü. Ebu Zer dökülenleri süpürüp kaba doldurmaya başladı ve şöyle
dedi: "Kişinin yaşamında yumuşak olması onun akıllı olduğunun
alametidir." Sonra az bir miktar yemek getirilip önüne kondu ve bana:
"Ye!" dedi. Yemek o kadar azdı ki kişi ona elini uzatmak istemezdi.
Ebu Zer elçiye: "Elini uzat! Vallahi ben bunun az olmasından ziyade çok
olmasından korkarım" dedi. Elçi yedikten sonra Ebu'd-Derda'ya döndü ve Ebu
Zer'in söylediklerini aktarınca, Ebu'd-Derda: "Ey Ebu Zer! Senin kadar
doğru konuşan birini ne gökyüzü gölgelemiş, ne de yeryüzü taşımıştır"
dedi.
35834. Ebu Bekr b.
el-Münkedir naklediyor: O zaman Şam valisi olan Habib b.
Mesleme, Ebu Zer'e üçyüz
dinar gönderip: "Bunlarla ihtiyaçlarını gider" dedi. Ebu Zer, parayı
getiren kişiye: "Bunları geri götür. Allah için bizden daha garib olan
hiçbir kimse bulamamış mı? Bizim başımızı sokacağımız bir yer, istifade
edeceğimiz davar ve hizmetini bize lütfeden bir cariyemiz var. Sonra ben daha
fazlasına sahib olmaktan korkarım" dedi.
35835. Ali b. Mes'ude
naklediyor: Abdullah er-Rumı, Ümmü Talk'ın yanına girince (kadın) ona şöyle
anlatmış: Ebu Zer'in yanına girip kendisine bir miktar un ve kavut verdim,
Verdiklerimi kıyafetinin bir kenarına koydu ve: "Allah ecrini versin"
dedi. (Abdullah dedi ki) Ümmü Talk'a: "Ey Ümmü Talk! Ebu Zer'in görünümü
nasıldı?" diye sorunca şöyle dedi: "Eyoğul! Dağınık (derbeder) ve
rengi solgundu."
35836. Ahnef b. Kays
bildiriyor: Medine Mescidinde otururken bir adam geldi.
Orada bulunanlardan
hangi topluluğa uğrasa ondan kaçtılar. Adam sonunda benim olduğum grubun yanına
geldi, ben kaldım; ama yanımdakilerin hepsi kaçtı. Adama:
"Sen kimsin?"
diye sorunca adam: "Resulullah'ın (Sallallahu aleyhi ve Sellem) sahabisi
Ebu Zer" dedi. Ben: "Halk neden senden kaçıyor?" diye sorduğumda
ise: "Onları mal biriktirmekten sakındırıyorum" karşılığını verdi.
Ben: "Bize verilen atiyyeler (devletin verdiği maaş) çoğaldı. Bizim için
ondan da korkuyor musun?" diye sorduğumda: "Bugün için hayır. Bu
atiyyelerin size dininizin bedeli olarak verileceği gün yakındır. O zaman bu
atiyyeleri (size verenlerden) almayınız" dedi.
|
SONRAKİ SAYFA İÇİN AŞAĞIDAKİ
LİNKİ KULLAN |