devam: 165- kadinlarin
bayramlarda namaza Çikmalari hakkinda gelen hadsler babi
حَدَّثَنَا
مُحَمَّد
بْنُ
الصَّبَّاح.
أَنْبَأَنَا
سُفْيَان،
عَن أيوب، عَن
ابن سيرين،
عَن أم عطية؛
قالت:
-
قال رَسُول
اللَّهِ
صَلَى
اللَّهُ
عَلَيْهِ
وَسلَّمْ
((أخرجوا
العواتق
وذوات الخدور.
ليشهدن العيد
ودعوة
المسلمين.
ليجتنبن
الحيض مصلى الناس)).
Ümmü atiyye
(r.anha)'dan rivayet edildiğine göre resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem)
şöyle buyurdu, demiştir :
«atik
(yetişkin) kad-nları ve örtülü kad-nları (evden) çıkarınız. bayram (namazın) da
ve müslümanların davetinde bulunsunlar. hayız (ay başı adeti) halindeki
kad-nlar cemaatin (bayram namazı kıldıkları) musallasından uzak dursunlar.»
aÇiklama: kütüb-i sitte sahipleri Ümmü atiyye (r.anha)'nın
hadisini benzer lafızlarla rivayet etmişlerdir. bu hadiste geçen bazı
kelimeleri açıklayalım;
fıtır günü:
ramazan bayramıdır. bu gün münasebetiyle fıtır sadakası çıkarıldığı için bu
isim verilmiştir.
nahr günü:
kurban bayramı günüdür. nahr kelimesinin lügat manası boğazlamaktır. bu gün
münasebetiyle kurban kesildiği için bu isim verilmiştir.
cilbab: bu
kelime çeşitli şekillerde tarif edilmiştir. tuhfetü'l-ahvezi yazarı şöyle der:
"el-cezeri,
'cilbab: zar ve ridadır. (yani belden aşağı ve belden yukarı giyilen iki
parçadan ibaret bir kat elbisedir. bu katlık eski arap kıyafetine göredir.
bazıları: cilbab, çarşaftır, demiştir. bazıları: cilbab, kad-nın başını ve
belden yukarı vücudunu örten elbisedir, demiştir. cilbab'ın çoğulu celabib'dir,
demiştir.'
kamus sahibi:
cilbab kad-nın çarşaf altında giydiği geniş gömlek ve benzeri elbisedir. yahut
elbiseyi örtmek için üstte giydiği çarşaf ve baş örtüsü gibi bir şeydir,
demiştir.
avatık: atık'ın
çoğuludur. atık: erginlik çağına varmak üzere olan veya erginlik çağına yeni
varan kad-ndır. bazıları: atık, evli genç kad-ndır, demiştir. başka tür tarif
edenler de vardır.
hudur: hıdr'ın
çoğuludur. hıdr, örtü demektir. başka manaları var ise de burada bu mana
kastedilmiştir.
huyyad: haid'in
çoğuludur. haid, ay başı adeti halindeki kad-ndır. bazen bu adeti görme çağına
gelmiş olan kad-n anlamında kullanılır. yani temizlik halinde de ona bu kelime
kullanılır.
hadisin manası:
peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) kad-nların örtülü olarak bayram namazı
için musallaya ve müslümanların davetlerine çıkmalarını emretmiştir. Ümmü
atiyye (r.anha) cilbabı olmayan kad-nın durumunu sormuş, efendimiz, o kad-nın
arkadaşı olan başka kad-nın kendi cilbabından ona giydirmesini emretmiştir. buna
ait: فلتلبسها
أختها من
جلبابها cümlesi iki tür manalandınlabilir:
birincisi:
başka kad-nın onu da kendi cilbabının altına geçirerek beraberce bir cilbabın
altında örtünmeleridir
kincisi:
birden fazla cilbabı olan başka kad-n bir cilbabını emaneten o kad-na
giydirsin. ebu davud'un; "onun kad-n arkadaşı elbisesinin bir kısmını ona
giydirir.'' rivayeti birinci manayı te'yid eder. bn-i huzeyme'nin
rivayetindeki: "onun cilbablarından bir tanesini...'' ifadesi ikinci
manayı teyid eder.
hadis, hayız
adeti halindeki kad-nların musallaya yaklaşmamalarını emretmiştir: bunun
hikmeti, musalla'nın kanla kirletilmesini önlemek ve cemaatı kan kokusu
eziyetinden korumaktır. bu emir cumhura göre mendubluk içindir. Çünkü musalla
mescid hükmünde değildir. yani hayızlı kad-nın mescide girmesi haram ise de
musalla'ya girmesi haram değildir. zayıf bir kavle göre emir vücub içindir.
hadis bütün
kad-nların bayram namazını kılmak üzere musallaya gitmelerinin meşruluğuna
delalet eder. bu hususta bakire, dul, genç, yaşlı ve evli kad-nlar arasında bir
fark yoktur. tabii, kad-nların musalla'ya gitmelerinde bir sarkıntılık ve
benzeri bir sakıncanın bulunmaması şarttır. aksi takdirde gitmeleri meşru
değildir.
kadinlarin
bayram namazina gtmeler hakkinda almlern gÖrÜŞler
ei-menhel
yazarı bu konuda özetle şöyle der:
sevri,
bnü'l-mübarek ve hanefiler'den ebu yusuf kad-nların namaz için evden çıkmaları
mekruhtur, demişlerdir malik'ten bir rivayet de böyledir.
yahya bin said
ve nehai'nin de böyle söyledikleri naklolunmuştur. hanefiler'den ibnü'l-humam:
yaşlı kad-nlar bayram namazına çıkarlar genç kad-nlar çıkmaz, demiştir.
ei-mirkat'ta: bu kavil, mutedildir. ancak şu kayıtları eklemek gerekir. yaşlı
kad-nlar, şehvet çekici durumunda olmayacak, süs elbisesini giymemiş olacak,
eşinin müsaadesini almış olacak, bir kötülük endişesi olmayacak, ziynet
eşyasını üstünde bulundurmayacak, güzel koku sürünmeyecek, açılmayacak, slami
hükümlere göre iyice örtünmüş olacak ve buna benzer tedbirleri almış olacaktır.
ebu hanife demiştir ki: kadınlar evlerinde oturmalı, namaza çıkmamalıdır,' diye
malumat vardır.
Şafiiler: genç
kad-nların ve güzel kad-nların namaza çıkmaları mekruhtur. Çünkü onlar için bir
fitne korkusu vardır. fakat diğer kad-nların çıkmaları müstehabtır. süs
takınmayan yaşlı kad-nların vakit namazlarına gitmelerini, bilhassa bayram
namazına çıkmalarını müstahab görüyorum, demiştir.
malikiler'in
,görüşü Şafiiler'in görüşüne yakındır. ancak onlar yaşlı kad-nların gitmelerini
müstahab değil, caiz görmüşlerdir.
hanbeliler: güzel
koku sürünmeden, ziynet ve şuhrat elbisesini giymeden kad-nların namaza
çıkmalarında bir beis yoktur, demişlerdir. onların sözlerinin zahirine göre
yaşlı kad-nla genç kad-n arasında bir fark yoktur.
en-neyl'de:
kadi iyaz'ın dediğine göre ebu bekir, Ömer, ali ve bn-i Ömer (r.a.) : "kadınların bayram
namazına çıkmaları onların üzerinde bulunan bir haktır, demişlerdir"
denilmiş. en-neyi yazarı daha sonra:
kadınların bayram namazına çıkmaları kayıtsız şartsız mekruhtur, demek
tutarsız görüşlerle sahih hadisleri reddetmek olur. genç kad-nları ayırmak da
hadislerin sarahatına aykırıdır, demiştir.
ei-menhel
yazarı, en-neyl'in kavlini naklettikten sonra: kadınların bu devirde
çıkmalarında ve erkeklerle toplanmalarında bulunan sakıncalar açıktır,
der."
bayram
namazinin hÜkmÜ :
1- hanefi
alimlerinin en sahih kavline göre, cuma namazı kendilerine farz olanlara bayram
namazı vacibtir.
2- hanbeliler'e
göre bayram namazı erkeklere farz-ı kifayedir.
3- cumhur'a
göre sünnet-i müekkededir.
ei-menhel'de
her grubun delilleri zikredilmiştir.