sÜnen bn- mace

bablar konular numaralar

ktabu’t-tib

<< 3541 >>

devam: 43- (br Şey) uĞurlu saymaktan hoŞlanan ve (br Şey) uĞursuz saymaktan hoŞlanmayanin babi

 

حدّثنا أَبُو بَكْرِ بْنُ أَبِي شَيْبَةَ. حدّثنا عَلِيُّ بْنُ مُسْهِرٍ، عَنْ مُحَمَّدِ بْنِ عَمْرٍو؛ عَنْ أَبِي سَلَمَةَ، عَنْ أَبِي هُرَيْرَةَ؛ قَالَ: قَالَ رَسُولُ اللهِ صلى الله عليه وسلم:  ((لاَيُورِدُ الْمُعْرِضُ عَلَى الْمُصِحِّ)).

 

ebû hureyre (r.a.)'den rivayet edildiğine göre; resulullah (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurdu, demiştir: «hasta develeri olan kimse bu develerini sağlıklı deve sahibinin develerine uğratmasın.»

 

 

aÇiklama:     bn-i abbas (r.a.)'nın bn-i Ömer (r.a.)'ın hadisleri zevaid nevindendir. ebu hureyre (r.a.)'ın hadisi buhari, müslim ve ebu davud tarafından da rivayet edilmiştir.

bu hadislerde geçen bazı kelimeleri açıklayalım: adva: hastalığın bir kimseden başkasına bulaşması demektir. tıyere: bundan önceki hadislerin izahı bölümünde açıklandı. hame: cahiliyyet devri insanlarının uğursuz saydıkları bir gece

kuşu veya baykuşa denilir.

safer: kameri aylardan birinin ismidir, hicri tarihin ikinci ayı-

dır. cahiliyet devri arapları bu ayı uğursuz sayarlardı.

cereb : uyuz hastalığıdır.

mumrid : develeri hasta olan kimsedir. musıh: develeri sağlıklı olan kimsedir.

bu babın 2, 4 ve 5. hadislerinde hastalığın bulaşıcılığının olmadığı bildirilmektedir. son hadiste ise hasta develerin sağlıklı develere uğratılmaması emredilmektedir. bundan sonra gelen "cüzzam hastalığı" babındaki birinci hadiste resül-i ekrem (s.a.v.)'in cüzzamlı bir hasta ile aynı kabtan yemek yediği ve son hadiste onun cüzzamlı bir kimse ile tokalaşmadığı rivayet edilmektedir. buhari'nin cüzzam bahsinde ebu hureyre (r.a.)'den rivayet ettiği bir hadiste; "ve cüzzamlı kimseden arslandan kaçtığın gibi kaç" huyurulmuştur.

 

yukarıda işaret edilen hadislerin bir kısmında uyuz hastalıgı gibi bazı hastal-kların bulaşıcı olduğu anlamı açıkça çıkar. bu itibarla hastalığın bulaşıcılığının olmadığını ifade eden hadislerden kasdedilen mananın şöyle olduğu alimlerce belirtilmiştir:

cahiliyyet devri insanları bazı hastal-kların allah'ın takdiri olmaksızın bir kimseden başka bir kimseye, başka bir deyimle bir canlıdan başka bir canlıya geçtiğini sanıyorlardı. halbuki bulaşıcı hastalığa yakalanan kimse ise temasta bulunmak hastalığın ona bulaşması için adi bir sebeptir. te'siri ise ancak allah'ın takdiri he dir. slam inancına göre sebepler kendi başlarına bir şeyin meydana gelmesi için yeterli değildir. allah'ın takpiri ve hükmü gerekir. mesela ateş yakıcıdır, ama yaktıran allah'tır, yakma fiilinin yaratıcısı ancak o'dur. şte hadisin bu cümlesi cahiliyet devrinin batıl inanışını reddeder.

3540. hadiste resül-i ekrem'in "hastalığın bulaşıcılığı yoktur" buyurunca bir adam: ya resülallah! deve uyuz olur, sonra deve sürüsü ondan uyuz olur, demiş. resül-i ekrem (s.a.v.) de buna cevaben: bu kader'dir. yoksa ilk deveyi kim uyuz etti, buyurmakla ilk devenin uyuz olmasının bir bulaşıcılık nedeniyle olmayıp allah'ın takdiriyle olduğunu belirtmiş ve uyuz hastalığının başka develere geçmesinin de allah'ın takdiriyle olduğunu söylemek istemiştir.

 

3541. hadiste hastal-klı develerin sağlıklı develere uğratılmaması emredilmiştir. bu emir muhtelif şekillerde yorumlanmıştır. onlardan biri şöyledir: hastalıklı develerin sağlıklı develere uğratılması ve karıştırılması allah'ın takdiriyle sağlıklı develerin hastalanmasına sebep olabilir. ama allah takdir etmezse hastal-k sağlıklı develere geçmez. bu inanç, slam'daki tevhid akidesinin gereğidir. kinci yorum şekli ise şöyledir: her canlının hastalanması ancak allah'ın takdiriyle olduğuna rağmen hastal-klı develerin sağlıklı develere kanştırılması sağlıklı deve sahibinin zihnini karıştırabilir ve bir hastalığın vukü halinde allah'ın takdirini unutarak bunu tamamen hastal-klı develerden sanır. böylece tevhid akidesi sarsılmış olur.

 

bundan sonra gelen cüzzam hastalığı babında rivayet edilen hadislerin izahı bölümünde de aynı konuya değinilecektir.