|
İMAM
NEVEVİ ŞERHİ |
99 NOLU HADİS İÇİN
Hadisin
Şerhi ve Sahih-i Müslim'e Dair Genel Bir Değerlendirme
İmam
Ebu'l-Huseyn Müslim b. el-Haccac (r.a.) dedi ki: "Bana Ebu Hayseme Zuheyr
b. Harb tahdis etti ... " (1/150) Şunu bil ki Müslim (rahimehullah) bu
kitapta son derece sağlam, ihtiyatlı, incelemeli ve tahkike dayalı bir yol
izlemiş olmakla birlikte son derece kısa ve tam bir özlü ifade kullanmış,
kullandığı bu ifadeleri güzelliğin en ileri derecesinde olup, onun sahip olduğu
ilimIerin ne kadar yoğun, bakışının ne kadar ince ve ne kadar maharetli olduğu
açıkça ortaya çıkmaktadır.
Bu
hususlar bazen isnatta, bazen metinde, bazen her ikisinde de görülebilmektedir.
Bundan dolayı onun kitabını inceleyen bir kimsenin sözünü ettiğim hususlara
dikkat etmesi gerekmektedir. O taktirde hayret verici nefis ve hassas
bilgilerle karşılaşacaktır. Tek tek bu bilgiler onun gözünü aydınlatacak,
kalbine genişlik verecek, bu ilimle daha çok uğraşmak için onu gayrete
getirecektir.
Şunu
da bilmek gerekir ki, isnat ilminin inceliklerinden işarette bulunduğu bu nefis
özelliklerde Müslim ile aynı güzellikleri paylaşan bir kimse olduğu
bilinmemektedir. Buhari'nin kitabı her ne kadar daha sahih, daha üstün, ahkam
ve manalar bakımından faydaları daha çok ise de Müslim'in kitabı isnad sanatı
bakımından birtakım fazlalıklara sahip olmak gibi bir ayrıcalık taşımaktadır.
Bu türden dikkat çekeceğimiz hususların kalbimize genişlik verdiğini görecek,
bununla kitap da, onun musannıfı da kalbimizde yüce Allah'ın izniyle daha büyük
bir yer tutacaktır.
Bu
söylediklerim anlaşıldığına göre burada sözünü ettiği senette benim değindiğim
çeşitli hususlar da bulunmaktadır. Bu türden olmak üzere öncelikle o:
"Bana Ebu Hayseme tahdis etti" dedikten sonra diğer rivayet yolunda:
"Bize Ubeydullah b. Muaz da tahdis etti" demekte, böylelikle
"bana tahdis etti" ile "bize tahdis etti" arasında fark
gözetmiş olmaktadır. Bu da bu ilim erbabı nezdinde bilinen kaideye bir dikkat
çekiştir. O da hocasının lafzından tek başına rivayeti işitmiş ise
"haddeseni: bana tahdis etti" demesi başkası ile birlikte hocasından
dinlemiş olduğu rivayette de "haddesena: bize tahdis etti" tabirini
kullanmasıdır. Tek başına kendisinin hocasına okuduğu rivayet için "bana
haber verdi" onun huzurunda bir topluluk ile birlikte hocaya okunması
halinde ise "bize haber verdi" tabirinin kullanılmasıdır. Bu onlar
tarafından bilinen bir ıstılah olup, onlar arasında sevilen bir uygulamadır.
Eğer bunu yapmayıp, bunların birini diğerinin yerine kullanacak olsa bile yine
sema yoluyla hadis almak sahih olur fakat böyle bir şey yapmamak daha uygundur.
Allah en iyi bilendir.
Bu
husustaki inceliklerden birisi de birinci rivayet yolunda: "Bize Veki',
Kehmes'den tahdis etti. O Abdullah b. Bureyde'den, o Yahya b. Ya'mer'den"
dedikten sonra ikinci rivayet yolunda tekrar rivayeti "Kehmes' den, o İbn
Bureyde'den, o Yahya'dan" diye tekrar etmektedir. Bu Müslim'in sağlam
tasnifi ve rivayetleri kısa kesmesi ile bağdaşmayan bir uzatmadır. Bu sebeple
birinci rivayet yolunda "Veki'" adını zikrettikten sonra durması ve
Muaz ve Veki"in "Kehmes'den, o İbn Bureyde'den" rivayette bir
araya gelmesi gerekirdi, denilebilir.
Böyle
bir itiraz tutarsızdır. Ancak bu ilmin inceliklerini ileri derecede bilmeyen
bir kimse tarafından yapılır çünkü Müslim (rahimehullah) kısa kesmek yolunu
izlemekle birlikte bunu herhangi bir tutarsızlığın olmaması ve gözetilen bir
maksadın ortadan kalkmaması şeklinde yapar. Burada ise ihtisar cihetine
gidilecek olursa bir tutarsızlık ortaya çıkar ve bir maksat da
gerçekleştirilmemiş olur çünkü Veki': "Kehmes'den (an Kehmes)" dediği
halde Muaz: "Bize Kehmes tahdis etti" demiştir. Daha önce mu an'an
babında yaptığımız açıklamalardan öğrendiğimiz üzere ilim adamları mu an'an
rivayeti delil göstermek hususunda görüş ayrılığı içinde olmakla birlikte
"bize tahdis etti" ile muttasıl olan rivayet hakkında görüş
ayrılığına düşmemişlerdir. İşte Müslim gördüğümüz gibi her iki rivayeti de
zikrederek üzerinde ittifak edilen ile ihtilaf edilenin ayırt edilmesini ve
böylelikle bizzat duyduğu lafız ile rivayeti nakleden birisi olmak istemiştir.
Müslim'de bunun benzerleri çoktur. Yüce Allah'ın izniyle bunlara dikkat
çekmekle birlikte bunları göreceksiniz.
Bu
ilim ile asgari düzeyde bir ilgisi bulunan kişi için açık olmakla birlikte
benim buna dikkat çekişim başkaları ve bazı hallerde buna dikkat edemeyecek
kimseler içindir. Bir diğer açıdan bu dikkat çekişim herkes için de sözkonusu
olacaktır. O da üzerlerinden ayrıca tetkik külfetinin ve ibareden maksadın ne
olduğunun ortaya çıkarılması yükümlülüğünün düşmesidir.
Burada
bir maksat daha vardır. O da şudur: Veki"in rivayetinde "Abdullah b.
Bureyde'den dedi" Muaz'ın rivayetinde ise "İbn Bureyde'den"
dedi. Şayet iki lafızdan birisini zikretmekle yetinmiş olsaydı bir tutarsızlık
olurdu çünkü yalnızca "İbn Bureyde" demesi halinde adının ne olduğunu
bilemezdik. Acaba o burada adı geçen Abdullah mıdır yoksa onun kardeşi Süleyman
b. Bureyde midir, derdik. Şayet "Abdullah b. Bureyde" demiş olsaydı,
bu sefer Muaz adına yalan söylemiş olurdu çünkü onun rivayetinde
"Abdullah" yoktur. Allah en iyi bilendir.
Birinci
rivayette "Yahya b. Ya'mer'den" ibaresinde ilk bakışta onun adını
vermesinin bir faydası görülmez. Müslim'in ve başkalarının bu gibi hallerdeki
adeti ise Yahya b. Ya'mer adını hiç zikretmemektir çünkü her iki rivayet yolu
zaten İbn Bureyde'de bir araya gelmektedir. Her ikisinin de İbn Bureyde'den
naklettikleri lafız da aynı kip ile gelmiştir. Ancak ben bazı nüshalarda
birinci rivayette sadece "Yahya'dan" yazıldığını ve bu nüshada
"bin Ya'mer" olmadığını gördüm. Eğer bu sahih ise o takdirde sözünü
ettiğimiz bu itiraz ortadan kalkar. Çünkü böylelikle bunun az önce İbn Bureyde
hakkında yaptığımız açıklamada olduğu gibi bir fayda ortaya çıkar. Allah en iyi
bilendir.
"Bize
Ubeydullah b. Muaz da tahdis etti -ki bu onun rivayet ettiği hadistir- ibaresine gelince, Müslim (rahimehullah)'ın
çokça uyguladığını gördüğümüz bir adetidir. Ondan başkaları bu yolu çok az
izlemişlerdir. Bu da bizim az önce sözünü ettiğimiz tahkikini, veraını,
ihtiyatını açıkça ortaya koymaktadır. Maksadı da her iki rivayetin mana itibariyle
birbirleri ile ittifak halinde olmakla birlikte bazı lafızlarda farklı
olduklarını ve bu filan kişinin lafzıdır, diğeri ise bu manada rivayeti
zikretmiştir, demektir. Allah en iyi bilendir.
Birinci
rivayette, Yahya b. Ya'mer'den sonra "H" demesine gelince, bu bir
senetten bir başka senede geçişi anlatan tahvil ha' sıdır. Hadis okuyucusu
buraya geldiği takdirde "ha" der (ve şöyle devam eder) dedi ki: Ve
bize filan tahdis etti. .. İşte tercih edilen budur. Bundan önceki fasıllarda
bunun açıklamasını ve bu husustaki görüş ayrılıklarını sözkonusu etmiş
bulunmaktayız. Allah en iyi bilendir.
Bu
durumda bu senetteki inceliklere hatırladığım kadarıyla dikkat çekeceğim
hususlar bunlar oldu. Aynı zamanda bunun dışındaki hususlara da böylelikle
dikkat çekmiş olduk. Bunun dışındaki diğer hususların da fark edileceğini ümit
ederim. Bu şerhi gözden geçiren bir kimsenin bu türden bulduğu açık ve geniş
açıklamalardan usanmaması gerekir çünkü benim bundan yüce Allah'ın izniyle
maksadım, bunu mütalaa eden kimseye gerekli açıklamaları yapmak, kolaylıkları
sağlamak ve samimi olarak nasihatte bulunmak, buna dair açıklamalar için başka
eserlere başvurmak ihtiyacını bırakmamaktır. Esasen şerhlerin maksadı da budur.
Buna göre bu ve benzeri hususları uzun bulan bir kimse sağlam bir bilgi edinmek
amacından da uzaktır, bu alanda kurtuluştan da uzak düşmüş olur. Bundan dolayı
kendi haline ağlasın ve işlediği kötü ve çirkin işlerinden dönsün. Tahkiki,
gereksiz bilgileri arındırmayı, sağlam bilgiyi ve incelemeyi arayan bir öğrencinin
işsiz güçsüzlerin, ahmakça iş yapıp, basit şeylerle uğraşan ve ciddi işlerden
usanan kimselerin tiksintilerine ya da usanmalarına hiçbir şekilde iltifat
etmemesi gerekir. (1/152) Aksine genişçe açıklandığını gördüğü bilgilerden
dolayı ve karşı karşıya bulunduğu kurallar ve problemlerin apaçık ve sağlam bir
şekilde tespit edildiğine rastladığı için sevinmeli, bu kolaylığı sağladığı
için kerim olan Allah'a hamdetmeli, bunu gereksiz bilgilerden arındırmak,
açıklamak ve tespit etmek için çalışıp, toplayıp bir araya getirene dua
etmelidir. Kerim olan Allah yüksek hedeflere ulaşma muvaffakiyetini ihsan
buyursun. Lütfuyla ve keremiyle bütün şerlerden bizleri uzaklaştırsın. Bizleri
ve sevdiklerimizi sevinç ve neşe yurdunda bir araya getirsin. Allah en iyi bilendir.