AHMED
DAVUDOĞLU
200 NOLU
HADİSİN ŞERHİ:
Bu hadisi Buharı Kitabu'I-Mezalim ile Kitâbu'l-Eşribe de Hz. Ebu Hüreyre 'den, Hudud bahsinde Ebu Bekir b. Abdirrahman 'dan tahriç ettiği gibi, Nesai Eşribe ve Recim bahislerinde İbni
Mâce'de «Fîten» bahsinde
İsa b. Hammad'dan rivayet etmişlerdir. Bu babta Ebu Davud
Hz. Cabir'den, Tirmizi Hz. Enes b. Mâlik 'den, Ahmed b. Hanbel Hz. Zeyd b. Hâlid 'den, îbni Hibbân Imrân
b. Husayn ile Sa'lebetü'bnü'l-Hakera (Radiyallahu Anhum) dan, İbni Ebî Şeybe Asım b. Küleyb tarikiyle bir sahabiden; Abdurrezzâk, Ebu Bekir Bey hâki, Taberâni ve Ebu Dâvudu Tay âlisî Hz. Abdullah b. Ebî
Evfâ 'dan, yine Taberânî, Hz. Abdullah b. Mugaffel'den,
Ebu Davud Tayâlisî ile Said b. Mansur Hz.
Ali (Radiyallahu anh) 'dan
hadisler rivayet etmişlerdir. Bu ma'nâda hadisler pek
çoktur.
Hadis-i şerifin manası
hususunda ulema ihtilâf etmişlerdir. Hasan-ı Basri
ile İbni Cerîr Taberi'ye göre: «Mü'min olarak
zina etmez, mü'min olarak çalmaz; mü'min
olarak şarap İçmez...» cümlelerinin ma'nâsı: imanından dolayı Öğülecek
bir şeyi kalmaz; demektir; yoksa imânı bakidir. Bir takımları;
«Bu münkerâtı
işlemeye devam eden kimse imândan çıkar» demiş;
diğerleri bunları helâl i'tikad ederek yapanın dinden
çıkarak kâfir olacağını söylemişlerdir. İbni Tin'in
nakline göre Buhârî: «Böy-lelerinden imanın nuru alınır.» demiştir,
ki bu kavil îbni Abbas (Radiyallahu
anh) dan da rivayet olunur. Bazılarına göre Allah'a tâat hususunda basireti kapanır. Zührî;
«Bu ve emsali hadisler müteşâbihâttandırlar.
Binaenaleyh onlara iman edilip geçilir; ma'nalarına
dalmak olmaz; Çünkü biz onların ma'nalarını anlamayız» demiştir. Bütün bu te'viller
ihtimâl dahilinde olmakla beraber muhakkikîn-i ulemaya
göre hadisin en doğru ma'nası, mezkur günahları
işleyenlerde imanın kemâlinin kalmamasıdır. Burada ve benzeri yerlerde nefiden murâd: Kemâldir.
Meselâ: «Faydasız bilgi ilim değildir; dünyada attan başka mal yoktur; âhiret hayâtından başka hayât
olamaz.» sözleri hep bu ma'nada söylenirler. Bundan maksad: faydasız bilgi tam ilim değildir; attan- daha
mükemmel mal yoktur; âhiret hayâtından
başka ma'mur hayât olamaz; demektir. Bu gibi te'viller her lisanda çoktur.
Hadisin bu şekilde te'viline sebeb: onun Ebu
Zerr ve Ubâde (Radiyallahu Anhüma) hadislerine
muarız bulunmasıdır. Ebu Zerr
(Radiyallahu anh)
hadisinde: «Bir kimse, AlIah'dan başka ilâh yoktur,
derse, zina da etse hırsızlık da yapsa cennete girecektir» buyurulrnuş
Ubâdetü'bnü's-Sâmit (Radiyallahu anh)'in sahih ve
meşhur olan hadisinde ise: «Ashab-ı kiramın çalmamak,
zina etmemek, âsi olmamak ilâ ahir...» şartiyle Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e
bey'atta bulundukları, bundan sonra Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem'in
onlara: «Sizden hanginiz sözünde durursa onun ecri Allah'a aîtdir;
kim bunlardan birini yapar da dünyada ceza görürse bu onun keffâreti
olur; kim yaparda ceza görmezse onun işi Allah Teâîâ'ya
kalmıştır. Dilerse affeder; dilerse azâb eyler.» buyurduğu beyan olunuyor. Üstelik Allah'u
Teâlâ:
«Şüphesiz ki Allah kendisine şirk koşulmayı affetmez. Amma
bundan aşağısını dilediğine affeder.» (Nisa 117) buyurmuş; ehli hak olan müslümanlar da, zânî, kaatil ve diğer büyük günahkârların bu günâhlar
sebebiyle dinden çıkmadıklarına, bunların mü'min
fakat imanları noksan olduğuna ittifak etmişlerdir. Şayet tevbe
ederlerse cezaları sakıt olur. Büyük günahlara devam ederken ölürlerse işleri
Allah'a kalır. Dilerse onları affeder. Ve doğrudan doğruya cennetine koyar.
Dilerse cezaları nisbetinde azâb
ettikten sonra cennetine nail kılar.
İşte bu delillerden
dolayı buradaki hadis ile emsalini te'vile zaruret hasıl olmuştur. Zâten bir meselede
zahiren birbirine muarız iki hadis görülürse yapılacak iş onların aralarını
bulmaktır.
İbni Battal diyor ki : «Bu hadis, şarap
hususunda varid olan en şiddetli delildir. Hâriciler bununla istidlal ederek büyük günâh işleyenlerin
küfrüne hükmetmişlerdir. Ehl-i sünnet ise buradaki imânı, kâmil ma'nasına hamîetmiştir. Yani bir kimse şarap içerken kâmil bir imâna mâlik değildir. Bazıları bunun büyük bir tehdit ve teşdid kabilinden olduğunu söylerler.»
Ulemâ bu hadisde bütün ma'siyet nevilerine ve onlardan sakınmaya tenbih olduğunu söylerler. Zinayı zikretmekle bütün
şehvetlere, şarapla sütün Allah yolundan saptıran ve gaflete sürükleyen
şeylere, hırsızlıkla dünyaya dalmaya ve harama meyletmeye, yağmacılıkla da kü! rı hiçe sayarak onlarla hiç
utanmadan alay etmeye tenbih olunmuştur.
İbni Cerir Taberî
'nin rivayetine göre Muharnmed
b. Zeyd b. Vâkıd bu hadisi
inkâr etmiş; râvilerinin hata ettiklerini beyanla
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
'in sadece «mü'min zina etmez ve çalmaz.» buyurmuş
olduğunu söylemiştir.
Hadisin zahirine
bakılırsa : «Ebu Hüreyre bu
sözlere halkın gözleri önünde kıymetli bir şeyi zorla yağma ederken mü'min olarak yağma etmez)
cümlesini de katardı.» ibaresi Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in hadisi değil, Ebu Hüreyre (R.A.)'in sözüdür.
Ancak başka bir rivayetten bu kısmın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in
hadisinden olduğu anlaşılmıştır. Çünkü Ebu Nuaym'in tahric ettiği bu
rivayette şöyle buyurulmıuştur :
«Nefsim kabza-i
kudretinde olan Allah'a yemin ederim ki, eğer sizden biriniz yağmacılık
ederse...» Hz. Hemmâm b. Münebbih'in. rivayet ettiği bu hadis sarahaten Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e
ref edilmektedir.
Ebu Amr İbni
Salâh bu iki rivayetin arasını bulmuş ve ezcümle şunları söylemiştir : «Bu suretle anlaşıldı ki, Ebu.
Bekir b. Abdirrâhman'ın (Ebu
Hureyre bu sözlere şu cümleyi de katardı) demesinden murad: o sözleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Senem)'den rivâyeten
katardı; Kendi sözleri olmak üzere söylemezdi, demektir.»