AHMED
DAVUDOĞLU
244 - 252
NOLU HADİSİNLERİN ŞERHİ:
Bu babın hadisleri Ebu
Hureyre, Ebu Zerr-i Gıfarî ve İbni Mes'ud (Radıyallahu Anhum hazerâtından
rivayet olunmuştur. Birinci hadisde Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e suali
soran zât Ebu Zerr (Radıyallahu anh)''dir. Sormakdan maksadı da o ameli yapmaktır.
Nitekim bütün Ashab-ı kiramın âdetleri, hayırlı bir iş gördükleri vakit hemen
onu yapmak idi.
Buradaki hadislerde
hacc-i mebmr, birr-i vâlideyn gibi tabirler göze çarpmaktadır.
Hacc-ı mebrur:
Bazılarına göre içine günah karışmayan haccdır; Bazı ulemaya göre ise; haçc-ı
mebrur: makbul hacc demektir. Zira mebrur kelimesi me'bur ma'nasına gelir. Bu
kelimenin aslı birr olup iyilik ve güzel iş demektir.
Birr-i vâlideyn ta'biri
de bundan alınmıştır. Kaadi Iyaz'a göre mebrur. Sâdık ve sırf Allah için
mânasına gelebilir.
Nevevî diyor ki :
«Mebruru makbul ma'nasma almak müşkil sayılabilir. Çünkü bir amelin kabul
edilip edilmediği bilinmez. Bunun cevabı şudur: bir ibâdeti yaptıkdan sonra o
kimsenin hayrının artması o ibâdetin kabulüne alâmettir; denilmiştir.
Birr-i Vâlideyn: anne ve
babaya itaat ve iyilik etmekdir. Hatta onların dostlarına iyilik ve ikramda
bulunmak dahî bu hükme dâhildir.
İkinci hadisde peçen
«sâni'» tabiri bazı rivayetlerde «zayi'» şeklinde zaptedilmiştir. Ma'na
i'tibariyle bu da doğru ise de; burada kelimenin sahih rivayeti «sâni'» dir.
Sânı': san'at sahibi, iş
adamı demek olduğuna göre onun mukaabilinde san'atçı olmayan ma'nasma gelen
«ahrâk*în zikredilmesi de bunu gösterir. Kelimeyi Hişam'ın tashif ederek
«zayil» okuduğu rivayet olunur.
Hadislerinin ma'nalarma
gelince : Görülüyor ki; Hz . Ebu Hüreyre hadisinde âmellerin en faziletlisi
Allah'a imân ondan sonra cihad. sonra haccdır. Ebu Zerr (Radıyallahu anh)
hadisinde en faziletli amel imân ondan sonra cihaddır. İbni Mes'ud (Radıyallahu
anh) hadisinde ise amellerin en faziletlisi namaz, ondan sonra anne ve babaya
itaat, ondan sonra cihad gelmektedir. «Tefadulü'l-islâm» babında geçen Abdullah
b. Amr hadisinde: Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e İslâmın hangi ameli daha
hayırlıdır? diye sorulduğunu, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in buna
cevaben : «Yemeği yedirir; selâmı tanıdığın ve tanımadığın herkese verirsin...»
buyurduğunu; ve yine ayni bâbdaki Ebu Musa hadisinde: Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'e müsîümanların hangisi daha hayırlıdır? diye soruldukda
Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in:
«Müsiümanîarın en hayırlısı elinden ve dilinden müslümanlar'ın esen kaldığı
kimsedir.» şeklinde cevap verdiğini görmüştük, Bunların emsali çoktur. böyle
olunca mezkur hadislerin aralarını bulmak da bir hayli müşkil olmuş; bu bâbda
ulema ihtilâf etmişlerdir. Ezcümle Şâfiiyye ulemasından Ebu Abdillâh
el-Huleymi, üstadı Ebu Bekir el-Kaffâl eş-Şâşî 'nin bu hadislerin aralarını iki
vecihile bulduğunu söylemiştir.
Birinci veçhe göre : Bu muhtelif
cevaplar muhtelif hâl ve şahıslara göre verilmiştir. Zira bazen: eşyanın en
hayırlısı denilir. Ama bundan o eşyanın bütün vecihlerden hayırlı olduğu
kasdedilmez. Maksad bazı hallerde en hayırlı olduğunu anlatmaktır. Kaffâl bu
hususda bir çok haberlerle ve bilhassa îbni Abbas (Radiyallahu anh) 'dan
rivayet edilen bir hadisle istişhad etmiştir. Mezkur hadisde Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem): «Haccetmenin bir kimse İçin bîr hacc kırk
gazadan daha faziletlidir. Amma hacc etmiş olan bir kimse İçin bir gaza kırk
haccdan daha faziletlidir.» buyurmuş.
İkinci veche göre:
Hadislerin ibarelerinden edatı hazf edilmiştir. Fakat niyette mevcuddur.
Binaenaleyh, amellerin en hayırlısı filân şeydir; sözünden murad: o şey
amellerin en hayırlılarından biridir demektir. Nitekim : «falan kimse
insanların en akillısıdir.» derler.
Bundan maksad :
akıllılarından biridir; demektir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in:
«sizin en hayırlınız ailesi için en hayırlı olanınızdır.» hadis-i şerifi de bu
ma'nayadır. Çünkü bir insanın ailesine hayırlı olması, mutlak surette bütün
insanların en hayırlısı olmasını icabetmez.
Bu ikinci veche göre
imân bütün amellerin efdalidir. Çünkü sıfatın şerefi müteallakının şerefine
bağlıdır. İmanın müteallakı ise; Allah ve Resulüdür. Fakat diğer faziletli
ameller birbirlerine müsavidirler. Bunların birbirinden üstün olması
delilleriyle anlaşılır. Mezkur ameller şahıslara ve hâllere göre değişirler.
Vâkıâ bu ameller bâzı
rivayetlerde birbirleri üzerine « f » edatı ile atfedilmişlerdir. «Ondan sonra»
ma'nasına gelen bu edat tertib ifade ederse de buradaki tertib yalnız zikirde
yâni sözdedir. Nitekim Allah'u Teala'nın: Bildin mi sen, o sarp yokuş
nedir? Köle azat etmek, Veya salgın bir
kıtlık gününde yemek yedirmektir, Yakınlığı olan bir yetime, Veya hiçbir şeyi
olmayan yoksula. Sonra da iman edip de sabrı tavsiye eden ve merhamet tavsiye
edenlerden olmaktır. [Beled 12-17] »
âyet-i kerîmeleri ve emsalindeki atıflar da bu kabildendir.
Hadislerin aralarını
bulmak için Kaadı Iyâz dahi iki vecih göstermiştir. Bunlardan biri Kaffâl'in
dediği gibi muhtelif cevapların muhtelif hallere göre olmasıdır.
İkincisine göre: Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in cihâdı haccın üzerine geçirmesi, sual
îslâmiyetin ilk zamanlarına tesadüf ettiğinden-dir.
Müslim şarihlerinden Ebu
Abdillâh Muhammed b. İsmail et-Temîmî bu ikinci vecihle birlikde ayrı bir vecih
olmak üzere (sümme) edatının tertib ifâde etmediğini söylemişse de; bu kavil
Usul-i Fıkıh uleması ile lisan âlimlerince şâzz sayılmıştır. Temimi şöyle
diyor; «Sahih olan şudur ki, cihadın efdal olması umumî ve mecburî seferberlik
zamanına hamledilir. Çünkü o zaman cihâd herkese farz olur. Hal böyle olunca da
cihâd ön plâna alınmaya ve Leşvika daha lâyık olur. Zira cihadda müsiümanların
âmme maslahatı vardır. Hem böyle zamanlarda cihad aletta'yin farzıayn olur.
Hacc öyle değildir.»
Muhammed b. Ca'fer'in
rivayetinde amellerin en faziletlisi sorulunca Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'in: «Allah ve Resulüne imandır.» buyurmasını Nevevi imana amel
denileceğine sarih delil saymaktadır. Nevevi diyor ki: «Bundan murad —Allahu
a'lem — kendisiyle İslâm dinine girilen imandır, ki o da kalb ile tasdik ve iki
şehâdeti getirmekle olur. Tasdi'.kalbin, ikrar da diîin amelidir. Burada oruç,
namaz, hacc, cihad ve saire gibi aza'nın amelleri imanda dâhil değildirler.
Zira bunlar cihadla hacem kısımlarından sayılmışlardır. Bir de Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) buradaki suâle: «Allah ve Resulüne imandır.» cevabını
vermiştir ki, ameller hakkında böyle denilemez. Amma bu mezkur amellere imân
denilmesine mâni değildir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in köle ve
cariyeler hakkında: «Sahiplerince en nefis sayılanlar iie fiyatı en yüksek
olanlarıdır.» buyurmasını Nevevi şöyle izah ediyor: «Allahu a'-lem bundan
murad: bir kişi âzâd etmek istemesidir. Fakat azâd edecek kimsenin bin lira
parası olur da bununla ya iki kıymetsiz köle veya câriye yahud bir tane
kıymetli ve pahalısını almak isterse iki tane kıymetsizi alması efdaldir. Bu
mesele kurbana benzemez. Çünkü Kurbanda semiz bir koyun kesmek iki tane zaiftan
evlâdır. Bizim ashabımızdan Bağavî rahimehullah «et-Tehzib» nam eserinde bu iki
meseleyi benim zikrettiğim gibi anlattıkdan sonra şöyle demiştir: Şafiî
(Rahimehullah) kurban hakkında : Kıymetin çok, adedin az olması bence adedin
çok, kıymetin az olmasından daha iyidir. Köle azadında ise adedin çok, kıymetin
az olması bence kıymetin çok, adedin az olmasından daha makbuldür. Çünkü
kurbandan maksad ettir. Semiz hayvanın eti ise hem daha çok, hem daha nefisdir.
Köle azadından maksad: o şahsın hâlini mükemmelleştirmek ve onu kölelik
mezelletinden kurtarmaktır. Bir cemaatı kurtarmak ise bir kişiyi kurtarmakdan
evlâdır, demiştir.