SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

761 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadisi Buhârî «Kitâbü'l-Cum'a», «Kitâbu't-Teheccüd» ve «Kitâbu's-Siyâm» da muhtelif râvîlerden tahrîc etmişdir.

 

İmam Ahmed b. Hanbel'in tahrîc ettiği rivâyetde: «Mescid, cemaatla doldu taştı...» denilmişdir. Bu hadîs'in Zeyd b. Sabit rivayetinde: «Nebi  (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) mescidde kendisine hasırdan bir hücre yaptı da, orada birkaç gece namaz kıldı. Nihayet cemâat onun yanına toplandılar. Sonra bir gece sesini işitmediler. Ve uyuduğunu zannederek yanlarına çıkması için öksürmeye başladılar. Bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

«Yapmakda olduğunuzu gördüm fi'Iiniz devam etmektedir. O derece ki, üzerinize farz olur diye korktum. Farz olursa, onu yapmazsınız. Binâenaleyh ey cemâat! (onu siz) evlerinizde kılın! Çünkü farz namaz müstesna olmak üzere kişinin en faziletli namazı evinde kıldığıdır, buyurdular.»

 

denilmektedir. Hadîsi Ebû Dâvûd dahî tahrîc etmişdir. Rivayetleri çok ve muhtelifdir.

 

Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cemaata birkaç gece kıldırdığı bu namaz terâvîhdir. Netekim bunu bir rivâyetde Hz.. Âişe dahî tasrîh etmişdir.

 

Buradaki rivayetlerde Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in cemaata kaçar rek'ât namaz kıldırdığı büdiriîmemişdir. îbni Huzeyme ile îbni Hibbân'ın rivayet ettikleri Câbir (Radiyallahû anh) hadîsinde ramazanda sekiz, rek'ât namaz kıldırdığı, sonra vitir yaptığı bildirilmişdir.

 

Teravih namazının yirmi rek'ât ve cemaatla kılınması Hz. Ömer zamanında kararlaştırılmadır. Bu husûsda Buharî'nin «Terâvîh» bahsinde İbni Şihâb tarîki ile Abdurrahman b. Abdülkaarî'den şöyle bir haber rivayet edilmektedir: «Abdurrahman demiş ki: Ramazanda bir gece Ömerü'bnü'I-Hattâb ile birlikde mescide çıktım. Bir de baktık cemâat darmadağın olmuş. Kimisi yalnız kılıyor; kimisi birkaç kişiye imam olmuş namaz kıldırıyor. Bunları görünce Ömer: Aklıma, şöyle bir şey geliyor: Bu cemâati bir imamın arkasına toplasam hakîkaten pek güzel bir iş olacak! dedi. Sonra irâde buyurarak cemâati Übey b. Kâ'b'ın başına topladı. Sonra başka bir gece yine Ömer'le beraber mescide çıktım. Cemâat imamlarına uymuş namaz kılıyorlardı. Ömer, onları görünce: Bu ne güzel bid'at!. dedi. Ve gecenin sonunda terâvîh kılanları kasdederek: Bunu kılmadan uyuyanların (sonra kalkip) kıldıkları ise şimdi kılanlarnkînden daha da güzel! dedi. Cemâat terâvîh'i gecenin evvelinde kılarlardı.»

 

Aynî diyor ki: «Ömer (Radiyallahu anh) bu işi Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in :

 

«Cemaat Kitâbullah'ı en güzel okuyanları imam olur...) hadîsi ile âmel ederek yapmadır.»

 

Bir rivâyetde erkeklere Hz. Übeyy'in, kadınlara da Temîm–i Dârî (Radiyallahû anh)'ın imam oldukları bildiriliyor. Bunun ayrı ayrı vakitlerde olması muhtemeldir.

 

Hz. Ömer'in başka bir gece mesciddekilerin hâlini teftîş için çıkması gösteriyor ki, kendisi bu cemaata devam etmemişdir. Herhalde onun mezhebi terâvih'in evde ve bilhassa gecenin sonunda kılınması efdal olduğu merkezinde imiş.

 

Ömer (Radiyallahû anh)'ın buna bid'at demesi, Resûlullalı (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sünnet olarak kararlaştırmamış olduğundandır. Teravih Hz. Ebû Bekir zamanında da cemaatla kılınmamışdı. Yalnız Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bu namaza rağbet göstermişdi

 

Bid'at: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında olmayan bir şey'i îcâd etmek demekdir. Ve biri bid'at-ı hasene, diğeri bid'at-ı seyyie olmak üzere başlıca iki nevidir. Sonra bunlarda nevi'lere ayrılmış ve bid'atlar: Vâcib, mendûb, mubah, mekruh ve haram olmak üzere beş kısım olmuşlardır. Meselâ: İlimleri bellemek için tedvin ve mülhidlere delille redd cevabı vermek vacib, mekteb yapmak mendûb çeşitli yemekler ve kıymetli elbise mubahtır. Makruh ile haram .bid'a'ta misâl vermeye lüzum yoktur. Onlar malûmdur.

 

Şer'an makbul ve güzel şeylerden sayılabilen bid'atlara bid'at-i hasene; şer'an çirkin sayılanlara da bid'at-i seyyie derler.

 

Ulemâ terâvih'in müstehab olan rek'ât sayısı hakkında ihtilâf etmiş; ortaya bir çok kaviller çıkmışdır. Ezcümle: Bâzılarına göre vitirle beraber kırkbir rekât kılınır. Medîneli'lerin mezhebi, budur.

 

îbni Abdilberr «El-İstizkâr» adlı eserinde Esved b. Yezîd'in terâvih'i kırk; vitr'i de yedi rek'ât üzerinden kıldığını rivayet etmiş, vitir namazının kırk rek'âtda dâhîl olduğunu söylememişdir.

 

Bir takımları terâvih'in otuzsekiz rek'ât olduğunu söylerler. Bu kavil imam Mâlik 'den nakledilmişdir. Ona göre otuzsekiz rek'ât teravinden sonra imam cemaata bir rek'ât da vitir namazı kıldırır. Mâmâfîh imam Mâlik'in rneşhûr kavline göre teravih namazı otuzaltı rek'ât olup, üç rek'âtlık vitir namazı da buna dâhildir. Bâzıları Medîne'lilere göre terâvih'in otuzaltı rek'ât olduğunu söylerler. Ancak üç rek'âthk vitir namazı bunda dâhil değildir. Vitr'le beraber terâvih'in sayısı otuzdokuz olur.

 

«Teravih» in otuzdört, yirmisekiz, yirmidört ve yirmi rek'ât olduğunu söyliyenîer de vardır.

 

Hanefîlere göre terâvih'in rek'ât sayısı yirmidir.

 

Cumhûr-u ulemânın ve imam Şafiî ile ekseri fukahânın mezhepleri de budur. Bâzıları terâvih'in onaltı rek'ât olduğunu, bir takımları onüç, daha başkaları onbir rek'ât olduğunu söylemişlerdir.