792 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhârî «Kitâbü
Fedâili'l-Kur'ân» ile «Kitâbu't-Tevhîd» de tahrîc etmişdir.
Nevevî diyor ki: «Ulemâ
ezenin lûgatda dinlemek mânâsına geldiğini söylemişler; ancak burada dinlemek
mânâsına hamletmenin caiz olmadığını bildirmişlerdir. Çünkü kulak vermek
mânâsına gelen dinlemek Allah Teâlâ hakkında muhaldir. Mânâsı: okuyanı ma'nen
kendine yaklaştırmak ve ona bol bol sevap vermekdir. Zîra Allah Teâlâ'nın
işitmesi muhtelif değildir. Binâenaleyh bu sözün te'vîli vâcibdir.»
Bu bâbda Aynî dahî
şunları söylemişdir: «Hâsılı (ezine) fiili ıtlaak ile dinlemek arasında
müşterekdir. Mutlak mânâsını kasdedersen masdarı (izn) dinlemek mânâsını murâd
edersen masdari (ezen) şeklinde gelir.»
Kurtubî de: «Ezen: İmla
yazan bir kimsenin kulağını, dinlediği kimseye doğru eğiltmesidir. Bu mânâ zahiri
itibârı ile Allah Teâlâ hakkında kullanılamaz. Kelime Allah hakkında mecazen:
Okuyana ikram ve bol sevap ihsan etmek mânâsına gelir. Zira dinlemenin neticesi
bunlardır.
îzn'in ıtlaakından
murâd: Onun mutlak mânâda kullanılmasıdır. Mutlak mânâda îzn, mubah kılmak
demekdir.
Ulemâ tegannînin mânâsı
hususunda da ihtilâf etmişlerdir. İmam Şafiî ile diğer Şafiiyye ulemâsına göre
sesi Kur'ân'la güzelleştirip zînetlemek manasınadır. Ebû Dâvûd'un «Sünen» inde
rivayet ettiği bir hadîsde, İbni Ebî Müleyke 'nin : «Okuyanın sesi güzel
değilse, Kur'an onu mümkin olduğu kadar güzelleştirir.» demiş olması bu mânâyı
te'yîd eder.
Bâzıları: «Tegannînin
mânâsı: Onunla müstağni olur; başka şey'e muhtâc kalmaz; demekdir.» mutâleasmda
bulunmuşlardır. İmam Ahmed'in rivayeti bu tarzdadır.
Diğer bâzılarına göre
teğannî: Kur'ân okumakla geçmiş milletlere dâir haberlerden ve eski kitaplardan
müstağni kalır; manasınadır.
Bir takımları,
tegannî'nin: Meşgul olmak; mânâsına geldiğini; diğerleri fakirliğin zıddı yâni
zenginlik; demek olduğunu söylemişlerdir.
Bu mânâların içinde en
ziyâde akla yatanı tegannîden, fayda mânâsı kasdedilmekdir. Yâni bir kimseye
Kur'ân fayda vermez, kur'ân'daki va'd ve tehdîdleri tasdik etmezse, o kimse
bizden değildir» demektir.
Tegannîyi bu şekilde te'vîl
edenler Kur'ân-ı Kerîm'i lâhn ve tercî' ile okumayı mekruh sayarlar. Lâhn ve
tercî'den murâd: sesi boğazda oynatarak nağme ile okumak, Kur'ân-ı Kerîm'i
mûsikî kaaidelerine uydurmakdır.
Hz. Ener (Radiyallahû
anh) (kitapta böyle geçiyor ancak Enes olduğunu sanıyorum) ile
Saîdü'bnü'l-Müseyyeb, Hasan-ı Basri, İbni Sîrîn, Saîdü'bnü Cübeyr, İbrahim
Nehaî, Abdurrahmân b. Kasim ve Abdurrahmân b. Esved dahî lâhn ve terci' ile
Kur'ân okumayı kerîh görürlermiş. İmam Mâlik'in kavli de budur.
Lâhn ve tegannî ile
okumayı caiz görenler, Hz. Dâvûd (Aleyhisselâm) 'ın okuyuşu ile istidlal
ederler. îbni Abbâs (Radiyallahû anh) 'dan rivayet olunduğuna göre, Dâvûd
(Aleyhisselâm) Zebur'u yetmiş makamla okur ve okuyuşu ile hastaları cûşu
hurûş'a getirirmiş. Bunlar Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Kur'ân
okumasını tavsîf eden Abdullah b. Mugaffel hadîsi ile de istidlal ederler.
Hz. Ömer (Radiyallahû
anh)'in dahî lâhn'la Kur'ân okumayı caiz gördüğü rivayet olunur. Bazen Hz. Ebû
Mûse'l-Eş'arî'ye: Bize, Rabbimizi hatırlat!» der; o da lahn-u tegannî ile
Kur'ân okurmuş.
Hattâ bir defa: «Kim
Kur'ân'ı Ebû Mûsâ gibi tegannî ile okuyabilirse, bunu hemen yapsın!» demişdir.
Ukbetü'bnü Âmir (Radiyallahâ anh) Kur'ân'ı pek güzel bir sesle okurrnuş. Hz.
Ömer kendisine: «Filân sûreyi bana oku!» demiş; o okumuş; Ömer (Radiyallahû
anh) da ağlamış.
Abdurrahmân b. Esved,
ramazanda mescidleri dolaşarak güzel sesle Kur'ân okuyanları araştırırmış.
Tahâvî 'nin rivayetine
göre, imam A'zam ile arkadaşları lâhn ile okunan Kur'ân'ı dinlerlermiş.
Muhammed b. Abdiîhakem:
«Babamla Şâfiîyi ve Yûsuf b. Amr'ı lâhn ile okunan Kur'ân'ı dinlerlerken
gördüm.» demişdir.
Kirmani: «Kur'ân'ı
cehren okumakdan murâd, güzel sesle; yanık okumakdır. Lâhn, Kur'ân'ı kırâet
olmakdan çıkarmamak şartıyla müstehabdır, fakat ifrata kaçarak bir harf ziyâde
veya noksan etmek haramdır.» demişdir.
Hadîsin îbni Eyyûb
rivâyetindeki (izn) kırâetini Kaadî İyâz Kur'ân okumaya teşvik ve emir; diye
tefsir etmişdir.