831 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîslerin bir kaçı
müstesna olmak üzere diğerlerini Buhârî «Mevâkîtü's-Salât» da; tahrîc ettiği
gibi diğer Kütüb-i Sitte sahipleri dahî muhtelif râvîlerden rivayet etmişlerdir.
Tirmizî'nin beyânına
göre Alîyyü'bnü Ebî Tâlib, İbni Mes'ûd, Ebû Saîd-i Hudrî, Ukbetü'bnü Âmîr, Ebû
Hureyre, Abdullah b. Ömer, Semûratü'bnü Cündeb, Selemetü'bnü Ekva', Zeydü'bnü
Sabit, Abdullah b. Amr, Muâz b. Afra' ve Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'den işitmemiş olmak üzere Suhâbi'den; Âişe, Kâ'b b. Mürra, Ebû Umâme,
Amru'bnü Anbese, Ya'lâ b. Umeyye ve Muâviye (Radiyallahû anhûm) hazerâtından da
rivayetler vardır. Buhârî şârihi Aynî bunlara Sa'dü'bnü Ebî Vakkâs, Ebû Zerr-i
Gıfârî, Ebû Katâde, Ebu'd-Derdâ, ve Hafsa (Radiyallahû anhûm) hazerâtınıı da
ilâve etmekde; mezkûr hadîsleri kimlerin tahrîc ettiklerini şöyle
sıralamaktadır:
1- Hz. Alî hadîsini
evvelâ İshâk b. Râhuye «Müsned»inde tahrîc etmiş; sonra ondan alarak Beyhakî rivayet etmişdir. Bu hadîsde :
«Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) sabah ile ikindi namazları müstesna olmak üzere her farz
namazdan sonra ikişer rek'ât nafile kılardı.» denilmişdir.
2 - İbni Mes'ûd hadîsini
de İshâk b. Râhuye tahrîc etmişdir. Bu hadisde :
«Akşam namazını
kıldınmı, tâ sabah namazını kılıncaya kadar nafile kılmak makbul ve meşhûddur.
(ona melekler şâhid olur.) Sabah namazını kıldıkdan sonra güneş yükselip; iyice
beyazlaşmcaya kadar nafile namaz kılmaktan sakın! Çünkü güneş şeytanın İkİ boynuzu
arasından doğar. Güneş zevale vardı mı, tâ sararıncaya kadar namaz kılmak
makbul ve meşhûddur. (Sarardığı vakit namaz kılınmaz) Zîra güneş şeytanın iki
boynuzu arasında batar.» denilmektedir.
3- Ebû Saîd-i Hudri
hadîsini Buhârî ile MüsIim müttefikan rivayet etmişlerdir. Babımızın 827 / 288
numaralı hadîsi budur.)
4- Ukbetü'bnü Âmir
hadîsini Müslim tahrîc etmişdir. (Babımızın 831 / 293 numaralı hadîsi budur.)
5- Ebû Hureyre hadîsini
Buhârî ile Müslim tahrîc etmişlerdir. (Babımızın İlk hadisi yani 825 / 285 nolu hadis budur.)
6- İbni Ömer hadîsini
yine Buhârî ile Müslim tahrîc etmişlerdir. (Babımızın 828 / 289 ile 829 / 291
numaralı hadisleri bunlardır.)
7- Semûratü'bnü
Cündeb hadîsini iman Ahmed b. HanbeI
«Müsned» inde tahrîc etmişdir. Bu hadîs lâfız itibâri ile İbni Mes'ûd hadîsine
yakındır.
8- Selemetü'bnü Ekva'
hadîsini İshâk b. Râhuye «Müsned» inde tahrîc etmişdir. Mezkûr hadîsde :
«Ben, Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ile birlîkde sefer ederdim ama onun ikindiden ve
sabah namazından sonra namaz kıldığını görmedim.» denilmektedir.
9- Zeydü'bnü Sabit
hadîsini Ebû Ya'lâ tahrîc etmişdir. Bu hadîsde :
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem), güneşin boynuzu doğduğu veya battığı vakit namaz kılmakdan nehiy
buyurdu. Çünkü güneş, şeytanın iki boynuzu arasından doğar.» deniliyor.
10- Abdullah b. Amr
hadîsini İbni Ebî Şeybe tahrîc etmişdir. Bu hadîsde :
«Resûlullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) : Fecr doğdukdan sonra iki rek'âtdan başka nafile namazı
yokdur; buyurdular.» denilmişdir.
11- Muâz b. Afra'
hadîsini Buhârî tahrîc etmişdir.
12- Hz. Âişe hadîsini
Ebû Ya'lâ El-Mavsılî tahrîc etmişdir. Bu hadîsde dahî güneşin, şeytanın
boynuzları arasından doğduğu bildirilmektedir.
13- Ebû Umâme hadîsini
Haris b. Muhammed b. Ebî Usâme tahrîc etmişdir. Bunda dahî güneşin, şeytanın
boynuzları arasından doğduğu bildirilmekde ve her kâfirin o güneşe secde ettiği
beyân olunmaktadır.
14- Amru'bnü Anbese
hadîsini Abd b. Humeyd tahrîc etmişdir.
Aynî, diğer hadîslerin
kimler tarafından tahrîc edildiklerini bildirmemişdir.
İşrâk: Güneşin aydınlık
vermesidir. Bu kelime hem sûlâsî mücerred; hem de sülâsî mezîd olarak
kullanılır. Mezîd kullanılırsa, mânâsı: Yükseldi ve ziyâlandırdı; mücerred
olarak kullanılırsa hem doğdu; hem ziyâlandırdı mânâlarına gelebilir.
Kelimeyi sülâsîden
okuyanlar, hadîsin bütün rivayetlerini «Güneş doğuncaya kadar...» mânâsına
hamletmek mecburiyetindedirler. Sülâsî mezîdden yâni if'âl babından okuyanlar
için Kaadı İyâz, güneş doğarken namaz kılmakdan meneden hadîslerle, bir de güneşin
hâcibi yâni kenarı göründüğü vakit iyice aydınlığı zuhur edinceye kadar namaz
kılmakdan nehiy eden hadîslerle İstidlal etmiş ve şöyle demişdir: «Bütün bunlar
gösteriyor ki öteki rivayetlerde güneşin doğmasından murâd: yükselmesi ve
ziyadar etmesidir. Yoksa mücerred kenarının görünmesi, murâd değildir.»
Nevevî, Kaadı İyâz'ın bu
sözlerini sahîh bulmakda ve rivayetlerin arasını cem' etmek için böyle demekden
başka çâre olmadığını söylemektedir.
Hanefilere göre mezkûr
rivayetlerden murâd: güneşin aydınlık vermesi değil; mücerred doğmasıdır. Bu
sözün ihtiyata daha muvafık olduğu beyândan müstağnidir.
Şeytanın boynuzlarından
muradın ne olduğu ulemâ arasında ihtilaflıdır. Bâzılarına göre şeytanın
boynuzları, ona tâbi olanlardır.
Bir takımları: «Bundan
murâd: şeytanın kuvvet ve galebesi, fitne ve fesadının yayılmasıdır.» derler.
Bâzıları da: «İki
boynuzdan murâd: Başın iki yanıdır. Cümleden zahirî mânâsı kastedilmişdir.»
derler. Nevevi bu sözü daha kuvvetli bulmaktadır. Ulemâ bunu şöyle îzâh
ederler: Güneş doğarken ve batarken şeytan başını güneşe yaklaştırır. Ve güneş
tepesinden doğar. Sanki iki boynuzu varmış da, onların arasından doğarmış gibi
görünür. Bu suretle güneşe tapanlar adetâ ona secde etmiş gibi olurlar. Ve
şeytanın onlar üzerindeki tesallutu artar. İşte namaz kılanı şeytanın
tesallutundan kurtarmak için bu gibi zamanlarda namaz kılmak, mekruh
görülmüşdür. Bu mes'ele bilmünâsebe evvelce görülmüşdür.