870 nolu Hadis’in
İzahı:
Kaadı îyâz'in beyânına
göre, ulemâdan bir cemâat: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hatibe
îtirâz etmesi: zamiri ortak kullanarak, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'i Allah Teâlâ ile müşterek yaptığı içindir. Zîra tesniye zamiri
müsâvaat îcâb eder. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hiç bir zaman
Allah Teâlâ ile müsavi tutulamıyacağı cihedle cümleyi tesniye zamiri ile değil,
ayrı ayrı isimlerini zikrederek atıf sureti ile tertîb etmesi gerektiğini
kendisine tembih buyürmuşdur. Nitekim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) başka
bir hadîsde:
(Sizden biriniz Allah
ile filan zât dilerse, demesin. Lâkin Allah dilerse sonra filan da dilerse,
desin.) buyurmuşlardır.» diyorlar. Fakat Kaadi İyâz bu ta'lîli beğenmemiş, ve
şunları söylemişdir: «Doğrusu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o
hatibi nehiy buyurmasına sebeb şudur ki: Hutbelerde esâs, açık ve izahlı
olmakdır. Onlarda rumuz ve îşâretden sakınmalıdır. Bundan dolayıdır ki sahih
rivayetlerde sabit olduğuna göre Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bir
kelimeyi söyledimi, iyice anlaşılması için onu üç defa tekrar edermiş. Birinci
kavil bir çok sebeplerden dolayı zayıfdır. O, sebeplerden biri de şudur:
Bu gibi tesniye
zamirleri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)’in bir çok sahîh
hadîslerinde tekerrür etmişdir. Nitekim Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
«Mü'min'e, Allah ile Resulü
başkalarından daha sevgili olmalıdırlar.» buyurmuşlardır. Bu gibi hadîsler
çoktur. Mezkûr hadîslerde tesniye zamîri kullanması, vaaz hutbesinde söylenmiş
olmadıkları içindir.
Bu hadîsler, bir hükmü
öğretmekden ibâretdirler. Böyle yerlerde söz ne kadar az olursa, bellemek de o
kadar kolaylaşır. Va'z hutbelerinde ise hâl böyle değildir. Onlardan murâd:
Söylenilenleri bellemek, değildir. Maksat, ibret almakdan ve nasihati tutmakdan
ibâretdir: Ebû Davud'un sahîh bir isnâd ile îbni Mes'ûd (Radîyallahû anh)'dan
rivayet ettiği şu hadîs de aynı müddeâyı te'yîd eder :
«Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem), bize hacet hutbesini öğretti. Bu hutbe şöyledir: Hamd
Allah'a mahsûsdur. Biz, ondan yardım diler; ondan mağfiret niyaz eyler;
nefislerimizin şerlerinden Allah'a sığınırız. Allah kime hidâyet verdiyse artık
o kimseyi yoldan çıkaracak yoldur. Bir de kîmi şaşırttı ise, ona da hidâyet
verecek yokdur. Ben, Allah'dan başka ilâh olmadığına şehâdet ederim;
Muhammed'in, onun kulu ve Resulü olduğuna da şahidim. Allah, onu hak dîn'le bir
beşîr ve nezir olarak kıyametin önünde göndermişdİr. Her kim Allah ve Resulüne
itaat ederse, muhakkak doğru yolu bulmuşdur. Onlara isyan eden ise şüphesiz
yalnız kendisine zarar vermişdir. Allah'a hiç bir zarar îraz edemez.»
Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) Ashâb-ı kirâm'ına hitabet tâlimleri yaptırmışdır. Sa'd b. Cübeyr
tarîki ile Hz Ebû'd-Derdâ*dan rivayet olunan bir hadîsde :
«Bir defa Nebi
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kısa bir hutbe okudu. Sonra: Yâ Ebâ Bekir! Kalk,
bir hutbe de sen oku! buyurdu. Ebû Bekir kalkarak Resulullah (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem)'in hutbesinden daha kısa bir hutbe okudu. Sonra Ömer'e :
— Yâ Ömer! Bir hutbe de sen oku! buyurdu.
Ömer de Ebû
Bekir'inkînden daha kısa bir hutbe okudu. Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem) daha başkalarına da bu minval üzre emir buyurarak hutbeler okuttu.
Nihayet :
— Ey İbni Ummi Abd! Şimdi de sen bir hutbe
oku! buyurdu. İbni Mes'ûd hemen ayağa
kalkarak Allah Teâlâ'ya hamd-ü senadan sonra şunları söyledi :
— Ey cemâat! Rabbimiz Allah Teâlâ'dır. Dînimiz:
Azız islâm dîni; -Eliyle Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e işaret
ederek.- Peygamberimiz de şu zâtdır.
Allah ve Resulünün bizim için seçtikleri her haberi biz de beğendik; ona razı
olduk. Es-Selamu aleyküm.
Bunun üzerine Resûlullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :
— İbni Ummü Abd isabet etti; İbni Ümmü Abd
doğru söyledi, buyurdular.» denilmişdir.
Kaadı İyâz diyor ki: «
Müslim'in iki rivayetinde (Gavâ) kelimesi vav'ın fetih ve kesri ile zaptedilmiş
ise de, doğrusu fetihle okumakdır. Bu kelime, şerre düşkünlük göstermek,
mânâsına gelen (gayy)'dan alınmışdır.
Yâni İbni Nümeyr'in
(gaviye) şeklindeki rivayetini Kaadi İyâz doğru bulmamışdır.