SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

875 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhârî «cum'a» ve «Teveccüd» bahislerinde, Ebû Davud, Tirmizi, Nesaî ve îbni Mace «Namaz» bahsinde tahrîc etmişlerdir.

 

Hadîsin muhtelif rivayetlerinden anlaşılıyor ki bazı rivayetlerinde ismi tasrîh edilmeden sadece «bîr adam» diye zikri geçen zât Süleyk b. Hüdbete-l Gatafâni (Radiyallahu anh)'dır. Hz. Süleyk fukaradan olup üstü başı yarı çıplak denilecek derecede pejmurde imiş. Binaenaleyh cemaat onun halini görsünler de kendisine tesaddukda bulunsunlar diye Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbeyi keserek iki rek'ât namaz kılmasını emir buyurmuş; o namazını bitirmeden hutbeye devam etmemişlerdir.

 

İmam Nevevî bu hadîsin şerhinde şunları söylemiştir: «Bütün bu hadîsler Şafiî, Ahnıed, İshâk ve fakîh muhaddislerin mezhebine sarahaten delâlet etmektedirler. Onların mezhebine göre bir kimse cum'a günü imam hutbe okurken girse iki rek'ât tehiyye-i mescid namazı kılması müstehab olur. Onu kılmadan oturmak mekruhtur. Bu namazı hafîf tutmak da müstehabtır; ta ki ondan sonra hutbeyi dinlemeye imkân bulsun. Bu mezheb Hasan-i Basrî ile başkalarından da nakledilmiştir.

 

Kaadî Iyâz, İmam Mâlik ile Leys, Ebû Hanîfe ve Sevrî 'nin sahabe ve tabiînin cumhurunun buna kaail olmadıklarını söylemiş: bu kavil Ömer, Osman ve Alî (Radiyallahû anhûm) hazerâtından da rivayet olunmuştur, demiştir.

 

Bu zevatın hüccetleri imamı dinlemeyi emreden hadîsdir. Onlar bu hadîsleri te'vîl ederek: Süleyk'in çıplak olduğunu söylemişler; Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in onu kaldırarak namaz kıldırmasını, cemâat görsün de ona sadaka versinler ma'nasma almışlardır. Bu te'vil bâtıldır. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in (Biriniz cum'a günü imam cum'a günü imam hutbe okurken gelirse iki rek'at namaz kılıversin ve bu iki rek'atı hafif tutsun!) hadîsi onu reddetmektedir. Mezkûr hadîs asla te'vîl götürmeyen bir nassdır. Ben bu sahîh hadîsi duyan bir âlimin ona muhalefette bulunacağını zannetmem.» Nevevî'nin sözü burada sona erdi.

 

Hanefîler'den Kemâl İbni Hümâm «Fethü'l-Kadîr» adlı meşhur eserinin «cum'a» bahsinde «Kütübü Sitte» imamlarının Hz. Ebu Hureyre'den tahrîc ettikleri insât hadîsini ele almış ve: «cum'a günü imam hutbe okurken yanındakine sus dersen boş boğazlık etmiş olursun» mealindeki mezkûr hadîs hakkında şöyle demiştir:

 

«Bu hadîs delâlet tarîkîyle hutbe okunurken namazın ve tehıyye-i mescidin memnu' olduğunu gösterir. Çünkü rütbe itibarîyle sünnetten ve tehiyye-i mescidden daha yüksek olan emri bîl ma'ruf hutbe esnasında yasak edilirse bunların yasak edilmesi evleviyyette kalır. Şayet bir kimse tehiyye-i mescid namazını kılarken imam minbere çıkarsa iki rek'atta selâm verir. Şöyle bir i'tiraz vârid olur da: «Muâraza vukuunda ibâre delâlete tercih edilir. Muâraaz da sabit olmuştur. Zîrâ bir hadîsde: (Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken bir adam geldi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona :

 

{Namaz kıldın mı ey fülân? diye sordu. O zât hayır, cevabını verdi. Efendimiz: iki rek'at namaz kıl, ama hafif tut! buyurdular.) denildiği ileri sürülürse cevâbı şudur:

 

Bundan muâraza lâzım gelmez. Çünkü o zât namazını bitirinceye kadar Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) 'in hutbeyi kesmiş olması caizdir; netekim öyle de olduğunu Taberânî «Sünen» inde Hz, Enes (Radiyallahû anh)'dan Katâde tarîkîyle rivayet etmiştir. Enes (Radiyallahû anh) şöyle demiştir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken mescide bir adam girdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona: Kalk da iki rek'at namaz kıl! dedi. Ve o zât namazını bitirinceye kadar hutbeyi kesti» Taberâni,  bu hadîsi Muhammed b. Ubeyd el-Abdî 'nin müsned olarak rivayet ettiğini fakat bu hususta vehme kapıldığını söylemiş; sonra aynı hadîsi îmam Ahmed b. Hanbel 'den tahrîc etmiş; ve: «doğrusu işte bu mürsel olan rivayettir» demiştir. Biz mürsel hadîsin hüccet olduğuna kaailiz. Binaenaleyh bize onun muktezasınca i'tikad dahi vâcib olur.

 

Sonra hadîsin merfu' rivayeti bir ziyâdedir. Çünkü daha önceki rivayete muâraza etmemiştir. Önceki rivayetlerde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hutbeyi kesip kesmediğine dair bir şey yoktur. Mevsuk ravînin ziyadesi ise makbuldür. Mücerred ziyadeden dolayı râvînin hatâ ettiğine hükmolunamaz. Aksi takdirde hiç bir ziyadenin kabul edilmemesi lâzım gelir. Müslim'in bu hadîsdeki ziyâdesine gelince: Mezkûr ziyâdede: «Biriniz imam hutbe okurken gelirse hemen iki rek'at namaz kılsın; ama bu rek'atları hafif tutsun!» buyuruluyor ki bu söz, namazın hatîb sustuğu zaman kılınması istenmesine münâfî değildir. Zîrâ Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hutbeyi kestiği sabit olmuştur. Yahut Hz. Süleyk'in bu namazı henüz hutbe esnasında namaz kılmanın haram edilmediği zamanlara tesadüf etmiştir. Bu suretle bu delâlet muârazadan da salim kalır.»

 

Buhâri şârihi Aynî, Nevevî'nin sözlerini naklettikden sonra- şunları söylemişdir: «Ulemâmız bu hadîsleri Nevevî'nin söylediği şekilde te'vîl etmemişlerdir ki, onlara bu derece teşnî'tte bulunmaya hakkı olsun. Onlar mezkûr hadîslere başka cevaplar vermişlerdir...»

 

Aynî verilen cevapları sıralarken evveîa' Kemâl İbni Hümam'ın söylediklerini tamâmiyle nakletmiş, sonra sözüne şöyle devam etmişdir:

 

«îkinci cevap: Hz. Süleyk'in gelişi, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in hutbeye başlamasından önce idi. Nitekim Nesâî «Sünen» inde Süleyk hadîsi için bir bâb tahsis etmiş, sonra Hz. Câbir (Radiyâllahû anh)'ın rivayet ettiği Süleyk hadîsini şöyle tahrîc eylemişdir. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) minber üzerinde otururken Süleyk-i Gatafânî geldi ve namaz kılmadan oturdu. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona :

 

  İki rek'ât namaz kıldın mı? diye sordu; Süleyk:

 

  Hayır! cevâbını verince:

 

  Kalk da onları kılıver! buyurdular.

 

Üçüncü cevap: Bu hâdise, namazda konuşmak nesh edilmezden önce vukuu bulmuşdur. Sonraları konuşma neshedilince hutbe esnasında namaz da nesh edilmişdir. Çünkü hutbe cum'a namazının yarın yahut şartı hükmündedir. Tahâvî diyor ki: cum'a günü imam hutbe okurken yanındakine (sus!) diyenin muhakkak sûretde lağv etmiş olduğunu Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den naklen bildiren rivayetler tevatür derecesine varmışdir. Bir kimsenin, arkadaşına hutbe esnasında (Sus!) demesi lağv olursa, imamın bir adama (Kalk namaz kıl) demesi dahi lağv olur. Böylelikle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Süleyk'e verdiği emrin nehiyden önce olduğu sübût bulur...

 

İbni Şihâb : İmamın minbere çıkması, namaza nihayet verdiği gibi, hutbeye başlaması da cemâatin konuşmasına son verir; demişdir.

 

Sa'lebetü'bnu Ebî Mâlik: Ömer (Radiyallahu anh) hutbe için minbere çıktımı biz susardık; diyor.

 

Kaadi İyad: Hz.Ebû Bekir, Ömer ve Osman (r.a.'un hutbe esnasında namaz kılmayı men ettiklerini söylemişdir. İbnü'l-Arabî dahî: O anda namaz kılmak üç vecihden dolayı haramdır, diyor ve bunları şöyle îzâh ediyor:

 

a) Teâlâ Hazretleri «Kur'ân okunduğu vakit siz onu dinleyin.» buyuruyor. Şu hâlde imam'ın başlamış olduğu bir farzı mescide giren nasıl terkeder de, farz olmayan» bir şeyle: iştigâl edebilir?

 

b) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in: (Yanındakine: Sus! dedinmi. muhakkak lâğv etmiş olursun) buyurduğu sabit olmuşdur.. Bu mes'elede asıl rükün ve farz olan emri bil ma'ruf, nehiy anil münker hutbe esnâsında haram olunca, nafile ibâdetin haram olması evleviyyette kalır..

 

c) Bir adam cum'a namazı kılınırken camiye girse nafile namaz kılmaz.. Hutbe de bir namazdır. Çünkü namazda hararm olan amel ve konuşma hutbede:de haramdır.ı Süleyk hadîsine gelince: mezkûr, hadisi bû kaidelerle dört vecihden muarız değildir:

 

a) Çünkü bu hadîs haber-i vâhitdir.

 

b) Hâdisenin namaz esnasında konuşma mubah olduğu zamıanlarda geçmiş olması ihtimâli vardır. Çünkü târihini bilmiyoruz.

 

c) Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Hz. Süleyk ile konuşarak ona (kalk namaz kıl!) deyince, hutbe dinlemenin farziyyeti Süleyk (Radiyallahu anh)'dan sakıt olmuşdur. Zira o esnada hutbe kesilmiş, Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ona verdiği emir'den başka dinleyecek bir.şey kalmamışdır.

 

d) Hz. Süleyk'in üstü-başı pek ziyâde pejmürde idi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) onun bu hâlini cemâat görsünler de, kendisine tesaddukda bulunsunlar diye namaz kılmasını emretmişdi. Hattâ îbni Bezîze'nin rivayetinde Süleyk'in çıplak olduğu hildirilmişdir ,Hutbe, esnasında namaz kılmayı tecviz etmiyenler Hz. Ebû Saîd-i   Hudrî hadîsi ile de istidlal ederler. Merfû olarak rivayet edilen bu hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem): (İmam hutbe okurken namaz kılmayın!) buyurmuşdur.

 

Bir delilleri de Hz. Osman cum'a guslünü terkettiği vakit Ömer (Radiyallahû anh)'ın ona inkârda bulunmasıdır. Hz. Ömer, Osman (Radiyallahû anhûma) yıkanmadığından dolayı muâhaze etmiş fakat mescide girdiğinde ne iki rek'at namaz kılmasını emrettiği ne de Hz. Osman'in böyle bir namazı kendiliğinden kıldığı asla nakledilmemişdir. Bu husûsda başka deliller de vardır. Ezcümle Hâlid-i Hâzzâ'in rivayetine nazaran Hz. Ebû Kılâbe cum'a günü imam hutbe okurken mescide gelmiş ve namaz kılmadan oturarak, hutbe dinlemişdir. Hz. Ukbetü'bnu Âmir'in:

 

  îmam minberde iken namaz kılmaz günahdır, dediği rivayet olunur, İbni Ömer (Radiyallahû anh)'dan rivayet olunan bir hadîsde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

  (Biriniz, imam  minberde iken mescide gelirse, namaz kılması ve konuşması memnudur.) buyurmuşdur.

 

îmam Şafiî 'nin mezhebine göre imamın minbere oturması ile iki rek'at Tahiyyetü'I-Mescid namazı sakıt olur. Binâenaleyh Süleyk hadîsi ona delîl olamaz.

 

Bâzıları Hanefîiler'in delillerini çürütmek için: Hanefiîler'in gösterdikleri bütün deliller merdûtdur. Çünkü bir şeyde asıl olan adem-i husûsiyyet yâni sebebine mahsûs olmayıp, bütün efradına şumûlü bulunmasıdır, demişlerdir. Buna Hanefiîler tarafından verilen cevap şudur: Evet, husûsiyyet için karine bulunmazsa bu söz doğrudur. Fakat burada husûsiyyet için karîne vardır ve şudur: Ebû Saîdi Hudrî (Radiyallahû anh) 'dan Nesâî'nin tahrîc ettiği hadîsde: (cum'a günü Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken pejmürde kıyafetli bir adam geldi. Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ona :

 

  Namaz kıldın mı? diye sordu. Gelen zât:

 

  Hayır! cevâbını verdi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

  İki rek'at namaz kıl! buyurdu ve cemâtı sadaka vermeye teşvik etti. Bunun üzerine cemâat bir takım elbiseler getirdiler. Resûl-i Ekrem (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunlardan iki tanesini o zât'a verdi. Ertesi cum'a zât yine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) hutbe okurken geldi. Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) cemâati sadaka vermeye teşvik ediyordu. O zât hemen üzerindeki iki elbiseden birini vermek istedi bunun üzerine Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) :

 

  Bu adam geçen cum'a günü pejmürde bir kıyafetle geldi de, ben cemaata ona sadaka vermelerini emrettim; cemâat bir takım elbiseler verdiler. Ben, kendisine bunlardan iki tanesinin verilmesini emrettim, şimdi gelmiş benim sadakayı emrettiğimi görünce kendisine verdiğim iki elbiseden birini tasadduk etmek istiyor. Sen, elbiseni al! buyurarak o zât'ı sadaka vermekden nehyetti.) buyurulmuşdur.

 

Görülüyor ki: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in o zât'a iki rek'at namaz kılmayı emir buyurması, cemâat onun pejmürde hâlini müşâhade etsinler de, kendisine sadaka versinler diye imiş. Çünkü maksadı bu namazla sünneti ikaame ettirmek olsaydı, Ebû Hureyre hadîsinde: (İmam hutbe okurken arkadaşına: Sus! dedinmi muhakkak lağv etmiş olursun.) buyurmazdı. Ebû Hureyre hadîsi bilittifâk sahihdir. Onun sıhhati hakkında hiç bir kimsenin hilafı yokdur. Hattâ tevatür derecesine yakındır. Hutbe hâlinde farz olan emr-i bilma'rûfu men ederse, sünneti yahut müstahabı ifâdan men etmesi evleviyyette kalır.»

 

Aynî bundan sonra muhalifleri tarafından Hanefiîler'e yapılan bütün itirazları ve kendilerine verilen cevapları sıralamış ve sözlerine şöyle devam etmiştir: «İmam hutbe okurken camiye gelen kimsenin namz kılmakdan men edilmesi bir çok sahabe ve Tabiîn (Radiyallahu anhum)'dan dahî rivayet olunmuşdur.

 

Bu bâbdaki Sahâbe-i kiram 'dan murâd: Ukbetü'bnü Âmir, Sa'lebetü'bnü Ebî Mâlik, Abdullah b. Safvân, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Abbâs (Radiyallahû anhûm)'dur,

 

Ukbetü'bnü Âmir 'den rivayet olunan eseri Tahâvî tahrîc etmişdir. Bu eserde Hz. Ukbe:

 

(İmam minberde iken namaz kılmak günahdır.) demişdir.

 

Salebetü'bnü. Mâlik (Radiyallahû anh)'in eserini dahî sahîh bir isnâdla Tahâvî rivayet etmişdir Hz. Salebe:

 

(İmam'ın minber üzerinde oturması, namaz kılmaya nihayet verir.) demişdir.

 

Abdullah b. Safvân Hazretlerinin eserini sahîh bir isnâdla yine Tahâvi rivayet eder. Mezkûr eserde Hişâm b. Urve :

 

(Abdullah b. Safvân b. Ümeyye'yi cum'a günü mescide girerken gördüm: Abdullah b. Zübeyr minberde hutbe okuyordu. İbni Safvân'ın Üzerinde bir gömlek ve cübbe ile iki de mest vardı. Başına sarık sarmışdı. Rüknü istilâm etti. Sonra Selâm sana, Allah'ın rahmeti ve bereketleri de sana! diyerek oturdu; namaz kılmadı.) demişdir.

 

Abdullah b. Ömer ile Abdullah b. Abbâs (Radiyallahû anhûm)'un eserlerini de Tahâvî rivayet etmişdir. Bu eserde :

 

(îbni Ömer ile İbni Abbâs, cum'a günü imam minber'e çıktığı vakit konuşmayı ve namaz kılmayı kerih görürlerdi.) denilmektedir.

 

Tabiîn'den murâd: Şa'bî ile Zührî, Âlkame, Ebû Kılâbe ve Mücâhid   hazerâtıdır.

 

Şa'bî'nin eserini Tahâvî sahîh bir isnâdla Şureyh 'den rivayet etmişdir. Mezkûr esere göre Şa'bî, imam minbere çıktıkdan sonra camiye gelirse, nafile namaz kılmazmış.

 

Zührî 'nin eserini Tahâvî yine sahîh bir isnâdla tahrîc etmişdir. Bu esere göre Zührî'ye cum'a günü imam hutbe okurken mescid'e giren bir kimseni ne suretle hareket edeceği sorulmuş; Zührî:

 

(Oturur; nafile namaz kılmaz.) cevâbını vermişdir.

 

Alkarne, Ebû Kılâbe ve Mücâhid hazerâtının eserlerini dahî sahîh isnâdlarla Tahâvî tahrîc etmişdir. Bu eserler dahî bâzısı kavlen, bâzısı da fi'len olmak üzere imam hutbe okurken nafile namaz kılınamiyacağına delâlet ederler.

 

Görülüyor ki Sahabe ve Tâbiîn'in büyüklerinden olan bu zevat Süleyk hadîsi ile amel etmemişlerdir. Onunla amel olunacağını bilseler, elbette onu terketmezlerdi. Şu hâlde mu'terizin yaptığı îtirâz bâtıl olur.

 

Gerçi hadîs imamlarından bir cemâatin rivayet ettikleri Ebû Katâde hadîsinde Tesûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in::

 

(Biriniz mescide girdimi, oturmadan önce iki rek'at namaz kıIıversin.) buyurduğu bildirilmişdir. Mezkûr hadîs âmm'dır. cum'a günü imam hutbe okurken mescide girenlere de, daha başkalarına da şâmildir. Ancak hadîs mutlak değil; namaz kılmanın helâl olduğu hâllerde camiye girenlere mahsûsdur. Görülmüyor mu ki güneş doğarken, batarken veya semânın tam ortasında iken mescide giren bir kimse bu zamanlarda namaz kılamamaktadır. Çünkü mezkûr zamanlarda namaz kılmak yasak edilmişdir. cum'a günü de öyledir. Hutbeyi dinlemek vâcib olduğu için hutbe okunurken giren kimse nafile namaz kılamaz. Çünkü o anda kılınan namaz, hutbeyi dinlemeğe manîdir...»

 

Hâsılı Aynî muhalifleri tarafından Hanefiîlerin delilleri hakkında söylenilen bütün sözleri en mukni' nakli delillerle reddetmiş, bu suretle «imam hutbe okurken camiye giren kimsenin nafile namaz kılması mekrûhdur.» diyenlerin haklı oldukları meydana çıkmışdır.