SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

915 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu rivayetlerden Mugîratü'bnü Şu'be hadîsini Buhâri «Küsûf» bahsinde tahrîc etmiştir.

 

Abdurrahmân b. Semura (Radiyallahu anh) hadisinde Hz. Abdurrahmân'ın: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' in yanına vardım; ellerini kaldırmış: duâ ediyor, tekbir alıyor, tahmîd-i tehlilde bulunuyordu. (Bu hâl) tâ güneş açılıncaya kadar (böyle devam etti.) «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) iki sûre okudu ve iki rek'at namaz kıldı.» şeklindeki ifâdesi karşısında Nevevî şunları söylemektedir: «Bu da müşkül sayılan yerlerden biridir. Zannolunur ki, bu sözün zahiri Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Küsûf namazına güneş açıldıktan sonra başladığını bildiriyor. Hâlbuki mes'ele öyle değildir. Zira Küsûf namazına güneş açıldıktan sonra başlamak caiz değildir. Bu hadis, Abdurrahmân'ın Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'i namazda bulduğuna hamledilmiştir. Nitekim böyle olduğu ikinci rivayette tasrih buyurulmuştur. Sonra râvi duâ, tekbîr, tehlîl, tesbih, tahmîd ve ikinci rek'atın son iki kıyamında iki sûre okumak gibi namazda cereyan eden neler varsa, hepsini bir araya toplayarak rivayet etmiştir. İki sûrenin güneş açıldıktan sonra okunması, namazı tamamlamak için olmuştur. Yâni bütün namaz iki rek'attır, birinci rek'at Küsûf hâlinde iken kılınmış; ikinci rek'at ise güneşin açıldığı zaman'a tesadüf etmişdir.»

 

Nevevî sözünü şöyle tamamlamıştır: «Bu söylediklerimi mutlaka böylece taktir etmek gerekir. Çünkü hem ikinci rivayete, hem fıkhın kaaidelerine, hem de diğer sahabenin rivayetlerine uygundurki rivayetin arasını bulmak için, birinci rivayet de ikinciye hamlolunur.»

 

Kadı îyaz'ın rivayetine göre, Mâzirî bu hadisi te'vil ederken: -Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Küsûf açıldıktan sonra müstakilleri iki rek'at nafile namaz kılmıştır.- demiştir. Fakat Nevevî bu te'vili zayıf ve zâhir-i rivayete muhalif görmüştür.

 

 

Yine Nevevî bu hadîsle istidlal ederek: «Hadis-i şerif: Kunût esnasında el kaldırılır, diyen ulemâmıza delil; namaz dualarında el kaldırılmaz» diyenlere cevâb-ı reddir.» demiştir.

 

Mugiratü'bnü Şu'be hadisinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in oğlu Hz. İbrahim'in vefat ettiği gün güneş tutulduğu ve Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in bu bâbdaki hutbesinin halk tarafından bu münâsebetle söylenen sözlere cevap teşkil ettiği anlaşılıyor.

 

Siyer ulemâsının cumhuruna göre Hz. İbrahim Hicretin 10. senesinde vefat etmiştir. Hangi ayda vefat ettiği ihtilaflıdır

 

Rebiu'l-Evvel, Ramazan ve Zilhicce aylarında vefat ettiğini söyliyenler vardır. Ekseriyete göre ay'ın onuncu günü vefat etmiştir. Dördünde ve ondördünde vefat ettiğini iddia edenler de vardır. Ancak Zilhicce ayında vefat ettiğini kabul edersek, bu iddiaların hiç biri doğru değildir. Çünkü o zaman Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) henüz Hacc'dan dönmemişti. Hâlbuki Hz. îbrâhîm'in vefatında Medine'de bulunduğunu ittifâken sabittir. Hz. İbrahim Hicretin 8. yılı Zûlhicce'sinde doğmuştu, annesi Mâriye-i Kıptiyye'dir. Meşhur kavle göre vefatında 18 aylık idi. Bâzıları 16, diğer bazıları da: 17 ay sekiz günlük olduğunu söylerler. Hattâ: «bir sene on ay altı günlük iken vefat etmiştir.» diyenler de vardır.

 

Medine’nin «Cennet-i Bakî» nâmı ile meşhur kabristanına defnedilmiştir.