927 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadisi Buhâri, Nesâi
ve İbni Mâce «Cenâiz» bahsinde tahrîc etmişlerdir.
Hadîsin bir çok muhtelif
rivayetleri vardır. Bunların bâzılarında: «Ölen kimse, ailesinin ona ağlaması
yüzünden azâb görür.» diğer bâzılarında «Dirinin ağlaması sebebiyle...»
denilmiş; bir takımlarında: «Yapılan feryâd-u figân yüzünden azâb görür.»; bir
rivayetinde de: «Her kime ağlanırsa, o kimse azâb görür.» buyurulmuştur.
Nevevî diyor ki:
«Ömerü'bnü'l-Hattâb ile oğlu Abdullah (Radiyallahu anhümâ)'nın
rivayetlerinde Hz. Aişe inkâr etmiş; onların bu rivayetleri unuttuklarını yahut
şüpheye düştüklerini söylemiştir. Âişe (Radiyallahu anhâ). Peygamber
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in böyle bir şey söylediğini kabul etmemiş, bu
bâbda Teâlâ Hazretlerinin:
Hiç bir gunahkar nefîs
başkasının günahını üzerine almaz.» âyet-i kerimesi ile istidlal etmiştir. Ona
Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) yalnız bir yahudi karısı hakkında:
«Bunlar ona ağlıyor
hâlbuki o azâb görüyor.» buyurmuştur. Fakat bununla onun ağlamak yüzünden
değil; küfrü sebebiyle azâb olduğunu anlatmak istemiş ve sanki: «Onlar ağlaya
dursun, kadın küfründen dolayı azâb görüyor.» demiş gibidir.
Bu hadîslerin ifâde
ettiği feryâd-ü figân sebebi ile azâb olunma mes'elesinde ulemâ ihtilâf
etmişlerdir. Şöyle ki:
1- Cumhur'a göre bu
hadîsler, öldükten sonra arkasından ağlanmasını vasiyet edenlere mahsûsdur. Bu
vasiyet tenfîz yâni feryâd edildiği takdirde, ölen kimseye azâb olunur. Fakat
vasiyet bulunmamak şartı ile ölen bir kimsenin arkasından âh-u zâr etmek, o
kimsenin azâb görmesine sebep olmaz. Çünkü Teâlâ Hazretleri (Celle Celaluhu Hiç
bir günahkâr nefis, başkasının günâhını yüklenmez.» buyurmuştur.
Derlerki: «Öldükten
sonra yas tutarak feryâd-u figânda bulunmayı vasiyet etmek, araplann âdeti idi.
Bunu meşhur «Muallâka» sahiplerinden Tarafetü'bnü Abd bile yapmıştır.
Binâenaleyh mutlak olan bu hadisler Arapların âdetlerine hamlolunurlar.
2- Ulemâdan bir taifeye
göre, bu hadisler sesle ağlamayı vasiyet edenlere yahut sesle ağlanmamasını
vasiyet etmeyenlere hamlolunur. Binâenaleyh kendisine sesle ağlayıp, feryâdda
bulunmayı vasiyet eden kimse ile bunları yapmamayı vasiyet etmeyenler azâb
görürler. Ama sesle ağlamamayı ve feryatta bulunmamayı vasiyet ederek ölen
kimse sonradan vasiyeti hilâfına yapılan bu gibi işlerden dolayı azâb görmez.
Çünkü onun bu husûsda hiç bir sun-u taksiri yoktur. Hulâsa sesle ağlamaktan ve
yaygaradan dolayı azâb görmemek için bunların yapılmamasını vasiyet etmek
lâzımdır.
3- Bâzıları bu
hadîslerin mânâsı hakkında şunları söylemişlerdir: «Araplar ölen bir kimsenin
ardından, onun bütün iyiliklerini sayıp dökerek sesle ağlarlardı. Hâlbuki
onların iyilik diye saydıkları şeyler şeriat nazarında çirkin olduğundan ölü
azâb görür. Meselâ ölenin arkasından: Ey kadınları dul bırakan! Mamureleri
vîrân eden filânca; diye hitâb ederler; kadınları dul bırakıp, ma'mûreleri
viraneye çevirmeleri bir marifet ve şeceat sayarlardı. Halbuki bunlar şer'an
haramdır.»
4- Bir kısım ulemâya
göre bu hadislerden murâd: Ölen kimsenin geride bıraktığı ağlayanları görerek
rikkata gelmesi ve üzülmesidir. Onun azâb olmasından murâd budur. Muhammedü'bnu
Cerîr-i, Taberi ile diğer bâzı zevatın mezhebleri budur.
Kadî Iyâz bu kavli
diğerlerinden evlâ bulmuştur. Bu zevatın delilleri Peygamber (Saîlallahu Aleyhi
ve Sellem)'in babasına ağlayan bir kadını ağlamaktan menettiğini bildiren bir
hadistir. Mezkûr hadisde Resûlullah (Saîlallahu Aleyhi ve Sellem),
«Ey Allah'ın kulları;
Ağlamakla dîn kardeşlerinizi tâ'zîb etmeyin.» buyurmuştur.
5- Aişe (Rdiyallahu
anhâ)'ya göre, bu hadiselerden murâd: Gerek kâfir, gerekse âsî Müslüman bir
kimsenin arkasından ağlayarak yaygara koparılmak sebebile değil; onlar ağlarken
kendi günâhı sebebi ile azâb görür. Aynî, ulemânın bu bâbdaki kavillerini
sekize çıkartmıştır.
Bu kavillerin içinde
sahih olanı cumhurun kavlidir. Muhtelif mezheblere sâlik bulunan ve zevat
buradaki ağlamaktan murâd: Sırf gözyaşı dökmek değil; feryad-ü figân ederek
sesle ağlamak olduğuna ittifak etmişlerdir.