SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

937 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadisi Buhârî «Kitâb't-Tefsîr» de tahrîc etmiştir. Onun rivayetinde Hz. Ümmü Atiyye kendi ismini vermeyerek: «Bunun üzerine bir kadın elini çekti ve: (fülân kadın benim niyâhama iştirak etmişti; ben de ona aynı mukaabelede bulunmak isterim) dedi. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), ona bir şey söylemedi. Kadın oradan gitti ve sonra dönerek bey'at etti.» demektedir.

 

Hz. Üinmü Atiyye bu sözleri ile Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem}'in kendisine sükûtla izin verdiğini ve hemen oradan giderek niyâhasına iştirak etmek istediği kadına vaadini ifâ ettiğini anlatmak istemiştir.

 

Nesâi'nin rivayetinde Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)' in,  Hz.  Ümmü  Atiyye 'ye:

 

«Haydi git! O kadının niyâhasına iştirak et.» buyurduğu; Ümmü Atiyye'nin: «Ben de giderek kadının niyâhasına iştirak ettim. Sonra dönerek Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at eyledim.» dediği tasrih edilmektedir. Nitekim Müslim'in rivayetinde de istisna talebinde bulunan kadının Hz. Ümmü Atiyye olduğu bildirilmektedir.

 

Nevevi: «Bu hadis, niyâha için yalnız Hz. Ümmü Atiyye'ye ruhsat verildiğine hamledilmiştir. Sâri' Hazretleri umûm mânâsından dilediğini tahsis edebilir.» diyor.

 

Bâzıları: «Nevevi'nin bu sözünü itiraz götürür. Ancak Ümmü Atiyye'nin niyâhasına iştirak eden kadın Müslüman olmamışsa, o başka.» demişlerdir.

 

I'tirâzın vechi şudur: Şer'an haram kılınan hiç bir şey tahsis kabul etmez.

 

Ancak Tirmizî'nin tahrîc ettiği Esma binti Yezid hadîsinde Hz. Esma şöyle demektedir: «Ben:

 

— Yâ Resûlallah fülân oğulları amıcamın niyâhasında bana iştirak etmişlerdi; benim de bu hususta onlara borcumu ödemem îcâb eder; dedim, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunu kabul etmedi; ben kendisine tekrar tekrar müracaatta bulundum. Nihayet bana izin verdi. Ama bir daha niyâha yapmadım.»

 

İmam Ahmed ile Taberânî, Mus'ab b. Nûh tarîki ile şu hadisi tahrîc etmişlerdir: «Mus'ab dediki: Akrabamızdan bir koca karıya yetiştim, bu kadın Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'at eden kadınlar arasında bulunmuş; şöyle anlatırdı:

 

Derken (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)

 

Niyâha yapmayacaksınız, diye bizden söz aldı. Ben dedim ki: (Yâ Nebiyyallah! Vaktiyle birtakım insanlar başımıza gelen musibetler husûsunda bizim vaveylamıza iştirak ederlerdi, şimdi onların başına da musibet gelmiştir. Binâenaleyh ben de onların niyâhasına iştirak etmek isterim.) Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem).

 

— Git de onlara mukaabele bilmisilde bulun; dedi. Sonra gittim, niyâhalanna iştirak ettim ve gelerek Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'atta bulundum.»

 

Bu hadîslere bakarak Mâliki'lerden bâzıları niyâhanın caiz olduğuna kaail olmuş: «Haram olan niyâha câhiliyet devrindeki gibi başını saçını yolarak yapılandır.» demişlerse de, doğrusu niyâha yâni ölünün arkasından bağıra çağıra yas edip ağlamak mutlak surette haramdır. Ulemânın mezhebi budur.

 

Ayni diyor ki: «Bu hususta en güzel ve en doğru cevap şudur: Niyâha hususundaki nehiy evvelâ tenzih için vârid olmuştur. Bil'âhara kadınların Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e bey'atları tamam olunca, niyâha haram kılınmıştır. Şu hâlde hadîslerde zikri geçen kadınlara verilen izin, birinci hâle tesaadüf etmiş, demektir. Sonra niyâha haram kılınmış ve bu husûsda bir çok hadîslerde şiddetli tehditler vârid olmuştur.»

 

Buhârî hadîsinde: «Bîr kadın elini çekti...» deniliyorsa da, bundan Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarla musâfaha ettiği mânâsı çıkarılmamalıdır. Zîra Hz. Âişe'den rivayet olunan bir hadîsde Nebi {Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in kadınlarla asla musâfaha etmediği bildirilmiştir. Binâenaleyh buradaki «el çekme» den murâd: Bey'attan çekinmektir. İki hadisin arası bu suretle cem olunur.