946 nolu Hadis’in
İzahı:
Hz. Âişe hadîslerini
Buhârî, Nesâî ve ibni Mâce; Ebû Hureyre hadîsini dahî Ebû Dâvûd, Tirmizi ve
keza Nesâî ile İbni Mâce muhtelif râvîlerden tahrîc etmişlerdir.
Bu bâbda Hz. Sevbân
hadisinden başka Berâ' (Radiyalîahu mıh) ile Abdullah b. Mugaffel ve Ebû Saîd-i
Hudrî, Übeyy b. Kâ'b ve İbni Ömer (Radiyallahu anhum) hazerâtından da
rivayetler vardır.
Berâ' ile Abdullah b.
Mugaffel hadislerini Nesâî:
Ebû Saîd-i Hudrî hadîsini
İbni Ebû Şeybe;
Ubeyy b. Kâ'b
(Radiyallahu anh) hadîsini İbni Mâce tahrîc etmişlerdir. Rivayetlerin hepsi
hemen hemen aynı hükmü ifâde etmektedirler.
Kirmânî'nin beyânına
göre, kîrâd: Yarım dânık, demektir. Dânık: Dirhemin altında biridir. Fakat burada
ondan mûrâd: Nasipdir.
Bâzıları: «Kirât,
dinâr'ın cüzlerinden bir cüz olup, ekseri memleketlerde dinâr'ın onda birinin
yarısıdır.» derler.
Şamlılara göre, kîrât:
Dirhemin yirmidört cüz'ünün biridir. Bâzıları: «Kîrât, dirhem'in altıda birinin
yarısıdır.» demiş; bir takımları burada ondan bu gibi mikdârlar kastedilmeyip,
Allah indinde malûm olan cüzlerden bir cüz murâd edildiğini: Nebi (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in onu Uhut Dağı ile temsil ederek anlatmağa çalıştığını
söylemişlerdir.
Tıybi'ye göre «Uhut Dağı
gibi» tâbiri, kîrât'in tefsiri değil; maksadın izahıdır. Bu hadîsden murâd:
Cenazeye iştirak eden kimse sâde namaz kılmakla iktifa ederse bir, defnine de
iştirak ederse iki ecir nasiple döneceğini anlatmaktır.
Bu rivayetlerde Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in sevap miktarını kıratla ifâde etmesi, o
zamanlar ekseriyetle muamelat kirâtla yapıldığı içindir. Bu sebeple kîrât lâfzı
bir çok hadislerde vârid olmuştur. Bunların bazıları mâruf olan kirât mânâsına
alınmış, bir takımları da cüz mânâsına hamledilmiştir.
İki kirâtın iki büyük
dağ gibi olmakla temsil buyurulması istiare tariki iledir. Maamâfih hakikat
murâd edilmiş olması da mümkündür. Bu takdirde Teâlâ Hazretleri kıyamet gününde
bu gibi zevatın amellerini mücessem bir şekilde halk edecek ve her kirâtın
büyüklüğü Uhut dağı kadar olacak demektir. Uhut dağı ile temsil dahi
muhatapların ekserisi onu gerektirdiği gibi bildik!erindendir.
Bâzıları: «Uhut dağı ile
temsil, Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
Uhut, bizi seven bir
dağdır; biz de onu severiz; buyurduğu içindir.» demişlerdir. Büyüklüğünden
dolayı onunla temsil yapıldığını söyleyenler de vardır.
Hz. İbni Ömer'in Ebû
Hureyre çok oluyor...» sözünden muradı: Kirmâni'ye göre: Ya ecri söylemekte
yahut hadîs rivayeti husûsundadır. Çok hadîs rivayet, ettiği için bu bâbta
rivayeti karıştırmış olacağından korkmuştur. Yoksa «Ebû Hureyre işitemediği bir
şeyi rivayet etmiştir.» demek istememiştir. Zira her ikisinin de pek yüksek
mertebelerde bulunmaları, onlar hakkında böyle Şeyler düşünmeye manîdir.
Rivayete göre Ebû Hureyre mes'eleyi duyunca İbni Ömer'e gelmiş; birlikte Hz.
Aişe'nin huzuruna giderek tahkîkaatta bulunmuşlar; Âişe (Radiyallahu anha) bu
hadîsi Nebi (SalIallahu Aleyhi ve Sellem)'den işittiğini onlara da söylemiş.
Bunun üzerine Ebû Hureyre, İbni Ömer'e dönerek «Beni Nebi {Sallallahu Aleyhi ve
Sellem)'den ne kırda ağaç dikmek, ne de çarşıda alışveriş yapmak meşgul
etmiştir. Bütün işim gücüm onun verdiği lokmayı yemek ve öğrettiğini
bellemektir.» demiştir.
İbni Tin diyor ki: «îbni
Ömer bundan gussa etmiş değil; Ebû Hureyre' nin yanıldığından korkmuştur. Yahut
kendisine Ebû Hureyre' nin bu hadîsi merfû olarak rivayet ettiği nakledilmemiş
de, onu kendinden söylüyor sanmış ve reddetmiştir.»
İbni Ömer' in: «Vallahi
biz bir çok kirâtlarda kusur ettik.» demesi: Bir çok cenazelerin defninde
bulunmadığına işarettir.
Acaba iki kîrât sevap
mücerred cenazeyi kabre indiımekle hâsıl olurmu, yoksa defin işi bitip de, sıra
kabrin üzerine toprak atmaya gelincemi yahut kabristanda yapılacak işler
tamâmiyle bittikten sonra mı verilecektir? Babımız rivayetleri hatıra gelen bu
husûsâtın her birini mevzubahis etmişlerdir. Rivayetlerin bâzılarında iki
kîrâtın neden ibaret olduğunu kimin sorduğu beyân edilmemişse de. Ebû Avâne'nin
rivayetinde soranın bizzât Ebû Hureyre. cevap verenin de Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) olduğu beyân edilmiştir.