949 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi Buhâri ile Ebû
Dâvûd -Cenaze- bahsinde tahric etmişlerdir.
Sena kelimesi: Övmek ve
hayırla yâdetrnek. mânasınadır Bu kelime esâs ittibâri ile şerr hakkında kullanılmazsa
da, burada müşâkele için şerr hakkında da kullanılmıştır. Nitekim Teâlâ
Hazretlerinin»
«Kötülüğün cezası o
kötülüğün misildir.» âyet-i kerimesi de bu kabildendir.
Bâzıları sena kelimesinin
hem hayırda hem şerrde kullanıldığını; bir takımları da şer de kullanılmasına
şâz olduğunu söylemişlerdir.
Hâkim'in, Nadr b.
Enes'den tahric ettiği bir hadisde şöyle buyuruluyor: Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem)'in yanında oturuyordum. Derken bir cenaze geçirdiler. Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)--
— Bu cenaze kimdir? diye sordu;
Filânın cenâsezidir;
Allah ve Resulünü sever; Allah'ın taatı uğrunda çalışıp çabalardı; dediler.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
— Vâcib oldu; vâcib oldu; vâcib oldu, buyurdu.
Başka bir cenaze
geçirdiler; Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine):
— Bu cenaze kimdir? diye sordu. Ashâb:
— Filânın cenâzesidir; bu adam Allah'a ve
Resulüne buğz eder, Allah'a mâsiyet uğrunda çalışıp çabalardı; dediler.
Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) (yine):
(Vâcib oldu; vâcib oldu;
vâcîb oldu.) buyurdu, Ashâb:
— Yâ Resulullah! Cenaze ve ona yapılan sena
hakkında ne buyurursun? Birinci cenaze hayırla, ikincisi de şerle yâdedildi.
Sen ikisi hakkında da:
(Vâcib oldu; vâcib oldu;
vâcib oldu.) buyurdun, dediler.
Bunun üzerine Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
— (Evet, yâ Ebâ Bekir!
Hakîkaten Allah'ın bir takım melekleri vardır ki, bunlar Adem oğullarının
dilinde, onda bulunan hayır ve şerri söylerler.) buyurdular.»
Hâkim: «Bu hadis, Buhâri
ile Müslim’in şartları üzere sahihdir. Ama onlar onu bu lâfızla tahric
etmemişlerdir.» demiştir.
Hâkim'in rivayet ettiği
bu hadis babımız rivayetinde müphem bırakılan hayır ve şerri tefsir etmiştir.
Ebû Dâvûd'un, Hz. Ebû
Hureyre'den rivayet ettiği bir hadîsle Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve
Sellem}:
«Melekler gökyüzünde
Allah'ın şahitleri, sizler de yeryüzünde Allah'ın şahitlerisiniz. Gerçekten siz
birbirinize şahitsiniz.» buyurmuştur.
Hayırla yâdolunan cenaze
hakkında Resûl-i Zî-şân (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Efendimizin «Vacib oldu.»
buyurmasından murad: Cennet, öteki cenaze hakkındaki sözünden murâd da:
Cehennem vâcib oldu demektir.
Her iki cümledeki vücûb
sübût manasınadır. Yahut haber verdiği husus yüzde yüz vâki olacağına göre,
sübût vâcib olan bir şey gibidir.
Hâsıl-ı kelâm Ashâb-ı
kiram'ın birinci cenazeyi hayırla yâdetmeleri, onun hayır işlediğine delâlet
eder. Binâenaleyh o, cenneti hak etmiştir. İkinciyi şerrle yâdetmeleri, yaptığı
işlerin kötü olduğunu gösterir. Şu hâlde, o da cehennemi hak etmiştir. Çünkü
mu'minler biribirlerinin şahitleridir.
Resulullah {Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in vâcib oldu kelimesini tekrarlaması, sözünü te'kîd ve
tahkik içindir.
Dâvûdi diyor ki:
«Fukahâya göre bu hadisden murâd: Fazilet sahiplerinin ve özü sözü doğru olan
kimselerin hayırla yâdetmesidir. Zira fâsikler de birbirlerini hayırla
yâdederler. Fakat onlar bu hadisin mânâsına dâhil değillerdir. Bir de şerrle
yâdeden kimsenin, o cenazeye düşman olmaması şarttır. Çünkü sâlih bir zâtın
düşmanı olabilir. Düşmanı Ölür de, sâlih zât onu kötülükle yâdederse o cenaze
yine bu hadisin manâsında dâhil değildir. Zîrâ âdil bile olsa aralarında
düşmanlık bulunduğu için dünyâda iken onun aleyhine şehâdeti kabul olunmuyordu.
Beşer mâsûm değildir.»
Burada şöyle bir suâl
hâtıra gelebilir: «Hz. Zeyd b. Erkâm'dan rivayet olunan sahîh bir hadisle
ölülere sövmek yasak edilmiş, onları hayırla anmak emir buyurulmuş iken,
ölülerin kötülüklerini söylemek nasıl tecviz edilebilir?» bu suâlin cevâbı
şudur:
«Ölülere sövmek münafık,
kâfir ve açık açık fisk-u fücurda bulunan yahut dîn babında bid'at çıkarmış
olmayanlardır. Bu sayılanların şerrle yâdolunması, onların yolunu tutarak
kendilerine uyanlar bulunmaması için caizdir.
Bâzıları: «Cenazeyi
hayırla yâdedenlerin medh-u senası mutlaka cenazenin fiillerine uygun
olmalıdır.» demişlerdir.
Kurtubi'ye göre, ölülere
sövmeyi yasak eden hadîsin babımız hadisinden sonra vârid olması muhtemeldir.
Bu takdirde onu neshetmiş olur.
Bâzılarına göre Hz. Enes
hadîsi dirileri gıybet hükmündedir. Eğer bir kimsenin ekseriyetle fiilleri
hayır olursa, o kimseyi gıybet etmek haramdır. Ama fâsıklığını ilân eden biri
olursa, onun hakkında gıybet sayılacak bir şey yoktur. Ölü dt buna kıyâs
olunur. Binâenaleyh Enes hadîsi memnu olan ölülere sövme kabilinden değildir.
Ulemâdan bir takımları:
«Sena umumiyetle bütün Müslümanlar hakkında carîdir, Allah Teâlâ insanlara
yahut insanların ekserisine ölen bir kimse hakkında senada bulunmayı ilham
ederse, bu onun cennetlik olduğuna delildir. Bu hususta işlediği fiillerin
cennetlik olmayı iktizâ edip etmemesi müsavidir. Fiilleri cennetlik olmasını
iktizâ etmese bile onu mutlaka azâb etmek gerekmez. Böylesi Allah'ın meşîetine
kalmıştır. Nasıl dilerse öyle yapar. İşte Allah Teâlâ bu kuluna senada
bulunmayı bizlere ilham buyurdumu anlarız ki Allah ona mağfiret buyurmayı
dilemiştir.
Bu izahattan Resulullah
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'ın «Vacib oldu...» demesi için evvelâ ashabın
senada bulunmalarının faydası anlaşılır.
«Sizler Allah'ın
yeryüzündeki şahitlerisiniz.»
Cümlesi hem ashâb-ı
kiram'a hem de onların sıfatında mü'min olanlara şâmildir.
İbni Tin, bunun sahabeye
mahsûs olduğunu çünkü sahabenin hikmet tahtında konuşduklarını; onlardan sonra gelenlerde
bu meziyet bulunmadığını rivayet etmiş, sonra: «Doğrusu bu mes'ele mutemet ve
ehl-i takva olanlara mahsûstur.»
demiştir.
Nevevi Anlaşılan ashâb-ı
kiram'ın yâdettikleri cenaze münafıklardanmış, diyor.
İmam Ahmed'in rivayet
ettiği bir hadise bakılırsa Nevevi'nin mütâlâası kabule şayan görülür. Çünkü o
rivayette Peygamber (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in şerrle yâdedilen cenazenin
namazını kıldığı bildiriliyor.
Beyhaki: «Bu hadisde bir
kimsenin bildiği bir şey'i hîn-i hacette meselâ hâkimin şahitleri tezyike zata
sorması gibi bir ihtiyâç vukuunda söylemesinin caiz olduğuna delil vardır.»
demiştir.