SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1032 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadisi Buhâri «Kitabü'z - Zekât» ve Kitâbü'I - Vasâyâ»'da  Nesâi «Kitâbü'z- Zekât» 'da tahrîc etmişlerdir.

 

Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e gelen zâtın kim olduğu malûm değildir. Bâzıları Hz. Ebû Zerr olmasını muhtemel görmüşlerdir. Çünkü İmam Ahmed b. Hanbel'in «Müsned»'inde Hz. Ebû Zerr' in «Sadakanın hangisi efdaldır?» diye sorduğu tasrih edilmiştir.

 

Taberânî dahî Ebû Ümâme' den hadîsi rivayet etmiştir. Ancak Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in ona verdiği cevap buradaki gibi değil, «Malı az olanın cehd ederek verdiği sadakadır.» şeklindedir.

 

Sadakayı sağlam ve mala tama' ettiği hâlde vermesinin efdal oluşu bu hâllerde sadaka vermek nefse güç geldiği içindir.

 

Canın gırtlağa gelmesi'nden murâd: O ânın yaklaşmasıdır. Zîrâ hakikaten can gırtlağa geldiği zaman vasiyet ve sâir tasarruflar sahih değildir.

 

Hadîsin mânâsı şudur: «Sadakanın efdalı hâl-i hayâtında vücûdun sağlam ve mala ihtiyâcın varken verdiğin sadakadır. Çünkü ölüm döşeğinde verdiğin sadaka senin olmaktan çıkmış, malına mirasçılarının hakkı taalluk etmiştir.

 

Hz. Ebû Sad' in rivayet ettiği bir hadîs de bu te'vîli te' yid etmektedir. Mezkûr hadîste:

 

«Bir kimsenin hâl-i hayâtında bir dirhem tasadduk etmesi, ölürken yüz dirhem tasadduk etmesinden daha hayırlıdır.» buyurulmuştur.

 

Hadîs-i şerif de zikredilen «filân» 'ların ikisi kendisine mal vasiyet olunan kimseden üçüncüsü de mirasçıdan kinayedir. Yâni: Kiş'i ölürken filân ve filâna şu kadar mal vasiyet ediyorum ,demeye bırakma. Çünkü o mal o anda filân mirasçının olmuştur.» demektir. Mirasçı isterse o vasiyeti iptal eder.

 

Hz. Ebû'd-Derda'dan rivayet olunan bir hadîste: Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):

 

«Ölürken köle azâd eden bir kimsenin hâli, doyduktan sonra hediye verene benzer;» buyurdu, denilmektedir.

 

Meymûn b. Mihrân, Hişâm'ın zevcesi Rukiyye'nin vefat ettiğini ve ölürken bütün kölelerini azâd ettiğini duyunca: «Bunlar malları hususunda Allah'a iki defa isyan ediyorlar. Bir kere cimrilik edip, mallarının sadakasını vermiyorlar, sonra malları başkasının oldumu, o malları israf ediyorlar.* demiş.

 

Hattâbi diyor ki: -Bu hadîs, hastalığın insanın malından bir kısmını elinden aldığına ve hastalık anında yapılan sehâvetin cimrilik lekesini gidermediğine delildir. Onun içindir ki Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) sadaka veren kimsenin bedeni sağlam, mala düşkün olmasını şart kılmıştır. Zîrâ böylesi çok yaşayacağım ümidiyle sadaka verirken, malım gidiyor diye kalbinde bir te'sîr ve elem duyar; fakir kalıyorum diye korkar.»

 

Mirasçının dilediği takdirde vasiyeti bozmsaı mutlak değildir, yapılan vasiyet malın üçte birinden fazla olduğu taktirdedir. Çünkü ölüm döşeğinde yapılan vasiyet malın üçte birinden tenzif edilir. «O mal vasiyet olunan kimsenin üzerine mahkeme karâriyle tescil edilmeden önce bozabilir.» diyenler de olmuştur.

 

Burada şöyle bir suâl hatıra gelebilir: «Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem), Allah'tan başkasına yemin etmeyi nehî buyurduğu hâlde acep neden burada muhatabının babasına yemin etmiştir?»

 

Bu suâli îmam Nevevî şöyle cevaplandırmıştır: «Resûlullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) kasten Allah'dan başkasına yemîn etmeyi nehip buyurmuştur-. Bu hadîsteki lâfız ise kasıtsız olarak ağzından çıkıvermiştir. Binâenaleyh yemin değildir. Bu gibi sözler memnu değildirler.»