SAHİH-İ MÜSLİM

     Konular Numaralar  

 

 

1165 nolu Hadis’in İzahı:

 

Bu hadîsi Buhâri «Fadlu Leyleti'l-Kadir» babında, Nesai «Kitâbu'r-Rüya-da tahric etmişlerdir.

 

Hadîsin muhtelif rivayetleri Kadir Gecesinin Ramazân-i Şerîf'in yirmisinden sonraki tek gecelerde aranacağını bildirmektedir. Kadir Gecesinin bin aydan daha hayırlı olduğu Kur'ân-ı Kerîm'in «Kadir» sûresinde beyân olunmuştur. Bu geceye niçin Kadir Gecesi nâmı verildiği hususunda ulemâ ihtilâf etmişlerdir.

 

Bâzılarına göre «Kadirin mânâsı: Bir şey takdir etmek, ona paha biçmek demektir. Aîlah Teâla sene içinde geçecek vak'ayı ve umuru o gece takdir buyurup hükmettiği için ona bu isim verilmiştir. Birtakımları o gecenin, ehemmiyet ve şerefinden dolayı bu isim verildiğini söylemişlerdir.

 

Rivayete göre Zührî : «O gece azamet ve şeref gecesidir.» demiştir.

 

Ebû Bekr-i Verrâk'a göre mezkûr geceye Kadir denilmesi, kadr-u kıymeti olmayan kimselerin, o geceyi ihya etmekle kıymet kazandıkları içindir.

 

Ulemâdan bazıları mü'minlerin o gece işledikleri salih ameller Allah Teâla indinde makbul olduğu için bu ismin verildiğini, birtakımları da kadr-u kıymet sahibi olan, Kur'ân-ı Kerîm'in o gecp indirilmesi sebebiyle Kadir Gecesi nâmı verildiğini söylemişlerdir

 

O gece, yeryüzüne üç büyük melek indiği için bu ismin verildiğini söyliyenlerde vardır. İmam Halîl b. Ahmed'e göre o gece yeryüzü meleklerle dolup taştığı için bu isim verilmiştir.

 

Bu bâbda daha başka kaviller de vardır.

 

Ne garîbdir ki Kur'ân-ı Kerîm'de :

 

«Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.» [ Kadir 3 ] buyurulduğu halde son asır ulemâsından Mısır'lı Şeyh Muhammed Abdu’l Kadir Gecesinin bizatihi hiç, bir fazileti olmadığını, bu büyük fazileti ona Kur'ân-ı ,Kerim'in o gece inmesi bahgettığini iddia etmiş, şimdiye kadâr hiç bir müfessir ve muhaddisin naur-ı hayâlinden bile geçmeyen, garîb iddiasını isbât sadedinde âyet ve hadîs tanımamıştır. Ezcümle Buhari ile Müslim'in bu babda ittifakla tahric ettikleri birçok hadîslerin muztarib,. zayıf ve uydurma olduklarını iddia etmiştir. Halbuki sahîheynde bahusus Buhâri'de uydurma hadîs bulunmak- §öyle dursun, bir tek zayıf hadîs bile yoktur. Ulemâ kitâbullah'dan sonra en sahih kitabin «Sahîh-i Buhâri» olduğu­nu söylemiş, birtakımları Müslim 'in «Sahîh »ini tercih etmişlerdir. Gerçi Buhâri'de 300 kadar zayıf hadîs olduğu, «Sahîh-i Müslim»de dahî bu kabilden birçok hadîsler bulunduğu tesbît edilmişse de bunlar müstakillen hüküm ifâde etmek için değil, o bâbdaki esâs hadîslere şahit yani onları takviye ve te'yid için getirilmişlerdir. Biz sözle'sahîheyn-deki her zayıf hadîsin mutlaka sahîh bir rivayeti de vardır. Hadîs ulemâsına göre sahîh bir hadîsi rivayet ettikten sonra onu te'yid için aynı hadîsin zayıf bir rivayetini nakletmekte hiç bir beis yoktur, İslâm düşmanlarının müslümanlığa hücûm için bu gibi zayıf hadîsleri ele alarak demagoji yapmalarına pek fazla hayret edilemez. Çünkü düşmandan zâten düşmanlık beklenir. Fakat bir müslüman âliminin hattâ müctehid geçinen bir zâtın en sahîh hadîslere «uydurma» damgası vurmasına ne mânâ verilir» bilemem?... Bereket versin ki Ezher Şeyhlerinden Abdurrahman Tâc , Kadir Gecesi hakkında yazdığı yirmi-otuz sahifelik küçük bir broşürle Muhammed Abdü'ye hak ettiği cevâbı vermiş, hatalarını birer birer yüzüne çarparak müslümanları Resulullah (Sallâllahu Aleyhi ve Sellem)'in sahîh hadîslerine karşı tereddüt ve şüpheye düşmekten kurtarmıştır.

 

Bizce Kadir Gecesinin fazileti hakkında Kur'ân-ı Kerîm 'de hiç bir âyet bulunmasa, Kur'ân-ı Kerîm'in o gece nazil olması aklen mezkûr gecenin yine pek mümtaz, pek şerefli olmasını iktizâ eder. Çünkü Kur'ân-ı Kerîm semavî kitapların sultanı mesabesindedir. Bir sultanı ağırlamak için ise saray gerekir. Onu bir kulübeye misafir almak şanına lâyık bir hürmet ve ta'zim olamaz.

 

Şu halde akıl, semavi kitapların sultanını Allah Teâlâ'nın mutlaka mümtaz bir gecede indirmiş olmasına hakmeder, o gece de Kadir Gecesidir.

 

Filvaki mezkûr gecenin akla uygun olarak pek mümtaz ve şerefli bir gece olduğunu Allah Teâlâ:

 

«Kadir Gecesi bin aydan daha hayırlıdır.» âyet-i kerîmesi ile beyân buyurmuştur.

 

Kur'ân-ı Kerîm 'in o geceye şeref üstüne şeref, hayır üstüne hayır kattığı hususunda ise söz yoktur.

 

Ulemâ, Kadir Gecesinin tâyini hususunda ihtilâf etmişlerdir. Ezcümle , Ramazan'ın ilk gecesi, onyedinci gecesi, onsekizinci gecesi, ondokuzuncu gecesi, yirmibirinci, yirmiüçüncü, yirmibeşinci, yirmiyedinci, yirmidokuzuncu ve Ramazan'ın son gecesi olduğunu söyleyenler bulunmuştur. Çift gecelerde aranacağını iddia edenlerle, bütün senede ve bütün Ramazan'da aranması gerektiğini söyleyenler de vardır.

 

îmam A'zam'a göre Kadir Gecesi Ramazan 'dadır, yalnız her sene aynı geceye tesadüf etmeyip, bazen evvel bazen sonra gelir.

 

İmam Ebû Yûsuf'la îmam Muhammed'e göre Kadir Gecesi değişmez, lâkin hangi gece olduğu belli değildir. Bir rivayete göre Ramazan'ın yarısından sonra aranılacağını söylemişlerdir.      

 

İmam Şafiî'ye göre Kadir Gecesi Ramazan'in yirmisinden sonra gelir, yeri değişmez. Bu gece kıyamete kadar bakidir.

 

Ebû Bekir-i Râzi: «Kadir Gecesi aylardan birine mahsus değildir.» demiştir. Hanefîiyye ulemâsının kavilleri de budur. Hattâ Kaadî Han, îmam A'zam'ın meşhur kavline göre Kadir Gecesinin sene içinde devrettiğini, bazen Ramazan'da, bazen de başka başka bir ayda geldiğini söylemiştir. Bu kavil İbni Mes'ûd ve İbni Abbâs (Radiyallahu anhüma) ile İkrimeden ve diğer birtakım ulemâdan sahîh rivayetlerle naklolunmuştur.

 

El-Mühelleb bu kavli çürütmeye çalışmış ise de, Hanefiler'e hücum edeyim derken îbni Mes'ûd ve İbni Abbâs (Radiyallahu anh) hazerâtı gibi iki büyük sahâbinin kavillerini hiçe çıkarmak gaflet ve cür'etinde bulunmuştur.

 

Sahâbe-i kiram 'dan Abdullah b. Zübeyir Kadir Gecesinin onyedinci, Ebû Said-i Hudrî yirmi­birinci geceler olduğunu söylemişlerdir.

 

İmam Şafiî, Hz Ebu Saîd'in kavlini tercih etmiştir.

 

Abdullah b. Üneys (Radiyallahû anh)'a. göre Leyle-i Kadir Ramazan'ın yirmiüçüncü gscesidir.

 

Sahabe-i kiram'dan bir cemaatla îbni Abbâs {Radiyallahû anlı) yirmiyedinci gece, Bilâl (Radiyallahû anh) yirmidördüncü, Hz. Ali ondokuzuncu gece olduğunu söylemişlerdir. Bu babda başka kaviller de vardır. Hattâ Leyl'e-i Kadir'in Şa'ban'ın onbeşinci gecesi olduğunu söyliyenler bile bulunmuştur.

 

Şiîler'le Râfizî 'ler, Kadir Gecesinin kaldırıldığını iddia ederler.

 

Abdürrazzâk'ın Hz. Abdullah b. Hanbes 'den rivayet ettiği bir hadîs Şiîler'le Râfizî 'ler aleyhine delildir. Mezkûr hadisde:

 

«Ebû Hureyre'ye dedim ki :

 

  -Kadir Gecesinin kaldırıldığı söyleniyor. Ne dersin? Ebû Hureyre :

 

  «Onu söyleyen yalan yapmış, cevâbını verdi.» denilmektedir.

 

Zahirîler 'den İbni Hazm, Kadir Gecesi hakkında şunları söylemiştir: «Ramazan yirmidokuz çekerse Kadir Gecesi hiç şüphesiz kalan on günün evvelindedir. O da ya yirmibirinci,. ya yirmiikimci, yahut yirmidördüncü veya yirmialtmci yahut yirmisekizinci gecedir. Ramazan otuz çekerse: Son on gecenin iktidası seksiz olarak ya yirmibirinci, ya yirmiüçüncü, ya yirmibeşinci, yahut yirmiyedinci veya yirmidokuzuncu gecedir.»

 

Kadir Gecesinin Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) zamanında. yalnız bir seneye mahsûs vâki olduğunu söyliyenler de vardır.

 

Hasılı Kadir Gecesi hakkında kırkbeş kadar kavil vardır. Maamafih mefhûm-u adet muteber bir delîl olmadığı için rivayetler arasında münâfaat yoktur.              

 

Ulemâdan bâzılarına göre Resulullah {Sallallahu Aleyhi ve Sellem) Kadir Gecesini kat'î olarak tayin etmemiştir. Bu sebeple Ashâb-ı Kiram 'dan her biri işittiği ile amel etmiştir. Ekser-i Ulemâ Kadir Gecesinin yirmiyedi  Ramazan'da olduğunu söylemişlerdir.