1196 nolu Hadis’in
İzahı:
Bu hadîsi bütün Kütüb-i
Sitte sahipleri «Hacc» bahsinde tahric ettikleri gibi Buhâri «Megâzi», «Cihad»,
«Zebâyıh», «Hibe» ve «Et'ime» bahislerinde muhtelif râvilerden rivayette
bulunmuştur.
Tahavî onu beş tarîkden
rivayet etmektedir.
Hadîsin muhtelif
rivayetlerinden anlaşılıyor ki vak'a Hudeybiye musâlahasının yapıldığı yıl
geçmiştir.
Kaaha: Sukya'ya 1 mil
mesafede bulunan bir vadidir- Medîne'den üç konak uzaktadır.
Kaadı îyaz bu kelimeyi
bâzılarının İmam Buhâri'-den «Faha» şeklinde rivayet ettiklerini, fakat bunun
bir vehim olduğunu söylemiş: «Doğrusu Kaaha'dır» demiştir.
İbni îshak «El-Meğazi»
nam eserinde bu yerin «Face» olduğunu söylemişse de, İbni Hişâm bunu reddetmiştir.
Cevzâki'nin dahi «Kaaha»
yerine «Sıfah» diye rivayet ettiği, fakat bunun bir tashifden ibaret olduğu
söylenmiştir.
Sukyn: Mekke ile Medine
arasında büyük bir köydür.
Gaykai Mekke ile Medîne
arasında Benî Gıfâr kabilesine ait bir yerdir.
Kaadî îyâz: «Bunun Benî
Sa'Iebe'ye âit bir kuyu olduğunu söyleyenler vardır.» demiştir.
Tahin: Sukya'ya üç mil
mesafede bulunan bir kuyudur.
Esrem diyor ki: «Hadîs
ulemâsının Ebû Katâde'ye şaştıklarını ve:
— Nasıl olur da Ebû Katâde mikaatı ihrâmsız olarak
geçebilir? dediklerini, buna bir türlü mânâ veremediklerini işitirdim. Nihayet
bu mes'eleyi îyâz b. Abdillah'ın- Ebû Said-i Hudrî'den rivayet ettiği hadîsde
izah edilmiş şekilde gördüm.»
Ebû Saîd-i Hudrî
(Radiyallahu anh) hadîsini Tahavî rivayet etmiştir. Lâfız şudur:
«Nebi (Sallallahu Aleyhi
ve Sellem) Ensar'dan Ebû Katâde'yi sadaka me'muru olarak gönderdi. Kendisi de
ashabı ile birlikte ihrama girerek yola çıktılar. Usfan'a inince bir yaban
eşeği gördüler. Bu arada Ebû Katâde ihrâmsız olarak geldi. Ashab hayvana
dikkatle bakmamış olmak için başlarını eydiler. Ebû Katâde bakınarak hayvanı
gördü. Hemen atına binerek mızrağı aldı ama mızrak elinden düştü. Ashaba:
— Şunu bana verin, dediyse de onlar:
— Biz bu hususta sana hiç bir yardım yapamayız,
cevabını verdiler. Derken Ebû Katâde hayvana hücum ederek vurdu. Ashab ondan et
kızartmaya başladılar. Sonra:
— (Biz ne yapıyoruz?) Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem) aramızdadır, dediler. Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)
ashabının önünde gidiyordu. Hemen kendisine yetişip sordular. Resûl-i Ekrem
(Sallallahu Aleyhi ve Sellem) bunda bir beis görmediler.
Bu hadîsi Bezzâr dahî
tahrîc etmiştir.
Kuşeyri, Hz. Ebû Katâde
'nin hacca gitmek istemediği yahut ihrama girmemesinin mikaatlar tayin
edilmezden önce olduğu ihtimâli üzerinde durmaktadır.
Münizıri'nin beyanına
göre Medîneliler Hz. Ebû Katâde'yi bazı Arap kabilelerinin Medine'ye hücum
etmek niyetinde olduklarını bildirmek için Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'e
göndermişlerdi.
îbni Tîn'e göre ihtimâl
Hz. Ebû Katâde Mekke'ye girmeyi niyet etmemiş ancak ordusu çok görünsün diye
askerine katılmıştır.
İbni Abdilberr:
«Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in Ebû Katâde'yi düşmanı terassud
etmek için sahil yolundan gönderdiği söylenir. Bundan dolayı ashabının yanına
geldiği vakit ihrâmlı değildi.» diyor.
Aynî bu sözlerin
içersinde en güzel cevap Hz. Ebû Saîd-i Hudrî hadîsi olduğunu kaydetmektedir.
Bazı rivayetlerde:
«Birtakımları bana gülmeğe başladılar.» denilmiştir. Bu takdirde Ashâb-ı
Kiram'in Hz. Ebû Katâde'ye güldükleri anlaşılırsa da Kaadî İyâd bu sözün bir
hatâ ve tashifden ibaret olduğunu söylemiştir.
Nevevî bu rivayeti kabul
etmiş, fakat Ashab'ın Hz. Ebû Katâde'ye değil üzerlerine av çıkıp da ona bir
şey yapmak ellerinden gelmediğine güldüklerini söylemiştir.
Nefs-i hadîste Ashab-ı
Kiram'ın gülmelerinin bir işaret veya delâlet olmadığını iktizâ eden cümle
vardır. O da Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'in:
«İçinizden ona işaret
eden bulundu mu ? suâline ashabın:
— Hayır, diye cevap
vermeleridir.»
Hadîsin bir rivayetinde:
«Ashâb Hem hayvanın etinden yediler» hem de pişman oldular.» denilmiştir.
Ashâb.ı Kiram'ın düşman
yolumuzu keser diye korkmaları, Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem)'den
ayrılacakları içindir. Çünkü Resulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) ordusunun
önünde gidiyordu.
Hadîs-i Şerifi bizzat
Ebû Katâde (Radiyallahu anh) rivayet ettiği halde rivayetlerin birinde «Ebû
Katâde de içlerinde olduğu halde» demesi, tecrid kabilindendir. Sözün muktezası
«Ben de içlerinde olduğum halde» demek idi. Bu sözü îbni Ebî Katâde'nin
zannetmek hatâdır. Çünkü hadîsin mürsel olmasını icab eder.
«Yalnız Ebû Katâde
ihrâmlı değildi» sözü dahi tecriddir. Bundan murad: «Yalnız ben ihrâmlı
değildim.» demektir.
Resulullah (Sallallahu
Aleyhi ve Sellem)'in ashabına: «Onu yiyin.» buyurması, icab değil, ibaha ifâde
eder. Zira bir menfaat icab eden emirler ibaha, aleyhde olan emirler vücub
ifâde ederler.